Kültür Sanat Edebiyat Şiir

deneme sizce ne demek, deneme size neyi çağrıştırıyor?

deneme terimi M339 tarafından 12.06.2005 tarihinde eklendi

  • Ridsar .
    Ridsar .22.01.2017 - 21:14

    yok denerim denerim.. bananee :))))))))

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı22.01.2017 - 21:09

    ... :)))

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün23.10.2009 - 00:17

    Yaşım ilerledikçe daha iyi görüyorum,
    Önemli olan öğrenmek değil;
    Anlamak(mış) .

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün23.10.2009 - 00:14

    Yaratıcı
    İçinde yaşadığı düzen ne olursa olsun
    Karşı koyandır.
    Çünkü karşı koyulmayacak bir düzen yoktur.
    Ve karşı koymaya izin vermeyen bir düzen
    İnsandan yana olana
    Karşı olan bir düzendir

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün23.10.2009 - 00:07

    Bütün yollar insana çıkar.
    Ne kadar kaçarsan kaç insanlardan
    Sonunda yine onlara gidersin.
    Çünkü başka çıkar yol yoktur.
    İnsanların dışında hiçbir çıkış yolu yoktur.

  • Bora Aslan
    Bora Aslan27.08.2008 - 23:33

    Mektubumda Ölüm Kokusu

    Senin var olduğun ülkede sessizlik istiyorum...Cellat kesilmiş öfke kusan kara kargaların lakırtısından usanışımın yıldönümündeyim...Vücudumda hançerden delik deşik edilmiş kelimelerin mahpusluğu...Yaralarım kör kuyular kadar derin...Tuz banası bir hale geldi bedenim...

    Bana yaklaş ve hükmünü neşret...Çilek mevsiminden bahset...Yapraklarımıza uğur böcekleri konmayan çilek mevsiminden...Acılarımızı el bombalarına sığdıranlara ıslah haberleri gönderelim...Suni zelzelelerle ülkemizi sarsmaya çalışan siyah gazete manşetlerine karşı biz hep beyazlara sarmalanalım...Varsın hükümsüz olsun rengimiz...Bombaların gürültüsünden kulaklarım iflasın eşiğinde...

    Gözlerimden türeyen adamların gölgeleri...Gölgeni dirilt ve tek hüküm taşıyan sen ol...Senin firakında dönüp dolaşırken ben! Meşeden bir tabut...Sığar mı ki bu küçük beden? Akli dengelerim bozuluyor...Bombalar,gözyaşalrımdan türeyen adamlar ve meşeden bozma bir tabut! Ensiz, biçimsiz şekli, toprağa uzanıyor hükmü...

    Korkmadım postalların ardına gizlenen adamlardan, korkmadım beni yakan harından... Şimdiler de korkar oldum meşeden bozma bir tabuttan...Acının kaçıncı halindeyiz? Ölüme biraz ara versek! Tankları konuşsak, seni konuşsak, hara denk düşen yüreğimi... Tanklarda nerden çıktı bilmiyorum Ülkemde var olan tanklardan, filistindeki tanklardan, yüreğimizde sürgün gibi yaşayan her daim insanlığa saldıracak olan tanklardan...Sustun'Konuş(a) mazdın ki zaten...Varlığın sus olup yüreğimde gizlenir...Ve yine sustun! Son nefesimin korkaklığında sana filistindeki taşın tankları nasıl ezip geçtiğini, ülkemdeki tankların kimleri ezip geçmeye çalıştığını anlatacağım. Bir kaç ter damlatılacak ruhuma. Sessizlik demiştim ya ne kadar da gürültülü bir mektup yazdım yine sana! Sessizliğin hükmünü ilelebet sedasızlık olan ölüm aldı...Zaman, tükenişimin yorgunluğu son cümlelerimin bitirilmişliği...Usandım tankların harekatından, usandım bombalardan, usandım savaşlardan, usandım ayrılıklardan...Bulutlara yaklaşıyorum...Son bir şehadet nidası! Nefesim tükeniyor...Toprakla birleşiyor vücudum! Bombasız, tanksız, savaşsız ve gürültüsüz bir hayat çalınıyor ömrüme...

  • Bora Aslan
    Bora Aslan20.08.2008 - 15:58

    Yüzüme mahsus hüzünlerim

    Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar. Ben vardım huzura, kapılar kapandı. Kapısında yattım, köpeklerle sabahladım, tiz bir çığlık gibi geçti içimden geceler, nemli bir rüzgar olsun okşamadı saçlarımı. Ben yürüdüm ve benle yürüdü uzaklar. Saralı değildim. Veremli değildim. Hummalı değildim. Yağmur susuzu dualarım vardı. Yüzüme mahsus hüzünlerim vardı. Bir damla gözyaşına muhabbetim ve hasretim vardı.

    Ben geldim ve şehirden el etek çekti yağmurlar. Islak kaldırımlara sürdüm ellerimi, yüzümü oluklara uzattım… Allah’ım.

    Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar. Ben vardım huzura, kapılar kapandı. Mücrimlerle anılmak yazıldı alnıma. Vebalılarla bir sürüldüm şehirlerden. Yağmur susuzu yüreğimle mecalsiz kalakaldım dağlar başında.

    Bütün kapılar kapandı. Yolların sonu, dibi karanlık ve mustarip uçurumlar. Çok zamandır bulutsuzum. Sitemim var. Susunca dağları ürperten kahrım var. Hasretinden çatlamış dudaklarım var. Ah kimsenin geçmişe bir vefa borcu yok ve yarın, pek karanlık hep eyyam-ı buhur… Alnımda yağmursuz mührü var.

    Yağmurla büyüyor dağlar. Tek ü tenha bir ağaçtan ummana el uzanıyor. Kıyılar, coştukça coşuyor şehrin çocuklarıyla. Yağmurla boğuluyor dünya, ben, toprakla boğuluyorum. Bu kirli, kaypak şehre, ucuz hesapların insanlarına yağıyor yağmur; caddeler, kirli çatılar yağmurla yıkanıyor; çocuğun, bebek arabasından düşen ayakkabısının teki logarlarda boğuluyor. Bebeğin ayakkabısına düşen yağmur için olsun nelere ihanet etmezdim. Ne kadar da çaresizim! ..

    Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar. Ben vardım huzura, kapılar kapandı. Tevbelerimden başka azığım yok. Siyaha çalan rengim ile cahiliyye Mekkesinin pazarlarında alınıp satılan bir kölesiyim yağmurdan uzak. Hava kuru ve sıcak. Öylesine sıcak ki gölgesi uzuyor güneş neye çarparsa. Yağmurlar uzuyor uzak… Kayalara yağan yağmur kadar nasipsizim. Yağmur uzak.

    Bulutların benden beklediğini yüreğime yaz Allah’ım

  • Bayram Doğan
    Bayram Doğan23.05.2007 - 17:09

    valla deneme nedir ben onu merak ediyorum

  • Ozan Konar
    Ozan Konar09.10.2006 - 23:29

    deneme insanların duygularını hayallerini bence aktardıkları edibiyat dalıdır
    bilim ile edebiyat icice oldugundan bu deneme beni kendine cekti
    bu konuda bircok yazım yok ama dusuncem var
    elbette demoıgoji yapmak istemeyenler icin biraz daha dusunulmesi gereken bi konudur
    ayrıca herkez yazamaz bence ilham alanlar yazabilirler...

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel07.10.2006 - 14:59

    az önce mailime geldi.... :))))) bilmem gerçek bilmem uydurmaaaaa.... :))))


    Olayın kahramanları, iki üniversite ögrencisi. koyu geyik muhabbetinin düğümlendiği durumlardan birinde, bu iki kafadar bir iddiaya girer.
    Delikanlılardan biri, odanın tavanında asılı olan ampulü ağzına tamamen sığdırabileceğini iddia eder. Evet yanlış okumadınız, bildiğiniz 100 mumluk ampulü... ve sigdirir da. Ancak bir sorun vardir. Ampulü agzindan geri çikaramamaktadir. arkadasi hayret eder bu nasil is diye, o da evdeki başka bir ampulü agzina sokar ve tabii ki o da çikaramaz. Bunun üzerine iki kafadar hastanenin yolunu tutmaya karar verirler. Agizlarinda ampul oldugu halde bir taksiye atlarlar. Konusma zorlugu çekerek güya taksiciye dertlerini anlatirlar. Taksici bir taraftan gülme krizi geçirirken bir taraftan da 'nasil olur abi ya, ugrassaniz çikar, bir asilin suna, saka mi yapiyonuz? ' diye söylenmektedir. Neyse aksamin bir yarisinda acile gelirler. Taksici ayrilir. Doktorlar çocuklari beklemeleri için bir odaya alir.
    Veeee, aradan 15 dakika geçmeden taksici kapida görünür; tabii agzinda bir ampulle. Amcam çocuklara inanmamis, açik olan bir marketten ampul almis ve denemistir ! !

    Şimdi anladınız mı Ampul Partisi'nin
    Türkiye'de nasıl iktidara geldigini?

    SEÇİMLERE AZ KALDI,BİR DAHA SAKIN
    DENEMEYE KALKMAYIN! ! !

    AMPUL BİR KERE DAHA GIRDI MI ARTIK ONU AMERİKA BİLE CIKARAMAZ..