Kültür Sanat Edebiyat Şiir

bir gün sizce ne demek, bir gün size neyi çağrıştırıyor?

bir gün terimi Gamze Temel tarafından 16.02.2005 tarihinde eklendi

  • Ridsar
    Ridsar 27.11.2016 - 22:03

    daha bitiyor ve sen hâla gelmedin..
    gelmeyişlerinde hüzünler kök salıyor ruhumda…

  • İsmi Lazım Değil
    İsmi Lazım Değil 05.06.2015 - 17:41

    Bir gün ben de çok iyi bir kız olacağım elbet
    Önce kendimi affedeceğim
    Sonra kendimi affettireceğim...

  • Levent Karakaş
    Levent Karakaş 19.01.2013 - 13:41

    Belki bir gün roller değişir, ben unuturum sen hatırlarsın...

  • Levent Karakaş
    Levent Karakaş 29.08.2012 - 17:47

    BİR GÜN; yanağına bir öpücük bırakıp kulaklarına seni çok sevdiğimi fısıldayıp hiç gitmemek üzere yanında kalacağım.

  • Yücel Özdemir
    Yücel Özdemir 09.01.2012 - 10:24

    herhangi bir gün...
    Kafam bu gün birikmiş sıkıntıların hışmıyla bulanık. Hüznün en acı yüzleriyle kavrulmuşum. Mutluluğa dair umutlarım durmadan boşa çıkıyor. Hani çevrendekiler gibi, sana benzeyenler gibi hayatın keyfiyetinden nasiplenmek istersin, meşru olduğu ölçüde bir zaman; kaderin ikaz tellallarını bağırır, duyarsın. Benim hayatım da böyle işte. Şimdilik huzur, batıdaki sevgilinin doğudaki aşkı kadar uzak.
    Her şeye rağmen ‘’görecek günler var daha aldırma gönül aldırma’’ diyorum ben de. Her ne kadar bir dakika sonrasının garantisi olmasa da. Doğrusu o ‘görecek günler’ geldiğinde yaşayacak bir ‘ben’ olacak mı onu da bilmiyorum. Ama yine de ‘’bütün saadetler mümkündür; kapının açılıveresi, içeriye bir umudun girivermesi’’ Olumlu olmak lazım, güzeli ummak lazım. Ben bunu yapamıyorum belki ama, bunun böyle olması gerektiğini biliyorum.
    Ne söyleyeyim. Sayfalarca dertlerimi yazsam da değişen bir şey olmuyor. Sabahları ben yine bu sıkıntılı günlerin nasıl biteceğini merak ederken diğerleri hangi tatlı muhabbetleri kuracaklarını düşünüyor. Bazen gerçekten insanlara imreniyorum. Yahu normal bir insan olmak ne kadar zor bir şeymiş! Biriyle oturup yüz yüze sohbet edebilmek … Öyle bir kürenin içindeyim ki bir gün beni boğacak diye korkuyorum. Sıkıntısız bir güne, hasretim. İnsanların her gün doya doya yaşadıkları şeyleri ben artık sadece hayal edebiliyorum. Meğer ne derin acizliklere düşmüşüm. Kendi halime kendim acıyorum. Buralara geldik işte n’apalım. Hayattan zevk alamaz oldum. Bir günümü bitirmek için bedel ödemek zorundayım. Ta ki gece yastığa başımı koyup sıkıntılarımı unutabilme umuduna düşeyim.
    Hayat zor. Herkes bedel ödemek zorunda. Kimi üç lira kimi beş lira… kimi de yata yata keyif sürmüyor mu, sürüyor. Ama yapacak bir şey yok. İsyansa çare değil. Beynimde bu dengeyi açıklayacak cevap olmasa da en sonunda yenilip pes ediyorum. Aciz olmayım bir yere kadar. Ondan sonra beyni sonsuz boşluğa salıvermekten başka bir şey gelmiyor elden. Çekmiyor muyum? Daima. Ama bunun geçiciliğini de kavramak lazım. Zira burası için yaratılmadığımız çok açık. Allah aşkına insanı sonsuz istek ve arzularından tatmin ettirebilecek ne var şu dünyada? Hangi bir nimetle doyabiliyoruz? Daha fazlasını istedikten sonra daha da fazlasını isteyen değil miyiz? Peki bu sonsuzluk arzumuzu karşılayacak gibi mi duruyor dünya? Evet, buna ne ömür yeter ne de dünya. O zaman gerçeklerin daha sonrasında ortaya çıkacağını bilmek düşer.

  • Yücel Özdemir
    Yücel Özdemir 02.12.2011 - 22:00

    10.05.2009 Pazar
    (20:04)
    07:30 gibi bir uyanış ve yatağımın içinde yorganla boğuşur gibi kıvranmadayım. Acım yok, hastalığım yok, sıkıntım var sadece. Bir de koridorda hayvan gibi bağıran son sınıfların gürültüsü… Evet, uykuya kanmışlığın sersemliğiyle ve bir on dakika daha uyuma hevesiyle bir o tarafa bir bu tarafa dönmedeyim yatağımda. Uykum yok, peki… Daha fazla diretmeden kalkıyorum yataktan. Bu gün sınavım var dershanede; 09:30’da. Ve vaktim yeterli sanırım. Onun için aheste davranıyorum. İki dakikada üstümü giyip nevresimi düzüyorum ve kahvaltı yapmak üzere yine aheste merdivenleri iniyorum dördüncü kattan. Bir huzursuzluk var içimde yine sabahtan… İnsan içine çıkacağım için. Birilerini suratını göreceeğim için ve birileriyle göz göze geleceğim için. Ona rağmen iniyorum merdivenleri.
    Yemekhaneye geliyor ve alıyorum mütevazi kahvaltımı.Salatalık, domates, peynirden oluşan…ve kıymetini bilen için çok bile olan…
    Hızlı bir kahvaltdan sonra yemekhaneden çıkıp adımlamaya başlıyorum yolları. Güneşin tepeme doğmasından duyduğum rahatsızlık ve içimdeki bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıyla… Şikayatim yok, haşa, ama öyle işte…
    Adımlarım yine hızlı. Bir yere ulaşmak için değil, birilerinden kaçmak, bir şeylerden kurtulmak ister gibi… Başım öne eğik yine ve yine göğsümde bir şeyin ağırlığını taşıyormuş gibiyim. Soluklarım seri, nefeslerim zorlu… tüm bunlara karşın sabah saatlerinin sessizliği, ortalığın tenhalığı içimi biraz olsun ferahlatıyor. Yol boyunca arada bir başımı kaldırıp insanları, betonları seyrediyorum; her şey aynı, her şey normal akışında. Ve yine tek anormal kendimi görüyorum.
    Caddeye girince gözlerimi yoluma odaklayıp kaldırım boyunca son aralığa dönüyorum. Dershane kapısından içeri girince karşımda müdür Mustafa Tufan… Günaydın hocam diyorum ve listedeki yerim üzere üçüncü salonun dokuzuncu sırasına yerleşiyorum. İki-üç saatlik bir süre sonunda sınav için keyfim yerinde.Elimden geleni yapıyorum.
    Sonra yatakhanede öğle yemeğine yetişmek için vakit kaybetmeden yola koyuluyorum. Başımı öne eğmede ve hızlı adımlarla o yöne yürümedeyim. Ve çok derin komplo teorileri kurmada… Yol boyunca istikbale dair planlar düşünüyorum. Ama ince ayrıntılı, hesaplı planlar… İçinde bulunduğum olumsuz ruh haline, üstüme çullanan çeşit çeşit sıkıntıya rağmen akılcı olmaya çalışıyorum.
    Yatakhaneye gelince hemen yatıyorum. Uyuyup sadece yorgunluğumu değil, mutsuzluğumu, çaresizliğimi de unutmak istiyorum ve dalıyorum.
    Yaklaşık bir saat sonra uyanmam oda arkadaşlarımın gelmesiyle oluyor. Daha fazla yatmıyor, kalkıp öğle namazımı kılıyorum. Sonrasında yarınki felssefe sınavı için biraz çalışıyorum. Konular çok karışık değil, uğraşınca anlaşılacak, evet başarabilirim diyorum kendi kendime.
    İkindi oluyor; ardından akşam… Bu günün de bana bir vaadi kalmıyor artık. Ne gariptir her gün böyle geçip gidiyor.Peki hangi birinin kıymetini anlıyorum; hiç…
    Akşam yemeğinden sonra çıkmış odama pencereden akşam kızıllığını seyretmedeyim. Hilmi geliyor az sonra. Boş laflarla ve saçma-sapan şarkılarla kafamı ütülemeye devam ediyor. Boş sözler canımı sıkar hep, sinirleniyorum. Ama arada söylediği bir şey çok dikkatimi çekiyor: ‘’Bu gün çok güzel bir gündü.’’ Ve üstüne düşünüyorum istemeden; bu sözü yaşayamayalı ne çok oldu. Acaba bir daha ne zaman söyleyeceğim bunu diyorum kendi kendime., acaba kaç zaman sonra? Üzülüyorum yine… Ve yine içimde çaresiz, sıkıntılı bir şeyler kabarıyor. Zorlanıyorum… Bir şeyler hep eksik içimde; umut gibi mutluluk gibi sanki… beni anlayan birine sığınmak istiyorum.
    Akşam etüdünden sonra yorgun olduğumu anlıyorum, bu günün beni yorduğunu. Hemen yatmak ve şu dünyayı uyuyarak unutmak istiyorum. Zevkim yok, bir şey yapasım gelmiyor. Bilgiasayarla uğraşmak, televizyon seyretmek ya da arkadaşlarla sohbbet etmek… hayar hayır istemiyorum Dedim ya zevkim yok, içimden bir şey yapmak gelmiyor. Eğlenmek de, gülmek de, konuşmak da hiçbiri..
    Şimdi uzanmışım yatağa ve şu satırları karalamadayım. Yorgunum. Bir daha hüzünlü bir şeyler yazmamak dileğiyle tüm dünyaya iyi geceler diliyorum. (23:00)

  • Les Temps Des Gitans
    Les Temps Des Gitans 06.06.2011 - 22:14

    tüm inandıklarınız yalanlayacak sizi
    tüm geçmişiniz çullanacak üstünüze
    ne kutsal bakire,ne şehvet dolu tanrıçalar ne nebi ne şeyh..
    hepsi yapayalnız bıracak sizi
    söyle ne yapacaksın...

  • Sanalizasyon Faresi
    Sanalizasyon Faresi 23.05.2011 - 17:58

    Bir gün gelir, dünyanın bir yerinde yıllarca senin haberin olmadan yaşamış birine bütün hayatını anlatmak istersin...

  • Yiğit Devrim
    Yiğit Devrim 10.05.2011 - 18:45

    O gün bugün değil..

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.05.2011 - 23:21

    bir gün.siyasi.sosyalist gazete.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.05.2011 - 23:20

    elbet bir gün bulusacağız- bu böyle yarım kalmayacak.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.05.2011 - 23:19

    bu aska canımı adayacağım.
    yeterki gel bana senede bir gün.

  • Öznur Barutçu
    Öznur Barutçu 26.08.2010 - 14:47

    'Bir gün' buluşuruz-çok iyi-
    :Bir gün' dü, hani nasıl-silinti-
    Gerisi döküntü günler
    Ola ki beslemekte 'bir gün'ü hepsi...

    -Edip Cansever-

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 27.08.2009 - 15:17

    Sevgili dost;
    Bir gün dünyaya barış hakim olacak,
    savaşlar bitecek kavgalar son bulacak,
    Yoksulluk yeryüzünden silinecek,
    tüm insanlar eşit olacak.

    demeyi ne çok isterdim.

  • Hüzünbaz Yüzler
    Hüzünbaz Yüzler 23.08.2009 - 00:18

    bir gün.
    yolun düşerse eğer oralara.
    eski günlerin hatırına değil.
    sadece biraz çay, biraz söyleşi...
    biraz da rakı içeceğim....

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 23.06.2009 - 15:27

    Hesap vakti gelecek... Kıssadan hisse hesap görülecek...

    Bu dünyada değilse, başka bir âlemde...

    Bazen neticedir önemli olan...

    ...

  • Alperen Kurnaz
    Alperen Kurnaz 20.05.2009 - 18:33

    Herhangi bir 24 saat...

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 12.05.2009 - 15:22

    Silahlarımızı kuşanıp yola çıktığımızda, tecavüze uğramış kadınlarımızın, öldürülmüş çocuklarımızın hayali gözlerimizin önünde olacak...

    Ve gırtlağımızdan, düşmanı korkudan titreten bir intikam çığlığı yükselecek...

    Bir gün mutlaka...

    ...

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 13.04.2009 - 12:37

    Arkadaş Filminde, arkadaşının kendisine tokat atan karısına söylediği(Bu tokatın hesabı bir gün mutlaka sorulacaktır.) Sözü...

  • Nazan Aslan
    Nazan Aslan 25.12.2008 - 16:43

    Bir gün seni bırakırım ya
    tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
    Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
    ama İstanbul'dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

    CEMAL SÜREYA

  • Birgül Meral
    Birgül Meral 16.11.2007 - 20:04

    insan ölüyorsa acıdan ölür bir gün
    kendine bir daha uğrayamadığından
    koyduğu yerde durmayışındandır hayatın
    hatanın dönüşsüz oluşundandır

    hiç bir aşk titremez sonsuza değin
    bütünlüğünü yitirişinden ölür bir mum
    ve insan kanatlarından
    ayrılır bir gün

  • Pınar Bayar
    Pınar Bayar 12.08.2007 - 21:23

    birgün... beklenen günden bir onceki gün...

  • Busra Korkmaz
    Busra Korkmaz 24.06.2007 - 20:57

    Bir gün birini ararsın belki ve o ben olabilirim...

  • Dilara Pamukçu
    Dilara Pamukçu 09.04.2007 - 19:59

    birgün herkes cenette gidicek

  • Kaan Bora
    Kaan Bora 14.01.2007 - 21:09

    Bu yakışıklı ve kazanova....Bir gün farkedilmeyi bekliyor....

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 14.01.2007 - 14:54

    Bir gün karşılaşırsak eğer...Sorma bana, neden ayrıldık diye...Seni unutmak için, neler yaptığımı sorma...Sana selam versemde...Benden, eski sevgimi bekleme...
    Bir gün...Evet bir gün,karşılaşırsak...Sadece gözlerime bak.....................

  • Onur Abdullah Gördük
    Onur Abdullah Gördük 24.10.2006 - 00:02

    Hep peşinden koşulup da erişilmesi dünyada bir mümkün olmayan o gün.

  • Akguness
    Akguness 14.09.2006 - 22:57

    birgün bende BİYOMEDİKAL MÜHENDİSİ olacagım......

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 18.08.2006 - 00:38

    elbet karşılaşacağız....mutlak birimiz uyanacak, antoloji rüyasından.....- ;)) ..Pp

    o konuda haklısın....ben de heyecanlıyım..Pp

  • Ses Sizlik
    Ses Sizlik 18.08.2006 - 00:29

    uçurduğun her uçurtmayı kendine benzeteceksin...özgür olduğunu..! ama bir yerlerde seni bırakmayan bir gücün her daim var olduğunu keşfedeceksin...

  • Şukran Özden
    Şukran Özden 18.07.2006 - 13:06

    gelecekzaman

  • Damla Y
    Damla Y 27.05.2006 - 23:03

    asker olacam...

  • İrem
    İrem 09.05.2006 - 19:25

    bir güN istersiN béNi özlersin ümidiNi saL git dostuM béN aşka doydum, başımda rüzgar ahh yüréğim ağlar göreceğim güN var daha déRdiNe ağLa..
    ...béNdéNiz...

  • Med Cezir
    Med Cezir 16.02.2006 - 20:19

    daha bitti...sancılar ve karmaşayla...

  • Didem Cavusoglu
    Didem Cavusoglu 13.01.2006 - 18:47

    bir gun istersin beni ozlersin,
    umidini sal git dostum ben aska doydum..
    basında ruzgar,yuregim aglar,
    gorecegim gun var daha derdine agla..

  • Caner Can
    Caner Can 12.01.2006 - 13:13

    Okyanusları akvaryuma sığdırdım
    Kuzey rüzgarlarını gönlüme
    Sen beni böyle bırakıp gitsen bile nafile
    Bir gün sende döneceksin bak
    Bir gün sende seveceksin

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 17.12.2005 - 11:47

    Bir günde ne kadar değiştirebilir bir hayat insanı? Kaç sevinç, hüzün, keder yaşar? Kaç kez umutlanır, umudu tükenir? Bir günde kaç başlangıç yaşatır, kaç son yaşatır hayat bir insana?
    Taş köprünün üzerinde kendine sorduğu bu soruların cevabını arıyordu. Soğuktan üşümüş elleri ceketinin cebinde, kafasını sanki omuzlarının arasına sokmuş köprünün öteki ucuna yürüyordu. Kaçıncı kez köprünün bir ucundan diğer ucuna yürüdüğü hatırlamıyordu, belki 7 belki 8 sefer yürümüş olmalıydı ki gölgesi ilkine göre daha uzundu… Bir avuç sessizlik, bir yudum boşluk ve başka hiçbir şeydi hissettikleri.
    Kin. Evet içinde kendisiyle beraber büyümüş kin vardı bir de. Nasıl oldu da unutabildi. Küçüktü ona ilk gebe kaldığında. Annesinin terkedişiyle yeşermişti ve öyle büyümüştüki onunla beraber, nefes aldığı her an, herkesten ve herşeyden nefret ettirmişti ona. Annesinden, hiç tanımadığı babasından, okuldaki sıra arkadaşından, her gün bindiği otobüsün şoföründen hatta o otobüsteki suratlardan bile… Köprüyü 9. kez turlarken gittiği yolun, içinde yaşadığı hayatın onu nerelere sürüklediğini düşünüyor, içindeki nefretin ve kinin aslında ne kadar nedensiz olduğunu düşünüyordu. Düşünmek bir yana, artık bunun nedensiz olduğuna iyiden iyiye inanıyordu.
    Neden insan bir sabah kafasını yastığından kaldırdıktan sonra hayata dair tüm düşüncelerini, hislerini tek bir olayla böylesine değiştirecek kadar anlamsız olur? Neden böylesine küçücük bir olayla hiç dökülmeyen o gözyaşları sanki yıllarca birikmişcesine bir anda akar yanaklardan, hıçkırıklara boğulur, göğsünde bir düğüm olur, nefessiz kalır, canı yanar? Hala sorular sorarken kendine, köprüyü 10. kez turluyordu. Hala üşüyor elleri cebinde, kafası ise omuzlarının arasında, ağızındaysa külü düşmek üzere bir sigara… Sigaradan çıkan duman ayazda dağılıp gözlerine burnuna giriyor, çektiği nefes ise ciğerlerine gelince sanki alev alıp köz edercesine yakıyordu ciğerlerini…
    ...
    Zeliha hanım arkasından bağırıyordu.
    - Ömer.
    Ömer durdu. Gözleri ateş çıkarcasına yanıyordu. Kin ve nefret dolu Ömer dişlerini ve yumruğunu sıkarak ve elinden gelen tüm karşı koymalarla tekrar adımını atıp yürümeye devam etti. Tekrar bağırdı arkasından Zeliha hanım “Ömer” diyerek. Ömer tekrar durdu. Bu sefer gitmeyecek gibi görünüyordu ama geri dönüp annesine bakacak gibi de değildi. Zeliha hanım ise Ömer’ e doğru gitmiyor bulunduğu yerde bekliyordu.
    - Ömer ne olur dur yavrum. Yalvarırım gitme.
    Ömer arkasına dönmeden sorduklarına cevap verip tekrar geldiği yere gitmesini bekliyordu.
    - Neden geri geldin?
    - Senin için geldim.
    - Neden?
    - Seni seviyorum.
    Bu sefer yüzünü annesine dönen Ömer, öfkesinden ve heyecanından bağırarak sormaya başlar. Sordukça onu nekadar özlediğini düşünür. Ne kadar çok özlemişti halbuki.
    - 15 yıl. Neredeydin anne? 15 yıl. Neden daha önce gelmedin? Neden bıraktın anne?
    - Çünkü…
    Bir telefon sesiyle irkilir Ömer. Gözlerinde yaşlarla kalkar yatağından. Saate şöyle bir bakar ama akrebin 7 demi yoksa 8 demi olduğunu kestiremediği için anlayamaz. Telefona elini uzatıp tuttuğu an aklına annesini gördüğü rüya gelir. Özlemişti. Kokusunu bile unutmamıştı hala. Gözlerindeki yaşı silip, derin bir soluk alıp, hala çalmakta olan telefonu kaldırır.
    - Efendim.
    - Ömer.
    - Evet.
    - Oğlum.
    Ömer’ in içinde bir yangın başlar o an. Henüz kurumakta olan gözleri hızla dolmaya başlar. Vücudu kasılır
    - Kimsiniz?
    Ağlamaklı bir sesle devam eder Zeliha hanım.
    - Oğlum, canım. Benim Zeliha oğlum, annen.
    - Kimi aradınız siz kadın sabahın bu vaktinde.
    - Ömer, sen değilmisin oğlum.
    - Annem diğer odada yatıyor yanlış numara.
    Telefon kapandığında Ömer titriyor, Zeliha hanım ise yıllardır umutla aradığı Ömer’ i bukadar umutlanmışken bulamamasıyla krize girmiş, gözlerinden akan yaşlar avuçlarına dolmuş, kızarmış gözleriyle aynada kendi suretine bakıyordu.
    ...
    Ömer bu sabah olanları düşünürken köprüyü turlamayı 12. kez bitirmek üzereydi. Zeliha hanım 9. kattaki evinde cama yaslanıp, göz yaşlarını silerken uçuşan martıların zerafetini izliyor, Ömer ise 13. turuna başlamış annesinin sesini tekrar hatırlamıya çalışıyordu.
    • Zeliha hanım camı açıp dışardaki o buz gibi havadan içine derin bir nefes çekerken camın önüne konan martıya baktı. Bir martı ağlayabilirmiydi? Martıların hiç göz yaşı varmıydı acaba? Üzülürlermiydi?
    • Zeliha hanım bu soruları aklından geçirirken Ömer 13. turunda köprünün ortasında durup, köprünün hemen kenarında kendini ağlamaklı izleyen martıya baktı.
    • Zeliha hanım martıya doğru küçük bir adım attığında sol kanadının hemen altında duran lekeyi gördü. Leke cenin pozisyonunda yatan bir bebek gibiydi. O kadar belirgin bi lekeydi ki Zeliha hanım martıdan ziyade lekeye daha yakından bakmak için, martının ürküp kaçacağını unutup yaklaştı.
    • Ömer martının sol kanadının altındaki bebeği farkedip elini uzattığı an martı uçup gökyüzünde arkadaşlarına karışırken Ömer onu gözden kayboluncaya kadar takip etti.
    • Zeliha hanım’ ın dudağının bir köşesi yanağına ulaşmış, acıyla karışık umutlu bir tebessümle gülümsedi.
    • Ömer gözden kaybolan martının ardından iki eliyle köprünün korkuluklarından sıkıca tutarak gökyüzünde martıyı son gördüğü noktaya tüm dikkatiyle bakarken, gözünden neden olduğunu anlayamadığı umutluca bir göz yaşı yanaklarından dudağına süzüldü.
    • Zeliha hanım dudaklarına akan göz yaşını silerken pencereye tırmandı.
    • Ömer korkulukların öteki tarafına geçtiğinde çocukluğunu düşünüyordu, annesine sarılıp uzun uzun kollarında uyuduğu en mutlu günümdü diyebileceği o anı.
    • Zeliha hanım Ömer daha küçücükken ona sarılıp, Ömer’ in onu ne kadar sevdiğini söylediği anı düşündü aynı anda.
    • Ömer, annesine seni seviyorum derken “beni babam gibi bırakıp gitmeyeceksin değil mi? ” dediğini hatırladı.
    • Zeliha hanım ise, onu hiçbir zaman bırakmayacağını “ eğer çok kötü bir şey olur da ayrılmak zorunda kalırsak Allah baba bizi bir şekilde bir yerde tekrar kavuşturacak” diye söylediği anda Ömer’ in gözlerinde gördüğü o mutlu bakışları hatırlıyordu.
    Zeliha hanım pencereden boşluğa adım attığı anda Ömer, kollarını özgür bir kuş gibi açmış köprüden aşağı doğru düşmekteydi… Hayatları gözlerinin önünden geçerken…
    - Ve kırmızı başlıklı kızla anneannesini avcı, kurdun midesinden çıkarıp, midesine taş doldurmuş. Kurt uyanınca yediklerinin midesine oturduğunu zannedip kuyuya su içmeye gitmiş. Kuyuya eğilip su içmek isterken de kuyudan aşağı düşüp ölmüüş :)
    - Peki anne beni de kurtlar yerse sen de beni öyle kurtarır, kurdu öldürürmüsün?
    - Hayır oğlum, merak etme ben varken hiçbir kurt senin yanına bile yaklaşamaz. Hadi uyuyalım artık, yoksa yarın hayavanat bahçesine sen uyurken giderim.
    - Tamam anneciğim uyuyacağım ama son bir masal daha anlat ne olur ne olur söz hemen uyuyacağım daha sonra.
    - Hayır bu günlük bu kadar yeter hadi uyu artık. İyi geceler.
    - Tamam. İyi geceler anneceğim.
    - Ne o beni öpmeden mi uyuyacaksın yoksa?
    - Unuttum.
    - Hadi şimdi iyi geceler…

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 15.12.2005 - 18:15

    Yarın da bitecek

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 14.06.2005 - 15:39

    ^^Her şey...
    ...............güzel olacak...^^

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 16.02.2005 - 22:59

    bir gün bir gün bir çocuk
    evede gelmiş kimse yok
    açmış bakmış dolabı
    şekerde sanmış ilacı
    yemiş yemiş bitirmiş
    akşama sancı başlamış
    kıvrım kıvrım kıvranmış
    SONUNU UNUTTUM....

  • Mustafa Timur
    Mustafa Timur 16.02.2005 - 18:11

    bir gün..
    bir gün karşılaşırsak bir tanem.
    bileklerimde çelik bilezikler
    gözlerim gözbebeklerinde asılı
    bil ki, kavuşamayacağımız andır o an..