Kültür Sanat Edebiyat Şiir

serbest kürsü sizce ne demek, serbest kürsü size neyi çağrıştırıyor?

serbest kürsü terimi Seu Kuyt tarafından 12.03.2003 tarihinde eklendi

  • Hikmet Nazım
    Hikmet Nazım23.06.2017 - 01:32

    Uzun uzun anlatma bana,
    Sevmenin bedelini çeken
    Bir aşk mahkumuydum ben.
    Sevmenin bedelini en ağır ödeyen.

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı21.06.2017 - 13:34

    Tarkan 10 da 10 bir albüm olmuş..
    ...
    İyi günde kötü günde
    Sakla göğsünde
    Sen bu kalbe iyi geldin
    Benden hiç gitme

    Tut elimden beni çok sev,
    Kimseye verme
    Seveceksen ömürlük sev
    Bir günlük sevme

    ..

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı21.06.2017 - 12:42

    yıl olmuş 2017,anto hala arıza veriyor..

  • Cihan Suat Alkan
    Cihan Suat Alkan20.06.2017 - 11:04

    Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
    Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
    Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
    Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
    Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
    Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
    İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...
    İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...
    Birazdan sabah olacak...
    Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...
    Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...
    Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...
    Aşkta yarın yoktur sevgili...













  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı19.06.2017 - 16:54

    yagmurun sesinde ayrı bi güzel..
    ..

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca19.06.2017 - 11:51

    Ey INSAN evladi sus benden saz senden, degilse sözümüz sohbetimiz sevgiye selam olsun ( hele hele de insan hayata serbestse ses söz ve kürsü..)

  • Gül Rengi
    Gül Rengi18.06.2017 - 21:32

    Yaşamak veya yaşamamak. Yıllardır bu iki zıt arzunun pençesindeyim. Hayat, acılarımın sisli camı arkasında kâh bir kâbusa, kâh bir heyulaya benziyor. Bazen komedilerin en adisi. Bazen trajedilerin en dayanılmazı. Ve içimdeki cehennemden habersiz bir dünya.. Kitaplardı benim oyuncağım. Önce insanlar aldı, sonra kendileri kaçtılar benden.Duyguları kapıda bekletiyorum. İçerde yabancılar var. Kapıyı açtığım zaman, kimseyi bulamıyorum dışarıda.. Yasamak bir fırtınaya kapılmak, yanmak, ağlamak hisetmek yani sevilmek. Yaratmaksa mumyalaşmak, fırtınanın yani hayatın dışında kalmak yabancılaşmaktır."

  • Düş Baz
    Düş Baz18.06.2017 - 20:53

  • Sanal Sev İşveler
    Sanal Sev İşveler18.06.2017 - 16:36

    :))


  • Soner Ucar
    Soner Ucar18.06.2017 - 02:08

    "Bu muydu uğruna annemin karnını tekmeleyip durduğum hayat?"
    Halil Cibran