Kültür Sanat Edebiyat Şiir

karınca sizce ne demek, karınca size neyi çağrıştırıyor?

karınca terimi Seu Kuyt tarafından 05.02.2004 tarihinde eklendi

  • Zulmü Alkışlayamam
    Zulmü Alkışlayamam21.06.2017 - 00:43

    İstanbul’da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan Has Oda’nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa’yı titreten, koca Akdeniz’i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti’nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman’dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi.

    O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi’yi aramaya koyuldu. Hocasının odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazdı ve hocasının rahlesi üzerine bıraktı.

    Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmış kâğıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi, talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı rahleye bıraktı.

    Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğradı. Hocası yine yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla kâğıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. Kâğıdın üst kısmında Kanunî’nin hocasına yazdığı sual vardı. Kanunî şöyle diyordu hocasına:

    Meyve ağaçlarını sarınca karınca
    Günah var mı karıncayı kırınca?

    Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:

    Yarın Hakk’ın divanına varınca
    Süleyman’dan hakkın alır karınca.

  • Yitikler Sokağı
    Yitikler Sokağı06.03.2012 - 12:54

    eve attığım karıncalardan dinlediğim masallar kadardı günâh, aptaldım, inandım.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan19.10.2009 - 17:43

    Cesaret ve çalışkanlık
    yardımlaşma ve organize olma

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün13.05.2009 - 00:55

    Karıncalar,insanlara benzer.Ordularını savaşa sokarlar,düşmanlarını korkutmak için spreyler kullanırlar,esir alırlar,çocuk işçi kullanırlar.Televizyon izlemek dışında her şeyi yaparlar.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün13.05.2009 - 00:41

    Cüssesine göre en büyük beyinli hayvan karıncadır.Toplam ağırlığının %6'sını oluşturur.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan07.02.2009 - 00:15

    Çalışkan, akıllı, organize yaratıklar

  • Sinan Tuncay
    Sinan Tuncay14.05.2008 - 22:53

    nedır

  • Aliye
    Aliye31.03.2008 - 11:39

    bizim evi istila ettiler...
    dördüncü katta ne işiniz var değil mi?
    bir iki tanesine müsamaha gösterdim fakat her yerde ve sürekli seyahat halindeler... yatağımı da paylaşıma açamam ya...
    gördüklerimi öldürmeden pencereden atıyorum...
    ben öldürmüyorum. soğuk hava öldürüyor...

  • Aliye
    Aliye17.10.2007 - 10:59

    çalışkanlığıyla ünlü böcüktür.

    küçükken bu türden çokça tükettiğim bebekliğime yakinen şahit olmuş tüm kişilerce ulu orta, defalarca söylenmiştir. söylenmektedir.

    bense tembelliğimin nedenini kendimi bilmediğim o dönemlerimde bu küçük böcüklerle beslenmem olarak görür, buna engel olmayı başaramamış cümle alemi kınarım.

  • Asi Hayat
    Asi Hayat12.05.2007 - 15:32

    vakti zamanda adamın biri bir karınca görür,bir dağın yamacında,hiç durmadan yol alan,tüm engelleri saatlere varan süerelerde olsa aşmaya çalışan..dayanamaz sorar.
    -bunca çaba,bunca yorgunluk niye..niye tekbaşınasın yolunumu kaybettin..?
    -hayır..yolum doğrudur..gideceğim yerde bellidir.!
    -ama tekbaşına ne kadar gidebilirsin ki?
    -amaç güzelse vakit sorulmaz yola.!
    -nereye yolun peki.?
    -şu dağın arkasına.!
    -orda ne var,seni oralara götürecek
    -sevdiğim..!
    -o dağın arkasına varamazsın..
    -varamasamda, yolunda ölürüm..!