Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Yurtseverler Köşesi sizce ne demek, Yurtseverler Köşesi size neyi çağrıştırıyor?

Yurtseverler Köşesi terimi Vezir Pehlevan tarafından tarihinde eklendi

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ***** HOŞGÖRÜ NEDİR *****
    Hoşgörü, başkalarının fikir ve görüşlerini anlama yeteneği ve saygı
    duyma eylemidir.
    Hoş görü, din ve mezhep birliği değildir? Dört büyük Kitabın mensuplarına
    ve diğer ideolojilerin tamamın saygı duymaktır. Hoşgörü, başka görüşlere
    ket vurmak ve ya çamur atmak değildir.
    Hoşgörü, Toplumsal bütünlük bozulmadan, ahlaki değerler çiğnenmeden
    anayasal haklar gasp edilmeden suhulet ve uhulet içerisnde, saygı ve barışla
    yaşamaktır... VESSELAM
    ***** ozan çakıroğlu *****

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    *** DARBELERİN HEPSİNE LANET OLSUN ***
    12 Eylül 1980 Oligarşik Cunta darbesi, bütün darbelerin en ağırı, en vahşetlisi
    ve en kanlısıydı...
    12 Eylül darbesi, Milli iradenin üzerinde vesayet kurmaya çalışan bir anlayışın
    Demokrasi tarihimizde ki, en ağır bedellerin ödendiği bir dönemdir.
    Hak-hukuk ve adaletin askıya alındığı, millet iradesinin gasp edildiği o, karanlık
    günler hafızamızdan asla silinmeyecektir...
    Resmi rakamlara göre 650 bin kişi göz altına alındı. 230 bin kişi Askeri mahkemede
    yargılandı. İşkencelerde 300 kişi öldürüldü? 48 kişi idam edildi. 2 milyona yakın
    masum, suçsuz ve günahsız kişi fişlendi. Binlerce bürokrat ve memur görevlerinden
    ihraç edildi?
    *Sürgünler, aforozlar, kınamalar, mobbingler, Vatandaşlıktan çıkarmalar ve benzeri
    baskıların ardı-arası yoktu. Hemen arkasından 82 Anayasası olanların üstüne tuz-
    biber olmuştur?
    *Yüce Yaradan bir daha Ülkemize böyle bir vahşet yaşatmasın... VESSELAM
    **** OZAN ÇAKIROĞLU ****

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    ***OSMANLIDA HİLAFET***

    Osmanlı Devletin de, hiç bir dönem Dine, yani İslam medeniyetine dayalı yönetim ifa ve
    icra edilmemiştir. Tamamen Monarşiyle ( MUTLAKİYET) yönetilmiştir. Yasama, Yürütme
    ve yargı yetkileri bir tek Hükümdarın elindeydi. Osmanlı da Hilafet makamı sadece Dini
    faaliyetler de bulunurdu. Şeyhülislam Hazretleri bile Hünkârdan emir alırlardı. Şeyhülislam
    efendi bazen Payitaht lehine fetva verirlerdi. Bu gidişatı hangi kitap ve din kabul eder?
    --Bazı Şair ve yazarlar Dini geleneklere dayalı Devlet sisteminden yana olduklarını paylaşıyorlar.
    Bu günün şartlarında, veya mevcut siyasal gidişatla, böyle bir sistemi nasıl inşa edeceksiniz?
    Tarihte bir örneği görülmemiştir. Ortadoğu İslam Devletlerin hali-ahvali içler acısı. Her türlü allem
    kullem, denk dubara, alavere-dalavere kol geziyor. Kadına zülüm had safhada. Eğitim ve öğretim
    sistemi en gerilerde. Medeniyet dersen iflas etmiş. Bireysel, Komünal ve Toplumsal Anayasal
    haklar eşit ve adil bir şekilde sağlanamıyor. Hak-Hukuk Adalet sistemi tamamen felç olmuş?
    Uluslar arası Diplomasi veto yemiş ve var olan da güdümlü? Teknoloji dersen zaten yerlerde
    sürünüyor. Her yıl ayrı bir Devlet, ya Amerika tarafından marizleniyor ya da Katil İsrail'in zulmüne
    uğruyor. Kendilerini savunmaktan aciz ve sefil. Birbirleriyle doğru-dürüst siyasal ve hukuksal
    ilişki kuramıyorlar. Ancak her fırsatta inadına ve ısrarla Türk düşmanlığı yapıyorlar???
    --Eğer ki Osmanlı İmparatorluğunu bir DİN Devleti diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Osmanlıda
    hiç bir dönem İslamiyet aslına ve usulüne uygun yaşanmamıştır. Kırsal kesimlerde kiralık köy hocaları
    Derebeylerin istediği doğrultuda vaazlar etmiş ve fetvalar vermişlerdir. Zaten Dini tahsilleri oldukça
    zayıf. Okur yazarlığı yok. Osmanlıda iki türlü gelir sistemi vardı, biri haksız-hukuksuz Halk vergisi,
    bir diğeri savaş ganimetleri. Her iki gelir türü de İslamiyete uygun değildir. KURAN böyle bir yönetim
    tarzını reddediyor. Ayrıca Saray ve harem rezaletleri tamamen Din dışı eylemlerdir. Padişahların
    evlilik gelenekleri Yüce Dinimizle uzaktan-yakından hiçbir ilişkisi yoktur. Kuran bu saçmalıkları
    kesinlikle reddetmiştir.
    --Muhteremler DİN Devleti veya DİNE dayalı yönetim şeklini asla ve kat'a inşa edemezsiniz. Bu bir hayalden
    öteye asla geçmez. Çünkü her Din ve Mezhep kendine taraftır. Kendisini korur-kollar ve besler. Bu yüzden
    Anayasal haklar eşit ve adil sağlanamaz. Bunun en bariz örneği mevcut Tarikatlardır. Daha kendi aralarında
    SULH olamıyorlar. Aksine birbirlerini yiyorlar. Zaten 40 ayrı fraksiyonlara bölünmüşler? Misak-ı milli sınırları
    içerisinde Türk Ulusal Vatandaşı olarak yaşayan 72 çeşit ırk ve ayrı-ayrı Dini inanışlar vardır. Siz bu Toplumu
    ŞERİAT gölgesi altında nasıl adil bir şekilde yöneteceksiniz? Bu Hilafet aşıkları her daim Hz.Ömer devri ve
    adaletini örnekleyip dururlar. Kardeşim, o döneme bir bakınız bir Arpa boyu yol alınmamıştır? Ayrıca At-Deve
    ve Zulfikâr devri çoktan gelip geçti. Yedinci yüz yıldan sonra nice-nice medeniyetler kurulup yıkıldı. Her zaman
    ve her yerde inadına ve ısrarla küffar, kefere, gavur, kâfir, şirk, beynamaz gibi itham ettiğiniz Devletler Aya
    gittiler, yarın da Mars'a gidecekler. Peki Orta Doğu İslam Devletleri nereye doğru gidiyorlar?
    --Eyy, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve Cumhuriyete karşı olanlar, Dünyada en güzel yönetim şekli Demokratik
    Laik, Sosyal ve Hukuk Devlet sistemidir?
    Bunun aksi, cehalettir, garabettir, dalalettir, hilafettir ve hatta ihanettir.....VESSELAM

    **** BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN ****

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    ***SEKSEN KUŞAĞI SONRASI***

    **Özellikle seksenler sonrası kuşakta, kuralsız, tutarsız, sorumsuz ve ruhsatsız yaşamak meslek haline geldi. Hatta bazı kesimler de tedavisi mümkün olmayan ruhsal bir hastalığa dönüştü?
    **Son devranda Avrupa hayranlığı çağladı coştu. Bedestan-pazarda, cadde sokaklarda, toyda-düğünde gözlemlediğim, özellikle 50 yaş altı nesil Osmanlı düşünüyor, Avrupalı gibi yaşamaya uğraş veriyor. Erkekleri takım elbise giyiyor, kravat takıyor ve lüks arabalara biniyorlar. Fakir-fukaraya, Garip-gurebaya hava atıyorlar. Akşamları bar-pavyon geziyorlar? Ayrıca, hele bir kesim var tam Kadın müptelası? İçki-kumar ve her türlü uyuşturucu maddeler kullanmayı bir marifet sayıyorlar (!)
    **KADINLAR ise, oldukça forsüne düşkünler. Çıplaklığı moda ve medeniyet sanıyorlar? Sosyete hastalığı beyinlerini bir örümcek ağı gibi sarmış. Boya badana yapmadan tuvalete bile gitmiyorlar? Plajlarda çıplak yatmayı, şekerli meşrubat içmeyi, ucuz şarap partileri vermeyi, tırnak uzatmayı ve orasına-burasına dövme yaptırmayı çağdaş medeniyet sanıyorlar?
    **Gençlerimiz, memleket meselelerinden oldukça uzak, sorumsuz, kuralsız, ilgisiz çaresiz, ehilsiz ve tam burjuvatik davranış eylemleri içinde cebelleşiyorlar? Sokak jargonuyla konuşuyorlar, palavra ve martaval atıyorlar. Kitap ve benzeri hiç bir yazı okumuyorlar. Tamamen internet ve Twitter bağımlısı olmuşlar. Cadde-sokakta ve her türlü umumi yerlerde Eskimo kıyafetleri giyip motorlarla volta atıyorlar. Ağızlarında sigara ve sakız hiç eksik olmuyor? Yumurta topuk ve uzun burunlu ayakkabılar, dizleri yırtık pantolonlar, İngiliz tişörtları giyinip sokakta Önüne gelen kadına-kıza sataşıyorlar?
    **Her şeyden önemlisi bu son kuşak, Anadolu köklü töre ve geleneklerimize sosyal ve kültürel değerlerimize baş kaldırıyorlar. Akraba dost-yaren ilişkilerine toy-düğün ve cenaze merasimlerine gericilik diyorlar? Köylü ve çiftçimizi küçümsüyorlar. Ana atasına hürmet etmiyorlar? Kavim-kardeş tanımıyorlar. Daha böyle yüzlercesini yazabiliriz...
    **VAHŞİ KAPİTALİZMİN, En öncelikli siyasal, sosyal ve kültürel yaptırımı. bilinçsiz, çaresiz, ehilsiz, kuralsız ve ruhsatsız toplum yaratmaktır. Çünkü her çağda cehaleti kullanıp-yönetmek kolay ve ucuz maliyetlidir... VESSELAM

    ***BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN***

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    PADİŞAH MEHMED VAHDETTİN

    **Mehmed Vahdettin, Osmanlı İmparatorluğunun 36. ve son Padişahı.

    4 Temmuz 1918 de tahta çıkıyor. 1 Kasım 1922 de tahttan indiriliyor.

    17 Kasım 1922 de bir İngiliz gemisine binerek İstanbul'dan tabanı

    yağlayıp ve arkasına bakmadan kaçan Padişah olarak biliriz?

    **16 Mart 1920 de itilaf devletleri İSTANBUL'U Askeri olarak işgal ediyor.

    Meslis-i Mebusan kapatılyor ve kanu-i esasiye askıya alınıyor.

    **Sultan Vahdettin karanlık kapılar arkasından itilaf devletleriyle can-ciğer

    kuzu sarması oluyor. Özellikle İngiltere ile yakın bir siyaset izliyor?

    **Kuvâ-yi Milliye hareketine karşı mesafeli duruyor? Hatta bazı terör

    ve anerşik ayaklanmalarında İstanbul Hükümetini muhaf tutuyor.

    **O dönemin olağanüstü şartları ve jeopolitik baskıları doğru algılayamadığı

    gibi savaş stratejisinden de hiç anlamıyor?

    **Mustafa Kemal'lerin Ankara da kurduğu BMM ni tanımıyor? Hatta onları

    kâfir ilan ediyor? Daha da ileri gidiyor, BMM ni kuranları idam etmekle tahdit

    ediyor?

    **Osmanlı topraklarını paylaşan ve Ülke'nin bağımsızlığını ortadan kaldıran

    SEVR Antlaşmasını imzalıyor (!) Kardeşim bu ihanet değil de NEDİR?

    Sultan Vahdettin allem-kullem, denk dubara eylemlerinde başarılı olamayınca

    17 Kasım 1922 de tabanı yağlayıp ve arkasına bakmadan Kutsal Vatanımızı

    terk ediyor...

    **Peki bu Vahdettin nereye sığınıyor, Osmanlının her zaman ve her yerde inadına

    ve ısrarla Haçlı, küffar, kefere, gavur, kâfir, müşrik, beynamaz ve benzeri deyimlerle

    itham ettikleri Ülkelerden İNGİLTERE'ye sığınıyor. Peki, Fethullah Gülen nereye

    sığınıyor, o gavur dedikleri Amerika'ya, Cem Sultan ve Abdulmecit yine öyle?

    Süriye'li Esat da Rusya'ya sığınıyor?

    **Muhteremler, neden bu Monarşi aşıkları Orta doğu İSLAM Devletlerine değil de

    hep Avrupa Ülkelerine sığınıyorlar(!) Bu bir çelişki değil midir???

    **Sayın okurlar, ben bir Cumhuriyet evladı olarak, sadece kısa bir özetini yazdığım

    tarihsel devinimin tamamına bütün kalbimle inanıyorum...

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ***** RUBAİYAT *****
    Ah güzel memleketim ne güzel vatansın
    Sana inkiraz eden, kendinden utansın
    Yürekleri çürüsün, gözleri kapansın
    Yüz yaşını doldurdun, dim-dik ayaktasın
    Şer düşmanların feryat edip cıyaklasın...
    **** OZAN ÇAKIROĞLU ****

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** KRAVATLI YOBAZLAR ***
    --Grand tuvalet giyinirler. Farklı moda tarzları olur. Günü birlik
    modacı değiller. Kravatsız tuvalete bile gitmezler.
    --Her şeyin en iyisini onlar bilirler ve her şeye burunlarını sokarlar.
    --Hiç araştırma yapmadan, hiç bir mevzuyu irdelemeden bilgi sahibi olurlar.
    Genelde etrafından, dayı, amca, emmi-hala, ahbap çavuşlarından edindikleri
    bilgiler doğrultusunda davranış sergilerler.
    --Kibar, efendi, sessiz-sakin ve Kâmil insanları hakir görürler?
    --Kusurlarını her zaman yalan, alavere-dalavere, denk dubara ve kılık-kıyafetleriyle
    kapatmaya çalışırlar.
    --Şeref-haysiyetin, onur ve gururun ne olduğunu bilmezler, döner etrafına ahlak dersi
    verirler. Genelde fakir-fukaraya, garip-gurebaya tepeden bakarlar?
    --Kendilerinden olmayan herkese düşmandırlar. Her ortamda dedikodu-gıybet yaparlar.
    Kaos ve kargaşadan beslenirler, nerede güç-kudret varsa oraya eğilirler.
    --Reklam için dua-niyaz eder, Hükümet cenahının gittiği Camiler de namaz kılarlar(!)
    --Her siyasal ortama ayak uydururlar. Bunların Bukalemundan hiç bir farkı yoktur???

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    **** SOSYAL ve REEL BAKIŞ ****
    Bu tarikatlar kervanı asla yolunda doğru gitmezler. Her zaman tehlikeli
    tali yollara saparlar ve olmadık yerlerde mola verirler...
    Eğer ki kavga etmeye etrafında muhalif bulamazlarsa, kendi-kendileriyle
    kavga ederler ve döner utanmadan suçu laik-sosyal demokratlara atarlar?

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan

    ***DİNLE BENİ KRAVATLI YOBAZ***
    **Bazı mütedeyyin Şairlere yaranmak için, Dini terimler
    kullanıyorsun. Yani takiye yapıyorsun. Bu doğru bir davranış
    eylemi değil. Ancak kendini kandırırsın. Sen aynen Ebu Cehil
    gibi iman edip, İslam medeniyetini kendi nefsine alet ediyorsun.
    Hakkın-kakikatın, marifetin, hikmetin, mananın, maslahatın
    ve bilumum islam geleneğini kendi şuur ve algınıza göre
    şekil verip eyleme dönüşturuyorsun. Şurekana Dindarım deyip
    başka ortamlarda SAĞCI olduğunu beyan ediyorsun. Dindarın
    siyasal görüşü olmaz-olamaz. Özellikle Sağ ve ya sol görüşlü
    olup ta sofilik-mollalık taslayamasın?
    **İSLAMİYET EVRENSELDİR. Kimsenin tekelinde değildir.
    KURAN, bütün Evren'in tercüm-i ezelyesidir. Ayrıca
    KURAN İslam Aleminin değişmez Anayasasıdır. Hz. Muhammed,
    Yüce Yaradan'ın yer yüzünde ki tek ve son rehberidir.
    **Sen ve senin gibiler İslamiyet gölgesi altında Yüce Dinimizi
    kendi nefsani emelleriniz için bir Zülfikâr kılıç gibi kullanıyorsunuz.
    Bu davranış eylemleriniz hem vebal ve hem de günahtır.
    Türk Medeni kanununa muhalefet ediyorsunuz ya, sen önce bir
    BAKARA Suresini anlayarak oku. Orada Atatürk'ün çıkarmış olduğu
    Türk medeni kanununu bulacaksın. Attık ömür yaşın hayli ilerlemiş,
    gün gelir Ecel Kuşu adresin soracaktır? Senin amel taksiratını
    TIR KAMYON taşımaz?
    **Artık, fitne-fesat devşirmelerinden, bu şer dedikodu-gıybet
    eylemlerinden vazgeç. Bütün Dünyan, allem-kullem, denk dubara
    üzerine inşa edilmiş? Yetmiyor o pis amellerine başka yobaz ve
    bağnazları da alet ediyorsun?
    *** SANA,, OZAN ÇAKIROĞLU NASİHATI ***

  • Şair Serfirâz
    Şair Serfirâz

    VATANPERVER(!)
    Satılırken hürriyet pazarlık masasında,
    bir sızı peydah olur Mehmet'in yarasında.
    Biz "vatan" dedikçe onlar "hesap" dediler,
    Mübarek alın terini bir çırpıda yediler.

    Ne deniz kaldı kâfiri dökecek, ne de aşılacak dağ,
    Ruhumuza örülmüş bu sinsi, bu kara ağ.
    Saniyeler bile kiralık, her köşe başı pusu,
    Bitmedi şu gafletin o derin uykusu.

    Uyanın! desem de sesim yankısız kalır,
    Toprak, üstündeki ölüden intikam alır.
    Şehitlerin mirası bir otel lobisi değil,
    Ey gafil! Bu mukaddes yükün önünde eğil.

    Varsın öleyim diyorsan, bir anlamı olmalı,
    Dökülen her damla kan, vicdanlara dolmalı.
    Yoksa ne Çanakkale affeder bizi, ne Dumlupınar,
    Kökünden sarsılıyor bak, o asırlık çınar.

    Dün namlunun ucunda soluklanan katiller,
    Bugün ceylan derisi koltukta akıl verirler.
    Sıkılan her kurşun, dökülen her masum kan;
    Bir imza uğruna mı feda edildi o can?

    "Barış" derler adına, dilleri zehir saçar,
    Sırtımızdaki hançer, taze yaralar açar.
    Kandil'in gölgesini meclis çatısına serenler,
    Bilmezler mi; sızlıyor o toprağa girenler!

    Pazarlık masasında vatanın haritası,
    Elde gümüş kadeh, dilde ihanet şarkısı.
    Kurtla kuzu değil bu, aslanla sırtlan oyunu,
    Kendi eliyle bükerler Türk'ün çelik boynunu.

    Göz yumdukça haine, azrsızlaştı duruşu,
    Bir şehit ömrü etmez, onların her kuruşu.
    Madenler talan yurdu, oteller beton yığını,
    Şimdi de peşkeş çekerler ecdat kalıntısına.

    Dün "bebek katili" diyen o diller mi sustu?
    Yoksa içimizdeki irin, dışa mı kustu?
    Tarih, sırtını dönenleri bir bir not eder;
    Haine "gel" diyen, şehide bin kez ihanet eder

    Eğer bitecekse zulüm; varsın ölelim!
    Ama önce şu kirli oyunu bir kökten bitirelim.
    Çünkü toprak altında yatanlar hesap soracak,
    Bu vatanı satanlar, kendi kanında boğulacak!

  • Ahmet Ihsan Arac
    Ahmet Ihsan Arac

    Dünya; devasa bir borsa…
    Kara ruhların pazarlık masası.
    Politika dediğin;
    Şeytanların parmaklarında kıvranan
    Paslı bir kukla tiyatrosu

    Halkın umudu,
    Ekranların altında kayan rakamlar gibi
    Alınıp satılabilinen hisse senetleri.

    Masum Yusufu kuyuya atanlar
    Insanligi atmazmi
    her sabah biryerlerde
    birileri yeni gömlekleri kana buluyor.

    Kravatları ipekten bir kement,
    Gülüşleri cilalanmış mezar taşı.
    Dilleri;
    Sahte cennet broşürleri dağıtan
    Deccal

    Hangi bayrağın altında dururlarsa dursunlar,
    Aynı karanlığın gölgesi vuruyor yüzlerine.
    Cebindeki banknotun rengine göre
    Boyuyorlar dünyayı.
    Vicdan fesat ihalede.

    Adalet;
    Hakim masasında açık artırmaya çıkarılmış
    Kör bir yetim hakki

    Küresel sofralarda
    Mazlumun son lokmasını paylaşan sırtlanlar…
    Krallar bile kral değil artık;
    Kendini seçenlere değil,
    Kendisini satın alanlara kul olmuş kuklalar.

    Ve işte tam ortasında bu çürümüş dekorun;
    Altın kulelerden sarkan
    Pişkin bir narsisizm dolaşıyor.
    Kendi adını göğe kazırken
    Yeryüzünü ateşe veren bir sari ejderha.

    Aynalara aşık yüzler…
    Kendi yansımasından başka hakikat görmeyen
    Habis ruhlar.

    Sesi büyüdükçe
    Hakikat küçülüyor meydanlarda.
    Yalan;
    Mikrofonlardan geçirilen bir milli marş gibi
    Dökülüyor kalabalıkların üstüne.

    Zengin sofralarındaki viski buharından
    Yeni zulümler damlıyor dünyaya.
    Halk ise yalnızca vaat yiyor;
    Çürümüş masal kırıntılarından

    Siyonizmin baaldan koridorlarında
    Kippadan kusmuklar demlenirken
    İnsanlığın şah damarina çökülmüş
    Masonlugun satılmış aynalarında
    Epstain kendine yeni adalar yıgiyor

    Kippalar çıkıyor, haç, sarik altindan
    Kandırılmış kitleler olaydan bi haber
    Öfkeleri oy pusulasına dönüşmüş kalabalıklar…
    Uçuruma doğru
    Alkışlarla yürütülen
    Gözleri bağlı bir insan seli.

    Mühürlü odalardan vahşet sızıyor.
    Duvar diplerinde
    İnsanlığın çürüyen eti kokuyor.
    Epstein denen kippali dehşetin
    Vahşet dosyalarından şeytan Allaha sığınıyor
    Kim bilir nice karanlık adalarda, sinegoglarda
    Masum çığlıklar çığlıyor hâlâ;
    Denizin bile susturamadığı bir lanet.

    Dün dost dediğini
    Bugün tek bir “tık”la ateşe atan bir çağ bu.
    Tutarsızlığın tahta çıktığı an
    Yalanın tek gerçek diye satıldığı
    Dijital bir kıyamet bu

    Uydulardan yağan sinyallerde
    Zehir var, büyü var
    Uyusturdugu her beyine
    Düşmanı dost,
    Uçurumu sahil gösteren
    Elektrikli bir hipnoz bu

    Gökdelenlerin arasına sıkışmış o dev meşale;
    Özgürlüğün değil artık,
    Kibrin ve tükenişin dumanı.

    Ama dur…
    Dur artık ey altın tahtında şişen cüce heybet!
    Ey ruhunu cellatlara peşkeş çeken gölgeler!

    Sanıyorsunuz ki
    Dünya sizin oyun hamurunuz,
    İnsanlık cebinizde taşıdığınız bozukluk.
    Oysa bir mazlumun ahı
    Bütün saraylarınızdan ağırdır.

    Kendi yaktığınız ateşte kavrulmadan
    Çekmeyeceksiniz ellerinizi belli.
    Çünkü zulüm;
    Eninde sonunda
    Kendi sahibinin kapısını çalan aç bir kurttur.

    Ve bir gün
    Mesih’in nefesi esecek.
    Ve İsa’nın kutsal kilici kesecek
    Arinacak haç ve sarık
    Sahte taçlar eriyecek.
    Cam kuleler
    Üstünüze çökecek.

    Ne ekranlar kurtaracak sizi o gün,
    Ne alkışlar,
    Ne satın alınmış troller
    Ne de mühürlü odalar.

    Bir gün insanlık yeniden ayağa kalkacak.
    Isanin ve mehdinin kilicindan vicdan akacak
    Ve adalet
    Satilmis bir yetim hakki değil
    Şimşek olup inecek seytana tapanlarin tepelerine

  • Ahmet Ihsan Arac
    Ahmet Ihsan Arac

    Kurtulus muhru

    Colun rahminde sancilanan kurak bir geceydi,
    Sen, gokyuzunun yere biraktigi en zarif heceydin.
    Gunes utandi nurundan, bulutlar pesinde golge,
    Varliginla anlam buldu ruhun hapsoldugu her bolge.

    Hira, zihnindeki firtinalarin sigindigi liman,
    Sana "Oku" denildiginde durdu akrep ve yelkovan.
    Cibril’in kanat sesleri kalbinin atisina karisti,
    O an yer ile gok, senin mubarek teninde baristi.

    Sirtinda nubuvvet muhru, bir muhur ki kurtulusa,
    Sozlerin nefes oldu, kanat cirpan her yorgun kusa.
    Ebu Bekir bir aynaydi, sende gordu kendini,
    Seninle yikti insanlik, o karanlik kin bendini.

    Vicdanlar taş kesilmisti, kumlarda taze bir can
    Kiz cocuklari gomulurken titrerdi koca cihan
    Sen geldin de dindi bu kanli bu korkunc firtina
    Merhamet hirkasini giydirdin insanlik sirtina

    Kadin ki bir meta degil, cennetin ayak izi
    Seninle buldu dunyadaki o en mukaddes özu
    Fatimanin elinde gul acti nubuvvet bagi
    Seninle koptu insanligin cehaletle olan kara bagi

    Hicret; ayak izlerinden tomurcuklanan bir bahar,
    Orumcek bir perde cekti, magarada gizlendi yar.
    Guvercinin yuvasi, sadakatin ince saydam sarayi
    Seninle dikttik , asirlardir kanayan o yarayi

    Mirac, aklin bittiği yerde baslayan bir yolculuk,
    Ars’in basamaklarinda nefes nefes bir sonsuzluk.
    Zamanin bukuldugu, mekanin eridigi o tek an,
    Seninle secde etti orda, ruh u revan ve tum can.

    Bedir’in kum taneleri, senin duanla oldu ordu,
    Kiliclar adaletin elinde huzura bir yurt kurdu.
    Uhud’da disin kirildi ama sabrin asla sarsilmadi,
    Senin gibi bir yurek, bu yeryuzunde hic dolasmadi.

    Sen; yetimligin basindaki o en gorkemli tactin,
    Kitlikta bugday basagi, susuzluga duru bir ilactin.
    Merhametin, bulutlari aglatan o ince siziydi,
    Alnin, kainatin hic sonmeyecek en parlak yildiziydi.

    Veda vaktinde dudaklarin "Ummetim" diye titredi,
    Gidisinle arz, yetim kalmis bir cocuk gibi inledi.
    Biraktigin emanet; iki kollu bir isik koprusu,
    Biri Hakk'in kelami, digeri omrunun gumus orgusu.

    Kainat kitabinin her sayfasi senin bir rengin,
    Su fani alemde bulunmaz, ne dengin var ne benzerin.
    Sen bir okyanussun, bizler kiyinda kum tanesi,
    Sana muhtac bu cag ki, curumus felsefesi

    Sefaat; parmaklarindan akittigin o ab-ı hayat,
    Ruhumuzun ufkunda asili duran en buyuk kanat.
    Liva-ul Hamd sancagin, serinliği olan tek golge,
    Mahser gunu siginagimiz, muhurlendigin o bolge.

    Ey resul! insanligin hem evveli hem de ahirisin,
    Kalbi ölmus bir dunyanin cap canli cevherisin.
    Sunnetin sonmez bir meşale, biz pervane, Sen isik,
    Sana her misra eksik, sana her gonul bir sarmasik.

    Adin dudaklarimizda, kurtulusa kurdale kesmek
    selatu selamin ise Kevser havuzundan icmek,
    Sefaatin bir vehedir mahserde şip şip terlerken
    Kabulu karin duamiz Makami mahmudu dilerken

    Sefaat kil ey Nebi, haşr, mahser, mizan derken
    Amellerim tartida hafif ve defter elden giderken
    Tas elinde Kevser basinda, Senin billur yuzunle,
    Sula bizi cennette, senin ikraminla tatli gulusunle

    Amin

  • Ahmet Ihsan Arac
    Ahmet Ihsan Arac

    Atam yavuz sultan selimin en meshur ve zeka dolu bir siiri

    Sanma şahım / herkesi sen / sadıkane / yâr olur
    Herkesi sen / dost mu sandın / belki ol / ağyar olur
    Sadıkane / belki ol / bu alemde / dildar olur
    Yâr olur / ağyar olur / dildar olur / serdar olur

  • Ahmet Ihsan Arac
    Ahmet Ihsan Arac

    Lan adi soysuz, sorularima cevap versene burada zirlayacagina antoloji yoneticilerine
    Cevap versene soruma, senin atam yavuz sultan selim hz lerine soyledigin, ceberrut, zorba, katil, ahlaksiz, sozleri ben ataturke soylememi kabul edermisin? Cevap ver

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ***** UMUTSUZ YARINLAR *****
    Fethullah Gülen'e Mehdi dediler? Geylani'ye Evliya? Nazım Kıbrısi'ye Ermiş dediler?
    Mahmut Osmanoğluna Embiya, Cübbeli fetbaza sahabe dediler? Müslim Gündüz'e
    Molla, Adnan Oktar'a Alim dediler. İblis Kadir Mısıra Mürşit dediler? 40 bin masum
    canın katili şerefsiz APOYA da Önder dediler????
    **Ya hu bunlar hep dediler, diyorlar ve diyecekler? En sonun da bu Hilafet aşıkları
    birbirini yiyecekler... VESSELAM

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** İĞNELİ FIÇI ***
    Din ve mezhepleri siyasete alet eden hiç bir görüş ve partiler
    asla ve kat-a muvaffak olamazlar. Tarihsel süreçte devamlılığını
    sağlayamazlar ve yok olmaya mahkumdurlar...
    ----------OZAN ÇAKIROĞLU----------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
    Cehalet güç kazandığında, hak-hukuk adalet yer değiştirir.
    Hırsız aklanır, arsız paklanır, edepsiz saklanır, Mürşitler
    teklenir, toplum boklanır???
    ---------OZAN ÇAKIROĞLU---------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** İĞNELİ FIÇI ***
    Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerini bütün Dünya Devletleri tanıdı...
    Her nedense bu Hilafet aşıkları, Cumhuriyet kaçkınları, Orta çağ
    hastaları, Tasavvufçu sofiler, Subyanci kofiler, berdelci müftüler, kumacı
    Şıhlar ve sahte milliyetçiler bir türlü tanıyamadılar???
    --------OZAN ÇAKIROĞLU---------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** TARAFSIZ BAKIŞ ***
    --Bu gün Facebook sayfalarında gördüm. Arap asıllı bir kuş ağaç dalına gagasıyla
    Arapça SÜBANALLAH yazıyor? Altına yüzlerce yorum yapılmış. Hepsi de inanmış?
    Ya hu kardeşim bu kuş hazretleri Arapçayı nerden-kimden öğrenmiş. Neden Türkçe
    veya başka bir dil ile yazmamışta Arapça yazmış? Yoksa bu KUŞ Arap asıllı mıdır?
    --Biz böyle saçmalıklarla uğraşırken, o gavur dedikleriniz AYA gittiler. Sizler böyle
    Hilafet aşkıyla yanıp kavrulurken, o küfür ettikleriniz yakında MARSA gidecekler?
    Dua-niyaz-hatim ve selavata devam...
    ---------OZAN ÇAKIROĞLU----------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** ŞER TARİKATI ***
    Fethullah beslendi şerden-marazdan
    Dergâhlar kurmuştu, felden-arazdan
    Bütün amelleri kinden-garezden
    Topluma nifaklar, ekti de gitti
    Postu Amerka'ya, attı da gitti...
    ------OZAN ÇAKIROĞLU-----

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** CAHİL-CÜHELA ***
    Şer yobaz ne anlar bilimden-fenden
    Başları kurtulmaz, nefretten-kinden
    İcazet alırlar, periden-cinden
    Muskayla milleti soyar giderler
    Her zaman haramla doyar giderler...
    ---------OZAN ÇAKIROĞLU--------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** PALAVRASYON ***
    Hep derler ki Adalet Mülkün temelidir?
    Kime ve neye göre? Ya da 1940 lardan
    sonra uygulandığını gören var mı?
    Temel tarumar edilmiş, Adalet ne yapsın?
    --------OZAN ÇAKIROĞLU--------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** REEL BAKIŞ ***
    Anayasal hakların ihlal edildiği bir toplumda,
    Dürüst, ahlaklı, mütevazı, sevecen, duyarlı
    ve sorumlu bir nesil yetiştiremezsiniz?
    -------OZAN ÇAKIROĞLU---------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** BİLİMSEL BAKIŞ ***
    Yalan söylemek, bireysel güveni yok eder. Dedikodu-gıybet ve iftira yolunu
    açar. Bütün manevi ve ahlaki değerleri bertaraf eder. Yalancı kişiler etrafına
    kin-kibir ve nefret tohumları eker.
    Kamusal ve toplumsal ilişkileri yozlaştırır. Kaos ve kargaşaya zemin hazırlar.
    Yalan söylemek zamanla bir meslek hastalığına dönüşür?
    Yalan, her türlü içki ve kumardan daha tehlikelidir? VESSELAM
    --------OZAN ÇAKIROĞLU---------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ***YOBAZIN ÖZÜ YALANDIR***
    Kardaş, her fetbazı molla belleme
    Başı kavukluyla, sohbet eyleme
    Sırtı cübbeliye, sırrın söyleme
    Hak-hakikat bilmez özü yalandır.
    .
    Keramet haktadır, kulda değildir
    Sağında arama, sol da değildir
    Cindarın baktığı, falda değildir
    Muskacı papazın sözü yalandır.
    .
    Fetbazlar anlamaz haktan-emekten
    Ensesi kalındır, haram yemekten
    Yüksek maaş alır fetva vermekten
    Ekranda verdiği, pozu yalandır.
    .
    Papazın döküldü kudret boyası
    Pazara yayıldı, bütün foyası
    Ne bir tarı kaldı, nede sayası
    Bunların harmanı-tozu yalandır.
    .
    Bağnazın gemisi vurdu karaya
    Şimdi Menzilciler girdi sıraya
    Nursuzlar aklını verdi kiraya
    Cambazın bakışı-gözü yalandır
    .
    İrtica hortladı şer yuvasından
    Zihinler kirlendi pis havasından
    Ölse de vazgeçmez kan davasından
    Abdestle yıkanan, yüzü yalandır.
    .
    Çakıroğlu, fazla derine girme
    Nursuzlar sulbüne selamı verme
    Çoluk-çocuğuna sofranı serme
    Yobazın danası-yozü yalandır...
    ------VEZİR PEHLEVAN-------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ***** ALDANMA *****
    Namerdin verdiği söze aldanma
    Nazarla bakışan göze aldanma
    Düğünde süslenen kıza aldanma
    Vuslatta cilveye naza aldanma
    Hazana varmadan solar gidersin,
    Gam keder hüzünle dolar gidersin...
    --------OZAN ÇAKIROĞLU-------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
    Kapitalist ve az gelişmiş Ülkelerde muasır medeniyet gelişmişliği
    Siyasal gidişatla doğru orantılıdır?
    ---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    Hep derler ki, Adalet mülkün temelidir. Amenna ve saddakna (!)
    Ancak, temel bozuksa MÜLK virane olmaya mahkumdur...

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    *** LAİK, SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
    Eyy Hilafet aşıkları ve vahşi kapitalizmin reklam uşakları.
    Türk Ulusal Kadınları sizin ne gönül eğlencenizdir, ne de
    Rehabilitasyon merkezinizdir...
    -------OZAN ÇAKIROĞLU--------

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    KITMETLİ ŞAİRDAŞIM:
    Üçlü cümbür-neşeniz göz kamaştırıyor? İnşallah ilelebet devam eder?
    Ancak, bizim Şimal-i Şark yöresin de bir deyim vardır?
    **Kurtla-Kuzunun dostluğu, Kurdun karnı acıkıncaya kadardır?
    Kardaş, bu sözü bir kenara yaz ve asla unutma???