Kültür Sanat Edebiyat Şiir

istanbul sizce ne demek, istanbul size neyi çağrıştırıyor?

istanbul terimi tarafından 29.03.2002 tarihinde eklendi

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı31.01.2017 - 18:00

    detttt..sataşmaa şövalyee.. :))

  • Kasabanın Cadısı
    Kasabanın Cadısı31.01.2017 - 17:34

    özlemişimmm.. :))

  • Tîn Ve Zeytûn
    Tîn Ve Zeytûn03.01.2017 - 23:24

    Bu gece de İstanbul..

  • Zulmü Alkışlayamam
    Zulmü Alkışlayamam09.06.2016 - 23:32

    Fatih'in fethettiği yer.

  • Zümra Yıldız
    Zümra Yıldız23.03.2016 - 21:53

    sevdiklerimle olmak... aynı havayı solumak..
    işte yine sendeyim İstanbul.
    geldiğim yer gibi gri bulutlarla karşıladın ama dert değil... içimiz bahar :)

  • Şahika Şahika
    Şahika Şahika08.12.2015 - 15:23

    'Şiirleştirip
    Bastırıyorum koynuma bıçak gibi
    Belki de söz çatlayacaktı
    Bir tren düdüğü bölmeseydi
    Sessizliğimizi ortasından
    Şimdi ben nice İstanbul’lar çıkarıyorum
    Ceplerimden masmavi
    Sen geleceksin ya
    Kelimelerimi biliyorum
    En ağır taşlar için.'

  • Kenzi Mahfi
    Kenzi Mahfi26.01.2015 - 22:31

    'Aşkı bilir misin ey feza?
    Bir an nazar et
    İstanbul’u seyret hele
    Seyret ki gör aşkı hayret et..'

  • Ayça Kara
    Ayça Kara08.06.2014 - 00:47

    İstanbul hayaldir, çöldeki seraptır,aşktır, yardir / yarendir...
    Anlatılamayan yaşanılası dır vede ÖZLEMDİR

  • Zeynep Kılıç
    Zeynep Kılıç04.06.2014 - 15:32

    Çınar ağaçları, martılar, balıkçı tekneleri, boğazda yalılar, eminönünde satıcılar, trafik, kalabalık ve herşeye rağmen bitmeyen bir aşk...

  • Ömürlü Aksoy
    Ömürlü Aksoy31.05.2014 - 12:36

    29 MAYIS İSTANBUL'UN FETHİ
    İstanbul, hem Asya ile Avrupa kıtalarını birbirlne bağlayan bir köprü durumunda hem de Karadeniz'i Marmara'ya dolayısıyla sıcak
    denizlere bağlayan önemli bir su yolu üzerinde kurulmuştur. Tarihi İpek Yolu ve Karadeniz Ticaret Yolu'na hakim konumdaydı.
    İstanbul, bu konumuyla günümüzde olduğu gibi o zamanlarda da oldukça önemli bir şehir olarak stratejik öneme sahipti.
    İstanbul, stratejik konumu, bölgenin en büyük ticaret ve kültür merkezi olması, ortodoks kilisesinin burda bulunması gibi
    nedenlerle 1453 yılına kadar farklı zamanlarda, farklı millet tarafından defalarca kuşatıldı. Yoğun kuşatmalar üzerine Bizans imparatoru
    Silivri'den başlayarak Karadeniz'e kadar uzanan surları yaptırdı. Buna karşın saldırılar devam etti.
    Osmanlı Devleti'nin hızla gelişip Anadolu ve Balkanlardaki toprakları fethetmesiyle Bizans, Osmanlı toprakları arasında kaldı.
    Bizans'ın; Avrupa Hristiyan devletlerini, Anadolu Beyliklerini ve şehzadeleri Osmanlı aleyhine kışkıtması, önemli bir ticeret merkezi
    durumunda olması ve boğazlardan geçen ticaret yollarını kontrol altına alma düşüncesi, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki topraklarını
    güven altına almak ve toprak bütünlüğünü sağlamak istemesi, Peygamber Efendimizin (SAV) ' İstanbul, mutlaka fetholunacaktır.
    Bunu gerçekleştirecek ordunun komutanı ne mutlu komutan, askeri ne mutlu askerdir.' sözü ile kutlamış olması fethin önemli nedenleri
    arasında yer alır.
    İstanbul'un fethi elbette çok zordu. Çünkü Bizans, savunmaya elverişli bir coğrafi konumda bulunuyordu. Çok sağlam surlarla çevriliydi
    ve surları yıkabilecek bir teknoloji geliştirilememişti. Karada ve suda yanabilen Rum ateşi denilen bir silahla şehir iyi savunuluyordu.
    Haliç, kuşatma sırasında zincir ve eski gemilerle kapatılıyordu. Bizans her tehlikede Avrupa'dan yardım alabiliyordu.
    II. Mehmet, İstanbul'un fethi için birçok hazırlık yaptı. İlk önce Karamanoğulları üzerine bir sefer düzenleyerek bu beyliği
    etkisiz hale getirdi. Daha sonra Karadeniz'den deniz yoluyla Bizans'a gelebilecek yardımı önlemek amacıyla daha önce Yıldırım Beyazıt'ın
    yaptırdığı Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli Hisarı'nı yaptırdı. Rumeli Hisarı'nın yapılması sırasında, hisarın yapılmasına engel olmak için
    Bizans İmparatoru'nun gönderdiği elçiye Fatih; ' Benim gücümün eriştiği yere senin imparatorunun hayal ufukları eremez' cevabını verdi.
    Bu sırada Bizans'ın durumu hiç de iç açıcı değildi. Halk, ahlakî ve ekonomik çöküntüden bıkmış, İmparator Konstatin'in zulmünden
    yılmıştı. O kadar ki, halk 'Hristiyan külahı görmektense, Müslüman sarığı görmek daha iyidir.' diyecek duruma gelmişti. Çünkü o dönemde
    Osmanlı 'Adil ve adaletli bir dünya düzeni' kurmayı başarmış, dünyanın hayranlığını kazanmıştı.
    II. Mehmet, Balkanlar üzerinden Bizans'a gelebilecek yardımı önlemek için de yedek kuvvetler oluşturdu ve Akıncıları Mora Despotları
    üzerine gönderdi. Donanmayı güçlendirdi ve 400 parçalık bir donanma hazırladı. Padişah, mühendislik dehasıyla, ‘şahi’ adı verilen İstanbul
    surlarını yıkabilecek güçte büyük toplar döktürdü. Aşırma gülleler atan havan topları ve surlara tırmanabilmek için tekerlekli kuleler yaptırdı.
    II. Mehmet, 5 Nisan 1453 günü ordusuyla birlikte Bizans surları önüne geldi, hazırlıklarını tamamladıktan sonra Bizans İmparatoru'na
    elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Ret cevabı üzerine şehir kuşatıldı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma
    altına aldı. Kuşatma, 53 gün sürdü. 53 gün boyunca surlar dövüldü. Geçit vermez surlar delik deşik oluyordu. Bütün tedbirlere rağmen
    İstanbul düşmüyordu. Padişah ise, ' Ya ben İstanbul'u alırım, ya da İstanbul beni ' diyordu. Ölümü göze alacak kadar kararlı olan bir insanın
    elinden hiçbir şey kurtulamazdı. Öyle de oldu. Sonunda Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri otuz arkadaşıyla kaleye tırmandı. Ok yağmuruna
    maruz kalmasına rağmen, azim ve kararlığından hiç bir şey kaybetmeden, bayrağı burçlara diktikten sonra şehitlik mertebesine ulaştı.
    Fatih, sancağı burçlarda görünce sevinerek atından atladı ellerini açarak; 'Aciz, fakir kulun Mehmet'e bu günleri gösterdiğin için sana
    şükürler olsun Rabbim! ' dedi.
    İstanbul fethedildiği gün takvimler 29 Mayıs 1453'ü gösteriyordu.
    Fatih, İstanbul'a girerken, yer yer Bizans halkı, öndeki 'Akşemsettin'i padişah zannetti, Akşemsettin 'hükümdar arkada'
    işaretini yapınca, Fatih'teki edep, terbiye ve inceliğe bakın ki, şöyle karşılık vermiştir:
    '- Evet, hükümdar benim, lakin o da benim Hocam'dır! '
    Fetihten sonra Sultan II. Mehmed, 'Fatih' unvanını almış; 'Fatih Sultan Mehmed' olarak anılır olmuştur.
    İstanbul'un fethi Türk ve dünya tarihi bakımından önemli sonuçlar doğurmuştur.
    Türk tarihi açısından: Osmanlı Devleti'nin Yükselme Dönemi'nin başlangıcı oldu. İstanbul, Osmanlı Devleti'ne başkent yapıldı.
    Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü sağlandı. Türklerin Avrupa'ya güvenle yerleşmeleri sağlandı. Osmanlı Devleti'nin siyasi gücü ve
    otoritesi arttı. Merkezi bir yönetim oluşturuldu. Fatih'in fermanıyla diğer dinler koruma altına alındı. İstanbul'daki Ortodokslara, Avrupalıların
    200 yıl sonra erişebilecekleri Din ve Vicdan Hürriyeti tanındı. Böylece Osmanlı'nın dini hoşgörüsü tüm dünyaya tanıtılmış oldu.
    Dünya tarihi açısından: Hıristiyan dünyasının gözbebeği olarak bin yıldır yaşayan Bizans İmparatorluğu yıkıldı.
    Şehirleri çeviren surlar ve kaleler ne kadar güçlü olursa olsun bunların top gülleleriyle yıkılabileceği anlaşıldı. Topun icadı, Avrupa'daki
    Derebeyliğin yıkılmasını sağladı ve Avrupa'da güçlü krallıkların kurulmasına zemin hazırladı. İstanbul'daki bilginlerin İtalya'ya gidip, orda
    yaptıkları çalışmalar sonucu Rönesans ve Reform hareketlerine zemin hazırlanmış oldu. İpek Yolu'nun Osmanlıların eline geçmesiyle
    Avrupalıların Uzak Doğu'ya gitmek için yeni yollar aramaya başlamalarıyla Coğrafi Keşifler başladı. İstanbul'un fethi, Orta çağın sonu,
    Yeni çağın başlangıcı olarak kabul edildi.
    Tarihin altın sayfalarında yer alan önemli olaylardan birisi hiç şüphesiz İstanbul'un fethidir. Türk ve dünya tarihini etkileyen bu
    önemli fethi, her yıl 29 Mayıs'ta aynı çoşku ve sevinçle kutluyoruz.
    Biz büyük bir ülkeyiz, büyük bir milletiz. Yüz yıllardır tüm dünyaya adaletle hükmetmiş, hiçbir etnik çatışma yaşanmadan Kürdü,
    Çerkezi, Lazı, Türkmeni, Alevi'si, Sünnisi'yle top yekün Türk Milleti olarak tarihe yön vermiş bir milletiz. Fethi kutlarken geçmişimizi
    unutmadan ileriye doğru bakmalıyız. Biz, eften püften şeylerle zamanımızı harcarken, Batı'nın Mars'ı fethetmeye hazırlandığını unutmamalıyız.
    Ömürlü AKSOY-Em. Öğretmen