Kültür Sanat Edebiyat Şiir

serbest kürsü sizce ne demek, serbest kürsü size neyi çağrıştırıyor?

serbest kürsü terimi Seu Kuyt tarafından 12.03.2003 tarihinde eklendi

  • Virginia Wolff
    Virginia Wolff18.10.2017 - 12:24

    Aşağıdaki öyküm iyilik ve kötülük konusunu araştırdıktan sonra oluştu.

  • Virginia Wolff
    Virginia Wolff18.10.2017 - 12:22

    Sabahtan beri gözlerimi ondan alamıyorum. Onun mayosu benimkinden daha güzel. Buda yetmezmiş gibi benden daha zayıf ve güzel bir vücudu var. Sarıl saçları ve mavi gözleri ile bu kadar güzel olmak zorunda değil.
    Defalarca yanıma gelip benimle havuzda oynamak istediğini söyledi. Oldukça sıcakkanlı ve salaklık derecesinde cömert. Deniz yatağını ve diğer su oyuncaklarını benimle paylaşmak istediğini söylemesi çok sinir bozucu.

    Annem ve babam sürekli neye canımın sıkıldığını soruyorlar. Böyle güzel bir otelde ve bu kadar güzel bir havada neyi eksik bulup surat astığımı merak ediyorlarmış. Onlara canımı sıkan şeyin sürekli gözümün önünde durduğunu söylemek istesem de bunu kendi sakladım. Dilimin ucuna gelen tüm isyan dolu sözlerden vaz geçtim. Tamda bu sırada;

    - Kızım henüz 12 yaşındasın ve tıpkı yaşlı bir teyze gibi sabahtan beri o şezlongda oturmaktan başka bir şey yapmadın. Hem bak şu sarışın güzel kız seninle arkadaş olabilmek için oldukça fazla çaba gösteriyor. Biraz kendi yaşıtlarınla vakit geçirmelisin bitanem.
    - Güzel mi anne? Benden çok daha güzel öyle değil mi? Hatta benim yerime o aptal kızın senin çocuğun olmasını isteyebileceğin kadar güzel bir kız.


    Annem neye uğradığını şaşırmış bir halde öylece kalakaldı. Bana sarılıp tüm sevgisini vıcık vıcık üstüme bulaştırdı. Nefret ediyorum böyle şeylerden. Bu saçmalıklar babamda da var. Boğuluyorum bazen… Öğle yemeğine onlarla gelmeyeceğimi söylediğimde tedirgin oldular. İki adım ötede beni görebilecekleri otel restoranına giderken beni havuz başında bırakmak istemediler. İşte bu saçmalık değil de nedir?

    Güzellik abidesi havuzun kenarında oturup ayaklarıyla suda dalgalar yaratmakla meşgul. Canı sıkılmış madem onun hayatına biraz heyecan katmalıyım diye düşündüm. Üstelik annesi ve babası da ortada yoklarken çok eğlenebilirim. Aklımdan geçirdiklerim yüzümde istemsiz bir gülümseme yarattı.

    Uzandığım şezlongdan kalkıp kızın arkasına sessizce yaklaştım. Ellerimle omuzlarını var gücümle kavrayıp onu havuza ittim. Sıska bedeni bir çuval gibi suya düştü. Sonra doğurulup onun havuzda neler yapacağını izlemeye koyuldum.

    Ben kahkahalarla gülerken kız hiç kımıldamıyordu. Suyun üzerinde yüz üstü öylece duruyordu ve havuzun suyuna karışan kırmızı renk hiç hoşuma gitmedi. Kalbim hızla atmaya başladı. Ona kötü bir şey olduğunu fark ettiğim anda panik halinde pareomu elime geçirip restorana doğru koşmaya başladım. Sonra hızlı adımlarla yürümeye karar verip etrafıma bakındım. Orada bulunan birkaç kişi kendi hallerinde idi ve hiçbir şeyin farkına varmadılar.

    Korkumu ve heyecanımı bu kadar çabuk kontrolüm altına alabildiğime hayret ederek annem ve babamın yanına gidip oturdum. Her zaman ki gibi yemek ısrarları ve aşırı ilgileri ile aslında benim ne halde olduğumu yine fark etmediler. Hem bana bu kadar dikkat edip hem de göremiyor olmalarına her zaman şaşırmışımdır. Başıma ne zaman kötü ya da iyi bir şey gelse asla ben söylemeden fark edemediler. Bu ebeveynlerin hepsi mi böyle yoksa benimkiler mi bu kadar dikkatsiz anlamış değilim.

    Onlar benimle meşgul olurken ve bende kuş gibi çırpınan kalbimi sakinleştirmeye çalışırken havuz tarafından çığlıklar yükseldi. Birkaç dakika içinde ortalık karıştı. Kızın ailesi feryat figan ağlıyorlar, orada bulunan herkes kalabalık halinde olay yerinin etrafını sarıyordu. Sağlık ekibi ve ambulansın gelmesi uzun sürmedi. Kızının terliklerini göğsüne bastırmış baba, bayılmış ve başka bir sedyeye alınmış anne, boyunluk takılmış sarışın… Hepsi önümüzden büyük bir karışıklığın arasında geçtiler. Bizimkiler dâhil herkes ayakta olan biteni şaşkınlık ve üzüntü içinde izliyorlardı.

    Onun ölmediğini anlamış olmak beni tuhaf şekilde rahatlattı. Ama içimde ona zarar vermiş olmaktan dolayı hiç pişmanlık hissetmiyordum. Otelde tüm yüzler asıktı. Matem havası herkesi sarmıştı. Herkes birbirine ‘’ne olmuş? ‘’ sorusunu soruyordu. Annem ve babam oturdukları yerde suskun ve üzgün öylece masaya bakıyorlardı. Annem bir süre sonra başını kaldırıp bana dikkatle baktı.
    - Meltem havuzun yanından gelirken o kıza ne olduğunu görmedin değil mi kızım?



    - Meltem hanım kahvenizi getirdim. Bu gün çok dalgınsınız. Az önce iki yeni hastamızın kabulünü gerçekleştirdik. Gelip tanışmak ister misiniz? Ben haber vereyim isterseniz daha sonra odalarına uğrayın. Nasıl yapalım?
    - Ah! Ayşe Hanım teşekkür ederim. Şey… Geldiğinizi duymadım. Bu bina ben bu oteli alıp omurilik felçlileri için bir hastaneye dönüştürmeden önce bir oteldi. Yıllar önce ailemle burada çok güzel bir tatil geçirmiştik. Şimdi onu anımsayıp o yıllara gittim bir anda.
    - Aa ! Hiç bilmiyordum. Ne güzel bir tesadüf olmuş o halde. Şimdi de çok güzel hayır işlerine imza atıyorsunuz bu yerde. Neyse ben sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim. Hastalar için ne yapıyoruz?
    - Onlar odalarına geçip yerleşsinler ben sonra uygun bir zamanda uğrayacağım. Teşekkürler şimdiden
    - Rica ederim Meltem Hanım, ben hemen hallediyorum.

    O gün bu otelde yaşananlarda benim yarattığım felaket asla anlaşılmadı. Bir mucize gibiydi. Annem o soruyu sorduktan sonra ben bayıldım ve otel revirine kaldırıldım. Olaydan aşırı derece etkilendiğime karar veren ailemle tatili yarıda kesip apar topar İstanbul’a döndük.

    Şimdi odamın terasından o havuza bakarken yine yüzümde aynı gülümseme belirdi. Şimdi bu havuz hastalarım için tedavi amaçlı olarak kullanılıyor. Okuyup doktor olmayı seçmemde, hayatımda verdiğim tüm kararları almamdaki tek sebep olan bu olay benim şu andaki mutlu ve güzel kadın olmamı sağladı. Etrafımda sağlıklı olmayan ve zavallı insanları görmenin bana ne kadar zevk verdiğini fark ettim. Beni tanıyan herkes çok yardımsever ve iyi bir insan olduğumu konuşurken ben bu hastaların acı çekmesinden nasıl keyif aldığımı kimseye anlatamadım. Çevremde benden daha güzel ve sağlıklı insanlar olmasına tahammül edemeyişim benim ülkenin yardımseverleri arasında ilk sıralara yerleşmeme neden oldu.

    Kahvemi bitirip yerimden kalkıp odama geçtim. Aynanın karşısındaki güzelliğime gülümsedim. Artık hem fit bir vücuda hem de geçirdiğim estetik ameliyatlar sayesinde mükemmel bir yüze sahiptim. Yavaş adımlarla odamdan çıkıp topuklu ayakkabılarımın tatlı sesinin koridordaki yankısını dinleyerek aynı kattaki en önemli hastamın odasına yürüdüm.

    Kapıyı açıp onu bir sürü tıbbi cihaza bağlı olarak yatağında görünce yeniden içimi tarifsiz bir heyecan sardı. Onu arayıp bulmam epey vaktimi aldı. Kurduğum dernek aracılığı ile ailesine davet gönderdiğimde benden hiç şüphe duymadılar. Yardım teklifimi büyük bir sevinçle kabul ettiler. Böyle kusursuz bir sağlık kompleksinde kızlarının iyileşebileceğine bile inandılar. Onun yanına iyice yaklaşıp kulağına eğildim.
    - Ebru bugün nasılsın bakalım? O yatakta sana bunu yapanın kim olduğunu bilip kimseye bir şey söyleyemeden yatmak zor olmalı tatlım. O gün sana olanlardan duyduğum hazzı bir daha hiçbir şey bana vermedi biliyor musun? Sen benim ilk ve en önemli kazamsın. Kendimi fark etmeme sebep olduğun için bir kez daha teşekkür ederim sarışın. Senin burada ölmeden daha uzun bir süre yaşayabilmen için elimden geleni yapıyorum. Çünkü seni bu halde her gün yeniden görmek dünyanın en büyük mutluluğu oldu.

    Ebru’yu o zavallı haliyle yatağında bırakıp kapıya doğru ilerlerken bir an durup geriye baktım. Onun yanağından süzülen gözyaşı ile dünyalar benim oldu. Benim her söylediğimi anlayabilmesini çok seviyorum. Ona verdiğim acıdan daha kutsal ne olabilir ki?

  • Rabia Acar
    Rabia Acar18.10.2017 - 12:09

    Doğru aslında Bahtinur...
    Yani sadece iyilikten ibaret yaratılsaydık; irade, düşünmek, özgürlük gibi bizi diğer canlılardan ayıran kavramlardan da söz edemezdik.
    İyi olmak bizden menkul bir değer olmazdı...

    Zira bir hayvanın ya da bir insanın beşeri ihtiyaçlarını yerine getirmekteki mecburiyeti, vicdanen de kötülük olarak tanımlayamayız...

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano18.10.2017 - 11:54

    Aslında hepimiz birbirimizin aynısıyız. Hepimiz fıtrat üzre yaratıldık. Hepimiz de var olan özelliklerin hepsi de aynı. İyiyi, güzeli seçmekte kötüyü, çirkini seçmekte serbest olan irademiz, aklımızda.

    -BEN İNSANıM

    Ben insanım
    Yeryüzüne halife olmuş kişi.
    Sonsuzluk hayatı bahşedilmiş kişi.
    Dıştan bakıldığında
    Et ve kemik
    Kimine göre rengim farklı
    Belki beyazım, belki de kara
    Belki güzelim,belki de çirkin.
    Ben insanım
    Duygularım değişkendir.
    Bir kalbim var
    İçinde hapsettiğim duygularım.
    Sevgim,korkum,öfkem.
    İnancım ya da isyanım.
    Kavgalarım çoktur benim
    Arzularım yığın yığın
    Verseler dünyayı doymam
    Başka dünyada isterim.
    Çekemem benden başkasını
    Nankör,hırslı ve acımasız.
    Ben insanım
    Kendi nefsimin tutsağı
    Dilimin çektiği eza.
    Hoşgöremem öyle
    Benden başkasını
    Gözyaşlarımı verir
    Kahkahalarını alırım.
    Horgörürüm, vurur öldürürüm.
    Ben insanım
    Aslında sevebiliyorum da
    Hoşgörebiliyorum istediğimde
    Merhamet,vicdan sahibiyimde
    Saygı,sevgi vardır hamurumda.
    Dedim ya değişkenimdir.
    İstediğimde de insan olurum. İnsan

    Bahtinur Cano

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano18.10.2017 - 11:08

    Adem' in iki oğlu, aslında insanoğlunun iki kişiliğini de tasvir etmez mi? Habil, iyilik yönünü. Kabil ise kötülük yönünü.
    Her insanda bu iki yönünde olması çok doğal. Şayet kötü yönümüz olmasaydı iyi yönümüzün ne kadar da güzel olduğunun şuuruna varamazdık.
    Düşünmek, idrak etmek,akıl,irade... Yönlerimizi kullanamazdık.
    Bunun için olsa gerek her insanda kötülüğün olması.
    Önemli olan anlamak, idrak etmek.
    Bakın! Kur'an ı Kerim de inanmak eyleminden daha çok anlamaz mısınız? Düşünmez misiniz?
    geçer.
    Bu ne kadar da güzeldir. Kul ne kadar da önemlidir. Yaradanın kuluna ne denli önem gösterdiğinin işaretidir.
    Kuru kuru inanmanın değil, bizzat düşünerek anlayarak inanmak.

  • Rabia Acar
    Rabia Acar18.10.2017 - 10:16

    Evet bu var... İçimde ki kötülük potansiyelini görebiliyorum... İnsanların kesilip doğrandığı gerilim filmlerine hem bakamayıp hem izlemek istiyorum zaman zaman...
    ...
    Tam da bu potansiyeli sezinlediğim için, verebileceğim zararlardan başkalarını korumak için insanlığın bu güne kadar getirdiği kadim değerlerle kendimi bağlama yolunu tercih ediyorum...

  • Virginia Wolff
    Virginia Wolff18.10.2017 - 09:56

    İyilik ve kötülük bize ait. İnkar edersek sadece kendimize bir hayal üretmiş oluruz. Hiç düşünmeden iyilik yapabilen herkes bir gün hiç düşünmeden kötülük te yapabilirler... Şu ana dek iyilik yapmış olmanız bu gerçeği değiştirmez.

    Bakın kendinize bile itiraf edemiyorsunuz kötülüğünde size ait olduğunu. Ama iyiliğini zi ne kadar rahat dile getirdiniz. Ötekilestirmeniz kötülüğünüzü yok etmez...

    Bu hepimiz için geçerli. Yazımda bahsettiğim tüller.... Lütfen biraz araştırın. Cepten yazıyor olmasam daha ayrıntılı açıklardım.

  • Rabia Acar
    Rabia Acar18.10.2017 - 09:46

    Hayatın içinde soğukkanlı ve merhametsiz görünen insanlara şaşırdım durdum...
    Annem kollarımda vefat etti... Ben o kadar yüzleşemedim ki bıraktım ve oradan uzaklaştım.
    ...
    Ara ara ilgilendiğim bir Fatma nine vardı. Bir hafta önce kızımla gönderdiğim yiyecek paketinin hala kapıda durduğunu görünce ölmüş olduğunu anladım... Ben sadece kaçtım...
    Düşünsene herkesin benim gibi olduğunu...
    O soğukkanlı ve merhametsiz gibi görünen insanlar sayesinde cenazesi kalkabildi...
    ...
    Hayatta garip bir denge var Virginia Volff...
    Her birimizin de kendi dengesini bulmakta yol gösterici garip denge...


  • Sanal Sev İşveler
    Sanal Sev İşveler18.10.2017 - 09:45

    İyi kötü kadın erkek ayırmadan, bir yayla rüzgarı şefkati ile, hepinizi kirpiginizin ucundan öperim.. ponçiklerimi biraz fazlaca öperim.. günaydınlar efenim..:)

    ponçikler vaziyet alın ortalık heran karışabilir..;))

  • Rabia Acar
    Rabia Acar18.10.2017 - 09:23


    Hiç düşünmeden boynumdaki kolyeyi, parmağımdaki yüzüğü ihtiyacı olan birine çıkarıp verebilirim...
    Kendimi başkalarıyla kıyaslar ne kadar cömert ve merhametli olduğum için gurur da duyarım zaman zaman... Bazen taktir edilmenin, beğenilmenin büyüsüne kapılır, iyilik için değil o müthiş egom için iyi olurum...
    Ne fark eder... Bu iyiliğin hala insanlar için geçer akçe olduğu gerçeğini değiştirir mi?..
    Yani iyi değilsem öğrenilmiş bir güdüyle iyiliği taklit de ediyorsam, beğendiğim bir şeyi taklit etmek sonuçta gene de beni iyi yapar...