Kültür Sanat Edebiyat Şiir

kıbrıs sizce ne demek, kıbrıs size neyi çağrıştırıyor?

kıbrıs terimi İrfan Topçu tarafından 04.02.2003 tarihinde eklendi

  • Asi Vee Mavi
    Asi Vee Mavi 05.11.2011 - 01:45

    Kıbrıs değil Gıbrıs =)

  • Selahattin Aykurt
    Selahattin Aykurt 08.02.2009 - 15:11

    KSG Yazıları

    Anti-Emperyalist Birleşik Cephe Hükümeti Programı
    1.İngiltere, Türkiye ve Yunanistan emperyalistlerinin (ve devreye girebilecek diğer emperyalist güçlerin) Kıbrıs üzerinde mevcut tüm hak ve iddialarının reddi.Kıbrıs`ın bağımsızlığı.
    2.Kıbrıs üzerinde hak iddia eden emperyalist güçlerle ışbirliği yapıp Kıbrıs`ın Rum ve Türk işçi ve halkına ihanet eden tüm büyük burjuvaların mallarının karşılıksız olarak devletleştirilmesi.
    3.Kilise ve Vakıf dahil, büyük toprak sahiplerinin topraklarının ve bu topraklar üzerindeki ev vb. taşınamazların karşılıksız olarak devletleştirilmesi. Boşaltılacak olan İngiliz, Türk ve Yunan askeri üs alanlarının ve bunlar üzerindeki taşınamazların devletleştirilmesi. Tüm bu toprak ve taşınamazların zorunlu göçler ve katliamlar nedeniyle mülksüzleştirilmiş Kıbrıslı Rum ve Türk Kıbrıs halkının tüm kesimlerine ve topraksız köylülere ve evsiz işçi ve memurlara dağıtılması.
    4.Kıbrıs Türk milletinin milli eşitlik haklarının gerekirse Federal bir yapılanma ile garanti altına alınması. Kıbrıslı Rumlar ve Türkler arasında milli ve dini düşmanlığı körükleyen tüm örgüt ve faaliyetlerin yasaklanması.
    5.Anti-emperyalist cephe hükümetini iktidara getiren ve bu iktidarı KORUYAN ESAS GÜÇ OLARAK IŞÇI VE EMEKÇI KESIMLERIN YAŞAM ŞARTLARININ IYILEŞTIRILMESI IÇIN GEREKLI TÜM TEDBIRLERIN ALINMASI. BU PROGRAMI HAYATA GEÇIRMEK IÇIN ANTI-EMPERYALIST CEPHE ÖRGÜTLERINI KURALIM. İNGILTERE, TÜRKIYE VE YUNANISTAN DEVRIMCI GÜÇLERIYLEYLE BAĞLARIMIZI GELIŞTIRELIM.

    WWW.KİBRİSTASOSYALİSTGERCEK.NET

  • Duffy Duck
    Duffy Duck 05.04.2007 - 13:05

    İşin aslı şu anda Türkiye, Kıbrıs'taki konumundan memnundur. Bundan rahatsız olan sorun gibi gösteren birleşme rum ülkesi yapma düşü taşıyanlar malum ülkedir.

    Emekli olunca yerleşip yaşamayı düşündüğüm ülkemin nadide bir yeri ;)

  • Gökhan Mum
    Gökhan Mum 06.02.2007 - 19:43

    Benim anlamadığım birşey var

    Osmanlı İmparatorluğu zamanında bu iki halk nasıl 300 yıl bir arada yaşadı da şimdi birbirinden ayrı iki halk olarak yaşıyorlar daha doğrusu birbirlerine düşürüldüler

  • Gökhan Mum
    Gökhan Mum 06.02.2007 - 19:33

    Basayev_34 rumuzlu arkadaşıma katılıyorum.

    Kıbrıs Anadolu'dan kopmuş bir parçadır.Kimse onu bizim elimizden alamaz alamıyacak.1974 Kıbrıs çıkartması buna örnektir.

  • Barış Gazetesi
    Barış Gazetesi 05.12.2006 - 22:48

    Ortadoğunun uçak gemisi olarak kullanılmak üzere emperyalizmin üzerinde oyun oynadığı bir ada. Küçücük adada 6 adet ülkenin bayrağının dalgalandığı akdenizin efsanevi sosyalistlerin ülkesi. Yıllar önce sosyalizmden korkan ABD ve İngiltere'nin Kıbrıslıları bölerek Büyük Ortadoğu projesine milli duyguları kullanarak amacına ulmaşmaya çalıştığı merkezlerden biri. Pazarlıklar adası. İngiltereye satılan ve sonra ingiliz p.çi damgası yiyen, adanın bir tarafının dünyayla, yaşamla bağının kopartıldığı ülke. 150bin nüfusluk bir kuzey yarımında 70bin kişinin hep bir ağızdan Çav Bella'yı söyleme olanağını yakalayan ada.
    Sirtoların oyanandığı, testlerin kırıldığı, Afrodit'in ülkesi. Güneşin batışını ve doğuşunu görebileceğiniz ender yerlerden biri.
    Sevmesini bilene sevgi dolu olanların ülkesi.

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören 03.11.2006 - 23:41

    Kim ne derse desin ne olursa olsun Kıbrıs asırlar boyu Türk toprağı olmuş ebediyen de bu ülkenin yavruvatanı olacaktır...
    Kıbrıs ı bize kötü göstermek isteyenler Kıbrıs dan desteğimizi çekmemizi isteyenlerdir.
    KKTC vatan toprağıdır vatan toprağı kimseye satılamaz bırakılamaz terkedilemez....
    Burada bize düşen Kıbrıs a uygulanan ambargonun kaldırılmasını sağlamaktır...
    O zaman işte o dedikleriniz olmaz işte adamlar ne yapsın tek geçim kaynakları Türkiye-Pakistan-Azerbaycan-Tataristan ne bekliyorsunuz du...

  • Merve Çifcibaşı
    Merve Çifcibaşı 21.09.2006 - 13:59

    dişlerinizi fırçaladıktan sonra,ağzınızı çalkalarken mideniz bulanabilir...çünkü musluklarınızdan deniz suyu gelir..
    hayat pahalıdır,herkes bırbırıne kazık yedirme çabasındadır..
    napan be gombam derlerse,ürkmemeniz gerekmektedir,cunku bu onların dogal hıtap şeklidir..
    genelde(benim tecrübe ettığim çoğunluk) temiz insan değillerdir..
    tv lerde gösterilen kıbrısın girne sahıllerıne insanlar aldanırlar...
    lefkoşanın arka sokaklarındakı sefilliği kimse göstermez..
    adım başı nıghtclub bollugu ve pisliği neticesinde asla akşamları geç vakitlerde,istanbul veyahutta türkiyenın herhangi bir yerindeki gibi dolaşamazsınız...
    sorsan senden lafta,daha türklerdir ama ingilizlere absürd derecesınde özenti duyarlar...
    türk lirasından çok sterlin kullanırlar..
    tek başına kendi kendini kalkındıramayan,türkiye cumhurıyetınınsırtında ebedı bir kambur...
    olan ülke gelirinide öğrenci ve askerlerden sağlarlar..
    bir öğrenciye verecekleri apartman dairesini bile 400 sterlın yapacak kadar paragözlerdir....
    bunların yanında gelirlerinin aksine cimrimi cimri milleti vardır..
    daha ne diyeyim yahu...adaya düşenın vay halıne...

  • Lasin
    Lasin 07.09.2006 - 05:14

    öğrencilere işkence gibi gelen, insanı bezdiren şehir.

  • Tuguj
    Tuguj 14.06.2006 - 19:43

    Gidenin nefret ederek döndüğü yer. Dünyada böyle mekanların sayısı azdır.

    Hani yok yoktur lafı var ya, efendim bizde yok yoktur yani herşey vardır manasına gelir ama kıbrısda bunun tam tersidir. Orada cidden yok yoktur. Yokluğu bile bulamassın. 0 dan da düşük birşey olsa gerek eksi sonsuz. Hiç sevmiyorum kıbrısı, 3 senemi oraya heba ettim ama kurtuldum çok şükür geçiş yaparak. Onlara giderkende en büyük kazığı ben attım. Benden sömürdüklerini toptan aldım. Niaa aaaa aaaaa, bir insan hayatından bu kadar nefret ve kin besliyebilirmi bir şeye yahu lakin bu bende mevcut. İmkan olsa bombalarım orayı beaa.

    Nefret nefret, bin kat nefret :)))

  • Banu Akel
    Banu Akel 25.05.2006 - 02:23

    Dillirga'dan gece geçtim suyundan içtim
    Badem gözlü bir yar sevdim,kendimden geçtim

    Girne,Magosa,Lefkoşa,Derinya,Altınkum,Salamis Yolu,Kale İçi,Anıt,Sakarya,Maraş,Baykal,Gülseren...

  • Osman
    Osman 20.05.2006 - 15:22

    bi parçam orda :))

  • Duney Neuh
    Duney Neuh 20.05.2006 - 15:08

    tuzlu suyla yüzlerini yıkayan milet :)) ..bir şişe suyu kola fiyatına alan insan topluluğu.....bide kızları güzel ama sadece konuşmadıkları zamanlar :)) ..

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 21.04.2006 - 21:11

    ilk defa 1979 da tanıştım kıbrıs la...sonra hiç terketmedim onu...fırsat buldukça ziyaretine gittim dostumun...ben kıbrıslıları da çok sevdim...onlar bizi sevmesede...

  • Tuguj
    Tuguj 24.02.2006 - 04:35

    Nefret ettiğim yer, çöl ada yada diğer adıyla Eşşek adası.

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 26.12.2005 - 18:01

    Deniz, dalga, köpük, afrodit(!)
    Limasollu naci, ercan havaalanı, limuzin
    mit, eros, sanat, heykel, yaptığı heykelle evlenen heykeltraş.

  • Ahmet Uzkuç
    Ahmet Uzkuç 13.12.2005 - 15:11

    türkiye kıbırs için sehit kanı dokmustur.avrupa birligine peskes cekilemez.ayrıja turkiye ıcın stratejik onemede sahiptir ama en onemlisi sehit kanlarıdır.akp avrupa icin kıbrıs ı verirse ahirette hiç biri altından kalkamaz...

  • Ahmet Nusret
    Ahmet Nusret 21.07.2005 - 14:58

    Kolordu Komutanı Nurettin Ersin Paşa, Pladini'ye çıkacak Bora Özel Görev Kuvvetleri'ni beklemeden, 3 gün elindeki kuvvetlerle taarruza geçmek kararını vermiş ve bunun içinde dün geceden emirleri yayınlamıştı. Buna göre Kıbrıs Türk Alayı, Hava İndirme Tugayı ve Komando Tugayı karşılarındaki düşmana taarruz edeceklerdi.

    Kolordu Komutanı, bugün helikopterle gelen Kıbrıs Alayı Değiştirme Birliği ile Alayı takviye etmiş ve ona Lefkoşe Havaalanı'nı ve Küçük Kaymaklı'yı ele geçirme görevini vermişti. Alayın taarruzu saat 15.00'de doğru, yani Bora Tugayının kıyıya çıktığı saatlerde başladı ve Havaalanı doğrultusunda hızla gelişti. İki saat kadar sonra Yerelokko yolu kesilmiş, Havaalanı Batıdan kuşatılmıştı.

    Yunan Alayı savunmada zorluk çekiyordu. Ama sağdan soldan yardıma gelen takviyeleri cepheye sürerek ve ağır bir topçu ateşi açarak Türk Alayı'nın taarruzunu durdurmayı başardı. Akşam karanlığı çökerken iki taraf da yeni mevzilerinde toparlanmaya çalışıyorlardı. Halbuki gelen emirlere göre saat 17.00'de, yani dört saat önce ateşin kesilmesi lazımdı.

    Lefkoşe'nin Batısında Havaalanı çevresinde bunlar olurken, Lefkoşe Doğusunda Küçük Kaynaklı etrafında da kıyasıya bir savaş vardı. Türk Alayı'nın bir piyade bölüğü ile takviye ettiği Lefkoşe Sancağı Mücahitleri burada hücuma geçmişlerdi. 11 yıl önce 1963 Kanlı Noel olayları sırasında, 15 Temmuz darbesini yapan Samspon'un başında bulunduğu EOKA-B militanlarının Türklerin elinden aldığı Küçük Kaymaklı için yeniden kavga başlamıştı.

    Bu kez durum değişikti. Türklerin coşkulu hücumuna düşman fazla dayanamadı. Sokak sokak, ev ev yapılan savaştan sonra, saat 18.30'da Küçük Kaymaklı Türklerin eline geçti. Köye zaferle giren delikanlı Mücahitler arasında 11 yıl önce 1963'te altı yedi yaşında bir küçük çocukken anasının kucağında Rum zulmünden kaçanlar da vardı.

    Lefkoşe şehrinde iki tarafı ayıran Yeşil Hat boyunca süren savaşta ise; Lefkoşe Sancağı Mücahitleri ile Rum Milli Muhafız Ordusu kuvvetleri arasında geçiyordu. İki taraf da, evlerin pencerelerinden, kazılmış hendeklerden veya kum bidonları ve kum torbalarıyla oluşturulmuş mevzilerden karşılıklı olarak birbirlerine ateş ediyorlardı. Ev ev, sokak sokak çarpışıyorlardı.

    Lefkoşe'nin 15 km. kadar Kuzeyinde, Boğaz'ın Doğusunda Hava İndirme Tugayı'nın taarruzu ise, Bora Tugayı'nın kıyıya kapak atmasından 4 saat sonra ancak saat 15.00'te başlayabildi. Birliklerin dağlık ve ormanlık bölgede tertiplenmeleri ve taarruz için ileri yanaşmaları zaman almıştı. Tugay dört taburla (Kuzeyden itibaren 2. Hava İndirme Taburu, Jandarma Komando Taburu, 3. Hava İndirme Taburu ve 230. Piyade Alayının 1. Taburu) Rum Bozdağı ve her iki yanından taarruz ederek, bölgeyi ele geçirecekti. Bozdağı gibi Beşparmak Dağlarının yüksekliklerini elinde bulunduran düşman, Lefkoşe-Girne Boğazı'nı kontrol ve ateş altında tutuyordu.

    Ateşkesin yürürlüğe girdiği saat 17.00'de taraflar arasındaki savaş tüm şiddetiyle sürüyordu. İnatla direnen düşman çözülmek üzereyken, akşam karanlığı bastırdı. Ayrıca, ateşkes resmen yürürlüğe girmişti.

    Komando Tugayı'nın 3. Taburu, Bora birlikleriyle ortaklaşa ve başarılı bir şekilde Girne'ye taarruz ederken; takviyeli 1. Taburu ile de Batıya, Beşparmak Dağları üzerindeki Karmi Ormanları bölgesine hücum ediyordu. Saatler sonra Tabur, Karmi eteklerine ulaşmıştı ama, sarp ve ormanlık bir arazi şartları ve şiddetli düşman direnişi karşısında, ağır kayıplar vermişti. Kaybedilenler arasında Tabur komutanı da vardı. Tugay Komutanı, bu yüzden taburun karanlıkta tekrar eski mevzilerine çekilmesini emretti. Tugayın 2. Taburu ise, Kolordu Komutanının emriyle geride Kırnı bölgesinde toplanmış ve Kolordu ihtiyatı görevini üstlenmişti.

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 13.06.2005 - 15:48

    Memleketim, memleketim, memleketim,
    ne kasketim kaldı senin ora işi
    ne yollarını taşımış ayakkabım,
    son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
    Şile bezindendi.
    Sen şimdi yalnız saçımın akında,
    enfarktında yüreğimin,
    alnımın çizgilerindesin memleketim,
    memleketim,
    memleketim...

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 12.02.2005 - 09:53

    Federe bir devlet iken rumların yaptığı katliamlar sonucunda ikiye ayrılmış bir adadır.
    Dinsel dayanışmayı kullanan güney kesimi sesini duyurmayı başarmış. Kuzey kesimi ise elindeki su kaynaklarını da güney kesimine verecek kadar pasif ve başarısız bir politika ile *ülke* varlığını sürdürme yollarını aramıştır.
    Bence Türkiye'ye bağlanması, ciddi sayıda asker çıkarılması, 74'den sonraki pozisyondan taviz verilmemesi (eğer bu ülke insanı kişilik kimlik sahibi geçmişinden ders alan bir milletse) gerekir.

  • Arthas
    Arthas 02.06.2004 - 17:08

    Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethinden sonra kendisine Doğu Akdeniz hâkimiyeti yolu açılan Osmanlı Devleti'nin Girit ve Kıbrıs Adaları'nı da alması askerî ve siyasî bir zorunluluk halini almıştı.

  • Dadasdasdasd
    Dadasdasdasd 21.03.2004 - 00:42

    GELECEKTE ANAVATANA İLHAK EDİLECEK OLAN ADA.

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 03.03.2003 - 16:07

    Okuyunuz: Bölücülük / 1. Giriş - (eclemif,03.03.2003)

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 05.02.2003 - 11:53

    Kıbrıs'la ilgili her şey; tüm Annan planının metni: www.kibris.gen.tr

    Not: bu bir reklam değildir; ulusal bir meseledir; ulusal meselelerde reklam olmaz! ...

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 05.02.2003 - 11:49

    Kıbrıs'a dikkat ediniz; Kıbrıs bizim için gereklidir! ...
    Mustafa Kemal Atatürk

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 05.02.2003 - 11:46

    ÇOK ÖNEMLİ BİR YAZI OKUYUN! ...

    Kıbrıs Rumlarının kökeni nedir?


    Kıbrıs'ın ilk yerli halkı Anadolu'dan gelmiştir. Kıbrıs, hiçbir dönemde Yunanistan'ın egemenliğine girmemiş, tarihte hiçbir zaman Yunanistan'dan Kıbrıs'a büyük çapta göç yaşanmamıştır.

    O halde, Rumlar kendilerini niçin Yunan saymaktadırlar?

    Kıbrıs Anadolu'nun doğal bir uzantısıdır. Jeolojik dönemin birinci zamanında Anadolu'nun Hatay bölgesine bitişik olan Kıbrıs, ikinci ve üçüncü zamanlarda oluşan çökmelerle Anadolu'dan kopmuştur. Adada Anadolu'da yaşayan cüce fil fosillerinin bulunması bunun kanıtıdır. Bu arada Kıbrıs'taki kazılarda bulunan vazolarla Anadolu'da ortaya çıkarılan vazolar ve evler birbirine çok benzemektedir. Buradan hareketle, ilk yerli halkın Anadolu'dan geldiği kesinlik kazanmaktadır.

    Kıbrıs tarih boyunca; Hititler, Mısırlılar, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Ptolemiler, Romalılar, Araplar, Bizanslılar, Templer Şövalyeleri, Lüzinyanlar, Cenevizliler, Venedikliler, Osmanlılar ve İngilizler tarafından yönetilmiştir. Kıyıları ise korsanların yatakları olmuştur.

    Anadolu'dan gelen yerli halkla, Kıbrıs'ı işgal eden bu ulus ve kavimlerin karışması sonucu, tarih içinde ortaya melez bir halk çıkmıştır.

    Bu melez halk, zaman içinde denizci bir kavim olan Miken'lerin kültürel etkisi altında kalmıştır. Miken'ler, Yunanlılar tarafından Helen ırkından sayılmaktadır.

    Kıbrıs'ın Roma İmparatorluğunun egemenliğine girmesinden sonra, M.S.46'da Kıbrıs'a gelen St. Paul, Hıristiyanlığın adada yayılmasını sağlamıştır. Bizans'ın resmi dili olarak Yunanca'yı, resmi din olarak Ortodoks Hıristiyanlığı kabul etmesi ve bunu zorla Kıbrıs'taki melez yerli halka da kabul ettirmesi dolayısıyla; adadaki melez halk, kendisini zamanla Yunanlı olarak görmeye başlamıştır. Kimlik bunalımı içindeki melez halkın, ulusal bir kültür ve kimlik arayışı içinde olması da bunda etkili olmuştur.

    Kıbrıs'ın yerli halkı Anadolu'dan gelmiştir. Bu halk zamanla adayı işgal eden kavimlere karışarak melezleşmiştir. Bizans döneminde ise, bu devletin dini ve kültürel etkisiyle kendini Yunanlı olarak görmeye başlamıştır.

    www.kibris.gen.tr

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 04.02.2003 - 19:11

    Kıbrıs Adının Kaynağı


    Türkçe'de Kıbrıs, Arapça'da 'Kubrus' (Kubruş) , Batı dillerinde 'Cyprus', 'Cypre', 'Chypre', 'Gipros' ve 'Cypren' olarak adlandırılan ada; Mısır ve Hitit kaynaklarında müştereken Alaşya (Alasya) şeklinde geçerken, Mısır kaynaklarında, ayrıca 'Asi' kelimesiyle de ifade edilmektedir. Asurlular'da 'Yatnana' veya 'Ya', İbraniler'de 'Kittim' denilen Kıbrıs; 'Kypros' olarak ilk defa Homeros'ta zikredilmektedir. Adının, Ana Tanrıça Kibele'ye bu adada verilen isim olan Kipris'ten geldiği de rivayet edilmektedir. Adanın adının; adada bolca bulunan kına çiçeğinin İbranice karşılığı olan 'Kopher', yine adada bolca çıkan bakırın Latince karşılığı olan 'Cuprum' veya Batı dillerine 'Copper' ve 'Kopher' olarak geçen bakırın Akadca aslı ve nihayet Latince'de servi anlamına gelen 'Cypress' kelimesinden geldiği şeklinde rivayetler de mevcuttur.
    Kıbrıs, tarihte bunlardan başka daha bir çok isimlerle anılmıştır. Havasının güzelliğine göre 'Aeria', bakır madenlerine göre 'Eroza', tanrıçalara nispetle 'Afrodisia' ve 'Amatosia', önemli şehirlerinin deniz seviyesinde oluşundan dolayı 'Koloni', dağlık oluşu nedeniyle 'Keraşitsi', halkının bahtiyarlığına izafeten 'Makarya', işgal eden milletlerin adlarına göre 'Mionis', 'Esfekia' ve adayı ilk işgal eden Yasef'in oğlunun adına izafeten 'Kittim' veya 'Chetim', M.Ö.600 yılında bugünkü Lefke yakınlarında bulunan Depa (Soli) şehrinin Kralı olan Philocyprus'un adına izafeten 'Cyprus' ve bir şehir adı olarak da 'Pafos' denilmiştir.
    KAYNAK:
    Osmanlı İdaresinde Kıbrıs (Nüfusu, Arazi Dağılımı ve Türk Vakıfları) , Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Yayını, Yayın Nu: 43, Ankara 2000.

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 04.02.2003 - 19:09

    14 Ocak 2003,10: 30 - Zaman Gazetesi
    Lefkoşa
    TBMM Başkanı Bülent Arınç, Birleşmiş Milletler Planı’yla ilgili büyük tartışmaların yaşandığı bir dönemde iktidar ve muhalefet partisi üyesi 20 milletvekiliyle KKTC’yi ziyaret etti.
    Arınç, Kıbrıs sorununun sorumlusunun Kıbrıs Türk halkı ya da Türkiye olmadığını belirterek, “Sorumlular Türk halkını yok etmeye çalışanlardır.” dedi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Arınç’ı kabulünde BM Planı’nın kabul edilmesi durumunda adada 10 yıl sonra tek bir Türk’ün bile kalmayacağını belirtti. Çok sert mesajlar veren Denktaş, “Rumlar silahla yapamadıklarını AB yoluyla yapmak istiyorlar. Halkımız kışkırtılarak müzakere sürecine müdahale edildi.” diye konuştu. Planla ilgili kaygılarını dile getiren Denktaş, Kıbrıs Türk’ünün ilk kez ikiye bölündüğünü dile getirdi.

    Kıbrıs'ta bugün yapılacak Annan Planı'nı destekleyen mitinge dikkat çeken Denktaş, “Kıbrıs'ta ilk kez lastikler yakılmaya, ses bombaları atılmaya başlandı. Bunlar akıl işi değil. Bugünlerde sorunlar sokakta değil, barış ve sevgiyle çözülür.” dedi. Arınç da, parlamentoda temsil edilen AKP ve CHP milletvekilleriyle birlikte Denktaş'a bağlılıklarını pekiştirmek istediklerini söyledi. Denktaş'ın kaygılarını ‘kısmen’ paylaştıklarını belirten Arınç, ”Kıbrıs Türkü, barış, adalet, eşitlik ve güvence istiyor. Bunları gözardı eden barış, barış olamaz.” dedi.

    Arınç, KKTC Geçitkale Havaalanı’nda ise, TBMM’nin her zaman Kıbrıs Türk halkının onurlu davasını desteklediğini ve Kıbrıs Türkünün 40 yıla yakın bir süredir bir hak ve hürriyet mücadelesini insanlık dışı şartlar altında sürdürdüğünü bildirdi. Arınç, “Kıbrıs sorununun tek sorumlusu ne Kıbrıs Türk halkı ne de Türkiye’dir. Sorumlular Türk halkını yok etmeye çalışanlardır.” diye konuştu. Ziyaret öncesi Esenboğa Hava Limanı’ndaki basın toplantısında ise Arınç, Kıbrıs konusunda önemli bir müzakere süreci içerisinde bulunulduğunu, Kıbrıs Türk halkının Sayın Cumhurbaşkanı Denktaş’ın liderliğinde eşitlik ve adalet mücadelesi verdiğini kaydetti. Arınç, “Çözüm, iki tarafın eşit egemenliğini ve siyasi eşitliğini kabul eden ve iki kesimliliği koruyan bir uzlaşmaya dayanmalıdır.” şeklinde konuştu.

    KKTC'deki bütün kesimlerle temaslarda bulunacağını söyleyen Arınç, “Kıbrıs’ta bugün düzenlenecek mitinge heyet içindeki hiçbir milletvekilinin katılmasının söz konusu olmadığını da sözlerine ekledi. Arınç, Denktaş’ın, Kıbrıs Türk halkının haklarını ve çıkarlarını koruyacak, Türkiye’nin etkin garantörlüğünü sağlayacak, Türk–Yunan dengesini muhafaza edecek bir çözüme ulaşılması yönündeki çabasını desteklediklerini ifade etti.

    Bu arada Denktaş, dün BM Temsilcisi Alvaro De Soto ile de görüşmesinden sonra yaptığı açıklamada, Rum lider Glafkos Klerides ile çarşamba günü ara bölgede buluşarak BM planını müzakere takvimini istişare edeceklerini söyledi.
    Ömer Şahin

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 04.02.2003 - 19:08

    17 Ocak 2003,16: 12 - Tercüman Gazetesi
    Kıbrıs’ta BM’nin dayattığı Annan Planı tuzaklarla dolu. Türk makamlarının hazırladığı çok gizli raporlara göre plan kabul edilirse, Kıbrıs Türkleri ekonomik, sosyal ve psikolojik yönden tamamen çökertilecek.
    Kıbrıs’ta çözümün son tarihi olan 28 Şubat’a kısa bir süre kala, Annan Planı’nın ihtimal dahilindeki sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler de netleşmeye başladı. Türk ve KKTC makamlarının hazırladığı iç değerlendirme raporları, bugüne kadar kamuoyuna açıklanmayan bazı gerçekleri açık biçimde ortaya koyuyor. Milli Güvenlik Kurulu ve Çankaya Köşkü’nden yapılan toplantılarda ele alınan raporlara göre, Annan Planı’nın kabul edilmesi durumunda, Kıbrıs Türk halkı, ekonomik, sosyal ve psikolojik bir yığın sorunla karşı karşıya gelecek.

    Annan Planı’na göre yaşanacak gelişmeler şöyle sıralanıyor:

    *KKTC topraklarının 682.52 km2 ‘si Rumlara terk edilecek. KKTC topraklarının yüzde 21’i elden çıkacak.

    *KKTC toprakları 2 bin 559 kilometre kareye düşecek. Bu toprakların yüzde 27.6’sı tarımsal faaliyetlere uygun değil.

    *KKTC’ye bırakılacak toprakların yüzde 11.6 sına Rumlar yerleştiriyecek Annan belgesinde KKTC’ye yüzde 28.5 oranında toprak bırakılacağı belirtilirken, Kuzey Kıbrıs’a yerleştirilecek Rumlar dolayısıyla bu oran gerçekte yüzde 24.9 oranına inecek. Değerlendirme raporunda, “Türkler Güney’de bugünün gerek mülk değeri, gerekse ürün değeri son derece yüksek 80 bin dönüm bağ bırakmıştır. Buna karşılık Türkler Güzelyurt bölgesinden 77 bin dönüm sulu arazi almıştır” deniliyor.

    SUSUZ KALACAKALAR

    Değerlendirme raporları, Annan belgesinin bir başka yanını da ortaya koyuyor. Belgenin kabul edilmesi durumunda, zaten oldukça kıt su kaynaklarına sahip olan Kıbrıslı Türkler’in elinde nerdeyse hiç su kaynağı kalmayacak. BM haritasına göre, Kıbrıs Türkleri’nin su ihtiyacının yüzde 71’ini karşılayan Güzelyurt bölgesinin tamamına yakını Rumlara bırakılıyor. Bu, iyi ve kaliteli su kaynaklarının yüzde 76’sının Rumların denetimine bırakılması anlamına geliyor.

    Bahadır Selim Dilek

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 04.02.2003 - 19:07

    18 Ocak 2003,13: 04 - Milliyet Gazetesi
    Ankara
    Türk Parlamenterler Birliği’nin 'Kıbrıs Sorunu' konulu sempozyumuna katılan İngiliz konuşmacılar, 'Annan Planı’nın Türk toplumunun intiharı anlamına geldiği' uyarısında bulundu.
    Lord Kilclooney, planın uzun vadede Türk toplumunun ortadan kalkmasına neden olacağını belirtirken, Türklerin yaşadığı yüzde 28’lik nüfus alanının Rum alanı haline gelebileceğini söyledi.

    Planla Kıbrıs’ın Rumların denetimi altına verildiğini, nüfus aktarımının da Rumlar lehine gelişeceğini ifade eden Kilclooney, 'Bu da Kıbrıslı Türklerin kendi ülkelerinde bağımsızlıklarının sonu olacaktır' dedi. Kilclooney, KKTC’de yapılan Denktaş karşıtı gösterilerin de Kıbrıs Türklerinin Batı’daki imajını bozduğunu belirtti.

    'Plan evlere dağıtılsın'

    Londra Üniversitesi’nden Prof. Dr. Clement Dodd, planın açık seçik bir Türkçe’yle yazılarak evlere gönderilmesi gerektiğini söyledi.

    Eski İngiliz parlamenter Michael Stephen da Batı’nın vaatlerine güvenerek beklemenin yanlış olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: 'ABD istese Rum Kesimi’nin AB’ye üye olmasını engelleyebilir. Türkiye savaş alanlarında değil, kelimelerle yürütülen mücadelelerde kaybediyor. Rum Kesimi’nin AB’ye üye olması durumunda Türkiye - AB ilişkilerinde sürekli sürtüşme yaşanacak. Bu Türkiye Kuzey Kıbrıs’tan vazgeçene kadar sürecek.'

    Stephen, Denktaş’a Güney Kıbrıs Rum Kesimi lideri Glafkos Klerides’e harcadığı zamandan daha fazlasını kendi halkına harcayarak davasını anlatmasını önerdi. Stephen, bunlar yapılmazsa 20 yıl içinde Kıbrıs’ın Rum adası haline geleceğini ve 1974’te hayatını kaybedenlerin de boşuna ölmüş olacağını söyledi.

  • İrfan Topçu
    İrfan Topçu 04.02.2003 - 16:31

    ver kurtulculara karşı direniş.