Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şiraze sizce ne demek, şiraze size neyi çağrıştırıyor?

şiraze terimi Roxalane Lane tarafından tarihinde eklendi

  • Kıymet Ocak
    Kıymet Ocak

    İnsan olayım derken varlığımın sirazesi kaydı

  • Ömer Duru
    Ömer Duru

    Tebrizi.
    Celaleddin'in şirazesiyle oynadı
    Sonuç;
    Mevlana'yı kazandırdı.
    ...
    Şirazenin ayarlanması herkese lazım

  • Rabia Acar
    Rabia Acar

    Ankara' ya kar yağmış, şiraze kaymış, deyzem ;)

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    onarılamazlar vardır Şirâze, bir de izi silinemezler
    ve çaresinin nerede gizli olduğunu bilemediğin dermansız sandığın illetler
    herkesin inandığı kendi doğruları bazen yanlışa çıkar
    bazen de yanlış görünende gizlidir doğrular
    olma keskin, olma zâlim; bazen üzerinde sapasağlam durduğun zemin çöker

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    sorma
    ne yaptığımı bugün
    sor ya da
    ne gizleyeceğim!
    seni düşündüm

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    benim bildiğim Ankara
    sarı ve kuraktı
    üstelik karasaldı
    bozkır düşmüş arka sokaklarına,
    kimseler de uğramazdı
    aç köpekler, terkedilmiş cılız kediler
    ve benim gibilerden başka,
    hiç bayramlığı olmamış bir çocuktu
    sanki o

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    ne güzel bakıyorsun öyle
    vurulup düşüyorum

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    kentsel dönüşüm
    adı altında maruz kaldığım yıkım
    dokundu içinde sen olan anılarıma
    böylece başladı nehir yalnızlığına göçüm
    ben Şirâze,
    yüzlerce şehrin mağduruyum
    konar egzoz kokulu kumrular çatılarıma
    ve takılır aklıma Meksika Körfezi’nde bıraktığım pelikanlarım

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    asi değilim
    hiç değilim marjinal, entel
    benden dava fanatiği olmaz, bir sürünün koyunu da
    aykırılıklarımı anlatır dururlar
    hayretler içinde dinlerim, meğerse ben neymişim!
    hepsini sil baştan Şirâze’m,
    bunu bilir ve söylerim
    hatırı sayılır bir aşığım ben

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    ben seni Şirâze;
    hem darmadağın, hem serkeşâne, hem de mısrâ-i berceste hükmünde sevdim
    sen istersin
    ve ben her şeyin üstüne yemin ederim

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    kuşlar göçmeden önce vedalaşmaz
    kimse de onlara bundan dolayı gönül koymaz
    dönüp geldiklerinde de Şirâze, kimse onları kovmaz

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    ben bir gezginim ve yalnızlığı sevmek Şirâze’m,
    değil benim kabahatim
    kabahat bana onu sevdirenlerin

    kızma ama, hâlâ kendimle kavgalıyım
    aramızı bul diye gece uykularımda bundandır sana kaçmalarım

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    bugün de mi olmadı, Sirâze?
    olmadı, ama bu
    hiç olmayacağı anlamına gelmez

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    yorulmuşsundur belki,
    belki de hedefin vurulmuştur bir öngörülemez tarafından
    ya da sadece vazgeçmişsindir gayenin önemsizliğini fark edip
    o an en tehlikelisi boşluğa kendini bırakmandır
    boşluk Şirâze, senin kararlarını önemsemeden bir bütün olarak seni yutar
    yine de onun bile vardır zaafları;
    açık verir, anlık insafa gelir, nedensiz genleşir
    ama bil ki bu, nadirdir

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    bazen yavaşlar hayat sollayıp geçersin,
    bazen sen yavaşlarsın da hayatın seni sollamasını izlersin
    arkasından el sallayanlara rastlamışlığın vardır üstelik
    küstahlık değildir bu, olsa olsa bir çeşit çaresizlik

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    şiirleri harp meydanı
    şairin
    kandili aşk
    benim de sensin

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    biriktirilmiş öykülerim
    gecelerini aydınlatacak bir kandilim
    hükmet diye sınırları çekilmemiş bir memleketim
    var seni bekleyen
    Şirâze’m

  • Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği
    Karizma uğruna güneşe Bakmayan Ayçiçeği

    ben en iyisi sıfıra dönüp yeni bir başlangıca girişeyim
    belki bu sefer bulurum çıkışını yerkürenin
    ya da sonunda Şirâze’m, sana varabilirim

  • Zaman Yolcusu
    Zaman Yolcusu

    Minik temmuz sıcağı şehrimi yeniden yaşamak arzusu doluverince gözlerime, yüreğimdeki pır pır eden kanatları susturamıyorum işte. Yeniden’i olmayan geçmişin, geçmişte kilitlendiği gerçeği ile ıhlamur ağacı altına uzanıp temmuz şarkıları döküyorum dilimden bu yabancı toprağa. Hüzne bulanmadan yaşanmıyor ki şiraze.

  • vahide öz
    vahide öz

    elinin tersiyle itmek ve ....

  • vahide öz
    vahide öz

    içimde hiç dinmeyen bir fısıltı olarak kalacaksın: "sana karşı hissettiklerim aşk değil."

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    ben Şiraze, her damlada yitişimi izlemedeyim.

    ben Şiraze; hep gidenlere, bir türlü gelemeyenlere laf üstüne laf dizmedeyim.

    ben Şiraze, her sabah yeni bir ene silmedeyim.

    ben Şiraze; hep bir yerde, hep bir yerde beklemedeyim.

    ben Şiraze, biledikçe sensizliği bilenmedeyim.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    nâzenin olanın hâlinden

    bîhaber

    açar zakkumlar pembe ve beyaz

    “dalmışlar tahayyüle” der

    incinir kelebekler...

    incinir kelebekler...





    el'an Şiraze, vakti dayadık vakte vazifeleri unuttuk yine. gündelik telâşların çemberinde sesimizi yükselttik hiç üstüne. bir hiç olsa olsa hiçtir işte. bu ne biçim iştir Şiraze. sevdamın taktığı çelmelerle yara berelenmiş dört yanımdan sızan kanlarda boğulmak üzereyim. boğulsam sevda mı kalır Şiraze? kalsa da kime kalır Şiraze? vurulmadan önce zamanı durdurmalı, bakmalı iyiden. vurulmadan

    önce bir güzel ağlamalı, kurutmalı yaşları dipten. Vurulmadan önce yüreği vurmalı, bitirmeli hepten.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna


    saklı mektuplar XXXI
    Mektup | 77. Sayı / Şubat 2007
    Saklı Mektuplar XXXI
    kesme nevânı

    içine salsalar da keder

    kırılsa gönül medd ü cezr ile

    hepsi geçer...

    hepsi geçer...



    el'an Şiraze, gün yüzünü dönerken geceye tırmanıyorum içimdeki Altay'a. ben hep tırmanıyorum Şiraze. tırmandıkça dikleşiyor yokuşlarım. annem düşüyor aklıma bir ara. annem Şiraze, hep uzağımda hep uzağımda. “bir gelse” diyorum, sanki bitecek yorgunluklarım. işte o an başlayacak evcilik oyunlarım.



    el'an Şiraze, herkes evine çekilirken sevilmediğimin altını çiziyorum koyu kırmızı bir kalemle. sevmek de sevilmek de bir türlü içinden çıkamadığım Şiraze. altını çizdikçe belirginleşiyor yalnızlığım. yalnızlık Yusuf'un kuyusu, içine düşen ben Şiraze. kervanlar bekliyorum, başı belli sonu olmayan. anlat bana rüyamı, anlat da çözülsün dilim. Söylenmemişleri dizeyim ardı ardına anlasın karşıma çıkanlar taşlar nerelerden sürüklenir gelir. dünyanın bir ucundan diğer ucuna Şiraze. dünyanın bir ucu diğer ucu, diğer ucu bir ucu Şiraze.



    bir lâhza durup

    lûtf ile

    mercanları saçsan

    düşse sana kem bakan...

    düşse sana kem bakan...



    el'an Şiraze, memleket büyüyor gözlerimde allı yeşilli, morlu mavili. içim titriyor, içimden katarlar geçiyor; göğümde beyaz bulutlar, rüzgâr desen of be Şiraze. e aramak, ne özlemek hepsini sil baştan. sil baştan Şiraze. sildikçe açılacaksın, hayat bir “dur” çekecek. durmadan bakılmıyor Şiraze. durmadan da üstelik gidilmiyor Şiraze. dur kalk nöbetlerimde ağrılar saplanıyor başımın sol cenahına. çömeliyorum kıyı köşeye; kıyı köşede sol cenâhım azdıkça azıyor. Uyumalıyım... uyuyup ağrılarımı uyutmalıyım. bir yol bulup onu atmalıyım ya da satmalıyım, mümkünse fırlatmalıyım.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    el'an Şiraze, herkes evine çekilirken sevilmediğimin altını çiziyorum koyu kırmızı bir kalemle. sevmek de sevilmek de bir türlü içinden çıkamadığım Şiraze. altını çizdikçe belirginleşiyor yalnızlığım. yalnızlık Yusuf'un kuyusu, içine düşen ben Şiraze. kervanlar bekliyorum, başı belli sonu olmayan. anlat bana rüyamı, anlat da çözülsün dilim. Söylenmemişleri dizeyim ardı ardına anlasın karşıma çıkanlar taşlar nerelerden sürüklenir gelir. dünyanın bir ucundan diğer ucuna Şiraze. dünyanın bir ucu diğer ucu, diğer ucu bir ucu Şiraze.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    kesme nevânı

    içine salsalar da keder

    kırılsa gönül medd ü cezr ile

    hepsi geçer...

    hepsi geçer...



    el'an Şiraze, gün yüzünü dönerken geceye tırmanıyorum içimdeki Altay'a. ben hep tırmanıyorum Şiraze. tırmandıkça dikleşiyor yokuşlarım. annem düşüyor aklıma bir ara. annem Şiraze, hep uzağımda hep uzağımda. “bir gelse” diyorum, sanki bitecek yorgunluklarım. işte o an başlayacak evcilik oyunlarım.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    a’râf’tayım belli
    dehr ile, asr’a hürmeten bana çektiğim hep sessizlik
    bil ki Şirâze, aşktan şekvâ değilim
    her yerde bir boşluk hissi
    her yerde var çözemediğim bir eksiklik
    anladım nihâyet Şirâze, anladım
    benim aradığım
    cennet’im

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    aynılık ve tekdüzelik ve yeknasaklık rutin biçimde bizi sisteme köleleştiren,
    var gücünle durdurmak istersin Şirâze seni aynı kalıba sokmaya çalışanları
    kendin olmaktan öte yoktur bir niyetin, dileğin, isteğin
    faydasız çaba, kimse seni sen olarak kabul etmeye yanaşmaz
    başlarsın sen de çıplak ellerle kuyu kazmaya birgün işe yarayacağını farzedip
    yıllar geçer, kuyular sahipsiz kalır öyle başıboş, kimsesiz, ve gereksiz
    yine de, her ne hikmetse işte
    ümidin bir ucuna yapışıp inatla devam edersin nereden güç aldığını bile bilmeden
    tırnakların kırılır, ellerin kanar, için acır çaresizlik çığlıklarını duyuramamaktan
    gün gelir gücün yetmez artık gençlik hayâllerinin ardını kovalamaya
    adımların yavaşlar, uykuların artar, direncin zayıflar
    ve arzuların tek tek sönmeye başlar ritmi azalan bir şakı gibi
    zavallılığına acımaktan başkası gelmez elinden Şirâze,
    ağla gözüm dersin için için; ağla ki temizlenesin, temizleyesin, temiz gidesin
    anla ki, beklentilerin olduğu yerde huzur filizlenmez
    her biri bir sonrakinin sessiz habercisidir.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    yeniden başlamak kandırmacasına inandık
    bu yüzden yanlış üstüne yanlış bütün yaptığımız
    yerlebir etmek istiyorum bu sürgit boş hayatı, kurulu düzene karşı bir direniş benimkisi
    her gün bildik sokaklardan geçmek yerine başka yollarda kıvrılmayı tercih etmeli meselâ,
    tüm yolların aynı meydana vardığı sözünü ilk basamak sayıp.
    ya da her sabah tanıdık bir maskeyle evden ayrılmasa insanlar, göreni ikilemde bıraksa
    gömlek değiştirir gibi takıp çıkarsa maskelerini ruh hâlinin rengine denk;
    etek, çorap, kazak gibi ara ara maskelerin de eskimiş yanlarını onarsa hatta
    ‘azalmış çekingenliği’ dese, ‘masum yüzümün’
    ‘anneliğimde derin çizikler oluşmuş’ dese ertesi gün
    ya da ‘zâlim tarafımda pek belirsiz etkisi zulmün’.
    insan,
    gel-gitler arasındaki bâriz tutarsızlıklardan sebep yorulur da vazgeçer belki oynamaktan.
    fısıldama artık Şirâze
    sesini duyurmaya yoksa cesaretin

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna

    ne desem az, ne desem çok

    ne desem boş, ne desem yersiz ve yetersiz

    Aşk’ına vurdum başımı, iflah olmam; ne kadar su verirsen ver, artık susuzluğumu gideremezsin

    ne kadar ışık tutarsan tut, artık karanlığımı ışıtamazsın

    içimde hiç dinmeyen bir fısıltı olarak kalacaksın

    Şiraze... seni kaybetmek bir daha bulamamak demekti, geç anladım


    Şimdi gölgemizi de alıp yanımıza, ‘ufuk’ dedikleri yeri hedefleyelim gel seninle

    gel seninle Şiraze...