Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şiir sizce ne demek, şiir size neyi çağrıştırıyor?

şiir terimi Cengiz Ekrem Teymur tarafından 01.05.2001 tarihinde eklendi

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 17.11.2017 - 14:03

    Kimin gözünde ne büyülü har vurup hingilim savutturan hayal süslemleri vardir; veya kimin keyfiyetinde hicbir dakkasi siradaki saatini tutmayan her olur olmazlarin basi bozuk fingirdestirip oynatacak zevki safasi depresir durumuna sadik ve sabit saplanti bunakligiyla degil, yasadigi yeryüzü kosullarina göre sorgulayip sorumluluk tasiyarak neyi kiminle nasil paylastigi ORTAK HAYAT birikimi ve bilincidir, kisiyi karakter, inanc, güven, ahak, onur ve özgün iradeli sahsiyet sahibi yapan.
    Buradan usul usul toparlayarak yazinin esas konusuna dönecek olursak, kapandigi dar dünya kapilarinin disinda hicbiryerde hayat bulup yasama dayanagi olmayan Zümre odakli ve Aruz kalipli Divan siir-yazarciligi, Hanedan cevresinin neredeyse tümüne yakininin bizzat kendilerinin de katilip katki sundugu özel destegiyle, Baki, Fuzuli gibi isimlerle en olgun döneme erismis, Nedim gibilerle yazilan siire sahsi özgünlük kazandirilmis, Seyh galip ile geleneksel kaliplarin son örnegini yasamis.
    Genc Osman :
    „Gördügüm gibi seni oldu gönül avare/Nice arzeyleyeyim askum sen hünkare „
    Ikinci Mustafa :
    “ Tevbemi eyle kabül dünyada koyma ahirete/Cok ise cürm ü kusurum yok nihayet rahmete / Dile isen koy Cahime diler isen cennete /Enbiya vü mürselin icre hacil etme beni „
    Dördüncü Murad :
    Merdlik dava edersin bi muhanneslik nedir/ Hayf edrsin bari yaninda dilaver yok mudur „
    Fuzuli :
    “Su yolun toprag olup ol kuydan dutsam gerek/ Cün rakibimdir dahi ol kuya koyman vara su/ Dest busi arzusuyla ölürsem dostlar / Kuze eylen topragim sunun onunla yare su “
    Üftade :
    “Gel beri ey gönlümün sahninda seyran eyleyen /Zerrece bir katreyi askla umman eyleyen / Onsekiz bin aleme sigmaz iken bu ask ile / Bir haber verile ona dünyayi zindan eyleyen “
    Rumelili Za`ifi :
    “Acila diyüben bu gam kilidi / Dil-i bi-care feth-i bab ister / Ask dersini okumaga bülbül / Gül-zardan kitap ister “
    Kara Fazli :
    “ Sen bu Kemal- I hüsn ile mihr-I felek misin nesin /Nev-I beserde görmedik yohsa melek misin nesin / Gözlerim icre oynayan sensin iki gözüm benüm / Bilsem ki gözümdesin yohsa bebek misin nesin “
    Meyli :
    “Cemende bir deme y bülbül hezar efsane söylersin /Gülün girmez kulagina nicin yabana söylersin „
    Nev`I :
    “Dün gice sohbetimiz yar ile rindane idi / Sagar idi ben idim cira idi pervane idi “
    Rahmi :
    “ Lale-ves yandi ciger dagi muhabbet-zededür / Dil figar oldu felek icre felaket -zededür “
    Emri :
    “Bana bir tenhaca yer olsa firavan aglasam / Öyle kim yasim kurusa kalmasa kan aglasam “
    Hakani :
    “ Bir gün kim etdi sineni sad-pare der misin / Bir kerre bari neyler o bicare der misin “
    Cihani :
    „ Dostum cevr-i feveran itmek imis hu sana / Hey vefasiz vazgeldim yürivar ya hu sana “
    Nef-i :
    “Yere derdi diyemem bezm-i sarab olmayacak/Cürmüm ikrar idemem mest-I harab olmayacak “
    Seyhülislam Yahya :
    Yar acilsa sa biraz bade-i nab olsa bize /Gelse saki sebep-i nef-i hicab olsa bize “
    Abdulahad Nuri :
    “ Yanmaktan usanmazam pervane miyem bilmem / Hic sonunu saymazam divane miyem bilmem “
    Cevri :
    “Ne ele sagar olur ne ccesmi meyhane bilir / Sorsan amma yine alem onu mestane bilir / Gamzesiyle o perinin nice söylesmek olur 7Dil-I dem beste ne efsun u ne efsane bilir “
    Fehim-i Kadim :
    “Figan idüp dimezüz kim gamun nesin gördük /Gam olmasa dir idük alemin nesin gördük /Cihani aynek-I camindan eyledik seyran/Eger hakikate baksak Cem`ün nesin gördük “
    Nail-i Kadim :
    “Bizde bir günca- lebün yolunda can virsek olur/Can virür bülbül gör ah gül-i ter diyerek/Boyanub hasret-i zülfünle duhana seb-u ruz/ Verzis-i ah iderüz düd-i mu`anber diyerek “
    Fasih Ahmet :
    „Kakül-i yarden bu demler güzerin var mi saba/ Dil-i gam-geresten aya haberin var mi saba /Biz giriftar-i kafes bülbül-i müstak-i gülüz /Gülistandan bize bir berg-i terin var mi saba „
    Nabi :
    „ Bir devlet icün carha temennadan usandik/ Bir vasl icün agyara müdaradan usandik/Hicran cekerek zevk-i mülakat-i unuttuk/ Mahmur olarak lezzet-i sahbadan usandik „
    Sari Memi ( Hifzi ) :
    “Bend-i zülfün olmasin boynunda bagi kimsenin /Lal-i haddin yakmasin bagrinda dagi kimsenin “
    Bagdatli Ruhi
    “ Ey gam-I alem ahvalüm soranlar gam nedür / Simdi bir alemdeyim kim bilmezem alem nedür “
    Baki :
    “ Yardan cevr-ü cefa lutf u kerem gibi gelür / Gayridan mihr ü vefa derd ü elem gibi gelür „
    “ Nam ü nisane kalmadi fasl-I bahardan / Düstü cemende berk-i diraht itibardan / Escari bag hirka-I tecride girdiler / Bad-i hazan cemende el aldi cenardan “
    Celilizade Natik Mehmet :
    “Gönül suzan olur fikr-i ruh-i canine düstükce / Yanar sem-i sebistan üstüne pervane düstükce/ Gelince sineye halin hayalin nola ah etsem / Cikar dud-I siyeh anberden ates-dane düstükce “
    Kami :
    “ Yine sinemde köhne daglar üstüne dag olmus / Acilmis taze güllerle dile dag üstü bag olmus / Harabat icre simdi söz ayakta her taraf fitne / Kiyametler koparmis anda sagar ön ayag olmus “
    Nazim Yahya :
    “Gönül ki sinede sensiz garip imis cana / Vatan da asika kuy-i habip imis cana “
    Izzet Ali Pasa :
    “ Hosdur bize meyhane ki isret vardir icinde / Ol gözleri mahmur ile sohbet vardir icinde / Kimdir o hanim-ignesi kayik ile gecenler / Almis ele yelpaze bir afet vardir icinde “
    Asim Efendi
    “ Gam-i aski dil-i asub Zemin ü asuman cekmez / Sikayet olmasin ben cektigim bari cihan cekmez “
    Hasmet :
    “Benzer bir icim suya letafetde vucudun / Dil-tesne der-agusuna kansin mi efendim/ Vardir dese dil yok yere gonce dehana / Sair sözüne Hasmet kansin mi efendim „
    Ibrahim Hakki :
    “Gafletten uyan ey dil kim bad-I saba geldi /Askin yeli esti bil kim cana sefa geldi “
    Esrar Dede :
    “Yapmak da yapilmak da mey-hanede kalmistir / Asar-I imaret hep viranede kalmistir / Davasin terk etsin bülbülde feda yoktur / Bir nüktecigi askin pervanede kalmistir “
    Nutki Dede :
    “Ah eyle gönül ates-i askiyla zamandir / Her dem isimiz firgat-i yar ile figandir “
    Sünbülzade Vehbi :
    “ Yine ümmidi abad ile düstüm ben bu harabata / Eger berbad olursam da ne care her ce bad abad “
    Enderunlu Fazil :
    “Ola kayikta iki sazende / Bir iki nagmesi hos hanende / Bir de ol suh Fazil bende/ Taa seher saz ile mehtab edelim “
    Ahmed Lütfi :
    “Ne mümkündür karar itmek dil-i avare bir yerde / Ben bir yerde dilber lutf ider agyare bir yerde “
    Koca Ragip Pasa :
    “Harabatin göenler her biri bir haletin söyler / Safasin nakl eder rindan Zahid sikletin söyler “
    Seyyid Vehbi :
    “Ettik hayal-i vasl hatamiz budur bizim / Düstük azab-I nare cezamiz budur bizim “
    Sezayi-I Gülseni :
    “Verip askin vücudun katresin deryaya döndürdün / Bu Mecnunu visale ergürüp leylaya döndürdün / Gül-I ruhsarina karsi dil-i nalan sultanim / Demadem zar eder bir bülbül-I seydaya döndürdün “
    Nedim :
    “ Eristi nev-bahar eyyami acildi gül ü gülsen /Ciragan vakti geldi lalezarin didedi gülsen / Cemenler döndü ru-yi yare reng-I lale vü gülden / Ciragan vakti geldi lalezarin didesi gülsen “
    Seyh Galib :
    “ Gencinen olsan viran edersin / Ayinen olsam hayran edersin / Tir-i nigehinden dag-i deruna / Baksan ne isler seyran edersin “
    Hayata dair her olgu yapisinda binalanip barindigi ana gövde ile birlikte dogup, birlikte büyüyüp, birlikte varlik gösterdigi gibi, cökmesi kopmasi cürümesi de bir ve beraberce olup bitecektir. Yikilisini degisen ilim bilim dünyasina göre gelistiremeyip bu yönde yol ve mesafe katedenlere verdigi özel ticari imtiazlariyla ( Kapitülasyonlar ) gücünün en etkin döneminde Kanuni`yle baslayarak, agirlikli ölcekte fetihlerden gelen ganimet ve Ipek Yollu gecis harcina dayali devleti ayakta tutma egilim ve aliskanligi baglaminda sürekli cöküsü ve durmaksizin eskiyerek yerinde saymayi yigdi yürüttü. Ayrica huyu suyu hic degismeyen az gelirli ve cok giderli saltanat sefasi sarfiyat, Kanuni sonrasi ilerleyen yüzyillarda sorunlarla beslendikce önü alinmaz katlayarak büyüyen sorun felaketine azip saparak, yüklenen dayanilmaz vergilere gösterilen isyanlarla, devamli kaybedilen savaslarla, üretimden terkedilen toprakla, firsatci tefeci eskiya bezirgan derken devlet, hertarafi her yerinden sürdürülemez yönetimsizligin idaresine isgal olup yetkisini tüm yenildikleriyle bölüstügü TANZIMAT`a ilan oldu. Yeni durumun yeni siiri de Aruz aynisi fakat bünyesine bagli olus bitislerin yolu ve yönünde Sinasi, Akif Pasa, Ziya Pasa, Namik Kemal`lerle baslayan ve konusu yasanan hayata sinirsiz yakinlik gösteren ilgi ve iletisimi öne cikaran alani sairiyle birebir özdesligi iceriyordu. Özgürlük, Adalet, Tenkit,Yergi,Vicdan, Ilim gibi…daha ziyade yenilginin ana kaynagi Bati`ya giderek görüp alip getirdikleriyle ( kimi siiri sadece sanat bilenlerin icraati kimi toplumun gören gözü duyan kulagi yaklasimlariyla Servet-i Funun yahut Fecri Ati gibilere farklilasarak) hayati izleyip irdelerken sair ve yazarlar, Devlet yapisi da Ikinci Osman`dan ( Genc Osman ) baslayip Dördüncü Murad, Ücüncü Selim Ikinci Mahmut ve digerleriyle devam eden üretim yoksunu ve israf yogunluklu ve tüm cabasi bir türlü yetmeyen yikim halindeki `Devlet`i sürekli degistirip islah etme cabasini güttü. Fakat tüm cabalara ragmen ilan olunan Tanzimat, aslinda tüm ihmalkarligini bol israfla ve Zümre cikarina harcayip tükenmenin ve zamana uyamamanin bedeli olarak, amansiz cöküsün ve önlenemez yikilisin tescil belgesiydi. Birinci ikinci mesrutiyetlerse, coktan gec kalinmisligin kendi payina ayni yikimin diyetini ödedi.
    Siir ve Edebiyat bu seyriseferin birlikte beraber kader ve kederbirligi yolcusu olarak, Tevfik Fikret, Esref veya Abdülhak Hamid gibi niceleri artik Aruz`dan baska hicbir ortak özelligi olmayan, yakin zamanimizin izini sürüp isaretini koyan sesi ve solugu nitelikli yasam tanikligi ediyordu.
    Enderunlu Vasif :
    “ Erbab-I lutf u himmet o da bir zaman imis / Biz görmedik inayet o da bir aman imis / Yar-I kadimin etmez imis düstan feda / Yaranda mürrüvet o da bir zaman imis “
    Akif Pasa :
    “ Kiyamaz iken öpmege tenin / Simdi ne haldedir nazik bedenin / Andikca gülsende gonce bedenin /Yansin ahi mile kül olsun güller “
    Petrev Pasa :
    “ Vad-Ii visali hem eyler hem eylemez / Bir söze kalbi sad hem eyler hem eylemez “
    Izzet Molla :
    “Ne sabra care ne terki diyara yer kaldi / Adem vilayetinde surda bir sefer kaldi “
    Kuddusi :
    Ey bülbül-I seyda bu gülistana güvenme / Her vakti seher ettigin efgane güvenme / Bu gülseni sanuben olma ferahnak / Cün evveli mamur sonu virane güvenme “
    Tokatli Nuri :
    “Benden özge yok sana asik-i avare güzel / Suzis-i firkat ile yakma beni nare güzel “
    “ Güzelsin sevdigim kendini sakin / Beyaz ellerine kinalar yakin /Iyiden kötüden kendini sakin / Eritirler seni el yaman olur “
    Yenisehirli Avni :
    “ Bu deyr-I harabattan ki hayran gittim / Giryan giryan gelip pesiman gittim / Dünyada ne isledim ne yaptim bilmem / Mestane gelip mesd ü perisan gittim “
    Sinasi :
    “Aklimi aldin aman canimi alma bari / Tek senincün yasayim ask ile Mecnunvari / Hükm eden canan oldur / Mühr kimdeyse süleyman odur “
    Ziya Pasa :
    „ Diyar-I küfrü gezdim beldeler kesaneler gördüm / Dolastim mülk-I Islam`i bütün viraneler gördüm/ Bulundum ben dahi darüs-siffa-yi Bab-i Ali`de/ Felatun`u begenmez anda cok divaneler gördüm „
    Noksani :
    “ Hakk`i görmek diler isen suret-I insane bak / Arayip gezme bu halki cismin icre cana bak “
    Ceyhuni :
    “Ey gönül, nedir bu sendeki darlik / Kendin bilmezligin kabahat yeter / Biraz halk ile eyle pazarlik / Ettigin nefs ile ticaret yeter “
    Recaizade Mahmut Ekrem :
    “Bir mürg-i felaket-zedeyim bal ü perim yok / Me`luf-i gammim bag-i murad icre yrim yok “
    Edip Harabi :
    “ Kapin büyük acan yoktur / Seni alip kacan yoktur/ Anan yoktur baban yoktur / Ya Rab “Allahüssamed “sin “
    Tahsin Nahid :
    “Ta o günden beridir hicranim / Gami kalbimde birikmis, yasadim /Simdi hücremde senin kurbanin / olacak caga eristim sadim “
    Harputlu Hayri :
    “ Sinemde bir tutusmus sönmez ocag olaydi / Zülfün karanliginda bezme cerag olaydi / Zülfün görenlerin hep bahti siyah olurmus / Tek zülfünü göreydim bahtim siyah olaydi “
    Muallim Naci :
    “ Cikin su savmadan zahidan ! Cihani görün / Nasil güzel geciyor alemin zamani görün Calismayip oturanlarda züll ü ye`se bakin / Oturmayip calisanlarda izz ü sani görün”
    Esref :
    “ Nasil zit olmasin alemde garbiyanla sarkiyan /Günesten hepsinin güya ki nuru mah olmustur / Ziraat, marifet, san`at, saadet simdi onlarda/ Cehalet, meskenet,zillet, rezalet bizde kalmistir “
    Üsküdarli Safi :
    “ Su dagda anlasilmaz bir sada var / Su irmakta tükenmez bir macera var / Su sessiz evde bir ahenk hissi / Su issiz cölde savt-i asina var “
    Abdülhak Hamid Tarhan :
    “Bir reng-I teesürde seni göz görüyorken / Bir reng-i tahassur bürünür dehre seraser /Gör zaafimi, ömrümden olurken mütessekki/ Gönlüm yine ömrünle mahkum olmayi ister “
    Namik Kemal :
    “Memleket bitti bitmedi hala sen ben / Bize bu hal ile bizden büyük olma düsman /Dest-I dadayiz Allah icin eye hl-I vatan/ Yetisir terk edelim gayri heva vü hevesi “
    Süleyman Nazif :
    “Kacarken hay file her care benden / Ne isterler bugün bicare benden /Selam olsun saba, gülzare benden / Götür bir ah-I gamgin yare benden “
    Tevfik Fikret :
    “Verir zavalli millet, verir ne varsa; malini /Vucudunu, hayatini, ümidini hayalini /Bütün ferag-I halini, olanca sevk-I balini/ Hemen yutun düsünmeyin haramini, helalini/ Yiyin, efendiler yiyin; bu han-i istiha sizin/ Doyunca, tiksirinca, catlayincaya kadar yiyin “

    ……….Devam Edecek………..

  • Abdurrahman Yaşar
    Abdurrahman Yaşar 11.11.2017 - 21:11

    Şiir bir devri kurtaracak tek güzellik!


    Şiir kimi zaman selam saldı dosta,
    Şiir yatağında uzanan hasta,
    Şiir sevginin kapısında fakir,
    Şiir sevgiliye söylenen zikir...
    Şiir tarifsiz,
    Şiir talihsiz,
    Şiir mahrum,
    Şiir mahkum,
    Şiir can
    Şiir gam,
    Şiir şehir,
    Şiir zehir,
    Şiir ölüm,
    Şiir gülüm,
    Şiir..... Ebedi!

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.11.2017 - 17:49

    Kendi icinde kapali; soyut ve sekilcilik sanatina yogunlasarak kapandigi daralmisligin disinda hicbir dünya gercekligiyle ilgilenmeyen ve sadece icine kapandigi sinirlari belli konularda saray ölcekli,hayal mahsüllü ve sirf zümre bagimlisi ürünler verirken Divan Edebiyati, sarayin tüm dis duvarlarinda kalan heryerde Divan Edebiyati`na eszamanli olarak yasayan Halk, kendi kültür gecmisiyle özgün yasamla özdes dil ve edebiyatiyla hayat buluyordu. Söyleyeni bilinmeyen mani, fikra, tekerleme, atasözü, deyim, masal, efsane, destan, orta oyunu, bilmece, ninni, agit`larin yanisira, söyleyen yazan ve calip cagirani bilinip belli olan; ve hece vezniyle yazilip söylenen semah, türkü, kosma gibi tür ve esiteri vardir Halk EdebiyatI`nin. Kimi asik veya sairler Aruz etkisinde kalarak kalenderi, selis, satranc gibi türlerde yogunlasmasi, onlarin Halk Edebiyat`indan uzaklasmasina sebep olmustur. Tekke ve Asik adiyla iki türde, yani medrese agirlikli dervis ve gezgin agirlikli halk ozani etkinligiyle tekkelerde, hanlarda veya kahvelerde varlik gösteren Halk Edebiyatinin Tekke türü sekin örneklerine :
    „Adem`e degil mi sohbet mesani
    Adem`de degil mi ayet-el kursi
    Sen seni bilirsen yüzün Hüda`dir
    Bilmez isen, Hak senden cüdadir „…………..( Haci Bektas-i Veli )
    „Benim bunda kararim yok ben bunda gitmege geldim
    Bezirganim metanim cok alana satmaga geldim
    Ben gelmedim dava icin benim davam sevi icin
    Dostun evi gönüllerdedir gönüller yapmaga geldim „……………( Yunus Emre)
    „ Asiklar meydana dogru varirlar
    Erenler cem olmus verir alirlar
    Cümle evliyalar divan dururlar
    Cevahir bash-olan dükkani buldum „…………..( Emir Sultan )
    „Haber aldik muhakemattan
    Gecmeyiz zatan sifattan
    Balim nihan söyler Haktan
    Irsadimiz sirdir bizim „…………………( Balim Sultan )
    Ben dahi asik-i rah olam dersen
    “Evc-i semavata mah olam dersen
    Selamet sehrine sah olam dersen
    Gördügün ört görmedigin söyleme “……………( Azbi Baba )
    „Su dünyanin ötesine
    Vardim diyen yalan söyler
    Bastan basa sefasini
    Sürdüm diyen yalan söylr „…………………..( Hatayi )
    „Erenlerin cokdur yolu
    Cümlesine dedik beli
    Görenn bizi sanir deli
    Usludan gelir delimiz „………………. ( Mehmed Muhyi )
    „ Sürerler ismin hasini
    Silerler kalbin pasini
    Ilm-i ledün manasini
    Acarlar Hü dieyü deyü „………( Elmalili-ümmi - Sinan )
    Katran kazani döküver gitsin
    Mü`min olan kullar didara yetsin
    Emreyle yilana tamuyu tutsun
    Söndür su atesi bundan sana ne „………….( Behlül Dana )
    „Dilim kalem kalbim defter yazarim
    Muhabbet bahrine daldiktan beri
    Leylam deyip kann aglayip gezerim
    Mecnun olup aska uyaldan beri „……………( Ahü Dede )
    „Arzulayip sana geldim
    Ol mübarek yüzün gördüm
    Esigine basim koydum
    Timur Babam Hü „……………..( Dertli Katip )
    „Hak nefsin inkar eyleyen talip
    Iblistir bu cemden sürülsün gitsin
    Hakkin divaninda yüzü karalar
    Efseldir ol yerden sürülsün gitsin“ ……………..( Kul Budala )
    “Sensin ahad sensing samed
    Kullarina eyle medet
    Tak boynuma askin kemend
    Mecnunun olayim senin “………….( Sari Abdullah )
    „Bu dar-I rihlettir bunda kalinmaz
    Hem sonu fenadir murad alinmaz
    Kafile kalkinca geri dönülmez
    Kervanbasi göctü haberin var mi „……………(Dervis Himmet )
    “Ne acep yaratmis mennan
    Cevresinde bütün cihan
    Ol sehrin icinde nihan
    Yar bulduk yardan iceri……………( Caferoglu )
    „Urum abdallari gelir dost deyi
    Egnimizde aba hirka post deyi
    Hastalari gelir derman deyi
    Saglar gelir sahim Abdal Musa`ya „…………..( Kaygusuz Abdal )
    „ Görünen sifatindir
    Onu gören zatindir
    Gayri ne hacetindir
    Sen seni bil sen seni „…………( Haci Bayram Veli)
    „Buh an icre nice can kondu göctü
    Bu tahta nice sultan kondu göctü
    Bu dünya köhne bir kervansaraydir
    Ki nice kervan kondu göctü ………………( Ümmi Kemal )
    Bunca demdir yedinictin
    Insaf ile hadden astin
    Sünbül eydir yeter uctun
    Kon ey gönül simden gerü………..( Sünbül Sinan )
    “ Kara toprak dösenmeden
    Ten kafesi usanmadan
    Nefis kusu bosanmadan
    Hele bir demdir sürelim „……………( Usuli )
    °Topragi güldür tasi gül
    Kurusu güldür yasi gül
    Has bahcenin icinde
    Serv-ü cinari güldür gül „…………..( Ümmi Sinan )
    “Gele Ask sana yar ola
    Tagiklerini hep dere
    Seni dost yolua süre
    Degil “ ya hü vey a man hü “………………( Üftade )
    „Esref oglu al haberi
    Bahce biziz gül bizdedir
    Bizde mevlanin kuluyuz
    Yetmis iki dil bizdedir „……………..( Hasan Dede)
    „ Aslinda neslinde giymemis hare
    Is gelmez elinden gitmez bir kare
    Sandigi gömleksiz duran mekkare
    Bedastana gelir kaftan begenmez“………………..( Kazak Abdal )
    „Okumakdan murad hemen tutmaktir
    Fanilige kandirip teselli itmektir
    Dervislik sofuluk od`dan gömlektir
    Hakikat donudur giyebilirsen „…………………( Kul Adil )
    “Parlayip atesin yanar
    Cümlàlem sulene cunar
    Susayanlar senden kanar
    Ab-u hayat gölüsün sen “…………….(.Muhyiddin Abdal )
    „Gidemedik yollarimiz kis oldu
    Kelp rakipler aramizdan düs oldu
    Drdimiz bir idi simdi bes oldu
    Sen benim yarami sar da öyle git „…………..( Kul Himmet Üstadim )
    „Dört kapu selamin verip aldilar
    Pirin huzuruna cekip geldiler
    El ele el-Hak`ka olsun dediler
    Henüz masum olup cihana geldim „………………( Acem Sahi )
    Yine kircilandi daglarin basi
    „Durmuyor akiyor gözümün yasi
    Vefasiz ardindan gitse bir kisi
    Hakikat ceminde desti bulunmaz „……………..( Pir Sultan Abdal )
    „Vahdet badesiyle mestiz ezelden
    Elest kadehinden tadanlardaniz
    Nur alir gözümüz her bir güzelden
    Ariyiz bala bal katanlardaniz……………….( Ruhi )
    „ almasi farz imis sünnettir selam
    „Hak nurdan yaratti yaz dedi kalem
    Bir cicek yaratti ol Rabbül`alem
    Onu koklayan mahrum kalmadi …………….( Kul Himmet )
    „Zahir eyle icimdeki putumu
    Sen bilirsin hem aslimi zatimi
    Askimi sevdami mhabbetimi
    Verdirüp gayriya söze düsürme „……………..( Arif Abdal )
    „Gah giderim medreseye ders okurum Hak icin
    Gah inerim meyhaneye dem cekerim kime ne
    Sofular haram demisler bu askin sarabina
    Ben doldurur ben icerim günah benim kime ne “…………..( Nesimi )
    „Birgün seni iletirler evinden
    Hak`kin kelaminni kesme dilinden
    Kurtulamazsin azrailin elinden
    Türlü türlü yolun olsa ne fayda „…………..( Teslim Abdal )
    „Yolda Harami cok engel arada
    Unutma sevdigim demde sirada
    Kalip gider gönül amma burada
    Ne sen beni unut ne de ben seni „………………(Kul Hüseyin )
    „Ilkyaz baharinin eyyami geldi
    Hasret günlerinin aksami geldi
    Gönül bülbülünün bayrami geldi
    Yar ile vasl icin bir seher bekler „………………( Kemaleddin Semimi )
    „Yoldasim sandiin yolundan azar
    Haldasim sandigin fitneler düzer
    Ahd-ü ikrar verip ikrarin bozar
    Can verip ikrara duranlar gelsin „………………….( Kasim Dede )
    “Asik olan askin yolundan anlar
    Gercekler ceragi sabahtan yanar
    Pir meydanidir bu ac olan anlar
    Susuzlar kandirir göllerimiz var “………………(Derun Abdal )
    „Arifin halini tarife ne hacet
    Efsane sözlerden eyle feraget
    Nerdedir bir sahib-i keramet
    Ali coktur Sah-i merdan bulunmaz „……………( Türabi Baba )
    „Gercek olan yolun evvelin izler
    Eger yolcu isen yol kamil ister
    Kisi ne söylerse ne acep söyler
    Irfan tanistigi dil kamil ister “………………….(Dervis Mehemet )
    “Cikarma yadindan yadimi hal et
    Bad-i seher yelden beni sual et
    Kalkti nan kervani hakkini helal et
    Boyu servi dalim hosca kal „………………(Pervane –Sitki Baba.-)
    Saray Zümre ve `Dar Duvar` kapali gizliliginin kendine örtük ice kapaliligiyla hayati gercek yasam dünyasindan koparip soyut, sekilsel, usül ve icap üzere sinirlari dar duvar sarayliligin hayal güdümlü yapay dünyasi kadar sartlandirilmis konularla sanat kaplamaciligi yapmaktan öteye gidemezken Divan türü sair-yazarciligi, sinirlari hicbir kisitlama ve sartlandirma bilmeyen yasadigi hayatiyla kendilesmis HALK; gerek yükü gerek sorumlulugu ait ve sahip oldugu akli fikri emegi kaygisi hasreti düsüncesi ürünü hasadi imecesi ili yurdu dagi kusu gurbeti paylasimi bilgisi inanci ayriligi ve herseyiyle ortak bilincin toplumsal kültürünü, bellegini, bilincini ve dilini söylesip, yolu yeniden -hece vezinli ÖZ TÜRKCE bagliliginda- kendi kökünde bulusmaya izlenen bugünlerin Türkiye Cumhiriyeti`ne rehberlik ve bilgelik ediyordu.
    Dünden bugünöere calip söyleye söyleye gelen Halk Edebiyati`mizin Asik türüne yorrum yapmaya bile gerek kalmayan birkac örnekle:
    „Iste geldim gidiyorum
    Sen olasin Halep sehri
    Cok ekmegin tuzun yedim
    Helal eyle Halep sehri …………..( Asik Garip )
    „Yarim bicare oldugumu bilmis
    Cifte benler beyaz gerdana dizilmis
    Bu gece seyretttim beyazlar giyinmis
    Salindi karsima geldi hayali „…………..( Hayali )
    „Dedim dilber yanaklarin kizarmis
    Dedi cicek taktim gül yarasidir
    Dedim tane tane olmus benlerin
    Dedi zülfün degdi tel yarasidir „…………….( Asik Ömer )
    „Kurulu yaydir basilmaz
    Gönül yarinden kesilmez
    Icmeyince derd eksilmez
    Bos kadehler doldu gel gel ………….( Kul Asik )
    Bülbülün Feryadi hardan ötürü
    Yarin feryadi hep agyardan ötürü
    Bineva ömrünü bardan ötürü
    Sarfeder birakmaz bagbani bülbül :………..(Asik Totuni )
    „Yükünü yüklemis tüccar hocalar
    Sabahin bilmeyen okur heceler
    Ili göcmüs viran kalmis yüceler
    Daglar melil melil bilmem nedendir „…………….( Köroglu )
    Yarim bulsam kina yaksam eline
    „Alip gitsem vatanina iline
    Nóla bir dem sarilayim beline
    Kerem aglar kaftan aglar bel aglar „……….( Asik Kerem )
    „Firkatle aglayip sevkle gülünce
    Gözümden dökülen yasi silince
    Bir dilberin elin ele alinca
    Yaylaya cikmanin zamani geldi „………………(Gevheri )
    „Ölüm dedikleri gelmez aynima
    Siga ak kollarini dola boynuma
    Soyunup egnimi girsem koynuna
    Sabah oldu deyi kaldirma beni „…………….( Öksüz –dede-Asik )
    „Güzeller icinde gördüm göcünü
    Tora salip ala gözlü lacini
    Darayip, ciynine döküp sacini
    Daglarin salinda bir maral gezer „…………….( Ercisli Emrah )
    „Gurbet illerine gitti efendim
    Acep dostlar gine tizce gelir mi
    Zevk isret icinde zülfü kemendim
    Benim bunda cektigimi bilir mi“……………….( Üsküdarli Sermi
    „Rüzgar eser dallariniz atisir
    Kuslarini birbiriyle ötüsür
    Ören yerler bu bayramda pek üsür
    Sünbül nicin yasli bakisir daglar „……………….( Karacoglan )
    „Zülfün kemendine bu gönlüm güzel
    Düstü asla o tuzaktan ayrilmaz
    Adim mest yazilmis levhime ezel
    Tel veraktan yazi aktan ayrilmaz „…………..( Zileli Fedayi )
    „Aynalarda gör kendini
    Izhar eylemis fendini
    Acmis gögsünün bendini
    Sükür Hak`tan keremdir bu „…………………..( Asik Bagdadi )
    “Elveda sultanim gayri gider oldum
    Mübarek hatirin ürüsan olsun
    Bir sadik kuunun dua ederim
    Günbegün devletin alisan olsun “………………………( Asik Ali )
    “Döküldü yapraklar agardi daglar
    Gül benzim sarardi anildi daglar
    Deli gönül gahi güler gahi aglar
    Bu garibin aglasin mi gülsün mü “…………..( Asik Halil )
    „Gelmedi cihana benim akranim
    Su fanide kaldi hazer nisanim
    Yedi iklimde de söylenir sanim
    Ellerim gariptir bil padisahim „………….( Asik Nuri )
    „Hicran ocaginda gam kösesinde
    Geldi dert benimle imtihan oldu
    Yigildilar hicran seyircileri
    Acildi bir dükkan bir divan oldu „…………(Asik Tüccari )
    „Ben asli degilem olmasin kerem
    Gönlüne koymasin drd ile verem
    Hicran taptagiyim bulunmaz carem
    Bir umudum odur dermana gelsin „…………..( Genceli Balasan )
    „Ibrisim haliya yaslanmaz iken
    Kus tüyü dösege uzanmaz iken
    Trablus kumasi kusanmaz iken
    Kil ip bellerime kusak ldmustur „……………(Gündesioglu )
    „Haber aldim zülfündeki aglardan
    Rengin aldim mor sümbüllü baglardan
    Basi pare boz dumanli daglardan
    Estin gönül var inile bir zaman „………………( Kul Yusuf )
    „Gurbet iline saldi yar beni
    Acayip hayrete kaldim Cezayir
    Cok kizlar yatagi dediler seni
    Arzuladim seni geldim Cezayir „…………..( Magriblioglu )
    „Askin kitabini destime yazdim
    Yitirdim kendimi hasrette kaldim
    Efkar hanesine tekyesin oldum
    Bir külhana dösesinler postumu „…………….( Mecnuni )
    „ Var mi güzzellerde böyle selvi dal
    Gözleri sürmeli kaslari hilal
    Gül ü gülistandan cikti bir maral
    Sanasin cennetten cikmis geliyor „…………( Meftuni )
    „ Telli sazdir bunun adi
    Ne ayet dinler ne kadi
    Bunu calan anlar kendi
    Seytan bunun neresinde „……………(.Dertli )
    „Nice cekem bu zulümü
    Kime arzedem halimi
    Kem yerde kirdin belimi
    Caldin beni tasa gönül „……………...(Artvinli Samil )
    „Ömrümün hasili sirin nazli yar
    Sürruri`nin senden gayri kimi var
    Kisi asikini koyar mi nacar
    Okmanìm insafa gelmedi gitti „……………….(Silelili Süruri)
    “Kusuri isimiz feryad olurdu
    Namimiz alemde irsad olurdu
    Gahi hicran gahi vuslat olurdu
    Gecti su ezel ki caglar neyleyim ”…………………(Kusuri )
    „Birin bilir binin bilmez
    Bu dünya kimseye kalmaz
    Yar ismini desem olmaz
    Düser dilllere dillere „………………( Erzurumlu Emrah )
    “Yikmis cadirlarin göc etmis Leyla
    Vardim bos kalmis yar otaklari
    Dagi mesken etmis bicare mecnun
    Akitmis gözünden kan irmaklari “………………( Bayburtlu Zihni )
    Arzulayip seni görmeye geldim
    Yüzünde evvelki nurun kalmamis
    Evvel ugrun ismar eylerdin
    Simdi söylemeye dilin kalmamis „……………..( Deli Boran )
    “Küheylanim yedim yedim yederler
    Olanca malimi alan ederler
    Heves güves yaptirdigim odalar
    Korkarim ki düsman konar yurdolur “………….(Dadalolu )
    „Gönlüm darlandi da ciktim daglara
    Gönlüm eglencesi daglar merhaba
    Akti cesmim yasi döndü caylara
    Cesmim eglencesi calar merhaba „……………( Ruhsati )
    „Rüsvet ile yazar hakim hücceti
    Hüccet ile alir kadi rüsveti
    Halk bilmiyor dini ser-i sünneti
    Bozuldu sikkenin tuncuna kaldik „……………. ( Develili Seyrani )
    „Gamlanma gönül senindir hane
    Silaya mi gitmek arzettin yin
    Ali kilavuzun olsun bu sene
    Kimse dönüp dolasmasin yollarda „………………..( Asik Veli )
    Nazlisin nazenin hangi can icin
    “Münasipsin vezir icin han icin
    Bülbül terkeylemis gülü sen icin
    Her kadem bastikca yerler perisan “…………….(Summani )
    „Kara yerd mor menevse biter mi
    Yaz baharda ishak kusu öter mi
    Bahcede alisan cölde yatar mi
    Uyan garip bülbül güllerin hani „…………………..( Kagizmanli Hifzi )
    Gecti gecen günüm akli karali
    „Yitirmisim ben han bakisli marali
    Yad avci elinden gitti yarali
    Tezmis dagdan daga varip tutan yok „………………( Bayburtlu Celali )
    „Müddeti Hazret-I Adem`den beri
    Olunmaz defteri bilinmmez sirri
    Bu dünyadan gitti nice bin biri
    Ahiretten dünyaya gelen ögünsün „………………( Asik Senlik )

    …………Devam Edecek……………

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 06.11.2017 - 18:21

    Dogdugu hayata hep yalnizlik ve yabancilasma cogaltrak devralinmis bir veya bircok seylerin eksik kopuk gedik ve yokluklariyla büyüyen terkedilmislige imrenip özenerek; baskalarinin övgü-yergi esaretine göre kim nerde nezaman nasil buyuruyorsa hicbir özgün tepkisi yokluga sekillenip bicim alan -degiskenlik gösterimli- kaliplarla sekillenip bicimlenen hersey, kendi üstüne cizilmis kalin cizgiler altinda ezilmis ufalanmis sürekli itaatliligin mükemmellestirilmis numunesidir. Ki Insan….dogdugu dünyayi el ayak his duygu duyum algi bilgi sezgi yoluyla kesfedip akil bellek ve bilincine kaydederken tüm yorulup emeklenen katilimciligiyla elde ettigi gözlem birikim ve deneyimlerini devamli yasam düzenine eleyip süzen MANTIGIYLA (sorgulayiciligiyla) yasadigi ilgili hayatin karar verip yöneten inancina sahip olur. Sahip oldugu hüküm, kararlilik, bilinc, bellek ve inancina göre de nerde nasil yasayacaginin birbirinden desteklenerek dayanisan bütünselligine erisip tamamlanir. Karsiligini yasanan hayat ve yasatan insanda bulan veya bulamayan DiL ise, bu dengeyi orulup saglayan veya ihmal edip engelleyen en baslica unsurdur. Buradan usulca toparlayarak Türk Siirinin Hanimagalari ve Feristah Babalari`mevzuusuna gelecek olursak….
    Islamiyet öncesi dogayla özdes yasadigi Dünya iliskileri ve komsuluklari sebebiyle Manicilik, Budacilik, Samancilik gibi degisik inanc egilimleriyle tanisip hayatlarina ortak eden Türkler, bu dinlerin aliskanlik ve ögretilerine göre dogayi, dogal olaylari, töreyi, ulu insanlari,ulu degerleri, ulu yerleri önemseyip öne cikaran siirler, maniler, yazitlar ve destanlar söyleyip cagiriyorlardi.
    „körügme küm tengri
    siz bizni küzeding
    körügnüme ay tengri
    siz bizni kurtaring „………….( Tan Tanrisi-Uygurca- ilahisi )
    „Sengir bulung tering tagta, seviglig aranyadanta
    Sermelip kar suvluk erip sep sem aglaka
    Sekiz türlüg yiller üze tepremetin, serilip anta
    Sere yalguzin nom mensing tegingülük ol, ani teg orunlarta „ ……( Öyle Yerlerde )
    „ Yagiz yir bütürü tepreyür
    Ügüzler taglar birle kalisiz
    Bulung yingak kararip
    Ölez bolti kün tengri „…………………….(Altun Yaruk )
    „ Dokuz ay on kün kötürüp
    Tolgati tungurtunguzlar
    Tugtugumuz erser ögcümüz
    Tozdin topraktin örü kilip
    Tolp et özümizni yup
    Torkkuta isgirtide yörgeding „………………( Atalara Saygi ve Sevgi )
    “Kasincigimin öyü kadgurar men
    Kadgurdukca
    Kasi körtlem
    Kavisgsayur men “………………( Aprin Cor Tigin )
    “……..katigdi sakindim. Iki sad ulayu ini yigünüm oglanim beglerim budunum közü kasi yablak boldaci tip saindim”……………. ( Orhun Yazitlari )
    Insan yasadigi dünya kosullarina göre yahut dolayisiyla inanir, inandigi üzere de nasil hangi düzen nizaminda yasayacaginin inanc ve hüküm kararini vererek hayatina yön veren yollari kaynak edinir demistik ya…
    Kasgarli Mahmut :
    “ Kar buz kamug erisdi
    Taglar suvi akisdi
    Köskin bulit örüsdi
    Kayguk bolup esrisür „…………..(Bahar )
    Yusuf Has Hacip :
    „Kunmus agaclar tonandi yasil
    Bezendi yipin al sarig kök kizil
    Yagiz yir yasil torku yüzke badi
    Hitay arkisi yadti tavgac edi “…………….( Ulug Bugra Han Methi )
    Ahmet Yesevi :
    “Ask otini pinhan tutup asrar irdim
    Can köydürüp yürek bagrim kebap itti
    Pirdin meded bolmas bolsa imdi manga
    Bu derde bizni dostlar bi-had harap itti “……………..( Vahdeti Hikmet )
    Edip Ahmet Yükneki :
    „Biliglig biligligini ederden bolur
    Bilig tatgin ay dost billiglig bilür
    Bilig bildürür bil bilig kadrini
    Biligni biligsiz otun ne kilur „…………….( Bilginin Yüceligi )
    Islamiyet`le tanistiktan sonra islamiyeti daha iyi anlayip kavrayabilmek icin ARAPCA ögrenmeyi vazgecilmez bir zorunlluluk olarak gören Türk Siyasi Tarihi, Kutadgu Bilig, Divan-u Lügatitit Türk , yahut Divan-u Hikmet gibi Kasgarli Mahmut`tan Yusuf Has Hacib`e,Edip Ahmet Yükneki`den Ahmet Yesevi`ye kadar TÜRKCE esasli dil özünde kalmaya israrla, nice akil fikir ilim ahlak vicdan ve Irfan sahibi karsi koyan duyarliliklar olmasina ragmen sadece Islamiyeti manasiyla anlama niyetinde sinirli kalmayip tüm Türk toplum hayatinin yasam alanina önce Arapca , sonra Arapca`ya kosulsuz bagli olarak Farsca hakim ve hükümran oldu.
    Büyük selcuklu Imparatorluguyla baslayip Türkiye Cumhuriyeti`nin kurulusuna dek yüzyillar boyu Siiri ve Türkce`yi siradan insan dilinden ve gündelik yasadigi hayattan uzaklastirarak etkisinde kaldigi ARAP- FARS BASMAKALIPLILIGINA (Aruz Veznine) tesis eden Sair-Yazarciligin ad ve ünvaniydi Divan Edebiyati.
    Dehhani :
    “ Cemal-i hüsnüne magrur olursun /Kemal-I hüsnünün noksani yok mu Begüm Dehhani`ye ölmezden özdin / Tapuna irmegün imkani yok mu “
    Ahmed Fakih :
    “Sual eylesiyeler ittügünden /Tutat azalarini anda lerzan / Kiramen katibin durmaz yazarlar / Ne kim itdün kilarlar anda mizan “
    Seyyad Hamza :
    “Dudagin serbeti sayru sagaldur /Sözün hasdalara tiryak degil mi / Kamu tertiblerin yerli yerince / seni kucmak sekiz ucmak degil mi “
    Mevlana Celaleddin Rumi :
    “Istemem, ey dizgin, bensiz at sürme /Istemem, ey dil, bensiz okuma / Istemem, ey göz bensiz görme /Bensiz ucup gitme, istemem “
    Gülsehri :
    “Her gice cana kemin saz oluram / Kim kapinda bile canbaz oluram “
    Etkisinde kaldikca kendi toplum dilini halini kültürünü duyumunu ve duyarliligini daha cok önemsiz ve degersiz sayan, öz ve gerceklikten yoksun kendi yapay aleminde seckin ZÜMRE ve SARAY yazisma ve EDEBIYAT dili olarak Farsca`nin Arapca`dan; Türkce`ninse her ikisine birden IMPARATORLUGUN genisledigi dolmus birikmislige birebir oranla karisimlanip belirginsizleserek sarayin huzurunda vucut bulan sairler tarafindan ilk incelenmesi yapildiktan sonra, o sirada hükümdar olanin begenisine sunulup ancak varlik gösterme sansi olan; ve gecimini bundan saglayan; ve nihayet saray duvarlarinin disinda hicbirseyi ve hickimseyi muhatap almayan süs, sekil, usül, sanat ve gösteris yogunlukluydu yüzyillar boyu sair-yazarlarin birbirine KALIPLASMIS düzenekte özenerek; ve birbiriyle kiyasiya nisptleserek Divan Edebiyati siirlestigi.
    Asik Pasa :
    Nazenin bu ömrümüz bir göz yumup acmis gibi / Geldi gecti duymaduk bir kus konup ucmus gibi / Nice gecti bilmedik bu ruzigar vü göctü geri / Öyle tut simdi bize bir yel esip gecmis gibi “
    Elvan Celebi :
    “ Bu ask icinde birdür cam ü saki / Bu ask icinde birdür dam ü dane / Bu askin bin sifatindan birisi /Beyane gelmedi sigmaz lisane “
    Ahmedi :
    Asik olana ask odundan nisan gerek /Bagri kebap gözlerinin yasi kan gerek /Yari diyen gerek kim ola gayrden beri / Canani isdeyen kisiye terki can gerek “
    Kadi Burhaneddin :
    “Ey yarenler yar yoluna nem kaldi ki yanmamisam / Bunca ki yandum yanaram billah ki usanmamisam/ Hammari gözünden anun bir tolu icmisem / Andan berü ser-hosam hic dahi uyanmamisam “
    Ezberi :
    “Firsat el virmis iken vakti ganimet bilelim /Ömrümüz hasilini mihr-i muhabbet bilelim “
    Ahmed-.i Dai
    “Sevdüm seni ben candan canum seven ölsün mü/ Ayrilamazam senden canum seven ölsün mü /Ey lal –ü lebi kandum cevrün oduna yandum / Lutf eyleyesin sandum canum seven ölsün mü “
    Elvan-Ii Sirazi
    “Kamer gibi gice seb-revlik idüp /Acep menzilde devran eylemissin /Kapinda kan akar bayramda gördüm / Seni seveni kurban eylemissin “
    Sadrazam Mehmed Pasa .
    “ Dildar icün endise-I can eylemek olmaz / Yok nesneyicin nice zeban eylemek olmaz / Dag-I gamun andikca gönül canumu yakma / Her andugun kisi heman eylemek olmaz “
    Cemal-I Halveti :
    Petrev-I canan kim irdiyse hayran eyledi /Katre iken bi- nihayet bahr-I umman eyledi “
    Ahmed Pasa :
    „Ey fitnesi cok kavli yalan yandim elinden / Bir naz ile bin gönül alan yandim elinden “
    Necati :
    Cikali göklere ahumun serreri döne döne / Yandi kandil-i sipihrun cigeri döne döne /Ayagi yer mi basar zülfüne ber-.dar olanin / Zevk-ü sevk ile virür can ü ser döne döne „
    Belli bir önsöz ve sair-yazar tanitimiyla baslayip kutsal ve devlet büyüklerine övgüden sonra (Kaside) alfabeyle (ebced ) örtüsen tarihe not düsümüyle ayni özentide devam ederek Musammat`lar Gazel`ler Rubailer`in ardindan kendi halinde serbest beyitler siradizimiyle bitip son bulan ve DIVAN adi verilen ortaya konulmus Eser; Müstezat, Mesnevi, Tastir, Müseddes, Sarki, Muhammes Murabba gibi degisik türlerde yazilan ve her iki misra birlesigine Beyit , her iki beyitle olusana Kita, on ve ondan daha cok beyitten olusanlara da Kita-i Kebire denen ölcülü uyakli ( manzum ) Divan Edebiyati, yazilani ustasina özenenden cok ve Selcuklu`dan devraldigini artirarak devam ettiren Osmanli`nin resmen devlet destekli kurumsllasmisliginin talim ve terbiyeciligiyle daha da derinlesti, konusu hep nicel ve yapay breysellikt birbiriyle yarisip sanatsal üstünlük saglayan yetenekler yetistirdi.
    Ahi :
    Saclarin cözsün bulutlara ra`d kilsin laleler /Kabrim üzre hasre dek yansin köyünsün laleler „
    Nihani :
    „ Sana serkeslik edüp gayriya mail olanin / Gec hevasindan eger serv-i hiraman ise de „
    Suzi Celebi :
    Eykadi sana da`vaci Yezdan olacaktir / Mahser arasatindaki divan olacaktir / Hasr icre sicilat-i amel cün bula imza / Rüsvet rakami namene ünvan olacaktir „
    Revani :
    „ Nevbahar oldu nice evde karar eyleyeyim /Su gibi varup seyr-i kenar eyleyeyim „
    Figani :
    „Terk idüp yareni firkat ihtiar itdi gönül /Bir nice eyyam gurbet ihtiyar itdi gönül „
    Ibrahim Gülseni :
    „Gaflet ile gecdi günüm ah nideyim ömrüm seni /Cün bozula düzenin ah nideyim ömrüm seni / Gice gündüz calisdigin hirs u ammelle yigdigun / Kala sensüz hanumanun ah nideyim ömrüm seni „
    Zati :
    „Noldun inlersin felek hercai cananin mi var / Ser eder her menzili Mah-i tabanun mu var / Yoluna canum revan etsem gerek cana derdim / Yüzüme bin hisim ile bakdi dedi canun mu var „
    Hayali :
    “ Nigara bezm-i hüsnünde dil mestanemiz kaldi / Perin yakmis cemalün semmine pervanemiz kaldi / Anu hos tut garibündür efendi iste biz gitdük / Gönül derler ser-i kuyunda bir divanemiz kaldi „
    Hem en son begenisine ortaya konulmus DIVAN huzura sunulan, hem de huzura ve begeniye sunulan DIVAN sayesinde ( icerigindeki kasidede övüldügü kadar ) ödüle bogularak varlik gösterimi tesvik eden Divan Sair`i ; Arapca ve Farsca söz veya yazi karsiligini birebir örtüsmedigi sebebiyle ve SARAY BAGIMLI EDEBIYAT yalnizca Arap ve Farsca yogunluklu yazldigi sürece kayda deger bulundugu sebebiyle artik ilerleyen yüzyillarda neredeyse Türkce tamamen devre disi birakilip Türk yazim dilinin yerini neredeyse Arapca ve Farsca yayilip yerlesti. Hatta öyle ki bu alanda siir yazan sairler, Arap veFars sairleri seviyesinde ve hatta onlardan cok sanat yapan siirler yazip Divan etti. Yazip yarisip divan edenlerin arasinda bizzat Divan`a en sonuncu gecerlilik hükmü veren, devlet yöneticisi ve hükümdarlar geliyordu.
    Sadrazam Mahmud Pasa :
    “Dildar icün endise-I can eylemek olmaz
    Yok nesneyücün nice zeban eylemek olmaz “
    Sehzade Korkut ;
    „Taze taze sinem üstünde görünen daglar
    Sanki bir viranedir üstüne kondu zaglar „
    Cem Sultan :
    “ Yakdi odlara beni fürkat elümden ne gelir
    Ölmedin olmaz ise vuslat elimden ne gelir „
    Ücüncü Mustafa ( Cihangir ) :
    „Yikilipdir bu cihan sanma ki bir dem düzele
    Devlet-i carh-i deni verdi kamu mütbtezele
    Simdi ebvab-i saddette gezen hep hazele
    Isimiz kaldi hemen merhamet-i lemyezele „
    Kanuni Sultan Süleyman :
    “Hay ü huydan farig ol alemde insanlik budur / Pendini gus eyle gel murun Süleymalik budur /Her kime kilsan nazar sen onu senden yeg bilip /Görme kendü kendini zira seytanlik budur “

    …………Devam Edecek………..

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 06.11.2017 - 18:19

    Sürekli erkekten rol calarak, siir ve yazi yazmayi erisilmesi zor uzak mesafeli törensel gecis evrelerinden ve hayranlik duyarak buyruguna girdigi kaliba göre sekillenip bicim alan bütün his, algi,duyum ve duyarliligini birebir benzesip kapisinda kul olmadikca kendine hayat hakki tanimamanin her tülü özgürlügünü ve özgünlügünü üretmeden azalan tükenmislikler corakligindan hazir kalip yilginliklar yorgunluklar bezginlikler bunalimlar caresizlikler kayiplar yitikler tüketerek tümüyle ölümle denk cöllesmeleri harcayip tükenmekten baska secenegi olmayan sanat siyaset egitim güvenlik ulasim iletisimin her alaninda oldugu gibi, Siir-Romancilik da ölüm yüklü süreklilikten akil fikir hal yol danisti, danistigi mayalanmalardan da aynisini fazlasiyla günümüze degin yiginaklayip güncellestirdi.
    TRT`de danisman ve metin yazarliginin yani sira cesitli siyasal kültürel faaliyetlerini siir öykü denemeler yazip degisik dergilerde yayinlayan ve bircok ödülün sahibi olan diger sair –yazariliga özetle :
    Zerrin Taspinar;
    „Karanlık bir gergefi dokuyor kadın
    -taa en tepeden ayak uçlarına-
    onbirinde satılmış bir kızın çığlıklarıyla
    bozulmuş kanlı çarşafları dokuyor
    kutsanmış savaşları ve mezarsız çocukların“…………( Cagrisiz Dokumaci )
    „Toprağa gömülmüş kesik kollu bir heykel
    renk, ses ve tatlarla yıkılan idol
    akılla duygu ve çatışma ve cansıkıntısı
    en ince ayrıntılarla yeniden yaratılan
    çağdaş bin tanrı... bin tanrı daha.
    Seni nasıl sevmeli..?“…………….( Turkuaz)
    Derya Colpan;
    „ kötü huylu bir ur gibi
    inletiyor ağacı
    ve soba
    çıtırtıları diziyor
    yeniden sevişmelerin kursağına.

    gevşiyor mum
    soyundukça.

    yine sobada
    çıranın öğrettiği bir acı. „…………….(çıra)
    „sokağa ters duran adımız
    penceremdeki buğudan
    bozuk bir cam terlemesi
    ama dışarıda ne çok adam
    kaç yapabilirseniz ellerinizle
    kere bakıyorlar camı okşayan suretinize.
    -sulardan ağır bir asfalt akıyor-„……………..(Pencere ve Su )
    Faize Özdemirciler;
    „lütfen manolya, dallarının arasından sızan
    kırmızı ışığı günlerce göremediğimi
    söyleme kavaklara!

    ben daldırma usulü yaseminler yetiştirirken
    teneke yüreğimde, sen ada evlerinde kurtarıcı
    fotoğrafı gibi asılı duruyorsun, üstünü artist

    her aşk gibi bizimki de benzeyecekti
    doğduğu yerin duvarlarına...“…………………….(Duvarar )
    „yalnızlık şiir olmuyor
    yağmurun bol olduğu mevsimlerde, o eskidendi!
    gece karanlık desem binlerce kez söylenmiş
    annemin kanayan rahmine çarpıyor
    öyle ulaşıyorum bilinmeyene „…………….( Bir Mahsumiyet Mahzuniyet Fotograf )

    „Yağmurun pis asfalta düşerken söylediği şarkı
    kirli ellerdeki sesidir nergisin
    inançların cenaze töreninden dönüyorum
    hiçbirşey ağlamaktan vazgeçiremez beni
    canım ya çıkmak, ya sulamak ister
    karanfil fidancığını „……………………………………( Yalnizlik I )
    Türkan Yesilyurt ;
    „ben yalnızlığa benzerim
    kopuş kesinti boşluk
    tut el aletimi
    halüsinasyon çiçekleri
    vazomdaki çatlakları kapatabilir mi „……………….( Halüsinasyon Cicekleri)
    „eğri yağan rüzgar
    parmak uçlarındır saçlarımda
    bıçağın gözyaşıdır ucundaki kan
    sen kırmızıya inanma „…………………………( Tut / iki )

    Cigdem Sezer;
    „bir morgun soğuk sessizliğiyle bakışıyoruz
    şişmiş cesetlerin moraran görüntüsüyle
    öyleyse niçin şarkı söylemeli hâlâ
    ölüler kadar sağırken kalabalıklar da“……………..( Avcinin Kanli Gömlegi)

    „ben dünyayı bağışlamadım o da bağışlamasın
    ipe dizilmiş kardeş ölüleri anne gözleri
    bir dağın bir dağa ettikleri
    gövdem boydan boya ayak izleri

    geceye uzadım sabaha kısa
    kaldı karanlığın giydirdikleri

    ben dünyayı bağışlamadım, o da...“………..(Dagilan Harflerimi Toplama)

    „yakama çürümüş çiçeği
    taktım da geldim. sesim
    yokuşlarıydı içimin, indim çıktım
    debelendim. sen söktükçe ben ördüm
    düz ters lastik haroşa
    çıplak gövdemi şiirle dövdüm

    ‘sahtiyan’ mı diyorlar bezirgânbaşı
    kapat kapıyı, yenildim“…………………...( Kapat Kapiyi Bezirganbasi)
    Ne ekerse ondan bicen yasam yövmiyesi sürükleyip kovalamacaliginin, icerik anlam idrak kavram ve ifade degeri karsiligini akil fikir onur emek vicdan duygu düsünce ve sorumluluk duyarliligiyla bulmayan; ve yalnizca kendisiyle ölcüt karsiligini bulmadikca kendi haline birakilmisligin sürekli eksilip tükenmekte olan altta kalmamak adina hep üste cikma güdümlüsü hir gür yaris siddet acimasizlik bencillik bagimliligiyla, nizahin caresizlligin esaretin ayrismanin soyut ve sembollerle birbirine saldirip satasmaksizin ilgi duyup iletisim kuramama toplum bozulmuslugunu, üzdügü ömür yordugu hayat dengi tembellestirici yozlastirici uyusturucu ölgün kalgin ölümü öne cikarip insanligi ölmüslügün intihar koordinatlarini verdi.
    Özlem Tezcan Dertsiz;
    „anlıyorsun, bir öyküden sürüldüm
    en kestirme yol bildiklerim değilmiş
    uzaklaştı unutuş ben yürüdükçe,
    çamurlu ayaklarım bugünüme özetmiş
    filmi izlemeye gelmedim,
    çok karanlıktı, yerimi yitirdim“……….( El Feneri )
    „‘Sis’ olsam ben de günlerce,
    lanetler yağdırsam zehirli düşüncene
    cepheye sürdüğün defnesiz güvercinler
    ölü harflerle kurduğun bu alfabe
    simsiyah sarayının dört yanını çevirse „……………(Siyah Saray )

    Siir; diger kültür-sanat etkinlikleri gibi Türk Edebiyat tarihcesinde hep ÜRETMEDEN TÜKETEN ve ortaya konmus pazar- piyasasi etkin olup önde gidenin yol, iz, yöntem, kalip, kural, taraf, püf, nokta gösterimlerine göre vucut hali bulup sekillenen; buldugu önde gidene adanma sekil ve vucut hali bulumunda hicbir zaman kaliplastigi esaret kusatilmisliginin ötesine özgü ve özgür varlik gösteremeyen; dar konulu, soyut fikirli, sinirli icerikli, yalan yapayciligi, samimiyetsiz yaklasimli, sembolik duruslu ve her söz veya eylemi havada asili kalan cok kopyalanmis degersizligin dolayli tarifeliliginde buna en yatkin imge ve simge kaynakligin yüklendi.

    Ayni özetin sira devamina Lale Müdür ;
    „ ölüyor kadife şairler...
    pazarların tozunda ve kulenin sisinde gömülü

    gün geceye akıyor...gece güne...
    ölüm yaşama akıyor yaşam bilince...

    bilinç de akar/daha karar vermediler
    gitse odalarından/gitse odalarından birileri...

    Yalnızlık ve melankoli...

    heryerdeydiler...
    dönecek yerleri yok şimdi... ….. ( Kadife Siirler)

    Bir erkek istiyorum
    Kafası pırlanta kesimi
    Halkın çoğunda olduğu gibi
    Ayakkabıları sahte benetton ama zevkli
    Varoşların Lady' si olmak istiyorum
    Kafayı parlatmak ve
    Seçkin geçmişimi unutmak istiyorum
    Bana ne verdiniz ki siz
    Siz ve diğerleriniz?
    Varoşların Lady' si olmak asla istemediniz
    Beni bir varoş erkeği kurtaracak artık
    Kafama, rüyalarıma, yatağıma girecek
    Ve size ödetecek
    Pahalıya hem de
    Sizin ödeyemeyeceğiniz kadar pahalıya
    Bir cigaralık saracak ve
    Aldırmayacak alaycı bakışlarınıza
    Ve yapacak ve yapacak ve yapacak
    Sabaha ve ben sizi unutana kadar“……….( Varoslarin Lady`si)
    „Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
    İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte
    Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
    Seni bu denli yıktıkları için
    Yaşamımın gizini vereceğim sana „………..( Destina )
    Arife Kalander ;
    “bir leylaydım, bin ademden
    nice mecnun yarattım

    ecel bendim, iksir bendim, huri ben
    merak arkadaşım, ateş ruhuma bela
    göze candım, köre mana
    gizlendiğim tenhalarım buldular
    asi hayvanlarım evcil odalarda
    tufanlarımdan habersiz uyudular “…………….( Deli Bal )
    “Ölmekten yeni geldim
    kimse görmedi doğduğumu

    aldatıcıydı akıntısı suların
    kayaların dibindeki midye kocaman duruyordu

    bir kum tanesinin soluğu yeter mi denizlere
    ömrüm kendisine yaldızlı bir kabuk arıyordu”…………( Istiridye ve Inci)
    Nilay Özer ;
    “yağmuru çağıralım bana bir İstanbul çiz
    şakaklarında ölü güneşler duran
    yoksul kondular duran yamaçlarında
    günleri naylon kanatlı ve tekinsiz
    şehrime benzemenin yolcusuyum ya
    şuramda düş yangını bizans işi bir deniz “………….( Les Gibi Bakire )
    “öyle hatalar var beni mazur gösterir
    bahçelerden geçirip aklar rengimi
    üç erik ağacıyla bir kuyu arasına
    gerilmiş teııerine asar sesimi
    kaldığım yerde ölüm
    gittiğim yerde kanun”…………………..(…)

    Nilgün Marmara ;
    „Ilık bir süzülüşle
    Geri dön hayat,
    Bırakma yeryüzü salına
    tünemiş pek kara kuşlar
    Örtsün bakışımı,
    Görmek acısı sürsün
    pencere tutsağının
    Düşsün hayatı suya.....................( Cam Kelepceye Evet)
    „Zamani azaldi artik, zorlanmis bedenimin
    Oldugum gibi ölmeliyim oldugum gibi…
    Ask, bag ve hicbir uykuyu düsünmeden,
    Kalivermeliyim öylece kaskati „…………..( savrulan Beden)
    „Yedi tül ardında yazgı uşağı,
    görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o
    ve bağlanmıştır körler
    örümcek salyası kablolarla birbirine
    sevişirken,
    iskeletin sevincini aklın yangınına
    döndüren, fil kuyruğu gerdanlıklarla.
    Yine de, zaman kedisi
    pençesi ensemde, üzünç kemiğimden
    çekerken beni kendi göğüne,
    bir kahkaha bölüyor dokusunu“………..( Düsü Ne Biliyorum )

    …………söküldügü kaynak, sürükledigi toprak ve sürgün verdigi dal budakla; tuttugu yol, sirtladigi yük, güttügü niyet, ilisip iliskilendigi etkinligiyle yasadigi dünyayi azaltip felakete dönüstüren veya artirip sevgiye saygiya huzura insan degerliligine kendince katki sunan her yerde Sanat -Kültür ve Edebiyat`in da egitici ögretici kisilik kabi yahut kazanimina hic kuskusuz büyük hisse payi vardir. Ki, bugünlerin tüm toplum cöküntü ve uyusmazliginin kendini bildigi keyfiyete sunumlamanin disinda yasadigi toplum hayatina kayitsiz ve sorumsuz kalisi sebebiyle, bugünün tüm kacak- carpik yapim INSAN mimarciligi vebalinin , en basinda birbirine adanip müritlenmis özgünlügü ve özgürlügü olmayan Söhret ugruna adanmis Sair-Yazarciliginin icraat ve faaliyeciligi vardir. Ve bu cöl kurakligi devraldikca devrettigi dünya hayatinin üstüne üstlük soyut semboller giydirip donatan sözden kopuk sohbetten uzak samimiyetten ilgisiz yasam gercekligindense tümüyle kayitsiz – duyarsiz; dogdugu yerden ziyan olup ve sürekli batiya özenip benzeserek öykünmeyi veya övülmeyi kendine sürükleyip söküldügü hayatin en baslica güttügü gayret dengesinden yorulmaya deger esasi sayaniyla, halen hic degismeksizin ve yogunluk artirarak, üretmeden tüketenin sair yazarciligini yapmakta.

    ..........Devam Edecek.............

  • Maria Puder
    Maria Puder 30.10.2017 - 10:29

    Bence bu sitedeki çoğunluğun yazmaya çalıştığı şey kesinlikle değil.

    Önce gidip bol bol okuyun.. Kişinin sayfasında onlarca şiir varmış gibi duruyor .Okuyacak hiç bir şey yok.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 28.10.2017 - 14:35

    Ve artik her günü birbirinden bikmis bezmis sogumus uzaklasmis, kimse kimsenin kapisindan kendi eksik ve kuskulu eksigini soyut sekilsellikle örtüp boyamaya dönük üste gelme ve sürekli üstün olma kiyamet güdümlü kisilik ve yapi bozuklugu karakteri bagimliliginda hickimse hickimseyi dedisiz kodusuz kinsiz asagilayip ve dislamaksizin ilgilenip muhatap olmayan, eli ayagi fikri düsüncesi hayali uykusu vicdani akli inanci ilgisi kurgusu duygusu tutumu tavri insanligini bozmus berbat etmis bütün siddet nefret bunalim batakligiyla bulasmis karismisligi kopup sürükleyen ölüm tabiatindan ve INTIHAR iletismciliginden yerlesik ve yaygin hale geldikce, en dayanilmz acimasiz katliamlar,cinnetler, vahsetler, sapkinliklar, eziyetler, parcalanmisliklar,intiharlar ve INTIHAR GIRISIMCiLiKLERi kayitsiz kalmalar yoluyla seyrettikce seyredeni kendine benzeten INSANLIGINDAN kopmus ölmüs, canavarlasmaya meram menzil ve meyil bagladi.
    Kimi siirleri yabanci dillere de cevrilen ve bircok dergi –yayin dünyasinda yazdiklari basilip yayinlananlardan bir digeri
    Zeynep Uzunbay ;
    „Çatlağını çatlağıma dayadım.
    Uğultumuz artık en çatlak,
    uğultumuz artık en şehir.
    l1.ıvalet bir de seninleyken gurbet
    bekleme canım, içeri gir.
    Bronşit çatlağından”…………(Catlak )
    “ bi anlıkmış bak anlatacakmış her şeymiş
    dakka yarım ölüm yarım ikisi birmiş, öyleymiş


    ama benimki karanlıkta örülmüş bir Türkçe
    her sözü biraz kabus biraz düş “……………..( Ama Öyleymis )
    “üşümeye gidelim
    iki taşı birbirine sürmeye
    hatırlamazsak verdiğimiz ilk sözü
    tükürsün cüce yıldız
    şu bizim utanmaz yer olmuş yüzümüze “…………..( Kara Ay )
    “nane likörü içtim
    buzdolabını açtım kapadım
    buz gezdirdim alnımda
    mermere limon damlattım
    çişim gelmedi işedim yine de
    mahsus öksürdüm
    musluğu açtım suya baktım
    ağladım da mı yıkadım yüzümü
    yüzümü yıkarken mi ağladım
    belki biliyorumdur yolumu “…………….( Karincalama )
    “ah sen onu ne çok...
    ne zaman ölsen adı karışıyor adına:
    gök denize karışıyor
    bak şurada gömülüsün
    ondan kalan yakamozda
    gördün mü? “…………….( M )
    “ yine içimden geçip gidecek sandım
    endamı güzel o sövgü
    sıçrayıp çıkmasın mı dudaklarıma
    aşk mı oynatıyoruz kardeşim
    dağılın, hadi herkes işine “ …………..( Durus )

    “yarama sen dokun acımaz
    bırak rüzgâr okusun kitapları
    korkmuyorum yanımdasın
    istersen uçuruma kur salıncağı “…………(Öpiim Gecsin)
    “ölmeyen dostlarım var, desem uyusam
    erken kalkıp yürüsem, kuş görsem
    Kâğıt köşelerinde küçücük kaldım
    kıskandım ıslandım ama çok usandım
    şu ağlayan kenar süsünü bitirsem artık “……….( Yazdiklarim Inanmayacak Bana )
    Intihar ve ölüm tutanakli bir bitmis tükenmisligi yine ayni bitmis tükenmisligin intihar ve ölüm agirlikli komaya girmeleriyle iyilestirip islaha düse kalka, artik hicbir ölüm veya intihar girisimini duyup tinmayan; ve yollar caddeler sokaklar bahceler damlar evler binalar sehirler dolusu hortlamis sorunu belasi siddeti gerilimiyle, birbirini ezip bogan cinnet gecirimin bizzat ALTTA KALMAMA dürtülü recetesinden tesvikcisi ve takipcisi oldugu, siradanlasmislign olaganligini sürükleyip cogaltmakta.
    Bircok ödül sahibi yazilmis siirlerini ayni coklukta yayinevi ve degilerde duyurup yayinlayanlardan bir digeri
    Betül Tariman;
    “biliyorum bu son unutkanligim/ aylardir her sokak yabanci bana / cocuk sesleri/ saticilar/ ucurtmalar / hersey / her sey keten bir hüzün / kayboldukca bir yüzün bir yüzün dalginliginda / kayboldukca islik sesleri sandik odalarimda………. ( Bu Yaz Yorgunum)
    “Oynamak istiyorum
    Oynamadan bilmenin ne önemi var

    Odanın içinde kırışık elbise
    Odanın içinde uzak geçmiş

    Annem babam uyandığında odam kadarım “………..(Aile Hayati)
    “nokta gülüyor, virgül
    çiftleşiyor, gökyüzü kuşsuz
    serin meme uçlarında gecenin
    hiç gidilmemiş bir zaman

    gül gül odalı görmemiştir böyle hal
    çünkü yaban ve derindedir
    çekiştirir döl yataklarını çiçeklerin
    herşey kendinin yani ömrünün özetidir
    kendini tanımladığın çöldür aşk”……………( Ciglik )
    “sonrası korkaklığı şehrin
    uzun bir itiraz sevişmelerde
    dokunsam kiri çıkar göğün
    açtığım pencerelerde
    çatallanır çocuk kadar gece
    gitmek geçer içimden
    artık gitmek de kalmadı

    yasaktır ömrün taşrasında rüyaya inmek “……….( Duvar Yazisi)
    “Sözden önce mi olmuştum sonra mı
    Batık mıydım kalkan mı
    Kılıcın kını keskindi kından
    Yenildim ey gece kovuldum aşktan
    …….
    bir sokak ötede gençliğini iki kurşunla
    içinize sıkan abla
    ayaklarını uzatır ayrı bir zamana
    toprak kamaşır ve dişleri bir ölünün
    omuzlardan indirilmiş köşeleri poyraz
    bir kuyu kazdıkça içi gibi derin
    fark etmez yağmur da yağsa
    sanki ambarda saklanmış mısırmış saçları “………….(Cocukluk Parki )
    “yarasalar koşuyor, kurbağalar
    aşka karşı duruyor
    evlilik resmi duvarda
    gerginlik hissi ya da
    gitme hakkımı kullanıyorum
    itiraz çocukluğumdur “……………( Celiski )
    “yordunuz beni
    acı dolu taştı fincan
    işte ben bu kadarım
    incecik bir kadınım
    bir su kabıyım ellerinize
    suyun azaldığı yerde
    bir buğu kadarım
    ……….
    ölmeye yatmak istedim dün öğlen
    ölüm ki siyah bir kadındır
    siyah bir kadın
    siyah bir kadını ancak

    sözle toplar kendinden”……….. (Mahan)
    “Ama şimdi hangi fırtına bu
    Ölüme yakın ardıma bulunık
    Tiz bir dumanı kürürken kül
    Neden iki kaşımın arası
    Gül tozları veya veda

    Gül tozları veya veda “……………(Sahika)
    Kendi diger bazi dillerden Türkce`ye ve diger dillere Türkce`den ceviri yapan, sayisiz dergilerde siiri yayinlanip bir cok ödül sahibi
    Neşe Yaşin;
    „neden
    Icimdeki boynu bükük ses:
    „Neden?“
    Ve geseler ve sabah ve ögle
    „Neden?“
    Günesi Kemiren soru
    tenimi saran sizi
    bosluga sessiz bir göc
    „Neden?“
    Yanitlarn cenazesinden
    “Neden? Neden? Neden?” …………..( Sorular )
    “ Baska bir sehre degil
    Baska bir insane gitmek
    Belki de böylece yasanacak düs
    Ve böylece ölecek „………….( Düş)
    „ cikmaz sehirde yasayan
    Üzgün cocuklar seyhi
    Tarihin ucuk kaatlarina binip
    Kacar miydi benimle..“……….( Bizim Zamanimiz)
    Degisik dergilerde siir ve yazdiklarini yayinlayan Hayriye Ünal;
    „ Tirnaklari ve sakali uzamis mahpus
    Ve mahzun bitmemis bir siir gibi
    Zigetvar kalesi
    Magnum opus „………..( Vakanüviin Müjdeleri)
    „ Gelenler gelmeden önce ürkek ve sessizdiler
    Onların kışı her yani kapladı
    Bakır sinilerle bakır zamanları
    Onlara verdik kalaylasınlar icin
    Bizse tiril elbiseler icre
    Adogio yürüdük „………………( Onlarin Kışı )
    “Ölü ufka dogru uzayan gözleriyle
    Sevilen bir ölü huzuruyla uzanir
    Kadin yasamak gibi bir hac boynunda
    ……….
    Yasamak sari bir ihanetin tekrarindan ibaret
    Gögün altinda
    Bütün zamanlari almaliydi sevismek
    Tasidigimi kaya kan ve ekmek
    Gece basliyor aldan/ maya
    Lacivert kaniyor acilan yarasi
    Yin ve erkek
    Geriye bereketli bir ruhun koncertosu kaliyor
    Do si la…………….( Bleu )

    ………Devam Edecek………..

  • Affan Dede
    Affan Dede 26.10.2017 - 22:44

    Çok basit.. Aynı bir sözü hiç kimsenin söylemdiği şekilde söyleyebilmektir şiir. Örneğin, "Çok güzelsin" rutin cümlesi yerine, " Sana bakmak, bir mucizeyi anlamaktır" demek gibi.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 22.10.2017 - 13:28

    Her sürüklenisin akip gittigi zaman irmaklari boyunca damarindan sökün oldugu yerle, varip erisecegi yayilmalar ve yigilmalara toplanip birikmeleri arasinda koparilmis tüm maddi manevi varlik dünyasidir, söküp kopardigi yasam bütünselligiyle iliskiledigi etki yogunlasmasini olumlu veya olumsuzlukla nihayete erdirip sonuca baglayacagi.
    Büyük ormanlari dört mevsim baglari ve ekmek edip tadina doyumsuz evleri bahceleri iliskileri degirmenleri sofralari tarlalari ve devranlari kurup seren dünya güzeli sayisiz ve sonsuz insan dilli azik ve katiklara iliskilenip paydaslasmak kadar, cökmüs corak olmus ve cökmesi coraklasmasi hic bitmeyen dirliksiz huzursuz yikimlar silsilesine amansiz yüklenerek hayata dair hicbir ihtiyati kaygisi cabasi gayreti endisesi emegi akli fikri düsüncesi niyeti yolu yordami ilgisi bagi meyli ve zahmeti olmayan bütün basinabuyruk bozgunlara tav ve teslim olmak; gayretini güttügü niyetten yüklenip yogunlasanin yasam yeri bir dünyada bütün zaman irmaklari boyunca sürükleyip götürürken, hayata ortak herkesi ve herseyi nerde nasil varliga dirlige sagliga huzura artirip cogaltan güven ve deger kaynagini, veya tam tersi yokluga caresizlige hiclige ölüme zulüme muhtac mahrum azdirip kiskirtan cöküntü ve enkaz defineciligidir.
    Bircok Sanat-Edebiyat dergi ve gazete önde gidenlerinde yazip iletip yayinlayanlar arasinda gelen
    Türkan Ildeniz;
    „ Yak beni.

    Sen uykusun vazgeçilmiyorsun
    Seni kendim kadar seviyorum
    Günlerden bir gün duysam acısını
    Beni ilk öpenin sen olmasını istiyorum
    Beni ilk öpenin sen olmasını. „……………( Beyaz Dönsün Diye Devran )
    „ Acının ağzından öpüyorsun yine
    yine cehennem yürek
    yine hüzne gönüllü devriye.“……….( Temmuza Karsi )
    „Var belki kaçmalarda o belirsiz
    Kendine sürgün kılmak kendini
    Okları uzaya salarak
    Sonra
    Aramak izdüşümlerini.

    Kaygı kulağıma çığlık savuran
    Çıkmazlarda kesin buyruk - DUR
    Önce bir majiskül , devamı susku
    Damarda açan gül kurur.“……………..( Forsa)

    Hani günden güne mayasi ve malzemesi her cesit kimyasal karisimi zehir zikim ve sapkin azgin gergin bozuklugun bin türlüsüyle fabrika ayarli bugday üzüm cerez siddet hirs yaris yagma talan furya süs salon afyon sofra mutfaklasmalari gibi, oradan tutum tavir yüz surat yiyim giyim adet adap ve aliskanlik besinlenip gidalanan INSAN üreticiligini, hayatina hicbir ihtiyt öngörüsü tepkisiyle yaklasmayan samimiyetsizligin yikip yagmaladigi her enkaz cöküntüsü dibinde kendini yorgun bikkin üzgün ökük ezik batak bitik bir ceset paketlenmisliginde bularak ÖLÜSÜYLE ic ice yasayip giden kendi haline kovulmus terkedilmisigi barinir ve birikir…
    Siirleri dergilerde yayinlanip sayisiz dillere cevrilen yayincilik editörlük gibi bircok ödüllü isler sahibi lanlardan
    Gonca Özmen ;
    „Bahçenin duvarı yok ki gizlensin
    Balkonda hıçkıran çamaşırlar
    Küf ve nem kokusu ve dalgın bir evin
    Durmadan soyunması çocukluğuma
    Taş sırrını unuttu
    Ada hapsindeyiz, kayık gitti
    Issız kaldım suyun gövdesinde
    Anlatmayın artık iki kişilik aşkları
    Çoğul ekleri de yaşar yalnızlığı „…………( Azgnıdı)
    „Ben ki beyaz bir sayfanın sıkıntısındayım
    Yüzümde suskun ev tenhaları
    Yüzümde geçkin bir elmanın kurtları
    Ah hanginize baksam bir bahçe dağınıklığı
    Geçsem içinizden geçsem
    Kaderimdeki faytonun ağır aksaklığı
    Bana beklet bu yara bilincini
    Ve üşürüm ürpertisini ölümlü olmanın „………….( Bana Beklet )
    „Çünkü ne yapsak yumuşamıyor demir
    Ne yapsak titremiyor içi
    Orda, zeytin ağaçlarının arasında
    Sessiz ve bitkin durmuştuk
    Seylantaşları, yaban arıları, eğik bir gök
    Bir büküm ot, başıboş bırakılmış bir nesne
    Gidiyorduk ağrısına zamanın...“…………..( Gidiyorduk)
    Eger yasamin daglarini ormanlarini baglarini adaletini sevgisini tarimini topragini kendi degeriyle ölcen paylasan üreten ve cogaltan gayreti yidip güdende degilse, hayatindan kopardigi her bir yasam parcasiyla sürüklenise terke biraktigi zaman akintilari boyundan akla söze sevgiye saygiya adalete kayitsiz kalisinin her cirpinisi INTIHARLA beslenip INTIHARLA sonuclanan, kendi insanligi yerine hicligi yükleyip süreklemelerin ölüm tutanagina dair pesin ödentisidir yasadigi ve yasatacagi sefalet rezalet cinnet vahset ve hadde hesaba gelmeyen harabeler esareti kitlik kiyametler tacirligi.
    Güttügü niyete bagli yüklenilmis hayat temelinde sürüklenen yasam esasina sagladigi hükümdür; her kisi nereye giderse gitsin kendinden kacamayacagi can mal his kültür duyum bilinc birikim aliskanlik ve iliski alakaliligin.
    Güldür Güldür`lere, Ivedik Recep`lere, Hokkabaz mokkabaz Cok Güzel Hareketler Bunlar Sör Vayvurcuk`lugunun en Yetenek`lisi Sizsiniz sira dizi sayisini kendi bile bilmeyen FURYACILIGIN,mutfakli doktorlu timar malzemecisi bol el etek ve ayak baginda hirsi siddeti sövgüyü kahiri sevgisizligi köürtüp kudurtan KUNDAKKCILIGA aklini kacirip, aliskanligini afyonlanip, gönlünü viran etmelerin GÖZÜ GiBI BAKTIGI Toplum Batakligi`ni milyonlarca izleyeni kollayani müptelacisi ve tiklayicisi oldugu, sabahtan aksama hic mesaisi bitmeyen Sair-Yazarciligin siirleri besin kaynakciligi islevini yedeksiz ve dolaysiz gördü ve sarkilara filimlere saglayici katki sunumculugu etti.
    Yine saisiz dergilerde yazdiklari yayinlanan, yazip yayinladiklari arasinda filme cekilip sinemaya konu tasiyan
    Gülseli Inal;
    „yüzümü yıkadığım o eski sunak
    önümden akıp geçen bir kara yelkenli
    saçlarım ise günışığından arta kalan
    bir yele gibi önüne katmış da ışığı
    güpegündüz bir gülün boyatışını
    bekleyebilirim sonsuza dek“………( Bense Uzatmistim Saclarimi Koyu Bir Irmak Icin)
    „ asırlık kokusu
    bedeninden
    bilinçsizce atılmış bir düğüm
    yanlış
    kullanılmış bir ruh
    inerken
    kütükler bahçesinden
    hatırla
    ey sevgili geceyi
    kanlı bir sağanakla

    bir zamanlar kolsuz olduğumu

    II

    Kıtlık başladı
    Birkaç gelincik dağa yaslandı
    Kör uçuşunu sürdüren ay
    Sfenksle buluştu
    Dolunayda ayak bastığımız yer
    Müphem bir beyazla kaplı“………….(Tiran Hanimeli)
    „ bir baygınlık çıkıyor ortaya seninle benim aramda, baykuşun gelip
    şaraplı dudaklarıma dokunuyor, her çenber
    sizin matematiğinizi hatırlıyor
    babam bebek oluyor
    annem de ölüyken
    bile ölü bebek
    bense ne bebek ne ölü
    aykırı zamandan bir uyarı
    hâlâ yatıyorum koynunuzda „………..( Görme Ucusu)

    ..............Devam Edecek.............

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 19.10.2017 - 11:37

    Sorgudan saygidan sevgiden paylasimdan haktan ilgiden bilgiden emekten akildan mantiktan güvenden cesaretten onurdan hali hatiri azaldikca Sanat Müzik Edebiyat ve Dilde de korkunc bir yikimi yozlasip soyutlasarak örenlestigi carpikligin üstünü örterek gününü güncelleyen Yazin Dünyamiz; bu her bulasanini harcadikca daha cok ilgisiz tahammülsüz iradesiz itibarsizligin kuyusuna gömen; ve kalan degerlerinden koparip tükettikce de hayatindan uzaklastigi HAYAL DÜNYASI Ceset Tasiyiciligi`nin birbiriyle en acimasiz siddeti gecimsizliginden kahir-küfürlesen TOPLUM Batakligini kundaklayip terbiye etti.
    Ve bu baglamda digerlerinin pesisira devamiyla Ayten Mutlu;
    „ ay şimdi sularda gizli bir veda /kumdan kalelerine ağlarken çocuk /ruhta köpüklenen o kızıl yara doğunun akşam faslı bu eprimiş gün / isli lamba, misk kokusu, hüzün / ve siyanür tanrıya diz çöken vaha“ …………..( Cocuk ve Aksam)
    „ kanındaki ateşler tenini yakmıyorsa/ unuttuysan şarabi gecelerin rengini/ sevişmenin elması artık parlamıyorsa/ elinde kırılmışsa dokunuşun kadehi/ aşk onarır (Aşk Onarır )
    …….Üzülüp örselendigini yasam zenginligi sayan, dogar dogmaz kaybedilmis bir dünya harabesini tüm aci verenleriyle birlikte yasayip kahrina kederine alistikca hayatinin asla vazgecilmez avuntu ve teselli kaynagi sayarak örselenip üzüldügü seyler toplamini ask diye adlandirmakta Ayten Mutlu.
    „ sözcüklerin/ hep yanlış tümcelerde/ hırpalanmıştenini kalplerin/ yangınlardan artakalan evinde / zamanın bir yerinde/ tam en güzel yerinde/ sesini bulamayan/ unutkan/ bir çan gibi……………( Can)
    „ biliyorum sadece sözcükler kaldı / kaçışlardan, boşluktan, tutkudan / uçurumdan / müzikten yapılmış / aşktan
    eksildiğim ayna her bakışımda / Ma'ın kayıp gövdesinde açan gül /kristal bir düşten çıkıp gelmenin yüzünde /ateşin eğdiği rüzgâr / sen /hatırla beni „…….( Kayip Nota)
    ………Sanki kendine yasayacak yer ve mekani yok gibi, darliklar ve verilmis siparisler nöbetine yazilip yapilmis bir yoklugu yasam yilginligini tümüyle hayatina viranelesen ezilmis solmuslar yükünü kurtulup kacmayi dileyen bir iz, belirti, imdat, siren, paydos veya can sesi bekleyen söz ve siirler sahibidir Ayten Mutlu.
    …………..Bircok Yazar-Sair gibi uzun yillar devlet memurlugu yaptiginin yanisira cevirmenlik ve deneme yazilarini sayisiz dergilerde yayimlayip ün ve ödüller sahibi olmus Mutlu;
    „ şimdi burda/ karanlığa açılan kapının eşiğinde/ o eksik harfi soruyorum alfabelere/ onarmak için içimdeki yıkılmış köprüleri/ yazmak için masalını köklerin Aşıboyalarında/ ve yıldız çitlerinde kanayan/ şimdi burda günübirlik bir ömre
    …………..
    gidiyorsun, içime çizilmiş bir labirenti/ geçerek sönmüş bir kandilin gölgesinde/ kapanırken bir yerde bir pencere/ açılıyor yokluğun kara kapısı/ (gözlerinden kopan o mavi ışık/ hayatı seriyor hâlâ ölüme) „ …………( Eksikligi Fazla Bir Harf )
    ……Karanligin icinden daha derin yalniz yoksul karanliklara acilip giden tükenmisligin sönük ve kapali muhtacina koyan herseye yalvarip yakaran aczi, gene varim yogum herseyimsin kalibinda kayda gecip yoluna yöresine kitabelestirmekte.
    „ağzın ölüm kadar soğuk olacak / gecenin siyah elleri / dokunduğunda öpüşlerine / siyah bir su gibi gelecek gece „………..(Siyah Gece)
    „hadi git dedi adam/ ve unutma/ sen olmazsan ölürüm/ alıştın sanıyordum ölümlerine/ bir şiir daha/ yazarsın işte/fena da olmaz/alışılmadık ölümler gerek/oysa büyük şiirlere“………( Örümcek )
    ……Ölüsünün maddi manevi kefenlenmis her türlü sinmis cökmüs sogukluguna sokulup sarilarak,sarildigi zifir saplantiya yasadigi hayatin tüm idaresini teslim eden adanmisligini siirlesip dillenerek ;
    „ölüm hangi acıyı giyinir en çok/ hüznü avuçlarına gizlemiş bir resimde/ hangi rengi açar külrengi solan şiir/ külün kendi renginden utandığı gecede? / hiç bilmezdim, şehirler de ağlarmış/ düşlerini gömerken şiirlere“………………..(Yitik)
    „ah, geç kaldım yağmuru öğrenmeye / çıplak bir nar gibiyim yenik ve küskün“ …………( Yüzün ve Can Sesleri)
    …………kendini ölüme, ölümü sire, siiri her ikisine bitistirip baglayan mutsuzlugun özdes dengesini yasadigi hayattan hicbirsey anlamayana gömüldügüyle allak bullak yanilmis yenilmisligin itiraz son sözünde karsiligini yine kendisiyle bulusan öznesidir Ayten Mutlu.
    Bir diger isim Perihan Magden;
    Yazdigi romanlari ödüllü filmlere cevrilen, reklamcilik ve köse yazarligi gibi degisik bircok gazete dergi ve televizyonlarda is-güc sahipliligi yapan, Medya yogunluklu sairligi de olanlardan biridir Perihan Magden.
    „ Niye seveyim seni?
    Babalarının terk ettiği kızlar, kötülüklerinde cömert,
    aşkların da hazin ve güvenilmezdirler.
    Babasız kızlar korosu:
    Babamız bizi sevmedi!
    Öyle bir şey koptu ki içimizde,
    bütün kötü kadınlar bizden sorulur,
    kaçmayı biliriz biz en iyi…
    Ey cesur!
    Ey sevgili!
    Sıkıysa bak gözlerime,
    taşa çeviririm seni, mum gibi eritirim,
    çocukluk acıları pazılarımdır benim,
    ah ben ne güçlü ne unutkanım bilemezsin! „ ….( Babasiz kizlar Korosu )
    ……..Hayata eksik ve yokluklariyla büyüdügünün acisini ve kabusunu geri dönüsümlü kin ve nefret kusumuyla ödesmenin tepeden tirnaga donanip silahlanmis öc alma ve intikam duygusuyla, hicbirzaman sevgi damarindan beslenip iler tutar dalli bir hayatin tasinacak yükünü kendinde bulamayacaginin kavga-gürültüleriyle karmakarisik virane dilidir Siir halindeki Perihan Magden.
    „ Miyadı doldu: epey zamandır ne sahne, ne dizi teklifi alıyor herhalde, televizyon programları ardı ardına duvara tosluyor; ama Acun bey kiloyla aldı galiba ekran personasını, onun “porgramlarında” jüri: Yerini de dolduruyor. Zira aşırı şımarık ve hareketli bir kadın. Dikkatleri üstüne çekmekte –sinir tanımıyor.“

    ….Beslendigi Medyatik kaynaga sürekli ilgi yakinlik ve imrentisini hic eksik etmeksizin maddenin temelden kanununa uyumlu kavga, nizah, hirs, dalas, satasma, kulplanma, kaynasmalarla hir-gürlü didisip gün oyalasirken, buralarin programli kadrolulugunun hazir davetli biletlisi olmaktan da asla uzak kalmamanin geregini cok fazlasiyla yerine getirmelerden Magazin posterciligi yaparken; hayati yozlastirip siglastiran karakterde karsilikli paslasmalar köpürtür, özellikle birlikte gürültü kopardigi Hülya Avsar´la
    „Odada bir sessizlik. Odada bir sessizlik
    Odada odalıktan gelen bir sıkıntı
    Çay fincanını anlatmama bile razıydın önceleri
    Derken söyletmez oldun adımı „
    ………Yasanilmaz halin icinden cikilmaz kusatilmisliklariyla amansiz bir düs ve hayal kiriklarinin kahirli lanetli donanmis dösenmis dünyasini, cöküp oturdugu yerden hic kimildayamaz hale getirmelerine cepe cevre kovulmus,bogulmus, yorulmus, yilmis, bikmis, bezmis, bunalmis, üzülmüs tadsiz tuzsuz ve mutsuzlugun hale yola ve dile gelimidir yazip yayinladigi siirleriyle Perihan Magden.
    ………….Devam Edecek………

  • Virginia Wolff
    Virginia Wolff 12.10.2017 - 13:56

    kusmak

  • Kürşat Hardal
    Kürşat Hardal 10.10.2017 - 16:23

    Şairin ekmeği.

  • Ahmet Alp Kozan
    Ahmet Alp Kozan 10.10.2017 - 01:30

    ne yapsam, nasıl etsem
    gövdeni yatağa sürükleyip
    bir gelincik tarlasından kan çıksam
    uzatsam göğüslerimi kahırdan haleye
    durmadan kamyonlara yük taşısam
    saatte 180 km hızla
    mucizeyle tenhalara dalsam

    ne yapsam, nasıl etsem
    iyi bir kaptan değildim zaten
    gemimi dipsiz vurgundan korusam
    bütün gece incelmiş çarşafı
    sırtıma yelken çaksam
    bu geceden sonra
    seni hiç aramasam”

  • Derya Akgün
    Derya Akgün 09.10.2017 - 20:03

    iç dökme ...bazen bir imdat çığlığı bazen dille denilemeyenin tercğmanı bazen bir ağıt ... ve nihayetibde şnsan denen sırrın kelimeleşmiş hali

  • Ummuhan Baysal
    Ummuhan Baysal 09.10.2017 - 12:42

    Bence iç sesiniz..şiir

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 09.10.2017 - 08:28

    Duyum ve duygusalligini amansiz bir BiCiMLENME ön sartlanmisligina bagimli kilarak kendini zorlayan BASKALASIMLARIN seklini almaksizin dünyayi anlayip söz söyleyip yazi yazilamayacagi kanaatiyle kaliptan kaliba gire cika beslenip gelen Kurak Damar Sanat ve Edebiyatciligi; Özgürlük, Sevgi, Güven, Özveri, Sayginlik, Adalet,Paylasim, Sorumluluk, Tutarlilik, Onur, Itibar Özgüven ve iradeliligiyle adini kullanan fakat ilgisi icerigiyle hic bagdasmayan ÖRTÜLÜ ÖDENEKCi gibiydi.
    Gülten Akin bu yolda;
    „Dayaniksiz seyler durgun carsida /Ezilir ipek, küflenir tevrat, calinir inci/ Dogu carsisinin yoksul yahudisi / Bir dost esintiyi yineler –Hüzün- „ ……….(Gölde )
    …….Tüm kendinden öncekiler gibi hayatta paylasilacak en yüce degerin ACI ve ÜZÜNTÜ oldugu esasina sarilip tapinan, bugünün Dinler Arasi BOP diyalogcusu gibidir.
    Gülten Akin, Türk Dil Tarih Kurumu`ndan Kültür Bakanligi`na yüksek memurluk yapmasinin yanisira Insan Haklari dernekciliginden Varlik-Yokluk dergilerine elinin dokunmadigi ve ayaginin ugramadigi yer, mekan, ödül birakmayisini….
    „Memelerinde biraz irin biraz balik biraz gözyasi/ Bir dev gözyasi oluyorsun deniz deniz deniz/Sisin dere agizlarindan sokulup aksamlari/Findiklarimizi basiyor/Neyleriz kararan Tomurcuklari/Cocuklarimiza yalvariyoruz : Ac durun biraz /Tecimenlere yalvariyoruz : / Bir `Hotel `bir gizli evlenme az cizin“ …..( Ilk Yaz )
    ………yasadikca kaniksayan, kaniksadikca yasatani yücelestirip insafina yalvar yakar kitabeleri ögreten cilekes toplum terbiyecisi yazip yayinlayan Gülten Akin;
    „ Simdi burda…Dünya/ Arka bahceyle abisi vurulmus kiz arasinda/Cilgin bir topac, dön unut düslere birak kendini/ Dön hatirla „……………( Arka Bahce)
    „Ölüleri yürüyüp götürüyorlar/Uzun törenleri unutmamacasina/Yelmi cikti bir üfleyen mi var/Bu solugu uzun da kim/ Düzgün dosyalari kipirdatan/ hey, kim var orda? ….(Sisli Agit)
    „ Pencere karsisi Patikada/ Tasinir hasta sallari, ölü sallari/Öfke kirilanomuz baslari degil, duran bacaklari degil/ Öfke salindan düsen ölüdür/Kitaplarin gizli öfke, catlar salinir/ Dolasan yumagin ucu bulunur „…..( Anadolulu Ellas`la Heykeller )
    „Orda kaldi ve burda kaldi/ Askin ve özleyisin sezgisi7 kücülmüs büzülmüs dertop/orda kaldi ve burda kaldi/ cöl ortasinda „……….( Cöl )
    …..Birbirinin iz takipcisi niteliginde bunlar ve benzerlerini yazip siirlestirirken, `yepyeni duyuslar` kumasli giysiler altinda aslinda ölüsünden dogan bir hayati yeniden ölüsüne adayip armagan eden; ve her yeltenisinde yasadigini kalici hale getirmeyi uzaktan bakarak kendini görebilmenin sosyo-dramatik arsivciligini yapmistir.
    Sennur Sezer defalarca ve yine ;
    Sayisiz gazetelerde ve degisik islerde calismis. TeReTe gezmis dolasmis. Bankalarin destek pirimledigi Ajans, Ansiklopodi ve Görsel yayinciliklarda düzen kurmus. Dergi dünyasinda sürekli boy göstermis.
    „Neden kalmadı Küba'da, neden bilir misiniz yerleşmedi./Çocuklar ölüyordu ilerde./ Çocuklar açtı. Çocuklar… /İşte./Gözlerinde umut ve öfke, sürdü motosikletini, sürdü yaşamını sarpa. /Yol boyu çocuklar onu bekliyordu. /Çantasında ilaç, çantasında şeker ve devrim ellerinde…“ ………….( Doktordu Che)
    …….Hayal Dünyasindan hayata bakmanin kapilmis gitmisligiyle, Sovyet Devleti`yle Küba arasinda yapilan BAGIMLILIK anlasmalarinin hic ÖZGÜRLÜGE sigmadigi`nin Ekonomi Bakani göreviyle yakin tanigi oldugu ve Fidel Kastro ile resmen uyusmazliga düstügü icindir, Che Guara adeta inandigi adanmisligindan HAYAL KIRIKLIGINA ugrayip, sanki bile bile BOLiVYA daglarinda ortada kalmis hayatini ölüme teslim ettigi. Cocuklara seker´se Sennur Sezer`in kapali gise siir sinemasalindan baska bir sey degildir.
    „Tek çocuk olduğum günler gibiydi./ Yaz tenhası cami avlusunda o öğle saati, annemin tabutuyla ../ Annem, yıkadığım bir mum bebekti. /Kendine ve bana/ Satılan eskileriniz / Ellerim değdikçe soluk alıyor /Eskiyen siz misiniz?“…( Animsamalar)
    …….Ölü bir yerden hayata baslamanin ugrunda egilip tapinilan sürekli talim ve terbiye yeri gibi, sartlandirilmis aci ve üzüntüleri yasamin tek ve vazgecilmez katigi olarak eziyetlnen, kendini dogurana yeniden aynisini dogurarak cogalmis büyümüs dertlilikler müptelasidir.
    „Nerde bilmem ninemin mezarı / (Dargındım babama söylemek zor annemin kefeni solmamıştı) / babam da bana dargındı“……( Eskisehir Siirleri )
    „Öyle yakınımda ki seçilmiyor /Yaşamanın çizgileri / Saçlarıma değmeden geçiyor / Camlarda kalıyor izi „……….( Kadinin Aksam Duasi)
    „Gülüşü kınını seven bir bıçak /Yaşamak yanılmak ölmek bıkkını /Yorgunsam bezginsem çaresizsem /Onu düşünürüm üzgün ve kırgın /Türkülerle avunması gibi /Yorgun bir çingene açlığının“……….( Yorgun Cingene)
    …….yerdigi yokluklara sarilip siginmanin disinda dünü günü dünyasi olmamalarin, sefaletine acisina alistikca da kaynagini kimseyle bölüsmeyen dertlenmeleri yasam kazanci ve hayat dayanagi bilmektedir Sennur Sezer.
    „Bilenir bir çelik alabildiğine/ Simdi sevişmeyi andığımız gün / Öpüslerimiz soğuk keskin / İnce bir sızı gibi düğün / Ellerine bir adım kala /Bir adım kala kör kursunlara / Öpüsünü bıçak gibi tadarım“………..( Savas Ayiramaz sevisenlari)
    „Besi bitirmistim/Temiz bir elbise giydim / Ölmek istiyordum/ Mis kokulu bir carsaf serdim yatağa“…….( Yeniden Baba Evinde)
    „Dokunduğumda çocukluğumu düsündüren / Gencliğim gibi sırrı acıklanmaz/ Kumaslar satılmaz çarşılarınızda. / Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu. / Bir korkuyu tanırsınız yalnız / Yaslanmak ve bırakılmak. / Bende çesidi var „ ... … ( Baskalarinin Eskilerini Giyinmek Sarkisi )
    ………..hep agladigini güldügüne sayan, hep öldügünü yasadigina denklestiren, hep yokluklaari donanip silahlasmalari sevmek sevismek diye belleyip algilayip kendinden sonraya da ikilemler arasi sorgulayip algilayamadigi algi ve zihin bulanikliginin, bütün kendisiyle cekisip celiskinlesenlerini ögretip belleten kafasinin keyifcisi; siir alimkeslik fiyakasi satmakta Sennur Sezer.

    ……….Devam Edecek………….

  • Mir Murat Demir
    Mir Murat Demir 08.10.2017 - 13:58

    ŞİİR BİR MUAMMA

    Şiir yazmak,şiir okumak,şiiri eleştirmek,şiir de kendini bulmak,bu şiiri sana yazdım,bu şiir bana yazılmış,hani birkaç tanım daha eklenebilir ama başlığın da yazının kaçabileceğim bir köşeyi ayırdım kendime,’’muamma’’ diyerek.Şiir insanın,hayatın kendisidir,her şeydir,hep’tir.Benden önce de şiirle ilgili yazanlar ne çok olmuştur,benden sonrada fazlasıyla olacaktır,olmalı da.Şiir diğer edebi çıktılardan farklı bir ana özellik içerir.Şiir;roman,öykü,hikaye vb hayattan ya da kurgu meseleler anlatır,vurgu yapar derinleştirir,teğet geçer,mesajı ilk okuduğunuz da alırsınız,ortasın da,bazende en sonun da.Şiir ile diğer edebi çıktılar arsındaki benzerliği kurduk,farklı olan ise şiir damıtılmıştır,damıtma halidir.

    Kendimce yazdıklarımın dışında okur olduğumu da söylemeliyim.İddialı bir okur sayılmasam da okurumdur.Korku duyabileceğiniz bir şiir yoktur,kenarından köşesinden cinsellik çağrışımı olsa da ben ötesini görmedim,duymadım.Şiir yıllarca sürmüş bir kurtuluş mücadelesini yirmi,otuz mısrada anlatır.Yirmili yaşlardan ellili yaşlara kadar süren bir aşk hikayesini on,onbeş mısrada anlatır.Şiir okumak,yazmak iyimidir bilemem,ahkam bir dille vurgu yapmam şık olmaz.Şiir hakkın da şunu açık yüreklilikle yazabilirim,şiir okumak ve şiir yazmanın 5 kıta,183 devlet,72 millet,yirmibin şehirde (şehir saysı sadece tahminimdir) zarar gördüm diyenine rastlanılmadı.

    Bilim adamları,özellikle insan yaşamını bire bir inceleyen ve taktik geliştiren bilim ve uzmanları müzik dinlemek,dokunmak gibi şiirin de pozitif katkılarından bahsetmektedirler.Şiir kendi içinde zariftir,kibardır.Yazı dilin de kabalaşma,küfür var olmakla birlikte şiirde rastlanılmamıştır,gören,okuyan var ise de onlar şiir değildir.Ben en argo kelimeler içeren birkaç şiiri ‘’CAN YÜCEL’’dizelerinden hatırlarım,’’sidikli kontesim’’ gibi.Şiir küfrü,argoyu var etmez,barındırmaz.Can Yücel gibi çok özel şairlerin bütün içinde ki anlatım da birkaç kelime de bu uygulaması kanımca şıktır,ustalıktır,başarıdır.

    Şiirin bir başka güzel tarafı ise ezbere alınabilme halidir.Yazım akışı,mısra ve ses uyumları ezbere alınmaya daha yatkındır.Edebi diğer çalışmalar da böyle bir rahatlık bulunmaz.Şiir de ezberden en uzak insan da dahi hafızaya kazınmış birkaç mısra bulabilirsiniz.Bu benim tezim olmaktan öte malumunuzdur,asırlar öncesinden günümüze ulaşmış bir çok yapıt,ezber ve aktarımla gerçekleşmiştir.Şiir için ne demiştik ‘’DAMITMA’’,sayfalarla anlatamayacağınız,muamma bir meseleyi şiirle anlatır,şiir haline getirilmişse anlarsınız.Şiir konusun da sadece bildiklerimi,yorumumu yazıyorum.Akademik bir yazı,makale olmamasının rahatlığı içerisindeyim.Şiire dönem dönem katı kurallar konulmuş,dayatmalar yapılmıştır.Bu konuyu hatırlatıp geri çekiliyorum.Katı kuralları olan uygulamalar şiire ne katmıştır,ne kaybettirmiştir,düşüne durun.

    Kısaca toplumsal sosyal hayatımıza katkısından da bahsedeyim.Şiir dolayısı ile şairler uyumlu,duygusal,değer sahibi insanlardır.Eski asırlardan günümüze şairler,ozanlar,aşıklar bazen yazılı bazen doğaçlama mısraları bir araya geldikleri meclis ve toplantılar da dillendirmişlerdir.Geçmişten günümüze zevkle,keyifle dinlediğimiz şarkı,türkü ve marşların,sözlü tarafının adı şiirdir.

    Mir Murat Demir

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 08.10.2017 - 13:30

    Annene sormalisin eger ordansan mutlaka bilincleneceksindir..

  • Us Atölyesi
    Us Atölyesi 05.10.2017 - 14:42

    "...y a l n ı z l ı ğ ı n p i ç i midir ş i i r .."

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 04.10.2017 - 14:01

    Siiri kuralli kalipli hizaya gelmisligin kivrimlarindan ezilip büzülüp sürüm sürüm süründüren egilip bükülmelerini dolasmadikca kapisinda bekleyen hüküm sahibi bezirganliligin emir ve keyfiyeti denetiminde kendi özgür ve özgünlügüyle duyup görüp bilip paylasmayi dileyen ve kendi dünyasi gercekliginde hayat sahibi INSAN KALBiNi ulasip erisemeyecegi basina buyruklugun insandan ve dünyadan kopuk INSAN ÜSTÜLÜGE har vurup harcadigi Hayal Dünyasindan kendine bakan Ara Mesafelerine giydiren soyunduranlardandir, diger sayisiz pekcoklari gibi Didem Madak ve Bejan Matur Sair-Yazarciligi.
    Gülten Akin, Ayten Mutlu, Perihan Magden, Sennur Sezer, Betül Tariman,Berna Moran, Berrin Karakas, Zerrin Taspinar, Gonca Özmen,Arife Kalander, Nilay Özer, Özlem Tezcan ve nice niceleriyle yasadigi dünyayi sürgün saplandigi sehirler deviri carpikliga cürümeye yapayliga ve yalan yanlis Hayal Dünyasindan bakip oradan daim düzen gününe ne konursa caresizligine oradan sartlanip konuslanan tutsakligi ve mecburi mahkumiyeti uymaya birbirlerini talim terbiye ederek ederek…
    Ara kaynasim noktasinda daha zemin-mekansizlik ve belirsizlik baglantili Nilgün Marmara`gilleri yakin zamanimizi ören ve kuran geciskenlik bölgesi olarak görüp gözüken, yasadigi zamani icine saplandiklari kavrayip algilayamama yetersizliginin illa ve mutlak ve mutlaka Batiya ve Batidan daha batiya ve ekonomik siyasi kültürel bütün yasam alanlarinda her kim güc gösteris tantana iktidar ve irade sahibiyse ona ve ondan tarafa sekillenip vaziyet almalarin cok ödüllü ve örnek seckinleridir Didem Madak ve Bejan Matur Sair-Yazarciligi.
    Her ikisinin de hic ayirdedilemeyecek yapiskanlasmislikta siiri kendilerine kelimesi kelimesiyle simsiyah sürekliligi merasim ve matem havasinini maddelestiren Tura-Yazi paslasmasidir. Didem madak adina Ahlar Agaci ve Cicekli Siirler Yazmak Istiyorum Bayim` iyla, Bejan Matur`un Allahìn Cocuklugu ve Rüzgarli Konaklar`I aslinda diger yazip yayinladiklarinin topyekün tekraridir.
    Daha evvel icine kapandigi uzak ve Hayal Dünyasindan bakanlarin en ödüllülerinden irdeleyip didikledigim Sezai Karakoc`un Ötesini Söylemeyecegim basligiyla siraladigi satirlarda :
    “Hic kimsenin bilmesine imkan yok/Imkan ve ihtimal bile yok sizin bilmenize Bay Yabanci/Ve yagmur yagiyor ben bir seyler olacagini biliyorum/Ellerime bakiyorum ve ellerim benden degil/Sizin bayaninizdaki gibi ince ve uzun degil/ Annemi babami karistirmayin bu isin icine….”…dizili sirali cümleleriyle devam eden, kizdigi ve kirgin oldugu viraneligin siirin sonunda tümünü sevip begenip önemseyip özümseyen sonlandirilmisliginin tam kadrolu birebir özenmis benzesmisidir Didem Madak`in Cicekli Siirler Yazmak Istiyorum Bayim`i..Madak;
    “Çiçekli şiirler yazmama kızıyorsunuz bayım
    Bilmiyorsunuz. Darmadağın gövdemi
    Çiçekli perdelerin arkasında saklıyorum.
    Karanlıkta oturuyorum. Işıkları yakmıyorum.
    Çalar saat zembereği boşalana kadar çalıyor
    Acı veren bir sevişmeyi hatırlıyorum.
    Bir bıçağın gereksiz yere parlaması bu.
    Yıllardır kendini bulutlarda saklayan illegal bir yağmurum.
    Bir yağsam pahalıya malolacağım.
    Ben bir bodrum kat kızıyım bayım
    Yalnızlıktan başka imparator tanımaz bodrumum
    Bir süredir plastik vazolar gibi hiç kırılmıyorum
    Fakat korkuyorum. Birazdan da
    Kırk üç numara ayakkabılarınızla
    Bahçede oynayan çocukların üstüne basacaksınız
    Bu iyi olmaz bayım!......”….ENKAZ CÜMLELERi kurup orada dizili satirlasmis nizama harfiyyen uyumlu kalemsörlük yorarken, icinde saplandigi ve hic kimseye kaptirmak istemedigi yeryüzü uzakligindan kendine bakmayi terbiye edenBatiya, sürekli bir sigic ve kacak düsmüslügünün bol ödüllü BOP ESBASKANLIGI tabiyetiyle gücü iradeyi ekonomiyi sözü yaziyi kültürü özgürlügü hakki hukuku ahlaki davranisi yolu duyguyu düsünceyi kendi cikar keyfine göre yönetip müsadesi olmadan kimseye yasama hakki tanimayan Batiya bulundugu yapisip kalmisligin ÖREN koordinatlarini duyurup sinyal saliniminda bulunmaktadir.
    Ayni Cicekli Siirler Yazmak Istiyorum Bayim`da Madak;
    “On dört yaşındaydı ruhum bayım
    Bir mermer masanın soğukluğunda yaşlandı.
    Protez bacaklar taktılar ruhuma ince ve beyaz
    Gıcırdaya gıcırdaya dolaştım şehri
    Protez bacaklarıma bile ıslık çaldılar
    O ara içimde çiçeklerden oluşmuş
    bir silahsız kuvvet ablukaya alındı
    Sinemalarda da "organzm gıcırtıları" oynuyordu.
    Kaçmaya çalıştım. Olmadı.
    Bu nedenle, çiçekli şiirler yazmayı
    Ruhum açısından faydalı buluyorum bayım. “……korkunc bir haline hayran eziklik ve acindirma düskünlügünün icinde “ mayinlanmis sevdam” düdükleri alan her malzeme karisimi gözle görülürlüge terkedilmisligin orasindan burasindan kendini ayakalti ezip üzenlerin topuguna ökcesine sarilarak üstüne plastic renkli ve durumunda debelenen viranenin her sokak bayisinde kolayca temin edilebilen `cicekci kiz` kesitli kelimeleri büründürüp somurtmakta.
    Birebir benzer yolun yolcusu Allahìn Cocuklugu`nda Bejan Matur;
    “Gündoğumunda
    Ölüleri anmakla başlar.
    Ve anne ölür
    Ezanda ölür anne
    Selamı üzerine olan her çocuk
    Allahı düşünür.

    Dili vardır taşların.
    Sabahları en çok
    Islak bir huzurla
    Yatarken onlar
    İçleri ıslanmış kadınlar
    Pörsümüş yorgun erkekler
    Kutsanmak umuduyla
    Kıvrılır uyurlar.

    Hepsi laf bunların.
    Bana kalsa
    Ağır bir abdest kokusu
    İnce belli sürahiler
    Kadınların nemli apışaraları kokan
    Pazen donları. .” …övmekle yermek arasi ucurumlardan ucurumlara düsmüs bütün bosluklarin karmasasini ve karamsarligini yasadigi hayatin en orta merkeze koyan yerden bildirimleriyle, DOGUYU yerin dibine batiran fakat asla hicbir yozlasmisligini kimseyle kiyaslanmayacak derecede derecede birinciligini özümseyip benimseyen karanligiyla, Batiya mevcut durumunu bildiren havali fisek türünde ( Medeniyetler Catismasi reklamcisi ve Dinler Arasi Diyalog ittifakcisi iz sürüm takipciligiyle) ödüller yontup koparmanin ap acik sifrelerini vermekte. Ve yine ayni Siirde Matur;
    “ Bu kitaplar konuşuyor.
    Susarak bakıyoruz biz
    Hatırlamayarak.
    Şairler bir bok anlamıyorlar aslında
    Dünyanın çocuk kalmış bir acısı var
    Ve bu ezanda çıkıyor ortaya.
    Allahın selamı ölülerin üzerine oluyor
    Aşk diye bir şeyin farkına varıyor insan
    Dönmeyi öğreniyor
    Yerden kurtularak
    Durmadan dönerek “…..yasadigi dünya hayatini hic dönmemek üzere terkederek; kendini bile bile yilmis bikmis bir INTIHAR sahipliliginin Sirket ahibi ve MEZAR ustasi gibi, ölüm ve eziyeti kutsayip dogal dünyasinda özgür iradesiyle INSAN duyarlisi ilgi ve yakinligiyla yasamayi reva görmeyen zindan kaplamali perdelenmisligin kabulünü buyuran feryadini koparmakta.

    ..........Devam Edecek.........

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 01.10.2017 - 13:50

    Iki Leyla`dan biincisidir ve kazasker Mollazade Efendi`nin kizidir. Eglenceye düskün, her divan sairinde oldugu gibi dönem padisahina mersiye`ler düzdügünün yanisira, erkek yazanlar gibi mevlevilige de övgüler yazan siirler yazip, binsküzyüzkirksekizde ölen Kadin Sair;
    “Kil meclisi amade ne dirlerse disinler/ Ic dilber ile bade ne dirlerse disinler “ türünde satirlara kalem sahipligi yapmis.
    Diger Leyla ise, ondokuzuncu yüzyil degisim buhranlarini yine erkek uslupu siirr yazarciligiyla izleyen saraya yakin Pasa Kizi`dir.Sultan hanimlarinin danismanligini yapar.Harem hayatinin en yakin tanigidir ve piyano calar, fransizca bilir, erkek usluplu klasik müzik besteleyen;
    „ Dilberimle su cihan bagini gördüm gectim/ Sevmedim bir cicegi gonce feminden baska“ siirler dizeleyicisi ve binsekizyüz elli-doksanalti yillari arasinda yasamis kadin sairdir.
    Ömrü yokluklar icinde gecen Yasar Nezihe; `hayattan cok cektim benim icin hayat bastan basa gecim derdi bu yüzden vaktimin cogunu kasnak islemekle ve kitap okumakla geciririm ` diyen yerden;
    „ Kirk bahar gecti hayatimdan/ Bir kizil gül koparamadim hala / Bi bahar gülleriyle gülse bana /Beklerim hep bunu sebatimdan“ cigliklari kopartmis atmis siire.
    Mihrinüsa veya Mihr-i Hatun veya Fahrinüsa diye bilinen ve babadan gelme sairligini elden geldigince sade ve ciliz da olsa kadin duygularina dokunan; fakat kendi devri taninmis Mihr-i Necati`ye özendigi kadariyla ancak siir yazip Padisaha Mersiye sunarken,
    „Beni âzâde iken aşka giriftâr itdin/Göreyim sen de benim gibi giriftâr olasın/ Bed-duâ etmezem ammâ ki Huda’dan dilerim/ Bir senin gibi cefâ-kâra hevâ-dâr olasın „ gibi Gazel`ler yazmistir.
    Fitnat Hanim`dan baska da kayda deger kimsesi yoktur yazar sair ve kadin kimligiyle Milli Edebiyat ve sonrasina kadar olan yazin hayatimizin. Fitnat Hanim, evlilik hayati kocasinin egitimsizligine yogunlasan iliski dengesizligine sebep had safa mutsuzluk derecesinde , bakkal ciragina kalben yangin oldugu bilinen ve dul yasadigi siralarda evlenmesini salik veren yakinlarina ` ne luzum var yeniden evlilige evin her tarafinda herseye durmadan homurdayan köpegim, sürekli küfürler yagdiran papaganim ve her geceleri disarda gezip dolasan kedim var ` diye cevaplayip esas ismi Zübeyde olan Fitnat; iyi ögrenimli ve kadin Divan sairlerinin en seckini olup..
    „ Ruhların taze gülü handandır /Leblerin derd-i dile dermandır /Sühanın mürde-i aska candır /Yok mu insâfın a zalim söyle „ …gibi dizelerle derdine düstügü aska sitemnaz ve insafina yalvaran ve Siir Dünya`mizin bütün duyumsal yaklasiminin köklesip kalici yerlesiklige sanki siir yazmanin yolu mutlaka girdigi Hayal Dünyasi komasindan geri dönüp bakan erkekleserek veya erkege benzeserek siiri adeta suyun özünü - gözünü bulandiranlarin gecer müsadesini desturlanmadikca erisilmez tapinak; ulasilmaz erk; bilinmez taninmaz kutsal muamma sargisiyla en dogal kaynakli kendi gercekligiyle konusup söyleyip anlatip dinleyen INSAN dilinden uzaklastikca uzaklasan kaliplasmis ruh karmasasinda her Divan Sairi`gibi kendini mezarlasmis misralarla boyadi süsledi.
    „Bagda güller ruhun seyriyle hayran oldu hep/ Kakülün reskiyle sümbüller perisan oldu hep/ Biz nigah-i nuza seyan olduk neyleyim/ Sinemin amacgahi tir-i müjgan oldu hep“ ….veya;
    „ Güller kizarir serm ile ol gonca gülünce / Sümbül ham olur resk ile kakül bükülünce/ Anka dahi olursa düser pence-i aska /Seyd-i dile sehbaz-i nigahin süzülünce „ ..veya;
    „Düsdü O mehin ariz-i gayusuna gönlüm / Bagin nazar etmez gülü sebbusuna gönlüm/ Gülzar-i latafetle o nev gülban-i nazin/ Sular gibi akdi kad-i dil cusuna gönlüm“…..veya;
    “ Agyar oldu nail-i zevk-i visal sana / Lutfu heman bir negah-i sadedir sana/Girdab-i gamda kaldi efendime dil-i nizar/ Daim kenar vasl-i temennadir sana „ ….veya;
    “Ol nedir kim üc birader her zeman / Birbiri ardina olmustur revan /Birisi oldu hevayi münkalib/ birisi ab icre tutu asiyan “….veya;
    “Kim bilir dert halin yine yari bilir/ Kil tarrahhum dide-I giryane Allah askina/ Bezm-I cananim uzak bi suzis ile / Gel seninle yanalim pervane Allah askina “
    Benzeri satirlari Nedim –Baki hayranliginin bezenmis yogrulmus ortak karisimiyla, gözle görülür elle tutulur kalple bilinir akilla duyulur farkedilir ve idaresine bizzat katki sunulur dünyasindakinden tam aksi, icindeki HAYAL DÜNYASI`na bile bile cikissiz girdap kivrimlari dehlizinden yasam disi biraktigi hayati siginip saklanarak ; dünyanin her halini sayili ve sinirli soyutlasmanin uzaktan kendine bakan cemrelerini,arzularini, caresizliklerini, yalvarislarini vs. vs …
    Her Divan Sairi gibi kendinden sonra gelecek bütün nesillere derinlik verdirtip ve boy göstertecegi ve icinde stemnaz efelenme yalvarma yerme tehdit tenkit lanet buguz kahir hirs fesat pusu ima kibir ruh karmakarisigi her türlü klavuzlugun yönetme veya yönlendirme icgüdülügüyle Fitnaz Hanim da, konusu gül sebboy bülbül nergis ilahiyat gibi dar ve sinirli tutmus hayatin ilgili alanlarini.
    Ve böylece ERKEKTEN filitresiz perdesiz ROL CALARAK veya desturuna kanadina korunmasina ihtac muhtac oldugunun zayif ve gücsüzlügünü sinip sigindigi kadari ve ederinden Sair-Yazar hali sesli veya sessiz yollardan dile gelip kaleme sarilan Kadin yazin dünyamiz; girip ciktigi Hayal Dünyasi`ndan kendine bakma yaklasimini hicbir fiyaka kalibini bozup degistirmeksizin Karman-Cormanlasmisligini her öne cikip ve önde gelenlerden sagip süze süze; yasamin tüm ilgili alanlarinda eline düsenin yagma yikim yozlasma cöplügü halini kendilerinin gecim mülkü ve varlik sebepleri saydiklari gibi; neredeyse yazdigi duydugu bildirdigi ve paylastigi harfiyyen aynisi ve farksiz; Didem Madak ve Bejan Matur`da da devralinan süregelmisligi artirarak devam ettirdi..
    …Devam Edecek…..

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 29.09.2017 - 17:07

    Konusu isledigi insanla yakin ve samimi iliskisi olmayacak kadar uzakliktan bakip gören yazar ve romancilik gibi, Siir dünyamizin bildirip sezip duyumsayan Sair`ciligi de ayni yaklasimin üstü parlak kelimelerden toplamalik gösterisli fayans dekorculugu veya kaypincakli kizakli dize dösemeciligi yapan yapay ve yüzeyseligi kendine is-güc ve marifet edindi.
    Baki, Nefi, Fuzuli, Nedim, Seyh Galip …diye diye elden ele dolasip sürüklenerek bu `hayalden insan modelli hayat imal ertme ` serüvenciligi, yasadigi dünyaya yönünü yolunu ters dönerek günlük konustugu dile varincaya kadar bütün yerli yerindelige ait dogal davranis ve tutumlu ilgisini sonsuz bir yabancilasmanin gösterisli esaretine kul ve köle etti.
    Selcuklu`nun cöküsünü devralan Osmanli`ya devamla, toplumsal yapisinda cogalarak genisleyip büyüdügü unsurlar kadar kendinden uzaklasmaya terkedilis egilimli sanat dili olarak Fars`caya Ilahiyat dili olarak da arapca`ya boyun egip bel baglayisini bütün diger alanlarda oldugundan cok devlet daireli Yazi; ve Siir yogunluklu Edebiyat`ta kaliplastirip donatti.
    Kapilarda ve örtük kalin duvarlar disinda biraktigi topluma siradanlasip bulasmamak icin girdigi hayal dünyasindan derinlere daldikca icinden cikilmaz baska dünyalarin dilini konusan MUMYALAR gibi, `körler sagirlar birbirini ayarlayip avunurlar` sözünü körelip saplandigi saray ve salon hayaletliliginin isiksiz topraksiz gölgesiz cisimsiz tabiatsiz toplumsuz donmus süslenmis hareketsizligiyle matem ruhlu ice kapanik kelimeler ve kaliplar kusandilar siirden murabbadan gazelden. Hep saray dilli duvar etrafinda dolanip döndüler. Devrin devlet dairesinde oturan has adamlarina Mersiye düzmeden asla kapi kulu sayilmaya kabul görülmediler. Kabül görüldükleri sürsefaya yamalanip yapistikca da, öldükleri ödünden ve örüldükleri duvardan gömülene kadar geleneksellesmeyi birdaha hic disari cikmadilar.
    Devralarak yapilandigi temsil kaliplarda örenlesen, yasadigi farkli girip ciktigi hayal dünyasi farkli kayip ve kopukluk devrederek samimiyet ve yakinligini yabancilasan; Yazar-Sair serüvenciligidir ki YOBAZLASMIS AYDIN ile SIMSARLASMIS ILAHiYAT tezgah tüccarligini Nedim-Seyh Galip sökügünden ilklenip ulana ulana, Necip-Nazim fiyakalasmasinin karsilikli kanatan ve kiskirtan Edebiyat Tarikatciligi`yla ici disi hic degismeyen Hayal Girisimciligi ana maddesi üzerinden nesilden nesillere cogaltip yaydi. Asi ve yöresel görüntülü Ahmet Arif`e Ümmetci ve Cagdas Ilahiyatci Karakoc aile toplulugunun ara gecisgenligini Atilla Ilhan Salah Birsel ve Can Yücel`ler donanip düzenlesirlerken, Maddenin öbür bitisik yüzünde Edip Cansever Turgut Uyar Yilmaz Odabasi Cemal Süreya gibi gibileri sekillenip süslendi.
    Tümünün karisimiyla Ömer Hayyam tiryakisini Özdemir Asaf`lasip götüren Hayal Dünyasin`ndan insan modelleme gelenekselciligi, ayni maddenin sürükleyerek yakin zamanimiza ve ona bagimli tüm özenen imrenen Yeni Nesil kuluckaciligina harfini hic dokunmadan günümüzün kimyasal karisimli kahir ve lanet kapismasindan kelimeler giyen soyunan mumyalasmaya Aygün Akva Murathan Mungan Yusuf Hayaloglu yazilasdigi gibi, tura tarafina Cahit Zafiroglu Bestami Yazgan Dursun Erzincanli veya Serdar Tuncer sesli görüntülülükler zimparalanip parlatildi. Antoloji toplayicilarinin hep kayit disi biraktiklari yerden bakarak bu Siirin Hanimagalari ve Feristah Babalari yazi toplamini sonlandiracagim yere yakin sayisiz örnekleriyle gerekcelendirecegime geri dönecegimi bildirirken, yakin zamanimizin günümüze güncel BEJAN MATUR ve DiDEM MADAK`ini sözkonusuna eleyip süzgecleyecegim.
    Türk Edebiyat`inin Kadin yazar ve sairleri yazip sunduklari her paylasimi kaliplasmis yapilasmalara ve kanitlanmis kisiliklere -tipki erkeklerin alisageldiklerinde oldugu gibi -kendini yasadigi hayatin temsilcisi olarak duyurup bildirimde bulunamadilar. Hic bir gercekligi olmayan HAYAL DÜNYASI`ndan görüp duyup baktiklari ve burada varlik gösterebilmeleri icin kosullayici kaliplara kendini ödün veren YABANCILASMAYA sekil ve bicim almaksizin asla yazidan veya siirden SÖZ HAKKI alamayacaklarina esir olmalari, daha önce bu yolla –battikca bitiren- ortaya konanin disinda hic kimse olamamanin kof,kesat, yozlasmis, bogulmus, hazirkalip,üretimsiz, yalan, yalama sahteciligiinin tekrarina tekrarlar sabitlestirdi. Ki, buraya sokulup ilisen her kadin yazar ve sair, günümüzde bile halen gecmisi artirarak hangi yoldan giderse gitsin bilhassa endüstri ekonomi ve teknoloji üstünlügü olan BATI MERKEZLERi`nin aferinini alma siragirimi dizinimiyle bu saplanti düzenini hic degistirip bozmaksizin `birine kendini begendirmenin veya bir yere adanip yaranmanin `dürtüsünden kurtulamayisinin ezik -büzük sunumlarini paylasmakta.
    Ya acindirarak veya güc sahibi erkek koruyuculugunun kulpuna kenarina gizlenip saklanarak veya erkege benzeyip erkekten daha erkek tavirli laf söz kilif kalip sekil ve bicimleri giyinip soyunarak kendinin olmadigi hayata yazilip silinen Edebiyatciligimiz, hele hele Kadin katilimciligini en dogal gelisim düzeyli ve sadeligiyle hicbirzaman yazar-cizer sanat sahibi kilmadi maalesef. Ve bu durum hic hiz kesmeksizin bütün yüklenen yogunluguyla cürüyen cöken her toplumsal degersizlik dengesi damarinda günümüz Hayal Dünyasi`ndan kendi gercekligine bakan insan tipi modellemekte.
    -Devam Edecek-…

  • Esra Seçkin
    Esra Seçkin 25.09.2017 - 19:29

    Duyguların ahengi_________esra

  • Eldorado Yolcusu
    Eldorado Yolcusu 25.09.2017 - 12:14

    Erkek için kız tavlama sanatı...

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 21.09.2017 - 14:44

    Sanat yormak söz söylemek bilgi edinmek fikir danismak müzik derlemek siir yazmak düs kurmak düsünce yaymak insan konusmak ve insanla söylesmek; taniklik edilen hayatla beraber güdülebilir bir aklin ve tasinip sürdürülebilir samimiyet sahipliliginin emek bedeli, sorumluluk yükü, bilgi dagarcigi, sezgi gücü, kesin tavri, kararli tutumu, sorgulayici hassasiyeti, becerikli mahareti, caliskan üretkenligi, saglam inanci, yetkin iradesi, dogru dürüstlügü, eriskin vicdani, tutarli karakterliligi, duyarli kisiligi, özgün özgürlügü ve gelismis olgunlasmis özgüvenirligiyle malum ve mümkündür.
    Fakat özden esastan kopuk yasamin perdesiz duvarsiz gercekligiyle hicbir bagi ve ilgisi olmama MÜKEMMELIYETCiLiGI, soguk donuk büzük koyu yalin yegni renksiz bogunuk tutuk örtük ve kalin kesitlerle göze carpan KATOLIK GOTIKCiLiGi`nin tüm dünyayi yere yayarak kendini herseyin üstüne sivriltip cikaran gökyüzü istilaciligini penceresi vitray boyali camlarla yamayip zifir gri tas kurdelelerinden sacakli püsküllü desenler dekorlamasina karsin, her zerre kösesini rengarenk süs sekil ve gösteris bulasigiyla alcilayip yaldizlayan PROTESTAN BAROK yusyuvarlakciliginin gercegiyle hic bir ilgisi ve yakinligi olmayan TANRIDAN INSANA varmak yahut insani Tanri`ya götürmek bahaneli niyet güdümünün tam aksine, kaliplastirdiklari ABARTI kilifiyla akil fikir güven inanc itibar ilgi irade yozlasmasina muhtac ve mahkum insan duyarsizligi tutsaklastirarak ilgi duymalari gereken hayati önce bellek ve kalplerinden uzaklastirip sonra TANRININ EVI dedikleri boyali boyasiz ( kurulu düzen carkina ve kurgu sahibi bey ve patronlarina hizmet araci olarak ) tapinaklara, oradan da dünyadan kopuk gökyüzünü gösterip isaret eden kovulmusluga defin ettiler. Yani her kusursuzluga adanmis hayat gercekliginde ilgisi bagi olmayan mükemmeliyetci ABARTI, icinde insan dahil herseyi eritip bitiren cürüklerle dolu cöküs yikilis cöplügünü saklar gizler ve barindirir.
    Sanat da öyledir, sözde öyledir, filim de öyledir ve ille fosforlu fiyakali boyali badanali yazilar yazip siirler mükemmelliyecegim diye muntazamliga yirtinip yorulan dekor ve rekor düzeyi yüksek, muazzam mamül Siir`de öyledir, Sair-Yazar da.
    SEZAI KARAKOC`u didikleyip desecegim bu seferkine SIIR`in HANIMAGA ve FERISTAH BABALARI babinda.
    Bes Hececiler, Yedi Mesaleciler, Garipler silsilesinde birikip yogunlasan NECIP-NAZIM Siir saltanatciliginin Atilla Ilhan, Ilhan Berk, Ahmet Arif sira dizimine Yusuf Hayaloglu ve Murathan Mungan`larla eteklenip sacaklanan NAZIM dililimini, Sezai Karakoc,Bahattin Karakoc, Erdem Beyazit, Nurullah Genc ve daha sayisi hesabi belirsiz nice niceleri sekil cogaltip özgünlügü olmayan degerden degersizlik cogaltip üretti. Bu simetrik hizalasmanin ara kirmen kanatlarini irbirine karisan ve paslasan Bedri Rahmi, Sükran Yurdakul, Arif Damar, Salah Birsel`lerin yanisirasina, Özdemir asaf, Edip Cansever, Ece Ayhan,Ümit Yasar Oguzcan, Cemal Safi, Didem Madak, Bejan Matur gibi nice nice asimetrik srgi sunanlari vardir.Bugünün kin güdümlü siddetli gecimsizlikleri ve hir-gürleserek ancak ilgi duyup duyuma varip iletisim kurabilen TOPLUMSAL BATAGI, bu bitip tükenerek cogalan kaynaksizliktan özene bezene dem sürüp devran dönderdi.
    Ikinci Yeni`cilerdendir ve ne yazik ki hep bir tarafin adami olmayi sart kosan veya hic bir zaman hickimsenin hicbirseyi olmadan hic bir hayati varlik gösteremeyen ( fener- gassaray, sag-sol, zeki -bülent, orhan-ferdi, huruva savasin murat yildirim mi nesin veya kimdensin kisirdöngü hir gürlesmeleri bagimliligiyla ) fikirsel siyasal kültürel tüm hayatimizda oldugu gibi, bütün tarihi serüveni boyunca Edebiyatimiz`da herhangi bir guruba veya kümeye mutlak sartlanmisligi özendirerek birbirine yükünü devrede ede neredeyse hicbir özgünlügü olmayan gercekdisiligiyla bugünlere (olandan eksiltip azaltarak ) sürdüregelmistir ki, Sezai Karakoc, da bunlarin ta basinda gelenlerin en belirgin bilinen olanlarindandir.
    Bugüne has `Dindar Nesil` yetistiriciligin cümle öznesi sifatiyla SEZAI KARAKOC; neredeyse DiN baglantili tüm depolasmalar aginin arayip da bulamadigi besin ve gidasinin istisnasiz tü taikat ve asiretlerinin gözde ve önde olaniydi. Atilla Ilhan ile ikinciligi paylastigi Siir yayim dünyasi Sezai Karakoc`un ayni kulvarin birbirinden hiz yön yol ve nispet aldigi IMGELER ve SEMBIOLLERLE dile gelmenin odak ve ortak sofrasiydi.
    Bizi birakip nereye gidiyorsun Lili/ Demek bizi biraki gidiyorsun Lili/ Sen daima güzeller güzelini buursun Lili/ Sen istesen de tas yürekli olamazsin/ Sen daima güzeller güzeli olursun Lili ( LiLiyar`den)
    Kendi ifadesiyle siirde yabanci ad yer ve laflar kullanmanin etkileyici ve özendirici olduguna tüm yenilmisligiyle, adeta cirkin buldugunu seven, yerdigini öven, cürümüs cökmüs dedigini giptayla seckin kilip begenen MUGLAKLIGIN ikircikli ve ikilemcikli yüklenisi altinda ezilip bogulan MÜKKEMMEL gizlenislerin BESBELIRGIN adamidir SEZAI KARAKOC ve neredeyse bütün siirlerini bu üstü FOYA ile kapaliligin saklisiyla yasamadigi hayalimsilere herseyini baglayanlara derler toplasir.
    Lilinin günesin altinda durusu yok mu/Perdeleri siyirip cirkin adama burnundan yakalayisi yok mu/ Eline bavulunu alisi yollara düsüsü yok mu/ Cirkin adamin güel adam olusu yok mu ( Liliyar`den)
    Doguyla bati arasinda ve gercceklikle hayal dünyasinda yasamak arasinda,emek hak hukuk kültür sorumluluk paylasim üretim saglik tarla bag bahce orman deniz, esdiger bazi dönem benzerlerinde kendi kalp ve kafa kalip ölcülei müsadesindeyken, SEZAI KARAKOC`da esamesi bile okunmayan yokluklar icindedir. Yel yagmura kafayi takar, Mecnunleyla dönüp dolanir, tümüyle ölümden dirilisi dokuyup isler bolca bol.
    Bir yagmur bilirdim bir de kaldirim/Biri damla damla alnima düser/Digerinde durur göge bakarim/Ne sehir ne deniz kokan gemiler/Bir yagmur bilirim bir de kaldirim
    Dizeleriyle sanki tipatip Fazil Neciplesirken Karakoc Sezai,
    Biri cikmis gibi bos bir mezardan/Ortalikta ölüm sessizligi var/Bana ne geldiyse geldi yukardan/ Bana ne yaptiysa yapti bulutlar/Biri cikmis gibi bos bir mezardan ( Yagmur Duasi`ndan)
    Dizeleriyle de Emrelesip ( sükran yurdakul icerikli)Yunus`lasmaya calisir.
    Hep ona meyli ve menzili yönelmis adanmis Medyatik-Sosyetiklerce meraki kiskirtilip uyandirilan MONA ROZA` da, purpuru parildatilarak siire olagan disi farkli anlam ve derinlik katacagini sandigi; ve büyüyen ve üyüdükce yazanini pir belleyen hayran kütle soru yogunlugunu belki Muazzez Akaydir dermisiniz lütfene baglayip birakan isin özü ve sirri, aslinda yagliboya duvar resmine bakilarak iralanmis satirlardan hic ama hic baska bir sey degildir.
    Söyle ki; tablo MONNA ROZA adiyla Büyük Biritanya müzesinde Italyan asilli biyigi sakali birbirine karismis siyasi sürgün ailenin Dante Gabriel Rossetti namiyla ünlü ve binsekizyüzaltmisyedi de boyayip fircaladigi Altmisdokuza Elli üclük santim ölcüsüyle ikinci karisi Jane Moris´i modelleyen duvar resmidir. Ilginctir ki resmi cizen ressam da toplumu dinsel ögelerle tamir etmek isteyen, Dante`nin cehenneme gidip ordan hizla yavuklusu Beatrice`ye ve onun melekligi sayesinde Tanri Katina varip erdiginin ilahi Komedya hayrani hem sair, hem de ressamidir. Bazan ayni kadini Wanna Rosa diye cizer boyalar. Resimde gözalici romantic parlatan kiskirtici renkler vardir. Ordaki saci alninin ortasindan ikiye tarali kizil sacli kadin en degme hayal uykusunu gezen süsler narinlikler icindedir. Dudaklari kirpigi giyimi kusamina tam uyumlu bakani büyülü dünyasina cagirn yalnizlik icinde mutsuzluk ifadesi veren, ip incecik takmis takistirmis yüzüklü parmaklariyla makas elde, cinili bir vazodan yere sarkan alli beyazli güller kesip kirpistirmaktadir. Bu kadin ayni adla boyanmis Karakoc`un Mona Rozasi`dir. Orda ne incir kuslari vardir ne de kadini yöresellestiren Muhacirlik..Karakoc`un kimin adina israrla ona kendini adayanlarin sormasina ragmen cevapsiz birakmasi, siiri sipsivri yukarlasmis oldugu yerden, toplumu din ögeleriyle yeniden diriltmeye calisan birinin YABANCI MADDELERLE donanmis oldugunu aciga vuramama kaygisidir.
    Ellerin ellerin ve parmaklarin/Bir nar cicegi eziyor gibi/Ellerinden belli olur bir Kadin/Denizin dibinde geziyor gibi/Ellerin ellerin ve parmaklarin
    Dizelerinde uyanmis bir odada boyanmis bir kadindir Karakocùn Monna Rozasi..
    Aksamlari gelir incir kuslari/Konarlar bahcenin incirlerine/Kiminin rengi ak kiminin sari/ Ah ! Bni vursalar bu kus yerine/Aksamlari gelir incir kuslari/ Ki ben Mona Roza bulurum seni/ incir kuslarinin bakislarinda
    Dizelerinde hayali yoga kurulu bir kadindir Karakoc´un Mona Roza`si..
    Artik inan bana muhacir kizi/Altin bilezikler O` kokulu ten/Cevap versin bu kanli kus tüyüne/Bir tüy ki can verir her gülümsemene/Bir tüy ki kavisli gölge güne/Altin bilezik kokulu ten/ Mona roza siyah güller ak güller ( Mona Roza`dan)
    Dizelerindeyse bir önceki dizede `benim askim her saza gelmez` sert estiren yaban percem vuruslar üfürüsünü, inik ricaci uslupla mahalleli sayip gel bize gidek havasina yormakta.
    Bazan :
    Cocuk düserse ölür cünkü balkon/Ölümün cesur körfezidir evlerde/ Yüzünde son gülümseme kaybolurken cocuklarin /Anneler anneler elleri balkon demirlerinde (Balkon`dan)
    Sosyal hayat girip karismak dileyen dizelerdedir ve bazan:
    Kac ac varsa hepsi ben/ Kac hasta varsa hepsi ben/Kac liman önlerinden dönen/ issiz hamal hepsi ben( Cati`dan)
    Gördügü duydugu hayata yakin ilgi ve iliski kurmak ister ve yine bazan:
    Ben güneyli cocuk arkadasim ben güneyli cocuk/ Günahlarim kadar ömrüm vardir/ Agarmayan sacimi günese tutuyorum/ Saclarimi acinin elinde unutuyorum (Kara Yilan`dan)
    `Ben aski kursun gibi gögsümde tasiyorum` tekrarlarina sosyo-romantik aciyip kivranan sekil ve pozlar giyiniyorken Karakoc Sezai bazan da:
    Bahari seller götürdü boguldu yaz/Kirildi kristal vakitler güz kadehi/Ne cok mezar taslari tasiyacak sirtinda/ Cikip gelmesini bildin ölüm tüccari( Kis`tan)
    Ölümü öcü gibi görüp kisi eceli sayacak bazan bazan da:
    Anne öldü mü cocuk/ Bahcenin en yalniz kösesinde/ Elinde siyah bir cubuk/ Agzinda kücük bir leke/ Cocuk öldümü günes/ Simsiyah görünür gözüne/Elinde bir ip nereye/ bilmez baglayacagini anne ( Anneler ve Cocuklar`dan)
    Ölüm üstüne ölüm yiginli laftan sözden bahsederek dönemdaslarinin etkisinden yürüyüp Karakoc Sezai, ayni dilden devamla:
    Kendinden birsey kattin/Güzellestirdin ölümü/Ellerinin iciyle aydinlattin/ Ölüm ne demektir anladim( Ben Kandan Elbise Giydim Degistirsinler Istemedim`den)
    Ve bundan sonrasi sairliginin tümünü örtüp kaplayan IKI DÜNYA arasindaki nicel ve soyut yaklasimli gelgitlliligini RUHANi bir bütünlügün hem endine hem de dünyaya harcanmasi gereken birikimine yogunlasmis memurluguyla, adini cismini hep cökmüs cürümüs ölümlerden DIRILIS koydugu ERMISLIGIN memur müdürlügünü dergileyip yayinlar. O da ödüllere bogulur, ahbabi hayrani etrafi genisler. Bazan bunalim ve cikmazlara saplanir aylar sürüp yillara varan siir yazamama kurakligi gecirir. Hep sairligin keske bu siiri ben yazmis olsaydim`ci ezikligini yetersizligini ve yenilmisligini kedi kendine saplayip sürgünlere savrulur. Hizira siginir.Ordan öbür dünya ile bu dünya arasinda gidip geldiginin adeta DANTE`ciligini yapar.
    Ey ulular sizin bana ögretmediginizi/ Ben yarilmis aydedeye ögrettim/ Delikanli ateslere örettim/ En umutsuz bekarlara ögrettim/ kundaktaki cocuklara ögrettim/ Ögrettim fundalara kecilere keci yollarina ögrettim ( Hizirla Kirk Saat`ten)
    Yükseldi bir agarti müslüman ufuklarindan/ müslüman mevsim ve iklimlarinden/ Kelimeler sicradi yillarca beklemislerdi taslarda/Bir baskalasim oldu yazilarda/Seslerin durdugu yerde/ Gizlice süren bir ayet sonu yumusakligi/ Duruslar bir sureden inmiscesin agirbasli/ Davranislar ölcülü tartili/ Büyük dönüs baslamadan önce/Kendini birakarak evrenin kostugu o bütüne/ Bir kanat cirpmasiyla karistigi Varliga/ Düzeltip dünyayi yeniden ( Rapor`dan )
    Dirildi Taha/ Acti sofrasini Mikail/Yataginda bozulmamis bir bag gibi/Kavrulmus yapraklari gibi/Dagilmis ve kendi kiyametini/ Ve kendi onulmaz mahserini yasamisken( Taha`nin Dirilisi`nden)
    Bir cihan savasinin kabusu/Bir beylik-agalik tavusu/Bir devrim horozu elinden/Kutsal bir miras gibi/ Gül sarabi sisesini/Devirmeden bozmadan/Kurtarip tasidi bize baba( (Gül Mustusu`ndan )
    Ey gök yolcusu/Yolculugundan melegin kanadi/ Mevsimi gecis bir gül yapragi gibi koruyan/Yetis bize kiyamet bildiricisi ( Gül Mustusu`ndan)
    Siirleri yer yer CUMHURIYETI yerip yikan ve yer yer Nazim Hikmetìn Kuvai Milliye destani`na nispet yapan ahiretten buraya ve burdan ahirete varan dönen toptanci destanciligiyla birbiri ardina ve bugünün piyasasinda hayatin ertarafini alip satan DINLERARASI DIYALOG egilimlisi ve diger bütün yazip yayinlayanlarin rehber ve klavuzculugunu edindi.
    Derken kendine sucluluk yükleyen ve affedilmeye yakaran `Sürgün Ülkeden Baskentler Baskentine` de Karakoc Sezai:
    Simdi onun birdenbire gelen sonbaharinda/Sana geldim ayaklarina kapanmaya geldim/ Af dilemeye geldim affa layik olmasam da/ Ey cagdas Kudüs( meryem/ Ey sirrini gönlünde tasian Misir( Züleyha)/ Ey ipeklere yumusaklik bagislayan merhametin kalbi/ Sevgili/Ey sevgili/ Uzatma dünya sürgünlügümü beim
    Yordugu hayata artik yorulus bitmislik anlam ve sifati katarken, INSAN DÜELTME iddasindan epeyce bir uzaklastiginin sanki bütün gercekligiyle yüzlesemdigi hayattan kopar kacarcasina….
    Neredeyse sona yaklasmislligini FUZULI`nin su kasidesinde öperken ölse bile icilen tastan sevdigine su verisinin etkisinde bogulup kalarak Mecnun ve Leyla`ya yönelip.
    Bir dirilis gibi ölü dünyaya/ Öllüler gölgenden ates ala ala/ Ekili bicilip yanki yapa yapa / Birer birer ciktilar gönlümüzün aynasina tarlasina/ Ki bir bahar günü dogdun sen ( Leyla ile Mecnun`dan)
    Melekler cöl sehrine dagilsin/ Leylanin uyku saati geldi( Ninni`den)
    Sairìn Kuskusu`yla da adeta, kendi sonunun finalini yasar Karakoc Sezai:
    Nicin kendini bu sarp yola vurdun/ daha iyisini mi yazacaktin iclilikte Fuzuli`den/Daha ileri mi gideceksin hayalde Nizami`den/Daha derine mi inecektin Camiden/ Cagin gcerakca konulari dururken/ Bu atesten ise giristin, neden

    Eylül / 17

  • Cengiz Selçuk
    Cengiz Selçuk 21.09.2017 - 09:45

    Çirkin erkeklerin, güzel kadınlara hitap etme yöntemi

  • Selami Gezik
    Selami Gezik 19.09.2017 - 23:28

    Şiir şekil bulmuş resim, resim şekillenmiş şiirdir. B. Rahmi Eyüpoğlu

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 13.09.2017 - 17:48

    Akil fikir vicdan ilgi yakinlik samimiyet sorumlulugunda olmayan hicbirseyin sagklikli huzurlu güvenli ve dogal karakteri geregi yasama sansi olmadigi gibi, yasatip sürgün süreklilikler veren kaliciliga ve devamliliga erisme sansi da yoktur. Hani bugünün her konunda tükenmisigini kaliplastirip kapis kapis ettiren INSAN PAZARCILIGI düzenek devraninda, kostümlenip kullandigi bütün ulasim bilisim gida giyim saglik egitim inanc yahut iletisim araclarinin en degersiz oyuncaklasmis esaret maddesi haline getirilme yolu ve yönünde, alim ehli ilim sahibi oldugu iddasiyla danismanlar tefeciler aracilar falcilar düzenbazlar tezahüratcilar dalavereciler hilebazlar klavuczular yardakcilar üfürükcüler büyücüler muskacilar doktorlar avukatlar yazar cizer tam takir, gidisinin sonu kiyamet oluslara ekipmanlik ve rehbercilik etmekte.
    Cünkü insani yasatan ve insanla yasayan ask ve sevgi, günün üfürükcülerinin talim ve terbiye ettirdigi gibi hicbir zahmetsizligin karsiliginda kisiye gelip bulan degil, kisinin ancak akil fikir sorumluluk vicdan ahlak saygi ilgi yakinlik samimiyet deneyim birikim hukuk hak dayanisma paylasim sorumluluguyla egitilmis birikimlerinden yorup bilip güttügü caba ve cirpinislarinin sonucu KiSiNiN VARDIGI yerdir Ask ve Sevgi dünyasi.
    Aski sevgiyle besleyen egitim ilim kültür inanc sanat müzik sinema ve hele hele siir toprakli EDEBIYAT`sa, kime neye nerde ne zaman hangi yaklasimla ve hangi icerikle nasil yikici veya yapici olacaginin her hece, adim, niyet yahut fiilini basina buyruk ve icinden estigi gibi kendini fiyakalayan keyfiyetlere zehirleyip asilamaya kalkismaksizin tüm insan degerleri sorumluluguyla ölcerek, tartarak, irdeleyerek, düsünerek, bilerek, eleyerek, sezerek akil emek güven ve yürek deminden damitip öylece kendini bedel koyan palasimlara sunmalidir.
    Yoksa ask ve sevgi adina maksadi güdülen hrsey sahe, siir ve sanat adina yorulan her emek de kendini fiyakalamak ugruna toplumsal mezarlasmayi kudurtan riyakarlik samimiyetsizlik sahtekarlik salon servisciligidir.
    Bu yaklasimla bu seferligin EDEBIYAT BABINDA`ki sözkonusunu tüm bugünlerin topyekun TOPLUMSAL YOZLASMA ve LiMITSiZ KARMA KIRMA GERICILIGI´nin pirlerinden olan CEMAL SÜREYA`yi, yine cok yoruma bogmadan desip didikleyip sallayip silkeleyim hususuna kelam kalem gezdirdim.
    Boguldugu ve kendini temellendiren tüm temel tas ögelerini BIRINCI YENi`den , yani Melih Cevdet, Oktay Rifat ve Orhan Garipci`liginden aldigi tepeden tirnaga zirhlanip donanmisligiyla serbest kaliplar icinde heryerden kacip, fakat bu cildirasiya öldürücü kacarak kurtulmaya calistiginin heryerinde kendinin hickimsesi olmayan ( tipki ordan sureti sekillenerek bugünün örnek model ve tek tip insani gibi) muazzam yikik enkazi arasinda kenar köse olmus gözlem müfettisi ve sessiz sedasiz kolcakli gravatli kayit memuru gibidir. Duyup yazdiginin cogu görmeyi diledigi mavi dumanli randevu evler sahnesi veya kalabalik hayatlari dikizleyen bati sütüdyolasmis dogu asimetrigidir.
    Simdi sen tam cagindasin/ Önündde durulacak tam elinden tutulacak/Hangi bir elinden güzelim hangi bir/ Bir elinde kizligin duruyor garip huysuz/ Öbür elinde yetiskin bir günisigi ( Cigarayi Attim Denize`den )
    Neredeyse Cumhuriyet dönemi ilk yillarinin ilim bilim cagdaslasma yönünde her batiya gidenin gittigi yerin geldigi yer arasinda hic bir ilgi kramamanin akil fikir zihin bulandiran karmakarisikligini kendi hickimse olmama KACAKLIGIYLA daha da isin icinden cikilmazlara ördürüp sardirdikca CEMAL SÜREYA, yürütemedigi akil-mantik ezilmisligini hep KADIN KIZ MESELESiNE ve MEYHANE havasina yikip devirerek, üstesinden gelmeye calisir.
    Bir kadinin yüzü avucum kadar/ Iki gözümle gördüm vallahi billahi/ Yildizlar vardi kafayi cekmistim/ Bu kimin meyhanesi hah hah ha..( Dalga`dan)
    Memurluk yapar. Pariste yasar.`Papirus` dergi mergi isleriyle ugrasir.Kurullarda heyeterde köse yazarliklarinda bazan danisman bazan cevirmen bazan maiye bazan müfettis. Memurlukla baslayan hayatini hep memur hep memur emekliye sevkeder. Cok ödüllülerden balya balya ambar depolar. Yazip cizdigiyse daima bunalip kactigi toplumsal gercekligiyle yüzlesemedigi siradanligi mutlak surette ZORLAYA IKINA mükemmel serbest kacakciliga imalayip imgelemektir.
    Ben nereye gittimse bütün zulumlardi/ bütün acliklardi kavgalardi gördügüm/ Kötülüklerin büsbütün egemen oldugu/Namussuz bir cag bu biliyorsun-garson raki getir-garsonun adi barba ( Kanto`dan)
    Onun dünyasinda siradan daglar kendi fiilinde ormanlar üstüne sembolik donu giymemis köyler sulu boya bulasmamis cayirlar kartpostallasamamis insan veya insanciklar yoktur. Müthis bir cagina yenilmisigin herseyi göze alan pastel boya deseninde yoklugun icine kapanip disardaki ekmege suya dönen hayat gercekligini düsüne yatip dehlizlendigi Paris model Bohemyaciligiyla caylayip kahveleyen sarap mahzeni gibidir Cemal Süreya. Hep gercege bilmez tanimaz uyusarak, hicbirseye ve kimseye rastlamamak icin kendini hep yikik enkazinda gezindigi kenarlardan gizli kapakliliga okuyup yazdiran.
    Az sey degil seninle olmak düsünüyorum da/ Icimde bir sevinc dallaniyor kac kisi/ Bir geyik kendini ciziyor karanliga sonra kayboluyor/ yorgan toplanmis bacaklarin seciliyor/ Bir uctan bir uca bacaklarininin aslan heykelleri/Onlari ne cok sevdigimin aslan heykelleri/Ayik gecemizi dolduruyor bir uctan bir uca ( Aslan Heykelleri`nden)
    Cok sosyal olmamayla hic de siyasal olmama arasindaki kaybolmuslugunu bir türlü kendini dengeleyemeyen bircok TANZiMAT DÖNEMi sair-yazarlari gibi ne durdugu yeri ne yürüdügü yolu ne ilerledigi izi ne yitip kayboldugu bilinci tanimlayip tarifler edemeyen Süreya, ayni zamanda dibi delik desik karmasanin kültür bogumu sicili belirsizlik tutsagidir.
    Gözleri göz degil gözistan/ Bir odadan bir odaya geciyor/Kapinin birini acip birini kapiyor/Adi meryem degil sadeDorothy, Lucy/ Renklerinden dolayi okulsuz birakilan/ Zenciler zenciler iki okka zencefil/ Intihar süsü verilecek/ Günesin linc edildigi bir aksam.(Bun`dan)
    Sürekli seyrek ve azalmisliklarda biraktigi bir yere ait olmama tarifsizliginin, kendi deyimiyle `siir edebiyata karsidir` lafini Fransiz sairlerinden özenip yogun bakimlik derecesinde beslenerek, tüm edebiyat adina yazip ilettiklerini nedense `sair miyim diye kendimden hep süphe ettim` özgüvensizligini örten yerin bu kör, ezilmis, tutsak ve hicbirzaman kendi dogalligini bulamamayisinin, kör ve kötürüm halini her firsatta yine EDEBIAT araciligiyla capini cevresini büyütüp ( istemem an cebime koy misali) kafasinda labaratuarlastirdigi Türk tollumunu zaylastiran mekiksiz fünyesiz cöl corakligin soyut meyhane havasiyla, yatak yorgsan kadin kiz meselesinden hallini saglamis.
    Dengesini uzun biyiklarina borclu yürürken /Son derece ince bir kadin yüzünden sallantili/ Sevisirken bir orospu en mayhos tenlisi Ortadogu`nun/ Cesmeden su icer gibi kolay rahat/ Avucunu cenesine dayayip öptügü-ama sadece öpmek mi-oO da ayri bir mesele ( Süveys`ten )
    Hayati saklayip gizleyen tüm yüzyüze gelmeleri agir ve tasinmasi zor bir süsleme depoculuguyla bogumlandirip bagiran bosalan bildiren duyuran dokunan her seyin asil ciglik ve görünüslerini kendi Dogu-Bati bilesenlik mamülcülügüyle macunlayip yogurmaya kalkisan Süreya, aslinda üstünde cok sey denenen Türkiye Toplumu üretme DIYALOGCUUGUNUN bugünleri tamamen `benim siirim hem doguludur hem de batili ` itirfinda güncellestiren dünkü hamur mayaciligini yapan durumundaydi.
    Dördüncü kitapta hic rastlanmiyor adina/ Ola ki Fransa`dadir ya da Finlandiya`da/ Tek sovalye birakip kendinden üstün/ Fin dilinde gelecek aman yok diye/ Mizragini gecirdi icinden füütün ( Tristram`dan )
    Bazan tikaniyor ve öz dönmelerin cirpinislarini gizli sakli kaldigi kenardan `enkaz gezme memuriyeti kolcak ve gravatiyla`yine de disa vuramayarak ülke gezip insan manzaraliyor kendi sembolik ve suskun laflar süslemeciliginde.
    Ey siir arayicisi ey esrik kisi/ Su son dönemecini de asinca gecenin/ Dogacak gün artik gündüze iliskin degil/ Bu agarti ancak yürekle karsilanabilir/Bütün is orada iste oradan ustruplu gecmesini bil (Göcebe`den)
    Bazan Nazim diliyle Hikmetlesesi gelir, caktirmadan ve elaltindan birebir onun diliyle tipki AMERIKAN KOVBOY filimlerinin cok oynatilmisligini Türkceye cevirir gibi, kimin üstüne kimin kursun yagdirdigi bilinmeyen mechul bir yerden, Ortadogu lavrance sahnesi`nin cöl siirini misralar Cemal Süreya.
    Ölüyorum yüzbasim/ Bana bak ben yüzbasi degilim// Üstelik biraz sonra talim var/Dört rüzgari bicen Mitralyözlerin/uclarina gökyüzü mayalaniyor( Mola`dan)
    Otobiyografisi niyetine cok yüksek dozda süslü söz kivrimladigi dolanip dönmeler kundaginda kendi siginagina dönerken yine hickimseye dokunmayan burdan uzak heryerden muamma imdat cigliklar atar bile bile gizlendigi süs kabugu kacakta. Ve bu ciglik günümüzü en cok esaretine alan agiz komasi olarak en cok kullanilan feryat figanlari arasindadir karmakarisiga diyalaglasimis Cemal Süreya ve benzeri bütün siir kayipli tapinakcilarinin.
    Birdenbire gözden siliniveren iki ceylanibahri/ Birdenbire iki nefes kic gövertede/ Birdenbire iki kus biri senin kizkardesinin sandigindaki kokunun renginde/ Biri bir ilkokul ögretmeninin bir köseye atilmis gecceliginden/ Birbirine yapisik iki kus cilgin bir sevincle/ Birdenbire bir ciglik/ Yakindan, en yakindan/ Gör bizi dünya, görsene bizi (Yüregin Yaban Argosu`ndan)
    `Siirde asil olan hikaye etmek degil kelimelerle kurulacak yüktür ` iddasini sair kisiligi ortaya koymuyor diye topluma ait bütün karakteristik ve kültürel özellilerden bile bile kacip, alabildigine fiyakasi kiyak sembolü süsü tam tekilciligin `SANAT SANAT icindir ve her ayak alti insan kalabaliklarina mal ve mahal olmamasi gerekir` SERVET-I FiNuN veya FECR-i ATI modern model tasarim isini güncellemistir bugünü undaklayip köpürten edebiata Cemal Süreyya.
    Sigara icenlere ates etmeyiniz/ Evli bir kadinla raki icrken/ Rozet gibi gögsüne takmiscesaretini/Ben midridattan söz ettim siz etmeyiniz (Tabanca`dan)
    Ve hep öne cikardigi dünyanin bütün dag toprak deniz orman emek ücret ekmek hak hukuk yasam arayislarina dokunup insanlasmamak icin kendini bar havasi kadin kiz meseleli meyhanecilige verip boguldugu sanat sanat icindirki süs kivrim seboliklerde bataklasan Cemal Süreya, bugünün O´na benzerlerine özenip bezenen kiyassiz Toplum Gericiligni tüm kendilesen celiskileriyle birlikte ezip ufalanirken; Bencillik, Bagnazlik, Duyarsizlik, Dengesizlik, Tutarsizlik,Yokluk, Sevgisizlik, Hiclik, Yalnizlik, Yenilmislik, Aidiyetsizlik, Duygusuzluk, Düsüncesizlik agip dönen günümüze siddet ve catismalar tutsakliligini besledi büyüttü. Son siirlerindeyse isin dogasi geregi Ölüm`den baska neredeyse asama dair tek kelime vurgu ve kayit yoktu.
    Aydinca düsünmeyi iyi biliyorsun eksik olma/ Yatakta yatmayi bildigin kadar/ Sayin tanriya kalirsa seninle yatmak günah daha neler/ Bosunaymis gibi bunca uzamasi saclarinin ( Üvercinka`dan)
    Ölüm mü/ Bir gölün dibinde durgun uykudasin/Denizler mi ?/ Tanrilar karistirir denizleri.

    Bugünlere tam kadro egiten büyüten karistiran ve karmakarisik eden Hanimaga ve Feristah Baba Edebiyatciliginin, bu sefer de Cemal Süreya`yi destim didikledim savurdum silkeledim. Edebiyat Babinda. Siradakine firsat ve zaman bulana kadar, vesselamdan eyvallah
    Eylül / 17

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.09.2017 - 16:52

    Akillara durgunluk verip beslenmis hayranliklari tapinacak derecede kulu kölesi yapan her adanmislik hali, özellikle ilgisi alakasi kendisinden kesilmis korku baski kusku kör karanlik temelsizligine dayanarak kolay yollu GECIS DÖNEMLERINi kiskacina tutsak ettigi güdümlülügü yasam pahasina diledigi verimlilige baglamak isteyen zaman ayarli kurgularda boy verip haddini askin etkinligini gösterir.
    Ekilen tohum veya güdülen niyet hayati cogaltip yesertmek yönünde degilse, ondan tam aksinin ölümlerden ölüm begen piyasasina herseyi pazar eyleyip dibine köküne degerleriyle birlikte cöküp cukurlasan ve insani insan yerine temsil eden korkularini kinlerini gerilimlerini bunalimlarini beton direkleyecektir.
    Sey gibi tipki…Pisiko bir ve Iki gibi. Sinemasinda seyredip beynine bedenine ekmek su niyetine gidalanip beslenen ana babalarin yillar yillar sonrasina, STEPHAN KING veya STEPHANIE MEYER gibi kitap satislari dünyanin cevrilmedik dili birakmayan; ve filimleri özellikle kadin seyirci ve kitabindan okuyup yetinmeyenleri sürükleyen kör korkular kuyulusu bagimlilikla hizini hincini alamayip her korku ve gerilim yazarindan nedense tümüne yakini KADIN olan günümüz dünyasi cocuklarina hem analik, hem babalik, hem dadilik, hem avukatlik, hem tetikcilik körükleyen kiskirtan YENI DÜNYA DÜZENI Yerlesik yasantimizda, artik hickimse hir gür nizah kin korku saldiri kusku kabus yikim aci küslük vermeden, ne kendidir; ne de hic kimse..!
    Burdan yola cikarak ben, sözünü evvel ettigim ve dünden silip süpürerek bugünlere hortlatip körükleyen Siir HANIMAGALARINI veya ayni cins FERISTAH BABALARINI hangi uyusturup öldürücü özel zehirlerle EDEBIYAT-SANAT damarindan toplumsal hayatimiza girip kaplayarak, her hali her günü ve her durumu ÖLÜ yatirima dönüsen azmisligi sapmisligi sinmisligi nefreti saldiriyi küfürü kahiri rumuzu izi sembolü kendi yerine silahlanmaksizin hayatin hic ama hicbir yerinde varlik gösterezligin sirasi diger geldikcelerinden, ÜLKÜ TAMER`ini cok fazla yorumsuz eleyip silkeleyecegim bugün.
    Yasadigi darbe yillarinin korku ve gerilim eken HORRO kabusuna tüm-tam kapasite kaptirmis ÜLKÜ TAMER, neredeyse giyotinsiz kamasiz kansiz bicaksiz kinsiz baltasiz hancersiz sopasiz silahsiz hicbir siirine rastlamak mümkün olmadigini…
    Gecen sonbahar gömmüstük hancerimizi/Kare taslardan yapilmis bir avluya/Hem degerli,hem keskin, hem hancerdi/Kabzasi erimistir simdi benziyordur/ Sigirtmaclarin yosun saclarina ( Hancer`den)
    Kaplanip kiliflanarak, ayni koridor kusatilmisligindan hizla yükselip devam eden bol mesaili gazeteci ve dergicilik hayat kosturmacasinda…
    Ask midir kis gelince baslayan/ Beyaz bir kilicla yürüyen Aska…Kardan mezarlari görünür issizligin/ Ölü öpüslerin koyulugunda ( Yazin Bittigi`nden )
    Her buldugu firsati korku ölüm kann kilic birbirine girmisliginden ruhunu bedenini bir türlü arindiramadigi hücresine cekilip ayni hayalin ayni kabusunu görmeye ve herkese kendi ic alemini göstermeye cöker cullanir.
    Devamla,
    Sirtsizatmacalar cizerdim simdi/Bir kayigin yelkeni gecseydi elime/ Unutmazdim, yelkenin bir kösesinde/ / Tabut basli bir avci yerlestirirdim ( Bruggel`den)
    Hep ölümü yazar, hep ölümden yazar, hep ölümlere yazar; yazar ki yazip iletilen caresize düsmüs bütün toplumsal basvuru yenilmisligini elinden ilim aldigina devredip döküp korkular kabuslar icinde yeniden ve yeniden ölümler dogurtacak gelecege sözü mirasi ölümden baska hicbirsey olmayan gibi..
    Soylu bir kadinin masasinda duran ufak,gümüs giyotin/Yemekten önce narin bir parmak uzanir sana/ Bir dügmene dokunur ve keskin bicagin düser/Sari taftayla sari peruka arasinda/ kremle parlatilmis boynuna bir tas bebegin/ Kanakar:kokulu kan..
    Devam eder böyle böyle ve sirf bu yoldan bu sekil Giyotin`den Aziz Giyotin`eTamer,
    Derken ihtilal patladi/Konveti halinde düstü baslar gökyüzünden
    Ölürken bagirmazlar düsürmek istemedikleri icin/Sonradan hatira diye satilacak saclarinin degerini..( Yurtsever Kisaltici`dan )
    Bu arada bizzat kendi dergicilik yayimcilik tüccarligi yapmisligini, hep ölüm yazamn ve hep ölümden yazan okuyan cogalmisligin resmini dökümanlayip filmini cekmis. Ithal Cevirimcilik yapmis.Ödül üstüne ödül yosmus yigmis ambara vitrine, fakat tuttugu yol, güttügü iz daima ilkten ölümcül(!) sona varmis..
    Ölüm verme sanatina en usta olan sensin/Yedi yasindayken bile ustaydin bu sanatta/Alana cikarip cellat yaptiklarinda seni ( Ulusal Bicak`tan)
    Bir digeri kendinden öncesinin birebir aynisiyla hayatinin tümünü ölümle donatip düenleyen Ölkü Tamer,
    Bu ölüm gününü kemiriyor gögsün/ Otur suraya/ Önce Gömleginin yakasini yirtalim/ Ensendeki saclari kesmek icin/ Bicak ensede bekemekten hoslanmaz/ Bir an önce kurtulmak ister ölüden..( Halkin Intikamcisi`nda)
    Nihai vurusunu Üsür Ölüm Bile ile kapanip kapaklandigi kabusun ceker, zirvesine oturtur Ülkü Tamer
    Bir ormanda tutup onu/ bagladilar agaca/ Yumdu sanki uyur gibi/ Gözlerini usulca/Bir soguk yel eser/ Üsür ölüm bile/ anlatir akan kani/ Beyaz sesiyle..
    Durum bu. Simdi günümüzün ölüm kemirip ölümden ölüm begenen ölüm körükleyici ve kusucu gedik güdükülügünü, kim emzirdi kim doyurdu da insanimiz topumumuz birbirine ölüm ksanmadan konusup anlasamaza düstü döküldü, varin icinizdeki veya etrafinizdaki akil fikir duyum duygu kusatilmisigin dip künye defter dürümüne sorun ve sorgulayin.

  • Eski Dost
    Eski Dost 02.09.2017 - 11:32

    duyguların dizelere dökülmesi...

  • Kemaleddin Çiçek
    Kemaleddin Çiçek 05.08.2017 - 15:32

    Ruhun ızdırabı, sevinci, kederi, hüznü..

  • Osman Erdal
    Osman Erdal 03.08.2017 - 13:46

    ŞİİR, ŞUURUN ÖLÇÜLÜ VEYA SERBEST NAZIMLA İFADE EDİLMESİDİR.

  • Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem
    Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem 01.08.2017 - 04:50

    uzun söze ne hacet.....yaşam biçimim...

  • Modus Operandi
    Modus Operandi 27.07.2017 - 12:08

    Şiir odur ki, bir serçe bir insana aşina olmuştur da gelip parmak ucuna konmuştur. Şiir odur ki;
    Bir dalga bir kayayı hem okşamış, hem yontmuştur.

  • Emriye Üçler
    Emriye Üçler 27.07.2017 - 04:31

    Şiir kutsaldır

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 14.07.2017 - 14:39

    kalemden her dökülenin
    o olduğu sanılan

    bir çok sitede sayfa kirliliğine
    sebebiyet veren bir yazım türü:)

  • Suna Onur
    Suna Onur 09.07.2017 - 00:58

    Dilimde saklı kalmış duyguların ak sayfa üzerine kalemle işlenişidir

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş 07.07.2017 - 00:31

    Yarın Sana şiirden soracaklar de ki; o bizim asamızdır. Zalimlere karşı kılıcımız yol boyunca dayanağımızdır. ( mustafa yılmaz)

  • Esin Gündoğdu
    Esin Gündoğdu 17.06.2017 - 16:16

    Şiir duygularını dile getirip yazıya dökmektir .satır satır gece hece duygudur.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 22.05.2017 - 12:16

    sözcüklerin duygu ve düşüncelerle dansı

  • Mehmet Aluç
    Mehmet Aluç 07.05.2017 - 23:11

    Gönülden bir gülümsemedir,nazlı yare verilen bir güldür,içinde yaşanılan bir ömür bir huzur mutluluktur.

  • Rüştü Bilgili
    Rüştü Bilgili 06.05.2017 - 06:24

    Gelmedin.
    Ben çok bekledim de
    Mısır gibi kurudum, özledim de
    Sen bir nil olmadın gelmedin de.
    Ben bekledim.
    Değildim biliyorum olamadım
    Çok uzattım elimi de alamadım.
    Bir damla olmadın
    Tek gün olsun bana yağmadın.
    Az değil pek bi zorladım da
    Del diyeceksin diye,
    Kapında sabahladım da
    Olmadın, olamadım.

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 06.05.2017 - 02:05



    "sevmek
    güzel meslek
    ama zor
    can dayanıyor
    dayanmasına
    ama yürek
    gitti gidecek"

    Bedri Rahmi Eyüpoğlu

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 28.04.2017 - 02:08

    Her şey kendi dilince konuşur;
    Karanlık örtse de üstünü
    Gecede devam eder renk renk
    Ağacın dalında, rüzgarda;
    Her şey kendi rengince konuşur.
    Gözlerini kapatır beklerdi;
    Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,
    Beklerdi işitinceye dek
    Ağacın dalında, rüzgarda;
    Yeşili duydu mu uyurdu
    Rüyasında...
    Can Yücel

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 20.04.2017 - 23:25

    Gerçek aşk;
    Asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktir.

    İskender PALA

  • Vahit Karadaş
    Vahit Karadaş 17.04.2017 - 01:33

    Dudaklarımda izmarit kokusu
    Saçlarımda isli baba şevkati
    Gözlerimde yaşlı bir şiir
    Kafiyemde kir dizelerim zehir

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 17.04.2017 - 00:40

    Herşey bir çocuğunun elini cebine soktuğu kadar boş !
    Öznesi olmayan cümleler kadar anlamsız..
    Ve senin “Naber?” soruna,
    “Iyilik” dediğim kadar yalan…!
    .
    Murathan Mungan

  • Mustafa Yalçın
    Mustafa Yalçın 09.04.2017 - 13:20

    Aşk'ın kelimelere yansımış hâli.

  • Veli Can Çetin
    Veli Can Çetin 05.04.2017 - 09:38

    Şiir duygu ve düşüncenin akıcı ve çekici bir şekilde aktarılmasına dayanan kelimelerle oynama sanatı.

  • Hikmet Nazım
    Hikmet Nazım 30.03.2017 - 11:59

    bu şiir kime ait bilen var mI

    sırası gelince sıradan olmayan... hatırlandığında sadece küçük bir tebessümle anılmayan,
    zamanında salya sümük ağlatmamış
    sigaraya bizzat başlatmamış

    ama günü gelmiş
    sıradan olmuş, diğerleri gibi
    bir nokta olmuş bütün imla kuralları içinde ...
    sırası gelince sıradan işte...

    hiçbiri öldürmemiş üstelik
    öldürür sanmıştın oysa ne komik!
    aksine güzellik katmış hayatına
    bazen en sıradan şeyler gibi
    yürürken yanından geçen
    küçük bir kızın arkasından bakmak gibi bir güzel güzellik yapmış sana