İki Zen Rahibi, tapınaklarına giderken, yolda şık giyimli bir kadına rastlarlar. Kadın küçük bir dereden karşıya geçmek istemekte, ancak bir türlü cesaret edememektedir.Bunu gören rahiplerden biri, kadını kucaklar ve suyun karşısına geçirir.
Sonra iki rahip tekrar yollarına devam ederler. Aradan saatler geçer, diğer rahip dayanamaz ; "O kadını kucaklayıp karşıya geçirmemeliydin, bunu yapman doğru değildi." . Bunun üzerine rahip şöyle der ; "Ben, yardım ettiğim kadını bırakalı çok oldu, sen neden hala taşıyorsun!".
Bırakmalı insan, bazen rahatsız edici bir sözü, bazen bir çift gözü.. Ve yürekteki közü.. Bırakmalı insan, gereksiz eşyayı, kendisini çok üzen bir olayı... Ve kıymet bilmeyen insanı..
Ruhunu özgürleştirmek için , bırakmamayı bırakmalı insan !
Çünkü verdiğimiz kadar alacağız bu dünyadan. Yani ektiğimiz kadar biçeceğiz...
Sonra 'hepsi benim' diyebileceğimiz, Ama sadece yürekten verdiğimiz kadar, Bir umut ışığı olduğumuz kadar, Bir gönül dolusu insanlık paylaştığımız kadar..
Gönlümün bin güzelliğiyle İnanıp sevdiğim, Güzelliğini burada ince ince aratma. Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi Birdenbire bir şeyler bırak. Bir şeyleri soğut, bir şeyleri yak, Dağıt bir şeyleri, bir şeyleri kur. Kendini hiç yokmuşsun gibi aratma.
İncir Reçeli filminde bir sahnede, adam elinde bir buket kırmızı gülle eve gelir. Yemek masası hazırdır, banyonun ışığı yanıyordur, kapısı kapalıdır. Adam, güllerin bir kısmını vazoya koyar, bir kısmının da yapraklarını koparıp yere serper. Masaya geçer ve heyecanla, yaptığı sürprizin sevdiği kadın üzerindeki etkisini görmeyi bekler...
Gözü kapıdadır, saatler geçer.. Bekler.. Bekler.. Bekler...
Kadının orada olmadığıyla yüzleşmek istemeyen adam, kalkıp bakamaz. Ve sonra, yıkılan hayalin , kırılan umudun acısını taa içinizde hissedersiniz.. Bu, o derin sızının, yitip gidenin şarkısıdır..
Geceyi, gündüze çevirenim...
Sen kimsin?
İki Zen Rahibi, tapınaklarına giderken, yolda şık giyimli bir kadına rastlarlar. Kadın küçük bir dereden karşıya geçmek istemekte, ancak bir türlü cesaret edememektedir.Bunu gören rahiplerden biri, kadını kucaklar ve suyun karşısına geçirir.
Sonra iki rahip tekrar yollarına devam ederler. Aradan saatler geçer, diğer rahip dayanamaz ; "O kadını kucaklayıp karşıya geçirmemeliydin, bunu yapman doğru değildi." . Bunun üzerine rahip şöyle der ; "Ben, yardım ettiğim kadını bırakalı çok oldu, sen neden hala taşıyorsun!".
Bırakmalı insan, bazen rahatsız edici bir sözü, bazen bir çift gözü.. Ve yürekteki közü..
Bırakmalı insan, gereksiz eşyayı, kendisini çok üzen bir olayı... Ve kıymet bilmeyen insanı..
Ruhunu özgürleştirmek için , bırakmamayı bırakmalı insan !
Gözlerden uzaktım, gönülden de uzak oldum.
Galiba unutuldum...
VefaSızım, sen nasılsın?
Ey Aşk !
Çok ekmeğini yedim, helal et...
Varlığım, varlığına armağan olsun !
Yüreğini vermeli insan,
Sıktığı ele, kucakladığı dosta, dokunduğu omuza,
Gülümsediği yüze, baktığı göze, dinlediği söze..
Çünkü verdiğimiz kadar alacağız bu dünyadan.
Yani ektiğimiz kadar biçeceğiz...
Sonra 'hepsi benim' diyebileceğimiz,
Ama sadece yürekten verdiğimiz kadar,
Bir umut ışığı olduğumuz kadar,
Bir gönül dolusu insanlık paylaştığımız kadar..
Ne eksik, ne fazla;
sadece hakettiğimiz kadar..
Nazım Hikmet
Bir vagon penceresinde asılı kaldım,
Hiçbir trene sığmayan gölgesini arıyoRuhum..
SabırSızım, sen nasılsın?
Gönlümün bin güzelliğiyle
İnanıp sevdiğim,
Güzelliğini burada ince ince aratma.
Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
Birdenbire bir şeyler bırak.
Bir şeyleri soğut, bir şeyleri yak,
Dağıt bir şeyleri, bir şeyleri kur.
Kendini hiç yokmuşsun gibi aratma.
?si=xXyp8dsYxzYRlhOa
İncir Reçeli filminde bir sahnede, adam elinde bir buket kırmızı gülle eve gelir. Yemek masası hazırdır, banyonun ışığı yanıyordur, kapısı kapalıdır.
Adam, güllerin bir kısmını vazoya koyar, bir kısmının da yapraklarını koparıp yere serper.
Masaya geçer ve heyecanla, yaptığı sürprizin sevdiği kadın üzerindeki etkisini görmeyi bekler...
Gözü kapıdadır, saatler geçer..
Bekler.. Bekler.. Bekler...
Kadının orada olmadığıyla yüzleşmek istemeyen adam, kalkıp bakamaz.
Ve sonra, yıkılan hayalin , kırılan umudun acısını taa içinizde hissedersiniz..
Bu, o derin sızının, yitip gidenin şarkısıdır..
?si=LipnjqJ70KoNajD5
Eylülzedeyim !
Döküldü yemyeşil yapraklarım..
BaharSızım, sen nasılsın?