Kültür Sanat Edebiyat Şiir

türkçe sizce ne demek, türkçe size neyi çağrıştırıyor?

türkçe terimi Mehmet Rauf tarafından 03.02.2003 tarihinde eklendi

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 02.03.2017 - 09:41

    Yeryüzünün en yetkin bilim ve felsefe dillerinden biri.

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 08.04.2014 - 17:21

    Doğanın dili.

  • İnci Moral
    İnci Moral 03.11.2010 - 15:42

    yok. artık türkçe değil'' turkche'' konuşuyoruz.. internet yaygınlaştıkça, yüzyüze iletişimden sms iletişimine geçtikçe boyumuz ''çoq'' uzadı.. yakında türkçe ile çinceyi karıştırır olacağız.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 29.07.2010 - 12:58

    Genç kuşaklar tarafından dejenere edilen dilimiz.Dil bir halkın kimliğidir.Dil bir halkın namusudur.

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 12.12.2009 - 13:14

    'Türklüğün vicdanı bir;
    Dîni bir, vatanı bir;
    Fakat hepsi ayrılır
    Olmazsa lisanı bir.'

    ...

  • Hamit Kökdağ
    Hamit Kökdağ 28.09.2009 - 14:50

    TÜRKÇENİN YABANCI DİLLERDEKİ ON BİNLERCE KELİMESİ


    Dil meselesi tartışılırken bir gerçek her zaman göz ardı edilmiştir. Bu, Türkçenin başka dillerde olan on binlerce kelimesinin hiç akla dahi getirilmemesidir. Moğolca, Urduca gibi artık epey uzakta kalmış diller ile Farsça, Ermenice, Gürcüce gibi Önasya dilleri, Yunanca, Bulgarca, Makedonca, Arnavutça, Romence, Sırpça-Hırvatça, Macarca ve hatta Rusça gibi Balkan, Orta ve Kuzey Avrupa dillerinde on binlerce Türkçe kelime vardır. Türkçe sadece sözlükleri etkilemekle kalmamış, bütün Balkan dillerinin morfoloji ve sentaksını da etkilemiştir.


    Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimeler

    Abdullah Skaljiç, Sırp-Hırvat Dilinde Türkçe Kelimeler (Turcizmu u srpskohrvatskom jeziku) isimli birinci baskısı 1957, ikinci baskısı 1962’de Saraybosnada yapılan eserinde, Türkçeden Sırp-Hırvat diline 8.742 kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir Tabii ki Sırp-Hırvatçadaki Türkçe kelimelerin sayısı bu kadar değildir. Nitekim kitabın ilk baskısında 6.500 kelime yer almıştı (Milan Adamovic, “Tanıtma”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten, Ankara 1969, 289. s. vd.) .


    Macarcadaki Türkçe kelimeler

    Alimler Macarcaya geçen Türkçe kelimeleri üç tabaka halinde incelerler. Birincisi Hun-Hazar-Bulgar tabakası, ikincisi Peçenek-Uz-Kuman-Kıpçak tabakası, üçüncüsü ise Osmanlı tabakasıdır.
    Osmanlı tabakasını inceleyen Macar alimi Suzanne [Zsuzsa] Kakuk, 16 ve 17. asırlarda Osmanlı dili tarihi araştırmaları, Macar dilinde Osmanlı unsurları (Budapeşte, 1973 Recherches sur l’histoire de la langue Osmanlie des XVI et XVII siecles, les eléments Osmanlis de la langue Hongroise) isimli eserinde, 16-17. asırlarda Osmanlılar vasıtasıyla Macarcaya 1.382 cins isminin, 402 şahıs adı ve lakabın, 224 yer isminin, toplam 2.008 kelimenin nakledildiğini ortaya koymuştur (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1973-74, 356 s.) .

    Kakuk, daha sonraki bir yazısında bunu 1.500’e çıkarmıştır (Zsuzsa Kakuk, “Macar dilinde Osmanlı-Türk unsurları”, Bilimsel Bildiriler 1972, TDK y., Ankara 1975, 209. s. vd.) . (Bayan Kakuk, 1960’da Çindeki Salar Türklerini ziyaret ederek metinler derlemiştir. Bu metinler Textes Salars, Acta Orientala, c. xııı, fas. 1-2, Budapest 1961’de yayımlanmıştır) . Kakuk, 13 ağustos 1925’te Macaristanın Heves şehrinin Nagytalya köyünde doğmuştur.

    Türkçenin tesiri sadece kelime vermekle kalmamış, bazı şairler Türkçe şiir bile söylemişlerdir. Mesela ilk büyük Macar şairi sayılan Balint Balassa 1552-56 arasında bir çok Türkçe şiiri Macarcaya çevirmiş, kendisi de Türkçe şiir yazmıştır.

    Macar kelimesi Manysi ve Türkçe eri (Manysi+eri) kelimelerinden meydana gelir ki, yarı yarıya Türkçedir (Laszlo Rasonyi, Tarihte Türklük, TKAE y., Ankara 1971, 119. s.) . Macarlara sadece kendileri ve biz Türkler Macar deriz. Öbür milletlerin verdiği Hungarya adı da tamamiyle Türkçedir. Hungarya (Hungaria) çoklarının sandığı gibi Hun kelimesinden değil, Türkçe Onoğur kelimesinden gelir. Baştaki h türeme bir sestir. Kelime Hundan gelse sonraki gar unsurunu açıklamak mümkün olmazdı) . Macarlar Onoğur Bulgarlarıyla yakın münasebette bulundukları için Bizanslılar ve diğer halklar onları bu kelimeyle isimlendirip yaşadıkları ülkeye de Türkiye demişlerdir (Onoğur kelimesi Osmanlılarca az da olsa Engürüs veya Üngürüs şeklinde kullanılmıştır) .

    Hatırlanacağı üzere Macaristan haricinde tarihte Türkiye ismini alan veya Türkiye ismi verilen bir çok ülke ve bölge vardır: Göktürk, Hazar, Anadolu Selçuklu, Mısır (Memlük devrinde) ve Türkistan coğrafyaları tarihte Türkiye olarak anılmıştır. Lakin devlet adı olarak Göktürkler, Mısır Memlükleri ve Türkiye Cumhuriyetinden başka Türkiye isimli Türk devleti yoktur. Yalnız Orta Asya coğrafyası son bin yıldır Türkistan adıyla tanınmaktadır.

    Macar alimleri Türklük bilimi sahasında en çok çalışan alimlerdir. Zaten Türk bilimi sahasında Hıristiyan milletlerden iyi niyetle çalışan sadece Macar bilginleridir. Bunlara Bosna Hersekli ve Güneydoğu Asyalıları da ilave edebiliriz (Pakistan, Malezya vs) . Türklükle ilgilenen diğer bilim adamlarının bilim sıfatı sadece mesleklerinde olup esas amaçları Türk kültür ve medeniyetini başka köklere, bilhassa Çin, Hint, İran, Moğol, Arap ve sair kaynakla bağlamaktır.


    Romencedeki Türkçe kelimeler

    Aslen bir Gökoğuz Türkü olan Mihail Guboğlu bir makalesinde, Romen diline geçen Türkçe kelimeler üzerine çalışan Romen ve yabancı bilim adamlarının eserleri hakkında geniş bilgi vermiş, Romen dilinde mevcut 3.000 Türkçe kelimenin daha iyi araştırılması gerektiğini belirtmiştir (M. Guboğlu, “Rumanya Türkolojisi ve Rumen dilinde Türk sözleri hakkında bazı araştırmalar”, 11. Türk Dil Kurultayında Okunan Bilimsel Bildirilir 1966, Ankara 1968, 271. s.) .

    Kerim Altay isimli Türk asıllı Romanyalı bir bilim adamı da, 1925-87 arasında çıkan 4 Romence sözlükte yaptığı araştırmada 1.700 Türkçe kelime saymış, daha dikkatli bir araştırmayla bunun 2.000’i aşacağını söylemiştir (Kerim Altay, Türkçeden Romenceye giren sözler-Romencedeki Türkçe kelimeler”, Erciyes, Nisan 1996, 220. sayı, 1. s.) .


    Bulgarcadaki Türkçe kelimeler

    Türker Acaroğlu, Bulgaristanda Osmanlı Türklerinden kalma 5.000 Türkçe yer adının olduğunu yazmaktadır (M. Türker Acaroğlu, Bulgaristanda Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Ankara 1988, 42, 75 ve 383. s.) . Bulgarcadan Türkçeye giren sözler ise yalnızca bir kaç tanedir ki bunların en çok kullanılanı çete kelimesidir. Bu da Bulgarların çetecilikte nam salmasından ileri gelmiştir. Ayrıca gocuk, kuluçka, kosa (uzun saplı bir tırpan) , ıştır (yaban pazısı) gibi bir iki söz daha vardır. Son ikisi ağızlarda kullanılır (Hasan Eren, “Bulgarlar ve Türk dili”, Bulgaristanda Türk Varlığı, TTK, Ankara 1985, 9. s.) .
    Yaşar Yücel, Bulgar Bilimler Akademisi Bulgar Dili Enstitüsünce yayımlanan Bulgar Dilindeki Yabancı Kelimeler Sözlüğü (1982) ile Bulgarca Sözlüğün 3. baskısını tarayarak Bulgarcada 2.557 Türkçe kelimenin olduğunu tespitlemiştir. -ci, -li, -lik gibi Türkçe ekler de Bulgarcaya geçen lisan unsurları arasındadır (Yaşar Yücel, “Bulgarcaya Türkçeden ve Türklerden geçen sözcükler”, Belleten, ağustos 1991, 213. sayı, 529-562. s.) .

    Tabii ki bu, eksik bir çalışmadır. Hakikatte başta Bulgar ve Balkan kelimeleri olmak üzere Bulgarların dilinde aslında on binden fazla Türkçe kelime vardır. Durum Makedonca için de aynıdır.

    Melih Cevdet Anday seyahatlerini anlattığı bir eserinde şöyle bir fıkra nakletmektedir:

    “Bir Bulgar bir Yugoslava sormuş:
    ‘-Sizin dilinizde çok Türkçe sözcük var mı? ’
    Yugoslav Türkçe olarak:
    ‘-Yok be kardeşim’ demiş.
    Bu soru bir Macara sorulsa ‘şok van’ karşılığı alınırdı ki, ‘çok var’ demektir.” (Melih Cevdet Anday, Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan, Gerçek y., İstanbul 1965, 143. s.) .

    Bu misalin bir benzerini Süreyya Yusuf da nakletmektedir (Süreyya Yusuf, “İvo Andriç’te Türkçe sözcükler”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1969, 287. s.) .


    Rusçadaki Türkçe kelimeler

    Nikolay Aleksandroviç Baskakov Türk Kökenli Rus Soyadları (1979) isimli çalışmasında 300 Türkçe kökenli Rus soyadını etraflıca incelemiştir. Baskakovun eseri Türkçeye tercüme edilmiştir (N.A. Baskakov, çev. Samir Kâzımoğlu, Türk Kökenli Rus Soyadları, Ankara 1997, 234 s.) .

    Tatar alimi A.H. Halikov da Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale isimli eserinde bugün Rusçada kullanılan 500 soy adını tesbit ederek bir kitap halinde yayımlamıştır (A. H. Halikov, çev. Mustafa Öner, Rus Tanınan 500 Bulgar-Tatar-Türk Asıllı Sülale, TDAV y., İstanbul 1995) . Bunların hepsi aslen Türk-Tatar asıllı olup içlerinden alimler, yazarlar, diplomatlar, bilim ve devlet adamları çıkmıştır. Mesela Yeltsin (Türkçe elçi kelimesinden gelir) bunlardan biridir. Zaten “Rusu kazısan altından Tatar (Türk) çıkar” sözü herkesçe bilinen bir sözdür.

    Tabii bunlar özel isimlerdir. Rusçada Türkçeden alınma sözlerin bir listesi henüz yapılmamıştır. Bu yapıldığında Rusçada 10 bin civarında Türkçe kelimenin bulunduğu katiyetle açığa çıkacaktır.
    Kerim Altay, Rusçadaki Türkçe sözlerin sayısının da şimdilik 2.000 olarak tesbit edildiğini bildirmiştir.


    Farsçadaki Türkçe sözler

    Farsça yabancı kelimelerin çok olduğu bir dildir ve bu dilde binlerce Türkçe kelime vardır. 1942’de Fuad Köprülü yazdığı bir makalede Farsçadaki Türkçe kelimelere dikkati çekmiş, 280 Türkçe kelime tesbit etmiştir (Fuad Köprülü, “Yeni Fariside Türkçe unsurlar”, Türkiyat mecmuası, 1942-45, 7-8, sayı, 1-6.) .

    Alman alimi Gerhard Doerfer, Farsçanın yüzde seksenini Arapça kelimelerin oluşturduğunu, lakin bu yüzden Farsçanın bir Sami dili sayılamayacağını söyler. F. K. Timurtaş da Farsçadaki Arapça kelimelerin Farsçadan fazla olduğunu kaydeder (F. K. Timurtaş, Osmanlıca Grameri, İstanbul 1964, 248. s.) .

    Doerfer, Yeni Farsçada Türkçe ve Moğolca Unsurlar (Turkische und Mongolische elemente im Neupersischen, Wiesbaden, 1963, 1965, 1967, 1975) isimli 4 ciltlik eserinde bunlardan binlercesini tesbit etmiştir.

    Doerfer’in kitabının 1. cildi Moğolca kelimelere ayrılmıştır. Burada Farsçaya giren 409 Moğolca söz yer almaktadır. 2, 3 ve 4. ciltler ise Farsçadaki Türkçe kelimelere ayrılmıştır. Burada da 2.000’e yakın Türkçe kelimeye yer verilmiştir. Ne yazık ki 4 ciltlik bu eser halen Türkçeye tercüme edilmeyi beklemektedir.


    Arapçadaki Türkçe sözler

    Türkçe en çok etkilendiği dil olan Arapçaya da binlerce kelime vermiştir. Cezayirli bir bilim adamı olan Mohammed ben Cheneb, 1922’de yaptığı “Cezayir konuşma dilinde muhafaza edilen Türkçe ve Türkçe aracılığı ile gelen Farsça kelimeler” adlı araştırmasında (Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1966, 157-213. s.) isimli çalışmasında Cezayir Arapçasında 634 Türkçe kelime tesbit etmiştir.
    Bu kelimelerin 72’si askerî, 31’i denizcilik, 39’u besin maddelerine ait kelimeler, 59’u alet ve kap kacak kelimeleri, 55‘i giyecek, 65’i sanatlarla alakalı, 313’ü ise çeşitli sahalara ait kelimelerdir. Cheneb, Türkçe özel adları çalışmasına dahil etmemiştir.

    Ahmet Ateş, Cheneb’den müstakil olarak yaptığı bir araştırmada Arap edebî dilinde 539 Türkçe kelime tesbit etmiştir. Ateş Türkçe örnek kelimesinin dahi urnîk şeklinde ve “örnek, model, şekil” manasında Arapçaya geçtiğini de (çoğulu arânîk) kaydetmiştir (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler üzerine bir deneme”, Türk Kültürü Araştırmaları, 1965, 2. yıl, 1-2. sayı, 5-25. s.) .
    Hüseyin Ali Mahfuz, Bağdad Arapçasındaki 500 Türkçe kelimenin listesini yayımlamıştır (Ahmet Ateş, “Arapça yazı dilinde Türkçe kelimeler, 10. yüzyıla kadar”, Reşit Rahmeti Arat İçin, Ankara 1966, 26. s.) .

    Erich Prokosch adında bir Alman alimi de Sudan Arapçasına 259 Türkçe kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir. Bunların içinde ağa, balta, baklava, basma, bastırma, başıbozuk, binbaşı, birinci, bohça, boru, bölük, burma, burgu, damga, demir, doğru, dolap, dondurma, cebehana, çizme, gümrük, hekimbaşı, kanca, karakol, kavun, kavurma, kazan, kılavuz, kışlak, orta, sancak, şiş, tabur, temelli, topçu, yüzbaşı gibi kelimelerle –cı eki de vardır (Erich Prokosch, Osmanisches Wortgut in Sudan-Arabischen [Sudan Arapçasında Osmanlı Kelimeleri], Klaus Schwarz verlag, Berlin 1983, 75 s.) .
    Son zamanlarda bu mevzuda çalışan Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerindeki Türkçe Kelimeler (İstanbul 1994) isimli eserinde Arapçaya şimdilik 941 kelimenin geçtiğini meydana koymuştur (Bedrettin Aytaç, Arap Lehçelerinde Türkçe Kelimeler, TDAV y., İstanbul 1994, 159 s.) .

    Aytacın çalışmasında Arapçaya geçen kelimelerin 179’unun meslek ismi, 75’inin yiyecek içecek ismi, 97’sinin çeşitli sıfatlar, 45’inin askerlikle ilgili kelimeler, 24’ünün özel isim, lakap ve unvan, 40’ının mekân ismi, 89’unun araç gereç ismi, 15’inin fiil, 52’sinin giyim kuşam ve dokumacılıkla ilgili isimler, 8’inin akrabalıkla, 6’sının madenlerle, 7’sinin hayvanlarla ilgili olduğu görülmektedir. (Toplamı 657’dir) . Geri kalan 284’ü sair isimlerdir. Bunların içinde çavuş (çaviş veya şaviş şeklinde) , topçu gibi çok kullanılan kelimelerle beraber, çapçak (kulplu ve madeni bir kap, eski Türkçede çamçak) ile sagu (ağıt) , sagucu (ağıtçı) gibi günümüz lisanında kullanılmayan eski Türkçe kelimeler bile vardır.


    Arnavutçadaki Türkçe kelimeler

    Arnavutçadaki Türkçe kelimelerin sayısı 5 ila 10.000 bin arasındadır. Bu mevzuda da yapılmış bir çalışma yoktur.


    Yunancadaki Türkçe kelimeler

    Yunancada 5.000 ila 7.000 civarında Türkçe kelimenin olduğu tahmin edilmektedir. Yunanlılarda Türk kompleksi olduğu için Yunan ilim adamları her hangi bir çalışma yürütmemişlerdir.


    Ermenicedeki Türkçe kelimeler

    Ermenilerin henüz Türk kompleksine sahip olmadıkları bir zamanda 1902’de H. Açaryan isimli bir Ermeni, Türkçeden Ermeniceye 4.200 (dört bin iki yüz) kelimenin geçtiğini tesbit etmiştir (Hasan Eren, “Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, Türk Dili, ağustos 1995, 524. sayı, 862. s) . Hatta bu tesir o derecededir ki, Türkçenin etkisiyle Ermeni dili yapı ve sentaksını (söz dizimini) dahi değiştirmiştir (Bahtiyar Vahabzade, haz. Yusuf Gedikli, Ömürden Sayfalar, Ötüken n., İstanbul 2000, 196-197. s.) .

    Robert Dankoff, yukarıdaki rakama ilave olarak Ermeni diyeleklerinde 150 Türkçe sözün varlığını tesbit etmiştir. Halbuki Türk yazı dilindeki Ermenice kelimeler, sadece 5-10 tanedir (Hasan Eren, “Türkçedeki Ermenice alıntılar üzerine”, 903-904. s.) .

    Ancak bu bir asır evvel yapılmış eksik bir çalışmadır. Ermenicedeki Türkçe kelimelerin sayısı 10 binden az değildir. Sadece şu kadarını belirtelim ki Türk kamu oyunda çok yaygın olan örnek kelimesinin Ermenice olduğu inanışı yanlıştır. Örnek batı Türklerinden doğudaki Altaylılara, Doğu Türkistanlılardan Tatarlara kadar bütün Türk lehçelerinde mevcuttur (Örnek hakkındaki yazımız için Türk Dilinin eylül 2003 tarihli sayısına bakılabilir) .


    Netice

    Türkçe eski, köklü, zengin, yaygın ve çok konuşulan bir dildir. Tarih boyunca bir çok lisan ve halkla alış veriş içinde olmuştur. Hem kelime almış, fakat aldığından ziyadesini vermiştir (Sanırız aldığından az verdiği diller Arapça, Farsça ve Fransızcadır. Geri kalan bütün dillere aldığından fazlasını vermiştir) .
    Lakin Türkçenin yabancı lisanlara etkisi henüz gerektiği kadar araştırılıp incelenmemiştir. Bilhassa Arnavutça, Yunanca, Ermenice ve hatta Gürcücedeki Türkçe kelimelerin bir an evvel araştırılması gerekmektedir. Tabii ki bu, herkesten evvel bize düşen mühim ve kutsal bir vazifedir.
    Aynı vazife Kafkas dilleri, Moğolca, Çince, Korece, Urduca için de variddir. Urduca zaten Türkçe ordu kelimesinden gelmektedir. Binlerce kelime verdiğimiz bir dildir.
    1. Türk Dili Kurultayını açarken, “Öyle bir Türkçe yapalım ki bunu Kaşgardaki Türk de konuşsun, anlasın; Baküdeki, Türkiyedeki de” diyen Atatürkün emrini yerine getirmek için var gücümüzle çalışmamız gerekiyor (Hasan Eren, “Dilde birlik”, Bilimsel Bildiriler 1972, 159. s.)

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.08.2009 - 13:32

    Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 09.08.2009 - 13:31

    TürkçeOFF,İngilizce IN, Dilini yitiren bir millet tarihten silnmeye mahkumdur.

  • Hamit Kökdağ
    Hamit Kökdağ 23.07.2009 - 12:28

    Türk Dil Kurumu TDK yabancı dillerde 10 binin üzerinde Türkçe sözcük olduğunu Türkçeden en fazla sözcüğün ise Ermeniler ile Sırpların aldığını belirledi.

    TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın kurul üyesi Prof. Dr. Günay Karaağaçın yürüttüğü çalışmada bir kültür ve uygarlık dili olarak Türkçenin pek çok dile sözcük verdiğinin örnekleriyle ve kanıtlarıyla ortaya konulduğunu belirtti.

    Akalın yabancı dillerde 10 binin üzerinde Türkçe sözcük olduğunu Türkçeden en fazla sözcüğün ise Ermeniler ile Sırpların aldığını belirlediklerini vurguladı. Türkçeden Ermeniceye verilen bu sözcüklerin yanı sıra Türkolojide Ermeni Kıpçakçası diye adlandırılan ve 13. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Karadenizin kuzeyinde kullanılan bu dilin tamamen Türkçeye dayandığını ifade eden Akalın şunları kaydetti:

    Bugün Ermenicede gerek Türkiye Türkçesinden gerek Azerbaycan Türkçesinden alınma Türk dili kökenli yaklaşık 5 bin sözcük kullanılıyor. Elbette diller arasındaki bu etkileşim karşılıklıdır. Türkiye Türkçesi yazı dilinde de Ermenice kökenli bazı sözler var. Ama bunların sayısı yalnızca 16dır.


    Akalın yazı dilimizdeki yaklaşık 400 alıntıya karşılık Yunancaya yaklaşık 3 bin Türkçe kökenli söz verildiğini vurgulayarak Macarcadan aldığımız 18 söze karşılık bu dilde yaklaşık 2 bin Türkçe alıntı var. Türkiye Türkçesinde Rusça alıntı 38 iken Rusçadaki Türkçe alıntılar yaklaşık 2500dür. Bütün bunlar Türkçenin komşu ulusları ve kültürleri büyük ölçüde etkilediğini gösteriyor diye konuştu.

    Akalın Çincede 307 Farsçada yaklaşık 3 bin Urducada 227 Arapçada yaklaşık 2 bin Ukraynacada 747 Ermenicede 4 bin 262 Fincede 118 Rumencede yaklaşık 3 bin Bulgarcada yaklaşık 3 bin 500 Sırpçada 8 bin 742 Çekçede 248 İtalyancada 146 Arnavutçada yaklaşık 3 bin İngilizcede 470 Almancada 166 Türkçe kökenli sözcük olduğu ortaya konulduğunu anlattı.

    Akanın Listeden anlaşılacağı gibi bir sözcüğümüzün birkaç dile geçtiğini göz önüne aldığımızda dünya dillerindeki Türkçe kökenli sözcüklerin sayısının 35-40 bin civarında olduğu görülür dedi.

    TÜRKÇENİN ÇEKİM GÜCÜ

    Dillerin başka dillere sözcükler vermesi ve başka dilleri etkileri altına almasının ancak bir çekim gücü haline gelmesiyle mümkün olduğunu ifade eden Akalın Bunun için de bilimde teknolojide kaydedeceğimiz gelişme ve ilerlemenin yanı sıra kültür değerlerimizi sanatımızı edebiyatımızı dünyaya tanıttığımız ölçüde Türkçenin çekim gücü olma özelliğini sürdürmesi sağlanacaktır dedi.

    Akalın Türkçenin çeşitli dillere verdiği 10 binin üzerindeki sözcüğün hangi dillerde nasıl ve hangi anlamlarda kullanıldığının Türkçe Verintiler Sözlüğü adlı eserde yayımlanacağını kaydetti.

    ÖRNEKLER

    Akalın Türkçenin ad türünden kelimelerin yanı sıra diğer dillere fiil türünden kelimeler de verdiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    Türkçe başka dillerden sözcükler aldı ama alıntılarımız içerisinde kök fiiller son derece azdır. Oysa çakmak çatmak kapamak gibi pek çok kök fiil Türkçeden diğer dillere geçmiştir. Fiillerin yanı sıra ünlemlerin hatta deyimlerin ve atasözlerinin de Türkçeden diğer dillere geçen söz varlıkları arasında olduğunu biliyoruz. Akalın Açık ada bacanak bağlama çakal çanak damga dolma düğme gemi kapak kayık kazan ocak sağrı sayı sarma toka gibi kelimelerin Türkçenin bu dillere verdiği binlerce kelimeden yalnızca birkaçı olduğuna dikkati çekti.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 17.06.2009 - 23:02

    Dil kimliktir.
    Forum da diyor ki?
    İstisnalar kaideyi bozar,ama bu istisnalar çoğalmadıkça kaide değildir.
    Ve daha geçen iki profösör geldi toplantımıza Konsolosluk ve açılış konuşması bana aitdi.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 19.04.2009 - 03:36

    Türkçe benim ana dilim ben Türk'um lakin Türkçü değilim.

  • Miray Özcan
    Miray Özcan 10.03.2009 - 16:39

    türkçe türkün dilidir öncelikle türkçe bir çok şeydir aslında dsil vatan sevgisi.....
    türkçe sadece türkçe konuşmak deildir türkçeyi yaşamak onu korumaktır türçrye sahip çıkmaktırr

  • Mehmet Ali Mutluhan
    Mehmet Ali Mutluhan 14.02.2009 - 19:19

    Çok az bileni kalmış, konuşulurken anlmadığımız, kimileri tarafından demode olarak görülen lisan.

  • Harun-bulut
    Harun-bulut 29.12.2008 - 19:54

    aşiaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

  • Osmanlim Osmanlim
    Osmanlim Osmanlim 23.11.2008 - 04:00

    Arapca Farsca ve ingilizce icin dilimizi kirleten tabiri cok yanlis..Saygi bekliyorsan saygi göstereceksin...Ingilizce haric digerleri dil ve kültür zenginligimizin ispatidir.Sen sanirim Türkcenin %75 inin arapcadan gelme oldugunu bilmiyorsun! Böylelikle kendi dilinede atifta bulunmus oluyorsun...

  • Sıcakvucutkızgınhaçyanlışhükümsoğukmezar
    Sıcakvucutkızgınhaçyanlışhükümsoğukmezar 24.02.2008 - 13:00

    hepimizin kullamaya özen göstermemiz gereken dil
    türkçemizi kirleten arapça farsça ve ingilizice gibi çirkin dillerden kurtarıp öz kendine özgü kuralları ve sözcükleriyle kullanmamızı bir türklük görevi olduğunu düşündüğüm görev

  • Gözde Ilda
    Gözde Ilda 21.02.2008 - 11:50

    Türkçe bizim kullandığımız en güzel ve anlaşılır bir dildir.

  • İsmail İsmail
    İsmail İsmail 20.10.2007 - 16:54

    TÜRKÇE kirletilmeyecek kadar güzel bir kelime. ne olur kirletmeyelim. garip garip konuşmayalım....

  • Eray Ferhat Temiz
    Eray Ferhat Temiz 22.09.2007 - 03:33

    kürtçenin başka bir lehçesi. bütün kelimeleri kürtçedir ben bunu ıspatlarım üniversitede çok yaptin. edebiyat öğretmeni okulu terk etti. her türkçe kelimeye kürtçe anlam veririm ama türkçeden anlamı yoktur. bazı kürt arkadaşlara için yazayiyorum
    çoban = dağ taş
    mahkeme=yapma gelme
    çerçeve=dör köşeli(dört göz)
    leplebi=dudak
    bunlar gibi bütün kelimeler kürtçedir.

  • Asuva Dans Pistinde
    Asuva Dans Pistinde 20.08.2007 - 01:52

    lisan ı osmaniyeye dahil olmanın getirdiği hazdan mütevellit.... dermüşümmmmmm:P

  • Vural Vurgucu
    Vural Vurgucu 02.01.2007 - 11:55

    Türkçe eskiden güzeldi;
    Yahya Kemal ne diyor.
    Türkçe ağzımda anamın ak sütü gibidir.
    O Türkçe malesef şuan yok artık.ÖzTürkçe dediler,yok bilmem LüksTürkçe dediler, daha da başka 'alttan göttürgeçli,üstten tüttürgeç(tren) ', 'kaptı-kaçtı(otobüs) ' dediler.Dilimizi yamalı içi boş bohçaya çevirdiler.Yazık oldu güzelim Osmanlıcaya.
    Türk Dil Kurumu bilmez mi ki Dünya Dili İngilizcenin 500.000 kelimesinin yalnızca 90.000'i Fransızcadır.Yazık be...

  • Şamil Bahadır
    Şamil Bahadır 22.12.2006 - 22:15

    kafatasçılar tarafından dünyanın en zengin(!) en matematiksel dili olduğu iddia edilse bile günümüzdeki yolunmuş yontulmuş haliyle aydın(!) mağara insanlarına hitap eden dünyanın en zavallı en fakir ve ilkel hedesi:andıç,kıvanç,yapıt,sapıt,tonguç,angot vs. vs.türk milletine kutlu ve putlu olsun!

  • Korkut Orhan
    Korkut Orhan 21.10.2006 - 16:55

    soldan sağa doğru okunur...

    örnek,

    % 50...yüzde elli

    50 %...elli yüzde! ! ! ...garip diil mi? ? ?

    bknz..pııışşşııık.....- ;))) .Pp

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 20.10.2006 - 22:55

    Dilin mertliği nasıl bir şey? .. Ayrıca mert olmak için erkek olmak yeterli mi ve şart mı? ..

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 20.10.2006 - 22:50

    mert, eril bir dildir.
    nasıl okunursa öyle yazılır. dobra dil = türkçe
    ahanda (laz şivesi)
    dayanamadım yazdım..
    :)

  • Serkan Serinkan
    Serkan Serinkan 25.09.2006 - 05:46

    dil aleminin linux'u...
    (vito genovese, 21.04.2004 10:20)
    ekşi sözlükte rastladım, o kadar güzel bir tanımlama ki.... windows'a alternatif :))))

  • Ney
    Ney 11.09.2006 - 13:49

    - dermişiiiim
    - inanmıyorum
    - oha falan oldum yane
    - diyosun.

    bir fransızı getirsen bundan daha iyi türkçe konuşur

  • Harun Çat
    Harun Çat 10.08.2006 - 01:32

    bu gidisle unutacam....
    yunanlilar gibi yaziyom...

  • Selma Doğan
    Selma Doğan 31.07.2006 - 02:04

    internet ortamında tarzancaya dönüşmüş..... güzel dilimiz... :)))

    güzel............güsel veya.....küssel
    iyi..................ii

    vs vs vs

    örnekten yana hiç sıkıntı çekilmez ama ben sevmiyorum bu tür yazıları......:((

  • Hatice Dikilitaş
    Hatice Dikilitaş 31.07.2006 - 00:30

    Türkçe çok güzel bir dil, edebiyatı ağır,süslemeleri anlamlı yoğun manalar taşıyan bir dil

  • Renas
    Renas 25.07.2006 - 00:21

    bi çok kelimesi arapça ve farsçadan gelme son dönemlerde de avrupa dillerinin etkisi altında kalan lastik

  • Eray İnman
    Eray İnman 13.06.2006 - 21:51

    Cə llad! Sə nin qalaq-qalaq yandırdığın kitablar
    Min kamalın şöhrə tidir, min ürə yin arzusu...
    Biz köçürük bu dünyadan, onlar qalır yadigar,
    Hə r və rə qə nə qş olunmuş neçə insan duyğusu.

    Min kamalın şöhrə tidir, min ürə yin arzusu...
    Yandırdığın o kitablar alovlanır...Yaxşı bax!
    O alovlar şölə çə kib şə fə q salır zülmə tə ...
    Şairlə rin nə cib ruhu mə zarından qalxaraq,

    Alqış deyir eşqi böyük, bir qə hrə man millə tə ;
    O alovlar şölə çə kib şə fə q salır zülmə tə ...
    Cə llad! Mə nim dilimdə dir bayatılar, qoşmalar,
    De, onları heç duydumu sə nin o daş ürə yin?

    Hə r gə raylı pə rdə sində min ananın qə lbi var...
    Hə r şikə stə m övladıdır bir müqə ddə s dilə yin;
    De, onları heç duydumu sə nin o daş ürə yin?
    Söylə , sə nmi xor baxırsan mə nim şer dilimə ?

    Qoca Şə rqin şöhrə tidir Füzulinin qə zə li!
    Sə nmi 'türkə xə r' deyirsə n ulusuma, elimə ?
    Dahilə rə süd vermişdir Azə rbaycan gözə li,
    Qoca Şə rqin şöhrə tidir Füzulinin qə zə li!

    Cə llad! Yanıb od olsa da, külə dönmə z arzular,
    Tə biə tin ana qə lbi qul doğmamış insanı!
    Hə r ürə yin öz dünyası bir sə adə t arzular,
    Qanlar ilə yazılmışdır hə r azadlıq dastanı...

    Tə biə tin ana qə lbi qul doğmamış insanı!
    Ə zə l başdan düşmə nimdir üzü murdar qaranlıq...
    Hə r torpağın öz eşqi var, hə r millə tin öz adı.
    Kainata də yişmə rə m şöhrə timi bir anlıq,

    Mə nə m odlar ölkə sinin günə ş donlu övladı!
    Hə r torpağın öz eşqi var, hə r millə tin öz adı!
    Nə dir o dar ağacları, de kimlə rdir asılan?
    Oyuncaqmı gə lir sə nə və tə nimin haqq sə si?

    Dayan! ...Dayan! Oyaq gə zir hə r ürə kdə bir aslan.
    Boğazından yapışacaq onun qadir pə ncə si,
    Oyuncaqmı gə lir sə nə və tə nimin haqq sə si?
    Cə llad! Sə nmi, de, qırırsan fə dailə r nə slini?

    Millə timin saf qanıdır, qurd kimi içdiyin qan!
    Zaman gə lir...mə n duyuram onun ayaq sə sini;
    Şə hidlə rin qiyam ruhu yapışacaq yaxandan.
    Millə timin saf qanıdır, qurd kimi içdiyin qan! ...

    Bir varaqla tarixlə ri, utan mə nim qarşımda,
    Anam Tomris kə smə dimi Keyxosrovun başını?
    Koroğlunun, Sə ttarxanın çə lə ngi var başımda.
    Nə sillə rin qoymayacaq daş üstündə daşını,
    Anam Tomris kə smə dimi Keyxosrovun başını?

    Sür atını, dördnala çap! Meydan sə nindir...ancaq
    Mə n görürə m al geyinib gə lə n bahar fə slini...
    Qoca Şə rqin günə şidir yarandığım bu torpaq,
    Mə n yetirdim al bayraqlı inqilablar nə slini,
    Mə n görürə m al geyinib gə lə n bahar fə slini!

    ' SƏ MƏ D VURĞUN '

  • İrem
    İrem 01.06.2006 - 10:07

    Renkleri, ırkları, dinleri ayrı ama konuştukları dil aynı… Türkçe’yi yabancı dil olarak seçen 355 öğrenci, İstanbul’a geliyor..

  • Derya Gökçen
    Derya Gökçen 29.05.2006 - 12:08

    Milletin özellikle de gençlerin sanki utandığı utancından ingilizceye sığındığı bir dil... (Ey Gençlik Dilinizle gurur duyun)

  • Eray İnman
    Eray İnman 21.05.2006 - 09:53

    Hangi dil binlerce beyitlik bir mesneviyi tek cümleyle açıklayabilir?

  • Eray İnman
    Eray İnman 21.05.2006 - 09:52

    Hangi dil Türkçe kadar uzun cümleler kurulmasına imkan verir?

  • Eray İnman
    Eray İnman 21.05.2006 - 09:51

    Hangi dil türünün tek örneğidir?

  • Jenn
    Jenn 09.05.2006 - 21:13

    Genel anlamda dünyadaki tüm Türk Dillerini kapsayan bir kelime..özelde ise Türkiye'de konuşulan lehçeye verilen isimdir..
    Türkiye Türkçesi Türk dil ailesinden en çok konuşanı bulunan lehçedir..diğer lehçeler ise anlaşılabilmesi bakımından sırayla şunlardır: Azerice (% 90) , Turkmence (% 70) , Özbekçe (% 60) , Uygurca (% 50) , Tatarca (% 30) , Kırgızca (% 20) , Kazakça (%15) , işin ilginç tarafı Uygurca taa Çin'de konuşulmasına rağmen Kazakça ve Kırgızca'dan daha iyi anlaşılabilir. bu benim şahsi deneyim ve gözlemlerim sonucu vardığım bir sonuçtur..ancak şunu unutmamak lazım; bize en uzak olan Kazakça ve Kırgızca bile en az 1 ay içinde rahatlıkla öğrenilebilir ve konuşulabilir..
    Öncelikle yapılması gereken bir alfabe birliğinin gerçekleştirilmesidir. Alfabe birliği olduktan sonra bu lehçeler zamanla birbirlerine daha yakın olacaklardır..

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 07.05.2006 - 18:40

    sağlam olmasa bu kadar iyi kullanılamazdı.. :))

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 06.05.2006 - 00:44

    en fazla onbeş dakikada kelime haznemin tükendiği ingilizcenin dışında, başka dil bilmiyorum kii...türkçeyi sevmekten başka şansım var mı?

  • Atakan Kartaltepe
    Atakan Kartaltepe 06.05.2006 - 00:16

    Türkçe ile ilgili olarak 'sarıgri'nin burada verdiği ve alıntı olduğunu belirttiği açıklamayı isterim ki herkes bilgisayarına alsın...zaman zaman da okusun...hatta çevresine okutsun...
    Ben derhal alıp ve de bir çıktı ile de çoğaltıp C.tesi günleri şiir konulu yaptığımız toplantıya katılan tüm arkadaşlara dağıtacağım...en azından böyle bir hizmetde bulunmak da benden olsun...Neden Türkçe'mi bu kadar çok sevdiğim bu yazıyı okuyunca daha da belli oldu....sarıgri'ye alenen teşekkürler...

  • Fatihözcan
    Fatihözcan 04.05.2006 - 15:39

    Ya Türkçe ya hiç

  • Ebrar Hasene
    Ebrar Hasene 24.04.2006 - 18:00

    türkçeye baktığınızda türkçe dili diye birşey olmadığını rahatça görebilirsiniz..............

  • Muhammed Yıldız
    Muhammed Yıldız 24.04.2006 - 05:24

    türkçe kimilerinin iddia ettiği gibi toplama bir dil değil özgün bir dildir.. diyorum

  • Muzaffer Arslan
    Muzaffer Arslan 21.04.2006 - 11:11

    Bir millet kültür bakımından ileri seviye ise, yüksek bir düşünce hayatı varsa, er ya da geç bu üstünlük dillerinde de ortaya çıkar. Dilde üstünlüğe erişmemiş bir millet kültür bakımından da gerçek üstünlüğe ulaşamaz.

    Dilde üstünlük sağlayamayan bir milletin düşünceleri de kapalı, dar ve sınırlı kalır. Öyleyse kültürle dil birbirinden ayrılmaz bir ilişkidir. Birlikte gelişir ve birlikte geliştirirler. Birinde üstün olan diğerinde de üstündür.

    Düşünce ve duyguları nesilden nesile aktaran dil, her türlü kültür faaliyetlerinin temelini teşkil eder. İnsan dil aracılığıyla bilgi edinir. Milli ve içtimai yükseliş dil ile olur. Bir milletin dilini bozarsanız o milletin bütün faaliyetlerini aksatmış olursunuz. Geçmişle olan bağını kesmek yanlışlığına düşmüş olursunuz.
    Ülkemizde asırlardan beri süregelen uygun bir tartışma var. Bu sizin de bildiğiniz gibi “Aydın-Halk” çatışmasıdır. Aydın kavramı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

    Bu meseleyi iki kavramı izahla başlamak gerekir.
    1. Mankurt: Düşman eline düşüp eziyeti ve işkence sonucu hafızasını ve bilincini kaybetmiştir. Bu insanlar kendi milletlerini dahi tanıyamaz duruma gelirler. Uzağı-yakını, faydalı ve zararlıyı tanıyamazlar.
    2. Köz kurnazlık: Akıl, sağlık ve hafızaları yerindedir. Üniversite okumuş, yüksek kültürlü kişilerdir. Kendi dışında pek çok milletin kültürünü ezbere bilirler.

    Hak,hukuk,adalet,barış,dostluk ve insanlık sözleri ağızlarından hiç düşmez. Hitapları güzeldir. Fakat bunları tedavi gerektiren tehlikeli bir hastalıkları vardır. Kendi öz milletinin tarihini öğrenme amaçları yoktur. Milli menfaatlerin yerini şahsi menfaatler alır. Mankurtların iletişim aracı ingilizce yeni ve çağdaş adıda küreselleşme olmuştur.

    Malum son yılların hep tekrar edilen bir sözü var. “Her işin başı eğitim” eğitim ama nasıl her şeyden önce eğitim milli olmak zorunda. Türkün eğitimi türkçe olmalı. Cemil Meriç bakın ne diyor. “Avrupalılaşmak avrupanın dili ile olur. Onun dilide papaz mekteplerinde öğrenilir. Büyük mektepler asırlardır kaç tane bilim adamı türk yetiştirdi. Hepsi papağan adamlar yetiştirdi.”

    Dil son derece önemlidir. Türkçeye ve türk kültürüne yabancı Amerikan hayranı insanlar, ülkemizin kaderini belirler durumda

    Yurtdışındaki türklerin dil sorunu devlet nezdin de ele alınmalı milli eğitim ve bu vatandaşlarına dili öğretmelidir. Aydın.

    8 TÜRKÇEMİZ HAKKINDA

    Türkçemizin iki çıkmazı var. Bunlar: tasfiyeciler ve uydurmacılar. İnönü tasviyeciliği, Ataç uydurmacılığı. Dilde tasfiyeciler hakkı gösterecek hiçbir hukuki taraf bulunamaz. Uydurmacılık da dilimizi hiç de haketmediği bir yere getirdi. Örneğin; eskiler şeref,namus,haysiyet,vakar kelimelerini ayrı durumlar için kullanırlarmış. Günümüzde bütün bu kelimeler sihirli bir kelime olan “onur”un içine koyuldu.oysa bu kelimenin aslı fransızca olan “ honneur” dur.

    Dünya türkleri hayat ve zevk kelimelerini bilir kullanır. Bu kelimeler yerini (zorla) yaşam ve beğeniye terketti.

    19 yüzyılda120 000 kelimelik dil olan türkçe nasıl bu derece kısırlaştırıld? Bence bu türkçe kıyımının asıl sebebi Türk milletini geçmişinen koparmak arzusudur. Bir kelime dilden sökülüp atılmazsa o kelimenin taşıdığı anlam ve kelimede atılamaz. Bugün 30-40 bin kelime ile yetiniyoruz.

    Shakespeare (şekspir) “ne mutlu ingilizlere ki dünyanın dört bir yanından kelime alan bir dile sahiptir.” Demiştir. Hiç bire dil kendi kendine yeterli değildir.

    Günümüzde ne yazıkki en üstten en alta pek çok insan Atatürk’ü tanımıyor. Onun yenilik ve inkılaplarını çarpıtıyor. Şöyle ki Atatürk, hiçbir zaman “dil devrimi” yapmamıştır. Harf devrimi yapılış ama dil devrimi yapılmamıştır. Dil öyle bir vatandır ki, bozulursa ne millet kalır ne de devlet... devrim sözünün arkasına sığınmak hatadır.

    Dilde sözde millilik adına türk dili ve kültürü yok edilmeye çalışılıyor.

    Nesil geçmişinden koparılmış durumda. Gençler Yahya Kemal’i, Mehmet Akif’i, Reşat Nuri’yi, Necip Fazıl’ı sadeleştirmeden anlayamaz duruma geldi.

    Mustafa kemal’in “ Nutuk” önemli kaynağımızdır. Ancak ne yazıkki onuda sadeleştirmeden anlayan genç çok çok azdır bu utanç duyulacak bir olay.

    Milletimizin gözü önünde güpegündüz dil katlediliyor. Dili katledilmiş bir insan konuşamaz, düşünemez ve iletişim kuramaz. Dünyada olup bitenleri anlayamaz.

    Haysiyet sözcüğünü yasaklayan bir millet haysiyetini nasıl korusun.

    Millet,memleket,şahsiyet,haysiyet,istiklal,vatan gibi kavramlarla sorunu olanlar bu ülkeye hizmet etmiyorlar.

    Demek istiyorum ki Türk dilini özleştirme çabasında olanlar bu bahaneyle halkı kendi benliğinden koparmayı amaçlıyorlar. Bu haysiyeti vurgulayan Cemil Meriç’i dikkatle okumalıyız.

    Bir ağacın yapraklarını koparıp attıktan sonra yemişinin bir an önce gelmesini beklemek ne kadar akıl işi? İşte dilde sadeleşmeyi savunanlar bu yanılgıya batmış durumdalar. Ayrıca Türkçenin de islam kökenli kelimeleri atma konusunda çok titiz davranan bu dil şovalyeleri,batılı kökenli kelimeler konusunda aynı milliliği ve titizliği gösteremiyorlar daha doğrusu göstermiyorlar.

    Falih Rıfkı Atay’ın “Çankaya” adlı eserinde Mustafa Kemal’in kendisine: “Türkçe’nin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik dili bir çıkmaza sokmuşuz” demiştir.

    Her dil içinde yabancı kelime bulunur bu bir kültürel etkileşimdir. Doğal olanda budur.

    Gençler asırlardır kullandığımız kültür varlığımız Osmanlıca’yı bilmiyorlar. Geçmişi edebi varlığını tarihi kaynakları arşivleri okumaktan aciziz. Ayıplarımızdan biriside bu. Oysa liselerde Osmanlıca dersi olmalı geçmişini bilmeyen geleceğinden emin olamaz.

    Dil insanların duygu,düşünce ve isteklerini karşısındakine iletme aracıdır.. kültür ise bir milletin dil,din,ortak duygu, düşünce ve kabullerinin ortak ürünüdür.

    Dil, edebiyatın temelidir. Edebiyat ise bir milletin ruhudur. Edebiyatı gelişmemiş milletler milli birlik vücuda getiremezler.

    Musikide ses, resimde boya, mimaride taş neyse edebiyatta da kelime odur.

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 07.02.2006 - 18:39

    eran-bu ne yaw:[
    kudus-ddtnin birikimi...
    eran-eee nolmuş ki? sinek için değil mi bu?
    kudus-sinek için ama arıyı da öldürmüş, arı ölünce tırtıllar overpopüle olmuş...:S ne dedim ben?
    eran- :)

  • Boran
    Boran 01.09.2005 - 09:33

    Hazinemiz...

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 31.07.2005 - 21:07

    ALEV ALATLI/Zaman/Yorum

    Türklerin en büyük icadı ya da Türk dili

    Geçen haftanın dikkatimi çeken iki haberinden birisi “Türk çocuklarının Alman akranlarından yüzde şu kadar daha ahmak oldukları”na ilişkin “bilimsel” saptama; ikincisi, yine aynı Türk çocuklarının anadil öğrenimini iki-üç yaş gibi olmadık bir sürede tamamlıyor olmalarının çeşitli telmihleri.


    Birinci iddianın sahiplerini, ikinci iddianın sahipleriyle bir araya getirip dinlemek lâzım, lâzım olmasına da, Batılılaştırmacı aydınlarımızın ilgisini “Türk dili” gibi milliyetçi ses veren bir konuya çekmenin mümkünmüş gibi durmadığı da muhakkak. Perdeyi biraz aralamaya çalışalım: Psiko-dilbilim, “psikolojinin dilbilimi” anlamında bir akademik uğraş olup, insanoğlunun dil edinme, kullanma ve anlama sürecini oluşturan psikolojik ve nörobiyolojik unsurları araştırır.

    Psiko-dilbilim ve çocuklar...

    Psikolojiyi kabaca bireyin davranışlarını, zihnini ve düşüncelerini; nörobiyolojiyi beynin biyolojik yapısını irdeleyen çalışmalar olarak tanımlayabiliriz. “Psiko-bilim” denilen akademik uğraş (ki, beynin nasıl işlediğine ilişkin verilerin olmadığı dönemlerde felsefecilerin işiydi) günümüzde psikoloji, biyoloji, nöroloji, iletişim teorisi gibi birden fazla araştırma dalını bütünleştirir; “kelimeleri” ve “gramer kurallarını” bir araya getirerek “anlamlı bir cümle” yapmamızı mümkün kılan “algılama süreçleri”ni araştırır. Bu bağlamda, konuşmaları, yazılı metinleri nasıl anlamlandırabildiğimizi çözümlemeye çalışır. Psiko-dilbilimin başlıca denekleri, çocuklardır. Doğumlarından itibaren dil öğrenmeye başlayan çocukların bu beceriyi nasıl elde ettikleri araştırılır.

    Bu araştırmaların bir yan-ürünü de “konuşulan dil”e ilişkin bilgilerdir. Araştırmalar, çocukların dil öğrenme becerilerini etkileyen önde gelen unsurlardan birisinin anadillerinin yapısı olduğunu ortaya koymaktadır ki, bu da bizi ‘Türklerin en büyük icadıdır’ dediğim Türk diline getirir. Bu alanda Türkiye’de yapılan ilk kapsamlı araştırmalardan birisi, Prof. Dan I. Slobin yönetiminde gerçekleşmiştir. 1939 doğumlu Prof. Slobin, psikoloji lisansını University of Michigan’da; doktorasını 1964’te Harvard’da yaptı. Türkçe de dahil olmak üzere dokuz civarında dil bilen Slobin, halen UCLA’de hoca. ‘70’li yılların ortalarında Slav dillerine örnek olmak üzere eski Yugoslavya’da, Latin dillerine örnek olmak üzere Roma’da, Anglo-Sakson dillerine örnek olmak üzere ABD’de ve “Türkik dillerine” örnek olmak üzere İstanbul’da eşzamanlı çalışma yürütmüştür.

    Hemen ifade etmeliyim: “Türkik dilleri”ni tırnağa alma nedenim, Türkçenin dünya dilbilim klasmanındaki “siyasi” konumlamasına dikkat çekmek. Şöyle ki, Türkiye Türkçesine “Türki” şeklinde giren “Türkik” kelimesinin mucidi, Çarlık Rusya’sı. Çarlık Rusya’sının Orta Asya halklarına ve dolayısıyla dillerine isim takmak ve siyasi gelişmelere göre bu isimleri değiştirmek gibi bir politikası vardı. Örneğin, “Kara Tatar” olarak bilinen Altay dilini “Oyrot” olarak değiştirmişlerdi ki Oyrot, Moğol oymaklarının birinin adıdır. Oyrot, bir süre sonra “Altay” olarak tekrar değiştirilmiş, “Uygur” yine bir süre için “Tarançi” olmuş, sonra tekrar “Modern Uygur” diye anılmış, Kazak’a “Kırgız” denmiş, vb. vb... Sonra zaman içinde, “Türk” kelimesi Osmanlılarla, “Türkçe” konuşanlar da İmparatorluğun Türk unsurları ile sınırlanıyor. Türkçe, “Türki” dillerin birisi konumuna indirgeniyor; “Altay dil ailesi” grubunun bir alt-başlığı telakki ediliyor. Dan I. Slobin başkanlığında yapılan o yıllardaki araştırmada 48 çocuk, 2 yaş 8 aydan başlanıp, 4 yaş 2 aylık oluncaya kadar üç ay arayla, her biri asgari altı saat süren incelemeye konu olmuşlardı. Çeşitli oyuncaklar kullanılarak, hangi komutu, ne kadar ve nasıl anladıkları saptanıyor, ayrıca sürekli açık olan kayıt cihazlarıyla kelime dağarcıkları, kendi kendilerine konuşmaları, gramer kurallarını uygulama biçim ve zamanlamaları kaydediliyor; dil öğrenme sürecinin basitten karmaşığa giden dönüm noktaları tesbit ediliyordu. Bu bağlamda, anlaşılması en zor komutlardan birisinin, örneğin, “kediyi besleyen bebeğin saçını okşa” şeklinde bir üçleme olduğunun söylendiğini hatırlıyorum. Profesör Slobin, Türk çocuklarının bu komutu araştırmanın yapıldığı diğer merkezdeki akranlarından çok önce öğrendiklerinin tesbit edildiğini söylemişti.

    Türkçenin üstün nitelikleri

    Nitekim, yabancı dillerle karşı karşıya gelen, yani bozulan Türkçede ilk düşen düzenleme de bu olur, “o bebek ki kediyi besledi, sen okşa saçını” gibi şekiller alırmış. Sonuç olarak, üç-dört yıl kadar süren değerlendirmeler bir araya getirildiğinde Türkçe konuşan çocukların dil becerisi edinme sürecini 3 yıl 8 aylıkken tamamladıkları, buna karşın, aynı koşullarda incelenen Slav çocuklarının öğrenme süreçlerinin yedi, İtalyan çocuklarının beş-buçuğu bulabildiğinin görüldüğü söylenmişti. Hiçbir araştırma sonucunun nihai ve mutlak olmadığı, benzer araştırmaların tekrarlanagelmesinin tasdikindedir. Buna karşın, süregelen araştırmalarda benzer sonuçlara varıldığı da geçen haftaki haberde de görülen bir gerçek. Türk çocuklarının üstün dil becerisine sahip olmalarının nedenlerine gelince, toplumsal ve dilbilimsel olmak üzere iki unsurdan bahsediliyordu. Toplumsal unsur, Türk çocuklarının büyük ailelerde ve büyüklerle birlikte büyüyor olmaları, kendi başlarına pek bırakılmamaları, hatta, uykusuz kalmaları pahasına da olsa, aile toplantılarının dışına itilmemeleri. Dilbilimsel unsur ise Türkçenin bizzat kendisi. Şöyle ki, Türkçenin her şeyden önce “logo” benzeri yapı taşlarından oluşan bir yapılanması var, yani, hecelerin yan yana getirilmesiyle oluşturulan “eklemlemeli” bir dil. Bu niteliği ile kelime türetmeye de fevkalâde müsait. Örneğin, “halı” kelimesini hatırlayamayan bir çocuk, “basmak” fiilinden yola çıkarak “bası” diye bir kelime türetebilir ve anlaşılabilir. Ya da, “diken” gibi bir bitkiden yola çıkarak, “dikenlenmek” gibi bir ruh halini ifade edebilir. Türkçenin bu özelliğinin bir telmihi sebep-sonuç ilişkisini tek bir kelimede ifade edebilmek, diğer telmihi de matematik dili olmasıdır. Burada, yıllardır bilgisayar dili ile Türkçe arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışan Oktay Sinanoğlu’nu saygıyla anmadan geçemeyeceğim. Türkçenin eklemlemeli bir dil olması kadar önemli bir diğer üstün niteliği de “ses uyumu”dur. Araştırmalar, kelime üretmede olduğu kadar, doğru cümle kuruluşlarında da ses uyumunun olağanüstü bir kolaylaştırıcı olduğunu göstermektedirler. Nitekim, Slobin’in araştırmasında kayıtlar dinlendiğinde Türk çocuklarının ses uyumunda hata yaptıklarına hemen hiç rastlanmamıştı; örneğin, dolaba, ‘dolep’ ya da saksıya ‘saksi’ diyen çocuk görülmediydi. “Türkik diller”e gelince; günümüzde “kabul gören” sınıflandırmalardan birisi de şöyle: (1) Güneybatı Türkik diller üçe ayrılırlar (a) Türkçe, Azerice, Türkmencenin oluşturduğu Oğuz grubu, (b) Kırım ve Kaşkay Türkçesinin oluşturduğu Gagavuz grubu, (c) Selçuk, Horasan grubu. (2) Kuzeybatı ya da Kıpçak grubu denilen Türkik diller dörde ayrılırlar (a) Kazak, Kırgız Türkçesinin oluşturduğu Arola Hazar grubu, (b) Karakalpak, Nogay grubu, (c) Karaçay-Balkar, Kamuk, Karayim Kırım Tatar grubu; sonra Tatar, Başkir Altay, Tuvin, Yakut... Sonra... Dilbilim uzmanlarını daha fazla (ve haklı olarak!) öfkelendirmeden burada bırakmalıyım!

    30.07.2005

  • Gg
    Gg 13.06.2005 - 15:01

    şimdi daha çok...

  • Gg
    Gg 13.06.2005 - 15:01

    hakkaten türk (çe)