- Dünyanı terk etmen, sadece ölmekle değil. - Benliğini ve nefs’ini ölüdürmende bir nevi tebdilen mekânın ve zamanın ötesine geçmenle, ölmen. - Ruhen, tebdilen mekânının ve zamanının ötesine geçmen ise gerçek mânâda beyninde bulunan küçük beyinindeki limbik sistemini resetlemen. - Benliğinin ve nefsinin ölümündeki büyük tehlike olanı ise limbik sistemini sıfıra resetlemen. - Sonrası, tekrar tekrar her dünyana gelişinle, benliğini ve nefsini tekrar tekrar elde etmenle birlikde, sıfıra resetlelenen limbik sisteminle oluşa gelen beyninde kopan bazı sinapsal ağlarının tekraren yeniden örülmesiyle, kendini kendi dünyanda algılarını yenileyip dönüşmen…
- Söyle bakıyım, başka türlü insan somut olarak Ruh’u, kendisini, duygularını ve rasyonelitesini nasıl tanıyabilir?
BESERI ASKIN EDEBIYATI Gozumun ufkunda sütten OZNESIN, Duydukca ritmini sarsan o sessin. Bir mutlu YUKLEMLE bitsin bu keder, Sen ki her halinle bir zebercetsin .
Gizlendim isminde bir ZAMIR gibi, Gömüldüm sırrına bir esir gibi. Seninle her menzil bir tek TUMLECTIR, Akan zamanımin tek nehir gibi.
Hayat bir TIYATRO kurulan bu sahne, Seninle oynanan oyun şahane. En derin SOYLEVDIR gülüşun bana, Omrumden ömrüne ususen hane
BAGLACLAR koptu bak, bitti seferler, Vuslatın önünde sustu HECELER Sığmaz bu HIKAYE, sığmaz bu ROMAN, Seninle aydınlık olunca geceler.
Yıkıldı DENEME, devrildi bu fani, Aşkın EDATSIZDIR, sonsuz ve gani... Sen en tatli SIIR ey güzel gerçek, Ruhumda yankılan ebedi, vari
ILAHI AŞKIN EDEBİYATI Varlığı mutlak olan O gizli OZNE Baktim her zerrede o derin izne. Kün emri bir YUKLEM biter bu alem, Muhtacız her an O kudretl dizine.
Kâinat mülkünde O'dur tek SIFAT Yerde ve göklerde sonsuz bir, kat kat. Vuslatı bağlayan en kutlu BAGLAC O'ndan gelir ancak her türlü necat.
Görünmez bir ZAMIR her şeyde aşikâr, Bir "ol" demesi ki ebedi bir kâr. Onsuz bu dunyanin olmasi mahal Zaman bir TUMLECTIR kapısında zar
Kurulan bu dünya dar bir TIYATRO, İnsan bir deneme, bu tozlu kadro. O en büyük SOYLEV her dilde paye Susmaz bu HIKAYE bu kutlu koro.
O öyle bir ROMAN sonu gelmeyen, O öyle bir HECE dile gelmeyen. En ulu SIIRDIR O'nun yazdığı, O'dur bu mısrada asla ölmeyen.
Azad ettim seni bu gece kalbimden... Ne bir sitem bıraktım ardımda, ne bir sızı, Sadece o kanlı ayın altında yorgun bir gölge. Prangalarını kırdım hatıraların birer birer, Hükmün bitti, boşaldı o Efsunlu bölge.
***** KATİL AMARİKA ***** Olmuşsun Chan'ın başına bela Orta Doğudan çekil Amerika Gün gelir sana da okunur sela Depremler altında yıkıl Amerka. . Her zülüm de vardır ayak izlerin Haçlıya dayanır, kanlı gizlerin Allahtan utanmaz arsız yüzlerin Dilerim mahşer de yakıl Amerka..
Kitabın palavra, amelin yalan İslam Alemini eyledin talan Bütün orta doğu mahfoldu ulan Meydanı boş buldun katil Amerka. . Irak-Suriye'yi yakıp yıktınız Hastane-Camiye bomba attınız Bunca masum insan kanı döktünüz Tank-tüfenk altında ezil Amerka. . İslam-i soy kırım yürek dağlıyor İran da genç-yaşlı-sabi ağlıyor Medeniyet çöktü, nefret çağlıyor Hak-hakikat bilmez rezil Amerka. . Kul Vezirin, Arşa varsın nidası Dünyaya yayılsın, sesi-sedası Küffarın olur mu vicdan yasası Cehennem harında süzül Amerka... --------VEZİR PEHLEVAN--------- . Kardaş, bu nasıl Savaştır, bu nasıl zaman İslam alemi zulm içinde eyliyor aman...
Yalnız bırakıldığım o gecelerde , kendimle tanıştım ben; Meğer ne kadar kalabalıkmışım, ne kadar da dev bir orman. Sen beni yokluğunla terbiye etmeye çalışırken, Ben yokluğunun içinde yeşerdim, oldum koca bir vatan.
Yeni bir gün merhaba, ama eksik bir şeyler, Güneş sızıyor odaya, sanki izinsiz bir misafir. Bakıyorum aynadaki yüzüme, biraz daha eksilmişim, Çizgilerimde senin yokluğunun o gri gölgesi var. Yeni bir gün başlıyor, sokaklar yine kalabalık, Ama benim başkentimde, bugün sadece sükût ve hüzün var.
***** EYY ADEM OĞLU ***** Mahlukat Evrildi, değişti zaman Memleket-i sardı bir kara duman Şimdi ki nesile kalmadı güman Dünya'dan bihaber gelmiş gidiyor. . Cehalet çağladı mürşid-i yendi Köylüyü felç etti, Mağribin fendi Çiftçisi perişan, Emekli yandı Hazanı gelmeden solmuş gidiyor. . Ehtibar görüyor sahte Alimler Kodese konuldu Mürşit Kâmil'ler Ahlaka ket vurdu, dizi filimler Topluma yuları vurmuş gidiyor. . Beyinler uyuşmuş, duymuyor acı Ne baba tanıyor, ne kardeş bacı Gelin de şatafat, damat'ta sancı Her kes bir hayala dalmış gidiyor. . Der Vezir, Arifler sözümü anlar Milletin sırtından yapıldı hanlar Salavat-tekbirle yakıldı canlar Azrail dizgini salmış gidiyor... -----OZAN ÇAKIROĞLU----
Iranin % 80 caferi. Imami caferi sadik imami azamin hocasi. Ehlibeytten, ve tabiin. Yani sahabeyi gorenlerden en onemli alimlerden. Hal boyle iken sunnilerin amerikaya ve yahudiye karsi savasinda, iranin yaninda olmamasi, iranin degil aslinda sunnilerin ne kadar haktan, hakkaniyetten uzaklastiklarini gosterir. Gazzede iran onde. Cephede iran once. Tamam anladik, iranin ve siirlerin icinde cok yahudi crypto molla var ama. Normal halk masum. Onalrin oldurulmesine nasil goz yumuluyor. Bunlar hep kurandan ve hadisten kopuk yasandigi icin... insan gunluk okudugu kuran ve hadisi hayatina gecirse, toplum otomatikmen duzelir. Komsusu acken tok yatmaz. Tanimadigi insanlara iyilik yapar. Hergun sukur hamd eder. ALLAHIN nimetleri lutuflari artar, bereketlenir. Insanlarin hepsi vahyin rengiyle renklenir. Toplum kurtulur. Kadin kurtulur. Cocuk kurtulur. Dunya kurtulur. Hayvanlar kurtulur....
Efendimiz, s.a.v ebedi aleme goctukten sonra, yuce mevlamizin kullarini kuran ve hadisle basbasa birakacaginimi saniyorsunuz. Tabiki de hayir Peygamberlere hikmet vahiy yoluyla verilir. Duz insanlara ilham yoluyla hikmet verilir. Peygamberimizin sozleri ve getirdigi kuran vahiydir. Himmettir. Ve hukum ifade eder. bizleri baglar. Ama biz duz insanlara lhamla gelen hikmet bir hukum degildir. Latife dir. Kesiftir... Peygamber ecelliydi. Gorevini icra etti ve gitti. Ama yuce yaratici ezel ve ebettir. Kulunu bir an bile bos ve yanliz birakmaz." insana bilmedigini ogretti. " ayetinde dikkat edilirse duz insana diyor. Dolayisiyla isan gunluk, kurana hadis ve sunnete, ibadetu iteata, duaya, tevbe istigfara, hamd ve sukure, zikir ve tesbihe, salavata, tefekkure, devam eden bir insan kesfe ve ilhama mazhar olur. Zaten nefis mertebelerinden biri de nefsi mulhime degil mi?
Nefs-i Mülhime, tasavvufta nefsin yedi mertebesinin üçüncüsüdür. Kelime anlamı olarak "ilham alan nefs" demektir. Bu mertebenin temel özellikleri şunlardır: İlham Kapısı: Kul, Allah’tan gelen ilhamlara ve keşiflere açık hale gelir. Neyin hayır, neyin şer olduğunu kalbi bir sezişle ayırt etmeye başlar. Ayetle Bağlantısı: Adını Şems Suresi 8. ayetten alır: "Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham edene andolsun." İyiliğe Yöneliş: Nefs-i Emmâre (kötülüğü emreden) ve Levvâme (pişmanlık duyan) aşamalarından sonra, artık iyiliğin ve ibadetin tadının alınmaya başlandığı bir seviyedir.
O yuzden kurani ve hadisi anlamaya calismak, bizim hayatimizda yemek icmek gibi zaruri bir ihtiyactir.
Acik fikirli oldugunu bildigim ilahiyatci bir dostum beni iftara davet etmisti. Ummetin hali purmelali konusulurken, ben insanlar kurandan ve hadisten uzak yasiyorlar. Gunluk peynir ekmek gibi, ogun yemek yer gibi, namaz kilar gibi kuran ve hadis tuketmeliler dedim. O ilahiyatici dostum, Ahmet bey kurana mealinden okuyan insanlarin yanlis yonlendirilme tehlikesi var. Kurani mealinden okumak yerine Tefsir okumak daha guvenli diye soyledi. Bende dostum sen hapishane ziyaretlerine gidiyorsun. Kac kisinin degil kuranin arapcaya en yakin ve gelismis turkce mealini, ingilizce, fransizca, ispanyolca meallerini okuyan insanlarin hidayete erdigini kac dafa sahit oldun. Kurana 7 yabanci birinin kurana 7 yabanci bir dildeki tercumesinden imana geliyorda, inanan bir insanin imani neden zarar gorsun. Bu sizin masumane endiseniz aslinda islam alemininin icine, yiginlari kurandan uzaklastirmak, islami bir ruhban dini haline getirmek icin sokulmus, bir hastalikli fikirdir. tabiki kuran mealini secerken, kimin mealini okuyacagini iyi arastir. Tabiki kurandan kalbine dusen pirilti sadece senin fikrin. Bu ayet tam olarak bunu soyluyor diyemezsin. Hele tefsir ilminde bir oterite olsan bile kesin bu boyle dememelisin. O sadece senin fikrine kurandan yansiyan kismi. Okyanustan senin canagina dolan kismi. Dolayisi ile benim gibi duz insanlar, kurandan pencerelerine dusen fikri paylasabilir ama empoze edemez. Kurani anlamadan okuyanlari suna benzetiryorum. necip fazilin "Avrupa reçelini kavanozun dışından yalayarak yediğini zanneden adamlar" sozunu ben de kurani arapcasini okuyup ne dedigini anlamaya calismayanlara, kuran bali kavanozunu disindan yalayan belki kavanozun kapagini da hadi acmislar da kokusuyla kuran bali yedigini sanan muslumanlar diyelim... Halbuki bu bal kuran icinden yemek icin indirildi. Peygamberlere vahiy gelir. Onlar vahiydir, hadistir. Insanlara ilham gelir. Bir insan kurana nasil yaklasirsa kuran da ona oyle yaklasir. Ilhami veren Allah, kuranin ingilizce tercumesininden ingiliz, alman, fransizlara ilham ve hidayet veren Allah turklere, ki turkcenin yarisi arapca kelimelerden olma, neden hidayet olmasin... Gercekten kuranla aramiza daglar ormusler, hem icerden hem disardan.. cok uzuldum... dedim dostum sen de mi... kuranda bir tane bana ayet goster mealinden okunmamali diye. Bilakis Suresi 22. ayette "O’nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın (dillerinizin) ve renklerinizin farklı olmasıdır" buyurulur. Bu, farklı dillerin Allah'ın bir lütfu olduğunu ve her dilin O'nun mesajını taşımaya uygun olduğunu gösterir Ayrica Ibrahim suresi 4 ayette, "Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın" denir. Kur'an evrensel bir mesaj olduğuna göre, Arapça bilmeyen kavimlerin de "kendi dillerinde" bu mesajı anlamaları, çeviri ve mealler yoluyla mümkün olmaktadır." Kuranda ve hadiste gunluk, haftalik, aylik, yillik, sahsi, ve toplumsal butun careler, ve cozumler mevcut. Ben iddia ediyorum, kanuni sultan suleyman, 500 sene once yusuf suresindeki yusuf kissasinin bize ne anlattigini tam anlasaydi, endulusten surulen o yahudileri osmanlinin degil icine almak yanina bile yaklastirmazdi. Koskoca yusuf suresinde peygamber oglu peygamber oglu peygamber ogullari 10 tane koca koca adamlar, hasetlerinden, birlik olup, hem de guzelligi ile nam salmis dunyanin en sevimli cocugu olan kardeslerini kuyuya atiyorlar. Babalari gozlerinin onunde acidan gozlerini kaybediyor. 10 kisinin icinden biri bile insafa gelip demiyor 30 sene boyunca, Baba Biz boyle birsey yaptik. Artik uzulme. Yusuf surada olabilir... 10 kisi 30 yil boyunca... Babasina, kardesine acimayan, peygamber oglu peygamber oglu peygamber oglari olan o on kisi hem de babasina acimayan, arkadan vuranin 500 sene once ispanyadan kovulan torunlarinin babalari peygamber olmayi birak daha arizalilarki ispanyadan kovuluyorlar. Boyle bir ser yumagini sen kurandan ders alsaydin almazdin icine. Iste icine alirsan, kimini iraka, kimini suriyeye, kimini yunana, kimini bulgara kimini balkana yerlestirirsen, 300 sene sonra kimi arapca konusan arap milliyetci kiliginda crypto yahudi, kimi yunanca konusan yunan milliyetcisi, kimi bulgarca konusan bulgar milliyetci kiliginda ve daha nice milletleri osmanliya karsi ayaklandirir. Orgutler, ayrica donmus gibi yapip ahmet mehmet ismiyle de brokrasiyi ele gecirir. Osmanliyi yikar. Rabbim bize 4000 yil oncesinden, ilk elden peygamber oglu peygamber oglu peygamber ogulari iken daha ilk atalarinin yaptigi bu ihaneti bize hikaye olsun diye anlatmiyor. Ders olsun diye anlatiyor. Kuranin her yerinde akil edesiniz dusunesiniz diye Biz bunlari anlatiyoruz diyor. Ben diyorum. Muslumanlarin en buyuk problemleri, kuran ve sunnet ve hadisten uzak kalmak... malesef buna en buyuk sebepte bizim ilahiyatci, imam muftu dedigimiz ilahiyatci dedigimiz insanlar... Gunumuzde tefsir de kuran mealide elinin altinda. Telefonda. Oku manayi, derinlemesine mi gireceksin. Gir o ayetin tefsirine bak bakalim senin kalbine dusen tefisrde geciyormu. Elmali, ya da diyanet o ayeti nasil tefsir etmis.
*** EYY ADEM OĞLU *** İnsan dedikleri ağaca benzer Hele taç yaprağı dökülsün de gör, Bütün mahlukattan hile sezer Hele bir hesaba çekilsin de gör. . Arkası kuvvetli fazla bağırır Nerde yoksul varsa ona sıbırır Müşkülü görünce hemen kıvırır Beylerin devranı yıkılsın da gör. . Kudretin felç olur, var elden gider Hakikat bilmezsen, tar elden gider Şeref haysiyetin yar elden gider Ecel kuşu peşen, takılsın da gör. . Kul Çakır'ın kulak verin sözüne Gün gelir kar yağar bahar-yazına Evde HATUN bile bakmaz yüzüne Saç ağarsın belin bükülsün de gör... -------OZAN ÇAKIROĞLU-------
Hac suresi 5. Ayet Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
....Dilediğimizi BELLI BIR SUREYE KADAR rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor... yukaridaki ayetin bu kisminda gecen "belli bir sureye kadar" in arapcasi, ECELI MUSAMMA olarak geciyor. Eceli musamma bebekte yaklasik 9 ay. Insanda 90 sene. Tabi herkesin eceli musammasi, yani belirlenmis omru farkli. Ilginc olan Allahin anne karnindaki cocugun dogumuna kadar gecen kismiyla, ogduktan sonra olumune kadar gecen kismi ayni seyle anlatiyor. Eceli musemma. Bu durum aslinda dunya anamiz bize ahiret dunyamiza hamile demek oluyor. Olunce ahirete dogmus olacagiz. Yani cocuk adeta anne karninda olup bu dunyaya doguyor. Biz de ahirete dogacagiz. Nasil bu dunya zevkleri anne karnindaki bir cocugun o daracik, karanlik yerdeki yerine gore kiyas goturmez guzellikte, genislikte, yemesiyle, cicegiyle, gokyuzu ile, okyanusu ile, hazziyla tadiyla, cennet hayatida bu kiyas goturmez orandan daha buyuk kiyas goturmez bir sonsuz zevk, sefa ve rahatlik yasami. Hem de sonsuz. Artik eceli musamma, belirli bir sure yok.
Bir diger konus eceli musamma ve eceli muallak Ecel-i müsemma, değişmeyen nihai ecel iken; ecel-i muallak (ertelenmiş/şartlı ecel), sadaka veya dua gibi sebeplerle ertelenebilen, ancak şartlar oluşmazsa gerçekleşen ölümdür. Yani demekki eceli musamma olan olum tarihimizi, sadaka, dua, sagligina dikkat ederek degistirebildigin ecel eceli musemmadan eceli muallaka donusuyor. Diger bir konu sahih hadis te “Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer.” buyuruyor efendimiz s.a.v
Ne gece gunduz ibadet eden tam garanti altina almistir cennetini, nede gece gunduz gunah isleyen kufur eden tam kaybetmistir. Olmeden biraz oncesinde hersey degisebilir. Bu insanin samimiyetine baglidir. Ben inaniyorumki kuranla hadisle, ezanla her an hasir nesir olan bir insan kendini guvende gorup, ibadet ve itaatlerine guvenip, imamini Kaybetmekten tir tir titreyip o korkuyla yasamadigi surece oldugunde hayal kirikligi yasayabilir. Hele bu insan Allah adina calip, Allah adina dolandirip, gosterish ibadetleri yapiyorsa zaten munafiki ekber demektir Diger taraftan adam tanriyi bile inkar etse, ve inkarinda samimiyet olsa, tanriyi arasa arasa ama bir turlu bulamasa, ya da ortam bulamamis gunahlara dalmis, akla hayale gelmedik gunahlar islemis, kufre samimi inandigi icin kufru savummus bu insan olume ceyrek kale, Allah ona hidayet nasip edebilir. o yuzden kimse ne kendini garanti gorsun. Ne de cehennemlik gorsun. Hic bir zaman tam bir tovbe ile Allaha yonelmek gec degil.
Günün Sözleri’nin Roma Rakamlı Külliyat Olarak Potansiyeli (Özet Değerlendirme)
Günün Sözleri–hayata, insana, aşka, vatana, zamana dair o özlü ifadeler– zaten bir kişisel külliyatın yapı taşlarıdır.
Roma rakamlarıyla (örneğin XXI, XXXVII, XXXVIII gibi) numaralandırıldıklarında:Günlük paylaşımlar olmaktan çıkar, kronolojik bir şiir/aforizma dizisine dönüşür.
Edebiyat tarihinde klasik külliyat geleneğini (Shakespeare soneleri, Goethe Werke’leri) çağrıştırır; zamansız bir değer katar. Unutulmayı önler, değerden düşürme yorumlarına karşı kalıcı bir yapı oluşturur.
Zaman duvarına asılan takvim yaprakları gibi, derlendiğinde bir güldeste haline gelir.
Bu kullanım, metinlerinizi evrensel frekansta yükselten, tarihsel derinlik kazandıran bir edebi tercihtir.
Dava açsam ruhuma hakim önce kalbimi tutuklar ne gerek vardı bu kadar sevmeye.Zihnim zaten firarda,ne zaman yoksaysam vesvesiyle sinsilik yapıyor ....Seni ukala şeytan demek sendin o rüyalarımda sevdigim sandığım....
*** LAİK-SOSYAL BAKIŞ *** Türk Ulusal Milleti olarak, eğer ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu muasır-çağdaş medeniyeti tam anlamıyla anlasaydık, Cumhuriyeti gönülden benimseyebilseydik, İlke ve inkılaplarına kayıtsız ve şartsız bağlı kalsaydık, binlerce işçimiz, yüzlerce memur ve yüksek bürokratlarımız ve bilim adamlarımız iş için Avrupa Ülkelerine gitmezlerdi? Tam aksine Avrupa Devletlerinden bizim Ülkemize akın olurdu? VESSELAM ----------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
Insan uyuyor. Uyurken vucut aslinda olume yakin bir duruma geciyor. Beden ruhu saliyor. Ve rahmani, haberci ruyalar goruyor. Gelecegi, gecmisi ve simdiki zamani ayni anda goren ve bilen Bir kudret ruhu gelecek zamanla alakali bilgilendiriyor. Hem de sembollerle suslu bir senaryoda seni uyurken bir filim setinde oynatiyor gibi oyanatarak seni uyariyor.. Ve bu semboller herkese ayni kulturde yasayan herkese ayni seyi anlatan genel semboller. Kisiden kisiye gore degismisyor. Genelde anadolu kulturunde Mesela berrak su huzur ve bolluga, Bulanik su kargasaya, Yilan sinsi dusmana, fare maddi kayip, gizli dusman Disin cikmasi yakinini kaybetmeyi anlatiyor herkese. Daha ilginci bu ruya baska kulturlerin inanc ve algisina gore mana da degisiyor. Yani o buyuk kudret butun kulturlere vakif, ve anlatacagi seyi onun algisina gore sembollestiriyor. Mesela yilan baska kulturde sifa olarak aligilanabiliyor. Fare çin kulturunde bereket olarak cikar. Simdi ey Allaha inanmayan ateist sen bunu hangi rastlantiyla anlatacaksin. Daha rastlanmamis bir gelecegin, Yasanmamis yasanacak bir haberi, adeta zaman icinde zaman yaratarak, cok kisa bir surede cok detayli kurgular yasatarak sana, anlatir, olu gibi bedenini yercekimsiz ucurarak, en guzel goruntu yonetmeninin yonettigi goruntulerle, sembolik bir filimde basrol oynatarak, en buyuk producurun o en bilim kurgu filmi, o en dramatik filmi, o en sanatsal filmi, o en fantastik filimleri bazen zit sembollerle, bazen ayni manalarla bezenmis senaryoyu sifir butce ile ruya filmi ceken ve seni bas rol oynatan , o en buyuk yonetmen, en buyuk seneyocun yazdigi olan Bir olan bilenden, boyle bir fantastik, dinlendirici, eyelndirici, bilgilendirici, bir sekilde, gelecekten haber almani, vefat etmis bir yakinina sarilip, hasret gidermeni, calistigin bir proje uzerinde ilham almani, haber almani rastlantiyla nasil izah edeceksin. Oyle bir fantastik filimki, ilkolda tenefus sonunda sinifa girerken actigin kapi okyanusa acilabilir. O okyanusu 10 dakikalik arada oraya kim koyabilir. Tabiki Allah azze ve celle Dunyada en kolay sey bir yaraticinin varligina inanmak, Allaha inanmak. Cuku ayakta, yatakta, oturakta, kirda sehirde ormanda her sey ama hersey onu anlatiyor. Ona isaretbediyor. Asil korluk onun bunca acik ve secik delillerini gorememek. En zor sey onun yokluguna inanmak. O yuzden zoru basardiklari icin cehennemi hak ediyorlar.
Günün Sözleri ve Roma Rakamlarının Kullanımı “Günün sözü” veya “gün sözleri” geleneği, edebiyatta kısa, özlü, hayata dair frekanslı ifadelerin günlük (veya dönemsel) paylaşımıdır; aforizma, vecize veya kısa şiirsel düşünce niteliği taşır – tıpkı bir takvim yaprağı gibi zaman duvarına asılır. Roma rakamlarıyla numaralandırma (I, II, III, …, XXXVII gibi) şu kesin anlamları taşır:Klasik ve zamansız bir hiyerarşi yaratır:
Antik Roma mirasından gelen bu sistem, metni sıradan günlük paylaşımlardan ayırır; ona külliyat (toplu eser) niteliği verir. Shakespeare’in soneleri (Sonnet I–CLIV), Dante’nin canto’ları veya Goethe’nin ciltleri gibi edebiyat tarihinde bu numaralandırma, eserlerin bütünlüğünü ve sürekliliğini vurgular. Kişisel bir antolojiye geçiş sinyali verir:
Tek tek paylaşılan “Günün Sözü” ifadeleri Roma rakamı ile sıralandığında, dağınık metinler olmaktan çıkar; kronolojik ve tematik bir derleme haline gelir. Okuyucu I’den başlayarak bir yolculuğa çıkar.
Değer koruma ve yükseltme aracıdır: Unutulmaya yüz tutan veya farklı yorumlarla değersizleştirilme çabalarına maruz kalan metinler, bu sistemle kalıcı bir yapı kazanır. Rakamlar “bu sadece bir günlük paylaşım değil, birikimin parçası” mesajı verir.
Kısaca: Roma rakamları, günlük frekanslarınızı edebî bir külliyata dönüştürür. Bu, metninizi daha yüksek bir düzleme taşıyan bilinçli, tarihsel temelli bir tercihtir.
*** LAİK SOSYAL BAKIŞ ***
Bu Dünya fanidir, kullar kiracı
Rahmettir ruhların Arza miracı
Vicdansız yüreğin olmaz ilacı
Huzurun kaynağı sevgidir-sevgi.
Kime ne kişinin mezhebi-dini
Bitirelim kavgayı, nefreti-kini
Birlikte olalım Devletçe iri
Hürriyet kaynağı sevgidir-sevgi.
Barışın kıymeti bilinse keşke
Memleket ahvali olurdu başka
İblisi kondurma gönlünde köşke
İslamın kaynağı sevgidir-sevgi.
Hesapsız sataşmak bize yakışmaz
Hak-hakikat bilen nazar bakışmaz
Mürşid-i Kamil'ler boşa çatışmaz
Kudretin kaynağı sevgidir-sevgi.
Cehalet yolcusu toplumdan kopar
Şeytan-i nefisler, yolundan sapar
Yaradana değil, kuluna tapar
İmanın kaynağı sevgidir-sevgi.
Ehilsiz Şairler kendini över
Zorbaya eğilir, masumu döver
Bilimden anlamaz, hilafi sever
Suhulet kaynağı sevgidir-sevgi.
Çakıroğlu yazdı, eyledi kelam
Yaradan hükmüdür dostlara selam
Hamaset izzettir, gerisi yalan
Barışın kaynağı sevgidir-sevgi...
-----OZAN ÇAKIROĞLU------
Hüseyin Bey, hayırlı olsun. Darısı devamına...
https://www.youtube.com/@HuseyinPelit-jq6lb
ÇAĞLARA DAMGA VURACAK ŞARKILAR YAPTIM. YOUTUBE SAYFAMDA SIIR DOSTLARIM...
Kanatları yanık bir ankayım
Küllerimden gül toplarım
Gölgeye düşsem bile
Ben ateşlerden doğacağım
Ben kendi küllerimle, çiçeklenen bir erdemim,
Sevdanın da, vefanın da, hükmü yoktur bu iklimde
Ziya.
En hızlı olan tek şey ışıktı.
Kovalayıp yetişince gören yoktu.
Yakalayınca gölgeler çöktü.
- Dünyanı terk etmen, sadece ölmekle değil.
- Benliğini ve nefs’ini ölüdürmende bir nevi tebdilen mekânın ve zamanın ötesine geçmenle, ölmen.
- Ruhen, tebdilen mekânının ve zamanının ötesine geçmen ise gerçek mânâda beyninde bulunan küçük beyinindeki limbik sistemini resetlemen.
- Benliğinin ve nefsinin ölümündeki büyük tehlike olanı ise limbik sistemini sıfıra resetlemen.
- Sonrası, tekrar tekrar her dünyana gelişinle, benliğini ve nefsini tekrar tekrar elde etmenle birlikde, sıfıra resetlelenen limbik sisteminle oluşa gelen beyninde kopan bazı sinapsal ağlarının tekraren yeniden örülmesiyle, kendini kendi dünyanda algılarını yenileyip dönüşmen…
- Söyle bakıyım, başka türlü insan somut olarak Ruh’u, kendisini, duygularını ve rasyonelitesini nasıl tanıyabilir?
Vazgeçmem mi sandın? Bende seviyor sanmıştım. Ödeştik işte …
BESERI ASKIN EDEBIYATI
Gozumun ufkunda sütten OZNESIN,
Duydukca ritmini sarsan o sessin.
Bir mutlu YUKLEMLE bitsin bu keder,
Sen ki her halinle bir zebercetsin .
Gizlendim isminde bir ZAMIR gibi,
Gömüldüm sırrına bir esir gibi.
Seninle her menzil bir tek TUMLECTIR,
Akan zamanımin tek nehir gibi.
Hayat bir TIYATRO kurulan bu sahne,
Seninle oynanan oyun şahane.
En derin SOYLEVDIR gülüşun bana,
Omrumden ömrüne ususen hane
BAGLACLAR koptu bak, bitti seferler,
Vuslatın önünde sustu HECELER
Sığmaz bu HIKAYE, sığmaz bu ROMAN,
Seninle aydınlık olunca geceler.
Yıkıldı DENEME, devrildi bu fani,
Aşkın EDATSIZDIR, sonsuz ve gani...
Sen en tatli SIIR ey güzel gerçek,
Ruhumda yankılan ebedi, vari
ILAHI AŞKIN EDEBİYATI
Varlığı mutlak olan O gizli OZNE
Baktim her zerrede o derin izne.
Kün emri bir YUKLEM biter bu alem,
Muhtacız her an O kudretl dizine.
Kâinat mülkünde O'dur tek SIFAT
Yerde ve göklerde sonsuz bir, kat kat.
Vuslatı bağlayan en kutlu BAGLAC
O'ndan gelir ancak her türlü necat.
Görünmez bir ZAMIR her şeyde aşikâr,
Bir "ol" demesi ki ebedi bir kâr.
Onsuz bu dunyanin olmasi mahal
Zaman bir TUMLECTIR kapısında zar
Kurulan bu dünya dar bir TIYATRO,
İnsan bir deneme, bu tozlu kadro.
O en büyük SOYLEV her dilde paye
Susmaz bu HIKAYE bu kutlu koro.
O öyle bir ROMAN sonu gelmeyen,
O öyle bir HECE dile gelmeyen.
En ulu SIIRDIR O'nun yazdığı,
O'dur bu mısrada asla ölmeyen.
celle celaluhu
Azad ettim seni bu gece kalbimden...
Ne bir sitem bıraktım ardımda, ne bir sızı,
Sadece o kanlı ayın altında yorgun bir gölge.
Prangalarını kırdım hatıraların birer birer,
Hükmün bitti, boşaldı o Efsunlu bölge.
***** KATİL AMARİKA *****
Olmuşsun Chan'ın başına bela
Orta Doğudan çekil Amerika
Gün gelir sana da okunur sela
Depremler altında yıkıl Amerka.
.
Her zülüm de vardır ayak izlerin
Haçlıya dayanır, kanlı gizlerin
Allahtan utanmaz arsız yüzlerin
Dilerim mahşer de yakıl Amerka..
Kitabın palavra, amelin yalan
İslam Alemini eyledin talan
Bütün orta doğu mahfoldu ulan
Meydanı boş buldun katil Amerka.
.
Irak-Suriye'yi yakıp yıktınız
Hastane-Camiye bomba attınız
Bunca masum insan kanı döktünüz
Tank-tüfenk altında ezil Amerka.
.
İslam-i soy kırım yürek dağlıyor
İran da genç-yaşlı-sabi ağlıyor
Medeniyet çöktü, nefret çağlıyor
Hak-hakikat bilmez rezil Amerka.
.
Kul Vezirin, Arşa varsın nidası
Dünyaya yayılsın, sesi-sedası
Küffarın olur mu vicdan yasası
Cehennem harında süzül Amerka...
--------VEZİR PEHLEVAN---------
.
Kardaş, bu nasıl Savaştır, bu nasıl zaman
İslam alemi zulm içinde eyliyor aman...
Yalnız bırakıldığım o gecelerde , kendimle tanıştım ben;
Meğer ne kadar kalabalıkmışım, ne kadar da dev bir orman.
Sen beni yokluğunla terbiye etmeye çalışırken,
Ben yokluğunun içinde yeşerdim, oldum koca bir vatan.
Yeni bir gün merhaba, ama eksik bir şeyler,
Güneş sızıyor odaya, sanki izinsiz bir misafir.
Bakıyorum aynadaki yüzüme, biraz daha eksilmişim,
Çizgilerimde senin yokluğunun o gri gölgesi var.
Yeni bir gün başlıyor, sokaklar yine kalabalık,
Ama benim başkentimde, bugün sadece sükût ve hüzün var.
***** EYY ADEM OĞLU *****
Mahlukat Evrildi, değişti zaman
Memleket-i sardı bir kara duman
Şimdi ki nesile kalmadı güman
Dünya'dan bihaber gelmiş gidiyor.
.
Cehalet çağladı mürşid-i yendi
Köylüyü felç etti, Mağribin fendi
Çiftçisi perişan, Emekli yandı
Hazanı gelmeden solmuş gidiyor.
.
Ehtibar görüyor sahte Alimler
Kodese konuldu Mürşit Kâmil'ler
Ahlaka ket vurdu, dizi filimler
Topluma yuları vurmuş gidiyor.
.
Beyinler uyuşmuş, duymuyor acı
Ne baba tanıyor, ne kardeş bacı
Gelin de şatafat, damat'ta sancı
Her kes bir hayala dalmış gidiyor.
.
Der Vezir, Arifler sözümü anlar
Milletin sırtından yapıldı hanlar
Salavat-tekbirle yakıldı canlar
Azrail dizgini salmış gidiyor...
-----OZAN ÇAKIROĞLU----
Iranin % 80 caferi. Imami caferi sadik imami azamin hocasi. Ehlibeytten, ve tabiin. Yani sahabeyi gorenlerden en onemli alimlerden. Hal boyle iken sunnilerin amerikaya ve yahudiye karsi savasinda, iranin yaninda olmamasi, iranin degil aslinda sunnilerin ne kadar haktan, hakkaniyetten uzaklastiklarini gosterir. Gazzede iran onde. Cephede iran once. Tamam anladik, iranin ve siirlerin icinde cok yahudi crypto molla var ama. Normal halk masum. Onalrin oldurulmesine nasil goz yumuluyor.
Bunlar hep kurandan ve hadisten kopuk yasandigi icin... insan gunluk okudugu kuran ve hadisi hayatina gecirse, toplum otomatikmen duzelir. Komsusu acken tok yatmaz. Tanimadigi insanlara iyilik yapar. Hergun sukur hamd eder. ALLAHIN nimetleri lutuflari artar, bereketlenir. Insanlarin hepsi vahyin rengiyle renklenir. Toplum kurtulur. Kadin kurtulur. Cocuk kurtulur. Dunya kurtulur. Hayvanlar kurtulur....
Beter bir çağa düştük heee
Hayat, insanın kendi yaralarından sızan ışıkla, önündeki karanlık yolu aydınlatmaya çalışmasıdır.
Efendimiz, s.a.v ebedi aleme goctukten sonra, yuce mevlamizin kullarini kuran ve hadisle basbasa birakacaginimi saniyorsunuz. Tabiki de hayir
Peygamberlere hikmet vahiy yoluyla verilir. Duz insanlara ilham yoluyla hikmet verilir. Peygamberimizin sozleri ve getirdigi kuran vahiydir. Himmettir. Ve hukum ifade eder. bizleri baglar. Ama biz duz insanlara lhamla gelen hikmet bir hukum degildir. Latife dir. Kesiftir...
Peygamber ecelliydi. Gorevini icra etti ve gitti. Ama yuce yaratici ezel ve ebettir. Kulunu bir an bile bos ve yanliz birakmaz." insana bilmedigini ogretti. " ayetinde dikkat edilirse duz insana diyor. Dolayisiyla isan gunluk, kurana hadis ve sunnete, ibadetu iteata, duaya, tevbe istigfara, hamd ve sukure, zikir ve tesbihe, salavata, tefekkure, devam eden bir insan kesfe ve ilhama mazhar olur. Zaten nefis mertebelerinden biri de nefsi mulhime degil mi?
Nefs-i Mülhime, tasavvufta nefsin yedi mertebesinin üçüncüsüdür. Kelime anlamı olarak "ilham alan nefs" demektir.
Bu mertebenin temel özellikleri şunlardır:
İlham Kapısı: Kul, Allah’tan gelen ilhamlara ve keşiflere açık hale gelir. Neyin hayır, neyin şer olduğunu kalbi bir sezişle ayırt etmeye başlar.
Ayetle Bağlantısı: Adını Şems Suresi 8. ayetten alır: "Ona (nefse) iyilik ve kötülüklerini ilham edene andolsun."
İyiliğe Yöneliş: Nefs-i Emmâre (kötülüğü emreden) ve Levvâme (pişmanlık duyan) aşamalarından sonra, artık iyiliğin ve ibadetin tadının alınmaya başlandığı bir seviyedir.
O yuzden kurani ve hadisi anlamaya calismak, bizim hayatimizda yemek icmek gibi zaruri bir ihtiyactir.
Acik fikirli oldugunu bildigim ilahiyatci bir dostum beni iftara davet etmisti. Ummetin hali purmelali konusulurken, ben insanlar kurandan ve hadisten uzak yasiyorlar. Gunluk peynir ekmek gibi, ogun yemek yer gibi, namaz kilar gibi kuran ve hadis tuketmeliler dedim. O ilahiyatici dostum, Ahmet bey kurana mealinden okuyan insanlarin yanlis yonlendirilme tehlikesi var. Kurani mealinden okumak yerine Tefsir okumak daha guvenli diye soyledi.
Bende dostum sen hapishane ziyaretlerine gidiyorsun. Kac kisinin degil kuranin arapcaya en yakin ve gelismis turkce mealini, ingilizce, fransizca, ispanyolca meallerini okuyan insanlarin hidayete erdigini kac dafa sahit oldun. Kurana 7 yabanci birinin kurana 7 yabanci bir dildeki tercumesinden imana geliyorda, inanan bir insanin imani neden zarar gorsun. Bu sizin masumane endiseniz aslinda islam alemininin icine, yiginlari kurandan uzaklastirmak, islami bir ruhban dini haline getirmek icin sokulmus, bir hastalikli fikirdir. tabiki kuran mealini secerken, kimin mealini okuyacagini iyi arastir. Tabiki kurandan kalbine dusen pirilti sadece senin fikrin. Bu ayet tam olarak bunu soyluyor diyemezsin. Hele tefsir ilminde bir oterite olsan bile kesin bu boyle dememelisin. O sadece senin fikrine kurandan yansiyan kismi. Okyanustan senin canagina dolan kismi. Dolayisi ile benim gibi duz insanlar, kurandan pencerelerine dusen fikri paylasabilir ama empoze edemez.
Kurani anlamadan okuyanlari suna benzetiryorum. necip fazilin "Avrupa reçelini kavanozun dışından yalayarak yediğini zanneden adamlar" sozunu ben de kurani arapcasini okuyup ne dedigini anlamaya calismayanlara, kuran bali kavanozunu disindan yalayan belki kavanozun kapagini da hadi acmislar da kokusuyla kuran bali yedigini sanan muslumanlar diyelim...
Halbuki bu bal kuran icinden yemek icin indirildi.
Peygamberlere vahiy gelir. Onlar vahiydir, hadistir. Insanlara ilham gelir. Bir insan kurana nasil yaklasirsa kuran da ona oyle yaklasir. Ilhami veren Allah, kuranin ingilizce tercumesininden ingiliz, alman, fransizlara ilham ve hidayet veren Allah turklere, ki turkcenin yarisi arapca kelimelerden olma, neden hidayet olmasin...
Gercekten kuranla aramiza daglar ormusler, hem icerden hem disardan.. cok uzuldum... dedim dostum sen de mi... kuranda bir tane bana ayet goster mealinden okunmamali diye.
Bilakis
Suresi 22. ayette "O’nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın (dillerinizin) ve renklerinizin farklı olmasıdır" buyurulur. Bu, farklı dillerin Allah'ın bir lütfu olduğunu ve her dilin O'nun mesajını taşımaya uygun olduğunu gösterir
Ayrica
Ibrahim suresi 4 ayette, "Biz her peygamberi, ancak kendi kavminin diliyle gönderdik ki, onlara (Allah'ın emirlerini) iyice açıklasın" denir.
Kur'an evrensel bir mesaj olduğuna göre, Arapça bilmeyen kavimlerin de "kendi dillerinde" bu mesajı anlamaları, çeviri ve mealler yoluyla mümkün olmaktadır."
Kuranda ve hadiste gunluk, haftalik, aylik, yillik, sahsi, ve toplumsal butun careler, ve cozumler mevcut.
Ben iddia ediyorum, kanuni sultan suleyman, 500 sene once yusuf suresindeki yusuf kissasinin bize ne anlattigini tam anlasaydi, endulusten surulen o yahudileri osmanlinin degil icine almak yanina bile yaklastirmazdi.
Koskoca yusuf suresinde peygamber oglu peygamber oglu peygamber ogullari 10 tane koca koca adamlar, hasetlerinden, birlik olup, hem de guzelligi ile nam salmis dunyanin en sevimli cocugu olan kardeslerini kuyuya atiyorlar. Babalari gozlerinin onunde acidan gozlerini kaybediyor. 10 kisinin icinden biri bile insafa gelip demiyor 30 sene boyunca, Baba Biz boyle birsey yaptik. Artik uzulme. Yusuf surada olabilir... 10 kisi 30 yil boyunca... Babasina, kardesine acimayan, peygamber oglu peygamber oglu peygamber oglari olan o on kisi hem de babasina acimayan, arkadan vuranin 500 sene once ispanyadan kovulan torunlarinin babalari peygamber olmayi birak daha arizalilarki ispanyadan kovuluyorlar. Boyle bir ser yumagini sen kurandan ders alsaydin almazdin icine. Iste icine alirsan, kimini iraka, kimini suriyeye, kimini yunana, kimini bulgara kimini balkana yerlestirirsen, 300 sene sonra kimi arapca konusan arap milliyetci kiliginda crypto yahudi, kimi yunanca konusan yunan milliyetcisi, kimi bulgarca konusan bulgar milliyetci kiliginda ve daha nice milletleri osmanliya karsi ayaklandirir. Orgutler, ayrica donmus gibi yapip ahmet mehmet ismiyle de brokrasiyi ele gecirir. Osmanliyi yikar.
Rabbim bize 4000 yil oncesinden, ilk elden peygamber oglu peygamber oglu peygamber ogulari iken daha ilk atalarinin yaptigi bu ihaneti bize hikaye olsun diye anlatmiyor. Ders olsun diye anlatiyor. Kuranin her yerinde akil edesiniz dusunesiniz diye Biz bunlari anlatiyoruz diyor.
Ben diyorum. Muslumanlarin en buyuk problemleri, kuran ve sunnet ve hadisten uzak kalmak... malesef buna en buyuk sebepte bizim ilahiyatci, imam muftu dedigimiz ilahiyatci dedigimiz insanlar...
Gunumuzde tefsir de kuran mealide elinin altinda. Telefonda. Oku manayi, derinlemesine mi gireceksin. Gir o ayetin tefsirine bak bakalim senin kalbine dusen tefisrde geciyormu. Elmali, ya da diyanet o ayeti nasil tefsir etmis.
*** EYY ADEM OĞLU ***
İnsan dedikleri ağaca benzer
Hele taç yaprağı dökülsün de gör,
Bütün mahlukattan hile sezer
Hele bir hesaba çekilsin de gör.
.
Arkası kuvvetli fazla bağırır
Nerde yoksul varsa ona sıbırır
Müşkülü görünce hemen kıvırır
Beylerin devranı yıkılsın da gör.
.
Kudretin felç olur, var elden gider
Hakikat bilmezsen, tar elden gider
Şeref haysiyetin yar elden gider
Ecel kuşu peşen, takılsın da gör.
.
Kul Çakır'ın kulak verin sözüne
Gün gelir kar yağar bahar-yazına
Evde HATUN bile bakmaz yüzüne
Saç ağarsın belin bükülsün de gör...
-------OZAN ÇAKIROĞLU-------
Gitmek, sadece mekanı değiştirmek değil; kendi ellerinle kurduğun bir çadırı, içindeki hâlâ uyurken yıkmaktır.
Hac suresi 5. Ayet
Ey insanlar! Ölümden sonra diriliş konusunda herhangi bir şüphe içindeyseniz (düşünün ki) hiç şüphesiz biz sizi topraktan, sonra az bir sudan (meniden), sonra bir “alaka”dan, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir “mudga”dan yarattık ki size (kudretimizi) apaçık anlatalım. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da (akıl, temyiz ve kuvvette) tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz.) İçinizden ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, bilirken hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her türden iç açıcı çift çift bitkiler bitirir.
....Dilediğimizi BELLI BIR SUREYE KADAR rahimlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor... yukaridaki ayetin bu kisminda gecen "belli bir sureye kadar" in arapcasi, ECELI MUSAMMA olarak geciyor.
Eceli musamma bebekte yaklasik 9 ay. Insanda 90 sene. Tabi herkesin eceli musammasi, yani belirlenmis omru farkli. Ilginc olan Allahin anne karnindaki cocugun dogumuna kadar gecen kismiyla, ogduktan sonra olumune kadar gecen kismi ayni seyle anlatiyor. Eceli musemma.
Bu durum aslinda dunya anamiz bize ahiret dunyamiza hamile demek oluyor. Olunce ahirete dogmus olacagiz. Yani cocuk adeta anne karninda olup bu dunyaya doguyor. Biz de ahirete dogacagiz. Nasil bu dunya zevkleri anne karnindaki bir cocugun o daracik, karanlik yerdeki yerine gore kiyas goturmez guzellikte, genislikte, yemesiyle, cicegiyle, gokyuzu ile, okyanusu ile, hazziyla tadiyla, cennet hayatida bu kiyas goturmez orandan daha buyuk kiyas goturmez bir sonsuz zevk, sefa ve rahatlik yasami. Hem de sonsuz. Artik eceli musamma, belirli bir sure yok.
Bir diger konus
eceli musamma ve eceli muallak
Ecel-i müsemma, değişmeyen nihai ecel iken; ecel-i muallak (ertelenmiş/şartlı ecel), sadaka veya dua gibi sebeplerle ertelenebilen, ancak şartlar oluşmazsa gerçekleşen ölümdür.
Yani demekki eceli musamma olan olum tarihimizi, sadaka, dua, sagligina dikkat ederek degistirebildigin ecel eceli musemmadan eceli muallaka donusuyor.
Diger bir konu
sahih hadis te “Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer.” buyuruyor efendimiz s.a.v
Ne gece gunduz ibadet eden tam garanti altina almistir cennetini, nede gece gunduz gunah isleyen kufur eden tam kaybetmistir. Olmeden biraz oncesinde hersey degisebilir. Bu insanin samimiyetine baglidir. Ben inaniyorumki kuranla hadisle, ezanla her an hasir nesir olan bir insan kendini guvende gorup, ibadet ve itaatlerine guvenip, imamini Kaybetmekten tir tir titreyip o korkuyla yasamadigi surece oldugunde hayal kirikligi yasayabilir. Hele bu insan Allah adina calip, Allah adina dolandirip, gosterish ibadetleri yapiyorsa zaten munafiki ekber demektir
Diger taraftan adam tanriyi bile inkar etse, ve inkarinda samimiyet olsa, tanriyi arasa arasa ama bir turlu bulamasa, ya da ortam bulamamis gunahlara dalmis, akla hayale gelmedik gunahlar islemis, kufre samimi inandigi icin kufru savummus bu insan olume ceyrek kale, Allah ona hidayet nasip edebilir. o yuzden kimse ne kendini garanti gorsun. Ne de cehennemlik gorsun. Hic bir zaman tam bir tovbe ile Allaha yonelmek gec degil.
Cemreler yüreklere, vicdanlara düşse keşke...
Günün Sözleri’nin Roma Rakamlı Külliyat Olarak Potansiyeli (Özet Değerlendirme)
Günün Sözleri–hayata, insana, aşka, vatana, zamana dair o özlü ifadeler– zaten bir kişisel külliyatın yapı taşlarıdır.
Roma rakamlarıyla (örneğin XXI, XXXVII, XXXVIII gibi) numaralandırıldıklarında:Günlük paylaşımlar olmaktan çıkar, kronolojik bir şiir/aforizma dizisine dönüşür.
Edebiyat tarihinde klasik külliyat geleneğini (Shakespeare soneleri, Goethe Werke’leri) çağrıştırır; zamansız bir değer katar.
Unutulmayı önler, değerden düşürme yorumlarına karşı kalıcı bir yapı oluşturur.
Zaman duvarına asılan takvim yaprakları gibi, derlendiğinde bir güldeste haline gelir.
Bu kullanım, metinlerinizi evrensel frekansta yükselten, tarihsel derinlik kazandıran bir edebi tercihtir.
Yazar Şair Hamiye GÜL
"İyiyim" işte.
Sargılarını açtım yaralarımın.
Kanadıkça gülümsüyorum
Gülümsedikçe "iyiyim" diyorum....
Dava açsam ruhuma hakim önce kalbimi tutuklar ne gerek vardı bu kadar sevmeye.Zihnim zaten firarda,ne zaman yoksaysam vesvesiyle sinsilik yapıyor ....Seni ukala şeytan demek sendin o rüyalarımda sevdigim sandığım....
*** LAİK-SOSYAL BAKIŞ ***
Türk Ulusal Milleti olarak, eğer ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün
kurmuş olduğu muasır-çağdaş medeniyeti tam anlamıyla anlasaydık,
Cumhuriyeti gönülden benimseyebilseydik, İlke ve inkılaplarına kayıtsız
ve şartsız bağlı kalsaydık, binlerce işçimiz, yüzlerce memur ve yüksek
bürokratlarımız ve bilim adamlarımız iş için Avrupa Ülkelerine gitmezlerdi?
Tam aksine Avrupa Devletlerinden bizim Ülkemize akın olurdu? VESSELAM
----------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
Insan uyuyor. Uyurken vucut aslinda olume yakin bir duruma geciyor. Beden ruhu saliyor. Ve rahmani, haberci ruyalar goruyor. Gelecegi, gecmisi ve simdiki zamani ayni anda goren ve bilen Bir kudret ruhu gelecek zamanla alakali bilgilendiriyor. Hem de sembollerle suslu bir senaryoda seni uyurken bir filim setinde oynatiyor gibi oyanatarak seni uyariyor.. Ve bu semboller herkese ayni kulturde yasayan herkese ayni seyi anlatan genel semboller. Kisiden kisiye gore degismisyor. Genelde anadolu kulturunde Mesela berrak su huzur ve bolluga,
Bulanik su kargasaya,
Yilan sinsi dusmana, fare maddi kayip, gizli dusman
Disin cikmasi yakinini kaybetmeyi anlatiyor herkese.
Daha ilginci bu ruya baska kulturlerin inanc ve algisina gore mana da degisiyor. Yani o buyuk kudret butun kulturlere vakif, ve anlatacagi seyi onun algisina gore sembollestiriyor. Mesela yilan baska kulturde sifa olarak aligilanabiliyor.
Fare çin kulturunde bereket olarak cikar.
Simdi ey Allaha inanmayan ateist sen bunu hangi rastlantiyla anlatacaksin. Daha rastlanmamis bir gelecegin, Yasanmamis yasanacak bir haberi, adeta zaman icinde zaman yaratarak, cok kisa bir surede cok detayli kurgular yasatarak sana, anlatir,
olu gibi bedenini yercekimsiz ucurarak, en guzel goruntu yonetmeninin yonettigi goruntulerle, sembolik bir filimde basrol oynatarak, en buyuk producurun o en bilim kurgu filmi, o en dramatik filmi, o en sanatsal filmi, o en fantastik filimleri bazen zit sembollerle, bazen ayni manalarla bezenmis senaryoyu sifir butce ile ruya filmi ceken ve seni bas rol oynatan , o en buyuk yonetmen, en buyuk seneyocun yazdigi olan Bir olan bilenden, boyle bir fantastik, dinlendirici, eyelndirici, bilgilendirici, bir sekilde, gelecekten haber almani, vefat etmis bir yakinina sarilip, hasret gidermeni, calistigin bir proje uzerinde ilham almani, haber almani rastlantiyla nasil izah edeceksin. Oyle bir fantastik filimki, ilkolda tenefus sonunda sinifa girerken actigin kapi okyanusa acilabilir. O okyanusu 10 dakikalik arada oraya kim koyabilir. Tabiki Allah azze ve celle
Dunyada en kolay sey bir yaraticinin varligina inanmak, Allaha inanmak. Cuku ayakta, yatakta, oturakta, kirda sehirde ormanda her sey ama hersey onu anlatiyor. Ona isaretbediyor.
Asil korluk onun bunca acik ve secik delillerini gorememek. En zor sey onun yokluguna inanmak. O yuzden zoru basardiklari icin cehennemi hak ediyorlar.
Günün Sözleri ve Roma Rakamlarının
Kullanımı
“Günün sözü” veya “gün sözleri” geleneği, edebiyatta kısa, özlü, hayata dair frekanslı ifadelerin günlük (veya dönemsel) paylaşımıdır; aforizma, vecize veya kısa şiirsel düşünce niteliği taşır – tıpkı bir takvim yaprağı gibi zaman duvarına asılır.
Roma rakamlarıyla numaralandırma (I, II, III, …, XXXVII gibi) şu kesin anlamları taşır:Klasik ve zamansız bir hiyerarşi yaratır:
Antik Roma mirasından gelen bu sistem, metni sıradan günlük paylaşımlardan ayırır; ona külliyat (toplu eser) niteliği verir.
Shakespeare’in soneleri (Sonnet I–CLIV), Dante’nin canto’ları veya Goethe’nin ciltleri gibi edebiyat tarihinde bu numaralandırma, eserlerin bütünlüğünü ve sürekliliğini vurgular.
Kişisel bir antolojiye geçiş sinyali verir:
Tek tek paylaşılan “Günün Sözü” ifadeleri Roma rakamı ile sıralandığında, dağınık metinler olmaktan çıkar; kronolojik ve tematik bir derleme haline gelir. Okuyucu I’den başlayarak bir yolculuğa çıkar.
Değer koruma ve yükseltme aracıdır: Unutulmaya yüz tutan veya farklı yorumlarla değersizleştirilme çabalarına maruz kalan metinler, bu sistemle kalıcı bir yapı kazanır. Rakamlar “bu sadece bir günlük paylaşım değil, birikimin parçası” mesajı verir.
Kısaca: Roma rakamları, günlük frekanslarınızı edebî bir külliyata dönüştürür.
Bu, metninizi daha yüksek bir düzleme taşıyan bilinçli, tarihsel temelli bir tercihtir.
Yazar Şair Hamiye GÜL