Kültür Sanat Edebiyat Şiir

alia izzetbegoviç sizce ne demek, alia izzetbegoviç size neyi çağrıştırıyor?

alia izzetbegoviç terimi Hamit Kara tarafından 08.01.2003 tarihinde eklendi

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay21.10.2017 - 11:36

    “Ben olsam Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere ‘eleştirel düşünme’ dersleri koyardım. Batı’nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur.”
    Alia İzzetbegoviç

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay12.08.2017 - 17:32

    Bilge Kral

  • Tayfun Kaplan
    Tayfun Kaplan03.07.2009 - 11:27

    ALİA İZZETBEGOVİÇ

    Cefakar vedakar zülümlere karşı savaşan bir liderdi, ben onun ölümünden şüpheliyım, kaza ilemi öldü yoksa ölduruldümü?
    Dogu batı güney kuzey Boşnak kalıamına seyırcı kaldıdları için suçludurlar.
    o katlıamlar olurken ben kendimin müslümanlıgımdan, hırıstıyanlıgımdan ve ınsanlıgımdan utandım.

    Insan hakları hikayesi çok az milletler, ırklar ve kişiler icin uygulanmaktadır
    Tayfun kaplan
    saygı sevgilerimle

  • Muhammet Yalçın
    Muhammet Yalçın04.06.2009 - 15:26

    mükemmel bir liderdi kişiliğini anlatmak kelimelerle basit kalır..allah rahmet etsın,ruhu şad olsun

  • Osman Özütler
    Osman Özütler08.05.2009 - 12:18

    Saygın devlet adamı.. Efsane.. Barış..

  • Cevriye Cebiryırtılmaz
    Cevriye Cebiryırtılmaz11.07.2008 - 23:16

    bilge kral..

    bu kadar ışıltılı parlayamazdı
    bu benim güzel avlum
    ve ben karanlığı ışık bilirdim
    Aliya sen olmasaydın

    Dino Merlin / da te nije alija

  • Ahmet Yasir
    Ahmet Yasir22.12.2006 - 13:45

    Her şeye rağmen haklı mücadele başarıya ulaşır. Bilge kral ruhun şadolsun.

  • Ali Aydın
    Ali Aydın06.12.2006 - 14:51

    Bosna Halkının Ve Müslüman Ümmetim Gurur Kaynağıdır.Avrupanın Göbeğinde Bu Soykırıma Dur Diyen Mücahiddir.Kişilikli Bir İnsandır.Asla Siyonist Uşağı Olmamıştır.
    Bu Dünya Böyle Şahsiyetleri Zor Bulur.

  • Mustafa Aykurt
    Mustafa Aykurt10.05.2006 - 15:29

    Begoviç ve ekolü

    Aliya İzzetbegoviç, “Akla göre, zamana göre din” ekolünün temsilcilerindendir. Bu ekolün temsilcileri, aklı ve vahyi aynı derecede mütalaa ederler. Hatta bazan, aklı vahyin önüne çıkartırlar. Bunlara göre, Kur'an belirli bir zamanda ve belirli bir mekanda indi. O zamanın ve mekanın şartlarını veri olarak kullandı. Zamanın ve şartların değişmesi durumunda dini devam ettirmek için yeni hükümler çıkartmak şarttır.

    Nitekim bu ekolün önde gelen temsilcisi Muhammed İkbal, bazı hadislerin tarihsel olduğunu söyler. İkbal’e göre dinin temel amaçları doğrultusunda zamana şartlara göre yeni hükümler konulmalıdır.

    Begoviç'te nakli değil aklı esas alanlardan. Herşeyi kendi aklına, mantığına dayandırmaya çalışıyor: Diyor ki, “Hz. Muhammed mağaradan dönmeye mecburdu. Bu dönüşü olmasaydı Hanif olarak kalacaktı. Fakat döndüğü için İslam'ın resulü olmuştur. Bu, dahili ile harici dünyanın, mistik ile aklın, meditasyon ile eylemin karşılaşmasıydı. İslam mistik olarak başlamıştı, siyasi ve devlet fikri olarak devam etti. Din, gerçekler dünyasına girerek İslam oldu.”

    Görüldüğü gibi hep akıl akıl. Sanki Resulullah efendimiz bütün bunları kendiliğinden yaptı. Sanki vahiy ile yaptırılmadı.

    Begoviç ve diğerleri, kendi akıllarına uygun olarak tasarladıkları sistemi oturtmada, karşılarına yorum yapamayacakları kadar açık bir ayeti kerime engeli çıktığı takdirde, “Tarihsel” yani o gün için geçerli idi; bugün için geçerliliği kalmadı, diyorlar. Nitekim, Begoviç'e göre; Kur'an, evrensel değerlere vurgu yaparak, yeni yorumları zamanın Müslümanlarına bırakmıştır.

    Begoviç’in hayran olduğu Seyyid Kutup ta, tarihsellik ile kafasını bozanlardan. 'Tarihte oluşmuş mezhep ve akımlar bizim için birer veridirler. Gelecek yüzyıllarda yeni mezhep ve akımların oluşması gerekir...' diyor.

    Bu, akla dayalı, felsefi kaynaklı yenilikçilik, reformculuk hareketinin yakın tarihteki belli başlı temsilcileri şunlardır: Mehmet Akif, Sait Halim Paşa, İsmail Hakkı İzmirli, Ömer Rıza Doğrul, Muhammed Abduh, Ali Şeriati, Muhammed İkbal, Fazlur Rahman, Roger Garoudy, Aliya İzzet Begoviç vb. isimler aralarındaki nuanslara rağmen bu çizgiyi temsil etmektedirler.

    Bunlara göre, “İslam'ın emir ve yasakları o zamanın şartlarında o zamanın insanları içindi. Aradan asırlar geçti. Bunun için yeni şartlara göre yeni anlayışlar geliştirmelidir. İslam, her devirde yeni bir dille, kendini yeniden inşa ederek insanların karşısına çıkmalıdır. İslamın her toplumsal ve kültürel ortama uygun bir formu geliştirilmelidir. Bu formu ona verecek olan müslüman ilim adamları, müslüman düşünürler, felsefeciler ve sosyal bilimcilerdir...”

    Bütün bunlar, vahyi, nakli bir tarafa bırakıp, zamana akla dayalı bir din arayışlarını dile getiren sözlerdir. Dikkat ederseniz, Begoviç ve diğerleri hep akıl üzerinde duruyorlar. Vahiyden, nakilden bahsetmiyorlar. Bunun sebebi şu: Çünkü, vahyin bildirdikleri kesin olarak bellidir. Günümüze kadar nakil yolu ile gelmiştir. Bunu yıkmadıkları takdirde, kendi kafalarından yorum getirip dinde reform yapamayacaklardır. Bunun için, hep akıl üzerinde duruyorlar, aklı ön plana çıkartıyorlarlar. İş akla kalınca da, insan sayısı kadan inanış ortaya çıkacağı için, din diye bir şey kalmayacak ortada! .. Varmak istedikleri son nokta da bu zaten! ..

  • Muvahhid Duranoglu
    Muvahhid Duranoglu03.03.2006 - 21:17

    'düşmanlarımıza, adaletten başka verecek hiçbir şeyimiz yok'
    ' ey teslimiyet! senin bir adinda islam demekmis!

    ve ben..sana dunyanin butun dilleriyle komutanim demek istiyorum.
    al-mowahhid