Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şiraze sizce ne demek, şiraze size neyi çağrıştırıyor?

şiraze terimi Roxalane Lane tarafından 27.07.2005 tarihinde eklendi

  • vahide öz
    vahide öz 12.12.2017 - 19:43

    elinin tersiyle itmek ve ....

  • vahide öz
    vahide öz 12.12.2017 - 19:42

    içimde hiç dinmeyen bir fısıltı olarak kalacaksın: "sana karşı hissettiklerim aşk değil."

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 09.08.2017 - 19:22

    ben Şiraze, her damlada yitişimi izlemedeyim.

    ben Şiraze; hep gidenlere, bir türlü gelemeyenlere laf üstüne laf dizmedeyim.

    ben Şiraze, her sabah yeni bir ene silmedeyim.

    ben Şiraze; hep bir yerde, hep bir yerde beklemedeyim.

    ben Şiraze, biledikçe sensizliği bilenmedeyim.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 09.08.2017 - 19:21

    nâzenin olanın hâlinden

    bîhaber

    açar zakkumlar pembe ve beyaz

    “dalmışlar tahayyüle” der

    incinir kelebekler...

    incinir kelebekler...





    el'an Şiraze, vakti dayadık vakte vazifeleri unuttuk yine. gündelik telâşların çemberinde sesimizi yükselttik hiç üstüne. bir hiç olsa olsa hiçtir işte. bu ne biçim iştir Şiraze. sevdamın taktığı çelmelerle yara berelenmiş dört yanımdan sızan kanlarda boğulmak üzereyim. boğulsam sevda mı kalır Şiraze? kalsa da kime kalır Şiraze? vurulmadan önce zamanı durdurmalı, bakmalı iyiden. vurulmadan

    önce bir güzel ağlamalı, kurutmalı yaşları dipten. Vurulmadan önce yüreği vurmalı, bitirmeli hepten.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 09.08.2017 - 19:20


    saklı mektuplar XXXI
    Mektup | 77. Sayı / Şubat 2007
    Saklı Mektuplar XXXI
    kesme nevânı

    içine salsalar da keder

    kırılsa gönül medd ü cezr ile

    hepsi geçer...

    hepsi geçer...



    el'an Şiraze, gün yüzünü dönerken geceye tırmanıyorum içimdeki Altay'a. ben hep tırmanıyorum Şiraze. tırmandıkça dikleşiyor yokuşlarım. annem düşüyor aklıma bir ara. annem Şiraze, hep uzağımda hep uzağımda. “bir gelse” diyorum, sanki bitecek yorgunluklarım. işte o an başlayacak evcilik oyunlarım.



    el'an Şiraze, herkes evine çekilirken sevilmediğimin altını çiziyorum koyu kırmızı bir kalemle. sevmek de sevilmek de bir türlü içinden çıkamadığım Şiraze. altını çizdikçe belirginleşiyor yalnızlığım. yalnızlık Yusuf'un kuyusu, içine düşen ben Şiraze. kervanlar bekliyorum, başı belli sonu olmayan. anlat bana rüyamı, anlat da çözülsün dilim. Söylenmemişleri dizeyim ardı ardına anlasın karşıma çıkanlar taşlar nerelerden sürüklenir gelir. dünyanın bir ucundan diğer ucuna Şiraze. dünyanın bir ucu diğer ucu, diğer ucu bir ucu Şiraze.



    bir lâhza durup

    lûtf ile

    mercanları saçsan

    düşse sana kem bakan...

    düşse sana kem bakan...



    el'an Şiraze, memleket büyüyor gözlerimde allı yeşilli, morlu mavili. içim titriyor, içimden katarlar geçiyor; göğümde beyaz bulutlar, rüzgâr desen of be Şiraze. e aramak, ne özlemek hepsini sil baştan. sil baştan Şiraze. sildikçe açılacaksın, hayat bir “dur” çekecek. durmadan bakılmıyor Şiraze. durmadan da üstelik gidilmiyor Şiraze. dur kalk nöbetlerimde ağrılar saplanıyor başımın sol cenahına. çömeliyorum kıyı köşeye; kıyı köşede sol cenâhım azdıkça azıyor. Uyumalıyım... uyuyup ağrılarımı uyutmalıyım. bir yol bulup onu atmalıyım ya da satmalıyım, mümkünse fırlatmalıyım.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 09.08.2017 - 19:19

    el'an Şiraze, herkes evine çekilirken sevilmediğimin altını çiziyorum koyu kırmızı bir kalemle. sevmek de sevilmek de bir türlü içinden çıkamadığım Şiraze. altını çizdikçe belirginleşiyor yalnızlığım. yalnızlık Yusuf'un kuyusu, içine düşen ben Şiraze. kervanlar bekliyorum, başı belli sonu olmayan. anlat bana rüyamı, anlat da çözülsün dilim. Söylenmemişleri dizeyim ardı ardına anlasın karşıma çıkanlar taşlar nerelerden sürüklenir gelir. dünyanın bir ucundan diğer ucuna Şiraze. dünyanın bir ucu diğer ucu, diğer ucu bir ucu Şiraze.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 09.08.2017 - 19:19

    kesme nevânı

    içine salsalar da keder

    kırılsa gönül medd ü cezr ile

    hepsi geçer...

    hepsi geçer...



    el'an Şiraze, gün yüzünü dönerken geceye tırmanıyorum içimdeki Altay'a. ben hep tırmanıyorum Şiraze. tırmandıkça dikleşiyor yokuşlarım. annem düşüyor aklıma bir ara. annem Şiraze, hep uzağımda hep uzağımda. “bir gelse” diyorum, sanki bitecek yorgunluklarım. işte o an başlayacak evcilik oyunlarım.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 23:03

    a’râf’tayım belli
    dehr ile, asr’a hürmeten bana çektiğim hep sessizlik
    bil ki Şirâze, aşktan şekvâ değilim
    her yerde bir boşluk hissi
    her yerde var çözemediğim bir eksiklik
    anladım nihâyet Şirâze, anladım
    benim aradığım
    cennet’im

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 23:02

    aynılık ve tekdüzelik ve yeknasaklık rutin biçimde bizi sisteme köleleştiren,
    var gücünle durdurmak istersin Şirâze seni aynı kalıba sokmaya çalışanları
    kendin olmaktan öte yoktur bir niyetin, dileğin, isteğin
    faydasız çaba, kimse seni sen olarak kabul etmeye yanaşmaz
    başlarsın sen de çıplak ellerle kuyu kazmaya birgün işe yarayacağını farzedip
    yıllar geçer, kuyular sahipsiz kalır öyle başıboş, kimsesiz, ve gereksiz
    yine de, her ne hikmetse işte
    ümidin bir ucuna yapışıp inatla devam edersin nereden güç aldığını bile bilmeden
    tırnakların kırılır, ellerin kanar, için acır çaresizlik çığlıklarını duyuramamaktan
    gün gelir gücün yetmez artık gençlik hayâllerinin ardını kovalamaya
    adımların yavaşlar, uykuların artar, direncin zayıflar
    ve arzuların tek tek sönmeye başlar ritmi azalan bir şakı gibi
    zavallılığına acımaktan başkası gelmez elinden Şirâze,
    ağla gözüm dersin için için; ağla ki temizlenesin, temizleyesin, temiz gidesin
    anla ki, beklentilerin olduğu yerde huzur filizlenmez
    her biri bir sonrakinin sessiz habercisidir.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 23:01

    yeniden başlamak kandırmacasına inandık
    bu yüzden yanlış üstüne yanlış bütün yaptığımız
    yerlebir etmek istiyorum bu sürgit boş hayatı, kurulu düzene karşı bir direniş benimkisi
    her gün bildik sokaklardan geçmek yerine başka yollarda kıvrılmayı tercih etmeli meselâ,
    tüm yolların aynı meydana vardığı sözünü ilk basamak sayıp.
    ya da her sabah tanıdık bir maskeyle evden ayrılmasa insanlar, göreni ikilemde bıraksa
    gömlek değiştirir gibi takıp çıkarsa maskelerini ruh hâlinin rengine denk;
    etek, çorap, kazak gibi ara ara maskelerin de eskimiş yanlarını onarsa hatta
    ‘azalmış çekingenliği’ dese, ‘masum yüzümün’
    ‘anneliğimde derin çizikler oluşmuş’ dese ertesi gün
    ya da ‘zâlim tarafımda pek belirsiz etkisi zulmün’.
    insan,
    gel-gitler arasındaki bâriz tutarsızlıklardan sebep yorulur da vazgeçer belki oynamaktan.
    fısıldama artık Şirâze
    sesini duyurmaya yoksa cesaretin

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:58

    ne desem az, ne desem çok

    ne desem boş, ne desem yersiz ve yetersiz

    Aşk’ına vurdum başımı, iflah olmam; ne kadar su verirsen ver, artık susuzluğumu gideremezsin

    ne kadar ışık tutarsan tut, artık karanlığımı ışıtamazsın

    içimde hiç dinmeyen bir fısıltı olarak kalacaksın

    Şiraze... seni kaybetmek bir daha bulamamak demekti, geç anladım


    Şimdi gölgemizi de alıp yanımıza, ‘ufuk’ dedikleri yeri hedefleyelim gel seninle

    gel seninle Şiraze...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:57

    ben ürkek yaşadım hep, ürkek dolaştım yollarda, ürkek baktım dağlara, ürkek konuştum insanlarla

    ürktüm hep

    farkederler varlığımı diye

    farkederler de gözlerime bakarlar diye

    hani gözlerime baksalar seni görürler diye

    seni görür sorarlar diye

    ‘kim’

    ben ürkek yaşadım hep, ürkek boyadım resimlerimi, ürkek yazdım, ürkek çıktım evden dışarı

    ürktüm hep

    adımı sorarlar diye

    ‘sorsalar ne çıkar’

    ben adımı bile unuttum Şiraze, ben adımı bile unuttum

    ben ürkek yaşadım hep, ürkek giydim eteklerimi, ürkek baktım aynalara, ürkek okudum şiirleri

    ürktüm hep

    beni fotoğraflarına hapsederler diye

    beni ak yeleli, hırçın atın sırtından alırlar diye

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:56

    oysa seni şarkıların en manidar kelimelerinde gizledim

    oysa seni ebrulî hayatların penceresinden seyrettim

    oysa seni bir resim atölyesinin en karanlık köşesindeki ışık belledim

    oysa...

    bana yakıştırılan gitmek oldu Şiraze, sen kal ben gideyim şimdi

    sen kal ben gideyim şimdi

    eğer biri gitmek zorunda ise ille de, sen kal ben gideyim şimdi

    bir kere gitmeyi başarmış olan, artık sürekli gidebiliyor çünkü

    bir kere gittim Şiraze, sen kal ben gideyim şimdi

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:56

    Bıraktığım hiçbir şeyin bıraktığım gibi olmadığını

    olmadığını kendimin bile o şehirdeki gibi...

    biliyorum

    zaman tepeleyip geçiyor her şeyi; beni, seni, damdaki kediyi, kaf dağı’nı, hatıraların her an’ını...

    zaman ilerledikçe netleşiyor geçmiş, geçmişin satır araları canlanıveriyor

    isimler yüz hatlarına bürünüp çıkıyorlar karşıma, ‘bak’ diyorlar bana, ben de bakıyorum

    tanıdık gelen çok çizgi var yüzlerinde, onlarda bir parça benden harf görüyorum

    ‘zaman’ diyorum bir potin gibi ayağımda, koncu uzun mu uzun, dolanıyor... dolanıyor... dolanıyor...

    ürperiyorum

    zamandan yapılma potinler her geçen gün biraz daha sıkıyor beni

    sen yoksun diye belki

    sen hiç olmadın diye belki

    sen hiç olmayacaksın diye belki

    sen hiç...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:51

    Aşk belki, ağlamaktır...
    Nasıl da yumuşatır gözyaşı insanı; nasıl da eritir, inceltir...
    Gel seninle bir daha ağlayalım; yaşanmışlara,
    bir de yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanamayacaklara
    Ağlamak güzeldir Şiraze, ağlamak yüreğin temizlik eylemidir
    Bilir misin, lale’ler de işte böyle şebnemlenir

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:51

    ben her dokunduğumu inciten, ben her uzandığımı dumura uğratan; bir felaket kadar felaket
    bir afet kadar afet...
    o nihan bakışlı şebnemlerin oynundan çok ırak mekanlar seçmişim kendime Şiraze.
    Bir tebessüm et yeter; yıkılsın mefhumu şiddetin
    Ben seni gecelerde aradım, yıldız gibi
    Ben seni denizlerde aradım, inci gibi
    Ben seni türkülerde aradım...
    Şiraze! Ben seni içimde, görülmemiş rüya gibi yaşadım

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:51

    Bir an’da, hiç olmayacak bir vakitte; nedir bu kalabalık bir kumpanya edasında? Ellerinde pankartlar: ‘Aşk bir ihtilâldir!’ – ‘Aşk bir arayıştır!’ – ‘Aşk bir tutunuştur!’ – ‘Aşk bir başkalaşımdır!’ – ‘Aşk bir yitiştir!’
    Sarmışlar bin yanımı; elini uzat Şiraze, uzat elini... ben kendi ihtilâlimden endişedeyim.
    ‘Buralardan her kim geçerse iz bırakır, aşk’ına dideban olup asrın engebelerinde kaybolur’
    edasında kol kola sevdalılar; ‘aşk bir ihtilâldir’ derken gözyaşından nehirlerde boğulur
    bak nihan bakışlı şebnemler oynaşıyor yapraklarda
    yapraklar ki, bahar kadar taze...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:50

    Sen ile ben Şiraze, öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu... Ve bir... ve iki... ve üç... ve dört Şiraze.
    Sen ve ben, ömür son demine vardığında ‘yaşandı bitti’ diyebilecek gücü şimdiden toplamalıydık.
    Geç mi kaldık?
    Geç kaldığımızı anlamak için bile mi geç kaldık?
    Yok böyle bir şey; biz her şeye arası kapatılamayacak mesafelerce çoktan geç kaldık.
    Bitmek varsa eğer, geçmişi ak sayfalara kaydedecek zaman bitti Şiraze.
    Artık onları hiçkimse okuyamayacak, artık onları hiçkimse dost bilip sarılamayacak, artık onları hiçkimse çantasına doldurup yanında taşıyamayacak... ve bir sürü artık işte.
    Biz zamanın tellerinden her birine asılı kaldık.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:50

    Öyle bakma dedim kaç kez, öyle pencerelerden gece vakti salınışın yollara
    ve bir gölge gibi süzülüp duvar diplerinden kayışın köşebaşlarına
    beklediğimdin sen
    sen bir ömür beklemeyi seçtiğimdin.
    Bir dahası olmasın görmeyeyim gözlerini,
    bir dahası olmasın dolunaysız gecelerde tutmayayım elini,
    bir dahası olmasın ‘yaş gidiyor’
    anmaktan başka güzelliği kalmadı senliliğin....

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 08.08.2017 - 22:49

    Az zamanda öyküler biriktirdim içimde, sen öyküleri bilir misin Şiraze?
    Ben bildiğini bilirim, ben bilirim bildiğini...
    Anaforlarına takılıp dönenlerin öfkesinden sakınmak adına sığındığım karanlık dere
    Ve yarık kaya’nın uğuldayan dik yamaçlarının çevrintisiyle titrediğim gece...
    Şiraze bir tek sendin dizinde dinlendiğim..

  • Kelimelerde Yorulur
    Kelimelerde Yorulur 24.05.2017 - 22:46

    beyaz ırkın derin ajitasyonları
    tirnaginiz mi kirildi yine,
    dip boyaniz mi geldi
    biri kasinizin ustunde gözünüz mü var dedi
    sadece ve sadece karinizdan biktiginiz icin
    yada farklı heyecanlar için
    yine deriiin deriiin acilara mi gömüldünüz
    ne kadar soylu acilariniz var... sizin gibi

  • Clash Player
    Clash Player 24.05.2017 - 14:49

    Kaydıran çok düzelten yok ??

  • Nevzat Baloğlu
    Nevzat Baloğlu 18.05.2017 - 22:21

    Sevenler ölmüşse
    Ayrılanlar kalmamıştır

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:30

    güzellikleri. Ne kadar verebilirim bir de benden herkese ve her şeye ve kendime... Şiraze ben acının hangi asrında, hangi sarayının ahşap korkuluğunda, hangi duvarının çatlağında, hangi “bulunmaz” denen kumaşının renginde... kendime tutunma vaktindeyim.


    Bir minyatürün içinde gezinen çekik gözlü kız, gravürlerden taşan renk; bir sfenksin sağ gözü, saçı, kuyruğu; sıcağın nemi, gecenin en sükuta sarılan demi; usturuplu belki, belki de en engebeli duruşun doruk noktasıyım şiraze. Varım. Yokum. Yokum. Varım. Kime göre var, kime göre yokum? Kim bilir varlığımı, kim bilir varlığıma rağmen yokluğumu? Kimle varım, kimle yokum? Neredeyim şiraze? Neresindeyim senin bulunduğun yerin? “Güney” desem, güneyi güney yapan ne? “Kuzey” desem, kuzeyi kuzey yapan ne? Doğu, batı... bütün bunların arasında mı? Nerede var ya da nerede yok’um şiraze? Yönlerimde sorular raks ile gezinmede. Yıpranmış bir gondol yanaşıp yanıma alıyor beni, sorularım kalıyor geride. Gondolcu yaşlı bir kadın şiraze. Su kahverengi, kahverengi bence susmanın rengi. Susuyoruz şiraze. Ben ve gondolcu... Bu zeminde bana hep susmak düştü şiraze. Sus ve sus ve sus...


    sınamadan önce

    sınavdasın fark et


    Ş İ R A Z E

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:30

    Ne çok acı biriktiriyoruz şiraze. Hep acı mı biriktiriyoruz şiraze? Acılar mı büyütüyor bizi, acılar mı dolduruyor böyle içimizi, acılar mı değiştiriyor birzamanlarki her şeyimizi? Ne çok acı biriktiriyoruz şiraze. Her dolabın içinde, her sandığın bohçasında, her çekmecede, her defterin birçok satırında, yatak çarşaflarının yamalarında... ne çok acı biriktiriyoruz biz şiraze. Oysa gülen gözlerimiz vardı, derlerdi “ne çok yakışıyor size tebessüm”. Koşarak inerdik merdivenleri, müzik ruhumuzun gıdasıydı, satın aldığımız her kitabı bir solukta bitirecek bol zamanla çevriliydik; sinemalara gider, tiyatro üzerine alkış tutardık... şiraze biz en mutlu olduğumuz zamanlarda bile tebessüm arasına gözyaşı koymayı bir huy edinmiştik. Severdik şiraze. Sevilirdik bir de... şimdilerde sadece telaşlarımız var hayat üzerine. Hayat şimdilerde telaş üstüne telaş şiraze. Bu telaş ile ne kadar yürüyebilirim, ne kadar toplayabilirim

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:29

    Şimdi en acayip evhamlar üzerime üzerime geliyor şiraze. Dolunay mı düşecek yoksa. Ya dünya mı yarılacak orta yerinden. Ya arabalar mı girecek penceremden salon koltuğuma. Yağmur başladı devrilecek mi ağaçlar. Şiraze her şeyden korkar olmanın korkusunu duyuyorum. Hemen kulağımın dibinde. Korkunun sesi de hiç çekilmiyor şiraze. Korkunun sesi hiç de hoş değil şiraze. Bir yol bulsam da atsam onları bir bilinmeyene, en ücrasına uzaklarımın. Bir kuyu mu, bir karanlık oda mı, ötesi dünyanın da ötesi mi... şiraze korkularımın içinde ben, bir meczuba dönüşme endişesindeyim. Endişelerimdir beni büyüten, endişelerimdir bana “büyü artık” diyen. Ben büyümek istemiyorum şiraze. Ben büyüyüp incir ağacından inmek istemiyorum şiraze. Orada kalmak hep; nar tadı dilimde, rengi ellerimde...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:27

    Neharda, leylde;
    en mutsuzluğum, en mutluluğum, en umudum ve en umudumu bitiren şiraze.
    Kendi kendini yoklamaya başlamanın anında, arınmanın kapısını çalma zamanıdır.
    Gel de sensizliğe tahammülün ne aşılmaz bir duvar olduğunu anlatayım sana.

    gel...
    ya ben bitireceğim beni
    ya sen bitireceksin...
    gel de bitmeler de bitsin

    ŞİRAZE

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:26

    Kaç doğrun oldu?
    Kaç doğruda sebat ettin?
    Kaç doğru ile yürüdün yarına?
    Söyle şiraze sorularına kaç doğru cevap verdin?
    Bildiğini biliyorum. Bütün sorularının doğru cevabını bildiğini en iyi ben biliyorum.
    Kaçışlarını, kaç sokak ötede durup dönmeye çabaladığını, en üst kata tırmanıp kat kat aşağıya nasıl baktığını ben biliyorum şiraze.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:25

    Nerelerden geçip geldin, kimlerle hemhal oldun geldin, kimlere yön verdin de geldin...
    cümleleri yeniden oku şiraze, cümleleri yeniden hıfzet.
    Bir muhaseben olsun seni sen yapan.
    Sor kendine ne olduğunu. Nerede yanlış yaptığını, nerede yanlıştan döndüğünü, sığındıklarını, sarıldıklarını, kaçıp saklandıklarını bir bir gözden geçir şiraze.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:24

    Öyle çaresiz, öyle elim kolum bağlı, öyle bitkin, yorgun...
    gaflet içinde oluşun bilincidir işte bu.
    Dön yüzünü güneye; bırak hayat akıp gitsin, isterse çağlasın dökülsün, dilerse dursun, varsın var olsun herdaim... sen dön yüzünü şiraze, kendine dön.
    Şöyle bir bak nesin, neredesin; hangi çizgide, hangi sınırda, hangi zemindesin?
    Ölç kendini. Bırak geçenleri, bırak geçmede olanları, bırak geçip gidecek olanları.
    Sen kendini dinle şiraze. Ne söylediğini dinle, kime baktığını düşün, kim olduğunun farkına var bir de.
    Kimsin şiraze?

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:24

    Yokluğun mu daraltan beni, varlığın mı her yanımda? İçimde dışımda, sağımda solumda, saçımda başımda, gözümde kaşımda... sensin bendeki her şey şiraze.
    “Yok” desem varsın, “var” desem hani neredesin?
    Ses ver şiraze. Bir feryat mı; bir haykırış, bir çığlık, bir fısıltı ya da... ses ver şiraze.
    Yüreğimin çatlama noktasındayım. Yüreğimin çatlama noktasında...
    Yani varla yok arası yaşıyorum ya da yokla var arası...
    ölümün varlığını daha bir sezerken hayatın kayışını çaresiz seyrediyorum.
    Dokunamıyorum ona. Yakasına yapışıp durduramıyorum. Öfkemi üzerine bırakamıyorum.
    Duymuyor beni şiraze, görmüyor beni şiraze, görse bile umursamıyor beni şiraze.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:24

    Birşeyler yapıyorum. Birşeyler yaptığıma kendimi inandırma çabasında yıpranıyorum.
    Hastalıklar geliyor, sonra hastalıklar gidiyor şiraze.
    Varlık üzerine kendimce endamlı metinler diziyorum ipe, kurusunlar diye.
    Geceleri nefesim daraldığında soğuk suya tutuyorum ellerimi, uyandırsın beni diye.
    “Daralacak ne var” ferahlığı yağsın üzerime şiraze. Daralacak ne var şiraze?

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 17.05.2017 - 19:23

    Bir kahvaltı masasını paylaşabilmek de hayat, ölmek de hayattan.
    Eylemlerin adı başka, tadı başka, ardından yaşattıkları başka... o başka, bu başka, ben başka, sen başka; bambaşkalık dört tarafta...
    her şey aslında göründüğünden çok başka şiraze.

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 17.05.2017 - 01:43

    Eğer şiraze düzgün olmazsa sayfaların düzgün olması mümkün değildir.

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 17.05.2017 - 01:43

    Ciltçilikte, kitap yapraklarını diplerinin ucundan birbirine bağlayan ve onları düzgün tutmaya yarayan ince bez şerit.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:39

    her dilden her telden her şekilde söyleniyorum sana... sana yazıyorum tüm mektuplarımı... anlıyormusun?

    şakayık ki dağların lâlesi, seni bekler gizli gizli
    her sabah umutla döner yüzünü göğe, bir dua belki dilinde
    ve her akşam çöküşünde büker boynunu, döker yüzünü
    ertesi güne...

    ben... nereden geçersem geçeyim, hangi kapıyı çalarsam çalayım ve her kimle oturup sohbete dalarsam dalayım bir şekilde sen çıkıyorsun karşıma Şiraze. giderken hiç gitmeyen, kaçarken hep beni izleyen, her adreste karşıma çıkan... dağ başı olsun ya da çöl... sensin şiraze atamadığım. bak yağmur yağıyor yine, üstelik gri. burada yağmurların rengi hep gri. az gri, çok gri; ama hep gri Şiraze.

    saat dört yönünde bir yakamoz dansı büyülerken görenleri
    bir necva ulaştı kulaklara, titrek
    dedi
    “olanı biteni aşk imiş”
    sen alevlendin, sen dillendin, sen çöktün birdenbire
    çöle damladım, zamansız yine...

    sen, yağmur ve bir bardak demli çay... birbirinize ne de çok yakışıyorsunuz. ben aranızda ancak bir gölge gibi dolaşıyorum. dizelerden sayısız ilham devşirme telaşındayken, adınla süslüyorum her mürekkebin değdiği yeri. Şiraze... çay kadar ısıtıyorsun içimi. Şiraze... yağmurlar kadar yıkıyorsun beni. Şiraze... bilmiyorsun, “bir ömrü harcamak” dedikleri gerçeğin altını seninle çiziyorum.

    billur kaseler dolaşıyordu elden ele, şerbet kokusu havada
    bir eğlentiye gelmişti insanlar, güle oynaya etekleri zilli
    göz ucuna hüzün takılmışların yeri değildi
    tennurelilerin yeri hiç değildi...
    ne avludaki ağaç bir anlam verdi, ne çatıya serilip keyif süren asma...
    aradığım neydi orada, sormalıydım
    hem doğuyu, hem batıyı uyandıran adama

    Umay ana hiç çıkmadı karşıma. bohçacı Ester, Martinikli cariye, kazak güzeli Ayzada... yolculuklarımda kimseler yoktu satırlara boyanan. kalabalıklarda mırıltılı günlerdi yaşanan çoğu zaman şiraze. Hep birileri mırıldanıyordu. kimi ağıt, kimi ninni, kimi destan... hep birileri mırıldanıyordu şiraze. duyuyordum. Ben de bozkırın türkülerini söyledim kendi kendime. mor kadife fistanları diz boyunda dökülürken yanı ucumda, ben de türküler yaktım hep sana. İçimden geçenlerin adı Şiraze, yağmurlu günlerin tadı Şiraze; söyledim seni. duyurmak için değil, duymak için. duyurmak için hiç değil, duymak için şiraze. yağmurlar eşliğinde yola koyulduğum kaçıncı gece bu. kaçıncı akşam hem senle hem sensiz gidişim guruba. “bu gitmeler hep sürecek” nakaratı kulaklarımda saçlarına hoş kokulu bûseler konduruyorum.

    kehribar, kekik, zencefil bir de karanfil kokusu sarmıştı havayı
    ipek yolu üzerindeydim, içimde arkeoloğunu bekleyen kalıntılar
    ne kadar değişikti tümsekler, ne kadar başkaydı kasisler
    ve ne kadar sığ kalmıştım derinlerde

    seni özlüyorum, yağmur penceremde
    seni özlüyorum hep Şiraze...

    Şiraze’den Şiraze’ye

    Şiraze

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:37

    “Seni içimin en ücra köşesine gizledim; ürkek, tedirgin, temkinli...”


    Her temmuz, bana şehrimi anımsatıyor dünyanın her neresinde olursam olayım. Çok zaman geçirip, çok anı biriktirdiğim; bol tuzlu denizinde, üzerimde taşıyıp da sevmediğim her ne var ise dalgalarıyla atmaya çalıştığım; salkım saçak dolaşırken, siyah etek uçlarımdan yerlere istemediklerimi saçtığım; kavurucu güneşinin altında, incir kokulu yollarda, nar çiçeği endamında her bakan göze dokunup saklandığım; aşk tadında gece yürüyüşlerine çıktığım...

    Minik temmuz sıcağı şehrimi yeniden yaşamak arzusu doluverince gözlerime, yüreğimdeki pır pır eden kanatları susturamıyorum işte. Yeniden’i olmayan geçmişin, geçmişte kilitlendiği gerçeği ile ıhlamur ağacı altına uzanıp temmuz şarkıları döküyorum dilimden bu yabancı toprağa. Hüzne bulanmadan yaşanmıyor ki şiraze.

    Kimseler bilmesin öykülerimi diye ketûm direnişlerle gömdüm mektuplarımı saklı kentime. İlk bûsenin açtığı yaranın bir daha kapanmayacağını, ilk bûsenin kopardığı fırtınanın ömür boyu dinmeyeceğini, ilk bûsenin tüm ‘hayır’lara bir asi yetiştirmede maharetinin yıllara değin uzanan dokunuşlarının artarak çoğalacağını, ilk bûsenin bedeni dolaşan bütün damarları nasıl da ‘çat’ diye bir bir çatlatacağını, ilk bûsenin ne varsa aniden değiştirivereceğini nereden bilebilirdin ki şiraze.

    Mektuplarım benimdir, mektuplarımın ıhlamur kokusu benimdir, mektuplarımın canımı yakan her harfinin kıvrımları benimdir; temmuz sıcağında yeniden yazılıp, yeniden toprağa verilen, benimdir mektuplarım şiraze.

    Şehirler değiştiriyorum, şehirlerle değişiyorum. Yüzleri yüzüme yansıyor, kokuları siniyor tenime, seslerinde yitip içimin feryatlarına sekte koyuyorum. Derûni bağlılıklarımı bir hilkat garibesi şekline bürüyüp yalnızlığına mahkum ediyorum.

    Şehirler değişiyor şiraze, ben değişiyorum.

    Ben değişiyorum, dünya değişiyor şiraze.

    Bir, yaşanmışlar olduğu gibi duruyor.


    “Sen yok desen de, ayın tamamı orada” diyorum.

    “Hayat zaten zor, onu daha da zorlaştırmak için neden bu çaba?” diye soruyorum.

    “Yanlışlar birbirini izler” gerçeğine uyanıyorum.

    “Yapmamız gereken, bize zaman verildiğinde yapacağımıza karar vermek” diyerek bir gayret yerimde doğrulup göğe avuç açıyorum.

    Ve hayatlardan bir gölge gibi çekiliyorum uzaklarına...

    Ben şiraze, her sabah yeniden doğuyorum; öykülerime bir yenisini eklemek, yeni bir mektuba başlamak için...

    Seni temmuz ile selamlıyorum...

    Şiraze

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:34

    inciten incindiği için incitirmiş.



    susarsam konuşursun sandım

    konuşursam susarsın... ol sebepten Şirâze, her kelimeyi tek tek senin için yazdım

    âzâde et ki beni ayyânım çok, son demde zincirlerimi tek tek kırayım



    adın kaçağa çıkmışsa eğer, ömrün sürgün yeridir artık

    şehirler geçersin Şirâze, sonra ülkeler... zaman kilidin

    barınamazsın dar gelir her sığınak, geniş yerde kesilir nefesin

    adın işlenmişse bir yere, attığın her adımda oraya çıkarsın

    sana yazılmış tüm isimleri kazıdıkça, bile bile yaralanırsın

    çaresi yok Şirâze, sen böyle bu yolda tükene tükene yürüyeceksin

    deliyim bilirsin, biraz çocuk ve biraz da karanlık

    gelme içimdeki öfke beslensin, yeter ki sen gelme

    düştüğüm yer Şirâze, olmasın senin gözlerin



    derdim seninle değil benim;

    erken tarihlerin birinde, bir Pazardı Şirâze, seni külliyen dert edindim.

    Şiraze

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:33

    Elbruz’da bekle beni tam buzul zamanı,

    Malkar’dan yayılan efsanenin adını ben okuyacağım titreyen sesime aldırış etmeden,
    her kelimenin vurgusunda olmasın diye en ufak bir yanlışlık, aktris edâsı takınmadan,

    sahneye en hâkim havamda sana ben, bir de Asya’dan şiirler okuyacağım;
    yalın, postmodernizmin henüz bulaşmadığı kafiyelere dikkat ederek,
    bilmediğim dilin bilmediğim inceliklerini zedelemeden,
    masallara taht kurmuş toprakların tebessümüyle bakacağım sana; anla diye Şirâze

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:32

    çiçeklerin hiç açmadığı yerlerde renkleri tanımayan insanlar var,

    suyun kenarında kilometrelerce uzanmış yeşermeyen çorak topraklar var;

    içilemeyen saf sular, tadılamayan meyveler var;

    ısıtmayan güneş, yıldız dolu gecelerde gökyüzünü çaresiz göremeyenler var;

    ömür geçmiş bir sokak öteye henüz adım atmamışlar, bir öyküsü olduğundan habersizler var;

    resim çizmeyi bilip kalemi olmayanlar, kalemi olup yazamayanlar, yazmayı bilip de cesaretini kökten kaybetmişler var;

    çok bilip susanlar, sustukça kaybolanlar, kayboldukça alkışlananlar var;

    öyle yerler var Şirâze adı masalsı, sanı destansı;
    hayâli Kaf kadar uzak, İrem kadar yitik, Petra kadar dimdik...

    yok’lar içinde var’lar var, var’lar içinde yok’lar... İstanbul içinde kaç şehir, dünya içinde kaç alem var;

    yazacağım bil diye Şirâze her yer kendince ahenkliymiş.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:30

    kimi kederlendirdiğini umursamadan söylenen sözlerin nereye gittiğini izleyeceğim ben,
    kendim, bir başıma;
    korkunun derinde bir yerde neden ille de çoğaldığını anlatacağım;
    tam da Aral kıyısında çekilirken sular geriye,
    çöl sıcağında sana, sevmenin de az geldiği, belki de sevmenin hiç dillendirilmediği topraklarda,
    sapsarı kumların üzerine bırakılan izlerin sebebini dizelere dökenlerin
    şimdi nereye gizlendiklerini söyleyeceğim;

    gör diye Şirâze sıcak da soğuk da nasıl acımasızmış.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:28

    Neva kıyılarında donan yüzlerin resmini çizeceğim sana kış vakti her yer bembeyaz;
    beklemeyeceğim yaz gelsin yeşille şenlensin diye Kiji,
    ben seni en soğuk gecelerin en ölümcül noktasıyla tanıştıracağım;
    hep sıcak değil günlerimiz,
    hep yeşil değil rengimiz
    ve hep değil yumuşak yüreğimiz;
    anla diye Şirâze soğuk iliklerimize işlemiş.

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:25

    ne kadar seversin Şirâze;

    ateşe atacak kadar mı,

    ateşten çekecek kadar mı?

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:18

    Kış yüklenmişken beyaz dallarına ağaçların. Kış ağırlığını taşıtıyorken yüreklere. Adımların yavaşlaması havanın soğukluğundadır kandırmacasındayım. Oysa ağırlığı veren içimdeki. Hüznün sertliğiyle çatlayan ellerimin oyuklarına dolan kan ve acısıyla buruşan yüzüm ve hiç bitmeyeceğini düşündüğüm siyahlığın orta yeri... Her okuduğum satırdan damlayan kederle çalkalanıyorum yeniden. ‘Eğer yeniden gelme şansım olsaydı hayata, tüm hatalarımı yeniden yaşardım’ diyen şairin inanılmaz umutsuzluğuyla karşı karşıyayım. Bir daha dönemeyecek olmak... bir daha başlayamayacak olmak... bir dahası olmayacak Şiraze... bir dahası hiç olmayacak Şiraze... asla yeniden doğmayacağız bu hayata!


    Kıvrımlarını takipteyim şimdi yolların. Kenar örtüsü rüzgardan hafif dalgalanırken ben titrek bir mum alevinden bakmadayım. Onu titreten gözkapaklarımın sürekli açılıp kapanması. Ardında gözbebeğinin siyah noktası bir büyüyor, bir küçülüyor. Kış hâlâ duruyor olduğu yerde. Ben duruyorum. Durmayanlar yanımdan geçiyor. Uzaklara yollanacak bir mektubu taşıyorum çantamda. Adresini benim bile bilmediğim bu mektubun gideceği yerin dünyanın hangi köşesinde beklendiğinin farkında bile değilim. Yazılanlar çoktan yazıldı bitti Şiraze... yazılanlar çoktan yazıldı bitti Şiraze... asla yinelemeyeceğiz bir daha!

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:17

    Aşk belki... diyerek çıktım yola. Aşk belki, her bitenle başlayandı.

    Ben kapattım gözlerimi görmek için. Ben kararttım manzarayı seni bulmak için. Ben bende aramaya başladım, aşk dediğim benden doğandı. Tüm gerçek senin söylediğin hiçbir şeyi anlamayışımdı. Uzaklarına çekilip, uzaklarından bakmayı seçtim. Kim bilirdi ki gitmeye karar verenin, gitmek için hangi sözün ardına gizlendiğini? Şimdi uzakların suyuyla suladığım aşkın yeşillenişini seyretmedeyim. Çiçeklerinin kokusuyla dönen başım beni bir sandala koyup gezdiriyor bir süre. Göl kıyısını hiç bulamıyoruz. Çek kürekleri Şiraze... çek kürekleri Şiraze... asla kıyılara ulaşamayacağız!

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:16

    Önce birşeyleri resmetmenin güçlüğünü farkettim. Sen resmedilemeyecek kadar gizlerden örülme imişsin. Oysa ki, öyle garip bir acı yerleşmişken neyi söylemeli, kime ne anlatmalı, kimden ummalı bir çıkış. Olmayacağını bile bile... Seni büyüten, besleyen seni bir başka raftan alıp bir başka rafa koyan ve bir türlü en uygun mekanı bulamayan, hasılı hiçbir mekanı yakıştıramayan sana...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 23:09

    Güçlü olmak artık beni yoruyor Şiraze, herkese karşı dimdik olmak... bir çınar gibi asırlara direnebilecekmişim gibi görünmek... Liman olmaktan yoruldum Şiraze, artık ben de ağlamak istiyorum uluorta susturulmuş hikayelerime ses vermek istiyorum. haykırmak... çılgınca bağırmak.. en cart pembeyi giyip yürümek yollarda, kimseyi umursamadan ve önemsemeden kurulacak cümleleri. artık ben de ağlamak istiyorum Şiraze; sakınmadan gözlerden, sakınmadan kendimi. Kurumuş rengi bakıra çalmış, bir bahar sonu kırgınlıklarım var içimde İçimden içime, düşlerimden gecelerime, gecelerimden gündüzlerime... uçurduğum turnalarım var seher vakti kavak yelleriyle salınan, salındıkça cama tık’layan; beni benden alıp bilmediğim diyarlarda bana öyküler yaşatan düş kanatlarım var turnalar uçarken, başımdan allı yazmalar düşer... ben düşerim; toprak, kokusunu salar içime; içim ürperir, hasret türküleri yakar ‘bilemedim kıymetini kadrini/hata benim, günah benim, suç benim’ düşer bakışlarım... sen masal uykularındayken gönderilmiş beyaz güvercinler uçuşur etrafımda çırp çırp kanat sesleri; çırp çırp... çırp çırp... ben buralarda bilmem ki hangi uykunun hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı bir beyaz kelebek olur umut, avuçlarıma konan biliyor musun, bir zemheri gününde, yine elimde mektuplar yola çıktığımdatam da başımın üzerinde beyaz bir kelebek... hafif kanatları huşu içinde dönüyor... dönüyor... dönüyor... işte o gün sonrası Şiraze, ben her bahar beyaz kelebekleri aradım her güne beyaz kelebek görme umuduyla başladım uyan Şiraze, doğrul... kelebekler seni bekliyor, düş değil gerçek kelebekler seni bekliyor... revnakı güzelliğinin, tüm zamanlarımı doldurduğunda en onulmaz derdin tam orta yerine düştüğümün idrakinde değildim elbet kimseye düş bahçelerimden geçen katarların ağırlığını duyurmadım duymayın da artık beni... bundan sonrasında mı lâl rengi masallara yelken açacağız Şiraze? lâl olup lâl’e mi boyanacağız Şiraze? gözümüzden akan lâl, gönlümüzden taşan lâl... hepsinin içinde ben de bir lâl... biryerlerde hep yanlış yapmanın telaşlı kıpırtısını yaşıyorken, o yanlışın artık sonsuza dek düzeltilemeyeceğini bilmenin kıstırılmışlığı ile pusuyorum bazen uzun süre gecelere küsüyorum... uzun süre kendime küsüyorum... uzun süre kaleme, kağıda küsüyorum... denizin en sığ yerinden başladık yol almaya Şiraze, şimdi kara görünmüyor gerimizde küsmeyi de boşverelim, hep ileri... hep ileri... hep ileri... bizi bekleyen sahilin taşlarında ışıltı var Şiraze. denizin dalgalarından anemonları toplayıp dolduralım çıkınımıza onlar da mor, düşlerimiz gibi... varacağımız sahilleri mor’a boyayıp, mor uykulara dalalım biz, denizin en sığ yerinden başladık yol almaya Şiraze. düş bahçesi ile...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 22:56

    Yokluğun buz gibi üşütüyor Şiraze
    Bir tutam saçını or gönder sen diye koklayım.

    ***

    Ben senli hayallerin yorgunuyum Şiraze
    Ayrılık yüreğimin en kuytu köşesinde,
    Hüzzam bir şarkı gibi demlenir
    Ve sonra çıkar günyüzüne
    Özlemlerim kabarır okyanus misali
    Yüreğimden sevdan taşar…
    Gönül limanımdan ne gemiler demir alır,
    Gözbebeklerine…
    Ve sen bilmezsin martıların çığlıklarında,
    Onulmaz yaralarım gizlidir.
    Her yağmur yağışında rüzgar uğultularında
    Pamuk gibi ipek kar tanelerinde hep seni ararım.
    Eyy.. yar kokuşlum… İstanbul bakışlım..
    Şimdi sen yoksun ya?
    Kül rengi bulutlar perdeledi bu şehri
    Güneşte yok çok çabuk kayboldu
    Şimdi bu şehrin soğuk kaldırımları
    Kimsesizliğimi ve çaresizliğimi fısıldar bana
    Sararmış yaprak gibiyim…
    Yine hüzün var yüreğimde
    Şimdi ne kadarda çok ihtiyacım var sana
    Sevgine ilgine ama yoksun?
    Elimde açılmamış bir şemsiye
    Bembeyaz kar taneleri düşüyor üzerime
    Bu şehrin geceleri çok soğuk
    Ruhumu üşütüyor bu şehrin insanları
    İçimde filizlenen duygularım vurgun yemiş gibi
    Haykırmak istiyorum… bağırmak!…
    Bu.. şehir’e yalnızlığımı….
    Gözbebeklerimde yaşlar dönüyor
    Yüreğim yaralı açıyor Şiraze
    Derdime derman olacak bir dost kapısı yok
    Burada her şey beni günaha çağırıyor
    Gözlerimde günahın yalancı ışıltıları
    Karanlıklardayım ruhum gelgitlerde
    Ayrılığı zehir gibi içiyorum
    Damarlarım acıyor…
    Yüreğimde fırtınalar kopuyor Şiraze
    Ahh.. keşke adına postalanmış bir mektup olsam
    Her satırda ki gözyaşlarımı görebilsen
    Gül kokulu sayfalara yazdığım seni
    Sana adadığım yüreğimi…
    Kanatırcasına döksem içimi sana
    Belki anlardın beni Şiraze?

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 22:53

    her dilden söyleniyorum sana işte, her telden çalıyorum…
    hayat devam ediyor Şiraze; bazen kıyısında dünyanın, bazen en içinde…
    hayat, her şeye rağmen devam ediyor Şiraze...

  • Kaideyi Bozan İstisna
    Kaideyi Bozan İstisna 16.05.2017 - 22:53

    birgün ‘yarın’ diye bir şey olmayacak
    o olmayacak yarın’ımız bize varmadan ne mümkünse yapmalıyız beraberce
    tut elimden Şiraze
    rüzgarlara katıp kendimizi uçalım, altımızda atlas
    tut elimden Şiraze
    yağmurlarla sulayıp yüreğimizi turnaların izini sürelim, ışık yol
    tut elimden Şiraze
    uyanmak için geç olmadan yola çıkalım, rüyalar bizi kilitlemeden
    seninle konuşmalıydım Şiraze
    ben Şiraze, sen Şiraze…