***** RUBAİYAT ***** Çılgın Faylar parçalandı, Ülke toz duman oldu On kent birden yıkıldı, binlerce insan öldü Ekonomi felç oldu, bunca ocaklar söndü Memleket alev-alev yanıyor Hünkâr emmi Millet olanı kader sanıyor Hünkâr emmi... ------ OZAN ÇAKIROĞLU ---------
***** TÜRKÇE BAKIŞ ***** 17 Şubat 1926 günü TBMM tarafından çıkarılan Türk Medeni Kanunu bireysel, komünal, toplumsal ve ulusal muasır yaşam haklarını düzenleyen KADIN ve ERKEK eşitliğini sağlayan ve anayasal hakların hak ve hukuk sisteminin temelini oluşturan en önemli devrimlerden biridir... Bu ulvi devrime tukaka demek hadsizlik ve hakirliktir. Yok İsviçre'den satın alınma, yok batı felsefesinin islam dini zerinde olumsuz hükmü, yok Arap düşmanlığı demek tamamen garabettir, cehalettir, delalettir ve hilafettir... ***** OZAN ÇAKIROĞLU *****
***** EMEKÇİ TESPİTİ ***** Eğer ki, ambarınız da bir FARE görürseniz boşuna yakalamaya uğraşmayın. Çünkü onun çili-çocuğu, kavim-kardeşi ve bütün sülalesi o, ambar da koloni oluşturmuşlardır... OZAN ÇAKIROĞLU
Son devran da kişileri tanımadan, gerçek kimliklerini bilmeden, bir cümlesinden bir tavrından ve ya bir Şiirinden dolayı anında yargısız infaz yapıyoruz.Beyhude İnsanların kalplerini kırıyoruz. Yetmiyor bir de iftira ve çamur atıyoruz? Bir kişi ve ya bir gurup hakkında yeterli bilgi yada deneyim olmadan peşin bir hükme varmanın hiç doğru ve adil bir davranış eylemi değildir. Bu ve benzeri eylemler hem ağır bir vebaldır ve hem de insanlık suçudur... VESSELAM ******* OZAN ÇAKIROĞLU *******
*** SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Türk Ulusal Devleti hür medeniyet ve bağımsızlığını hangi ve nasıl koşullar da kazandığını asla unutmamamız gerekir. Eğer toplumsal dokuyu zayıflatıp yozlaştırırsanız, her türlü yaşamsal ortamını zedelemiş olursunuz? Ayrıca Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk devlet siteminden taviz verirseniz, başka siyasal yapılaşmalara zemin hazırlamış olursunuz... ***** OZAN ÇAKIROĞLU *****
***** RUBAİYAT ***** Pırasa pazar da baş tacı oldu Ispanak tezgâhta sararıp soldu Soğan alamayan saçını yoldu Marketler halka neler ediyor Aracı-tefeci dört nal gidiyor... *** OZAN ÇAKIROĞLU ***
*** ZAMAN MI DEĞİŞTİ YOKSA KULAR MI DEĞİŞTİ *** Kardaş, bu devirde HIYAR olmak marifet sayılır oldu? Mevsiminde değil de, turfanda Hıyar... Ya hu daha dalından koparılmadan kendini bir cacık sanıyorlar???
***** RUBAİYAT ***** Bu Vatan uğruna serden geçmişiz Atatürk yolun da, yemin içmişiz Hürriyet ufkuna yelken açmışız Her Türkün evladı yiğit koçaktır, Hürriyet yolundan dönen alçaktır... **** OZAN ÇAKIROĞLU ****
Sosyal Ve Reel Bakış --Özellikle az gelişmiş Ülkelerde, bireylerin yaşamsal devinimde en büyük düşmanı, içindeki vesvesedir. İçsel çelişkiler kişilerde derin ruhsal problemler yaratır. Bunlardan en belirgin özelliği özgüven yetersizliğidir. Kişilerde sosyal çekingenlik ve karar verme güçlüğü yaratır. Her zaman ve her ortamda basit bir müşkülü çözerken bile başkalarının onayına ihtiyaç duyar... --Hayatı boyunca her konuda risk almaktan kaçınırlar. Her zaman başkalarına karşı önyargıyla yaklaşırlar. Kendisi gibi düşünmeyenlere adeta düşman olur, nefret eder ve kin besler. Hep kendisinin daha doğru, daha güzel ve daha iyimser olduğunu sanırlar. Aşırı önyargı, kuşku ve karamsarlık, kişileri umutsuzluğa iter. Hatta tedavisi mümkün olmayan umutsuz bir vakaya dönüştürür... --Halbu ki, her insan ayrı bir değerdir. Karşılıklı saygı ve sevgi insanların en büyük hazinesidir. Sen başkalarına ne kadar sevgi saygı ve hoşgörüyle yaklaşırsan, sende o kadar sevgi ve saygı görürsün... --Bazen olumsuz olarak gördüğümüz gelişmeler, insana Rahmani bir çağrıdır. Aslında bizleri doğruya, iyiliğe, hayır ve hasenata, sevgi ve barışa yönlendirir. Kötülükten sakınmayı ve merhameti fısıldar. Müspet düşünmeyi, sabrı, uhulet ve suhuleti öğütler... VESSELAM
***** HOŞGÖRÜ NEDİR ***** Hoşgörü, başkalarının fikir ve görüşlerini anlama yeteneği ve saygı duyma eylemidir. Hoş görü, din ve mezhep birliği değildir? Dört büyük Kitabın mensuplarına ve diğer ideolojilerin tamamın saygı duymaktır. Hoşgörü, başka görüşlere ket vurmak ve ya çamur atmak değildir. Hoşgörü, Toplumsal bütünlük bozulmadan, ahlaki değerler çiğnenmeden anayasal haklar gasp edilmeden suhulet ve uhulet içerisnde, saygı ve barışla yaşamaktır... VESSELAM ***** ozan çakıroğlu *****
*** DARBELERİN HEPSİNE LANET OLSUN *** 12 Eylül 1980 Oligarşik Cunta darbesi, bütün darbelerin en ağırı, en vahşetlisi ve en kanlısıydı... 12 Eylül darbesi, Milli iradenin üzerinde vesayet kurmaya çalışan bir anlayışın Demokrasi tarihimizde ki, en ağır bedellerin ödendiği bir dönemdir. Hak-hukuk ve adaletin askıya alındığı, millet iradesinin gasp edildiği o, karanlık günler hafızamızdan asla silinmeyecektir... Resmi rakamlara göre 650 bin kişi göz altına alındı. 230 bin kişi Askeri mahkemede yargılandı. İşkencelerde 300 kişi öldürüldü? 48 kişi idam edildi. 2 milyona yakın masum, suçsuz ve günahsız kişi fişlendi. Binlerce bürokrat ve memur görevlerinden ihraç edildi? *Sürgünler, aforozlar, kınamalar, mobbingler, Vatandaşlıktan çıkarmalar ve benzeri baskıların ardı-arası yoktu. Hemen arkasından 82 Anayasası olanların üstüne tuz- biber olmuştur? *Yüce Yaradan bir daha Ülkemize böyle bir vahşet yaşatmasın... VESSELAM **** OZAN ÇAKIROĞLU ****
Osmanlı Devletin de, hiç bir dönem Dine, yani İslam medeniyetine dayalı yönetim ifa ve icra edilmemiştir. Tamamen Monarşiyle ( MUTLAKİYET) yönetilmiştir. Yasama, Yürütme ve yargı yetkileri bir tek Hükümdarın elindeydi. Osmanlı da Hilafet makamı sadece Dini faaliyetler de bulunurdu. Şeyhülislam Hazretleri bile Hünkârdan emir alırlardı. Şeyhülislam efendi bazen Payitaht lehine fetva verirlerdi. Bu gidişatı hangi kitap ve din kabul eder? --Bazı Şair ve yazarlar Dini geleneklere dayalı Devlet sisteminden yana olduklarını paylaşıyorlar. Bu günün şartlarında, veya mevcut siyasal gidişatla, böyle bir sistemi nasıl inşa edeceksiniz? Tarihte bir örneği görülmemiştir. Ortadoğu İslam Devletlerin hali-ahvali içler acısı. Her türlü allem kullem, denk dubara, alavere-dalavere kol geziyor. Kadına zülüm had safhada. Eğitim ve öğretim sistemi en gerilerde. Medeniyet dersen iflas etmiş. Bireysel, Komünal ve Toplumsal Anayasal haklar eşit ve adil bir şekilde sağlanamıyor. Hak-Hukuk Adalet sistemi tamamen felç olmuş? Uluslar arası Diplomasi veto yemiş ve var olan da güdümlü? Teknoloji dersen zaten yerlerde sürünüyor. Her yıl ayrı bir Devlet, ya Amerika tarafından marizleniyor ya da Katil İsrail'in zulmüne uğruyor. Kendilerini savunmaktan aciz ve sefil. Birbirleriyle doğru-dürüst siyasal ve hukuksal ilişki kuramıyorlar. Ancak her fırsatta inadına ve ısrarla Türk düşmanlığı yapıyorlar??? --Eğer ki Osmanlı İmparatorluğunu bir DİN Devleti diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Osmanlıda hiç bir dönem İslamiyet aslına ve usulüne uygun yaşanmamıştır. Kırsal kesimlerde kiralık köy hocaları Derebeylerin istediği doğrultuda vaazlar etmiş ve fetvalar vermişlerdir. Zaten Dini tahsilleri oldukça zayıf. Okur yazarlığı yok. Osmanlıda iki türlü gelir sistemi vardı, biri haksız-hukuksuz Halk vergisi, bir diğeri savaş ganimetleri. Her iki gelir türü de İslamiyete uygun değildir. KURAN böyle bir yönetim tarzını reddediyor. Ayrıca Saray ve harem rezaletleri tamamen Din dışı eylemlerdir. Padişahların evlilik gelenekleri Yüce Dinimizle uzaktan-yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Kuran bu saçmalıkları kesinlikle reddetmiştir. --Muhteremler DİN Devleti veya DİNE dayalı yönetim şeklini asla ve kat'a inşa edemezsiniz. Bu bir hayalden öteye asla geçmez. Çünkü her Din ve Mezhep kendine taraftır. Kendisini korur-kollar ve besler. Bu yüzden Anayasal haklar eşit ve adil sağlanamaz. Bunun en bariz örneği mevcut Tarikatlardır. Daha kendi aralarında SULH olamıyorlar. Aksine birbirlerini yiyorlar. Zaten 40 ayrı fraksiyonlara bölünmüşler? Misak-ı milli sınırları içerisinde Türk Ulusal Vatandaşı olarak yaşayan 72 çeşit ırk ve ayrı-ayrı Dini inanışlar vardır. Siz bu Toplumu ŞERİAT gölgesi altında nasıl adil bir şekilde yöneteceksiniz? Bu Hilafet aşıkları her daim Hz.Ömer devri ve adaletini örnekleyip dururlar. Kardeşim, o döneme bir bakınız bir Arpa boyu yol alınmamıştır? Ayrıca At-Deve ve Zulfikâr devri çoktan gelip geçti. Yedinci yüz yıldan sonra nice-nice medeniyetler kurulup yıkıldı. Her zaman ve her yerde inadına ve ısrarla küffar, kefere, gavur, kâfir, şirk, beynamaz gibi itham ettiğiniz Devletler Aya gittiler, yarın da Mars'a gidecekler. Peki Orta Doğu İslam Devletleri nereye doğru gidiyorlar? --Eyy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı olanlar, Dünyada en güzel yönetim şekli Demokratik Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemidir? Bunun aksi, cehalettir, garabettir, dalalettir, hilafettir ve hatta ihanettir.....VESSELAM
**Özellikle seksenler sonrası kuşakta, kuralsız, tutarsız, sorumsuz ve ruhsatsız yaşamak meslek haline geldi. Hatta bazı kesimler de tedavisi mümkün olmayan ruhsal bir hastalığa dönüştü? **Son devranda Avrupa hayranlığı çağladı coştu. Bedestan-pazarda, cadde sokaklarda, toyda-düğünde gözlemlediğim, özellikle 50 yaş altı nesil Osmanlı düşünüyor, Avrupalı gibi yaşamaya uğraş veriyor. Erkekleri takım elbise giyiyor, kravat takıyor ve lüks arabalara biniyorlar. Fakir-fukaraya, Garip-gurebaya hava atıyorlar. Akşamları bar-pavyon geziyorlar? Ayrıca, hele bir kesim var tam Kadın müptelası? İçki-kumar ve her türlü uyuşturucu maddeler kullanmayı bir marifet sayıyorlar (!) **KADINLAR ise, oldukça forsüne düşkünler. Çıplaklığı moda ve medeniyet sanıyorlar? Sosyete hastalığı beyinlerini bir örümcek ağı gibi sarmış. Boya badana yapmadan tuvalete bile gitmiyorlar? Plajlarda çıplak yatmayı, şekerli meşrubat içmeyi, ucuz şarap partileri vermeyi, tırnak uzatmayı ve orasına-burasına dövme yaptırmayı çağdaş medeniyet sanıyorlar? **Gençlerimiz, memleket meselelerinden oldukça uzak, sorumsuz, kuralsız, ilgisiz çaresiz, ehilsiz ve tam burjuvatik davranış eylemleri içinde cebelleşiyorlar? Sokak jargonuyla konuşuyorlar, palavra ve martaval atıyorlar. Kitap ve benzeri hiç bir yazı okumuyorlar. Tamamen internet ve Twitter bağımlısı olmuşlar. Cadde-sokakta ve her türlü umumi yerlerde Eskimo kıyafetleri giyip motorlarla volta atıyorlar. Ağızlarında sigara ve sakız hiç eksik olmuyor? Yumurta topuk ve uzun burunlu ayakkabılar, dizleri yırtık pantolonlar, İngiliz tişörtları giyinip sokakta Önüne gelen kadına-kıza sataşıyorlar? **Her şeyden önemlisi bu son kuşak, Anadolu köklü töre ve geleneklerimize sosyal ve kültürel değerlerimize baş kaldırıyorlar. Akraba dost-yaren ilişkilerine toy-düğün ve cenaze merasimlerine gericilik diyorlar? Köylü ve çiftçimizi küçümsüyorlar. Ana atasına hürmet etmiyorlar? Kavim-kardeş tanımıyorlar. Daha böyle yüzlercesini yazabiliriz... **VAHŞİ KAPİTALİZMİN, En öncelikli siyasal, sosyal ve kültürel yaptırımı. bilinçsiz, çaresiz, ehilsiz, kuralsız ve ruhsatsız toplum yaratmaktır. Çünkü her çağda cehaleti kullanıp-yönetmek kolay ve ucuz maliyetlidir... VESSELAM
***** RUBAİYAT ***** Ah güzel memleketim ne güzel vatansın Sana inkiraz eden, kendinden utansın Yürekleri çürüsün, gözleri kapansın Yüz yaşını doldurdun, dim-dik ayaktasın Şer düşmanların feryat edip cıyaklasın... **** OZAN ÇAKIROĞLU ****
**** SOSYAL ve REEL BAKIŞ **** Bu tarikatlar kervanı asla yolunda doğru gitmezler. Her zaman tehlikeli tali yollara saparlar ve olmadık yerlerde mola verirler... Eğer ki kavga etmeye etrafında muhalif bulamazlarsa, kendi-kendileriyle kavga ederler ve döner utanmadan suçu laik-sosyal demokratlara atarlar?
VATANPERVER(!) Satılırken hürriyet pazarlık masasında, bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında. Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler, Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.
Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ, Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ. Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu, Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.
Uyanın! desem de sesim yankısız kalır, Toprak, üstündeki ölüden intikam alır. Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil, Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.
Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı, Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı. Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar, Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.
Dün namlunun ucunda soluklanan katiller, Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler. Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan; Bir imza uğruna mı feda edildi o can?
Pazarlık masasında vatanın haritası, Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı. Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu, Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.
Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu, Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu. Madenler talan yurdu, oteller beton yığını, Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.
Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu? Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu? Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder; Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder
Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim! Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim. Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak, Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!
Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi, Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin. Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge, Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.
Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman, Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan. Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti, O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.
Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa, Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa. Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini, Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.
Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina
Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi
Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar, Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar. Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi
Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk, Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk. Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an, Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.
Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu, Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu. Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi, Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.
Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin, Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin. Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi, Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.
Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi, Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi. Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu, Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.
Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin, Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin. Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi, Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi
Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat, Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat. Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge, Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.
Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin, Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin. Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik, Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.
Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek, Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken
Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle, Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
*** İĞNELİ FIÇI *** Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar... ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** TARAFSIZ BAKIŞ *** --Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış? Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır? --Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler? Dua-niyaz-hatim ve selavata devam... ---------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** ŞER TARİKATI *** Fethullah beslendi şerden-marazdan Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan Bütün amelleri kinden-garezden Topluma nifaklar, ekti de gitti Postu Amerka'ya, attı da gitti... ------OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** PALAVRASYON *** Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir? Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan sonra uygulandığını gören var mı? Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın? --------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** REEL BAKIŞ *** Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda, Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz? -------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BİLİMSEL BAKIŞ *** Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına kin-kibir ve nefret tohumları eker. Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar. Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür? Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM --------OZAN ÇAKIROĞLU---------
***** RUBAİYAT *****
Çılgın Faylar parçalandı, Ülke toz duman oldu
On kent birden yıkıldı, binlerce insan öldü
Ekonomi felç oldu, bunca ocaklar söndü
Memleket alev-alev yanıyor Hünkâr emmi
Millet olanı kader sanıyor Hünkâr emmi...
------ OZAN ÇAKIROĞLU ---------
***** TÜRKÇE BAKIŞ *****
17 Şubat 1926 günü TBMM tarafından çıkarılan Türk Medeni Kanunu
bireysel, komünal, toplumsal ve ulusal muasır yaşam haklarını düzenleyen
KADIN ve ERKEK eşitliğini sağlayan ve anayasal hakların hak ve hukuk
sisteminin temelini oluşturan en önemli devrimlerden biridir...
Bu ulvi devrime tukaka demek hadsizlik ve hakirliktir. Yok İsviçre'den satın
alınma, yok batı felsefesinin islam dini zerinde olumsuz hükmü, yok Arap
düşmanlığı demek tamamen garabettir, cehalettir, delalettir ve hilafettir...
***** OZAN ÇAKIROĞLU *****
***** RUBAİYAT *****
Maşruk'lu ozanların kalemi keskindir
O, yüzden cahil-cühela bize küskündür
Kadını Erkeğinden daha da baskındır
Monarşi sultasına, eyvallah etmezler,
Oligarşik cuntanın peşinden gitmezler...
***** OZAN ÇAKIROĞLU *****
***** EMEKÇİ TESPİTİ *****
Eğer ki, ambarınız da bir FARE görürseniz boşuna yakalamaya uğraşmayın.
Çünkü onun çili-çocuğu, kavim-kardeşi ve bütün sülalesi o, ambar da koloni
oluşturmuşlardır... OZAN ÇAKIROĞLU
***** RUBAİYAT *****
Her Beşer ruhunda mizan kurmalı
Bilim-felsefeye kafa yormalı
Şeytan-i nefsinden hesap sormalı
Sulh-barış içinde yaşar da gider
Hayır-hasenatla, coşar da gider...
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
***** SOSYAL VE REEL BAKIŞ *****
Son devran da kişileri tanımadan, gerçek kimliklerini bilmeden, bir cümlesinden
bir tavrından ve ya bir Şiirinden dolayı anında yargısız infaz yapıyoruz.Beyhude
İnsanların kalplerini kırıyoruz. Yetmiyor bir de iftira ve çamur atıyoruz?
Bir kişi ve ya bir gurup hakkında yeterli bilgi yada deneyim olmadan peşin bir hükme
varmanın hiç doğru ve adil bir davranış eylemi değildir. Bu ve benzeri eylemler hem
ağır bir vebaldır ve hem de insanlık suçudur... VESSELAM
******* OZAN ÇAKIROĞLU *******
***** RUBAİYAT *****
Dünyayı insanlığa, dar edenlerden olma
Garibanın sırtından, kâr edenlerden olma
Şer-zalimi yurduna, yar edenlerden olma
Keferenin yanında, safa durma kardaşım
Garip-gurebanın ahını alma kardaşım...
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
*** SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Türk Ulusal Devleti hür medeniyet ve bağımsızlığını hangi ve nasıl
koşullar da kazandığını asla unutmamamız gerekir.
Eğer toplumsal dokuyu zayıflatıp yozlaştırırsanız, her türlü yaşamsal
ortamını zedelemiş olursunuz?
Ayrıca Demokratik, Laik, Sosyal ve Hukuk devlet siteminden taviz
verirseniz, başka siyasal yapılaşmalara zemin hazırlamış olursunuz...
***** OZAN ÇAKIROĞLU *****
***** RUBAİYAT *****
Pırasa pazar da baş tacı oldu
Ispanak tezgâhta sararıp soldu
Soğan alamayan saçını yoldu
Marketler halka neler ediyor
Aracı-tefeci dört nal gidiyor...
*** OZAN ÇAKIROĞLU ***
*** ZAMAN MI DEĞİŞTİ YOKSA KULAR MI DEĞİŞTİ ***
Kardaş, bu devirde HIYAR olmak marifet sayılır oldu? Mevsiminde değil de, turfanda Hıyar...
Ya hu daha dalından koparılmadan kendini bir cacık sanıyorlar???
***** RUBAİYAT *****
Bu Vatan uğruna serden geçmişiz
Atatürk yolun da, yemin içmişiz
Hürriyet ufkuna yelken açmışız
Her Türkün evladı yiğit koçaktır,
Hürriyet yolundan dönen alçaktır...
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
Sosyal Ve Reel Bakış
--Özellikle az gelişmiş Ülkelerde, bireylerin yaşamsal devinimde en
büyük düşmanı, içindeki vesvesedir. İçsel çelişkiler kişilerde derin
ruhsal problemler yaratır. Bunlardan en belirgin özelliği özgüven
yetersizliğidir. Kişilerde sosyal çekingenlik ve karar verme güçlüğü
yaratır. Her zaman ve her ortamda basit bir müşkülü çözerken bile
başkalarının onayına ihtiyaç duyar...
--Hayatı boyunca her konuda risk almaktan kaçınırlar. Her zaman
başkalarına karşı önyargıyla yaklaşırlar. Kendisi gibi düşünmeyenlere
adeta düşman olur, nefret eder ve kin besler. Hep kendisinin daha doğru,
daha güzel ve daha iyimser olduğunu sanırlar. Aşırı önyargı, kuşku ve
karamsarlık, kişileri umutsuzluğa iter. Hatta tedavisi mümkün olmayan
umutsuz bir vakaya dönüştürür...
--Halbu ki, her insan ayrı bir değerdir. Karşılıklı saygı ve sevgi insanların
en büyük hazinesidir. Sen başkalarına ne kadar sevgi saygı ve hoşgörüyle
yaklaşırsan, sende o kadar sevgi ve saygı görürsün...
--Bazen olumsuz olarak gördüğümüz gelişmeler, insana Rahmani bir çağrıdır.
Aslında bizleri doğruya, iyiliğe, hayır ve hasenata, sevgi ve barışa yönlendirir.
Kötülükten sakınmayı ve merhameti fısıldar. Müspet düşünmeyi, sabrı, uhulet
ve suhuleti öğütler... VESSELAM
***** HOŞGÖRÜ NEDİR *****
Hoşgörü, başkalarının fikir ve görüşlerini anlama yeteneği ve saygı
duyma eylemidir.
Hoş görü, din ve mezhep birliği değildir? Dört büyük Kitabın mensuplarına
ve diğer ideolojilerin tamamın saygı duymaktır. Hoşgörü, başka görüşlere
ket vurmak ve ya çamur atmak değildir.
Hoşgörü, Toplumsal bütünlük bozulmadan, ahlaki değerler çiğnenmeden
anayasal haklar gasp edilmeden suhulet ve uhulet içerisnde, saygı ve barışla
yaşamaktır... VESSELAM
***** ozan çakıroğlu *****
*** DARBELERİN HEPSİNE LANET OLSUN ***
12 Eylül 1980 Oligarşik Cunta darbesi, bütün darbelerin en ağırı, en vahşetlisi
ve en kanlısıydı...
12 Eylül darbesi, Milli iradenin üzerinde vesayet kurmaya çalışan bir anlayışın
Demokrasi tarihimizde ki, en ağır bedellerin ödendiği bir dönemdir.
Hak-hukuk ve adaletin askıya alındığı, millet iradesinin gasp edildiği o, karanlık
günler hafızamızdan asla silinmeyecektir...
Resmi rakamlara göre 650 bin kişi göz altına alındı. 230 bin kişi Askeri mahkemede
yargılandı. İşkencelerde 300 kişi öldürüldü? 48 kişi idam edildi. 2 milyona yakın
masum, suçsuz ve günahsız kişi fişlendi. Binlerce bürokrat ve memur görevlerinden
ihraç edildi?
*Sürgünler, aforozlar, kınamalar, mobbingler, Vatandaşlıktan çıkarmalar ve benzeri
baskıların ardı-arası yoktu. Hemen arkasından 82 Anayasası olanların üstüne tuz-
biber olmuştur?
*Yüce Yaradan bir daha Ülkemize böyle bir vahşet yaşatmasın... VESSELAM
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
***OSMANLIDA HİLAFET***
Osmanlı Devletin de, hiç bir dönem Dine, yani İslam medeniyetine dayalı yönetim ifa ve
icra edilmemiştir. Tamamen Monarşiyle ( MUTLAKİYET) yönetilmiştir. Yasama, Yürütme
ve yargı yetkileri bir tek Hükümdarın elindeydi. Osmanlı da Hilafet makamı sadece Dini
faaliyetler de bulunurdu. Şeyhülislam Hazretleri bile Hünkârdan emir alırlardı. Şeyhülislam
efendi bazen Payitaht lehine fetva verirlerdi. Bu gidişatı hangi kitap ve din kabul eder?
--Bazı Şair ve yazarlar Dini geleneklere dayalı Devlet sisteminden yana olduklarını paylaşıyorlar.
Bu günün şartlarında, veya mevcut siyasal gidişatla, böyle bir sistemi nasıl inşa edeceksiniz?
Tarihte bir örneği görülmemiştir. Ortadoğu İslam Devletlerin hali-ahvali içler acısı. Her türlü allem
kullem, denk dubara, alavere-dalavere kol geziyor. Kadına zülüm had safhada. Eğitim ve öğretim
sistemi en gerilerde. Medeniyet dersen iflas etmiş. Bireysel, Komünal ve Toplumsal Anayasal
haklar eşit ve adil bir şekilde sağlanamıyor. Hak-Hukuk Adalet sistemi tamamen felç olmuş?
Uluslar arası Diplomasi veto yemiş ve var olan da güdümlü? Teknoloji dersen zaten yerlerde
sürünüyor. Her yıl ayrı bir Devlet, ya Amerika tarafından marizleniyor ya da Katil İsrail'in zulmüne
uğruyor. Kendilerini savunmaktan aciz ve sefil. Birbirleriyle doğru-dürüst siyasal ve hukuksal
ilişki kuramıyorlar. Ancak her fırsatta inadına ve ısrarla Türk düşmanlığı yapıyorlar???
--Eğer ki Osmanlı İmparatorluğunu bir DİN Devleti diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Osmanlıda
hiç bir dönem İslamiyet aslına ve usulüne uygun yaşanmamıştır. Kırsal kesimlerde kiralık köy hocaları
Derebeylerin istediği doğrultuda vaazlar etmiş ve fetvalar vermişlerdir. Zaten Dini tahsilleri oldukça
zayıf. Okur yazarlığı yok. Osmanlıda iki türlü gelir sistemi vardı, biri haksız-hukuksuz Halk vergisi,
bir diğeri savaş ganimetleri. Her iki gelir türü de İslamiyete uygun değildir. KURAN böyle bir yönetim
tarzını reddediyor. Ayrıca Saray ve harem rezaletleri tamamen Din dışı eylemlerdir. Padişahların
evlilik gelenekleri Yüce Dinimizle uzaktan-yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Kuran bu saçmalıkları
kesinlikle reddetmiştir.
--Muhteremler DİN Devleti veya DİNE dayalı yönetim şeklini asla ve kat'a inşa edemezsiniz. Bu bir hayalden
öteye asla geçmez. Çünkü her Din ve Mezhep kendine taraftır. Kendisini korur-kollar ve besler. Bu yüzden
Anayasal haklar eşit ve adil sağlanamaz. Bunun en bariz örneği mevcut Tarikatlardır. Daha kendi aralarında
SULH olamıyorlar. Aksine birbirlerini yiyorlar. Zaten 40 ayrı fraksiyonlara bölünmüşler? Misak-ı milli sınırları
içerisinde Türk Ulusal Vatandaşı olarak yaşayan 72 çeşit ırk ve ayrı-ayrı Dini inanışlar vardır. Siz bu Toplumu
ŞERİAT gölgesi altında nasıl adil bir şekilde yöneteceksiniz? Bu Hilafet aşıkları her daim Hz.Ömer devri ve
adaletini örnekleyip dururlar. Kardeşim, o döneme bir bakınız bir Arpa boyu yol alınmamıştır? Ayrıca At-Deve
ve Zulfikâr devri çoktan gelip geçti. Yedinci yüz yıldan sonra nice-nice medeniyetler kurulup yıkıldı. Her zaman
ve her yerde inadına ve ısrarla küffar, kefere, gavur, kâfir, şirk, beynamaz gibi itham ettiğiniz Devletler Aya
gittiler, yarın da Mars'a gidecekler. Peki Orta Doğu İslam Devletleri nereye doğru gidiyorlar?
--Eyy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı olanlar, Dünyada en güzel yönetim şekli Demokratik
Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemidir?
Bunun aksi, cehalettir, garabettir, dalalettir, hilafettir ve hatta ihanettir.....VESSELAM
**** BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN ****
***SEKSEN KUŞAĞI SONRASI***
**Özellikle seksenler sonrası kuşakta, kuralsız, tutarsız, sorumsuz ve ruhsatsız yaşamak meslek haline geldi. Hatta bazı kesimler de tedavisi mümkün olmayan ruhsal bir hastalığa dönüştü?
**Son devranda Avrupa hayranlığı çağladı coştu. Bedestan-pazarda, cadde sokaklarda, toyda-düğünde gözlemlediğim, özellikle 50 yaş altı nesil Osmanlı düşünüyor, Avrupalı gibi yaşamaya uğraş veriyor. Erkekleri takım elbise giyiyor, kravat takıyor ve lüks arabalara biniyorlar. Fakir-fukaraya, Garip-gurebaya hava atıyorlar. Akşamları bar-pavyon geziyorlar? Ayrıca, hele bir kesim var tam Kadın müptelası? İçki-kumar ve her türlü uyuşturucu maddeler kullanmayı bir marifet sayıyorlar (!)
**KADINLAR ise, oldukça forsüne düşkünler. Çıplaklığı moda ve medeniyet sanıyorlar? Sosyete hastalığı beyinlerini bir örümcek ağı gibi sarmış. Boya badana yapmadan tuvalete bile gitmiyorlar? Plajlarda çıplak yatmayı, şekerli meşrubat içmeyi, ucuz şarap partileri vermeyi, tırnak uzatmayı ve orasına-burasına dövme yaptırmayı çağdaş medeniyet sanıyorlar?
**Gençlerimiz, memleket meselelerinden oldukça uzak, sorumsuz, kuralsız, ilgisiz çaresiz, ehilsiz ve tam burjuvatik davranış eylemleri içinde cebelleşiyorlar? Sokak jargonuyla konuşuyorlar, palavra ve martaval atıyorlar. Kitap ve benzeri hiç bir yazı okumuyorlar. Tamamen internet ve Twitter bağımlısı olmuşlar. Cadde-sokakta ve her türlü umumi yerlerde Eskimo kıyafetleri giyip motorlarla volta atıyorlar. Ağızlarında sigara ve sakız hiç eksik olmuyor? Yumurta topuk ve uzun burunlu ayakkabılar, dizleri yırtık pantolonlar, İngiliz tişörtları giyinip sokakta Önüne gelen kadına-kıza sataşıyorlar?
**Her şeyden önemlisi bu son kuşak, Anadolu köklü töre ve geleneklerimize sosyal ve kültürel değerlerimize baş kaldırıyorlar. Akraba dost-yaren ilişkilerine toy-düğün ve cenaze merasimlerine gericilik diyorlar? Köylü ve çiftçimizi küçümsüyorlar. Ana atasına hürmet etmiyorlar? Kavim-kardeş tanımıyorlar. Daha böyle yüzlercesini yazabiliriz...
**VAHŞİ KAPİTALİZMİN, En öncelikli siyasal, sosyal ve kültürel yaptırımı. bilinçsiz, çaresiz, ehilsiz, kuralsız ve ruhsatsız toplum yaratmaktır. Çünkü her çağda cehaleti kullanıp-yönetmek kolay ve ucuz maliyetlidir... VESSELAM
***BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN***
PADİŞAH MEHMED VAHDETTİN
**Mehmed Vahdettin, Osmanlı İmparatorluğunun 36. ve son Padişahı.
4 Temmuz 1918 de tahta çıkıyor. 1 Kasım 1922 de tahttan indiriliyor.
17 Kasım 1922 de bir İngiliz gemisine binerek İstanbul'dan tabanı
yağlayıp ve arkasına bakmadan kaçan Padişah olarak biliriz?
**16 Mart 1920 de itilaf devletleri İSTANBUL'U Askeri olarak işgal ediyor.
Meslis-i Mebusan kapatılyor ve kanu-i esasiye askıya alınıyor.
**Sultan Vahdettin karanlık kapılar arkasından itilaf devletleriyle can-ciğer
kuzu sarması oluyor. Özellikle İngiltere ile yakın bir siyaset izliyor?
**Kuvâ-yi Milliye hareketine karşı mesafeli duruyor? Hatta bazı terör
ve anerşik ayaklanmalarında İstanbul Hükümetini muhaf tutuyor.
**O dönemin olağanüstü şartları ve jeopolitik baskıları doğru algılayamadığı
gibi savaş stratejisinden de hiç anlamıyor?
**Mustafa Kemal'lerin Ankara da kurduğu BMM ni tanımıyor? Hatta onları
kâfir ilan ediyor? Daha da ileri gidiyor, BMM ni kuranları idam etmekle tahdit
ediyor?
**Osmanlı topraklarını paylaşan ve Ülke'nin bağımsızlığını ortadan kaldıran
SEVR Antlaşmasını imzalıyor (!) Kardeşim bu ihanet değil de NEDİR?
Sultan Vahdettin allem-kullem, denk dubara eylemlerinde başarılı olamayınca
17 Kasım 1922 de tabanı yağlayıp ve arkasına bakmadan Kutsal Vatanımızı
terk ediyor...
**Peki bu Vahdettin nereye sığınıyor, Osmanlının her zaman ve her yerde inadına
ve ısrarla Haçlı, küffar, kefere, gavur, kâfir, müşrik, beynamaz ve benzeri deyimlerle
itham ettikleri Ülkelerden İNGİLTERE'ye sığınıyor. Peki, Fethullah Gülen nereye
sığınıyor, o gavur dedikleri Amerika'ya, Cem Sultan ve Abdulmecit yine öyle?
Süriye'li Esat da Rusya'ya sığınıyor?
**Muhteremler, neden bu Monarşi aşıkları Orta doğu İSLAM Devletlerine değil de
hep Avrupa Ülkelerine sığınıyorlar(!) Bu bir çelişki değil midir???
**Sayın okurlar, ben bir Cumhuriyet evladı olarak, sadece kısa bir özetini yazdığım
tarihsel devinimin tamamına bütün kalbimle inanıyorum...
***** RUBAİYAT *****
Ah güzel memleketim ne güzel vatansın
Sana inkiraz eden, kendinden utansın
Yürekleri çürüsün, gözleri kapansın
Yüz yaşını doldurdun, dim-dik ayaktasın
Şer düşmanların feryat edip cıyaklasın...
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
**** SOSYAL ve REEL BAKIŞ ****
Bu tarikatlar kervanı asla yolunda doğru gitmezler. Her zaman tehlikeli
tali yollara saparlar ve olmadık yerlerde mola verirler...
Eğer ki kavga etmeye etrafında muhalif bulamazlarsa, kendi-kendileriyle
kavga ederler ve döner utanmadan suçu laik-sosyal demokratlara atarlar?
VATANPERVER(!)
Satılırken hürriyet pazarlık masasında,
bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında.
Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler,
Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.
Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ,
Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ.
Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu,
Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.
Uyanın! desem de sesim yankısız kalır,
Toprak, üstündeki ölüden intikam alır.
Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil,
Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.
Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı,
Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı.
Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar,
Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.
Dün namlunun ucunda soluklanan katiller,
Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler.
Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan;
Bir imza uğruna mı feda edildi o can?
"Barış" derler adına, dilleri zehir saçar,
Sırtımızdaki hançer, taze yaralar açar.
Kandil'in gölgesini meclis çatısına serenler,
Bilmezler mi; sızlıyor o toprağa girenler!
Pazarlık masasında vatanın haritası,
Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı.
Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu,
Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.
Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu,
Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu.
Madenler talan yurdu, oteller beton yığını,
Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.
Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu?
Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu?
Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder;
Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder
Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim!
Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim.
Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak,
Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!
Kurtulus muhru
Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi,
Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin.
Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge,
Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.
Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman,
Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan.
Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti,
O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.
Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa,
Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa.
Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini,
Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.
Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can
Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan
Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina
Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina
Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi
Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu
Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi
Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi
Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar,
Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar.
Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi
Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi
Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk,
Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk.
Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an,
Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.
Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu,
Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu.
Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi,
Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.
Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin,
Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin.
Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi,
Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.
Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi,
Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi.
Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu,
Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.
Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin,
Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin.
Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi,
Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi
Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat,
Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat.
Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge,
Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.
Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin,
Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin.
Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik,
Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.
Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek
selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek,
Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken
Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken
Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken
Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken
Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle,
Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle
Amin
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur
Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
*** İĞNELİ FIÇI ***
Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler
asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını
sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar...
----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** TARAFSIZ BAKIŞ ***
--Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla
Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış?
Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe
veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır?
--Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle
Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler?
Dua-niyaz-hatim ve selavata devam...
---------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** ŞER TARİKATI ***
Fethullah beslendi şerden-marazdan
Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan
Bütün amelleri kinden-garezden
Topluma nifaklar, ekti de gitti
Postu Amerka'ya, attı da gitti...
------OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** CAHİL-CÜHELA ***
Şer yobaz ne anlar bilimden-fenden
Başları kurtulmaz, nefretten-kinden
İcazet alırlar, periden-cinden
Muskayla milleti soyar giderler
Her zaman haramla doyar giderler...
---------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** PALAVRASYON ***
Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir?
Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan
sonra uygulandığını gören var mı?
Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın?
--------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** REEL BAKIŞ ***
Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda,
Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı
ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz?
-------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BİLİMSEL BAKIŞ ***
Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu
açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına
kin-kibir ve nefret tohumları eker.
Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar.
Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür?
Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM
--------OZAN ÇAKIROĞLU---------
***YOBAZIN ÖZÜ YALANDIR***
Kardaş, her fetbazı molla belleme
Başı kavukluyla, sohbet eyleme
Sırtı cübbeliye, sırrın söyleme
Hak-hakikat bilmez özü yalandır.
.
Keramet haktadır, kulda değildir
Sağında arama, sol da değildir
Cindarın baktığı, falda değildir
Muskacı papazın sözü yalandır.
.
Fetbazlar anlamaz haktan-emekten
Ensesi kalındır, haram yemekten
Yüksek maaş alır fetva vermekten
Ekranda verdiği, pozu yalandır.
.
Papazın döküldü kudret boyası
Pazara yayıldı, bütün foyası
Ne bir tarı kaldı, nede sayası
Bunların harmanı-tozu yalandır.
.
Bağnazın gemisi vurdu karaya
Şimdi Menzilciler girdi sıraya
Nursuzlar aklını verdi kiraya
Cambazın bakışı-gözü yalandır
.
İrtica hortladı şer yuvasından
Zihinler kirlendi pis havasından
Ölse de vazgeçmez kan davasından
Abdestle yıkanan, yüzü yalandır.
.
Çakıroğlu, fazla derine girme
Nursuzlar sulbüne selamı verme
Çoluk-çocuğuna sofranı serme
Yobazın danası-yozü yalandır...
------VEZİR PEHLEVAN-------