***** HOŞGÖRÜ NEDİR ***** Hoşgörü, başkalarının fikir ve görüşlerini anlama yeteneği ve saygı duyma eylemidir. Hoş görü, din ve mezhep birliği değildir? Dört büyük Kitabın mensuplarına ve diğer ideolojilerin tamamın saygı duymaktır. Hoşgörü, başka görüşlere ket vurmak ve ya çamur atmak değildir. Hoşgörü, Toplumsal bütünlük bozulmadan, ahlaki değerler çiğnenmeden anayasal haklar gasp edilmeden suhulet ve uhulet içerisnde, saygı ve barışla yaşamaktır... VESSELAM ***** ozan çakıroğlu *****
*** DARBELERİN HEPSİNE LANET OLSUN *** 12 Eylül 1980 Oligarşik Cunta darbesi, bütün darbelerin en ağırı, en vahşetlisi ve en kanlısıydı... 12 Eylül darbesi, Milli iradenin üzerinde vesayet kurmaya çalışan bir anlayışın Demokrasi tarihimizde ki, en ağır bedellerin ödendiği bir dönemdir. Hak-hukuk ve adaletin askıya alındığı, millet iradesinin gasp edildiği o, karanlık günler hafızamızdan asla silinmeyecektir... Resmi rakamlara göre 650 bin kişi göz altına alındı. 230 bin kişi Askeri mahkemede yargılandı. İşkencelerde 300 kişi öldürüldü? 48 kişi idam edildi. 2 milyona yakın masum, suçsuz ve günahsız kişi fişlendi. Binlerce bürokrat ve memur görevlerinden ihraç edildi? *Sürgünler, aforozlar, kınamalar, mobbingler, Vatandaşlıktan çıkarmalar ve benzeri baskıların ardı-arası yoktu. Hemen arkasından 82 Anayasası olanların üstüne tuz- biber olmuştur? *Yüce Yaradan bir daha Ülkemize böyle bir vahşet yaşatmasın... VESSELAM **** OZAN ÇAKIROĞLU ****
Osmanlı Devletin de, hiç bir dönem Dine, yani İslam medeniyetine dayalı yönetim ifa ve icra edilmemiştir. Tamamen Monarşiyle ( MUTLAKİYET) yönetilmiştir. Yasama, Yürütme ve yargı yetkileri bir tek Hükümdarın elindeydi. Osmanlı da Hilafet makamı sadece Dini faaliyetler de bulunurdu. Şeyhülislam Hazretleri bile Hünkârdan emir alırlardı. Şeyhülislam efendi bazen Payitaht lehine fetva verirlerdi. Bu gidişatı hangi kitap ve din kabul eder? --Bazı Şair ve yazarlar Dini geleneklere dayalı Devlet sisteminden yana olduklarını paylaşıyorlar. Bu günün şartlarında, veya mevcut siyasal gidişatla, böyle bir sistemi nasıl inşa edeceksiniz? Tarihte bir örneği görülmemiştir. Ortadoğu İslam Devletlerin hali-ahvali içler acısı. Her türlü allem kullem, denk dubara, alavere-dalavere kol geziyor. Kadına zülüm had safhada. Eğitim ve öğretim sistemi en gerilerde. Medeniyet dersen iflas etmiş. Bireysel, Komünal ve Toplumsal Anayasal haklar eşit ve adil bir şekilde sağlanamıyor. Hak-Hukuk Adalet sistemi tamamen felç olmuş? Uluslar arası Diplomasi veto yemiş ve var olan da güdümlü? Teknoloji dersen zaten yerlerde sürünüyor. Her yıl ayrı bir Devlet, ya Amerika tarafından marizleniyor ya da Katil İsrail'in zulmüne uğruyor. Kendilerini savunmaktan aciz ve sefil. Birbirleriyle doğru-dürüst siyasal ve hukuksal ilişki kuramıyorlar. Ancak her fırsatta inadına ve ısrarla Türk düşmanlığı yapıyorlar??? --Eğer ki Osmanlı İmparatorluğunu bir DİN Devleti diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Osmanlıda hiç bir dönem İslamiyet aslına ve usulüne uygun yaşanmamıştır. Kırsal kesimlerde kiralık köy hocaları Derebeylerin istediği doğrultuda vaazlar etmiş ve fetvalar vermişlerdir. Zaten Dini tahsilleri oldukça zayıf. Okur yazarlığı yok. Osmanlıda iki türlü gelir sistemi vardı, biri haksız-hukuksuz Halk vergisi, bir diğeri savaş ganimetleri. Her iki gelir türü de İslamiyete uygun değildir. KURAN böyle bir yönetim tarzını reddediyor. Ayrıca Saray ve harem rezaletleri tamamen Din dışı eylemlerdir. Padişahların evlilik gelenekleri Yüce Dinimizle uzaktan-yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Kuran bu saçmalıkları kesinlikle reddetmiştir. --Muhteremler DİN Devleti veya DİNE dayalı yönetim şeklini asla ve kat'a inşa edemezsiniz. Bu bir hayalden öteye asla geçmez. Çünkü her Din ve Mezhep kendine taraftır. Kendisini korur-kollar ve besler. Bu yüzden Anayasal haklar eşit ve adil sağlanamaz. Bunun en bariz örneği mevcut Tarikatlardır. Daha kendi aralarında SULH olamıyorlar. Aksine birbirlerini yiyorlar. Zaten 40 ayrı fraksiyonlara bölünmüşler? Misak-ı milli sınırları içerisinde Türk Ulusal Vatandaşı olarak yaşayan 72 çeşit ırk ve ayrı-ayrı Dini inanışlar vardır. Siz bu Toplumu ŞERİAT gölgesi altında nasıl adil bir şekilde yöneteceksiniz? Bu Hilafet aşıkları her daim Hz.Ömer devri ve adaletini örnekleyip dururlar. Kardeşim, o döneme bir bakınız bir Arpa boyu yol alınmamıştır? Ayrıca At-Deve ve Zulfikâr devri çoktan gelip geçti. Yedinci yüz yıldan sonra nice-nice medeniyetler kurulup yıkıldı. Her zaman ve her yerde inadına ve ısrarla küffar, kefere, gavur, kâfir, şirk, beynamaz gibi itham ettiğiniz Devletler Aya gittiler, yarın da Mars'a gidecekler. Peki Orta Doğu İslam Devletleri nereye doğru gidiyorlar? --Eyy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı olanlar, Dünyada en güzel yönetim şekli Demokratik Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemidir? Bunun aksi, cehalettir, garabettir, dalalettir, hilafettir ve hatta ihanettir.....VESSELAM
**Özellikle seksenler sonrası kuşakta, kuralsız, tutarsız, sorumsuz ve ruhsatsız yaşamak meslek haline geldi. Hatta bazı kesimler de tedavisi mümkün olmayan ruhsal bir hastalığa dönüştü? **Son devranda Avrupa hayranlığı çağladı coştu. Bedestan-pazarda, cadde sokaklarda, toyda-düğünde gözlemlediğim, özellikle 50 yaş altı nesil Osmanlı düşünüyor, Avrupalı gibi yaşamaya uğraş veriyor. Erkekleri takım elbise giyiyor, kravat takıyor ve lüks arabalara biniyorlar. Fakir-fukaraya, Garip-gurebaya hava atıyorlar. Akşamları bar-pavyon geziyorlar? Ayrıca, hele bir kesim var tam Kadın müptelası? İçki-kumar ve her türlü uyuşturucu maddeler kullanmayı bir marifet sayıyorlar (!) **KADINLAR ise, oldukça forsüne düşkünler. Çıplaklığı moda ve medeniyet sanıyorlar? Sosyete hastalığı beyinlerini bir örümcek ağı gibi sarmış. Boya badana yapmadan tuvalete bile gitmiyorlar? Plajlarda çıplak yatmayı, şekerli meşrubat içmeyi, ucuz şarap partileri vermeyi, tırnak uzatmayı ve orasına-burasına dövme yaptırmayı çağdaş medeniyet sanıyorlar? **Gençlerimiz, memleket meselelerinden oldukça uzak, sorumsuz, kuralsız, ilgisiz çaresiz, ehilsiz ve tam burjuvatik davranış eylemleri içinde cebelleşiyorlar? Sokak jargonuyla konuşuyorlar, palavra ve martaval atıyorlar. Kitap ve benzeri hiç bir yazı okumuyorlar. Tamamen internet ve Twitter bağımlısı olmuşlar. Cadde-sokakta ve her türlü umumi yerlerde Eskimo kıyafetleri giyip motorlarla volta atıyorlar. Ağızlarında sigara ve sakız hiç eksik olmuyor? Yumurta topuk ve uzun burunlu ayakkabılar, dizleri yırtık pantolonlar, İngiliz tişörtları giyinip sokakta Önüne gelen kadına-kıza sataşıyorlar? **Her şeyden önemlisi bu son kuşak, Anadolu köklü töre ve geleneklerimize sosyal ve kültürel değerlerimize baş kaldırıyorlar. Akraba dost-yaren ilişkilerine toy-düğün ve cenaze merasimlerine gericilik diyorlar? Köylü ve çiftçimizi küçümsüyorlar. Ana atasına hürmet etmiyorlar? Kavim-kardeş tanımıyorlar. Daha böyle yüzlercesini yazabiliriz... **VAHŞİ KAPİTALİZMİN, En öncelikli siyasal, sosyal ve kültürel yaptırımı. bilinçsiz, çaresiz, ehilsiz, kuralsız ve ruhsatsız toplum yaratmaktır. Çünkü her çağda cehaleti kullanıp-yönetmek kolay ve ucuz maliyetlidir... VESSELAM
***** RUBAİYAT ***** Ah güzel memleketim ne güzel vatansın Sana inkiraz eden, kendinden utansın Yürekleri çürüsün, gözleri kapansın Yüz yaşını doldurdun, dim-dik ayaktasın Şer düşmanların feryat edip cıyaklasın... **** OZAN ÇAKIROĞLU ****
*** KRAVATLI YOBAZLAR *** --Grand tuvalet giyinirler. Farklı moda tarzları olur. Günü birlik modacı değiller. Kravatsız tuvalete bile gitmezler. --Her şeyin en iyisini onlar bilirler ve her şeye burunlarını sokarlar. --Hiç araştırma yapmadan, hiç bir mevzuyu irdelemeden bilgi sahibi olurlar. Genelde etrafından, dayı, amca, emmi-hala, ahbap çavuşlarından edindikleri bilgiler doğrultusunda davranış sergilerler. --Kibar, efendi, sessiz-sakin ve Kâmil insanları hakir görürler? --Kusurlarını her zaman yalan, alavere-dalavere, denk dubara ve kılık-kıyafetleriyle kapatmaya çalışırlar. --Şeref-haysiyetin, onur ve gururun ne olduğunu bilmezler, döner etrafına ahlak dersi verirler. Genelde fakir-fukaraya, garip-gurebaya tepeden bakarlar? --Kendilerinden olmayan herkese düşmandırlar. Her ortamda dedikodu-gıybet yaparlar. Kaos ve kargaşadan beslenirler, nerede güç-kudret varsa oraya eğilirler. --Reklam için dua-niyaz eder, Hükümet cenahının gittiği Camiler de namaz kılarlar(!) --Her siyasal ortama ayak uydururlar. Bunların Bukalemundan hiç bir farkı yoktur???
**** SOSYAL ve REEL BAKIŞ **** Bu tarikatlar kervanı asla yolunda doğru gitmezler. Her zaman tehlikeli tali yollara saparlar ve olmadık yerlerde mola verirler... Eğer ki kavga etmeye etrafında muhalif bulamazlarsa, kendi-kendileriyle kavga ederler ve döner utanmadan suçu laik-sosyal demokratlara atarlar?
***DİNLE BENİ KRAVATLI YOBAZ*** **Bazı mütedeyyin Şairlere yaranmak için, Dini terimler kullanıyorsun. Yani takiye yapıyorsun. Bu doğru bir davranış eylemi değil. Ancak kendini kandırırsın. Sen aynen Ebu Cehil gibi iman edip, İslam medeniyetini kendi nefsine alet ediyorsun. Hakkın-kakikatın, marifetin, hikmetin, mananın, maslahatın ve bilumum islam geleneğini kendi şuur ve algınıza göre şekil verip eyleme dönüşturuyorsun. Şurekana Dindarım deyip başka ortamlarda SAĞCI olduğunu beyan ediyorsun. Dindarın siyasal görüşü olmaz-olamaz. Özellikle Sağ ve ya sol görüşlü olup ta sofilik-mollalık taslayamasın? **İSLAMİYET EVRENSELDİR. Kimsenin tekelinde değildir. KURAN, bütün Evren'in tercüm-i ezelyesidir. Ayrıca KURAN İslam Aleminin değişmez Anayasasıdır. Hz. Muhammed, Yüce Yaradan'ın yer yüzünde ki tek ve son rehberidir. **Sen ve senin gibiler İslamiyet gölgesi altında Yüce Dinimizi kendi nefsani emelleriniz için bir Zülfikâr kılıç gibi kullanıyorsunuz. Bu davranış eylemleriniz hem vebal ve hem de günahtır. Türk Medeni kanununa muhalefet ediyorsunuz ya, sen önce bir BAKARA Suresini anlayarak oku. Orada Atatürk'ün çıkarmış olduğu Türk medeni kanununu bulacaksın. Attık ömür yaşın hayli ilerlemiş, gün gelir Ecel Kuşu adresin soracaktır? Senin amel taksiratını TIR KAMYON taşımaz? **Artık, fitne-fesat devşirmelerinden, bu şer dedikodu-gıybet eylemlerinden vazgeç. Bütün Dünyan, allem-kullem, denk dubara üzerine inşa edilmiş? Yetmiyor o pis amellerine başka yobaz ve bağnazları da alet ediyorsun? *** SANA,, OZAN ÇAKIROĞLU NASİHATI ***
VATANPERVER(!) Satılırken hürriyet pazarlık masasında, bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında. Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler, Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.
Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ, Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ. Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu, Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.
Uyanın! desem de sesim yankısız kalır, Toprak, üstündeki ölüden intikam alır. Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil, Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.
Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı, Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı. Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar, Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.
Dün namlunun ucunda soluklanan katiller, Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler. Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan; Bir imza uğruna mı feda edildi o can?
Pazarlık masasında vatanın haritası, Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı. Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu, Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.
Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu, Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu. Madenler talan yurdu, oteller beton yığını, Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.
Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu? Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu? Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder; Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder
Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim! Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim. Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak, Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!
Dünya; devasa bir borsa… Kara ruhların pazarlık masası. Politika dediğin; Şeytanların parmaklarında kıvranan Paslı bir kukla tiyatrosu
Halkın umudu, Ekranların altında kayan rakamlar gibi Alınıp satılabilinen hisse senetleri.
Masum Yusufu kuyuya atanlar Insanligi atmazmi her sabah biryerlerde birileri yeni gömlekleri kana buluyor.
Kravatları ipekten bir kement, Gülüşleri cilalanmış mezar taşı. Dilleri; Sahte cennet broşürleri dağıtan Deccal
Hangi bayrağın altında dururlarsa dursunlar, Aynı karanlığın gölgesi vuruyor yüzlerine. Cebindeki banknotun rengine göre Boyuyorlar dünyayı. Vicdan fesat ihalede.
Adalet; Hakim masasında açık artırmaya çıkarılmış Kör bir yetim hakki
Küresel sofralarda Mazlumun son lokmasını paylaşan sırtlanlar… Krallar bile kral değil artık; Kendini seçenlere değil, Kendisini satın alanlara kul olmuş kuklalar.
Ve işte tam ortasında bu çürümüş dekorun; Altın kulelerden sarkan Pişkin bir narsisizm dolaşıyor. Kendi adını göğe kazırken Yeryüzünü ateşe veren bir sari ejderha.
Aynalara aşık yüzler… Kendi yansımasından başka hakikat görmeyen Habis ruhlar.
Sesi büyüdükçe Hakikat küçülüyor meydanlarda. Yalan; Mikrofonlardan geçirilen bir milli marş gibi Dökülüyor kalabalıkların üstüne.
Zengin sofralarındaki viski buharından Yeni zulümler damlıyor dünyaya. Halk ise yalnızca vaat yiyor; Çürümüş masal kırıntılarından
Siyonizmin baaldan koridorlarında Kippadan kusmuklar demlenirken İnsanlığın şah damarina çökülmüş Masonlugun satılmış aynalarında Epstain kendine yeni adalar yıgiyor
Kippalar çıkıyor, haç, sarik altindan Kandırılmış kitleler olaydan bi haber Öfkeleri oy pusulasına dönüşmüş kalabalıklar… Uçuruma doğru Alkışlarla yürütülen Gözleri bağlı bir insan seli.
Mühürlü odalardan vahşet sızıyor. Duvar diplerinde İnsanlığın çürüyen eti kokuyor. Epstein denen kippali dehşetin Vahşet dosyalarından şeytan Allaha sığınıyor Kim bilir nice karanlık adalarda, sinegoglarda Masum çığlıklar çığlıyor hâlâ; Denizin bile susturamadığı bir lanet.
Dün dost dediğini Bugün tek bir “tık”la ateşe atan bir çağ bu. Tutarsızlığın tahta çıktığı an Yalanın tek gerçek diye satıldığı Dijital bir kıyamet bu
Uydulardan yağan sinyallerde Zehir var, büyü var Uyusturdugu her beyine Düşmanı dost, Uçurumu sahil gösteren Elektrikli bir hipnoz bu
Gökdelenlerin arasına sıkışmış o dev meşale; Özgürlüğün değil artık, Kibrin ve tükenişin dumanı.
Ama dur… Dur artık ey altın tahtında şişen cüce heybet! Ey ruhunu cellatlara peşkeş çeken gölgeler!
Sanıyorsunuz ki Dünya sizin oyun hamurunuz, İnsanlık cebinizde taşıdığınız bozukluk. Oysa bir mazlumun ahı Bütün saraylarınızdan ağırdır.
Kendi yaktığınız ateşte kavrulmadan Çekmeyeceksiniz ellerinizi belli. Çünkü zulüm; Eninde sonunda Kendi sahibinin kapısını çalan aç bir kurttur.
Ve bir gün Mesih’in nefesi esecek. Ve İsa’nın kutsal kilici kesecek Arinacak haç ve sarık Sahte taçlar eriyecek. Cam kuleler Üstünüze çökecek.
Ne ekranlar kurtaracak sizi o gün, Ne alkışlar, Ne satın alınmış troller Ne de mühürlü odalar.
Bir gün insanlık yeniden ayağa kalkacak. Isanin ve mehdinin kilicindan vicdan akacak Ve adalet Satilmis bir yetim hakki değil Şimşek olup inecek seytana tapanlarin tepelerine
Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi, Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin. Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge, Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.
Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman, Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan. Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti, O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.
Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa, Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa. Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini, Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.
Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina
Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi
Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar, Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar. Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi
Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk, Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk. Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an, Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.
Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu, Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu. Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi, Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.
Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin, Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin. Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi, Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.
Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi, Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi. Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu, Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.
Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin, Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin. Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi, Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi
Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat, Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat. Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge, Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.
Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin, Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin. Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik, Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.
Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek, Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken
Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle, Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Lan adi soysuz, sorularima cevap versene burada zirlayacagina antoloji yoneticilerine Cevap versene soruma, senin atam yavuz sultan selim hz lerine soyledigin, ceberrut, zorba, katil, ahlaksiz, sozleri ben ataturke soylememi kabul edermisin? Cevap ver
***** UMUTSUZ YARINLAR ***** Fethullah Gülen'e Mehdi dediler? Geylani'ye Evliya? Nazım Kıbrısi'ye Ermiş dediler? Mahmut Osmanoğluna Embiya, Cübbeli fetbaza sahabe dediler? Müslim Gündüz'e Molla, Adnan Oktar'a Alim dediler. İblis Kadir Mısıra Mürşit dediler? 40 bin masum canın katili şerefsiz APOYA da Önder dediler???? **Ya hu bunlar hep dediler, diyorlar ve diyecekler? En sonun da bu Hilafet aşıkları birbirini yiyecekler... VESSELAM
*** İĞNELİ FIÇI *** Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar... ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Cehalet güç kazandığında, hak-hukuk adalet yer değiştirir. Hırsız aklanır, arsız paklanır, edepsiz saklanır, Mürşitler teklenir, toplum boklanır??? ---------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** İĞNELİ FIÇI *** Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini bütün Dünya Devletleri tanıdı... Her nedense bu Hilafet aşıkları, Cumhuriyet kaçkınları, Orta çağ hastaları, Tasavvufçu sofiler, Subyanci kofiler, berdelci müftüler, kumacı Şıhlar ve sahte milliyetçiler bir türlü tanıyamadılar??? --------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** TARAFSIZ BAKIŞ *** --Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış? Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır? --Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler? Dua-niyaz-hatim ve selavata devam... ---------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** ŞER TARİKATI *** Fethullah beslendi şerden-marazdan Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan Bütün amelleri kinden-garezden Topluma nifaklar, ekti de gitti Postu Amerka'ya, attı da gitti... ------OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** PALAVRASYON *** Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir? Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan sonra uygulandığını gören var mı? Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın? --------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** REEL BAKIŞ *** Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda, Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz? -------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BİLİMSEL BAKIŞ *** Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına kin-kibir ve nefret tohumları eker. Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar. Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür? Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM --------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Kapitalist ve az gelişmiş Ülkelerde muasır medeniyet gelişmişliği Siyasal gidişatla doğru orantılıdır? ---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
*** LAİK, SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Eyy Hilafet aşıkları ve vahşi kapitalizmin reklam uşakları. Türk Ulusal Kadınları sizin ne gönül eğlencenizdir, ne de Rehabilitasyon merkezinizdir... -------OZAN ÇAKIROĞLU--------
KITMETLİ ŞAİRDAŞIM: Üçlü cümbür-neşeniz göz kamaştırıyor? İnşallah ilelebet devam eder? Ancak, bizim Şimal-i Şark yöresin de bir deyim vardır? **Kurtla-Kuzunun dostluğu, Kurdun karnı acıkıncaya kadardır? Kardaş, bu sözü bir kenara yaz ve asla unutma???
***** HOŞGÖRÜ NEDİR *****
Hoşgörü, başkalarının fikir ve görüşlerini anlama yeteneği ve saygı
duyma eylemidir.
Hoş görü, din ve mezhep birliği değildir? Dört büyük Kitabın mensuplarına
ve diğer ideolojilerin tamamın saygı duymaktır. Hoşgörü, başka görüşlere
ket vurmak ve ya çamur atmak değildir.
Hoşgörü, Toplumsal bütünlük bozulmadan, ahlaki değerler çiğnenmeden
anayasal haklar gasp edilmeden suhulet ve uhulet içerisnde, saygı ve barışla
yaşamaktır... VESSELAM
***** ozan çakıroğlu *****
*** DARBELERİN HEPSİNE LANET OLSUN ***
12 Eylül 1980 Oligarşik Cunta darbesi, bütün darbelerin en ağırı, en vahşetlisi
ve en kanlısıydı...
12 Eylül darbesi, Milli iradenin üzerinde vesayet kurmaya çalışan bir anlayışın
Demokrasi tarihimizde ki, en ağır bedellerin ödendiği bir dönemdir.
Hak-hukuk ve adaletin askıya alındığı, millet iradesinin gasp edildiği o, karanlık
günler hafızamızdan asla silinmeyecektir...
Resmi rakamlara göre 650 bin kişi göz altına alındı. 230 bin kişi Askeri mahkemede
yargılandı. İşkencelerde 300 kişi öldürüldü? 48 kişi idam edildi. 2 milyona yakın
masum, suçsuz ve günahsız kişi fişlendi. Binlerce bürokrat ve memur görevlerinden
ihraç edildi?
*Sürgünler, aforozlar, kınamalar, mobbingler, Vatandaşlıktan çıkarmalar ve benzeri
baskıların ardı-arası yoktu. Hemen arkasından 82 Anayasası olanların üstüne tuz-
biber olmuştur?
*Yüce Yaradan bir daha Ülkemize böyle bir vahşet yaşatmasın... VESSELAM
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
***OSMANLIDA HİLAFET***
Osmanlı Devletin de, hiç bir dönem Dine, yani İslam medeniyetine dayalı yönetim ifa ve
icra edilmemiştir. Tamamen Monarşiyle ( MUTLAKİYET) yönetilmiştir. Yasama, Yürütme
ve yargı yetkileri bir tek Hükümdarın elindeydi. Osmanlı da Hilafet makamı sadece Dini
faaliyetler de bulunurdu. Şeyhülislam Hazretleri bile Hünkârdan emir alırlardı. Şeyhülislam
efendi bazen Payitaht lehine fetva verirlerdi. Bu gidişatı hangi kitap ve din kabul eder?
--Bazı Şair ve yazarlar Dini geleneklere dayalı Devlet sisteminden yana olduklarını paylaşıyorlar.
Bu günün şartlarında, veya mevcut siyasal gidişatla, böyle bir sistemi nasıl inşa edeceksiniz?
Tarihte bir örneği görülmemiştir. Ortadoğu İslam Devletlerin hali-ahvali içler acısı. Her türlü allem
kullem, denk dubara, alavere-dalavere kol geziyor. Kadına zülüm had safhada. Eğitim ve öğretim
sistemi en gerilerde. Medeniyet dersen iflas etmiş. Bireysel, Komünal ve Toplumsal Anayasal
haklar eşit ve adil bir şekilde sağlanamıyor. Hak-Hukuk Adalet sistemi tamamen felç olmuş?
Uluslar arası Diplomasi veto yemiş ve var olan da güdümlü? Teknoloji dersen zaten yerlerde
sürünüyor. Her yıl ayrı bir Devlet, ya Amerika tarafından marizleniyor ya da Katil İsrail'in zulmüne
uğruyor. Kendilerini savunmaktan aciz ve sefil. Birbirleriyle doğru-dürüst siyasal ve hukuksal
ilişki kuramıyorlar. Ancak her fırsatta inadına ve ısrarla Türk düşmanlığı yapıyorlar???
--Eğer ki Osmanlı İmparatorluğunu bir DİN Devleti diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Osmanlıda
hiç bir dönem İslamiyet aslına ve usulüne uygun yaşanmamıştır. Kırsal kesimlerde kiralık köy hocaları
Derebeylerin istediği doğrultuda vaazlar etmiş ve fetvalar vermişlerdir. Zaten Dini tahsilleri oldukça
zayıf. Okur yazarlığı yok. Osmanlıda iki türlü gelir sistemi vardı, biri haksız-hukuksuz Halk vergisi,
bir diğeri savaş ganimetleri. Her iki gelir türü de İslamiyete uygun değildir. KURAN böyle bir yönetim
tarzını reddediyor. Ayrıca Saray ve harem rezaletleri tamamen Din dışı eylemlerdir. Padişahların
evlilik gelenekleri Yüce Dinimizle uzaktan-yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Kuran bu saçmalıkları
kesinlikle reddetmiştir.
--Muhteremler DİN Devleti veya DİNE dayalı yönetim şeklini asla ve kat'a inşa edemezsiniz. Bu bir hayalden
öteye asla geçmez. Çünkü her Din ve Mezhep kendine taraftır. Kendisini korur-kollar ve besler. Bu yüzden
Anayasal haklar eşit ve adil sağlanamaz. Bunun en bariz örneği mevcut Tarikatlardır. Daha kendi aralarında
SULH olamıyorlar. Aksine birbirlerini yiyorlar. Zaten 40 ayrı fraksiyonlara bölünmüşler? Misak-ı milli sınırları
içerisinde Türk Ulusal Vatandaşı olarak yaşayan 72 çeşit ırk ve ayrı-ayrı Dini inanışlar vardır. Siz bu Toplumu
ŞERİAT gölgesi altında nasıl adil bir şekilde yöneteceksiniz? Bu Hilafet aşıkları her daim Hz.Ömer devri ve
adaletini örnekleyip dururlar. Kardeşim, o döneme bir bakınız bir Arpa boyu yol alınmamıştır? Ayrıca At-Deve
ve Zulfikâr devri çoktan gelip geçti. Yedinci yüz yıldan sonra nice-nice medeniyetler kurulup yıkıldı. Her zaman
ve her yerde inadına ve ısrarla küffar, kefere, gavur, kâfir, şirk, beynamaz gibi itham ettiğiniz Devletler Aya
gittiler, yarın da Mars'a gidecekler. Peki Orta Doğu İslam Devletleri nereye doğru gidiyorlar?
--Eyy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı olanlar, Dünyada en güzel yönetim şekli Demokratik
Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemidir?
Bunun aksi, cehalettir, garabettir, dalalettir, hilafettir ve hatta ihanettir.....VESSELAM
**** BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN ****
***SEKSEN KUŞAĞI SONRASI***
**Özellikle seksenler sonrası kuşakta, kuralsız, tutarsız, sorumsuz ve ruhsatsız yaşamak meslek haline geldi. Hatta bazı kesimler de tedavisi mümkün olmayan ruhsal bir hastalığa dönüştü?
**Son devranda Avrupa hayranlığı çağladı coştu. Bedestan-pazarda, cadde sokaklarda, toyda-düğünde gözlemlediğim, özellikle 50 yaş altı nesil Osmanlı düşünüyor, Avrupalı gibi yaşamaya uğraş veriyor. Erkekleri takım elbise giyiyor, kravat takıyor ve lüks arabalara biniyorlar. Fakir-fukaraya, Garip-gurebaya hava atıyorlar. Akşamları bar-pavyon geziyorlar? Ayrıca, hele bir kesim var tam Kadın müptelası? İçki-kumar ve her türlü uyuşturucu maddeler kullanmayı bir marifet sayıyorlar (!)
**KADINLAR ise, oldukça forsüne düşkünler. Çıplaklığı moda ve medeniyet sanıyorlar? Sosyete hastalığı beyinlerini bir örümcek ağı gibi sarmış. Boya badana yapmadan tuvalete bile gitmiyorlar? Plajlarda çıplak yatmayı, şekerli meşrubat içmeyi, ucuz şarap partileri vermeyi, tırnak uzatmayı ve orasına-burasına dövme yaptırmayı çağdaş medeniyet sanıyorlar?
**Gençlerimiz, memleket meselelerinden oldukça uzak, sorumsuz, kuralsız, ilgisiz çaresiz, ehilsiz ve tam burjuvatik davranış eylemleri içinde cebelleşiyorlar? Sokak jargonuyla konuşuyorlar, palavra ve martaval atıyorlar. Kitap ve benzeri hiç bir yazı okumuyorlar. Tamamen internet ve Twitter bağımlısı olmuşlar. Cadde-sokakta ve her türlü umumi yerlerde Eskimo kıyafetleri giyip motorlarla volta atıyorlar. Ağızlarında sigara ve sakız hiç eksik olmuyor? Yumurta topuk ve uzun burunlu ayakkabılar, dizleri yırtık pantolonlar, İngiliz tişörtları giyinip sokakta Önüne gelen kadına-kıza sataşıyorlar?
**Her şeyden önemlisi bu son kuşak, Anadolu köklü töre ve geleneklerimize sosyal ve kültürel değerlerimize baş kaldırıyorlar. Akraba dost-yaren ilişkilerine toy-düğün ve cenaze merasimlerine gericilik diyorlar? Köylü ve çiftçimizi küçümsüyorlar. Ana atasına hürmet etmiyorlar? Kavim-kardeş tanımıyorlar. Daha böyle yüzlercesini yazabiliriz...
**VAHŞİ KAPİTALİZMİN, En öncelikli siyasal, sosyal ve kültürel yaptırımı. bilinçsiz, çaresiz, ehilsiz, kuralsız ve ruhsatsız toplum yaratmaktır. Çünkü her çağda cehaleti kullanıp-yönetmek kolay ve ucuz maliyetlidir... VESSELAM
***BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN***
PADİŞAH MEHMED VAHDETTİN
**Mehmed Vahdettin, Osmanlı İmparatorluğunun 36. ve son Padişahı.
4 Temmuz 1918 de tahta çıkıyor. 1 Kasım 1922 de tahttan indiriliyor.
17 Kasım 1922 de bir İngiliz gemisine binerek İstanbul'dan tabanı
yağlayıp ve arkasına bakmadan kaçan Padişah olarak biliriz?
**16 Mart 1920 de itilaf devletleri İSTANBUL'U Askeri olarak işgal ediyor.
Meslis-i Mebusan kapatılyor ve kanu-i esasiye askıya alınıyor.
**Sultan Vahdettin karanlık kapılar arkasından itilaf devletleriyle can-ciğer
kuzu sarması oluyor. Özellikle İngiltere ile yakın bir siyaset izliyor?
**Kuvâ-yi Milliye hareketine karşı mesafeli duruyor? Hatta bazı terör
ve anerşik ayaklanmalarında İstanbul Hükümetini muhaf tutuyor.
**O dönemin olağanüstü şartları ve jeopolitik baskıları doğru algılayamadığı
gibi savaş stratejisinden de hiç anlamıyor?
**Mustafa Kemal'lerin Ankara da kurduğu BMM ni tanımıyor? Hatta onları
kâfir ilan ediyor? Daha da ileri gidiyor, BMM ni kuranları idam etmekle tahdit
ediyor?
**Osmanlı topraklarını paylaşan ve Ülke'nin bağımsızlığını ortadan kaldıran
SEVR Antlaşmasını imzalıyor (!) Kardeşim bu ihanet değil de NEDİR?
Sultan Vahdettin allem-kullem, denk dubara eylemlerinde başarılı olamayınca
17 Kasım 1922 de tabanı yağlayıp ve arkasına bakmadan Kutsal Vatanımızı
terk ediyor...
**Peki bu Vahdettin nereye sığınıyor, Osmanlının her zaman ve her yerde inadına
ve ısrarla Haçlı, küffar, kefere, gavur, kâfir, müşrik, beynamaz ve benzeri deyimlerle
itham ettikleri Ülkelerden İNGİLTERE'ye sığınıyor. Peki, Fethullah Gülen nereye
sığınıyor, o gavur dedikleri Amerika'ya, Cem Sultan ve Abdulmecit yine öyle?
Süriye'li Esat da Rusya'ya sığınıyor?
**Muhteremler, neden bu Monarşi aşıkları Orta doğu İSLAM Devletlerine değil de
hep Avrupa Ülkelerine sığınıyorlar(!) Bu bir çelişki değil midir???
**Sayın okurlar, ben bir Cumhuriyet evladı olarak, sadece kısa bir özetini yazdığım
tarihsel devinimin tamamına bütün kalbimle inanıyorum...
***** RUBAİYAT *****
Ah güzel memleketim ne güzel vatansın
Sana inkiraz eden, kendinden utansın
Yürekleri çürüsün, gözleri kapansın
Yüz yaşını doldurdun, dim-dik ayaktasın
Şer düşmanların feryat edip cıyaklasın...
**** OZAN ÇAKIROĞLU ****
*** KRAVATLI YOBAZLAR ***
--Grand tuvalet giyinirler. Farklı moda tarzları olur. Günü birlik
modacı değiller. Kravatsız tuvalete bile gitmezler.
--Her şeyin en iyisini onlar bilirler ve her şeye burunlarını sokarlar.
--Hiç araştırma yapmadan, hiç bir mevzuyu irdelemeden bilgi sahibi olurlar.
Genelde etrafından, dayı, amca, emmi-hala, ahbap çavuşlarından edindikleri
bilgiler doğrultusunda davranış sergilerler.
--Kibar, efendi, sessiz-sakin ve Kâmil insanları hakir görürler?
--Kusurlarını her zaman yalan, alavere-dalavere, denk dubara ve kılık-kıyafetleriyle
kapatmaya çalışırlar.
--Şeref-haysiyetin, onur ve gururun ne olduğunu bilmezler, döner etrafına ahlak dersi
verirler. Genelde fakir-fukaraya, garip-gurebaya tepeden bakarlar?
--Kendilerinden olmayan herkese düşmandırlar. Her ortamda dedikodu-gıybet yaparlar.
Kaos ve kargaşadan beslenirler, nerede güç-kudret varsa oraya eğilirler.
--Reklam için dua-niyaz eder, Hükümet cenahının gittiği Camiler de namaz kılarlar(!)
--Her siyasal ortama ayak uydururlar. Bunların Bukalemundan hiç bir farkı yoktur???
**** SOSYAL ve REEL BAKIŞ ****
Bu tarikatlar kervanı asla yolunda doğru gitmezler. Her zaman tehlikeli
tali yollara saparlar ve olmadık yerlerde mola verirler...
Eğer ki kavga etmeye etrafında muhalif bulamazlarsa, kendi-kendileriyle
kavga ederler ve döner utanmadan suçu laik-sosyal demokratlara atarlar?
***DİNLE BENİ KRAVATLI YOBAZ***
**Bazı mütedeyyin Şairlere yaranmak için, Dini terimler
kullanıyorsun. Yani takiye yapıyorsun. Bu doğru bir davranış
eylemi değil. Ancak kendini kandırırsın. Sen aynen Ebu Cehil
gibi iman edip, İslam medeniyetini kendi nefsine alet ediyorsun.
Hakkın-kakikatın, marifetin, hikmetin, mananın, maslahatın
ve bilumum islam geleneğini kendi şuur ve algınıza göre
şekil verip eyleme dönüşturuyorsun. Şurekana Dindarım deyip
başka ortamlarda SAĞCI olduğunu beyan ediyorsun. Dindarın
siyasal görüşü olmaz-olamaz. Özellikle Sağ ve ya sol görüşlü
olup ta sofilik-mollalık taslayamasın?
**İSLAMİYET EVRENSELDİR. Kimsenin tekelinde değildir.
KURAN, bütün Evren'in tercüm-i ezelyesidir. Ayrıca
KURAN İslam Aleminin değişmez Anayasasıdır. Hz. Muhammed,
Yüce Yaradan'ın yer yüzünde ki tek ve son rehberidir.
**Sen ve senin gibiler İslamiyet gölgesi altında Yüce Dinimizi
kendi nefsani emelleriniz için bir Zülfikâr kılıç gibi kullanıyorsunuz.
Bu davranış eylemleriniz hem vebal ve hem de günahtır.
Türk Medeni kanununa muhalefet ediyorsunuz ya, sen önce bir
BAKARA Suresini anlayarak oku. Orada Atatürk'ün çıkarmış olduğu
Türk medeni kanununu bulacaksın. Attık ömür yaşın hayli ilerlemiş,
gün gelir Ecel Kuşu adresin soracaktır? Senin amel taksiratını
TIR KAMYON taşımaz?
**Artık, fitne-fesat devşirmelerinden, bu şer dedikodu-gıybet
eylemlerinden vazgeç. Bütün Dünyan, allem-kullem, denk dubara
üzerine inşa edilmiş? Yetmiyor o pis amellerine başka yobaz ve
bağnazları da alet ediyorsun?
*** SANA,, OZAN ÇAKIROĞLU NASİHATI ***
VATANPERVER(!)
Satılırken hürriyet pazarlık masasında,
bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında.
Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler,
Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.
Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ,
Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ.
Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu,
Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.
Uyanın! desem de sesim yankısız kalır,
Toprak, üstündeki ölüden intikam alır.
Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil,
Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.
Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı,
Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı.
Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar,
Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.
Dün namlunun ucunda soluklanan katiller,
Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler.
Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan;
Bir imza uğruna mı feda edildi o can?
"Barış" derler adına, dilleri zehir saçar,
Sırtımızdaki hançer, taze yaralar açar.
Kandil'in gölgesini meclis çatısına serenler,
Bilmezler mi; sızlıyor o toprağa girenler!
Pazarlık masasında vatanın haritası,
Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı.
Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu,
Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.
Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu,
Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu.
Madenler talan yurdu, oteller beton yığını,
Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.
Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu?
Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu?
Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder;
Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder
Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim!
Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim.
Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak,
Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!
Dünya; devasa bir borsa…
Kara ruhların pazarlık masası.
Politika dediğin;
Şeytanların parmaklarında kıvranan
Paslı bir kukla tiyatrosu
Halkın umudu,
Ekranların altında kayan rakamlar gibi
Alınıp satılabilinen hisse senetleri.
Masum Yusufu kuyuya atanlar
Insanligi atmazmi
her sabah biryerlerde
birileri yeni gömlekleri kana buluyor.
Kravatları ipekten bir kement,
Gülüşleri cilalanmış mezar taşı.
Dilleri;
Sahte cennet broşürleri dağıtan
Deccal
Hangi bayrağın altında dururlarsa dursunlar,
Aynı karanlığın gölgesi vuruyor yüzlerine.
Cebindeki banknotun rengine göre
Boyuyorlar dünyayı.
Vicdan fesat ihalede.
Adalet;
Hakim masasında açık artırmaya çıkarılmış
Kör bir yetim hakki
Küresel sofralarda
Mazlumun son lokmasını paylaşan sırtlanlar…
Krallar bile kral değil artık;
Kendini seçenlere değil,
Kendisini satın alanlara kul olmuş kuklalar.
Ve işte tam ortasında bu çürümüş dekorun;
Altın kulelerden sarkan
Pişkin bir narsisizm dolaşıyor.
Kendi adını göğe kazırken
Yeryüzünü ateşe veren bir sari ejderha.
Aynalara aşık yüzler…
Kendi yansımasından başka hakikat görmeyen
Habis ruhlar.
Sesi büyüdükçe
Hakikat küçülüyor meydanlarda.
Yalan;
Mikrofonlardan geçirilen bir milli marş gibi
Dökülüyor kalabalıkların üstüne.
Zengin sofralarındaki viski buharından
Yeni zulümler damlıyor dünyaya.
Halk ise yalnızca vaat yiyor;
Çürümüş masal kırıntılarından
Siyonizmin baaldan koridorlarında
Kippadan kusmuklar demlenirken
İnsanlığın şah damarina çökülmüş
Masonlugun satılmış aynalarında
Epstain kendine yeni adalar yıgiyor
Kippalar çıkıyor, haç, sarik altindan
Kandırılmış kitleler olaydan bi haber
Öfkeleri oy pusulasına dönüşmüş kalabalıklar…
Uçuruma doğru
Alkışlarla yürütülen
Gözleri bağlı bir insan seli.
Mühürlü odalardan vahşet sızıyor.
Duvar diplerinde
İnsanlığın çürüyen eti kokuyor.
Epstein denen kippali dehşetin
Vahşet dosyalarından şeytan Allaha sığınıyor
Kim bilir nice karanlık adalarda, sinegoglarda
Masum çığlıklar çığlıyor hâlâ;
Denizin bile susturamadığı bir lanet.
Dün dost dediğini
Bugün tek bir “tık”la ateşe atan bir çağ bu.
Tutarsızlığın tahta çıktığı an
Yalanın tek gerçek diye satıldığı
Dijital bir kıyamet bu
Uydulardan yağan sinyallerde
Zehir var, büyü var
Uyusturdugu her beyine
Düşmanı dost,
Uçurumu sahil gösteren
Elektrikli bir hipnoz bu
Gökdelenlerin arasına sıkışmış o dev meşale;
Özgürlüğün değil artık,
Kibrin ve tükenişin dumanı.
Ama dur…
Dur artık ey altın tahtında şişen cüce heybet!
Ey ruhunu cellatlara peşkeş çeken gölgeler!
Sanıyorsunuz ki
Dünya sizin oyun hamurunuz,
İnsanlık cebinizde taşıdığınız bozukluk.
Oysa bir mazlumun ahı
Bütün saraylarınızdan ağırdır.
Kendi yaktığınız ateşte kavrulmadan
Çekmeyeceksiniz ellerinizi belli.
Çünkü zulüm;
Eninde sonunda
Kendi sahibinin kapısını çalan aç bir kurttur.
Ve bir gün
Mesih’in nefesi esecek.
Ve İsa’nın kutsal kilici kesecek
Arinacak haç ve sarık
Sahte taçlar eriyecek.
Cam kuleler
Üstünüze çökecek.
Ne ekranlar kurtaracak sizi o gün,
Ne alkışlar,
Ne satın alınmış troller
Ne de mühürlü odalar.
Bir gün insanlık yeniden ayağa kalkacak.
Isanin ve mehdinin kilicindan vicdan akacak
Ve adalet
Satilmis bir yetim hakki değil
Şimşek olup inecek seytana tapanlarin tepelerine
Kurtulus muhru
Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi,
Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin.
Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge,
Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.
Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman,
Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan.
Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti,
O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.
Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa,
Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa.
Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini,
Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.
Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can
Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan
Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina
Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina
Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi
Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu
Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi
Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi
Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar,
Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar.
Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi
Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi
Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk,
Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk.
Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an,
Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.
Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu,
Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu.
Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi,
Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.
Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin,
Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin.
Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi,
Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.
Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi,
Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi.
Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu,
Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.
Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin,
Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin.
Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi,
Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi
Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat,
Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat.
Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge,
Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.
Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin,
Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin.
Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik,
Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.
Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek
selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek,
Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken
Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken
Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken
Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken
Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle,
Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle
Amin
Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri
Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur
Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur
Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur
Lan adi soysuz, sorularima cevap versene burada zirlayacagina antoloji yoneticilerine
Cevap versene soruma, senin atam yavuz sultan selim hz lerine soyledigin, ceberrut, zorba, katil, ahlaksiz, sozleri ben ataturke soylememi kabul edermisin? Cevap ver
***** UMUTSUZ YARINLAR *****
Fethullah Gülen'e Mehdi dediler? Geylani'ye Evliya? Nazım Kıbrısi'ye Ermiş dediler?
Mahmut Osmanoğluna Embiya, Cübbeli fetbaza sahabe dediler? Müslim Gündüz'e
Molla, Adnan Oktar'a Alim dediler. İblis Kadir Mısıra Mürşit dediler? 40 bin masum
canın katili şerefsiz APOYA da Önder dediler????
**Ya hu bunlar hep dediler, diyorlar ve diyecekler? En sonun da bu Hilafet aşıkları
birbirini yiyecekler... VESSELAM
*** İĞNELİ FIÇI ***
Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler
asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını
sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar...
----------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Cehalet güç kazandığında, hak-hukuk adalet yer değiştirir.
Hırsız aklanır, arsız paklanır, edepsiz saklanır, Mürşitler
teklenir, toplum boklanır???
---------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** İĞNELİ FIÇI ***
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini bütün Dünya Devletleri tanıdı...
Her nedense bu Hilafet aşıkları, Cumhuriyet kaçkınları, Orta çağ
hastaları, Tasavvufçu sofiler, Subyanci kofiler, berdelci müftüler, kumacı
Şıhlar ve sahte milliyetçiler bir türlü tanıyamadılar???
--------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** TARAFSIZ BAKIŞ ***
--Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla
Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış?
Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe
veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır?
--Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle
Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler?
Dua-niyaz-hatim ve selavata devam...
---------OZAN ÇAKIROĞLU----------
*** ŞER TARİKATI ***
Fethullah beslendi şerden-marazdan
Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan
Bütün amelleri kinden-garezden
Topluma nifaklar, ekti de gitti
Postu Amerka'ya, attı da gitti...
------OZAN ÇAKIROĞLU-----
*** CAHİL-CÜHELA ***
Şer yobaz ne anlar bilimden-fenden
Başları kurtulmaz, nefretten-kinden
İcazet alırlar, periden-cinden
Muskayla milleti soyar giderler
Her zaman haramla doyar giderler...
---------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** PALAVRASYON ***
Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir?
Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan
sonra uygulandığını gören var mı?
Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın?
--------OZAN ÇAKIROĞLU--------
*** REEL BAKIŞ ***
Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda,
Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı
ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz?
-------OZAN ÇAKIROĞLU---------
*** BİLİMSEL BAKIŞ ***
Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu
açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına
kin-kibir ve nefret tohumları eker.
Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar.
Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür?
Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM
--------OZAN ÇAKIROĞLU---------
***YOBAZIN ÖZÜ YALANDIR***
Kardaş, her fetbazı molla belleme
Başı kavukluyla, sohbet eyleme
Sırtı cübbeliye, sırrın söyleme
Hak-hakikat bilmez özü yalandır.
.
Keramet haktadır, kulda değildir
Sağında arama, sol da değildir
Cindarın baktığı, falda değildir
Muskacı papazın sözü yalandır.
.
Fetbazlar anlamaz haktan-emekten
Ensesi kalındır, haram yemekten
Yüksek maaş alır fetva vermekten
Ekranda verdiği, pozu yalandır.
.
Papazın döküldü kudret boyası
Pazara yayıldı, bütün foyası
Ne bir tarı kaldı, nede sayası
Bunların harmanı-tozu yalandır.
.
Bağnazın gemisi vurdu karaya
Şimdi Menzilciler girdi sıraya
Nursuzlar aklını verdi kiraya
Cambazın bakışı-gözü yalandır
.
İrtica hortladı şer yuvasından
Zihinler kirlendi pis havasından
Ölse de vazgeçmez kan davasından
Abdestle yıkanan, yüzü yalandır.
.
Çakıroğlu, fazla derine girme
Nursuzlar sulbüne selamı verme
Çoluk-çocuğuna sofranı serme
Yobazın danası-yozü yalandır...
------VEZİR PEHLEVAN-------
***** ALDANMA *****
Namerdin verdiği söze aldanma
Nazarla bakışan göze aldanma
Düğünde süslenen kıza aldanma
Vuslatta cilveye naza aldanma
Hazana varmadan solar gidersin,
Gam keder hüzünle dolar gidersin...
--------OZAN ÇAKIROĞLU-------
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Kapitalist ve az gelişmiş Ülkelerde muasır medeniyet gelişmişliği
Siyasal gidişatla doğru orantılıdır?
---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
Hep derler ki, Adalet mülkün temelidir. Amenna ve saddakna (!)
Ancak, temel bozuksa MÜLK virane olmaya mahkumdur...
*** LAİK, SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Eyy Hilafet aşıkları ve vahşi kapitalizmin reklam uşakları.
Türk Ulusal Kadınları sizin ne gönül eğlencenizdir, ne de
Rehabilitasyon merkezinizdir...
-------OZAN ÇAKIROĞLU--------
KITMETLİ ŞAİRDAŞIM:
Üçlü cümbür-neşeniz göz kamaştırıyor? İnşallah ilelebet devam eder?
Ancak, bizim Şimal-i Şark yöresin de bir deyim vardır?
**Kurtla-Kuzunun dostluğu, Kurdun karnı acıkıncaya kadardır?
Kardaş, bu sözü bir kenara yaz ve asla unutma???