Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şiir sizce ne demek, şiir size neyi çağrıştırıyor?

şiir terimi Cengiz Ekrem Teymur tarafından 01.05.2001 tarihinde eklendi

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.08.2018 - 14:44

    Namik Kemal ile baslayan `Divan` a sekilsel olarak baglilikla beraber; derinlik, anlam, öz ve icerik olarak Divan ile hicbir ilgi bagi ve iliski benzerligi olmayan YENiLESMECi Sair-Yazarciligin tam aksine NeCip-NaZim; PUTLARI YIKIYORUZ baslikli boyanmis bezenmis YONTMA CAGI dekoratif saha calismasinin Nazim tarafini sosyal hizaya getirip breysel nizama sokarken, diger boslukta kalan tarafini NeCip dolgusuyla tüme ve tamama erdirmenin GAYRETKESLIGINI soyunup giyindi.
    Kendi zamanina kadar hic el gönül emek gayret sarfiyat ve kalem degdirilmemis olan sosyal, siyasal, kültürel tüm INSAN genis kapsamliligini yazin hayatina kazandirirken Namik Kemal, zaten DiVAN yazmanin önemi de hic yok denecek kadar Türk Edebi hayatini coktan terk etmisti bile. Fakat `bu ögretmenlik beni kesmiyor`diye, ayni kafa kiyagi Vala Nureddin ile sinir disina gittigi Sovyet`lerden MARKSiST olarak boyanmis terbiye görmüs ve badanalanmis olarak dönerken, beraberinde NEWTON´un bulunca sokaklari doncak cildirip EVEREKA ettigi sevindirikligin aynisinin kendini tapinacak kadar hayran birakan tek omurgali MAYKOVSKi siirciligini de kapip gelmisti.
    `SERBEST NAZIM sekizyüz otuzbes satiri` diye adlandirilan bu KAPTI-KACTICILIK; özü ve esasinda her ne kadar `Putlari Yikiyoruz ` yüksek sükseli tantanayla süslenip carmihlastirilmis olsa da, bütün eski devir siir kalipciligindan hicbir farki olmayan,hatta cok fazlasi bile yapisal imalatinda mevcut bulunan soyut silikliligin mal ve mülkü olup, anlam öz derinlik esas ve icerik olarak da kendini ait görmedigi henüz yeni kurulmus olan Türkiye Cumhuriyet`inden kacak ve kopuk `disardan iceriye`bakarak toplumu hic olmadigi HAYAL DÜNYASINA ucurup isinlayacagi iddasinda bulunan sosyal kilifli SAPLANTI batakcisiydi. NeCip ise ondan arta kalan TURA kirinti ve döküntülerini yazip kayda gecen DiGER TARAF adamligin arac gerecliligini besleyip doyuruyordu.
    Adandigi saplantilara sürüklendigine hicbir özgün katilimciligi olmayan kapilmisligi Türkiye`ye sinayip denekleyen DOGMALAR YENiLiKCiSi Nazim Hikmet meselasi;
    `Sekizyüz Otuzbes Satir`a `kadar Nazimdan önce ve Nazimdan sonra miladi tarihcesi günlügü tutar gibi ( tipki Necibin Kaldirim`lardan önce ve Kaldirim`lardan sonraciligi tarz ve türcülügü benzer misali ) Hece Vezin`liyorken :
    „ Zeybek, sendeliyorsun ! O ne? Soluyor benzin ! / Yere, eskisi gibi, hizli vurmuyor dizin „ …….Yarali Hayalet
    Türkiye Cumhuriyeti gercekligini kendine denk görmeyip sahsina kifayetini esas ve yeterli bulmayan hayranlik hevesiyle Sovyet afyonlasmasina varini yogunu teslim etmis uluslararasi EDEBiYAT korkulugu tasiyiciligini henüz bütün yikimlardan yeni kurtulmus olanTürk Toplumsal hayatina bosaltip defin ederken, gittigi yerin insan perisanliligini da her türlü TABUT sogukluguyla Türk insanina takas eden tercüman kekemeligi yapmistir. Nitekim `Aclarin Gözbebekleri` bu tercümanligin ürün esyasi niteligindedir.
    „ Degil birkac/ degil bes on/ otuz milyon/ ac / bizim !”…” Onlar/ bizim !/ Biz/ onlarin !/Dalgalar / denizin/ deniz / dalgalarin !/ ……
    ..“ Aclar dizilmis aclar ! /Ne erkek, ne kadin, ne oglan, ne kiz /siska ciliz/ egri bügrü dallariyla/egri bügrü agaclar…“ Ne erkek, nekadin, ne oglan, ne kiz/ aclar dizilmis aclar ! / Bunlar !/ Yürüyen parcalari/ o kurak / topraklarin..!“
    Serbest Nazim seferberligi heves ve heyecanina cereyan veren carpilmis catlakliklara pörsüyüp, aklini fikrini duygusunu düsüncesini KULKUYRUKCULUGU ettigi Evrensel kafa dolgulariyla vucut bulan sarsintilardan icsellesip, artik kendi kisilik degerinde ve özgün karakterinde idrakiyla v iradesiyle hicbir denge tutturamayan; özgürlügünü hice heba etmisligin kurcaladikca dibinden yoksunlugu didikleyip derinlesen yeralti insan defineciliginin MERDiVEN BASAMAKLI kalibin külliyat nesreden Nazim`a, dergilerin, gazetelerin, basim ve yayin evlerinin yol ve yön verdigi yariyariyaligin yarisan kizisan Necibi, ortaya konan külliyatin son kapak kismiydi.
    Yerli ve Milli olmayi hic dilden düsürmedikleri halde Necip-Nazim, aslinda Ingiliz adabi muaseret sosyetesine veya Fransiz saray yavrucugu dekor düzenegine veya Alman usullü Serbest-Veznik karmakarisimi özel calisilmis tamirhanecililikle insan hal dil ve yazimini her ikisi birden, BEGENSiNLERE sunup aferin tavina titreyip duran donuk dekor gibiydi. Amerikan Gringo salonuna seslenir gibi mesela Nazim :
    „ Hey bana bak ! Hey ! Avanak / Elindeki o ziriltiyi biraksana/ Sana üc tellinde üc siska bülbül öten/ üc telli saz/ yaramaz..!...“
    …cigligini pörtletip bagittirirken sahnesini hic görmedigi yabanci bir filmin makas yemis tarafini Türkiye`ye seyrettiren siyah-beyaz makinist daresi gibidir. Ayrica:
    „ Hey !/ Hey !/ Daglara daglara, dag gibi dalgalarla,dalga gibi/ dag-larla/ basladi orkestram ! „ ..
    El kol ciglik hal hareketleri ceker cevirtirken, ilerde yazacagi Kuvai Milliye ve Kurtulus Destan`lari dahil, kendi kafasinda kurdugu sinemasal sahnenin enini sonunu mutlak SOSYALIST isyan ve DEVRIMLERiYLE asil yerini bulacak olan kurmacalari yapip yöneten, düzenli donatilmis TEK HiZA kalabaliklarini her türlü aci, yokluk,perisanlik, teslimiyet, sefillik, caresizlik ve baska yolu yoklugun yapim ve yöneticiligini idare eden emir komuta merkezi durumundadir. Bugün hic konusmayip birbiriyle ancak catisarak bogusarak siddetli gerimlimler bagimlisi ayar ve dengini bulan ikilikligin ve ayrismanin kirli iltihapli ve hastalikli dip kaynagi NaZim-neCip`lesmesinin, dirligi düzeni bozulmus kahiri rüsvayi hukuksuzlugu talani yalani yanlisi ölümü rezilligi dogrusuna-dürüst bilip itibarina alan insan tipini, dünden enkaz eden sözden özgürlükten onurdan idrakten ahlaktan yazidan kopuk ve uzak sair-yazarciliginin kendini TAPINAKLASTIRAN sorgusuz sualsiz kul-kuyrukculugundan izlenilen KUYRUK takipciliginin eser ve mü-esseseciligidir.
    ………Devam Edecegim……

  • Scarlett Ohara
    Scarlett Ohara 25.07.2018 - 12:24

    ''şiir bir uçağı düşüremez ama pilotun kafasını karıştırabilir'' filistinli şair Mahmud Derviş söylemiş bunu...sanırım şiir hakkında duyduğum en güzel tanımlama:)

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 13.07.2018 - 01:35


    Ben sana rastladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
    Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
    Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
    Geldin masa'ya oturdun ve hayatımı böldün bir milat gibi...
    Cemal
    Cemal Süreya

  • Halil İbrahim Orhan
    Halil İbrahim Orhan 12.07.2018 - 01:49


    Ne kadar da darmış bu şehir
    Yüreğin gibi
    Bi ben sığamadım içineGözümde harabe bu şehir
    Gördüm dibi
    Bi ben çıkamadım yüzeyeDarmadağın bu şehir
    Bu gece ben gibi
    Yine de güzel bu şehir
    İçindeki sen gibi
    Sen gibi güzel ve de müptezel

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 10.07.2018 - 21:59

    Bir ellerin bir ellerim,
    yeter belleyelim,
    Yetsin...
    Seni aldim kendime ayirdim
    durma kendini hatirlat.
    Durma kendini hatirlat
    Durma goge bakalim...

    Turgut Uyar

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 28.06.2018 - 15:22

    Ilkesiz tutarsiz özgürlügü ve özgür iradeliligi olmayan gelisimsizligin kisiyi kendi yapan bütün donanimlarindan yoksun kalarak, yücelttigi yasam eksikliklerini ve yoksulluklari hic bir sartta kurtulup kopamayacagi köktenciligin saplanti katinda kutsayip, ve bizzat yüceltip kutsadigi toplum kalabaliklarina kendini hayran birakan adanmisliga misliyle tanrilasirken hayalini seklini icabini kendine kodlanan güdümler soyutlulugunda yazip bozdugu TOPLUM VARSAYIMI`ni da bütün hayati gerceklerden uzaklarla bulanmis boyanmis ve süslenmis, sayisini ve yogunlugunu yoktan kalabaliklastirip cogalmasini umunmanin sahne sergisi olarak yönetir ve yönlendirir Nazim –Necip siir sanat edep yahut edebiyatciligi.
    Icinde bogdugu toplumun soyut silik sürgün veren nesilleri sürekli kokusmus cürümüs ayrisimlarla birbirini geren yoran desen didikleyen bunalimlar gecirip birbiriyle bozulan ve bogusan siddetli gecimsizligin baskisini, korkusunu, kaygisini, dehsetini, siddetini, kinini, öfkesini, karanligini, kuskusunu, sevgisizlgini, bilgisizligini, ice kapanmisligini, bagnazligini, önyargisini, karamsarligini, liyakatsizligini, idraksizligini, kisiliksizligini ve karakter yoksunlugunu yasadigi hayatin tümüne yüklenip bosalarak, yaziklara düskün caresizlik yövmiyesine bel baglayan tavri-durusu belirsizligin MECHUL CIGLIKCISI Nazim Hikmet-Necip Fazil birlikteligine ayni mechul mecrada tarz iz yol ve duvarlar sürükleyen VAROS tasraciligi veya kent karmasasi insan gercekligine aykiri SEHIR HARABESI `Grafiti` beton boyama bulasikciligi; Robi Wiliams, Madonna, Angelina Jodi, Roky, Terminatör, Rihanna,Kim Kardesyan, Pamela Anderson, Laydi Gaga, Christine Aggulere, Britney…neresini nasil hangi azami sapkin ve azginlikta pazar piyasasi edecegine demir yalayip kazmaya kürege kerkinen yüksek vurgun getirisi porno –müzik medya marketciliginin, devamli HAYATIN KENARINDA KALANLARINI ören kuran sahneleyen yöneten yönlendiren ve yutan, toplumsal bataklik ve sosyal girdap TANRICILIGIYDI.
    Hem dedesinin hem babasinin ortak isim bileseni olan Nazim Hikmet, hemen karsitin karsisina konulan ve amansiz bir ayrismanin bütün saglayan olumsuzluklariyla birlikte sözü yaziyi anlami icerigi itibari ifadeyi sadece birbirine sövüp sayisarak BIAT ETTiGI kulluk ve köleligin birincisi olma ve tek basina KAZANANI ugruna bütün insanligini kul kurban eden TAKMA KAFALILIGIN kosulsuz güdümünü itirazsiz ve tepkisiz yüklenip hayati boyunca tasimayi onur, iffet, yasama bahanesi ve vakit oyalama ÖLDÜRGESI bilen bugünümüzü, adim adim; soluk soluga; hinca hinc; kiran kirana;icinde her türlü öfke barindiran siddet unsur arac ve gerecleriyle; hic durmak dinlenmek bilmeyen cabanin diger yorup kurup kotaraniydi Necip Fazil …
    Isadan Önce Isadan Sonra gibi..Necipten Önceki Necip veya Nazim öncesi Nazim akil fikir sapkinligini insanlik cölünde ac susuzluga mumla imdat aranirken dünya, Ürdün`de ki irmaga girip ciktiktan sonra Petrus`a kendini yudurup `artik senden baska bu alemin ilahi ve ilahisi yoktur` kalibina giydirip kutsatarak eskisi olan bizzat kendini taninmayacak kadar yasam seyrini ayiran bölen parcalayan INSAN DOGALLIGINI her cesit `Sahtekar`liligin sihirbazligiyla birden bire yeryüzüne öngörülerek indirilmis öncesi ve sonrasi ancak TANRILARA mahsus yüklemine öznelestirildigi gibi, Nazim` dan sonra Nazim…sekizyüz otuzbes satir`la meskenini ve miladini söze yaziya edebe romana ve edebiyat denen sanata ve siire yontup kazidi. Bu kabristan kralliginin diger tabutunda ise `kaldirimlar ` la meskenini ve miladini bulan Necip`ten önceki Necip ve Necip`ten sonraki Fazil Necip; siir sanat söz yazi yönelim egilim söylem roman edep ve edebiyat adina, mayasinda IDEOLOJIK SAPLANTILAR ve SIYASI DOGMALAR biat ve tarikatciligi bulandirip bulasiklandigiyla kenikendini ilahlastiran milada isim yontu, söhret kazidi, insanlik gömdü ve tüm gelecek zamanlari kurdugu ve kotardigi tutsakligin kurtulusssuz izleyip itaat eden kesin KARSITLIKLILIGIN amansiz ayrisan bölünen catisan cürüyen kokusan ve yozlastikca yozlasan korkuya karanliga siddete nefrete sapkinliga acimasizliga talana vurguna soyguna sömürüye yikima yagmaya tereddütsüz tecavüze isgale kaniksayip boyun egen kulluk köleligini tanrilasti.

  • Rumeysa Ekinci
    Rumeysa Ekinci 23.06.2018 - 17:01

    annem ki, hüzünden bir dağ,
    o sabah bir dağ devriliverdi onca gürültüde. öyle bir masa değil devrilen koca bir dağ.
    solu gürültü sağı gürültü
    öyle ki etrafın gürültüsünden kendi devrilişini duyamadı.
    ben ki o sabah bir dağın boğuluşunu gördüm kendi gözyaşlarında
    halbuki onca saat bekledi de tufanda, bir Nuh'un gemisi gelmedi yanıbaşına
    damlaya damlaya göl oldu da, kendi gözyaşını silecek bir mendil bulamadı koca gürültüde
    gürültü kocaydı, fırtına koca. Bir annem küçük heybetine rağmen onca
    küçük bir dağdı lakin kesinlikle bir tepe değil.
    o gün belki devrildi ama eteklerini tutup da yine de öpmedi.
    o gün belki devrildi ama yine de alnını yere dayamadı.
    şimdi söyleyin bir dağ mıdır anne yoksa tepe mi?
    Heybetine sığındığım bir dağ mı tepe mi?
    yamacında göz yaşlarından oluşturduğu göl şahit ol,
    şahit ol annem seni de yutabilirdi yapmadı.
    şahit ol, burnunu havaya dikip kibirlenebilirdi yapmadı.
    ağladı için için ağladı.
    sıktı yumruğunu, onu devirenlere sallayabilirdi. yapmadı. havada kaldı eli
    sonra yumruğunu açıp gözyaşlarını sildi
    devam etti süpürdü eteklerini, yaptı yapması gerekenleri
    ama yapmadı yapmak istediklerini.
    annem ki etraflıca tepelerin kıskandığı güzellikteydi. yara bereydi her yanı
    taşlıktı yamaçları. ama annem güzeldi.
    Annem doruklarına düşen yıldırımlara da hiç küsmedi, darılmadı onlara
    yıldırımlar negatifti, annem pozitif ondan olsa gerek çekiyorlardı birbirlerini.
    annem bunu biliyordu, annem o yıldırımlara rağmen güzeldi
    annem gürültüye rağmen güzeldi, annem gürültüde gülerdi
    gülerdi , yıldırımlara bakıp gecemi aydınlatıyorsunuz derdi,
    günümüz pollyanna'sı ete kemiğe bürünmüş olmuş benim annem.
    içini açsak çürüktü, yara bere böcek. çünkü dışına kusmazdı biz bilmezdik
    annem çokça çürüyen bir dağdı. Ağaç değil dağdı. Dağlar da çürürmüş o sabah anladım.
    dağlar da çürür bilmezsiniz siz. ben de bilmem, bilemedim
    dağlar güzel oyun oynarmış, dıştan gülüp içten güzel ağlarmış. biz görmeyelim diye ne çok çürümüş
    kim bilir daha ne çok çürür? çürüye çürüye küçülür. Ama ben yine gelir onun eteğinde dinlenirim.
    onun çiçekli eteklerinde dinlenirim.
    anne olmak dağ olmakmış. lakin bir tepe kesinlikle değil.
    doruğuna hayran kalıp yavaş yavaş koştuğum bir dağ annem
    ama onun doruğuna ben ulaşamam .
    ağrırdı eli kolu, ağrırdı başı ama en çok ağrırdı kalbi.
    o bir ağrı dağı, ağrırdı ağrı dağı. inlerdi geceleri. lakin şehrin hiçbir vatandaşı duymazdı çığlıklarını
    annem ağrı dağı, ağrıdan bir ağrı dağı. Hem çok uzakta hem yakınca bir dağ ağrı dağı.
    gövdesi büyük sesi küçücük, bu da ona verilmiş bir ceza olmalıydı.
    hayır yanılıyorum ceza değil annem bunla sınanıyordu.
    sınandığı yerden kazandı annem, isyan değil sabretti.
    dağlar da sabredermiş o sabah anladım.
    ağrır ağrır da yine de sabredermiş.


  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.06.2018 - 15:29

    Isigin daha öncesi gölgenin daha sonrasi zamanin daha sonsuzu yansimanin daha koyusu yankilanmanin daha vurgunu kivilcimin daha sargini caglayanin daha girdabi dalganin daha uc ve uzak boyutlusu, esyanin tabiatin nerde baslar nerde biterliligine dair kapsam genisligi kainat ve insan kadar anlam, deger, emek,fikir, düsünce, hayal, fedakarlik, sevgi, ahlak, bilgi, saygi, aidiyet, idrak, samimiyet, itibar ve sorumluluklarla tanimlanabilmenin bütün kazanim, deneyim ve birikimleriyle sayginligini bularak kendi öz kaynagindan devamliligini saglayan seydir hayat..
    Aksi takdirde gözle görülür elle duyulur akilla idrak edilir fikir ve düsüncelerle yolu yordami ahlaki onuru hakki ve hukuku gönül seckisiyle süzülüp akil-mantik vicdaniyla muhasebe ve muhakeme edilen SOMUTLULUGUN olanca belirgin ve bilinen dünyasi terkedilerek, olmayan yere olmaz insanlar sesler renkler sezgiler varsayimlar suretler olaylar krgular hayal kirikliklari ve düssel kabuslar doldurup bosaltan; sanat, müzzik, siyaset, egitim, sosyete, moda, gida, algi, aliskanlik, tezgah, teknoloji, hüner, entrika, sihirbazlik, edebiyat, insan veya insana benzer uyusumu müsait carsi- pazar yorar ve yozlasir.
    Bu yüzden, nasil ki ille yeni söz iz yol söylem eylem sanat siyaset ve siir-roman bulup bulusturmalara yasadigi hayatin bütün tanikliligiyla bir ve ait oldugu SOMUT toplumun hayat gercekliginden cikarak sanki hic bilinmeyenlerin icadiymis gibi hususi arayisa gittigi yerden beynini bilincini yüklenerek sevindirik bir hallerde Türkiye`ye dönen fal bakiciligi, yikim pahasi nereye varirsa varsin cok ilgi duyulup en cok gözde kalmalarin begenilmelerine yasamin gerceklliginden akil fikir vican ve sorumluluk yorarak degil, hayatin hep kenarinda kalanlarini icine dolduran ve karsiliginda hicbir sorumluluk ve yükümlülük almayan, gittigi kacaklardan karakter ayarlayip kisilik teminli dolgululugun piyasa uygunu verimliliklere göre insan uydurdu ve hayalini düsünü ezip bozdu isigin, gölgenin, sesin, siirin, sözün, yazinin ve diger diger hayat denen sanatin..
    Bu yüzden kipkirli boya bulasigi duvar yazilariyla bütün kokusmus cürümüs gerilimini disa vuran sanayi merkezli süper METROPOL`lere tutsak uyusmus kalmis batakligin Madonna`si, Castin Timbirleyk`i, Leydi Gaga`si, CHrISTINE AGGULERASI ve daha nice nicesi, azgin sapkinlikta sinir tanimayan soyut toplum tutsaklik tezgahinda sürekli yasam KENARINDA KALANLARI icine doldurarak yigilmis yozlasmisliklara kendilerini yepyeni, cildirasiya ciplak, azami sapkin ve devamli deplek degisik pornog-grafiklik numaralar karisimlayip sergileyerek, örüp sergiledikleri viraneye tapinanlar üstünden kendilerini adeta dünyanin bugününe TANRILASTIRDILAR.
    Icinde yasadigi ve yasadikca alisip kaniksadigi amansiz savaslara, silahlasmalara, yikimlara, talanlara, tecavüzlere, ihanetlere, isgallere, ölümlere ve zulümlere kayitsiz ilgisiz ruhsuz ve duyarsiz kala kala, kendine dolaysiz yönelen bütün sapkinlastirici ve canavarlastirici kafesleyip kusatmalara hicbir tepki vermeksizin benimseyip benzesen insan avlanmisligini her ülke özelinde kopyalanip cogaltilmis ORJINLERI bulunan Madonna`giller ve piyasasi pazari uygun uygun sair yazar siyasetci müzisyen yahut diger afyon arac gerec vesairleri vardi.
    Solun yanina sagi koyarak bugünü isaretleyen büyük toplumsal parcalanmisliginin, Nazim namiyla henüz yenice kurulmus cicegi burnunda imar ve insaat halindeki Türkiye Cumhuriyeti`ni kendine yetersiz bularak gittigi yerden siire ancak merdiven dayayarak cikilabilen KALIPSIZ KAIPLAR cakmayi `sekizyüz otuzbes satir`la kapip kamyonlayip Türkiye`ye sevindirik bir sevindirik hallerde dayayip döseyenliligin, yeter ki adanmis tapinmislari cok olsun fakat sözkonusu kurdugu fantaziye göre `Toplum Kodlama` tanriciligi taslamasini anlayip kavrayani olarak isterse hic kimse olmasin niyet ve mantik güdümüyle, hayatin bütün kenarda kalanlarini adeta bütün aciya kesik sorunlariyla birlikte kutsayip yücelterek, her türlü ayrismis kopmusluga en cok da birbiriyle nispet yaristirici TARIKATLASAN ve SIYASALLASAN söz yazi sanat edebiyat cevrim carki atesleyip tutusturarak, yücelttigi kuyuyu kendine ilahlastiran zaman-mekan firsatcisiydi. Ve mevcut durumun asagidaki bütün yasam kenarinda kalanlari avlayip afyonlayarak depoladigi insan tutsakligina yukaridan daha yukarilara yükseldikce,` bize dükkan mi kapattiracaksin` din tüccarlarinin karsilikli pay hisse ve koz kapistigi Madonna`gillerden, Ne Ran Nazim`in farki vardi ne de Fazil Necip`in..

    ………….Devam Edecegim……….

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 08.06.2018 - 15:07

    Kimse en yavan ve yalin oldugu kendinde hayat bulan INSAN halini dünsüz yarinsiz ve sagsiz solsuz donmus buzullasmalara GÜZELLEYiP sürgün sakine sorutturmaya kalkismamalidir.
    Cünkü konusup dinlemekten gecen iletisim dilli saglikli ve güzel sanat, hic bir zorlama kaliplarinin delik desik eden mutlak ve muazzam basmakaliplarindan soyutlasarak süzülüp gecen, gecerken de ACINASI cigliklar cikaran ve bu sayede kurdugu iliskiyi yerinden kimildayamaz dikkatlerin dipsiz derinlerine cekip bogarak kurtulusu olmayan iflah kesikligine nufuz artirmaya calisan agir yüklü yasam batakciligi gibidir.
    Vebalini hep bilinmez kimliksizlige yüklenen cinfikirli böylesi parlak ve piriltili laf söz sekil kalip süslemeciligi, saplandikca kendinden vazgecen büyülenmisligin ( sanat görünümlü afyon hipnozu ) sayi kalabaligi artirimina odaklanarak kendine hayatini adamislarin üstün ve tapinan nitelikli tanri veya tanricasi kesilir. Ilimin bilimin aklin vicdanin huzurun soran sorgulayan ÖZGÜVENLILIKTEN uzak ve zayif oldugu dip karanliklarda sinip sirayet etme firsati diger zamanlardan cok daha fazla olan bu tüm bunlar yoksununa ullanan tecavüz, hele hele yikilmaya yüz tutmus ahlak felsefe tutarlilik sorumluluk siyaset egitim inanc sevgi saygi güvenlik ekonomi vicdan ve karakteri kaypak bencil –bagnaz siddet bagimlisi kisiliksizlikler yozlasmisliginda tüm dogru dürüst yalin dolaysizliklari garipseyen yaygin ve yerlesik yasam bicimine cöreklenip konuslanir..
    Sinasi ve Agah Efendi`nin sanat siir söz ve edebiyat adina yikilip düsen derinlikleri tam BATILILASARAK birebir fosforlayip tamir etmeye güttügü niyet her ne idiyse, Nazim Hikmet`in kendi küllerinden yasamin ocagini ve insan horantasini buldugu CUMHURiYET´i azimsayip yetmez ytismeze sayarak KALIPSIZLIKTAN kalip cakip atölyeledigi ve gittigi yerden sanki hic bilinmedik hayat iksiri yahut cin lambasi bulmuscasina –tipki batiya gidenlerin kendilerini tavlayip hayran birakan herhangi bir icadi sürükleyip sinirdan sokarak gümrüksüz getirmenin onuruna söhret olmayi büyük kazanc ve övünc sayan kabarip kubardiklari gibi- `sekizyüz otuzbes satir`la AYDIN markali Nazim Hikmet, icerdeki Türkiye`yi disardan bakip görmenin haczine memur kesilirken, tüm gelecek zamanlari bugün ve ayni kapsayip kusatan TANRISINA adanmis gidisata bakilirsa her türlü karsitligi amentüsü sayan, muglak sülü soyut sabit kopuk dar bogunuk sekilsel Nazim solu yaninda ayni dolayli söz yazi ve dilliligin Necip`liligin sagini bütün batak ve cikmaziyla topluma millete donatti dayatti ve diretti.

    ……….Devam Edecegim……..

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 05.06.2018 - 03:28

    Demedim mi bu hasret bitirir seni
    Ay dolanır gider, yalnız kalırsın.
    Demedim mi yüreğim sevme!
    İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz
    Geri dönen hangi güvercinin var?
    Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
    Demedim mi aklım sakın inanma !

  • Nida Başpınar
    Nida Başpınar 17.05.2018 - 10:15

    Can Yücel'in dediği gibi
    Şiir, gürültüden müziğe geçmektir.

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 11.05.2018 - 18:27

    Maviye,
    Maviye çalar gözlerin.
    Yangın mavisine,
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksan
    Bozuksam
    Can benim, düş benim
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık
    ...

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 26.04.2018 - 18:24

    Seçkin
    Bir kimse değilim
    İsmimin baş harfleri acz tutuyor
    Bağışlamanı dilerim
    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme

    Hayat bir boş rüyaymış
    Geçen ibadetler özürlü
    Eski günahlar dipdiri
    Seçkin bir kimse değilim
    İsmimin baş harflerinde kimliğim
    Bağışlanmamı dilerim
    Sana zorsa yanmaya razıyım
    Kolaysa affı esirgeme

    Hayat boş geçti
    Geri kalan korkulu
    ...

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 26.04.2018 - 10:56

    ve sevda darağacında,
    elimi çeksem senden olacağım, çekmesem kendimden…

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 25.04.2018 - 12:46

    Yazmak için ilham,
    yaşamak için aşk lazım...

  • Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
    Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim 25.04.2018 - 00:26

    ben şiire şiir demem, benim için yazılmamış ise......

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 20.04.2018 - 23:10

    Dolsun çiçekleri, gülleri sensiz,
    Sussun bülbülleri istemem ihsan,
    Kapımı çalıyor elleri sensiz,
    Ne yüzle çıkacak karşıma NİSAN !
    ...

  • Bahar Ada
    Bahar Ada 19.04.2018 - 01:16

    .... Ne güzel bir gece,
    Ne kadar da harmanli yürek...
    ...Duman doldurmus gökyüzünü,
    Korkarim da, cekemem icime...

    ...Yazma desinler bana
    Yine de degisemem...
    ...Olmadi ellerimle kanatir actiklari yarami
    Kirmiziyla yazarim sakin dik duvara;

    ASK diye...

    ...Saniyorlarki budalalar,
    Ki onlar icin lütfen El-insaf...
    ...Aptallik makaminin
    Yedek oyuncularidir onlar...

    ...Saniyorlar ki budalalar,
    ASK bir gaib körebe oyunudur...
    ...Karada, derede, bayirda, dagda
    Halbuki Ask afet,
    her vakit zelzele,
    he vakit kiyamet....

    ...Kendini Ask'a sebep sananlar
    Esiridir ancak siirlerin,
    Onlar asla Ozan olamaz...

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 18.04.2018 - 17:43

    Bilinir dışarıda zemheri vardır.
    Ama barış için,
    Aşk için,
    Yine de her mevsim bahardır
    ...

  • Ali Özgür Ortaeri
    Ali Özgür Ortaeri 13.04.2018 - 17:41

    ŞİİR KALBİN MUSİKİSİDİR

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 12.04.2018 - 01:53

    Bana bir şeyler yaz kadın..
    Gerek yok şiir olmasına.
    Havadan, sudan bahset yeter.
    Ben uzun uzun okurum,
    yokluğuna her uzanışım da...!

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 11.04.2018 - 21:36

    Nerde kaldı o anlar ki,
    Analar Kurt doğururdu
    Hilkat insan çamurunu
    Destanlarla yoğururdu
    ...
    Arif Nihat Asya

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 10.04.2018 - 00:42

    Yazmak, sonsuz olmak gibi.. Düşünsene hiç birşey bırakmamışsın senden geriye. Sanki hiç yaşamamış gibi.

  • Mirii Mirann
    Mirii Mirann 02.04.2018 - 12:40

    "Fişekler patlıyor güneş tutuk hilal berrak
    Dağ taş can evinden tekbir tekbir çağlayarak
    Sultanım seni uğurlar bu ebedi bayrak
    Sen ki kevseri namluyla içtin ırmak ırmak
    Sen bir köprü, düştün de geçit verdi uçurum
    Al kanlar içinde boyuna kurban olduğum
    Şehidim, ruhum, melekler katında alptuğum"

    Ömer Lütfi Mete

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 27.03.2018 - 00:41

    Mağlup mu desem, mahçup mu?
    Ama ikisi de değil..
    Ben garip, sen güzel..
    Dünya umutlu.

  • Ümit Tiryaki
    Ümit Tiryaki 25.03.2018 - 04:13

    "yıldız yıldız bir hayaldir hayat" der 
    Her şafak vakti çarmıha gerilen karanlık....

    Ve karanlığa sebep;

    Güne?in doğu?una çok uzaktan bakan çocukları, "kimiyle" yargılayan
    Koku?mu? insanlık!...

  • İlyas Kırlı
    İlyas Kırlı 23.03.2018 - 20:05

    Vatandır Atan
    BeğenAntolojimYorumlarPaylaşTweetlePaylaş
    bir garip hikaye bu
    yazar kaç kalemi çakıyla
    ucunu sivrilte sivrilte saman kokulu
    o cizgisiz sayfalara
    yazdıkça bir bahanein eteğinden
    tutuna tutuna el pençe
    ve düşdükçe cümlelerden
    kalınlaşan kara bir yazıyı
    iyi oku ve uyuma ey gafil
    nidasıyla
    haykırıyor satırlarda
    duyuyormusun şimdi
    okurken bir garip hikayeyi!

    sadece lisanım peltek
    gözlerimde tablo sayarım, resmini
    hiç bir kavgada yırtmadım silüetini
    ve daha ezberlerimi bozmadım
    dalgalanan al yanlarım yalpa yalpa
    tüfenk gibiyim kulesinde vatanımın
    hiş bir leş kokutamaz toprağımı
    sen rahat uyu anam
    belasıyım dünyanın
    yedi düveli peşime takmışlar
    bilmezler ölüm sadece bir kağıttır cebimde
    .......

    şafak diz çökmüş efelerin yemenilerinde
    kan kokar gökler ,kelebekler çiçeksiz
    aşklar alınırda meşkler satılmaz
    bir fidan diken bağrına vatanın
    ölmez çınardır
    filizi kaç katman derindeyse
    anaların göz damlaları serin pınardır
    kurutmaz toprağını
    çünkü vatandır atan

    İlyas Kırlı

  • Fırat Aydil
    Fırat Aydil 21.03.2018 - 13:33

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 19.03.2018 - 23:53

    Bazen bahar,
    Bir insanı tanımakla başlar.
    Ve...
    Her kış yüreğinde,
    Baharı saklar
    ...

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 25.02.2018 - 17:22

    Cumhuriyet kurulur kurulmaz muazzam bir yikim ve yenilisi derleyip toplamaya dönük yenileme imar ve insaasi sürerken, öteden beri getirdigi bir yere BAGLI OLMA ve bir yere BAGIMLI olmaksizin varlik gösterememe aliskanligini elden birakmayan akil-fikir güdümlülügü, DISARDAN BAKIP, baktigi dar ve kör sartlanmisligin kendini her kosul ADANMISI olarak ordan gördügü soyutluga TÜRKIYE´yi benzeten akil, bilinc, algi ve zihin bulanikligina gitti.
    Ayni yolun yolcusu olarak sanat, kültür, egitim,ahlak, bellek, mantik, duygu, düsünce, ilgi, iletisim ve EDEBIYAT da, hic tereddütsüz adina SERBEST tür denemesi olarak disirilip Türk toplum hayatina servis edildi. Cumhuriyetin özgün, özgür, özgüvenli, tüm ilgi gayret caba cirpinis ve ilkeleriyle hicbir bagintisi olmayan bu Para`nin tersi Tura TANZIMATCILIGI, evvelisiyle yenisinin hicbir farki olmayan yabancilasmayi her türlü süslü soyut ve sekilselliklerle donatip süsleyen DIS KAYNAKLILIGIN, iceriyi abluka altina yüklenislerinden baska birsey degildi.
    Toplumun hayatina hizla hazirliksiz giren SEHIRLESME`ye tümüyle uzak ve yabanci tanimsiz ve tarifsizligi solun yanina sag koyarak veya devrimciligin hemen karsisina milliyetciligi saplayarak, sürekli sinirsiz kontrolsüz ve sonsuz ayrismanin hep birbiriyle catisip kazanilmis olan hayatin tüm zenginliklerini yerle bir edip itibarsiz islevsiz hale muazzam sekilde söz,sekil, tür ve yazi süslemeciligiyle mahvetmeye Nazim Hikmet Ran`lastirildi ve onun hemen karsisina Fazil Necip Kisakürek`lendirildi.
    Bu siirden söz hakki isteyerek tipki hayatin tüm diger yasamsal alanlarinda oldugu gibi yasadigi toplumla hicbir duyarliligi olmayan SOYUT YAKLASIMLI uzaktan bakma yikim iflasi, neye dokunursa onu mahveden IFLAS salgini gibi söz aldigi kaynaktan EDEBIYAT´i ören veran hurdasina cevirdi.
    Tarafli olmakk zorundaliginin hep yikim malzemesi mütahitleyen ve tarafli olmaksizin hicbirseyi bakip görüp duyamayan ve icat ettigi yeniligi benzerleri cogaldikca bizzat icat edenin kendi hükmüne son veren silsilelerle, EDEBIYAT AKIMCILIGI, solun zit karsisina sagi, Nazim`in karsisina Necip`i kundaklayarak sürdevam edip;caresizligi aciyi cöküsü yalvarisi sinmisligi ezilmisligi körlügü tarafgirligi kahiri laneti karamsarligi özgüvensizligi bunalimi acimasizligi doyumsuzlugu bencilligi degersizligi kopuklugu en ünlüsünden ünsüzlük kopyalayarak döküle devrile bugünlere geldi.

    …………Devam Edecegim……….

  • Gökhan Şimşek
    Gökhan Şimşek 21.02.2018 - 10:53

    Şair ve şiir

    Gönül efkarlanır el tutar kalemi
    Sıkar yüreğini ve damlar elemi
    Şifa bulur sanki derdi veremi
    Şair yaralı hasta şiir merhemi

    Efkarlı başında gündüz rüyası
    Sık sık dolaştığı kayıp adası
    Çalışmaz pusula yok haritası
    Şair kayıp bir sandal şiir deryası

    Dökülür satırlar dolar sayfası
    Görünür manalar uyak cabası
    İşler sanatını ilham aynası
    Şair acemi çırak şiir ustası

    Yazmazsa sıkılır ağrır kafası
    Kemirir içini derdi tasası
    Böyledir hep bu şair yasası
    Şair sevdalı Mecnun şiir Leyla'sı

  • Mahur Beste
    Mahur Beste 21.02.2018 - 10:25

    Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
    Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
    Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
    Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
    Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
    Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
    Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
    Damla damla birikiyor insan.
    Damla damla sevgili...
    Bir gün akıp gideceğiz hayata...
    Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
    Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
    Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
    Yılmaz Güney

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 09.02.2018 - 14:42

    Seni bulmaktan önce aramak isterim.
    Seni sevmekten önce anlamak isterim.
    Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
    Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.

    Özdemir Asaf

  • Merve Demir
    Merve Demir 09.02.2018 - 11:03

    ELVEDA
    Elveda ey dünya
    Ayak izlerim kalsın sokaklarında
    Elveda büyüdüğüm ev, hüzünlü eşya
    Yaşadıklarımı bırakıyorum duvarlarında

    Elveda içimi ısıtan güneş
    Her gece hayal kurduğum yıldızlar
    Elveda aşklarımı paylaştığım deniz
    Sana da elveda yakınlaşmayan uzaklar

    Elveda dizlerimi kanatan kaldırımlar
    Ayak izlerim kalsın sokaklarında
    Elveda yarım kalmış her söz
    Ağzımda parlayan karanlıklar

    Elveda ölümün öte yüzü
    Beni bu yanda unutsa
    Birgün gelecek bugünde
    Elveda ey hayat
    Bir anı olacağım nasılsa


    BU ŞİİRİ ÇOK BEĞENDİM. OLCAY ARSLAN ADLI ÜYENİN ŞİİRİ. KENDİMİ BULDUM BU ŞİİRDE. ŞİİR ASLINDA KENDİNİ BULMAK DEMEK SATIRLARDA. BİR ŞİİRİ OKURKEN KENDİMİZDEN BİRŞEYLER BULDUĞUMUZ ZAMAN ŞİİR ŞİİR OLMUŞTUR

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.01.2018 - 14:16

    Yalnizca ezilmis örselenmis iflahi kesik acilardan özünü itibarini kazanarak, aciya yayilip acidan yayginlasmayi özümseyen duygu duyum ve SIIR yanilsamasi, aldigi terbiyeden DOGMALASAN saplantinin sürekli kendi körüneigini dogurganlastiran ve sürekli olmak zorunda kuraklastigi ACIYLA SINIRLILIGIN insan hayatina son veren dogurdugu acilar üzeri –saf ve som aglak- salginlara yayilip kendini cogaltan süslü söz tezgahtarciligindan baska ne sansi vardi, ne görgüsü, ne de ettigi bildigi.
    Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmazin hemen bir ayak sonrasi DÜNYANIN güzelini arayacagim diye kendine disardan bakarak deger bicenlikli her buluntudan süsü püsü tam tekmil SERBEST PISYASA türlüsü Siir disirip dilenmeler, günümüzün AGLAK damarini bile ölü defile mezarligina dirliksiz huzursuz tahammülsüz saygisiz sevgisiz yazisiz sözsüz ilgisiz ve iletisimsiz her yollu ayri gayriliga dönük, topyekün toplumsal terkedislerin defterini yazip bozan mezarligina dönüstürdü.
    ……….Devam Edecegim…….

  • Kenan Aydın
    Kenan Aydın 17.01.2018 - 15:23

    Şiir:
    sayfalarca kelimeler kullanarak bilgi deposu oluşturup basit yada daha karmaşık sununlar yerine,belli bir duygu yoğunluğunu yakalamış,kendi içerisinde seromonik,ayrıca içinde zeka ürünü kıvrak hamleler olan ,kulağa ve göze hoş gelen az sözle çok anlam ifade eden en azından bütünsel manada uyumlu kelimeler dizisidir.

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 12.01.2018 - 20:03

    I.
    bazen şiir üşümüş bir kağıda
    apak bir örtü olabilir
    kurak ve denizsiz haritalarına
    turkuaz renginde bir okyanus da

    II.
    yapraklarını dökmüş bir ağacın
    gölgelenmiş eteklerine bir şiir
    yemyeşil ormanlar da yürüyebilir
    ve bir çocuğun yüzünü
    gecenin buhranlı boylarından

    III.
    tutup çevirebilir de sabahın o tutsak yüzünü
    aniden güneşe
    ve günün üzerine birdenbire bol gelir
    o kaygılı umutzuluk kaftanı

    IV.
    bazen bir şiirle vurursun kendini sen
    yaşam denilen o soylu kavgaya
    onun kılıçtan daha keskin yüzü ise
    seni uluorta ve teninde hiç
    kurşun izi bırakmadan

    V.
    bir imgenin sivri diline
    hazırlıksız yakalanırsın
    incecik bir ağıtla deşilir yüreğin
    ellerin ki yörüngesini yitirmiş bir pusula
    bulamaz kan akıtan olukları da

    VI.
    aniden maviyi tarif et de diyebilir bir şiir
    bir göğü çoktan susmuşken
    senin hummalı çıkmazların

    VII.
    bazen acıyan kıyılarını sardığın merhemdir şiir
    bazen zamansız açan bir gökkuşağı

    içinin sepya resmine...

    Deniz Ercivan

  • Sümeyra Altın
    Sümeyra Altın 12.01.2018 - 00:26

    Bir fikrin duygularla harmanlandığı,bir huzur kavramı,bir aşk bahanesi...

  • Ali Şefik Deniz
    Ali Şefik Deniz 08.01.2018 - 20:37

    kalpteki derin yaranın dışa vurumudur şiir.
    kalbin merhemidir şiir...
    sevginin ve sevincin huzurudur şiir...

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 18.12.2017 - 17:44

    Balkanlarda, Arap Cöllerinde, Afrika kiyilarinda ve Kafkas Cephelerinde dinmek durmak bilmeyen yenilgi, yikilis, kopus ve cöküslerin yangin yeri ortasindan, Ömer Seyfettin ve Genc Kalemler dergisinin emektarlik ve topraklik ettigi duyarlilik etrafina Selanik`te Siirin Bes Hececileri veya kisaca Bes Hececiler diye bilinen edip sair ve yazarlar bir araya gelerek agirlikli Hece ölcüsüyle yazilan siirlere; Türkce sadeligiyle yazilip okunabilen ve dildeki yabancililigi ve gercekdisiligi arindirip ayiklamaya dönük gayrete yogunlastigi Milli Edebiyat dönemi baslar. Burada Mehmet Akif ve Yahya Kemal Beyatli pek cogu siiri gecmisin son kalan Aruz temsilcileri olmasina ragmen; dil, anlatim, icerik, konu, niyet,öz, derinlik, kavram, sunum bakimindan hicbir ilgisi ve bagintisi olmayan, eskiyen hatirayi yadetmeden baska bir sey degildir özenle ortaya koyduklari emek ve gayretin cabasi.
    Ve böylece sürekli cöküs ve yikilisi önleyip bertaraf etme amacli yikima sebep veren güc sahipliligininin kaynagina benzeyerek kurtulusa erecegine inanya Tanzimat`la baslayan taklit ve kopyacilikla; aceleci, niteliksiz, hicbir altyapisi olmamanin birebir özenerek benzesen; ve yerli-yabanci, disa dönük –ice kapali, taklit –öz kaynakli ve daha ziyade oraya gidenlerin derin etkisinde kaldigi Fransiz agirlikli imrentinin ceviri tercumanligini yapmaktan öteye gitmeyen; fakat yeni ilgi alan ve konulariyla kendini degistirip dönüstüren Edebiyat, binsekizyüz altmis- binsekizyüz doksan alti arasina kadar genel kapsamiyla Tanzimat, binsekizyüz doksan altidan bindokuzyüzbir arasi Servet-I Finun, bindokuzyüzbir- bin dokuzyüz sekiz arasi Edebiyat-I Cedide, sonra bindokuzyüzsekiz-bindokuzyüz onbir arasi Fecr-I Ati, bindokuzyüz onbir-bindokuzyüz yirmiüc arasi Milli karakterli sair-yazarciliga gecis yapmis.
    Yahya Kemal Beyatli, Mehmet Akif Ersoy, Enis Behic Koryürek,Halid Fahri Ozansoy, Yusuf Ziya Ortac, Orhon Seyfi Orhon, Faruk Nafiz Camlibel, Neyzen Tevfik, ve yer yer Tanzimat gecisi olsa da ilgi duyup isledigi dil ve konu duyarlilligi bakimindan Fecri Ati`denTevfik Fikret, Cenap Sahabettin,Halide Nusret Zorlutuna, Ahmet Hasim, Milli Edebiyat`a yakin, duygu düsünce ve emek yorup katki sunan sairler arasindadir.
    Yahya Kemal Beyatli :
    “Ölüm asude bir bahar ülkesidir bir rinde; Gönlü her yerde buhurdan gibi yillarca tüter/Ve serin serviler altinda kalan kanrinde/ Her seher bir gül acar; her gece bir bülbül öter “…………( Rindlerin Ölümü )
    “Dünyaya veda ettik, atildik dolu dizgin; /En son komsumuzdur bu,asirlarca bilinsin/Lakin kalacak, dogdugumuz topraga, bizden /Simsek gibi bir hatira, nal seslerimizden “……………..( Mohac Türküsü )
    “Dünyada sevilmis ve seven nafile bekler / Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler/ Bircok gidenin her biri memnun ki yerinden / Bircok seneler gecti; dönen yok seferinden……….( Sessiz Gemi )
    Mehmet Akif Ersoy :
    “Üc bucuk soysuzun ardinda zagarlik yapamam/Hele,hak namina haksizliga ölsem tapamam/Dogdugumdan beridir asikim istiklale/Bana hic tasmalik etmis degildir altin lale/Yumusak basil isem, kim dedi uysal koyunum/Kesilir belki, fakat cekmeye gelmez boynum “………….(Safahat-asi`mdan-)
    “ Gitme, ey yolcu, beraber oturup aglasalim/ Elemim bir yüregin kari degil, paylasalim/Ne yapip ye`isimi kahreyliyeyim, bilmem ki..? Öyle dehsetli muhitimde döen matem ki/ Ah..! Karsimda vatan namina bir kabristan / Yatiyor simdi..Nasil yerlere gecmez insan..?”…………( Yok mu )
    Orhan Seyfi Orhon:
    “Asiklar vefasiz, cananlar nagam/Degismis evvelki usül ve nizam /Sairin gözleri göklerden ilham / ararken kirilmis rebani; yazik..! “ …………( Yazik )
    “ Yüzyüze getirmez bizi asirlar/Meydana vurulsun saklanan sirlar/Sayilsin sahsima ait kusurlar /Korkmayin icine yalan da katin “………….( Vasiyet )
    Halid Fahri Ozansoy :
    “Bir küme bulut gibi iner sacaktan yere/ Güvercinler üsüsür cirpinarak yemlere / Külrengi bir göl gibikabarir avlu bir an/ Dinler susup bu uzun huhulari sadirvan” ……...( Sadirvan)
    “ Aksam bir duman gibi gecince aynalardan /Bir gönül yanginidir günlerimi karartan/Billur bir ciceklikte bir gül büker boynunu/ Bu andir arattiran bir sevgili koynunu “…………( Bekleyis)
    Enis Behcet Koryürek :
    “ Yedi ifrite dönmüs yedi büyük günahin/ Omuzlarinda giden bu tabut acep kimin ?/ Allah`im,bu cenaze bana benden cok yakin:/ Bu benim en kiymetli,en fazla sevdigimin “…………….. ( Bir Cenaze Alayi )
    Sukufe Nihal Basar :
    „ Vatan icin…ellerimiz göklerde/Senden gufran ve sefaat bekledi/Nedametli alnimiz yerlerde/Minareler niyazlarla inledi „…………..( Son Dua)
    „ Ne yalvaran sesin var; ne bekleyen gözlerin/Bize de her faniye nasib olan söylendi/Bir cehennem gününü düsünür, sonra derim: /`Dünya bile kaynayan bir alevdi, küllendi`..“………….( Bir Masal )
    Yusuf Ziya Ortac :
    „Kösede altin oymali Edirne kavuklugu/Üstünde Cesm-i bülbül sürahi../Yildiz serpintili mavi bir bugu/ Birinde kallavisini dinlendirmis asirar/ Öbürünün isik gögsünde/Geceler dolusu sirlar“………………( Eski Ev)
    Halide Nusret Zorlutuna :
    „ Cekil, bu gölgeli yolda gezinme/ Bahar bakislarin yine pek sarhos/Yanilip gönlüme misafir inme/Kapisi kilitli, mihrabi bombos „…………..( Git Bahar)
    Neyzen Tevfik :
    „Sevdanin ödüne pek güvenilmez/ Tutusursan eger kolay sönülmez/Bu yolun hükmüdür geri dönülmez/Canina kiymazsan seyehat etme „……..( Anladin mi )
    „ Öz tenim degil mi bu toprak benim/Tanri kitabinda her yaprak benim/Gökten indigime nisan istersen/Yildizi karali al bayrak benim“……….( Mutasavvifane)
    Faruk Nafiz Camlibel :
    „ Sakin bir söz söyleme…yüzüme bakma sakin/ Sesini duyan olur, sana göz koyan olur/ Düsmanimdir seni kim bulursa cana yakin/ Anan bile oksasa benim bagrim kann olur „……..( Kiskanc)
    Gök sari, toprak sari,ciplak agaclar sari/Arkada zincirlenen yüksek Toros daglar sari/Önde uzun bir kisin soldurdugu etekler,/Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler „………( Han Duvarlarindan
    „Kogusun sürgülenir dis kanadindan kapisi/ Tas örer devriyeler rüzgar alan her gedige/Tüyler ürperdici bir sesle demir kollar iner,/ Kapidan nese girip cikmasin endise diye“……….( Her Gece )
    Yikim yenilgi ve cöküsünü durduramayan Türk toplum hayati önce katiksiz Baticilik ardindan Osmanlicilik sonra Islamcilik`tan sonra ÖZE DÖNÜS`ten baska caresi olmamanin Türkcülügü temelinde her türlü ekonomik, siyasal sosyal, kültürel ve fikirsel sorunlarinin cözümün arayisina girdi. Bu amac esasiyla sözünü yazisini duygusunu düsüncesini ve kimligini bulan Milli Edebiyat, Ittihat ve Terakki iktidari sayesinde yerlesip yayilma firsati buldu. `Yeni Lisan ` iklimiyle gelecegi kuracak olan dilin, Türkce safligina ve sadeligine dayanan bu yeni dönem, hem ulus toplumunun imarinda hem de herkesin heryerde konusup anlayabilecegi özgünlügüyle topluma sirti dönük, insanlarini dislayan, yabanci ve anlasilmaz kelimeler kalabaligi, azinliga hitap etmeyi önemseyen Osmanlica`nin birlikte cöküp yikilan enkazindan tekrar ve yeni dogusun dönüsümüydü.
    Ayrica bu dönemin tiyatro, müzik, tarih, elestiri alanlarinda oldugu gibi öykü-roma da da ilk defa istanbul disinda ortak bir toplum hayatinin varligina farkindalik ve taniklik ederek, köyleri, kasabalari sehir ve tasra ikileminin garpseyen penceresinden bakan yazarligi ortaya koyarken , kurtulusa giden yolu Milliyetcilikle donatan duygusalliga duyarlilik göstermisler. Yakup Kadri Karaosmanoglu,Ömer Seyfettin, Refik Halid Karay, Resat Nuri Güntekin, Köprülüzade Mehmed Fuad, Ebubekir Hazim Tepeyran, Ahmet Hikmet Müftüoglu,Halide Edip adivar…Milli Edebiyat`in öne cikan etkin isimleri olmuslar.
    Kurtulusun ve Cumhuriyetin temel taslari nitelikli Milli edebiyat emek ve ürünleri, Türk siirinin kendinden baslayip, Yedi Mesaleciler diye bilinen ve tüm yikilis cöküs cürüme yapaylik ihmal aci caresizlik umutsuzluk yokluk cehalet kayip zarar hasar ziyandan, laik sosyal hukuk devleti Esdeger Yurttasligina yasadigi yeri ve yurduyla yeni kurulan ülkenin tüm hassasiyet sorumluluk gerceklik bilincini yayginlastirmanin Milli Edebiyat izleyicileri oldular.
    Yedi Mesaleciler Insaasi ve imari süren Türkiye Cumhuriyeti`nin ilk yillariyla birlikte etkin olduklari dönemde, ülkenin yeniden saglikli güvenli huzurlu dirayetlilige erisip kavusmasi icin her alanda sorumlulugu üstlenenleri seferber oldugu gibi ilim bilim fen laiklik ve liyakatlilik agirlikli `mektepten memlekete`egitimciligiyle beraber Edebiyat`da Yedi Mesaleciler diye bilinen sair-yazarlarin ortaya koydugu katilimciliklariyla özgün degerde ürünler verdi.
    Ziya Osman Saba, Yasar Nabi Nayir, Kenan Hulusi Koray,Cevdet Kudret, Muammer Lütfü Bahsi, Sabri Esat Suvayisgil, Vasfi Mahir Kocatürk…Yedi Mesaleci`lerin öne cikan edebiyatcilari olmuslar.
    Yasar Nabi Nayir:
    „ Ayriligin yirtici hislerini besteler / Sonu gelmez yollarda kagni gicirtilari / Hasret ceken yolcuya kavusmayi müjdeler / Savrulurken rüzgarda kagni gicirtilari „….( Kagni Gicirtilari )
    „Önümde cözülmemis dügümler sira sira / Hayat kimin eseridir, süphe askin nesidir/Biraz baksam önümde grift olan yollara / Duydugum ya bir dehset, ya bir bas dönmesidir „………………(SIR)
    Cevdet Kudret :
    „Bütün ümitlerden o gün bir anda soyun/Sonra kendini ativer yüzükoyun/Gömül bir deniz gibi yumusak siltelere/ Duy icindeki kuslarin biriken cigligini/Kendini sandal gibi terkediver bir kere/ Ruhunun yelken gibi seyret acildigini..!“………..( Seyehat )
    Sabri Esat Suvayisgil :
    „ Yagmurun yakaladigi bir marsandiz katari/Sularla yaklasir, sularla gider/Vagonlarin feneri bir yaprak gibi sari/ Rüzgarla sallanir rüzgarla gider „……(AKIS)
    „ Odada yigin yigin/G ölgenin salkimlari/ Sofada yalnizligin/ Duyulur adimlari/ Oda, icinde duyar/ Oluktan düsenleri/ Sofa, geceyi oyar,/ Dinler merdivenleri „…(Odalar ve Sofalar)
    Ziya Osman Saba :
    „ Cözülen bir demetten indiler/Birak, yorgun baslari bu taslarda uyusun/Tutusmus ruhlarina bir damla gözyasi sun,/Bir sebile döküldü bembeyaz güvercinler““ ….( Sebil ve Güvercinler)
    „ Bulut gecer üstünden/Gemi gelir yanasir/Bir eski türkündür, kulagima fisildar:/`ici dolu camasir`/ Gögünde tanidim ayin ondördünü,/Kirlarinda bilirim bahari,/Hersey icimde birsey,/Istanbul yadigari „……(Istanbul )
    Bindokuzyüz otuz ve kirkli yillarin yeniden yapilanan ülke insaasi sirasinda duygu düsünce dünyasina emek ve yürek yoran Yedi Mesaleciler, yasamin her alaninda oldugu gibi yenilesmenin ve yeniden imar olmanin ortak yüküne sair ve yazarcilik ederlerken, alt yapisi ülke gercekligiyle temelden baslayan ve tüm imar olmasi gereken yikim yeri gercekligini özümseyip kavrayarak sözkonusu olan `mektepten memlekete `duyarliligiyla toplumun egitim görevini de üstlenmisti. Türkce bu ve bundan sonraki dönemlere saglam zemin hazirlayacak sekilde gittikce sadelesen, anlasilir, yaygin, etkin ve kendi özgünlügünde hayati degerliligiyle yerlesik lik ve islrlik kazanirken, diger taraftan Edebiyat; Servet-i Funun`la baslayan devamlilikla AKIM izleyiciligine derinlik kazandirdi. Ve bundan sonraki dönemde Sinema, Resim, Müzik, Mimari, Heykeltraslik, Yüksek egitim gibi yeniliklerle tanisan Türk toplumu, …hemen hemen her sanat ve yasam alaninda ölüm sevgi kahramanlik özlem tutku sadakat gibi konular cesitlisi daha ziyade devlet bürokrasisinin sair yazarcilik ettigi ve gelisen siyasi olaylara göre Edebiyat`a yol ve yön veren, icinde Muhalif Muhafazakarlari da ayni cenderede karistirip yoguran `Bati`ya Bakarak` ülkeyi mamur etmenin; `Gizli Tanzimatciligina ` evrildi. Milli Edebiyat sonrasi Yedi Mesaleciler`le devam eden Ülke imar ve insaasi, cok gecmeden sekilselligi basmakalipliligi hayalperestligi ucariligi üstünkörülügü süslemeciligi sembolcülügü üretimsizligi sartlanmisligi iceriksizligi önemseyip öne cikaran alttan alta yozlasmaya kapilarak, kazandigini geri kaybeden kaliplasmalarin milat evresine girdi
    Cünkü sürekli ilimi bilimi hukuku hatirli sözü ve hayat gercekligiyle esdeger inanci ve kültürlülügü kücümseyip asagilayarak, buraya sokulup sürgün edilmis insanlik disina cikmalarin bitmez tükenmez yokluklar hiclikler ve sefillikler sorunlariyla ezilmis bezmis bikmis bogulmus bunalmis insan yiginakli kusatilmisliga irade ve kararliligi sevgi saygi fedakarlik akil vicdan özgürlük ve özgün iradelilik gibi sayisiz eksiklerle yalnizligin yabancilatiran tarafgirligini özendirip kusatilmis kaliplara esir eden Cinoglan ve Kivrak Kizcilik, bakip seyrederek hayatina kayitsiz kalanlarin bakip seyrettigi her acimasizligi, vicdansizligi, siddeti, dehseti, vahseti, kiyimi,kahiri, küfürü, ölümü ve zulümü zamanla alisip icsellestiren hastalikli –bakip seyrettigine kayitsiz kalip gide gide aynisindan benzeserek- sorunlu canavara dönüsür. Günümüz Türkiye tarifeli anlamini degerini sevgisiz saygisiz kültürsüz paylasimsiz kahirli küfürlü ve her attigi adim, güttügü niyet, edindigi tutum, belledigi kayip, bildirdigi kiyamet en az sokakta yasadigi ve sanki kendinden baska biriymis gibi adlandirdigi TRAFiK CANAVARI ögünlü ve yövmiyeli carpik yapilasma cinnet ve cinayet suretine dönüsürken, buralari besleyip büyütenler arasinda en cok –ölüm kundakli -yasadigi toplum hayatindan kopuk; sair-yazarcilik vardi.

    ……Devam Edecegim……

  • Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem
    Deli Diyorlar Bana Desinler Değişemem 18.12.2017 - 16:54

    yaşam biçimim....kıyılarında gönlümce,.. ve de özgür dolaşmağa çalıştığım umman...

  • Mustafa Akgünlü
    Mustafa Akgünlü 10.12.2017 - 18:49

    Biz şimdiki bazı şiirlere güzel diyoruz.Kendi yazdıklarımıza güzel diyoruz.Evet bunları bu kadar övüyoruz da peki ya Divan Ustalarının yazdıklarını hangi kelimelerle ifade edeceğiz.

    Bir nîm neşe say bu cihânın bahârını
    Bir sâgar-ı keşîdeyle tut lâlezârını
    Nedîm

    Bunun gibi binlerce örnek var. Bu sadece orta derecesi.

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 09.12.2017 - 18:27

    şiire dair tekrar...



    “Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

    Her gün bir yere konmak ne güzel

    Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

    Dünle beraber gitti cancağızım

    Ne kadar söz varsa düne ait

    Şimdi yeni şeyler söylemek lazım”

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 09.12.2017 - 15:49

    DAİR;

  • Öznur Pendent
    Öznur Pendent 08.12.2017 - 11:20

    ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
    eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
    ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
    sular sarardı... yüzün perde perde solmakta
    kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...
    eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
    durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
    sular mı yandı? neden tunca benziyor mermer?
    bu bir lisân-ı hafidir ki rûha dolmakta
    kızıl havâları seyret ki akşam olmakta...

    AHMET HAŞİM

  • Orhan Polat
    Orhan Polat 07.12.2017 - 19:28

    Şiir, duyguları, düşünceleri ilmek ilmek sözcüklerle,hecelerle dokumak demektir
    Şiir, ütopyalar dünyasında gezmek,bireyin kendi ütopyasını kurmaktır.

  • Ahmet Koç
    Ahmet Koç 06.12.2017 - 20:00

    Şiir, bir bent ile ciltler dolusu kitapları ifade eder. Şiir, insanın en saf duygularını bozulmadan kağıda yansıtan bir aynadır.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 05.12.2017 - 12:06

    Sayisiz yenilgiler, perisanliklar, ihmaller,lackaliklar, keyfiyetler, bozgunlar, hiyanetler, öngörüsüzlükler, düstursuzluklar, dengesizlikler ve liyakatsizlikler toplamiyla Kücük Kaynarca´ya giden amansiz kusatilmisligin önden yol gösteren baslangiciydi Karlofca. Ayni benzer akibetin Ayastefenos`la sonuclanan yikim gedikbasi Kücük Kaynarca`ysa Serv öncesi yikilip parcalanmisligin paylasim provasi Berlin Konferansi`na, Berlin`se tarih toplum toprak kültür iz ve insaniyla birlikte yikilmis parcalanmis bir ülke varligini Serv ile paylasilip bölüsüldügünü zapta geciren Mondoros`un ön müzakeresiydi.
    Hayatin birlikte bütünleyen ayrilmaz kopmazlarinda dahilinde varlik gösterdigi aitliligin ilkesel gerekliligi gercekligiyle, her imar olanin saglik dirlige yapilanip büyürken veya her ihmal edilenin yokluga yikilip devrilirken birlikte ve beraber yükselis yahut cöküsü yasadigi gibi, siyaset, ekonomi, ordu, toplum ve devlet yapilanmasinda Tanzimat`la birlikte nicel de olsa baslayan türlü cesit degisimler yaninda, Edebiyatta da ayni nicel degisimler yikim ve parcalanmisligin seyir sürecine refakatcilik etmis ve yeni doguslar sancisina yikimin seyir sürecinde ic ice yasayarak taniklik etmis.
    Buradan usul usul toparlayarak bahsini gectigim baslik maddesine dönecek olursam; hikayesini cöl sahrasi zifiri yalnizlikta gönlünden gecen siirselligin AYAK UYUMUNU deve yürüsüyle eszamanli sayan kanaatin ARUZ diye Araplarca adlandirilip Pers`lere yayarak bizde Osmanli`lasan Divan Edebiyati, tarihin fetihlerle yükselen yenilgilerle de cöküp yikilan ve sekil, süs, hüner, soyutluk, zümreye hitaben ice kapanikliligini Tanzimat`in ilaniyla iceriksel olarak sonlandirirken, bicimsel olarak ( Aruz ) yikilanin yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti ilanina kadar israrci olanlariyla öörnekler vermeye devam etti.
    Yönetimde Tanzimat`in ilaniyla yeni güc ortagi olarak Türk siyasi tarihine girip katilan aydinlar; ulema, saltanat, asgeri erkan ve devlet adamlarinin yaninda1860`ta ilk defa özel ( resmi olmayan ) iradeyle kendilerini Jön Türkler diye isimlendiren ve bati etkisi üstünde agir basanlarca Tercuman-I Ahval olarak gazete halinde yayin hayatina girdi. Uzun ugraslar sonunda ülke kurtulusunu oradan gözlemledikleriyle saglayacaklarina inananlarin kaynagindan dayanak ve destek sagladiklari bati izlem ve gözlemmcileri, Namik Kemal, Sinasi, Ahmmed Mithat, Akif Pasa, Ziya Pasa…..gibi isimlerle `sanat toplum icindir` anlayisinda siir , roman ve makaleler yazarken…
    Akif Pasa :
    “ Kiyilmaz iken öpmege tenin / Simdi ne haldedir nazik bedenin/Andikca gülsende gonce dehenin /Yansin ahi mile kül olsun güller “…….Akif Pasa
    Sinasi :
    “ Bir itik-namedir insana senin kanunun/ Bildirir sultana haddini senin kanunun/ sen gibi akil olan kan dökerek gün mü sürer / Vech-i namusuna ol kan düzgün mü sürer “
    Akif Pasa :
    “Ikbal icin ahbabi siayet yeni cikti/Bilmez idik evvel bu dirayet yeni cikti/Sirkat cogalip lafz-I sadakat modadandi /Namus Tamam oldu hamiyyet yeni cikti “
    Namik Kemal :
    “ Görüp ahkam-I asri münharif sidk-u selametten /Cekildik izzet ü ikbal ile bab-I hükümetten / Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten/Mürrüvet-mend olan mazlumael cekmez ianetten “
    Muallim Naci :
    “ Cikin su savmadan ahidan! Cihani görün /Nasil güzel geciyor alemin zamani görün/Bilin betalet ü gayret nedir, ne hasil eder /Bakin simendifere! Bir de karbani görün “
    Sair Esref :
    “Ey gönül ah etme, her derdin selamettir sonu / Ölmeyen bir hastanin hal-I nekahattir sonu / Gam yeme ferda icin, saat bu saat gün bu gün / olsa olsa dar-I dünyanin kiyamettir sonu “
    Recaizade Mahmut Ekrem, Nabizade Nazim, Abdülhak Hamit, Samipasazade…gibi isimler de, ` sanat sanat icindir ` sair-romanciligi yönlü eserler ve emekler yogurup yorulmus.
    Recaizade Mahmut Ekrem :
    “ Bir sebti köyde azim-I gest ü güzar idim / Ahyaya dür-geste vü emvata car idim/ Metrük bir mezarlik idi meskenim benim/ Yalnizca anda hak-nisin-I mezar idim”
    Abdülhak Hamit Tarhan :
    Bu tas cebinimde benzer ki ayn-I makberdir/Disi sükut ile zahir, derunu mahserdir/ Bu hak leyle-yi ümmidi andirir bence/ Bakilsa zulmete benzer, fakat münevverdir “
    Ali Ekrem Bolayir :
    “Dökülüp gül per-I melaikten/ Gökten pervaz-I naz eden tüyler/ Mayisin germ-I aski baslarken /Bir kanat sekli inkisab eyler”
    Gecis evresini özellikle Recaizade Mahmut Ekrem`in saglayip biraraya geldigi breyin kisiligine inip irdeleyen ve toplumsal sorunlara yakin bakan Servet-I Finun, tanzimat icinde batiya eklenerek varolan sorunlarin üstesinden gelmeyi daha cok yogunlasan, sembol ve imgeciligin agirlik kazandigi ve daha ziyade batiyi ceviren yahut birebir taklit eden yönüyle, siirde Tevfik Fikret ve Cenap Sahabettin, romandaysa Halit Ziya Usakligil, Hüseyin Cahit Yalcin, Ahmet Hikmet Müftüoglu, Mehmet Rauf, Safveti Ziya gibi isimlerleEdebi eserler vermis.
    Tevfik Fikret :
    “ Ey sanli avci, damini beyhude kurmadin/ Attin…fakat yazik ki, yazik ki vuramadin /Dursaydi bir dakikacagiz devr-I bi-sükun/ Yahud o durmasaydi, o iklil-I ser-nigin “
    Cenab Sahabettin :
    “ Sen ser-güzest-I ruhu isitmekle aglasan/ Ben ma-cera-yi kalbi hikayetle aglasam / Ben aglasam sen aglasan ahenler aglasa/Ben ser-be-ser seninke halavete aglasam “
    Siir ve romanciligin Bati gözlemciligini esas sayan ve kisiye göre sayginligi oldugunun yaklasimiyla varlik gösterip emekler yoran Fecri Ati, yasama ömrü cok uzun olmasa da uzun yillar süren Abdülhamid baskisindan kurtulmanin rahatligyila daha serbest ürün verme gayretinde ilan edilmis ikinci mesrutiyeti kendine milat secer. Ahmet Hasim, Hamdullah Suphi, Ali Canip Yöntem, Faik Ali Ozansoy, Mehmet Behcet Yazar, Fuad Köprülü, Yakup Kadri Karaosmanoglu…..gibi isimler Fecri Ati`nin öne cikan simalarindandir ve burada Türkce artik gelecek günün safak sökümü arefesinde daha belirgin ve daha kendini ifade edr durumdadir.
    Faik Ali Ozansoy :
    “Yildizli semalarda hasmet ne güel sey/ Meh-taba dalip yar ile sohbet ne güzel sey/ Dünyamiin üatünde bütün ruhlar uyurken /Yildizlarin altinda ibadet ne güzel sey/
    Hamdullah Suphi Tanriöver :
    Uzak Denizler tenhaca gözlerim daliyor/ Derin cöl aksami üstünd sessiz alcaliyor/ Uzakta Ak Denizin vecd-I lal ü tenhasi /Ufukta cöllerin esrar-I hüzn ü rüyasi “
    Mehmed Fuad Köprülü :
    “Günes ufukta solarken, onunla biz/ dolastikeski hiyaban-I aski hep sessiz/ Menekse Gölgelerin aks-I mübhemiyle dolan / Bu eski makber-I mesir-I hatiratimdan “
    Ahmet Hasim:
    “Sen ve ben/ Ve deniz/Ve bu aksam I lerzesiz, sessiz, / Topluyor bu-yi ruhunu güya/Uzak /Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak/ Bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkumuz “
    Ali Canip Yöntem :
    Hani bazan senin `hicrani unut`/ Diyen mavi, baygin bakisin vardi/Hani sis ufuklar uzkta/ Bir cennetten sana nurlar yollardi “
    Yol göstericiligini akil , bilim, gözlem ve deneyime dayali Aydinlanma Cagi takipcisi Fransiz devrimiyle birlikte yogun olarak Kita Avrupa`sindan sirayet ederek dünyaya yayilip saran Bagimsizlik, Ulusculuk, Özgürlük, Hak ve Adalet arayislari, tüm krallik ve imparatorluklari hedef alan kalkisma ve zorlamaciligiyla haritalari, toplumlari, siyaseti, anlayisi, aliskanliklari, dili,iletisimi kültürü, devleti, yapilanmayi, sanati degistirdigi gibi edebiyati da dönüstürüp degistirirken, artik sadece ARUZ kalipli bicimsellikten baska hicbir sey ifade etmeyen Divan ve ona bagli Tanzimat sair, yazar,makale, fikir veya romanciligi da adeta kendi sonunu zamanin yikici ve azgin akintilarinda sürüklenerek getirdiginin son örneklerini Yahya Kemal Beyatli ve Mehmet Akif Ersoy`un Verdi.
    Dagilan ve yikilan ülke parcalanmisligini sürekli yenilerek yitiren ayrisma, kalkisma, kopuslarla toparlayip yerine koyarak korumanin artik mümkün olmayacagini gören ayydin duyarliligi, Türkcülük adiyla ve Jön Türkler arasinda özellikle Yusuf Akcura`nin yogun etkinlik ve öncülük ettigi ulusal bilinci uyandirip yaymaya dönüsmüs. Ahmet Agaoglu, Semseddin Sami, Ahmet Vefik Pasa, Ahmet Midhat Efendi, Necip asim, Veled Celebi, Bursali Tahir Bey,,Necip Bey, Mehmet emin Yurdakul. Tunali Hilmigil, Ahmet Ferit, yazdiklari siir, makale, fikir eserleriyle onun etrafinda ve onun pesi sira toplanarak Türkce`duyarliligina siyasal kimlik kazandirilmis. Ziya Gökalp ise ikinci mesrutiyet idaresindeki Ittihak ve Terakki yönetim kadrosunu etkiledigi Turanciligi, birinci dünya savasinda alinan yenilgiyle birlikte dogan tepkiden fakat buna ragmen kurtulus savasiyla kazanilan basariyla da, Türkcülügü Türkiye Cumhuriyeti temelini teskil etmenin yol göstericiligi sekline fikirsel sava dönüstürmüs. Türkce ise burada kendi özüne dönüsün hem ifade hem anlam bakimindan yeniden konusma dilini yazi dili olarak yasamaya hayat buldugu saf ve berrakligina kavusmustur. Türkcülüge yogunlasmaksa ugradigi ayrilis ve kopuslar silsilesinde dünyada olup bitene karsi kendince tavir koyustur.
    Mehmed Emin Yurdakul :
    “Bu topraklar ecdadimin ocagi/ Evim , köyüm hep bu yerin bucagi/Iste vatan! Iste tanri kucagi/ Ata yurdum evlad bulmaz giderim..”
    Ziya Gökalp :
    “Zahid duyar celalini /Veli Sezer cemalini/Ben isterim visalini/Geldim sana dildar tanrim “

    …………Devam Edecegim……….

  • Mehmet Demirdelen
    Mehmet Demirdelen 02.12.2017 - 23:38

    Bazen bir hayal olur satırlarda o içten gelen duygu yüklü kelimelerin ortaya çıkışı ve aşkı çağrıştırıyor yine kalbin derinliklerindeki saf ve temiz Sevinç’leri yaşatıyor umutla beraber.

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı 29.11.2017 - 22:11

    https://www.antoloji.com/siir-2-18-siiri/?m=0
    ..
    şiir açığa çıkmış bir şair duasıdır..demiş şair..
    ..

    kıssadan hisse.