Kültür Sanat Edebiyat Şiir

görmek sizce ne demek, görmek size neyi çağrıştırıyor?

görmek terimi Cem Nizamoglu tarafından 15.04.2003 tarihinde eklendi

  • Kar Delen
    Kar Delen 23.02.2017 - 09:20

    İnsanız elbet...
    Gömülürüz de aczimizin muhitine idrak edemeyiz...Göremeyiz büyük resmi...Yaralarımıza dokunmuş her kim varsa sevk-i ilahiylediler...Acımız engel olur bu gerçeği anlamaya...bilemeyiz..
    Alışkanlıklarımızın esaretinde farklı olanı arayıp dursaktaaa bulduğumuzda -öteki -diye yaftalamakta da üstümüze yoktur...
    Geçmek gerek bunları çarçabuk hem de..
    Zaman renkli bir sabun köpüğü değil mi ki ellerimizde :)

  • Ridsar
    Ridsar 13.11.2016 - 14:39

    Biz olur mu olmaz mı diye papatyaların neslini tüketmedik..
    Ama sevimli bir kediyi ha gördük, ha göreceğiz diye diye gözümüzü telef ettik.. hiiihh :)))

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 26.06.2016 - 11:04

    'Dünyayı nasıl görmek istiyorsan öyle görürüsün.Sana uymuyorsa biraz düzeltirsin.'
    (Bir film repliği)

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu 28.03.2015 - 13:13

    Ne kadar çok akıl, zeka, emek, genede yetmez, hep bir eksik kalır.

  • Kadir Yıldız
    Kadir Yıldız 27.02.2015 - 16:42

    bakmak ayrı görmek ayrı. her bakan görseydi bakanlar çalmazdı dedim ve gittim..

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu 02.02.2015 - 23:52

    Her zaman bir şeyler eksik kalır ve kalacaktır.

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano 26.04.2012 - 23:54

    kalp düşünceye, düşünce de göze

  • Öyle İşte
    Öyle İşte 24.04.2012 - 09:43

    Ve görememek..

  • Mukadder Yılmaz
    Mukadder Yılmaz 02.01.2009 - 19:28

    evvel görürdüm vechinde bir hal
    bir nur-ı muşa'şaa bir nur-ı cevval
    insan değildi san ruh-ı seyyal
    herbir nazarda bir türlü ikbal
    her söyleyişte bir tatlı minval
    bulmuşdu alem zatımda icmal
    bilmem ne oldu. bilmem ki ahval

    eylerse şeytan bir ferdi idlal
    şekden şekke etmez mi isal

    her bir nazarda sevda görürdüm
    her yerde Hakkı peyda görürdüm
    nakş-ı cihanı ziba görürdüm
    meczub değil ben tuba görürdüm
    maşuk yüzünde mevla görürdüm
    ah pek tatlı rüya görürdüm
    bilmem ne oldu bilmem ki ahval.


    münzevi:
    almaz bu hali, idrak-i insan
    hem abd-i ahkar hem uzv-ı sultan
    vahdette kesret, müşkil tezat bu

    şeyh:
    kesretde vahdet, hak böyle ya Hu!

    aşkıyla fıtrat yeksan mıı bilmem
    farkıyla hayret bir an mı bilmem
    bugün devvar bî-can mı bilmem
    behmûd mu, taş mı, hayvan mı bilmem
    hassas mı, his mi, vicdan mı bilmem
    mahluk mu, yoksa sübhan mı bilmem
    bilmem kimim ben, ey müzlim-i esrar

    ...
    muvafakat ediyorum

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 12.11.2008 - 11:45

    Görülebilecek maddeleri vücut gözü sağlam olanlar görür, ancak görme özürlüler hariç.
    Önemli olan vücut gözünün görmesi değil, aynı zaman da kalb gözününde görmsidir.

  • Taylan Gökhan Gök
    Taylan Gökhan Gök 18.10.2008 - 13:21

    evet,bakmanın bir adım önünde olmak..herkes bakar ama herkes göremez.

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 24.07.2008 - 23:16

    'görmeyi öğreniyorum. bilmiyorum neden, her şey içimde daha derinlere işliyor, her zamankinden daha derinlere. bir iç dünyam varmış da bilmezmişim. her şey şimdi oraya gidiyor. orda neler olup bittiğini bilmiyorum.'

  • Dulcinea
    Dulcinea 24.07.2008 - 12:02

    Sonunda görebilmek..iyiyi farkedebilmek için önce kötüyü görmenin faydası oluyormuş..öyle derler :)

  • Öznur Barutçu
    Öznur Barutçu 11.07.2008 - 22:57

    Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte ışığı hemde gelecek treni görür.
    -J.HARRİS-

  • Deniz
    Deniz 02.06.2008 - 12:19

    Anlatamam Görmen Lazım

    Ayrılık ölüm değil
    Hükmünü sürer hayat
    Yaşamak yaşamaktır
    Ama zor çok zor
    Nefes almak


    Bilmeyen anlayamaz
    Sokağın sessizini
    Gecenin sensizini
    Dön diye cana sarmak

    Anlatamam görmen lazım
    Bana geri dönmen lazım
    Yeniden gülmem için
    Beni baştan sevmen lazım


    Bir gece daha bitti
    Yediyi vurdu saat
    Güneşin yüzü güleç
    Hep vaat ömür hep vaat


    Anlatamam görmen lazım
    Bana geri dönmen lazım
    Birdaha sevmem için
    Beni baştan sevmen lazım


    Uğur Murathan

  • Birgül Meral
    Birgül Meral 17.11.2007 - 21:23

    iki kalp arasında ki en kısa yolda
    bir birimize sarılıp yürüyorduk
    sen kalbimin en sol tarafında
    merdivenleri tırmanıyordun
    kim bilecekti ki aşklar nankör
    bir daha kimseyi sevmeyeceksin

    kendini gel de benim gözümden 'gör'
    ...

    serdar bunu söylemek için ne çaba vermiş :) saygı göstermeli..
    ya ben!
    çevrimdışı muhterem sözüm sana :)
    şimdi:
    okuyup sırıtıyorsun tıpkı yazarken sırıttığım gibi :))

    ya! ne desem az. ne gerek söze.. zaten sen biliyorsun :)

  • Leyla Şenkal
    Leyla Şenkal 29.09.2007 - 13:13

    bu alemde görmek bile nisbidir...misal kaşınan yeri parmak gözden iyi görür...! ! !

  • Kehribar Gümüştaş
    Kehribar Gümüştaş 20.08.2007 - 14:28

    görmediğimiz zaman kıymetini anlarız :)

  • Ahmet Bayrak
    Ahmet Bayrak 22.05.2007 - 17:36

    'Dünya görüşü olduğunuz yerde sayıyorsunuz demektir; bir felsefeye, gerçekle ilgili belli açıklamalara inanırsınız. Aynı kalırsınız, değişmezsiniz. Dünya görüşü sizi biraz bilgilendirir, daha bilgili olursunuz.
    Görmek ise sizi dönüştürür. Ancak dönüştüğünüzde, yaşamın başka yüksekliklerini ve derinliklerini deneyimlediğinizde, görebilirsiniz.'..........................................................................(*)

  • Sebahattin Zorlu
    Sebahattin Zorlu 27.04.2007 - 22:24

    O yadsinamaz, inkar edilemez cünkü apacik ortada olandir. Biz uyku denilen bilecek bir vaziyette oldugumuzdan yada körlügümüzden apacik ortada olan bu hakikati farkedip yasayamiyoruz.

    'Dünyada kör olan ahirettede kördür, üstelik iyice yolunu sasirmistir.' (isra 72)

    'O, ilk ve sondur; görünen ve görünmeyendir. Hem O her seyi bilendir! ' (Hadid 3

    Hazreti Muhammed bunu 'Eshedu' ile anlatmak istemis. Eshedu'nun manasi GÖREREK sehadet ederim demektir.
    Öyleyse 'Eshedu'yu sadece sözle söylememeli, fiilini de tamamlamali.

    Imanin bu sartina 'Kelime-i Sehadet' getirmek diyorlar. Sahadetin sadece kelimesinde yani sözünde kalmamali, bizzat sehadet etmeli, yani Allah'i görmeli.

    Bu görme fiili tabiki bas gözüyle degil bilic gözüyle, basiret ile olur. Yoksa O´nu algilamak muhaldir, algilanmaz! Su basit sebeble ki, kendisi bi ZATi algilayandir.

  • Biricik Tek
    Biricik Tek 01.04.2007 - 18:39

    seni gördüm. bu gözler asla unutmaz gördüğünü.

  • Ünal
    Ünal 16.03.2007 - 16:32

    elleri arkadan kelepçeli
    celladına gülümseyen bir adam gördüm
    bir hırsızı iş başında gördüm
    sakin ve hünerliydi elleri
    görüş gününde bir genç kız
    tedirgindi kalbi
    çubuklarla yemek yiyen adamı gördüm
    yetenek değil alışkanlıktı onunkisi
    gün gördüm
    günler gördüm
    seni gördüm
    şad oldum

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 31.01.2007 - 18:55

    Bazen beklediklerimiz, hayallerimiz avuçlarımıza konar: Görmeyiz, göremeyiz...Bazen yaşam boyu arar dururuz... Orada, tam karşımızda durur...Konuşmayız,konuşamayız... İçimizde tutmak isteriz! .. İçimizde olması sevdanın, içimizi ısıtacak mı? ... Avuçlarımıza konana sahip çıkmak adına...İşte bazen, yaşamlar böyle tükeniyor, bilinmeze giden bir yolcu gibi...Geride ıslak bir mendil ve bir kaç dize...

  • Nesrin Gelincik
    Nesrin Gelincik 14.12.2006 - 11:53

    İlk gördüğüm de :))

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 27.10.2006 - 17:18

    Mümkün mü? bilmiyorum...

  • 04.09.2006 - 18:12

    görmemişin bir oğlu olmuş tutupta ç... kesmiş..

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 15.08.2006 - 20:11

    -köremeyirum köremeyirum!
    - furayim ha o kafaya iki odun
    köremeyisun çünkü ışıkları söndürdum
    e tengri yarebbi! haku sefili koçi motore si. mişa dozdi...

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 09.08.2006 - 11:14

    bakışlarından iniverirse yüreğine..süzülürse ruhuna...işte tam orada bulacaksın görmek dediğinin tam tezahürünü....

  • Nihan Aydın
    Nihan Aydın 11.05.2006 - 02:57

    çok beklemek
    kendince uğraşılar

  • Nihan Aydın
    Nihan Aydın 11.05.2006 - 02:49

    körsen
    ancak
    gördüğünü sanırsın...

  • Allahverdi
    Allahverdi 06.05.2006 - 02:26

    bakmak ve görmek,,, bunları ayır....

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 22.04.2006 - 15:12

    ister aynaya baksın kul,ister derinlerine suyun :))
    görmeyi bilemedikten sonra neylesin bak bak dur.. ;)

  • Ceha Meha
    Ceha Meha 27.12.2005 - 00:16

    'Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için önce yağmuru yaşamak gerekir.'

    f.atasözü

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 23.12.2005 - 12:16

    görebilmek için bilmek elzemdir..bilmeyen ne görür..ne işitir..Bildir bize bilmediklerimizi!

  • Yusuf Şahan
    Yusuf Şahan 20.12.2005 - 14:21

    farketmek

  • Aldous Huxley
    Aldous Huxley 19.12.2005 - 14:49

    'Görme konuşmadan önce gelmiştir.Çocuk konuşmaya başlamadanönce bakıp tanımayı öğrenir.'

    John Berger / Görme Biçimleri

  • Leyla Can
    Leyla Can 20.11.2005 - 16:42

    'baktığını algılaya bilmek....herkese nasip olmuyor..'

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 12.11.2005 - 14:31

    Her göz bakar ama her göz görmez.

    Görmek sanattır.

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 10.11.2005 - 14:35

    varyasyonu takiptir

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel 10.11.2005 - 12:04

    Herkes bilir ki; bakmak görmek demek değildir..! Bu konuda pek çok hamasi nutuklar atılmışsa da gözden kaçan bi durum var ki; görmek için önce dönüp bakmak gerek..
    Görmek için bakmanın ikinci aşaması da denebilir.. Dileyen herkes birinci aşamayı, yani bakma eylemini gerçekleştirebilir.. Diğer aşamalar olan; görmek, hissetmek, anlamak...vs kişinin ilgisine, yeteneğine ve düzeyine bağlı bir durum...!

  • Nagihan Akalın
    Nagihan Akalın 10.11.2005 - 11:23

    gözlerinle gördüklerine inanma
    sezginle bak ki
    gördüklerinin farkına varabilesin...

  • Aylin Aslım
    Aylin Aslım 18.07.2005 - 19:17

    BU
    lanıkcamda gör
    ür
    sün ken
    di
    ni: Çıplak. Geç

    siz. Kaypak. Gör
    ül
    me
    miş.

    Görmemişsindir.
    Geçmemişsindir.

    *
    Bu
    rada.
    Bur
    ada.
    Bura
    da-
    Bu
    ur-

    ORUÇ ARUOBA

  • Eda Yıldırımtürk
    Eda Yıldırımtürk 28.06.2005 - 21:25

    Arktaki suyu görmüyorsan gel de değirmen taşının dönüşünü gör...!

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 09.06.2005 - 10:26

    bazen her şey açıkça meydanda olduğu gibi görünmez insanlara...bakmasını bilmek gerek, görme yetisi gerek...

  • Oktay Öz
    Oktay Öz 29.04.2005 - 20:17

    görmek beni büsbütüm olayı gerçekleştirme hormonunu uyandırıyor.

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu 18.07.2004 - 04:46

    ne kadar zeka, akıl ve emek.

  • Oktay Karaca
    Oktay Karaca 16.07.2004 - 16:38

    Görmek yada bakmak işte bütün mesel bu...

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 15.04.2003 - 05:21

    İnsan sevdiğini görmediğinde...

    'Tanrıyı sevdiğim kadar severim seni' diyebilmek, böylesine korkunç bir bağlılığa rıza göstermek mi aşk? Peygamberler bile tanrıya bir kere yüzünü göstermesi için yalvarırken, hiç görmeden de ruhunu bir başka ruha adamak mı? Hayatın içinde, insanların sevmek için görmeye ihtiyaç duyduğuna şahit oluyoruz, kaybedişler unutuşları da getiriyor, bir bedenin aracılığı olmadan bir ruha bağlılığımızı çok sürdüremiyoruz, 'tanrımız' olmuyor sevdiğimiz, imanımızı çabuk kaybetmeye, bütün inançsızlar gibi sevgimizin sürmesi için bir kanıt görmek istemeye çok yatkınız. Kıskançlıklarla, kuşkularla, hesaplaşmalarla süren sancılı bir aşkın orta yerindeki bir sevişmeden sonra adam seviştikleri odadan çıktığında başlayan bir hava bombardımanında ev isabet alıyor ve adamın biraz önce geçtiği bölüm çöküyor. Daha iki dakika önce koynunuzda olan birinin yok olduğunu görüyorsunuz. O korkunç anda kadın yaşadığı çaresizlik karşısında, aslında pek de inanmadığı tanrıya sığınıyor. Dizlerinin üstüne çöküp yalvarıyor.
    - İnandır beni, diyor, o yaşarsa sana inanacağım. Ona bir fırsat tanı. Bırak mutluluğuna sahip olsun. Bunu yap, inanacağım sana. Ve tanrıyla bir pazarlığa oturup, en çok sevdiğini geri alabilmenin karşılığında tanrıya en çok sevdiğini vermeyi öneriyor. Eğer biraz önce o kapıdan çıkan erkek yeniden o kapıdan sağ olarak dönerse, o erkeği bir daha hiç görmeyeceğine söz veriyor tanrıya. 'İnsanlar birbirlerini görmeden de sevebilirler, değil mi' diyor, 'seni hayatlarında bir kere bile görmeden seviyorlar.' Kapı açılıyor, kadının öldüğünü sandığı erkek içeri giriyor. Graham Green, 'Zor Tercih' isimli romanında, erkeğin dönüşünü gören kadının duygularını yalın bir dille anlatıyor.
    'O anda Maurice girdi içeri. Yaşıyordu. İşte şimdi onsuz olmanın ıstırabı başlıyor diye düşündüm ve yine kapının altında ölmüş yatıyor olmasını istedim.' Kadın, sevdiği erkeğe kavuşmuş ve onu kaybetmişti. Ve, onun yaşadığını gördüğü anda, biraz önceki pazarlığın ağırlığını farkedip, 'keşke ölseydi' diyordu. Bundan sonra, bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecekti. Romandan yapılan filmde, 'tanrıyı görmeden seven insanların' birbirlerini de görmeden sevip sevemeyeceklerini iki sevgili unutulması zor cümlelerle tartışıyordu.
    - İnsan sevdiğini görmediğinde aşk biter mi?
    - Düşünsene tanrıyı bir kez bile görmedik ama onu seviyoruz.
    - Ama benimki o tür bir sevgi değil Sarah.
    - Belki de başka bir tür sevgi yok Maurice.
    Aşk, bir insanı tanrıyı sever gibi sevmek mi, onu görmeden ama onu hissederek onun varlığına bağlı kalmak mı? Bir dokunuşa, bir bakışa, bir sese, bir işarete muhtaç olmadan, onu besleyecek bir bedene, bir vaade, bir ümide ihtiyaç duymadan, tek başına da sürebilecek kadar güçlü bir sevgi mi aşk?
    'Sevmeye devam edebilmek için onu görmeliyim' demeyecek kadar büyük bir iman, büyük bir bağlanma mı? Bir ruhun bir başka ruha sarılması ve bu sarılışı bir bedene gerek duymadan da sürdürebilme mi? 'Tanrıyı sevdiğim kadar severim seni' diyebilmek, böylesine korkunç bir bağlılığa rıza göstermek mi aşk? Peygamberler bile tanrıya bir kere yüzünü göstermesi için yalvarırken, hiç görmeden de ruhunu bir başka ruha adamak mı? Hayatın içinde, insanların sevmek için görmeye ihtiyaç duyduğuna şahit oluyoruz, kaybedişler unutuşları da getiriyor, bir bedenin aracılığı olmadan bir ruha bağlılığımızı çok sürdüremiyoruz, 'tanrımız' olmuyor sevdiğimiz, imanımızı çabuk kaybetmeye, bütün inançsızlar gibi sevgimizin sürmesi için bir kanıt görmek istemeye çok yatkınız. Ama, bence, sevgiyi ve aşkı hayatımızın bu kadar önemli bir parçası kılan bu çabuk vazgeçişler değil; tanrıya 'onu yaşatırsan ben onu bir daha görmemeye bile razıyım, insanlar seni nasıl görmeden seviyorlarsa ben de onu görmeden sevebilirim' diyebilen birilerinin varlığına inanmamız.
    'Belki de sevmenin başka türü yoktur' diyen birilerinin romanların, filmlerin arasında dolaşması ve bizim o insanları hayatta da bulacağımıza dair ümidimiz, bizi aşka doğru çeken. Böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar yazıyor, böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar okuyoruz. Neredeyse bütün hayatını kendi inancıyla dövüşerek geçiren Graham Greene'in, 'tanrıyı görmeden seviyorlar, ben de onu görmeden severim' diyen bir satırı yazması bize aşkın çekiciliğini yaşatan.Bu satırı okumak, bunun gerçek olabileceğine inanmak, bu hayali benimsemek, bizim sıradan hayatımızı, bizim yaşadığımızdan daha renkli, daha çekici, daha heyecanlı kılan.
    Hiç rastlamasanız da, 'bir insanı sevmenin bir tanrıyı sevmek gibi bir şey olduğunu' yazan birinin varlığı, sizi, bunu söyleyebilecek birinin varlığına da inandırır ve o inançtır, bence, sizin hayatınıza mana katan. Aynen, 'tanrıyı görmeden sevmek' gibi, siz de bir insanın başka bir insanı hiç görmeden sevebileceğine o insana hiç rastlamadan inandığınızda, romanların size vaadettiği o kutsal topraklara girmek için, o toprakların sınırlarında içiniz ürpererek dolaşmaya başlarsınız. Birisi tarafından öyle sevilmek istersiniz. Ve, birisini öyle sevmek. Ancak o zaman, gerçek bir mümin gibi, çekilecek olan acıları değil, bir tanrısı olan bir kainatta yaşamanın mucizesini farkedersiniz. Acı dolu, isyan dolu bir mucize.
    'Keşke inanmasaydım' dedirtecek, 'keşke onu böyle sevmeseydim' dedirtecek bir mucize. Ama bütün acısına, bütün kederine, bütün yalnızlığına rağmen vazgeçilmeyecek bir mucize. O mucizeyi görenlerin ondan kolay kolay kopabileceklerini sanmam. İnsanların bütün nankörlüklerine, alaylarına, horgörmelerine, inanmamalarına karşın tek başına kendi inancıyla yaşayan, kendi inancının yüceliğinde diğer insanların zavallılığını, yetersizliğini, aşksızlığını görüp, onlar için üzülen ve kendi sevgisine sıkı sıkıya tutunan bir ahir zaman peygamberi gibi, başkalarına bomboş gözüken bir çölde, o çölün boş olmadığını hissederek yürürsünüz. Sizin bu yürüyüşünüz, bir gün bir romanda ya da bir yazıda bir satıra dönüştüğünde, sizinle alay eden nice insanın çorak ve loş hayatına sizin hayatınızdan bir ümit ve ışık sızar. Büyük bir ödülün ve büyük bir cezanın sahibisinizdir. Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek bir güçle ödüllendirilmiş...
    Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek kadar güçlü olduğunuz için de cezalandırılmışsınızdır. İnsanlar tanrıyı görmeden seviyorlar. Ama tanrıya inananların çoğu, bir insanın bir başka insanı hiç görmeden sevmeyi sürdürebileceğine inanmıyor. Ben, tanrıya inanan Graham Green'e inanıyorum, 'bir insan başka bir insanı hiç görmeden de sevmeyi' sürdürür. Benim inancımı paylaşanlar, bir gün öyle sevmeyi ve öyle sevilmeyi bekleyecekler, bu inanç, onların içine kapatıldıkları küçük hayatların sınırlarını yıkıp, onları vaadedilmiş hayallere taşıyacak. Bir gün biri onlara diyecek ki:
    - Belki de başka tür bir sevgi yok Maurice.

    Ahmet ALTAN