Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şiir sizce ne demek, şiir size neyi çağrıştırıyor?

şiir terimi Cengiz Ekrem Teymur tarafından 01.05.2001 tarihinde eklendi

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca19.10.2017 - 11:37

    Sorgudan saygidan sevgiden paylasimdan haktan ilgiden bilgiden emekten akildan mantiktan güvenden cesaretten onurdan hali hatiri azaldikca Sanat Müzik Edebiyat ve Dilde de korkunc bir yikimi yozlasip soyutlasarak örenlestigi carpikligin üstünü örterek gününü güncelleyen Yazin Dünyamiz; bu her bulasanini harcadikca daha cok ilgisiz tahammülsüz iradesiz itibarsizligin kuyusuna gömen; ve kalan degerlerinden koparip tükettikce de hayatindan uzaklastigi HAYAL DÜNYASI Ceset Tasiyiciligi`nin birbiriyle en acimasiz siddeti gecimsizliginden kahir-küfürlesen TOPLUM Batakligini kundaklayip terbiye etti.
    Ve bu baglamda digerlerinin pesisira devamiyla Ayten Mutlu;
    „ ay şimdi sularda gizli bir veda /kumdan kalelerine ağlarken çocuk /ruhta köpüklenen o kızıl yara doğunun akşam faslı bu eprimiş gün / isli lamba, misk kokusu, hüzün / ve siyanür tanrıya diz çöken vaha“ …………..( Cocuk ve Aksam)
    „ kanındaki ateşler tenini yakmıyorsa/ unuttuysan şarabi gecelerin rengini/ sevişmenin elması artık parlamıyorsa/ elinde kırılmışsa dokunuşun kadehi/ aşk onarır (Aşk Onarır )
    …….Üzülüp örselendigini yasam zenginligi sayan, dogar dogmaz kaybedilmis bir dünya harabesini tüm aci verenleriyle birlikte yasayip kahrina kederine alistikca hayatinin asla vazgecilmez avuntu ve teselli kaynagi sayarak örselenip üzüldügü seyler toplamini ask diye adlandirmakta Ayten Mutlu.
    „ sözcüklerin/ hep yanlış tümcelerde/ hırpalanmıştenini kalplerin/ yangınlardan artakalan evinde / zamanın bir yerinde/ tam en güzel yerinde/ sesini bulamayan/ unutkan/ bir çan gibi……………( Can)
    „ biliyorum sadece sözcükler kaldı / kaçışlardan, boşluktan, tutkudan / uçurumdan / müzikten yapılmış / aşktan
    eksildiğim ayna her bakışımda / Ma'ın kayıp gövdesinde açan gül /kristal bir düşten çıkıp gelmenin yüzünde /ateşin eğdiği rüzgâr / sen /hatırla beni „…….( Kayip Nota)
    ………Sanki kendine yasayacak yer ve mekani yok gibi, darliklar ve verilmis siparisler nöbetine yazilip yapilmis bir yoklugu yasam yilginligini tümüyle hayatina viranelesen ezilmis solmuslar yükünü kurtulup kacmayi dileyen bir iz, belirti, imdat, siren, paydos veya can sesi bekleyen söz ve siirler sahibidir Ayten Mutlu.
    …………..Bircok Yazar-Sair gibi uzun yillar devlet memurlugu yaptiginin yanisira cevirmenlik ve deneme yazilarini sayisiz dergilerde yayimlayip ün ve ödüller sahibi olmus Mutlu;
    „ şimdi burda/ karanlığa açılan kapının eşiğinde/ o eksik harfi soruyorum alfabelere/ onarmak için içimdeki yıkılmış köprüleri/ yazmak için masalını köklerin Aşıboyalarında/ ve yıldız çitlerinde kanayan/ şimdi burda günübirlik bir ömre
    …………..
    gidiyorsun, içime çizilmiş bir labirenti/ geçerek sönmüş bir kandilin gölgesinde/ kapanırken bir yerde bir pencere/ açılıyor yokluğun kara kapısı/ (gözlerinden kopan o mavi ışık/ hayatı seriyor hâlâ ölüme) „ …………( Eksikligi Fazla Bir Harf )
    ……Karanligin icinden daha derin yalniz yoksul karanliklara acilip giden tükenmisligin sönük ve kapali muhtacina koyan herseye yalvarip yakaran aczi, gene varim yogum herseyimsin kalibinda kayda gecip yoluna yöresine kitabelestirmekte.
    „ağzın ölüm kadar soğuk olacak / gecenin siyah elleri / dokunduğunda öpüşlerine / siyah bir su gibi gelecek gece „………..(Siyah Gece)
    „hadi git dedi adam/ ve unutma/ sen olmazsan ölürüm/ alıştın sanıyordum ölümlerine/ bir şiir daha/ yazarsın işte/fena da olmaz/alışılmadık ölümler gerek/oysa büyük şiirlere“………( Örümcek )
    ……Ölüsünün maddi manevi kefenlenmis her türlü sinmis cökmüs sogukluguna sokulup sarilarak,sarildigi zifir saplantiya yasadigi hayatin tüm idaresini teslim eden adanmisligini siirlesip dillenerek ;
    „ölüm hangi acıyı giyinir en çok/ hüznü avuçlarına gizlemiş bir resimde/ hangi rengi açar külrengi solan şiir/ külün kendi renginden utandığı gecede? / hiç bilmezdim, şehirler de ağlarmış/ düşlerini gömerken şiirlere“………………..(Yitik)
    „ah, geç kaldım yağmuru öğrenmeye / çıplak bir nar gibiyim yenik ve küskün“ …………( Yüzün ve Can Sesleri)
    …………kendini ölüme, ölümü sire, siiri her ikisine bitistirip baglayan mutsuzlugun özdes dengesini yasadigi hayattan hicbirsey anlamayana gömüldügüyle allak bullak yanilmis yenilmisligin itiraz son sözünde karsiligini yine kendisiyle bulusan öznesidir Ayten Mutlu.
    Bir diger isim Perihan Magden;
    Yazdigi romanlari ödüllü filmlere cevrilen, reklamcilik ve köse yazarligi gibi degisik bircok gazete dergi ve televizyonlarda is-güc sahipliligi yapan, Medya yogunluklu sairligi de olanlardan biridir Perihan Magden.
    „ Niye seveyim seni?
    Babalarının terk ettiği kızlar, kötülüklerinde cömert,
    aşkların da hazin ve güvenilmezdirler.
    Babasız kızlar korosu:
    Babamız bizi sevmedi!
    Öyle bir şey koptu ki içimizde,
    bütün kötü kadınlar bizden sorulur,
    kaçmayı biliriz biz en iyi…
    Ey cesur!
    Ey sevgili!
    Sıkıysa bak gözlerime,
    taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim,
    çocukluk acıları pazılarımdır benim,
    ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin! „ ….( Babasiz kizlar Korosu )
    ……..Hayata eksik ve yokluklariyla büyüdügünün acisini ve kabusunu geri dönüsümlü kin ve nefret kusumuyla ödesmenin tepeden tirnaga donanip silahlanmis öc alma ve intikam duygusuyla, hicbirzaman sevgi damarindan beslenip iler tutar dalli bir hayatin tasinacak yükünü kendinde bulamayacaginin kavga-gürültüleriyle karmakarisik virane dilidir Siir halindeki Perihan Magden.
    „ Miyadı doldu: epey zamandır ne sahne, ne dizi teklifi alıyor herhalde, televizyon programları ardı ardına duvara tosluyor; ama Acun bey kiloyla aldı galiba ekran personasını, onun “porgramlarında” jüri: Yerini de dolduruyor. Zira aşırı şımarık ve hareketli bir kadın. Dikkatleri üstüne çekmekte –sinir tanımıyor.“

    ….Beslendigi Medyatik kaynaga sürekli ilgi yakinlik ve imrentisini hic eksik etmeksizin maddenin temelden kanununa uyumlu kavga, nizah, hirs, dalas, satasma, kulplanma, kaynasmalarla hir-gürlü didisip gün oyalasirken, buralarin programli kadrolulugunun hazir davetli biletlisi olmaktan da asla uzak kalmamanin geregini cok fazlasiyla yerine getirmelerden Magazin posterciligi yaparken; hayati yozlastirip siglastiran karakterde karsilikli paslasmalar köpürtür, özellikle birlikte gürültü kopardigi Hülya Avsar´la
    „Odada bir sessizlik. Odada bir sessizlik
    Odada odalıktan gelen bir sıkıntı
    Çay fincanını anlatmama bile razıydın önceleri
    Derken söyletmez oldun adımı „
    ………Yasanilmaz halin icinden cikilmaz kusatilmisliklariyla amansiz bir düs ve hayal kiriklarinin kahirli lanetli donanmis dösenmis dünyasini, cöküp oturdugu yerden hic kimildayamaz hale getirmelerine cepe cevre kovulmus,bogulmus, yorulmus, yilmis, bikmis, bezmis, bunalmis, üzülmüs tadsiz tuzsuz ve mutsuzlugun hale yola ve dile gelimidir yazip yayinladigi siirleriyle Perihan Magden.
    ………….Devam Edecek………

  • Virginia Wolff
    Virginia Wolff12.10.2017 - 13:56

    kusmak

  • Kürşat Hardal
    Kürşat Hardal10.10.2017 - 16:23

    Şairin ekmeği.

  • Ahmet Alp Kozan
    Ahmet Alp Kozan10.10.2017 - 01:30

    ne yapsam, nasıl etsem
    gövdeni yatağa sürükleyip
    bir gelincik tarlasından kan çıksam
    uzatsam göğüslerimi kahırdan haleye
    durmadan kamyonlara yük taşısam
    saatte 180 km hızla
    mucizeyle tenhalara dalsam

    ne yapsam, nasıl etsem
    iyi bir kaptan değildim zaten
    gemimi dipsiz vurgundan korusam
    bütün gece incelmiş çarşafı
    sırtıma yelken çaksam
    bu geceden sonra
    seni hiç aramasam”

  • Derya Akgün
    Derya Akgün09.10.2017 - 20:03

    iç dökme ...bazen bir imdat çığlığı bazen dille denilemeyenin tercğmanı bazen bir ağıt ... ve nihayetibde şnsan denen sırrın kelimeleşmiş hali

  • Ummuhan Baysal
    Ummuhan Baysal09.10.2017 - 12:42

    Bence iç sesiniz..şiir

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca09.10.2017 - 08:28

    Duyum ve duygusalligini amansiz bir BiCiMLENME ön sartlanmisligina bagimli kilarak kendini zorlayan BASKALASIMLARIN seklini almaksizin dünyayi anlayip söz söyleyip yazi yazilamayacagi kanaatiyle kaliptan kaliba gire cika beslenip gelen Kurak Damar Sanat ve Edebiyatciligi; Özgürlük, Sevgi, Güven, Özveri, Sayginlik, Adalet,Paylasim, Sorumluluk, Tutarlilik, Onur, Itibar Özgüven ve iradeliligiyle adini kullanan fakat ilgisi icerigiyle hic bagdasmayan ÖRTÜLÜ ÖDENEKCi gibiydi.
    Gülten Akin bu yolda;
    „Dayaniksiz seyler durgun carsida /Ezilir ipek, küflenir tevrat, calinir inci/ Dogu carsisinin yoksul yahudisi / Bir dost esintiyi yineler –Hüzün- „ ……….(Gölde )
    …….Tüm kendinden öncekiler gibi hayatta paylasilacak en yüce degerin ACI ve ÜZÜNTÜ oldugu esasina sarilip tapinan, bugünün Dinler Arasi BOP diyalogcusu gibidir.
    Gülten Akin, Türk Dil Tarih Kurumu`ndan Kültür Bakanligi`na yüksek memurluk yapmasinin yanisira Insan Haklari dernekciliginden Varlik-Yokluk dergilerine elinin dokunmadigi ve ayaginin ugramadigi yer, mekan, ödül birakmayisini….
    „Memelerinde biraz irin biraz balik biraz gözyasi/ Bir dev gözyasi oluyorsun deniz deniz deniz/Sisin dere agizlarindan sokulup aksamlari/Findiklarimizi basiyor/Neyleriz kararan Tomurcuklari/Cocuklarimiza yalvariyoruz : Ac durun biraz /Tecimenlere yalvariyoruz : / Bir `Hotel `bir gizli evlenme az cizin“ …..( Ilk Yaz )
    ………yasadikca kaniksayan, kaniksadikca yasatani yücelestirip insafina yalvar yakar kitabeleri ögreten cilekes toplum terbiyecisi yazip yayinlayan Gülten Akin;
    „ Simdi burda…Dünya/ Arka bahceyle abisi vurulmus kiz arasinda/Cilgin bir topac, dön unut düslere birak kendini/ Dön hatirla „……………( Arka Bahce)
    „Ölüleri yürüyüp götürüyorlar/Uzun törenleri unutmamacasina/Yelmi cikti bir üfleyen mi var/Bu solugu uzun da kim/ Düzgün dosyalari kipirdatan/ hey, kim var orda? ….(Sisli Agit)
    „ Pencere karsisi Patikada/ Tasinir hasta sallari, ölü sallari/Öfke kirilanomuz baslari degil, duran bacaklari degil/ Öfke salindan düsen ölüdür/Kitaplarin gizli öfke, catlar salinir/ Dolasan yumagin ucu bulunur „…..( Anadolulu Ellas`la Heykeller )
    „Orda kaldi ve burda kaldi/ Askin ve özleyisin sezgisi7 kücülmüs büzülmüs dertop/orda kaldi ve burda kaldi/ cöl ortasinda „……….( Cöl )
    …..Birbirinin iz takipcisi niteliginde bunlar ve benzerlerini yazip siirlestirirken, `yepyeni duyuslar` kumasli giysiler altinda aslinda ölüsünden dogan bir hayati yeniden ölüsüne adayip armagan eden; ve her yeltenisinde yasadigini kalici hale getirmeyi uzaktan bakarak kendini görebilmenin sosyo-dramatik arsivciligini yapmistir.
    Sennur Sezer defalarca ve yine ;
    Sayisiz gazetelerde ve degisik islerde calismis. TeReTe gezmis dolasmis. Bankalarin destek pirimledigi Ajans, Ansiklopodi ve Görsel yayinciliklarda düzen kurmus. Dergi dünyasinda sürekli boy göstermis.
    „Neden kalmadı Küba'da, neden bilir misiniz yerleşmedi./Çocuklar ölüyordu ilerde./ Çocuklar açtı. Çocuklar… /İşte./Gözlerinde umut ve öfke, sürdü motosikletini, sürdü yaşamını sarpa. /Yol boyu çocuklar onu bekliyordu. /Çantasında ilaç, çantasında şeker ve devrim ellerinde…“ ………….( Doktordu Che)
    …….Hayal Dünyasindan hayata bakmanin kapilmis gitmisligiyle, Sovyet Devleti`yle Küba arasinda yapilan BAGIMLILIK anlasmalarinin hic ÖZGÜRLÜGE sigmadigi`nin Ekonomi Bakani göreviyle yakin tanigi oldugu ve Fidel Kastro ile resmen uyusmazliga düstügü icindir, Che Guara adeta inandigi adanmisligindan HAYAL KIRIKLIGINA ugrayip, sanki bile bile BOLiVYA daglarinda ortada kalmis hayatini ölüme teslim ettigi. Cocuklara seker´se Sennur Sezer`in kapali gise siir sinemasalindan baska bir sey degildir.
    „Tek çocuk olduğum günler gibiydi./ Yaz tenhası cami avlusunda o öğle saati, annemin tabutuyla ../ Annem, yıkadığım bir mum bebekti. /Kendine ve bana/ Satılan eskileriniz / Ellerim değdikçe soluk alıyor /Eskiyen siz misiniz?“…( Animsamalar)
    …….Ölü bir yerden hayata baslamanin ugrunda egilip tapinilan sürekli talim ve terbiye yeri gibi, sartlandirilmis aci ve üzüntüleri yasamin tek ve vazgecilmez katigi olarak eziyetlnen, kendini dogurana yeniden aynisini dogurarak cogalmis büyümüs dertlilikler müptelasidir.
    „Nerde bilmem ninemin mezarı / (Dargındım babama söylemek zor annemin kefeni solmamıştı) / babam da bana dargındı“……( Eskisehir Siirleri )
    „Öyle yakınımda ki seçilmiyor /Yaşamanın çizgileri / Saçlarıma değmeden geçiyor / Camlarda kalıyor izi „……….( Kadinin Aksam Duasi)
    „Gülüşü kınını seven bir bıçak /Yaşamak yanılmak ölmek bıkkını /Yorgunsam bezginsem çaresizsem /Onu düşünürüm üzgün ve kırgın /Türkülerle avunması gibi /Yorgun bir çingene açlığının“……….( Yorgun Cingene)
    …….yerdigi yokluklara sarilip siginmanin disinda dünü günü dünyasi olmamalarin, sefaletine acisina alistikca da kaynagini kimseyle bölüsmeyen dertlenmeleri yasam kazanci ve hayat dayanagi bilmektedir Sennur Sezer.
    „Bilenir bir çelik alabildiğine/ Simdi sevişmeyi andığımız gün / Öpüslerimiz soğuk keskin / İnce bir sızı gibi düğün / Ellerine bir adım kala /Bir adım kala kör kursunlara / Öpüsünü bıçak gibi tadarım“………..( Savas Ayiramaz sevisenlari)
    „Besi bitirmistim/Temiz bir elbise giydim / Ölmek istiyordum/ Mis kokulu bir carsaf serdim yatağa“…….( Yeniden Baba Evinde)
    „Dokunduğumda çocukluğumu düsündüren / Gencliğim gibi sırrı acıklanmaz/ Kumaslar satılmaz çarşılarınızda. / Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu. / Bir korkuyu tanırsınız yalnız / Yaslanmak ve bırakılmak. / Bende çesidi var „ ... … ( Baskalarinin Eskilerini Giyinmek Sarkisi )
    ………..hep agladigini güldügüne sayan, hep öldügünü yasadigina denklestiren, hep yokluklaari donanip silahlasmalari sevmek sevismek diye belleyip algilayip kendinden sonraya da ikilemler arasi sorgulayip algilayamadigi algi ve zihin bulanikliginin, bütün kendisiyle cekisip celiskinlesenlerini ögretip belleten kafasinin keyifcisi; siir alimkeslik fiyakasi satmakta Sennur Sezer.

    ……….Devam Edecek………….

  • Mir Murat Demir
    Mir Murat Demir08.10.2017 - 13:58

    ŞİİR BİR MUAMMA

    Şiir yazmak,şiir okumak,şiiri eleştirmek,şiir de kendini bulmak,bu şiiri sana yazdım,bu şiir bana yazılmış,hani birkaç tanım daha eklenebilir ama başlığın da yazının kaçabileceğim bir köşeyi ayırdım kendime,’’muamma’’ diyerek.Şiir insanın,hayatın kendisidir,her şeydir,hep’tir.Benden önce de şiirle ilgili yazanlar ne çok olmuştur,benden sonrada fazlasıyla olacaktır,olmalı da.Şiir diğer edebi çıktılardan farklı bir ana özellik içerir.Şiir;roman,öykü,hikaye vb hayattan ya da kurgu meseleler anlatır,vurgu yapar derinleştirir,teğet geçer,mesajı ilk okuduğunuz da alırsınız,ortasın da,bazende en sonun da.Şiir ile diğer edebi çıktılar arsındaki benzerliği kurduk,farklı olan ise şiir damıtılmıştır,damıtma halidir.

    Kendimce yazdıklarımın dışında okur olduğumu da söylemeliyim.İddialı bir okur sayılmasam da okurumdur.Korku duyabileceğiniz bir şiir yoktur,kenarından köşesinden cinsellik çağrışımı olsa da ben ötesini görmedim,duymadım.Şiir yıllarca sürmüş bir kurtuluş mücadelesini yirmi,otuz mısrada anlatır.Yirmili yaşlardan ellili yaşlara kadar süren bir aşk hikayesini on,onbeş mısrada anlatır.Şiir okumak,yazmak iyimidir bilemem,ahkam bir dille vurgu yapmam şık olmaz.Şiir hakkın da şunu açık yüreklilikle yazabilirim,şiir okumak ve şiir yazmanın 5 kıta,183 devlet,72 millet,yirmibin şehirde (şehir saysı sadece tahminimdir) zarar gördüm diyenine rastlanılmadı.

    Bilim adamları,özellikle insan yaşamını bire bir inceleyen ve taktik geliştiren bilim ve uzmanları müzik dinlemek,dokunmak gibi şiirin de pozitif katkılarından bahsetmektedirler.Şiir kendi içinde zariftir,kibardır.Yazı dilin de kabalaşma,küfür var olmakla birlikte şiirde rastlanılmamıştır,gören,okuyan var ise de onlar şiir değildir.Ben en argo kelimeler içeren birkaç şiiri ‘’CAN YÜCEL’’dizelerinden hatırlarım,’’sidikli kontesim’’ gibi.Şiir küfrü,argoyu var etmez,barındırmaz.Can Yücel gibi çok özel şairlerin bütün içinde ki anlatım da birkaç kelime de bu uygulaması kanımca şıktır,ustalıktır,başarıdır.

    Şiirin bir başka güzel tarafı ise ezbere alınabilme halidir.Yazım akışı,mısra ve ses uyumları ezbere alınmaya daha yatkındır.Edebi diğer çalışmalar da böyle bir rahatlık bulunmaz.Şiir de ezberden en uzak insan da dahi hafızaya kazınmış birkaç mısra bulabilirsiniz.Bu benim tezim olmaktan öte malumunuzdur,asırlar öncesinden günümüze ulaşmış bir çok yapıt,ezber ve aktarımla gerçekleşmiştir.Şiir için ne demiştik ‘’DAMITMA’’,sayfalarla anlatamayacağınız,muamma bir meseleyi şiirle anlatır,şiir haline getirilmişse anlarsınız.Şiir konusun da sadece bildiklerimi,yorumumu yazıyorum.Akademik bir yazı,makale olmamasının rahatlığı içerisindeyim.Şiire dönem dönem katı kurallar konulmuş,dayatmalar yapılmıştır.Bu konuyu hatırlatıp geri çekiliyorum.Katı kuralları olan uygulamalar şiire ne katmıştır,ne kaybettirmiştir,düşüne durun.

    Kısaca toplumsal sosyal hayatımıza katkısından da bahsedeyim.Şiir dolayısı ile şairler uyumlu,duygusal,değer sahibi insanlardır.Eski asırlardan günümüze şairler,ozanlar,aşıklar bazen yazılı bazen doğaçlama mısraları bir araya geldikleri meclis ve toplantılar da dillendirmişlerdir.Geçmişten günümüze zevkle,keyifle dinlediğimiz şarkı,türkü ve marşların,sözlü tarafının adı şiirdir.

    Mir Murat Demir

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca08.10.2017 - 13:30

    Annene sormalisin eger ordansan mutlaka bilincleneceksindir..

  • Us Atölyesi
    Us Atölyesi05.10.2017 - 14:42

    "...y a l n ı z l ı ğ ı n p i ç i midir ş i i r .."