Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar. sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa…
Bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim. bin kez budadılar körpe dallarımızı bin kez kırdılar. yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz bin kez korkuya boğdular zamanı bin kez ölümlediler yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri suyun ayakları olmuştur ayaklarımız ellerimiz, taşın ve toprağın elleri. yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık törenlerle dikilirdik burçlarınıza. türküler söylerdik hep aynı telden aynı sesten, aynı yürekten dağlara biz verirdik morluğunu, henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne ne tan atışı doğumların sevincine ey bir elinde mezarcılar yaratan, bir elinde ebeler koşturan doğa bu seslenişimiz yalnızca sana yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker kan susar birgün zulüm biter. menekşelerde açılır üstümüzde leylaklarda güler. bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır bir de yarınlar için direnenler…
Şiirler doğacak kıvamda yine duygular yeniden yağacak kıvamda. ve yürek, imgelerin en ulaşılmaz doruğunda. ey herşey bitti diyenler korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. ne kırlarda direnen çiçekler ne kentlerde devleşen öfkeler henüz elveda demediler. bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Mesut örs; A/raf suresi 179 ayeti sadeleştirmiş... Gözleri var görmezler ,kulakları var duymazlar paylaşılımda bulunmuşsun .. Bu konuda haklısın ...-:)))
Uzun zaman oldu Rabia işaretini görmüyoruz en son zaman görmüştük -:)) Mursi ile birlikte Rabia işareti de ölmüş olabilir mi ?
Kaç yıl oldu hatırlayan var mı ?her Cuma'dan sonra kahrolasın İsrail diyerek kendilerini parçalayanları da görmüyoruz ..
Ama İsrail'in düzenli olarak Filistinli öldürmeye devam ettiğini de görüyoruz ..
İnanın görmediğimiz konusunda haklısını çünkü görmemiz yasak -:)) yayın yasağı getirilen davaların %95 hırsızlık ,yolsuzluk ,ihaleye fesat karıştırma ,kamu zararı olan dosyalar ..
Ama bu yasaklarla Hırsızının itibarını koruyan bir adaleti gördük -:)))
Miting yapan mafya liderini gördük . Mafya liderinden rüşvet alan milletvekili gördük .. Unutmadan Cezaevinde ziyaret edilen mafya liderini de görmüştük ..
Çocukları donmasın diye saç kurutma makinasını açık bırakıp yan odada kendisini asan anneyi de gördük ..
Bunun karşısın da üç beş yerden dolu dolu maaş alan taklacı bürokratları da gördük ..
Gördük işte sahte lise diploması ile bankanın yönetimine gireni ..
Bunun karşısında girdiği sınavda Türkiye birincisi atanamayanı ..
Yani ne yazayım ki .. Sizde hepsini biliyorsunuz zaten ..
aç kanatlarını rüzgârlı yamaçların kartalı cesaretinle dize geleyim o canım varlığın huzurunda hürmetle eğileyim rehberim ol da başladığım yere, aslıma döneyim al aklımı da, yüreğimi de, düşlerimi de; bir sana emanet edeyim ve öyle güzelleşeyim ve öyle güzelleşeyim ve öyle güzelleşeyim çünkü ben, insanın kendine kurban gittiğini iyi bilirim
hoş geldi(n) Şirâze’m(n) noktasına, virgülüne kadar söyledim her şeyi sanırım ya da farz ediyorum ki söyledim biraz masalsı bir dille, biraz mistik, biraz da gizemli bir tutumun gölgesine gizlenerek, bazen de tamamen gayriihtiyari; su alan bir gemiyle dünyayı keşfedişimin, zorunlu göçebeliğimin, adını yazdığım şehirlerimin acemice karakalem resmini çizdim, lâkin anlatabildim mi ben aşkı ve hayatı ve inandıklarımı pek emin değilim bazen dik, bazen eğik, bazen de pek tabii; talihin benden yüz çevirişine gücenerek, yüreğimdeki eksikliğin ağırlığında can çekişerek ama an olsun Şirâze’m, yosun bakışlım, ışığım; hayaline tutunmaktan vazgeçmeyerek ve O’nun adaleti üzerine en ufak bir tereddüdün içimde yeşermesine izin vermeyerek bir de baktım ne çok laf dizmişim zamanıdır, birlikte terennüm edelim
Öfkelerim kadar küçük bu gece çığlığı Düşlerim kadar büyük Duygularım kadar karmaşık nasıl anlatsam Çıksam şimdi çöl suskunu sokaklara Dallara yürüyen sular gibi çıldırsam Baharı muştulamak adına kapılar çalsam Hangi ana böler ki uykularını Özgürlüğü yeryüzüne bayrak yapsam
Hiç mi hiç sevmiyorum yorgun yağmurları Ne kırları çıldırtıyor ne dağları Yağdı mı Toroslarca yağmalı yağmur Seller coşturup barajlar taşırmalı Bir yudum su demekten aciz yürekler Ya ses verip haykırmalı ya boğulmalı
Ey ateşe sürülmüş ölümler ülkesi Ufuk çizgilerinde silikleşen anılar Kutsal soygunlar yasal vurgunlar Çöplük kumbaralarda biriken çocuklar Hiçbir dilden Hiçbir sözcük yetmiyor anlatmaya bu akşam
Kuş kanadında bir bulut mu yalnızlık Belirsiz bir hüzün çiseliyor yine Düş yorgunu kirpiklerden akşam üstüne
Kaya çatlağında köknar çılgınlığı benimki Kıraçlara kahreden tohum dargınlığı Yağmursuz gülmeyi bilmiyor ki kuraklık Beynimi yüreğime nasıl haykırsam bu akşam Bu akşam hiç yaşamamış olsam Bir badem çiçeği sürsem şimdi namluya Beynime sıksam Ölümüm bahar olsa nasıl anlaşılsam Adnan Yücel
KİNYAS KARTAL´dan SAMİMİ İTİRAFLAR.. KÖY ENSTİTÜLERİ gerçekten KOMÜNİST YUVASI mıydı?.. TOPRAK AĞALARI, KÖY ENSTİTÜLERİNİ nasıl KAPATTIRDILAR?
Yaşı 40´ın üzerinde olupda, Bıruki Aşireti Reisi ve Toprak Ağası Kinyas Kartal´ı tanımayan yoktur herhalde.. O, Doğu ve Güneydoğunun en eğitimli ve en güçlü toprak ağasıydı.. Eğitimini Rusya Harp Akademisinde tamamlamış, Rus ordusunda subay olarak görev yapmıştı.. Şeyh Sait ve Dersim isyanları sonrasında sürgün edilmişti.. Çok Partili dönemde sağ Muhafazakar partilerin vazgeçilmez milletvekiliydi.. Son yıllarında Adalet Partisi´nden en yaşlı üye olarak uzunca süre TBMM Başkanlığı bile yapmıştı.. Kinyas Kartal´a araştırmacı gazeteciler tarafından en çok sorulan sorular; ?-Köy Enstitüleri gerçekten Komünist yuvası mıydı?..? ?-Köy Enstitüleri neden kapatıldı, sizin etkiniz oldu mu?..? Kinyas Kartal bu sorulara samimiyetle şu cevabı vermiştir..
?-Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Üstelik Rus ordusunda görev yapmış biriyim.. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. Bölgede ağaları örgütledim.. Örgütlü olarak Demokrat Parti ile pazarlığa girdik, kapattık..? * SABRİ TIĞLI´nın ANILARINDA KİNYAS KARTAL Köy Enstitülü yazar Mustafa Aydoğan´ın "Köy Eğitim Sistemleri ve Köy Enstitüleri" isimli kitabındaki Sabri Tığlı´nın anılarına bir göz atalım.. Sabri Tığlı, gençlik yıllarında bir süre için UNESCO adına Hindistan´a görevlendirilmiştir.. Hindistan kırsalında gördüğü meslek okulları dikkatini çeker; Hintli yöneticilere bu sistemi nereden aldıklarını sorar.. Aldığı cevap karşısında şaşkına döner.. . Hintli yetkililer, bu okulları kendilerine UNESCO´nun önerdiğini, onların da bu sistemi Türkiye´deki Köy Enstitüleri örneğinden esinlenerek önerdiklerini anlatırlar..
Sabri Tığlı, Türkiye´ye döner dönmez Köy Enstitüleri hakkında ne bulursa okumaya başlar.. Lehte-aleyhte tüm yazılanları okur, inceler. Özellikle atılan çamurların bir tanesi dışında, hepsinin yanıtını bulmuştur. Yanıtını bulamadığı tek soru kalmıştır.. Muhafazakar sağın ?CHP Türkiye´ye komünizmi getirmek için Köy Enstitülerini kurdu, oralarda yetişecek elemanlar köylere gidecekler, köyleri hazırlayacaklar, komünizmi ilân ettiği zaman köylüden bir tepki gelmeyecek.? şeklindeki tezinin yanıtını aramaya başlar.. Bunun yanıtını alabileceği en doğru kişinin Kinyas Kartal olduğunu öğrenir.. Ağaya gider, bir çok konuda onun görüşlerini alır.. * Sabri Tığlı, toprak ağası milletvekili Kinyas Kartal´a soruyor: "Ağa, sen bilirsin. CHP, Türkiye´ye komünizmi getirmek için mi kurmuştur Köy Enstitülerini?" "-Yok canım? Onlar (yani CHP demek istiyor) komünizmi benim kadar bilmezler. Bak ben sana bunun aslını anlatayım. Benim köylülerimin işlerini ilçe merkezlerinde, il merkezlerinde benim adamlarım yapar. Benim köylülerim devlet kapısını bilmezler. Askere mektubu benim adamlarım yazar, gelen mektupları da benim adamlarım okur. Muhtarın kararlarını benim adamlarım yazar, doğum, ölüm kararlarını benim adamlarım doldurur. Ücretlerini de alırlar. Bu işler böyle sürerken, benim köylerimden ikisine Akçadağ Köy Enstitüsü çıkışlı iki öğretmen geldi. Altı ay sonra bu köyler bana biat etmekten çıktılar. Biz Doğulu ağalar oturduk, düşündük. Eğer bu Köy Enstitüler on yıl devam ederse Doğu´daki ağalık ölecek. Diyeceksin ki: "Sen köylülerin uyanmasını istemez misin?.." İsterim istemesine ama,? ben sağlığımda ağalığımın öldüğünü görmek istemiyorum. İşte bunun üzerine biz Doğulu ağalar, Demokrat Parti ile pazarlık yaptık. "-Köy Enstitülerini kapatmaya söz verirseniz, oyumuzu (yani köylülerimizin oylarını demek istiyor) size vereceğiz" dedik. Söz verdiler. Biz oyumuzu verdik.., Menderes de sözünü tuttu.. Köy Enstitüleri kapatıldı..."
Toprak ağaları birleşip seçim öncesinde Adnan Menderes’in kapısını dayanırlar ... Köy Enstitüsülerini kapatırsan oyumuzu senin .. Ağanın biri devam eder köye iki öğretmen geldi sözümüzün değeri kalmadı herkes öğretmenleri dinliyor .. Adnan Menderes’ten kapatılacağına dair söz alırlar .. Ve seçimde sandık kapatırlar .. Sonrası işte kim milyoner olmak ister yarışmasının tirajikomik durumu .. Bu yarışmacı bu sistemin ürünü .. Bir gencin yeteneklerini keşfedip o yönde geliştireceğimize budayıp budayıp sisteme nasıl monta ederiz düşüncesinin sonucu .. Örgütlenmiş cehaletin sadece bir Halkası .. Tabi Amerika’nın bu okullarda koministler yetişiyor dayatması ayrı bir konu .. Ve biz yıllarca sadece Amerika’ya kominizimle mücadele ettiğimizi göstermek için gençlerimizi ya astık ya sokak ortasında vurdurduk ..
günaydın kürsümün dini tartışmalara doyamayanları günaydın kendini her konuda ahakam kesecek kadar yetkin ve de bilge hissedenleri günaydın bizi zeki bulmadığı için konuşmayıp susma orucuna girenleri günaydın ve ama bu oruca dayanamayıp bozacak olanları
pardon erginlik belgesini kimden alabiliriz acaba ? senden mi alacağız ki yada öyle bir belge mi var? o belgeden çok varsa bi tane de ben alayım:))ihtiyacım var da...
başkanım karşı cenah çay dağıtıyormuş seçmene oooo o da bişey mi ben balık yiyip kılçık atıyorum çay atmak ta neymiş efenim bir dahaki seçime de kürek dağıtacağım kar küremek için yanında süpürge bedava niye evlerinin apartmanlarının önü cıncık gibi olsun
yahu ne olmuş ben öğlen yemeği yiyemez miyi yersiniz başkanım yahu ben mercimek çorbası yemek zorunda mıyım ekmek arası balık yiyemez miyim yersiniz başkanım yahu ekmek arası balık yiyeceksek şurdaki lokantada yiyemez miyim yersiniz başkanım yahu dur hanımı da alamaz mıyım yanıma alırsınız başkanım yahu dur bizim büyük elçiyle hanımını da alamaz mıyım alabilirsiniz başkanım yahu bunu bir ay evvelden planlayamaz mıyım planlarsınız başkanım yahu sen kim oluyorsun niye sana danışıyorum şey efendim ben seçmen şey öyle mi tamam canım hallederiz sen metroya binebilirsen bin bak arkadan ittirecek birilerini de yollayayım mı hatta dur ben sana bir de kürek verim olmadı bi de üapartmanını önünü süpür daha olmadı caddeni de süpür çöpünü yakmayı da unutma ha bu arada çevre borcunu aksatmazsan gierçekten müsterih olur yaprak gibi titrer balık gibi ölü taklidi yapıp bi de seni güldürürüm
istanbullu niye mutlu değil yav ne de nankörler bak metro duraklarında her sabah uzun bekleyişler esnasında akraba çıktıkları hemşehrileriyle kol kola omuz omuza halay çekerek işe gitmeler karlı havada cenaze alayı ya da doğuracak kadınlar bilenem kaydırak kayarak bu zevkten mahrum kalmayarak haliçten yosun kokusu alıp çöp koklayarak organik yaşamın nirvanasına ulaşmaktalar amma gel gör ki onlar nankörler efenim halbuki başta yaprak gibi tireyip balık gibi göz süzüyorlardı bak kızım bana öyle ölü balık gibi bakma bak kar da yağıyor yerim seni yerim
benim aşkımı bayan niklerine yavşamak olarak gören aşktan anlamayan zat girme aslıyla arama rol çalmaya ilgiyi kendi üzerine almaya uğraşma seninle ilgileniyorum bak ama aşıkım deyulsun siyaseten ilgi anlarsın
Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek
Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Aşk demişti yaşamın bütün ustaları
aşk ile sevmek bir güzelliği
ve dövüşebilmek o güzellik uğruna.
işte yüzünde badem çiçekleri
saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.
sen misin seni sevdiğim o kavga,
sen o kavganın güzelliği misin yoksa…
Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Geçtiğimiz o ilk nehirlerden beri
suyun ayakları olmuştur ayaklarımız
ellerimiz, taşın ve toprağın elleri.
yağmura susamış sabahlarda çoğalırdık
törenlerle dikilirdik burçlarınıza.
türküler söylerdik hep aynı telden
aynı sesten, aynı yürekten
dağlara biz verirdik morluğunu,
henüz böyle yağmalanmamıştı gençliğimiz
Ne gün batışı ölümlerin üzüncüne
ne tan atışı doğumların sevincine
ey bir elinde mezarcılar yaratan,
bir elinde ebeler koşturan doğa
bu seslenişimiz yalnızca sana
yaşamasına yaşıyoruz ya güzelliğini
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
Şiirler doğacak kıvamda yine
duygular yeniden yağacak kıvamda.
ve yürek,
imgelerin en ulaşılmaz doruğunda.
ey herşey bitti diyenler
korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler.
ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
Adnan Yücel
Siyaha siyah, beyaza beyaz dediğim yazılarımı bile
Bu beğen beğenme seçeneklerinden sürekli beğenmeyen biri var burda.
Kimdir o nasıl görebilirim bulabilirim???
Mesut örs;
A/raf suresi 179 ayeti sadeleştirmiş...
Gözleri var görmezler ,kulakları var duymazlar paylaşılımda bulunmuşsun ..
Bu konuda haklısın ...-:)))
Uzun zaman oldu Rabia işaretini görmüyoruz en son zaman görmüştük -:))
Mursi ile birlikte Rabia işareti de ölmüş olabilir mi ?
Kaç yıl oldu hatırlayan var mı ?her Cuma'dan sonra kahrolasın İsrail diyerek kendilerini parçalayanları da görmüyoruz ..
Ama İsrail'in düzenli olarak Filistinli öldürmeye devam ettiğini de görüyoruz ..
İnanın görmediğimiz konusunda haklısını çünkü görmemiz yasak -:))
yayın yasağı getirilen davaların %95 hırsızlık ,yolsuzluk ,ihaleye fesat karıştırma ,kamu zararı olan dosyalar ..
Ama bu yasaklarla Hırsızının itibarını koruyan bir adaleti gördük -:)))
Miting yapan mafya liderini gördük .
Mafya liderinden rüşvet alan milletvekili gördük ..
Unutmadan Cezaevinde ziyaret edilen mafya liderini de görmüştük ..
Çocukları donmasın diye saç kurutma makinasını açık bırakıp yan odada kendisini asan anneyi de gördük ..
Bunun karşısın da üç beş yerden dolu dolu maaş alan taklacı bürokratları da gördük ..
Gördük işte sahte lise diploması ile bankanın yönetimine gireni ..
Bunun karşısında girdiği sınavda Türkiye birincisi atanamayanı ..
Yani ne yazayım ki ..
Sizde hepsini biliyorsunuz zaten ..
aç kanatlarını rüzgârlı yamaçların kartalı
cesaretinle dize geleyim
o canım varlığın huzurunda hürmetle eğileyim
rehberim ol da başladığım yere, aslıma döneyim
al aklımı da, yüreğimi de, düşlerimi de; bir sana emanet edeyim
ve öyle güzelleşeyim ve öyle güzelleşeyim ve öyle güzelleşeyim
çünkü ben, insanın kendine kurban gittiğini iyi bilirim
iyi ki Şirâze’m, geldin
hem de hep hoş geldin
hoş geldi(n) Şirâze’m(n)
noktasına, virgülüne kadar söyledim her şeyi sanırım ya da farz ediyorum ki söyledim
biraz masalsı bir dille, biraz mistik, biraz da gizemli bir tutumun gölgesine gizlenerek,
bazen de tamamen gayriihtiyari;
su alan bir gemiyle dünyayı keşfedişimin, zorunlu göçebeliğimin, adını yazdığım şehirlerimin
acemice karakalem resmini çizdim,
lâkin anlatabildim mi ben aşkı ve hayatı ve inandıklarımı pek emin değilim
bazen dik, bazen eğik, bazen de pek tabii;
talihin benden yüz çevirişine gücenerek, yüreğimdeki eksikliğin ağırlığında can çekişerek
ama an olsun Şirâze’m, yosun bakışlım, ışığım; hayaline tutunmaktan vazgeçmeyerek
ve O’nun adaleti üzerine en ufak bir tereddüdün içimde yeşermesine izin vermeyerek
bir de baktım ne çok laf dizmişim
zamanıdır, birlikte terennüm edelim
Sultan gitti
Oyun bitti
Sen de gitme triyandafilis
Öfkelerim kadar küçük bu gece çığlığı
Düşlerim kadar büyük
Duygularım kadar karmaşık nasıl anlatsam
Çıksam şimdi çöl suskunu sokaklara
Dallara yürüyen sular gibi çıldırsam
Baharı muştulamak adına kapılar çalsam
Hangi ana böler ki uykularını
Özgürlüğü yeryüzüne bayrak yapsam
Hiç mi hiç sevmiyorum yorgun yağmurları
Ne kırları çıldırtıyor ne dağları
Yağdı mı Toroslarca yağmalı yağmur
Seller coşturup barajlar taşırmalı
Bir yudum su demekten aciz yürekler
Ya ses verip haykırmalı ya boğulmalı
Ey ateşe sürülmüş ölümler ülkesi
Ufuk çizgilerinde silikleşen anılar
Kutsal soygunlar yasal vurgunlar
Çöplük kumbaralarda biriken çocuklar
Hiçbir dilden
Hiçbir sözcük yetmiyor anlatmaya bu akşam
Kuş kanadında bir bulut mu yalnızlık
Belirsiz bir hüzün çiseliyor yine
Düş yorgunu kirpiklerden akşam üstüne
Kaya çatlağında köknar çılgınlığı benimki
Kıraçlara kahreden tohum dargınlığı
Yağmursuz gülmeyi bilmiyor ki kuraklık
Beynimi yüreğime nasıl haykırsam bu akşam
Bu akşam hiç yaşamamış olsam
Bir badem çiçeği sürsem şimdi namluya
Beynime sıksam
Ölümüm bahar olsa nasıl anlaşılsam
Adnan Yücel
Yemin ediyorum sizin beyin ölümüzün gerçekleşmiş ..
İyileştirilmeniz mümkün değil ..
KİNYAS KARTAL´dan SAMİMİ İTİRAFLAR..
KÖY ENSTİTÜLERİ gerçekten KOMÜNİST YUVASI mıydı?..
TOPRAK AĞALARI, KÖY ENSTİTÜLERİNİ nasıl KAPATTIRDILAR?
Yaşı 40´ın üzerinde olupda, Bıruki Aşireti Reisi ve Toprak Ağası Kinyas Kartal´ı tanımayan yoktur herhalde..
O, Doğu ve Güneydoğunun en eğitimli ve en güçlü toprak ağasıydı..
Eğitimini Rusya Harp Akademisinde tamamlamış, Rus ordusunda subay olarak görev yapmıştı..
Şeyh Sait ve Dersim isyanları sonrasında sürgün edilmişti..
Çok Partili dönemde sağ Muhafazakar partilerin vazgeçilmez milletvekiliydi..
Son yıllarında Adalet Partisi´nden en yaşlı üye olarak uzunca süre TBMM Başkanlığı bile yapmıştı..
Kinyas Kartal´a araştırmacı gazeteciler tarafından en çok sorulan sorular;
?-Köy Enstitüleri gerçekten Komünist yuvası mıydı?..?
?-Köy Enstitüleri neden kapatıldı, sizin etkiniz oldu mu?..?
Kinyas Kartal bu sorulara samimiyetle şu cevabı vermiştir..
?-Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Üstelik Rus ordusunda görev yapmış biriyim.. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. Bölgede ağaları örgütledim.. Örgütlü olarak Demokrat Parti ile pazarlığa girdik, kapattık..?
*
SABRİ TIĞLI´nın ANILARINDA KİNYAS KARTAL
Köy Enstitülü yazar Mustafa Aydoğan´ın "Köy Eğitim Sistemleri ve Köy Enstitüleri" isimli kitabındaki Sabri Tığlı´nın anılarına bir göz atalım..
Sabri Tığlı, gençlik yıllarında bir süre için UNESCO adına Hindistan´a görevlendirilmiştir.. Hindistan kırsalında gördüğü meslek okulları dikkatini çeker; Hintli yöneticilere bu sistemi nereden aldıklarını sorar.. Aldığı cevap karşısında şaşkına döner.. .
Hintli yetkililer, bu okulları kendilerine UNESCO´nun önerdiğini, onların da bu sistemi Türkiye´deki Köy Enstitüleri örneğinden esinlenerek önerdiklerini anlatırlar..
Sabri Tığlı, Türkiye´ye döner dönmez Köy Enstitüleri hakkında ne bulursa okumaya başlar.. Lehte-aleyhte tüm yazılanları okur, inceler. Özellikle atılan çamurların bir tanesi dışında, hepsinin yanıtını bulmuştur. Yanıtını bulamadığı tek soru kalmıştır.. Muhafazakar sağın ?CHP Türkiye´ye komünizmi getirmek için Köy Enstitülerini kurdu, oralarda yetişecek elemanlar köylere gidecekler, köyleri hazırlayacaklar, komünizmi ilân ettiği zaman köylüden bir tepki gelmeyecek.? şeklindeki tezinin yanıtını aramaya başlar.. Bunun yanıtını alabileceği en doğru kişinin Kinyas Kartal olduğunu öğrenir.. Ağaya gider, bir çok konuda onun görüşlerini alır..
*
Sabri Tığlı, toprak ağası milletvekili Kinyas Kartal´a soruyor:
"Ağa, sen bilirsin. CHP, Türkiye´ye komünizmi getirmek için mi kurmuştur Köy Enstitülerini?"
"-Yok canım? Onlar (yani CHP demek istiyor) komünizmi benim kadar bilmezler.
Bak ben sana bunun aslını anlatayım.
Benim köylülerimin işlerini ilçe merkezlerinde, il merkezlerinde benim adamlarım yapar.
Benim köylülerim devlet kapısını bilmezler.
Askere mektubu benim adamlarım yazar, gelen mektupları da benim adamlarım okur.
Muhtarın kararlarını benim adamlarım yazar, doğum, ölüm kararlarını benim adamlarım doldurur.
Ücretlerini de alırlar.
Bu işler böyle sürerken, benim köylerimden ikisine Akçadağ Köy Enstitüsü çıkışlı iki öğretmen geldi.
Altı ay sonra bu köyler bana biat etmekten çıktılar.
Biz Doğulu ağalar oturduk, düşündük.
Eğer bu Köy Enstitüler on yıl devam ederse Doğu´daki ağalık ölecek.
Diyeceksin ki: "Sen köylülerin uyanmasını istemez misin?.."
İsterim istemesine ama,? ben sağlığımda ağalığımın öldüğünü görmek istemiyorum.
İşte bunun üzerine biz Doğulu ağalar, Demokrat Parti ile pazarlık yaptık.
"-Köy Enstitülerini kapatmaya söz verirseniz, oyumuzu (yani köylülerimizin oylarını demek istiyor) size vereceğiz" dedik.
Söz verdiler.
Biz oyumuzu verdik.., Menderes de sözünü tuttu.. Köy Enstitüleri kapatıldı..."
Mesut örs ;son paylaştığını sakın silme ..
Ve adresini özelde ver kitabını yollayacağım ...
Burayı okuyan herkes googleye yazsın köy endüstrini kim ne Zaman kapattı 1954 demokratik parti çıkar ..
Ve bulduğum blr paylaşımı bırakayım buraya ..
Toprak ağaları birleşip seçim öncesinde Adnan Menderes’in kapısını dayanırlar ...
Köy Enstitüsülerini kapatırsan oyumuzu senin ..
Ağanın biri devam eder köye iki öğretmen geldi sözümüzün değeri kalmadı herkes öğretmenleri dinliyor ..
Adnan Menderes’ten kapatılacağına dair söz alırlar ..
Ve seçimde sandık kapatırlar ..
Sonrası işte kim milyoner olmak ister yarışmasının tirajikomik durumu ..
Bu yarışmacı bu sistemin ürünü ..
Bir gencin yeteneklerini keşfedip o yönde geliştireceğimize budayıp budayıp sisteme nasıl monta ederiz düşüncesinin sonucu ..
Örgütlenmiş cehaletin sadece bir Halkası ..
Tabi Amerika’nın bu okullarda koministler yetişiyor dayatması ayrı bir konu ..
Ve biz yıllarca sadece Amerika’ya kominizimle mücadele ettiğimizi göstermek için gençlerimizi ya astık ya sokak ortasında vurdurduk ..
on yedi kırkbeş oruç gitti susma orucu
günaydın kürsümün
dini tartışmalara doyamayanları
günaydın
kendini her konuda ahakam kesecek kadar yetkin ve de bilge hissedenleri
günaydın
bizi zeki bulmadığı için konuşmayıp susma orucuna girenleri
günaydın ve ama bu oruca dayanamayıp bozacak olanları
Sadece karıncalara merhaba demek için eğilmek..
Allah adaletlidir adaletli olanları sever
Adil olan Allah'tır içimizde en adil olan ise Allah'a en yakın olandır
DÖRT GÖZLE BEKLİYORUZ EFENDİM. İSTEDİĞİNİZ SÜNNETTEN FAZRDAN HADİSTEN UYGULAMAYA BAŞLAYABILIRSINIZ ZATEN RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ...
HAYIRLI RAMAZANLAR HERKESE ŞİMDİDEN SELAMETLE KALINIZ KURSU AHALİSİ....
GOCUNMAYIN EFENDİM BİDAHA KİNE SİZ SÖYLERSİNİZ:))
Allah ve Rasulünün sözlerinde rahmet vardır ne mutlu ki o sözü söyleyene ....HEM DE SÖZLERİN EN ÜSTÜNÜ VE PİRİDİR.
peygamberin söylediğini ümmeti de söylemeyecekse onu sölyemlerinden örnek almayacaksa kimi alacak sizi mi?
şunu konuşamazsın erginlik belgen yok yahu hazreti Muhammed sav. dediğini diyemez mi adam:)) SİZE Mİ SORSAYDI NE:))
pardon erginlik belgesini kimden alabiliriz acaba ? senden mi alacağız ki yada öyle bir belge mi var? o belgeden çok varsa bi tane de ben alayım:))ihtiyacım var da...
Çöl şulesi ;haklı olmak yetmez hakla da olmak gerek -:))
başkanım
karşı cenah çay dağıtıyormuş seçmene
oooo
o da bişey mi ben balık yiyip kılçık atıyorum
çay atmak ta neymiş
efenim bir dahaki seçime de kürek dağıtacağım kar küremek için
yanında süpürge bedava
niye evlerinin apartmanlarının önü cıncık gibi olsun
yahu ne olmuş ben öğlen yemeği yiyemez miyi
yersiniz başkanım
yahu ben mercimek çorbası yemek zorunda mıyım ekmek arası balık yiyemez miyim
yersiniz başkanım
yahu ekmek arası balık yiyeceksek şurdaki lokantada yiyemez miyim
yersiniz başkanım
yahu dur hanımı da alamaz mıyım yanıma
alırsınız başkanım
yahu dur bizim büyük elçiyle hanımını da alamaz mıyım
alabilirsiniz başkanım
yahu bunu bir ay evvelden planlayamaz mıyım
planlarsınız başkanım
yahu sen kim oluyorsun
niye sana danışıyorum
şey efendim ben seçmen
şey öyle mi
tamam canım hallederiz sen metroya binebilirsen bin
bak arkadan ittirecek birilerini de yollayayım mı
hatta dur ben sana bir de kürek verim olmadı bi de üapartmanını önünü süpür
daha olmadı caddeni de süpür
çöpünü yakmayı da unutma
ha bu arada çevre borcunu aksatmazsan gierçekten müsterih olur yaprak gibi titrer balık gibi ölü taklidi yapıp bi de seni güldürürüm
istanbullu niye mutlu değil yav
ne de nankörler bak
metro duraklarında her sabah uzun bekleyişler esnasında akraba çıktıkları hemşehrileriyle kol kola omuz omuza halay çekerek işe gitmeler
karlı havada cenaze alayı ya da doğuracak kadınlar bilenem kaydırak kayarak bu zevkten mahrum kalmayarak
haliçten yosun kokusu alıp çöp koklayarak organik yaşamın nirvanasına ulaşmaktalar
amma gel gör ki onlar
nankörler efenim
halbuki başta yaprak gibi tireyip balık gibi göz süzüyorlardı
bak kızım bana öyle ölü balık gibi bakma
bak kar da yağıyor
yerim seni yerim
benim aşkımı bayan niklerine yavşamak olarak gören aşktan anlamayan zat
girme aslıyla arama
rol çalmaya ilgiyi kendi üzerine almaya uğraşma
seninle ilgileniyorum bak
ama aşıkım deyulsun
siyaseten ilgi anlarsın