Kültür Sanat Edebiyat Şiir

alia izzetbegoviç sizce ne demek, alia izzetbegoviç size neyi çağrıştırıyor?

alia izzetbegoviç terimi Hamit Kara tarafından 08.01.2003 tarihinde eklendi

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 24.10.2017 - 10:31

    "Hangi yolu seçersen seç, sonunda ölüm var ve her şey bitecek, sen de öleceksin, bu dünya da ölecek.Bu yüzden başını hep dik tut".
    Alia İzzetbegoviç

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 21.10.2017 - 11:36

    “Ben olsam Müslüman Doğu’daki tüm mekteplere ‘eleştirel düşünme’ dersleri koyardım. Batı’nın aksine, Doğu bu acımasız mektepten geçmemiştir ve birçok zaafın kaynağı budur.”
    Alia İzzetbegoviç

  • Tayfun Kaplan
    Tayfun Kaplan 03.07.2009 - 11:27

    ALİA İZZETBEGOVİÇ

    Cefakar vedakar zülümlere karşı savaşan bir liderdi, ben onun ölümünden şüpheliyım, kaza ilemi öldü yoksa ölduruldümü?
    Dogu batı güney kuzey Boşnak kalıamına seyırcı kaldıdları için suçludurlar.
    o katlıamlar olurken ben kendimin müslümanlıgımdan, hırıstıyanlıgımdan ve ınsanlıgımdan utandım.

    Insan hakları hikayesi çok az milletler, ırklar ve kişiler icin uygulanmaktadır
    Tayfun kaplan
    saygı sevgilerimle

  • Muhammet Yalçın
    Muhammet Yalçın 04.06.2009 - 15:26

    mükemmel bir liderdi kişiliğini anlatmak kelimelerle basit kalır..allah rahmet etsın,ruhu şad olsun

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 08.05.2009 - 12:18

    Saygın devlet adamı.. Efsane.. Barış..

  • Cevriye Cebiryırtılmaz
    Cevriye Cebiryırtılmaz 11.07.2008 - 23:16

    bilge kral..

    bu kadar ışıltılı parlayamazdı
    bu benim güzel avlum
    ve ben karanlığı ışık bilirdim
    Aliya sen olmasaydın

    Dino Merlin / da te nije alija

  • Ahmet Yasir
    Ahmet Yasir 22.12.2006 - 13:45

    Her şeye rağmen haklı mücadele başarıya ulaşır. Bilge kral ruhun şadolsun.

  • Ali Aydın
    Ali Aydın 06.12.2006 - 14:51

    Bosna Halkının Ve Müslüman Ümmetim Gurur Kaynağıdır.Avrupanın Göbeğinde Bu Soykırıma Dur Diyen Mücahiddir.Kişilikli Bir İnsandır.Asla Siyonist Uşağı Olmamıştır.
    Bu Dünya Böyle Şahsiyetleri Zor Bulur.

  • Mustafa Aykurt
    Mustafa Aykurt 10.05.2006 - 15:29

    Begoviç ve ekolü

    Aliya İzzetbegoviç, “Akla göre, zamana göre din” ekolünün temsilcilerindendir. Bu ekolün temsilcileri, aklı ve vahyi aynı derecede mütalaa ederler. Hatta bazan, aklı vahyin önüne çıkartırlar. Bunlara göre, Kur'an belirli bir zamanda ve belirli bir mekanda indi. O zamanın ve mekanın şartlarını veri olarak kullandı. Zamanın ve şartların değişmesi durumunda dini devam ettirmek için yeni hükümler çıkartmak şarttır.

    Nitekim bu ekolün önde gelen temsilcisi Muhammed İkbal, bazı hadislerin tarihsel olduğunu söyler. İkbal’e göre dinin temel amaçları doğrultusunda zamana şartlara göre yeni hükümler konulmalıdır.

    Begoviç'te nakli değil aklı esas alanlardan. Herşeyi kendi aklına, mantığına dayandırmaya çalışıyor: Diyor ki, “Hz. Muhammed mağaradan dönmeye mecburdu. Bu dönüşü olmasaydı Hanif olarak kalacaktı. Fakat döndüğü için İslam'ın resulü olmuştur. Bu, dahili ile harici dünyanın, mistik ile aklın, meditasyon ile eylemin karşılaşmasıydı. İslam mistik olarak başlamıştı, siyasi ve devlet fikri olarak devam etti. Din, gerçekler dünyasına girerek İslam oldu.”

    Görüldüğü gibi hep akıl akıl. Sanki Resulullah efendimiz bütün bunları kendiliğinden yaptı. Sanki vahiy ile yaptırılmadı.

    Begoviç ve diğerleri, kendi akıllarına uygun olarak tasarladıkları sistemi oturtmada, karşılarına yorum yapamayacakları kadar açık bir ayeti kerime engeli çıktığı takdirde, “Tarihsel” yani o gün için geçerli idi; bugün için geçerliliği kalmadı, diyorlar. Nitekim, Begoviç'e göre; Kur'an, evrensel değerlere vurgu yaparak, yeni yorumları zamanın Müslümanlarına bırakmıştır.

    Begoviç’in hayran olduğu Seyyid Kutup ta, tarihsellik ile kafasını bozanlardan. 'Tarihte oluşmuş mezhep ve akımlar bizim için birer veridirler. Gelecek yüzyıllarda yeni mezhep ve akımların oluşması gerekir...' diyor.

    Bu, akla dayalı, felsefi kaynaklı yenilikçilik, reformculuk hareketinin yakın tarihteki belli başlı temsilcileri şunlardır: Mehmet Akif, Sait Halim Paşa, İsmail Hakkı İzmirli, Ömer Rıza Doğrul, Muhammed Abduh, Ali Şeriati, Muhammed İkbal, Fazlur Rahman, Roger Garoudy, Aliya İzzet Begoviç vb. isimler aralarındaki nuanslara rağmen bu çizgiyi temsil etmektedirler.

    Bunlara göre, “İslam'ın emir ve yasakları o zamanın şartlarında o zamanın insanları içindi. Aradan asırlar geçti. Bunun için yeni şartlara göre yeni anlayışlar geliştirmelidir. İslam, her devirde yeni bir dille, kendini yeniden inşa ederek insanların karşısına çıkmalıdır. İslamın her toplumsal ve kültürel ortama uygun bir formu geliştirilmelidir. Bu formu ona verecek olan müslüman ilim adamları, müslüman düşünürler, felsefeciler ve sosyal bilimcilerdir...”

    Bütün bunlar, vahyi, nakli bir tarafa bırakıp, zamana akla dayalı bir din arayışlarını dile getiren sözlerdir. Dikkat ederseniz, Begoviç ve diğerleri hep akıl üzerinde duruyorlar. Vahiyden, nakilden bahsetmiyorlar. Bunun sebebi şu: Çünkü, vahyin bildirdikleri kesin olarak bellidir. Günümüze kadar nakil yolu ile gelmiştir. Bunu yıkmadıkları takdirde, kendi kafalarından yorum getirip dinde reform yapamayacaklardır. Bunun için, hep akıl üzerinde duruyorlar, aklı ön plana çıkartıyorlarlar. İş akla kalınca da, insan sayısı kadan inanış ortaya çıkacağı için, din diye bir şey kalmayacak ortada! .. Varmak istedikleri son nokta da bu zaten! ..

  • Muvahhid Duranoglu
    Muvahhid Duranoglu 03.03.2006 - 21:17

    'düşmanlarımıza, adaletten başka verecek hiçbir şeyimiz yok'
    ' ey teslimiyet! senin bir adinda islam demekmis!

    ve ben..sana dunyanin butun dilleriyle komutanim demek istiyorum.
    al-mowahhid

  • Güneş Seninle Doğacak
    Güneş Seninle Doğacak 24.12.2005 - 22:28

    Ruhuna el-fatiha...


    amin...

  • Merve Koçak
    Merve Koçak 02.08.2005 - 00:38

    bosnalı, mücâhit lider... Allah gani gani rahmet eylesin...

  • Boran
    Boran 30.07.2005 - 17:51

    siren seslerine boğulan bir şehirde elele koşulan boş caddeler...

  • Boran
    Boran 30.07.2005 - 17:50

    düşünür, savşçı ve mümin...

  • Zilzal Zelzele
    Zilzal Zelzele 22.06.2005 - 23:45

    cenazesi olduğu gün yağan yağmurdan dolayı yukarıdan çekilmiş görüntülerde, simsiyah şemsiye örtüsünü unutamıyorum.inanılmaz bir kalabalıktı.

  • Mustafa Evci
    Mustafa Evci 18.06.2004 - 21:00

    Avrupadaki Osmanlı'nın onurlu ve sembol ismi...

  • Mustafa Adil
    Mustafa Adil 04.06.2004 - 16:12

    Doğulu yüreği ve zihni ile bir avrupalı
    İlah'ın mazlumlara ve güzel insanlara armağanı idi, yanına aldı...

  • Karapregoras
    Karapregoras 29.12.2003 - 19:58

    Bilge kral,gazi Rahmetullahi Aleyhim

  • Harun Yüzüak
    Harun Yüzüak 25.10.2003 - 22:37

    Geride iki destan bıraktın.Bosna ve hayatın.

  • Seu Kuyt
    Seu Kuyt 21.10.2003 - 13:49

    Bilge Kral’ ya da ‘Son Osmanlı’: ALİYA

    Cengiz Çandar

    Bosna kimliğini yok olmaktan kurtaran, böylece Balkanlar’da ikinci bir ‘Endülüs vak’asının yaşanmasının önüne geçen Aliya İzzetbegoviç’in ülkemizde ‘Bilge Kral’ lakabıyla anılır olmasında, sanırım, benim özel bir rolüm ve katkım var. ‘Bilge Kral’ın dün sonsuzluğa göçmesiyle benim yaşam sayfalarımdaki en anlamlı yaprakların bir bölümü de uçup gidince, belleğimde uçuşan anılarda ve anılarla Aliya İzzetbegoviç’i yad ettim. Aliya’yı. Bosna halkı, günlük konuşmalarda ondan öyle söz ederdi...
    Aliya İzzetbegoviç, galiba ‘Son Osmanlı’ idi. Son nefesini,21. yüzyıla kadar uzatmayı başarabilen bir ‘Son Osmanlı’. Türkçe bilmeksizin, ayyıldızın Bosna kimliğinin bir parçası olmasını, dünyada yüzlerin Washington’a, Moskova’ya, Londra’ya, Berlin’e vs. döndüğü bir zaman diliminde gözünü İstanbul’dan hiç ayırmamış olduğu için, galiba, ‘Son Osmanlı’ o idi. Eşi, amansız savaş yıllarında İstanbul’da yaşadığı için, benliğinin ve yüreğinin bir bölümü Bosna-Hersek topraklarında, yani ‘Osmanlı’nın kalbi’ Rumeli’de idiyse, diğer yarısı buradaydı; bizimle, Dersaadet’te, yani İstanbul’da.

    Önemi ve değerinin hak ettiği ölçüde anlaşılmadığını düşündüğüm bir ‘Rumeli dervişi’ idi o. Osmanlı kimliğinden ötürü, bir bey oğlu; yani Begoviç. İzzet Bey oğullarından. İzzetbegoviç. Ali’nin Boşnakça ifadesiyle, Aliya. Aliya İzzetbegoviç!

    Tertemiz beyaz, bilge çizgilerin oturduğu, derin mavi gözlerinin süslediği yüzünde, feylesofluk kadar kararlı bir kişiliğin gizlendiğini pek az kişi kavramıştı. Buna, Bosna Savaşı’nın durdurulmasında ve Dayton Antlaşmaları’nın gerçekleştirilmesinde rol oynayan Amerikalı devlet adamı Richard Holbrooke dahil. Holbrooke, anılarında Dayton’da kendilerine en fazla zorluğu, umduklarının aksine ne Sırbistan lideri Slobodan Miloşeviç ve ne de Hırvatistan lideri Franjo Tudjman’ın çıkartmadığını, en inatçı diplomatik direncin Bosna-Hersek lideri Aliya İzzetbegoviç’ten geldiğini belirtmiştir.

    Benim ‘Bilge Kral’ı, o özelliğiyle keşfetmem de, Dayton’a giden yolun başlarında olmuştu.1995 Eylül ayında Ankara’da yaptığı temaslar hakkında –Holbrooke, Amerikan barış planını ona sunmak üzere Ankara’ya gelmişti- bilgi almak için akşam İstanbul’a dönmek niyetiyle başkente gittiğimde, kendisini Dalmaçya’nın Split şehrine geri götürecek özel uçakta bir kişilik yer olduğu ve istediğim takdirde, birlikte Split’e gidebileceğimi öğrenmiştim. Tereddüt etmeden uçağa dahil oldum. Elimde küçük bir çanta bile yoktu. Ama İzzetbegoviç’le yolda sohbet etmek uğruna her sürpriz ve sıkıntıyı memnuniyetle kabule hazırdım.

    O unutulmaz Ankara-Split uçak yolculuğu, berbat hava şartları nedeniyle Saraybosna’ya karayoluyla gidilmesi zorunluluğuna dönüşünce, şansım bir kez daha yaver gitmiş oldu. Aksi halde İzzetbegoviç’i Saraybosna’ya uçuracak olan BM armalı İngiliz helikopterinde bana yer yoktu. Split’ten Türkiye’ye geri dönecek iken, Mostar’a soluk ışıklar altında birlikte börek yiyerek sohbetimizi sürdürdüğümüz, amansız İgman Dağı’ndan bizi Saraybosna’ya götürecek havaalanının altından giden yeraltı tüneline varabilmek için farlarımız ve bizi taşıyan her iki jipin motorlarının susturulduğu, sis ve yağmurdan birkaç metre önümüzü göremeden, virajlarla Sırp mevzilerinin yanı başından kıvrıla kıvrıla indiğimiz o maceralı yolculuğu yapamayacaktım. O dönemdeki Saraybosna Büyükelçimiz Şükrü Tufan, o dönemdeki Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Muhammed Şakirbey, ben ve ‘Bilge Kral’...860 metre uzunluğunda, yer yer 1,50 metre yüksekliğinde, iki insanın yan yana geçemeyeceği darlıktaki tüneli birbirimiz ardına, birlikte kat ettik.

    O yolculuğun ardından yazdığım ilk yazının başlığıydı: Bilge Kral...

    Yolda, ‘Doğu ile Batı Arasındaki İslam’ kitabındaki fikirlerinin ‘felsefi sohbeti’ne koyulduk. Bir ara, hayret nidasıyla, ‘Bunları ben yazmışım’ diye sordu; ‘O kadar puslu ve uzak bir geçmişte kalmış ki...’ Savaş ve günlük siyasetin gerekleri, İzzetbegoviç’i, kuramsal kimliğinden besbelli çok uzaklaştırmıştı. Önemli olan, her iki özelliğini de, bir Müslüman kuramcı ve kültürel-ulusal devlet ve siyaset kimliğini de mükemmelen başarabilmiş olmasıydı. Hak ettiği ölçüde fark edilmediğini düşündüğüm, onun bu her iki yanı ve özelliğidir.

    Doğu ile Batı arasında İzzetbegoviç...

    İzzetbegoviç, Yugoslavya’da ‘köktendinci İslamcı’ sıfatıyla, komünist rejim döneminde büyük haksızlıklara uğradı.1970’te kaleme aldığı ‘İslami Bildirge’ kendisine büyük saldırılar getirdi. Hapse atıldı. Oysa, ‘Doğu ile Batı Arasındaki İslam’ başlıklı kitabında, özgün düşünceler ortaya atan ve İslam düşüncesini çağdaş döneme taşıyan bir ‘mütefekkir’, bir ‘feylesof’ olduğu görülebilir. Örneğin, İslam ile demokrasinin bağdaşabilirliğinin en önemli postülaları o kitapta mevcuttur. İslam pratiği ile Anglo-Sakson düşünce kalıbı arasındaki çarpıcı benzerlikler, sadece o kitapta ortaya konmuştur. Fransız kökenli ‘pozitivist cereyanlar’ ve ‘ateizm’e karşılık Anglo-Sakson düşüncesiyle İslam arasındaki kesişme noktaları, İzzetbegoviç tarafından ortaya konmuştu.

    İzzetbegoviç’in İslam düşüncesine katkısı ile Prof. Fazlurrahman’ın düşünceleri arasında önemli yakınlıklar bulunuyor. Fazlurrahman’ın Türkiye’de tanınmasında büyük rol sahibi bulunan değerli düşünce adamı Prof. Mehmet Aydın’ın, devlet bakanı sıfatıyla Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanında, ölümünden tam bir gün önce Aliya İzzetbegoviç’i ziyaret etmesi, İlahi bir rastlantı sayılabilir mi acaba? ..

    Tayyip Erdoğan ve Mehmet Aydın, Avrupa Anayasası’nın tartışıldığı bir forumdan Türkiye’ye dönmekteydiler ve ‘Avrupa kültürünün temeli Hıristiyanlık’tır’ tespitine karşı koymuşlardı. Aliya İzzetbegoviç, ‘Avrupa’daki İslam’ın en çarpıcı temsilcisi ve sancaktarı idi. Avrupa örfü ile İslam’ın hoşgörü mekaniğini, şahsında ve Bosna-Hersek’in Avrupalı ve Müslüman kimliğinin meczedilmesinde temsil etmişti. Bu eşsiz özelliği, kuramsal alana geçirdiği gibi, Bosna-Hersek’in var oluş mücadelesinde, halkını adeta ‘soykırımlar geçidi’nde ilerleyişinde yöneterek, Avrupa kıt’asında ve tarihte ‘Endülüs’ün tekerrürü’nü önlemiştir.

    O nedenle, ‘bilge’ydi ve hem de ‘kral’dı. Bilge Kral’dı o. Aliya İzzetbegoviç. Bilge Kral. Nur içinde yatsın...


    21.10.2003 /Zaman

  • Boran
    Boran 20.10.2003 - 12:33

    Bereketli bir ömürü, Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle dolu olarak, asil ve güzel bir insan olarak yaşadı; anlamlı bir hayat sürdü ve Allah'a yürüdü...seni özleyeceğiz bilge kıral...

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu 19.10.2003 - 23:35

    zaman 19.10.2003 son dakika
    17:00
    Bosna-Hersek eski Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç Hayatını kaybetti

    Bosna-Hersek Eski Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Saraybosna'daki Kosova hastanesinde bugün hayata gözlerini yumdu. Doktor İsmet Gavrankapetanoviç,10 Eylül'de evinde düşmesi sonucu kaburga kemiklerinde 4 kırık teşhis edilen ve omuzunu inciten 78 yaşındaki İzetbegoviç'in, tedavi gördüğü Kosova hastanesinde öldüğünü söyledi.

    Hastane yetkilileri, daha önce iki kalp krizi geçiren İzzetbegoviç'in sol akciğerindeki kanamanın durdurulamadığını ve sağlık durumunun kötüye gittiğini söylemişlerdi. İzzetbegoviç, kalp problemleri nedeniyle Slovenya'da ve Suudi Arabistan'da tedavi görmüştü. Bosna-Hersek'te,1990-2000 yılları arasında cumhurbaşkanlığı görevini yürüten İzzetbegoviç,1992-95 yılları arasındaki savaşın ardından, Bosna-Hersek'in Yugoslavya'dan bağımsızlığını kazanmasında büyük bir rol üstlenmiş ve Batı dünyası ile İslam ülkelerinin desteğini kazanmıştı. İzzetbegoviç'in, komünist dönem Yugoslavyasında cezaevinde geçirdiği yılların, sağlık problemlerinin artmasına yol açtığı belirtiliyordu. İzzetbegoviç, kronik kalp hastalığı nedeniyle iki hafta önce Saraybosna'daki Kosova hastanesi kardiyoloji servisine kaldırılmıştı.

    Bosnalıların 'Dede'siydi
    Taraftarları ve yakınlarının 'Dede' diye çağırdığı, Bosna-Hersek lideri Aliya İzzetbegoviç, bugün 78 yaşında öldü.
    Aliya İzzetbegoviç,8 Ağustos 1925'de Bosanski Samac'da doğdu. Ailesi 1928'de Saraybosna'ya göç etti.1943'de liseyi bitiren İzzetbegoviç, daha sonra 3 yıl Ziraat Fakültesi'nde okudu.
    İzzetbegoviç, Yugoslavya'da komünist yönetim döneminde siyasi görüşleri nedeniyle iki kez hapse mahkum edildi ve yaklaşık 9 yıl hapis yattı.
    1949'da 3 yıl yattıktan sonra hapisten çıkan İzzetbegoviç, Saraybosna Üniversitesi'nden 1956'da hukuk diploması aldı. Belediye taşımacılık şirketinde hukuk danışmanı olarak çalıştı.
    1983'de bir İslami Bildirge yayınlamak suçundan 14 yıl hapse mahkum olan Begoviç,1988'de cezası indirildiği için hapisten çıktı.
    Kasım 1990'da ikinci tur seçimlerde yüzde 44 oyla Bosna-Hersek'in ilk devlet başkanı seçilen Begoviç, bu görevi 2000 yılındaki üçlü devlet başkanlığı dönemine kadar sürdürdü.
    İzzetbegoviç, arkasında, gözü yaşlı eşi Halide ile kızı Sabina, matematikçi kızı Leyla ve mimar oğlu Bekir'i bıraktı.

  • Derya Özlem Bahadır
    Derya Özlem Bahadır 21.05.2003 - 11:01

    Bosna Mucizesi Konuşmalar
    Ali İzzetbegoviç
    YÖNELİŞ YAYINLARI
    'Asırlardır büyük sınırda, Batı ile Doğu dünyalarının kesişme noktasında yaşayan, her ikisine de aidiyet hisseden' bir toplumun ferdi olarak Aliya İzzetbegoviç, Bosna Mucizesi'nde, Bosna savaşının en hareketli ve Müslümanlar için son derece sıkıntılı günlerine ışık tutacak değerlendirmelerde bulunuyor.
    Aliya, Bosna Mucizesi'ni 'Her şeyden önce', insanların 'doğru bir şey için, özgürlükleri için ve her şeyden daha fazla kendi kurtuluşları için savaştıklarının bilincinde' olmalarına bağlamaktadır. Çünkü ona göre bu savaş, sıradan bir savaş değil. Müslümanlara yapılmak istenen sıradan bir işgal değildi. 'Bu, bir ülkeyi ve bir halkı bir daha asla var olmamak üzere ortadan kaldırma girişimiydi.'
    'Bosna'yı ahlaki bir mesele olarak' ortaya koyan Aliya İzzetbegoviç, Müslümanların bu zor koşullar altında yine de Müslümanlıklarına yakışır onurlu bir mücadele vermeleri gerektiğinin altını ısrarla çizmektedir. Müslümanların yaşadıkları onca zulme ve katliama rağmen, düşmanlarının vahşetine ortak olmamalarından, benzer katliamlar yapmamalarından, her zaman için dürüstlüğü tercih etmelerinden, hiçbir kutsal ya da anıtsal eseri tahrip etmemelerinden onur duymaktadır. Bu yönüyle, konuşmalar, aynı zamanda dünya kamuoyunun zihnindeki genel geçer imajları da yerle bir etmektedir.

    Not: Yazı, kitapyurdu.com 'dan alınmıştır.

  • Hamit Kara
    Hamit Kara 21.05.2003 - 10:57

    Bilge Kral'ın son kitabı 'Bosna Mucizesi' Yöneliş Yayınları etiketiyle çıktı. İlgilisine duyurulur...
    Yöneliş Yayınları: 0 212 524 07 76

  • Tarhan Tekelioglu
    Tarhan Tekelioglu 21.05.2003 - 00:54

    Beni en cok etkileyen yanlarindan birisi:
    Ikinci dünya savasinda sehir bombalanirken, herkesin siginaklara siginip ortadan kayb olmanin keyfini cikartip, teyyare bombardimanlarinin coskun fon müzigi esliginde manitasiyla elele tutusup, koca sehirde basbasa kalmanin keyfini cikartabilecek kadar ortamin olumlu yanlarini görebilecek kadar iyimser olmasi...
    Bu kadar gözü kara asik olmayi isterdim harbiden..

  • Boran
    Boran 20.05.2003 - 23:50

    Huzur, hikmet, teslimiyet ve metanet.Türkiye bu irfan adamını daha yakından tanımalı.

  • Harun Yüzüak
    Harun Yüzüak 03.05.2003 - 00:59

    bilge kral...
    düşün ve eylem adamı...
    tacı, tahtı elinin tersiyle iten kahraman...

  • Derya Özlem Bahadır
    Derya Özlem Bahadır 09.01.2003 - 09:15

    İslam Felsefesi...
    Kahramanlık...
    İnsanlık...

  • Hamit Kara
    Hamit Kara 08.01.2003 - 10:02

    Filozof, devlet başkanı ve mü'min