Tesla'nın bir sahtekar olduğunu yazan tweetlerde paylaşanlar olmuştu. bu paylaşımları yapanların hiç birisi uzman ya da bilim adamı değil. Aşılarla ilgili spekülasyon çıkaranlarda gazeteci idi. Bunlara inanıp çocuklarına aşı yaptırmayan aileleler çocukları zatürre, kızamık vb olunca pişman oldular ama son pişmanlık fayda etmez. Yeni salgınların cehaletle çağrılması tarihin tekrarıdır.
iÇin'den gelen bir karate ustası, Karadeniz’de kahvehaneye girmiş ve bağırarak meydan okumuş: “İçinizde bana yan bakan delikanlı var mı?" Temel, "Ula bu herif Çin'den gelip, burada kabadayılık mı yapacak?" diye kendi kendine sormuş ve hemen atılmış: “Ben varım ula!.." İkisi beraber dışarıya çıkmış. Beş dakika sonra Temel bir gözü morarmış bir hâlde kahveden içeri girmiş. Hemen ardından giren Çinli de kasıla kasıla Temel'i göstererek hava atmış: -Ona "Mikado ustanın hoshidosu ile vurdum!..” Ertesi gün Çinli yine kahveye gelmiş, herkese meydan okumuş. Temel yine kalkmış, dışarıya çıktıktan beş dakika sonra ağzı, burnu kan içinde geri gelmiş. Arkasından içeri giren Çinli, Temel'i göstererek yine havasını atmış: -Bu kez ona favori tekniğim "Takorama'nın Karamaki'siyle vurdum!.." Üçüncü gün kahveye gelen Çinli, yine meydan okumuş, Temel de yine gönüllü olmuş. İkisi beraber dışarı çıkmışlar. Herkes Temel'i beklerken, Çinli ağzı burnu kırılmış, üstü başı kan revan içinde içeri girmiş. Hemen arkasından da kasıla kasıla kahveye giren Temel, bir eliyle Çinliyi göstererek şöyle demiş: -Ona "Toyota'nın krikosuyla vurdum!.." *** ,Valla ben çok güldüm.
Yazım neden silindi bilemiyorum... Fatih Altaylı nın alındığını hiç zannetmem... Alınsa alınsa liboşlar alınır bir de fetöcüler.... İmamoğluna gelince O eleştirilere katlanamayacaksa siyaset yapmayacak...
gerekmezmiş ne top, ne de, tüfek, yıkarmış bir anda,.. tek bir söz, sevda üstüne kurduğun, o sağlam sandığın kaleleri, yağarmış aniden kar, güvendiğin dağlara, ölmez ölmezzzzz derdin ya hani, içimdeki o çocuk, umulmazda öldürürmüş,
bir gecede faili meçhul,bir kurşun, ayıpsanırsın yasını tutmağa, sebebi benim dersin bu cinayetin oysa bilirsin ki, yasası bu sevdaların güvenirsin,güvensiz kalırsın, inanırsın,inançsız topla bakalım becerebilirsen, kalp kırıklarını hüzün bulutların izin verirse... anla ve at artık,şu yürek kilidini dipsiz kuyulara, sevme birdaha aslaaaaaaaa, YANARSIN.. ve adresin yine aynı, Elem mahallesi,hüzün sokağı, kırık kalp apartmanı no : yarım
"Amerika'da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum. İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum. Bir yandan da 'anneciğim..anneciğim..' diye bağırıyorum. Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar. Birbirlerine bakıp 'acaba orası neresi?' diye soruyorlar Ben, 'annemi çağırıyorum' dedim. 'Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?!' dediler muhtemelen.. Biz böyle durumlarda 'anne' deriz. Onlarda öyle bir şey yok ki; 'mamy..mamy..' diye ağlayan Amerikalı mı var?.. Evet, belki de ' ANNE ', bizim ' AĞRIYAN YERİMİZ '...
Libya ile münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladı... Rusya ile yapılan anlaşmadan sonra stratejik açıdan yapılan en büyük anlaşma.. 2000 lerin sonuna doğru belki de yazdığım yazılar silinmeydi ne kadar önemli olduğunu taa o yıllarda yazmıştım... Rusya ile yapılan anlaşmadan sonra deniz kuvvetlerini tasfiyeye giren fetö bu konuda mısır Suriye Libya ve Lübnan Tunus ve Fas ile de benzer anlaşmalar yapılmasının önüne geçti.. O yıllarda yapılmış anlaşmalarla şimdi çok ileri aşamalarda olabilirdik.. Hatta hiç ileri gitmek olmayacak Türkiye benzer bir anlaşmayı Filistin ile imzalamalıdır... Hatta denize ve okyanusa kıyısı olan tüm ülkelerle.. Ama bu konuda hükümetten çok iş üniversitelere ve akademisyenlere iş düşmektedir... Münhasır ekonomik bölge anlaşmaları ve bu konuda geliştirilecek stratejik iş birlikleri ülkeye hem yeni ufuklar yeniden deniz imparatorluğu olma gücü ve beraberinde akılalmaz istihdam ve bilgi toplumu olma yolunu da açacaktır.. Hem mazlum toplumların kimsesi olacağız hem de "insanı yaşat ki devlet yaşasın " düsturunu hayata geçirmiş olacağız... Denize kıyısı olan tüm illerimizdeki üniversitelerin bu konuda çok çalışması bu çalışmaları taçlandıracak bir devlet politikasının oluşturulmasına ivedilikle ihtiyaç vardır... Bu Türkiye Cumhuriyeti nin 21 yy yeniden sahneye çıkışının en büyük mihenk taşı olabilir.. Geç kalmış sayılmayız ama erkenci de değiliz... Yapabiliyorken yapmak en doğru olanı....
Kim ne derse desin yeni çıkan partiler fetö'nün siyasi ayağı olmaktan kurtulamayacak chp ve iyi partiyi bile kendi eğriliğine bakmadan kambur diyen bir siyaset tescilli fetöcüler için neler demez...
Hükümetin yavşayalakaları ekonomik krizin üstesinden bu millet geldi dedi... Hükümet ise eyt devletin zararınadır diyor.. Yani bu milleti açlığa terk ediyor... Şimdi hükümet ile yavşayalakaları arasında söylem farklılığı bariz bir şekilde ortaya çıkmaya başladı... Fareleri hep birlikte göreceğiz...
Düz Dünya kafası işte hep bunlar. Ufuk çizgisini internet programı ile yalanlamaya kalkarsın da o çektiğin videoda bir tane fizikçi, matematikçi falan çıkıp bilimsel birşey anlatmaz. Daha kötüsü internet fenomeni olursun bunu yaparak. Bunu izleyip beğenen milyonların hiç mi suçu yok ? Yooo onlar Müslüman :))
Ayetlerin ayarları ile oynamak... Herkesin işine geldiği gibi ayetleri yorumlaması kendi kişisel tercihi olabilir ama bu hakikat değildir.. Hakikat kimsenin üzerinde ayrılığa düşmediği Hak tan olan bilgi anlamına gelir.. Cuma süresi cuma namazı vakti düştüğünde namaz için alış verişi bırakmanız sizin açınızdan daha hayırlı olduğu için salık verilir.. Namazdan sonra rızkınızı aramanızda aynı surenin içindedir.. Merak edenler surenin tamamından okuyabilirler. Ayrıyeten namaz kılmak farz ise selam almak ta farzdır.. Allahın farzları arasında birini yapıyorum öbürünü yapmıyorum demek karşı tarafında aynı argümanı olabilir herkes kendi açısından haklı olabilir ama hakikat herkesin ahlakının kendi ölçüsü olduğunu söyler... Kimse kimsenin imamını ölçerek kendini Allah yerine koyacak kadar ahlaksızlaşmasın... Biz müslümanlar yalnız Allaha ibadet eder yalnız ondan mağfiret dileriz...
''Eller kavuşuyor kucaklanamayana doğru.. Kucaklanamayan ama yine de var olan.. Bir boşlukla ayrılmış..'' ”Yol ayırsa yürürsün, duvar ayırsa yıkarsın.. Ya ayıran bir boşluksa.”
hüzünlüyüm bu gece, daha sabaha birkaç saat var, şimdiden cigara paketim bitmek üzre, şişeninse dibi göründü, ben böyle değildim senden önce, alkol ve cigara bilmezdi beni. çaresizlik,sensizlik,vedahi özlem bağlıyor elimi ve kolumu. çıkmaz sokaklardayım,bazen bulamıyorum inan ki evimin yolunu, derlerdi inanmazdım sevdaya düşünce, yarsız yok olduğunu, siliniyor gözünde önceki tüm değerler herşey ona endeksli, o varsa varsın, yoksa,sen minicik bir adamsın millet ne derse desin,titrin ne olursa olsun, yoksun yok,ahu ceylanım,ürkek maralım, olmayınca sen berbattır halım.. hadi naz ettiğin yeter, yarın gece nolursun gel, vuslatın bilki tüm ömre değer, seni ben ne çok sevmişim meğer.. inanmazdım aşka sevdaya, birine bukadar bağlanmaya, sanırdım ki yüreğim delinmeyecek kaya, karşı gelmişim ki,yüce Mevlaya, attı beni bu derin sevdaya.. maralım ceylanım, sevdan içimde hep infilak eden bir volkan, yanıp kül olmadan Kerem misali, hadi çık aniden gellll...
beklemek,ne kötü şeydir o ya... umutla beklersin,saatler geçmez, umutsuzca beklersin saatler hiç bitmez..acabalar içindedir yüreğin, gitmiştir hemde gelirim filen demeden,ama yürek bu uymaz ki beyninin komutlarına,yana yakıla,düşe kalka hala minnacık bir umutla beklersin onun gelmesini,yada bir selam bir haber göndermesini...beklemek işte bunun adı umutla da olsa,.. umutsuzcada olsa,.. dünyanın en berbat saatleridir beklemekte geçen saatler,günler,geceler,aylar,yıllar...
Benim zamanımda kol saati çok önemliydi; öyle herkesin olmazdı. Arkadaşlarımdan birisine babası kol saati almış. Tam hayalimdeki gibi. Koluna takmış okula geldi. Hepimiz çok beğendik. Çocukluk işte, benim asla böyle bir saatim olmayacaktı. Bu saat benim olmalıydı.
Karar verdim. Saati çaldım ve cebime koydum. Arkadaşım saatin çalındığını anladı ama kimin çaldığını anlayamadı.Durumu öğretmenimize anlattı. Öğretmenimiz "Saati kim aldıysa sahibine versin" dedi. Pişman olmuştum ama utancımdan ben aldım diyemedim.
Bu sefer öğretmen farklı yöntem denedi. Hepimizi tahtaya dizdi ve gözlerimizi kapattırdı. Bu benim hayatımın en utanç verici sahnesiydi. Ceplerimizi teker teker arayarak saati buldu ve sahibine verdi. Hepimiz gözlerimizi açtık, öğretmen bana hiç bakmadan derse devam etti.
Yıllar geçti, öğretmen oldum ve öğretmenim ile karşılaştım. Kendisine o günü hatırlattım ve sordum "Hocam" dedim "Ben o gün saati çaldığım halde tek bir kelime etmediniz, yüzüme bakmadınız, beni incitmediniz. Neden böyle yaptınız?" diye sordum. Hayatımda unutamayacağım şu cevabı verdi; dedi ki, "Siz gözlerinizi kapattığınızda ben de gözlerimi kapattım."
Kapitalizm için kara bir günden bahsedeceksek kara pazartesi işin doğrusudur... Amerikan borsasının çöküp dünya ekonomik buhranının miladı kabul edilir.. Tabiii kapitalistler bu krizleri de fırsata çevirmeyi bilmiştir... Her kriz yaşadıklarında bir günü karalayıp tüketimi körüklemeleri işin çekirdek çerez kısmı asıl parayı iflas eden şirket sermayelerini temsil eden hisse senetlerini iç ederek kazanıyorlar mesela örnek lehmanbrothers bizde ki ördeği saymakla bitmez cem uzan dan tosuncuğa jet fadıldan yeşil sermayeye bak da dur... Yani cuma gününü karalamak için hiç bir özel çabaları olduğunu düşünmek abesle iştigal etmek olur... Alamadığınız berbureys tesettürü indirime girdiyse fırsat bu fırsat alın....
Vakti mi olur sevmenin İnsan bir günün sonunda da sevebilir, Bir yolun sonunda da. Dahası, bir ömrün sonunda da düşebilir ateşe. Sadece güneşli olunca güzel değildir hayat. Yağmurda da güzeldir, Rüzgarda da güzeldir, Hazanda da..
Tesla'nın bir sahtekar olduğunu yazan tweetlerde paylaşanlar olmuştu. bu paylaşımları yapanların hiç birisi uzman ya da bilim adamı değil. Aşılarla ilgili spekülasyon çıkaranlarda gazeteci idi. Bunlara inanıp çocuklarına aşı yaptırmayan aileleler çocukları zatürre, kızamık vb olunca pişman oldular ama son pişmanlık fayda etmez. Yeni salgınların cehaletle çağrılması tarihin tekrarıdır.
hoş gelmişsiniz sizi karabataklar sizi
Haymatlos ve Sanal
isteyen gülebilir herkesin kürsüsünün cemaati
iÇin'den gelen bir karate ustası, Karadeniz’de kahvehaneye girmiş ve bağırarak meydan okumuş: “İçinizde bana yan bakan delikanlı var mı?" Temel, "Ula bu herif Çin'den gelip, burada kabadayılık mı yapacak?" diye kendi kendine sormuş ve hemen atılmış: “Ben varım ula!.." İkisi beraber dışarıya çıkmış. Beş dakika sonra Temel bir gözü morarmış bir hâlde kahveden içeri girmiş. Hemen ardından giren Çinli de kasıla kasıla Temel'i göstererek hava atmış:
-Ona "Mikado ustanın hoshidosu ile vurdum!..”
Ertesi gün Çinli yine kahveye gelmiş, herkese meydan okumuş. Temel yine kalkmış, dışarıya çıktıktan beş dakika sonra ağzı, burnu kan içinde geri gelmiş. Arkasından içeri giren Çinli, Temel'i göstererek yine havasını atmış:
-Bu kez ona favori tekniğim "Takorama'nın Karamaki'siyle vurdum!.."
Üçüncü gün kahveye gelen Çinli, yine meydan okumuş, Temel de yine gönüllü olmuş. İkisi beraber dışarı çıkmışlar. Herkes Temel'i beklerken, Çinli ağzı burnu kırılmış, üstü başı kan revan içinde içeri girmiş. Hemen arkasından da kasıla kasıla kahveye giren Temel, bir eliyle Çinliyi göstererek şöyle demiş:
-Ona "Toyota'nın krikosuyla vurdum!.."
***
,Valla ben çok güldüm.
Yaşamak hatırlamaktır ...
Yazım neden silindi bilemiyorum... Fatih Altaylı nın alındığını hiç zannetmem... Alınsa alınsa liboşlar alınır bir de fetöcüler.... İmamoğluna gelince O eleştirilere katlanamayacaksa siyaset yapmayacak...
Anla
gerekmezmiş ne top,
ne de, tüfek,
yıkarmış bir anda,.. tek bir söz,
sevda üstüne kurduğun,
o sağlam sandığın kaleleri,
yağarmış aniden kar,
güvendiğin dağlara,
ölmez ölmezzzzz derdin ya hani,
içimdeki o çocuk,
umulmazda öldürürmüş,
bir gecede faili meçhul,bir kurşun,
ayıpsanırsın yasını tutmağa,
sebebi benim dersin bu cinayetin
oysa bilirsin ki,
yasası bu sevdaların
güvenirsin,güvensiz kalırsın,
inanırsın,inançsız
topla bakalım becerebilirsen,
kalp kırıklarını
hüzün bulutların izin verirse...
anla ve at artık,şu
yürek kilidini dipsiz kuyulara,
sevme birdaha aslaaaaaaaa,
YANARSIN..
ve adresin yine aynı,
Elem mahallesi,hüzün sokağı,
kırık kalp apartmanı
no : yarım
GÜLEN
Akıllım bal gibi şarkı sözü olmuş işte... Telif koruması iste çalarlar...
Sosyalist Atarürkcülük ben yapıyorum çok pis alınırım... Lütfen dikkat
Sen anlat
sen anlat derdimi
dağdaki ibibik,
sen anlat halimi,. kayadali keklik.
onu görünce,gönlüm kırık,
dilim lal,
yanaklarım pençe,pençe,
kıpkırmızı al,
yanıyor içim,
bana oluyor bir hal,
şahitlik edecektir halime
kıyıdaki küreği kırık,
sahipsiz sandal.
bazen acırda halime,
gökteki ay,
zaman,zaman sanki,
yıldızlar bana el sallar.
mehtaplı gecelerde,
ıssız kumlarla,
öpüşür yakamozlar.
ve saklıdır onların her
ışığında,binlerce
elmas misali gözyaşlarım..
GÜLEN
Biraz çocuksu dizeler belki ama,biraz ortamı değiştireyim dedim.ey herkesin kürsüsünün cemaati
Perran Kutman anlatıyor:
"Amerika'da böbrek sancım tuttu. Taş düşürüyordum. Ambulans geldi. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum.
İlk defa böyle bir ağrıyla karşılaşıyorum.
Bir yandan da 'anneciğim..anneciğim..' diye bağırıyorum.
Bunu Türkçe söylediğim için ağrıyan yerimi söylediğimi sandılar.
Birbirlerine bakıp 'acaba orası neresi?' diye soruyorlar
Ben, 'annemi çağırıyorum' dedim. 'Kaç yaşında kadın, bunun bir de annesi mi var, onu niye çağırıyor ki?!' dediler muhtemelen..
Biz böyle durumlarda 'anne' deriz.
Onlarda öyle bir şey yok ki; 'mamy..mamy..' diye ağlayan Amerikalı mı var?..
Evet, belki de ' ANNE ', bizim ' AĞRIYAN YERİMİZ '...
Mutlu günler dilerim ??
Nadanla sohbet zordur bilene, zira nadan soyler ne gelirse diline.
Libya ile münhasır ekonomik bölge anlaşması imzaladı... Rusya ile yapılan anlaşmadan sonra stratejik açıdan yapılan en büyük anlaşma.. 2000 lerin sonuna doğru belki de yazdığım yazılar silinmeydi ne kadar önemli olduğunu taa o yıllarda yazmıştım... Rusya ile yapılan anlaşmadan sonra deniz kuvvetlerini tasfiyeye giren fetö bu konuda mısır Suriye Libya ve Lübnan Tunus ve Fas ile de benzer anlaşmalar yapılmasının önüne geçti.. O yıllarda yapılmış anlaşmalarla şimdi çok ileri aşamalarda olabilirdik.. Hatta hiç ileri gitmek olmayacak Türkiye benzer bir anlaşmayı Filistin ile imzalamalıdır... Hatta denize ve okyanusa kıyısı olan tüm ülkelerle.. Ama bu konuda hükümetten çok iş üniversitelere ve akademisyenlere iş düşmektedir... Münhasır ekonomik bölge anlaşmaları ve bu konuda geliştirilecek stratejik iş birlikleri ülkeye hem yeni ufuklar yeniden deniz imparatorluğu olma gücü ve beraberinde akılalmaz istihdam ve bilgi toplumu olma yolunu da açacaktır.. Hem mazlum toplumların kimsesi olacağız hem de "insanı yaşat ki devlet yaşasın " düsturunu hayata geçirmiş olacağız... Denize kıyısı olan tüm illerimizdeki üniversitelerin bu konuda çok çalışması bu çalışmaları taçlandıracak bir devlet politikasının oluşturulmasına ivedilikle ihtiyaç vardır... Bu Türkiye Cumhuriyeti nin 21 yy yeniden sahneye çıkışının en büyük mihenk taşı olabilir.. Geç kalmış sayılmayız ama erkenci de değiliz... Yapabiliyorken yapmak en doğru olanı....
Kim ne derse desin yeni çıkan partiler fetö'nün siyasi ayağı olmaktan kurtulamayacak chp ve iyi partiyi bile kendi eğriliğine bakmadan kambur diyen bir siyaset tescilli fetöcüler için neler demez...
Hükümetin yavşayalakaları ekonomik krizin üstesinden bu millet geldi dedi... Hükümet ise eyt devletin zararınadır diyor.. Yani bu milleti açlığa terk ediyor... Şimdi hükümet ile yavşayalakaları arasında söylem farklılığı bariz bir şekilde ortaya çıkmaya başladı... Fareleri hep birlikte göreceğiz...
Ve olan oldu.. Bahçeli Arınç ı fetöcülükle suçladı. Şimdi istediğiniz kadar bu yazıyı silin cin şişeden çıktı... Şimdi hain kim hep birlikte göreceğiz
Mesela Kaddafi.... !
Mesela Saddam !
Bir holograma bakar gibi yaşamak güzeldir belki de , kim bilir
Meselenin evrensel bir ruha sahip olamayasınız olabilir mi acaba ?
Düz Dünya kafası işte hep bunlar. Ufuk çizgisini internet programı ile yalanlamaya kalkarsın da o çektiğin videoda bir tane fizikçi, matematikçi falan çıkıp bilimsel birşey anlatmaz. Daha kötüsü internet fenomeni olursun bunu yaparak. Bunu izleyip beğenen milyonların hiç mi suçu yok ? Yooo onlar Müslüman :))
Ayetlerin ayarları ile oynamak...
Herkesin işine geldiği gibi ayetleri yorumlaması kendi kişisel tercihi olabilir ama bu hakikat değildir.. Hakikat kimsenin üzerinde ayrılığa düşmediği Hak tan olan bilgi anlamına gelir.. Cuma süresi cuma namazı vakti düştüğünde namaz için alış verişi bırakmanız sizin açınızdan daha hayırlı olduğu için salık verilir.. Namazdan sonra rızkınızı aramanızda aynı surenin içindedir.. Merak edenler surenin tamamından okuyabilirler. Ayrıyeten namaz kılmak farz ise selam almak ta farzdır.. Allahın farzları arasında birini yapıyorum öbürünü yapmıyorum demek karşı tarafında aynı argümanı olabilir herkes kendi açısından haklı olabilir ama hakikat herkesin ahlakının kendi ölçüsü olduğunu söyler... Kimse kimsenin imamını ölçerek kendini Allah yerine koyacak kadar ahlaksızlaşmasın... Biz müslümanlar yalnız Allaha ibadet eder yalnız ondan mağfiret dileriz...
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
umarım günün birinde hep birlikte mutlu sabahlara uyanırız,umarım...
senin küçük bir elvedan, böyle bir aşkı bitirebilir mi ne diyorsun ?? günaydın
Uzayda sallanan boş çuval olursun ...
''Eller kavuşuyor kucaklanamayana doğru.. Kucaklanamayan ama yine de var olan.. Bir boşlukla ayrılmış..''
”Yol ayırsa yürürsün, duvar ayırsa yıkarsın.. Ya ayıran bir boşluksa.”
Burası da çok önemli " şayet doğalgaz faturası çok geliyorsa kullanmayın Sayın vatandaşlar..
Çık aniden gel
hüzünlüyüm bu gece,
daha sabaha birkaç saat var,
şimdiden cigara paketim bitmek üzre,
şişeninse dibi göründü,
ben böyle değildim senden önce,
alkol ve cigara bilmezdi beni.
çaresizlik,sensizlik,vedahi özlem
bağlıyor elimi ve kolumu.
çıkmaz sokaklardayım,bazen
bulamıyorum inan ki evimin yolunu,
derlerdi inanmazdım sevdaya düşünce,
yarsız yok olduğunu,
siliniyor gözünde önceki tüm değerler
herşey ona endeksli,
o varsa varsın,
yoksa,sen minicik bir adamsın
millet ne derse desin,titrin ne olursa olsun,
yoksun yok,ahu ceylanım,ürkek maralım,
olmayınca sen berbattır halım..
hadi naz ettiğin yeter,
yarın gece nolursun gel,
vuslatın bilki tüm ömre değer,
seni ben ne çok sevmişim meğer..
inanmazdım aşka sevdaya,
birine bukadar bağlanmaya,
sanırdım ki yüreğim delinmeyecek kaya,
karşı gelmişim ki,yüce Mevlaya,
attı beni bu derin sevdaya..
maralım ceylanım,
sevdan içimde hep infilak eden
bir volkan,
yanıp kül olmadan Kerem misali,
hadi çık aniden gellll...
GÜLEN
ÖZÜR DİLENMEZ, ÖZRÜN KABULÜ DİLENİR!
şu sitede rastladığım belkide en güzel duvar yazısı
kutlarım kullanan site üyemizi...
Sessizim ne kadar üzsen de beni
Ağzımı açmaya gözüm kesmiyor
Vurduğun zincirden çözsen de beni
Bırakıp kaçmaya gözüm kesmiyor
Ne olur git deme kalbimi kır da
Meleyen gönlümü kaptırma kurda
Sıratı geçecek imanım varda
Aşkından geçmeye gözüm kesmiyor
Ne çıkar sararıp solsa da yüzüm
Gönlümde baharsın gelse de güzüm
Çekilmez olsa da sitemin nazın
Başka yar seçmeye gözüm kesmiyor
Ne olur git deme kalbimi kır da
Meleyen gönlümü kaptırma kurda
Sıratı gececek imanım varda
Aşkından geçmeye gözüm kesmiyor
Cemal Safi
beklemek,ne kötü şeydir o ya...
umutla beklersin,saatler geçmez,
umutsuzca beklersin saatler hiç bitmez..acabalar içindedir yüreğin,
gitmiştir hemde gelirim filen demeden,ama yürek bu uymaz ki beyninin
komutlarına,yana yakıla,düşe kalka hala minnacık bir umutla beklersin
onun gelmesini,yada bir selam bir haber göndermesini...beklemek işte
bunun adı umutla da olsa,.. umutsuzcada olsa,.. dünyanın en berbat saatleridir
beklemekte geçen saatler,günler,geceler,aylar,yıllar...
Benim zamanımda kol saati çok önemliydi; öyle herkesin olmazdı. Arkadaşlarımdan birisine babası kol saati almış. Tam hayalimdeki gibi. Koluna takmış okula geldi. Hepimiz çok beğendik. Çocukluk işte, benim asla böyle bir saatim olmayacaktı. Bu saat benim olmalıydı.
Karar verdim. Saati çaldım ve cebime koydum. Arkadaşım saatin çalındığını anladı ama kimin çaldığını anlayamadı.Durumu öğretmenimize anlattı. Öğretmenimiz "Saati kim aldıysa sahibine versin" dedi. Pişman olmuştum ama utancımdan ben aldım diyemedim.
Bu sefer öğretmen farklı yöntem denedi. Hepimizi tahtaya dizdi ve gözlerimizi kapattırdı. Bu benim hayatımın en utanç verici sahnesiydi. Ceplerimizi teker teker arayarak saati buldu ve sahibine verdi. Hepimiz gözlerimizi açtık, öğretmen bana hiç bakmadan derse devam etti.
Yıllar geçti, öğretmen oldum ve öğretmenim ile karşılaştım. Kendisine o günü hatırlattım ve sordum "Hocam" dedim "Ben o gün saati çaldığım halde tek bir kelime etmediniz, yüzüme bakmadınız, beni incitmediniz.
Neden böyle yaptınız?" diye sordum.
Hayatımda unutamayacağım şu cevabı verdi;
dedi ki, "Siz gözlerinizi kapattığınızda ben de gözlerimi kapattım."
ALINTI...:
Kapitalizm için kara bir günden bahsedeceksek kara pazartesi işin doğrusudur... Amerikan borsasının çöküp dünya ekonomik buhranının miladı kabul edilir.. Tabiii kapitalistler bu krizleri de fırsata çevirmeyi bilmiştir... Her kriz yaşadıklarında bir günü karalayıp tüketimi körüklemeleri işin çekirdek çerez kısmı asıl parayı iflas eden şirket sermayelerini temsil eden hisse senetlerini iç ederek kazanıyorlar mesela örnek lehmanbrothers bizde ki ördeği saymakla bitmez cem uzan dan tosuncuğa jet fadıldan yeşil sermayeye bak da dur... Yani cuma gününü karalamak için hiç bir özel çabaları olduğunu düşünmek abesle iştigal etmek olur... Alamadığınız berbureys tesettürü indirime girdiyse fırsat bu fırsat alın....
Vakti mi olur sevmenin
İnsan bir günün
sonunda da sevebilir,
Bir yolun sonunda da.
Dahası,
bir ömrün sonunda da
düşebilir ateşe.
Sadece güneşli olunca
güzel değildir hayat.
Yağmurda da güzeldir,
Rüzgarda da güzeldir,
Hazanda da..
İnan Durak Taş