merhabalar,herkesin kürsüsünün cenaati : OKUMAK NEDEN ÖNEMLİ, ANCAK BU KADAR GÜZEL ANLATILABİLİRDİ...
Beyninde "korteks" adında bir godomanı beslediğini biliyor musun? Ve yine beyninin içinde o büyük patrona getir götür işleri yapan "nöron" isminde milyonlarca nakliyeci işçin olduğunu?.. korteksinin Hulusi Kentmen tadında bir işveren olması için de ona gerekli malzemeyi taşıyacak Halit Akçatepe kıvamında nöronlara sahip olman gerektiğini? Nöronlarının bu nakliye eylemini gerçekleştirmek için tek gereksinim duyduğu enerji kaynağının sadece "bilgi" olduğunu? ......... Anlayacağın benim güzel kardeşim, sen bilgiye ulaştıkça nöronların da canlanıp coşuyor... Haliyle ne kadar çok sayıda enerjik nöronun olursa o kadar zıpkın bir korteksin oluyor... ............... peki bu "korteks" denilen zımbırtı yaşaman için şart mıdır? Sırf nefes almaksa yaşama anlayışın, şart değildir. Parazit gibi, ot gibi yaşamak istiyorsan şart değildir. ................ Peki nöronlarını "eğitim"le beslemezsen ne gelir başına bunu biliyor musun? Nöronların aç kaldıkça hayatta kalman ve yaşamaya devam etmen için beyninin "amigdala" bölgesi devreye girer... Yani hayvani içgüdülerini kontrol eden karanlık bölge... Sahneyi devralan bu "amigdala" bölgen; kalkıp da sana "oku, araştır, aşık ol, şiir yaz, eğlen, tatil yap, güzel bir film izle, balkonundaki saksıda biber yetiştir, hayvanları sev" filan demez. Bilakis "yaşamını tehdit eden her şeyi yok et, seninle aynı kümeyi paylaşmayan her canlıyı imha et!" diye dikte eder... Eğer kendini eğiterek "korteks" bölgeni geliştirmezsen; işte bu "amigdala" bölgen darbe yapıp yönetimi ele geçirir... Ve sen de cehaletinin verdiği cesaretle, sığ tartışmaların gölgesinde, kendini bir kümeye dahil edip, seninle aynı safta saf tutmayan her canlıyı yaşaman için tehdit kabul edersin... İşid'in de kafası budur, pkk'nın kafasıda, partizanların da kafası budur holiganların kafası da, kökten dincinin de kafası budur, satanistin de... Haliyle ne hacı hocalar çözer bu kördüğümü, ne de papazlar hahamlar... Ne tütsü yakarak dağıtabilirsin bu lağım kokusunu, ne de parfüm sıkarak.. bu kaosun tek çıkış yolu, OKUMAK...
İslamın ve mevlananın dillendirdiği çok güzel bir söz vardır "bin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel" biz çetenin başını biliyoruz gerisi teferruat geniş halk kitlesi arasında kavga üstelik din üzerinden bir kavga yaratmak isteyenler ortadoğuda yapılan soykırımlara baksınlar yeter.. Kimler kimlerin oyuncağı...
Siz bilmiyor olabilirsiniz belki ama bu fetöcü teröristlerden kimin ne çektiğini Allah bilir... Ordunun kozmik odasına girip psikolojik savaş doktrinini kendi halkı üzerinde operasyona çevirenlerin daha neler yapabileceği aklın sınırları kapsamında değil... bu hain teröristler sırf terfi alabilmek için kamu adına davalar açıp suçsuz günahsız insanları mahkum ettiler... Haklı olduğunuz tek bir yer olabilir bu teröristlere yardım ve yataklık eden siyasilerin pişkin pişkin sen daha fetöcüsün o daha fetöcü diye gemiyi azığa almalarıdır.. Bu siyasilerin yaptıklarını savunanların şimdi mağduru oynamaları anlaşılır değildir. Peki ya gerçek mağdurlar yani bizler başından beri bu teröristlere ve bu teröristlerin arkasında siyaset yapanlara bunun vatan hainliği hatta dine ihanet olduğunu hep söyledik... Hala zırnık geri adım atılmış değil ha fetö ha diğer tarikat ve sivil toplum görünümlü çeteler devlete çöreklenmiş her yerdeler... Neden iktidarları hala sömürecek dinciler bulabiliyor.. insanların namazlarını camilerini hocalarını çaldılar... laik ve demoktatik cumhuriyetin canına ot tıkamalarını söylemiyorum bile... zalime her zaman zalim dedik yine deriz hakkı olanında hakkını teslim ederiz... ortadaki tablonun sorumlusu iktidar ve bu iktidarı başa getiren kendine liberal, mütedeyyin ve muhafazakar diyen insanların tercihidir... onların mağdur olması ektikleri tohumdan... çap bu... bir dahaki sefere ister Atatürkçü olsun ister dindar kimin ne dediğine değil ne yaptığına bakmayı akıl ederiz umarım...
görünenin ardındaki hakikati görmek için kibrini kırman gerek nefsine ağır gelen ne varsa yapman gerek ödeyeceğin hiç bir bedel güzel bir insanı kazanmaktan daha büyük olamaz.
Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu. Ancak bir gün acaba dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam dedi. Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeriye girdi, bakkal sert bakışlarıyla bir daha senden tereyağı almayacağım dedi. Yaşlı adam üzülerek efendim bir yanlışım mı oldu dedi. Bakkal, efendi senin bana verdiğin tereyağını tarttim 900 gram geldi ayıp değilmi bu yaptığın dedi. Yaşlı adam utanarak başını yere eğdi ve - efendim bizim terazimiz yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz dedi. Bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.
Böyledir işte dünya... Kime ne ağırlıkta kıymet verirsen o ağırlıkta kıymet bulursun.
Yeniden başlamayacağım Bıktım artık yeniden yeniden.... Hayır Ağlamıyorum Sadece elmacık kemiklerimi musalla taşı yaptım Tüm mutlulukları yıkıyorum Nasıl bilirdiniz Nasıl bilirdiniz Nasıl bilirdiniz
Hayatta kalmak Şöyle bi bakmak dünyaya Yaşamak Hayatın tadını çıkarmak
Hangi noktadayım çözemiyorum Evet yaktım hayatımı ama sırf sen üşüme diye Yansın boş ver Sigaramızı tutuşturur bir nefes daha alırız Sonra oturur hayatımla yanan hayallerimi izlerim
Kemalisti de dindarı da Fatih'i olmak zorundadır Türklerin.. Zira Türk tanımı itibarı ile Fatih tir. Hakkı ve Hakikati yüceltme cabası fetihse fetih, bunu gerçekleştiren Fatihse Fatih, millet ise Fatihan dır... Zalimin derdi varsa o düşünsün..
sayın Rıza Can,.. şayet herkes yerinde konuşabilseydi,birçok karışıklıklar meydana gelmezdi.. ne yazıkki ağzı olan konuşuyor,hatta konuşması gereken yerde susuyor,konuşmaması gereken yerde de susmayı bilemiyor...
milletini fetihçi şovenist olarak tanımlayıp yeni düşmanlar yaratıp yeni fetih ve zafer hayalleri kuran muhterisler olmakla itham eden Mehmet Ocaktan' a el cevap
bebeklerimizi kınalı yirmilik körpe yavrularımızı boğazlayan pkk pyd daeş bir hayali düşman mıdır ülkemizin doğu illerini de kapsayan bir kürt devleti kurmak hayali ile suriye sınırlarımızın karıştırılmak istenmesi hayalii bir durum mudur
Atilla görüyorum da siyasi ve politik mevzuularda hala zig zag çizmeye devam ediyorsun. Önce Suriyede Türkiyenin ne işi var diye bağırıyordun, bu aralar ise neden böyle anşamlalar yaptınız diye:) Darvin seni göreydi evrim teorisini yazarmıydı bilmem :)
Alınganlık göstermeniz için değil illiyet bağlantısı kurmanız içindi söz... Amerikanın şuanda dünyanın en büyük imparatorluk olduğunu bir sürü istatistiki rakamla söyleyebiliriz ama bu amerikanın gerçekte bir imparatorluk olmadığı gerçeğini saklamaz. Rakamlar onları nasıl değerlendirdiğimizle ilgili anlam ifade eder. Hakikat ise Hak tan dır...
Derler ki istatistikler yalan konuşmaz, yalancılar istatistlik konuşur... Birazcık Tarih okumak lazım hadi okumuyorsunuz bari okuyanları okuyun.. Hadi okuyanları da okumuyorsunuz bari dinleyin.... En azından karşılaştırma yapabilmek için...
Ve Rabia Acar .. Teşekkürler... Karşılaştığı her olayı derinliğine düşünmeden taşlamayı yöntem edinenlerin çok çok ötesinde bir yerdesin ... Böyle devam edersen cennete vizesiz girebilirsin :)) İyi bir dostsun ..
Attila İlhan teşekkürler ... Daha önceleri hakikat nedir sorusu ile düğümlenirdi cümlelerin .. "Hakikat"kelimesine .. Halil Cibran'ın aforizmalar ve Elif şafağın kağıt helva kitaplarında sıkça karşılaşabilirsin..
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.
Meclistekiler neden bizi kandırıyorlar... ülke parlamentolarından geçen soykırım tasarılarına “ yok hükmündedir” diye saçma sapan açıklamalar getiren Meclis mebusları hakkında suç duyurusudur... Türkiye Cumhuriyeti aleyhine parlementolarında kararlar alan ülkeler hakkında mütekabiliyet esasına göre karar almayan Meclis suç işlemektedir. Tarih milletlerin meçlislerinde yazılır ve kayıt altına alınır.. TBMM acilen bu ülkeler hakkında soykırımcı ülkeler oldukları hakkında kararlar almalı ve uygulamalıdır...
merhabalar,herkesin kürsüsünün cenaati :
OKUMAK NEDEN ÖNEMLİ, ANCAK BU KADAR GÜZEL ANLATILABİLİRDİ...
Beyninde "korteks" adında bir godomanı beslediğini biliyor musun?
Ve yine beyninin içinde o büyük patrona getir götür işleri yapan "nöron" isminde milyonlarca nakliyeci işçin olduğunu?.. korteksinin Hulusi Kentmen tadında bir işveren olması için de ona gerekli malzemeyi taşıyacak Halit Akçatepe kıvamında nöronlara sahip olman gerektiğini? Nöronlarının bu nakliye eylemini gerçekleştirmek için tek gereksinim duyduğu enerji kaynağının sadece "bilgi" olduğunu?
.........
Anlayacağın benim güzel kardeşim, sen bilgiye ulaştıkça nöronların da canlanıp coşuyor... Haliyle ne kadar çok sayıda enerjik nöronun olursa o kadar zıpkın bir korteksin oluyor...
...............
peki bu "korteks" denilen zımbırtı yaşaman için şart mıdır?
Sırf nefes almaksa yaşama anlayışın, şart değildir. Parazit gibi, ot gibi yaşamak istiyorsan şart değildir.
................
Peki nöronlarını "eğitim"le beslemezsen ne gelir başına bunu biliyor musun? Nöronların aç kaldıkça hayatta kalman ve yaşamaya devam etmen için beyninin "amigdala" bölgesi devreye girer...
Yani hayvani içgüdülerini kontrol eden karanlık bölge... Sahneyi devralan bu "amigdala" bölgen; kalkıp da sana "oku, araştır, aşık ol, şiir yaz, eğlen, tatil yap, güzel bir film izle, balkonundaki saksıda biber yetiştir, hayvanları sev" filan demez. Bilakis "yaşamını tehdit eden her şeyi yok et, seninle aynı kümeyi paylaşmayan her canlıyı imha et!" diye dikte eder...
Eğer kendini eğiterek "korteks" bölgeni geliştirmezsen; işte bu "amigdala" bölgen darbe yapıp yönetimi ele geçirir...
Ve sen de cehaletinin verdiği cesaretle, sığ tartışmaların gölgesinde, kendini bir kümeye dahil edip, seninle aynı safta saf tutmayan her canlıyı yaşaman için tehdit kabul edersin... İşid'in de kafası budur, pkk'nın kafasıda, partizanların da kafası budur holiganların kafası da, kökten dincinin de kafası budur, satanistin de... Haliyle ne hacı hocalar çözer bu kördüğümü, ne de papazlar hahamlar...
Ne tütsü yakarak dağıtabilirsin bu lağım kokusunu, ne de parfüm sıkarak.. bu kaosun tek çıkış yolu, OKUMAK...
İslamın ve mevlananın dillendirdiği çok güzel bir söz vardır "bin kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel" biz çetenin başını biliyoruz gerisi teferruat geniş halk kitlesi arasında kavga üstelik din üzerinden bir kavga yaratmak isteyenler ortadoğuda yapılan soykırımlara baksınlar yeter.. Kimler kimlerin oyuncağı...
Siz bilmiyor olabilirsiniz belki ama bu fetöcü teröristlerden kimin ne çektiğini Allah bilir... Ordunun kozmik odasına girip psikolojik savaş doktrinini kendi halkı üzerinde operasyona çevirenlerin daha neler yapabileceği aklın sınırları kapsamında değil... bu hain teröristler sırf terfi alabilmek için kamu adına davalar açıp suçsuz günahsız insanları mahkum ettiler... Haklı olduğunuz tek bir yer olabilir bu teröristlere yardım ve yataklık eden siyasilerin pişkin pişkin sen daha fetöcüsün o daha fetöcü diye gemiyi azığa almalarıdır.. Bu siyasilerin yaptıklarını savunanların şimdi mağduru oynamaları anlaşılır değildir. Peki ya gerçek mağdurlar yani bizler başından beri bu teröristlere ve bu teröristlerin arkasında siyaset yapanlara bunun vatan hainliği hatta dine ihanet olduğunu hep söyledik... Hala zırnık geri adım atılmış değil ha fetö ha diğer tarikat ve sivil toplum görünümlü çeteler devlete çöreklenmiş her yerdeler... Neden iktidarları hala sömürecek dinciler bulabiliyor.. insanların namazlarını camilerini hocalarını çaldılar... laik ve demoktatik cumhuriyetin canına ot tıkamalarını söylemiyorum bile... zalime her zaman zalim dedik yine deriz hakkı olanında hakkını teslim ederiz... ortadaki tablonun sorumlusu iktidar ve bu iktidarı başa getiren kendine liberal, mütedeyyin ve muhafazakar diyen insanların tercihidir... onların mağdur olması ektikleri tohumdan... çap bu... bir dahaki sefere ister Atatürkçü olsun ister dindar kimin ne dediğine değil ne yaptığına bakmayı akıl ederiz umarım...
araf
Geliyor üstümüze bir yakup titremesi
değişimin belirtisi şapkanın ironisi
Kutlu öğleüstü ve akşam üstü
özellikle şimdi akşam üstü
Hiç eskimiyor ortadoğuda zaman
çünkü en verimli bir alçı
Dinç vakur sade genç elleri
belirledi açıkça kutsal kitapta bütün kelimeleri
Sözü alıp bindi sağlam at gibi üstüne
ömrümüzün orağı gamı alıp kırdı
Ölümse sabırlı bir hüma kuşu
hannâne direği ölçüledi varoluşu
Denizi bir solukta içtim de
tuz ve toprak kaldı geride
İştahlıyım bağımsızlığa savaşa özgürlüğe
bu ilkeler her ülkede girecek yürürlüğe
II
Konuşma sırası geldi mi bana anne
ortadoğu çocuğu değil miyim anne
düşünüyorum o halde savaşacağım anne
Damarlarım uzadı
ak bir kımıltı kapladı petrol damarlarını
ülkem boru
Savaş benim arkadaşım anne
durmadan mukavemet anıtları dikiyoruz her
santimetre karesine ortadoğunun
Bölünemez ortadoğu
sınır
taşlarıyla
Çoğuz
biz
anne
Çevremde
muştu dağıtan
kesiksiz artan
her çocuk
bir komutan
Parmaklarımız kabardı bir geyik karnı oluverdi
ileride görüyoruz putu kıran ibrahimi
bizi yanına çağıran ibrahimi
Bizi özgür eden
putu kıran özgür eden
hep o ateşte yanmayan güçlü ibrahim
Çoğaldılar
birbirlerine destek olup
daha çoğaldılar
O
sesin
yankısını
betondan sağlam
bastırdılar göğüslerine
yeni bir eylem yüklediler
kelimelerine bile
/gözlerin şiirin ekmeği gibi
geliyor eylemin bitiştiğinde
ey sevdanın has buğdayı/
Damladı yere
bir damla yağmur
bir damla eylem
bir damla yağmur
bir damla eylem
görünenin ardındaki hakikati görmek için kibrini kırman gerek
nefsine ağır gelen ne varsa yapman gerek
ödeyeceğin hiç bir bedel güzel bir insanı kazanmaktan daha büyük olamaz.
iyi geceler herkesin kürsüsünün cemaati :
TERAZİ
Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu.
Ancak bir gün acaba dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam dedi.
Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeriye girdi, bakkal sert bakışlarıyla bir daha senden tereyağı almayacağım dedi. Yaşlı adam üzülerek efendim bir yanlışım mı oldu dedi.
Bakkal, efendi senin bana verdiğin tereyağını tarttim 900 gram geldi ayıp değilmi bu yaptığın dedi.
Yaşlı adam utanarak başını yere eğdi ve
- efendim bizim terazimiz yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz dedi.
Bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.
Böyledir işte dünya...
Kime ne ağırlıkta kıymet verirsen o ağırlıkta kıymet bulursun.
Yeniden başlamayacağım
Bıktım artık yeniden yeniden....
Hayır
Ağlamıyorum
Sadece elmacık kemiklerimi musalla taşı yaptım
Tüm mutlulukları yıkıyorum
Nasıl bilirdiniz
Nasıl bilirdiniz
Nasıl bilirdiniz
Biz mutlulukları hiç bilmedik ki
Hayatta kalmak
Şöyle bi bakmak dünyaya
Yaşamak
Hayatın tadını çıkarmak
Hangi noktadayım çözemiyorum
Evet yaktım hayatımı ama sırf sen üşüme diye
Yansın boş ver
Sigaramızı tutuşturur bir nefes daha alırız
Sonra oturur hayatımla yanan hayallerimi izlerim
Kemalisti de dindarı da Fatih'i olmak zorundadır Türklerin.. Zira Türk tanımı itibarı ile Fatih tir. Hakkı ve Hakikati yüceltme cabası fetihse fetih, bunu gerçekleştiren Fatihse Fatih, millet ise Fatihan dır... Zalimin derdi varsa o düşünsün..
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
sayın Rıza Can,.. şayet herkes yerinde konuşabilseydi,birçok karışıklıklar meydana gelmezdi..
ne yazıkki ağzı olan konuşuyor,hatta konuşması gereken yerde susuyor,konuşmaması gereken yerde de susmayı bilemiyor...
milletini fetihçi şovenist olarak tanımlayıp yeni düşmanlar yaratıp yeni fetih ve zafer hayalleri kuran muhterisler olmakla itham eden Mehmet Ocaktan' a el cevap
bebeklerimizi kınalı yirmilik körpe yavrularımızı boğazlayan pkk pyd daeş bir hayali düşman mıdır
ülkemizin doğu illerini de kapsayan bir kürt devleti kurmak hayali ile suriye sınırlarımızın karıştırılmak istenmesi hayalii bir durum mudur
meydanı boş zannedip zırvalama artık istersen
kel keçal
Çiftçiden anlayan teknoloji: İmeceMobil
Öyle sitemkar susma ne olur
Beni hüzne şikayet ediyorsun..
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
Adalet olmadıkça yönetimin, edep olmadıkça asaletin, cömertlik olmayınca zenginliğin, güven olmadıkça sevginin, kanaat olmadıkça fakirliğin ve alçak gönüllülük olmadıkça yükselmenin faydası olmaz.”'
demiş muhterem bir zat,nekadarda haklı değil mi ?
Sanki eşeğin yerinde köylü, köşk yerine de meclis vardı gibi hatırlıyorum. Çünkü meclis tutanaklarında var bu hatıra..
Allah kimseyi acıyla terbiye etmesin ne diyelim..
Atilla görüyorum da siyasi ve politik mevzuularda hala zig zag çizmeye devam ediyorsun. Önce Suriyede Türkiyenin ne işi var diye bağırıyordun, bu aralar ise neden böyle anşamlalar yaptınız diye:) Darvin seni göreydi evrim teorisini yazarmıydı bilmem :)
İnsanların kim olduklarını ,acı karşısındaki terbiyeleri ele verir ..
Alınganlık göstermeniz için değil illiyet bağlantısı kurmanız içindi söz... Amerikanın şuanda dünyanın en büyük imparatorluk olduğunu bir sürü istatistiki rakamla söyleyebiliriz ama bu amerikanın gerçekte bir imparatorluk olmadığı gerçeğini saklamaz. Rakamlar onları nasıl değerlendirdiğimizle ilgili anlam ifade eder. Hakikat ise Hak tan dır...
Derler ki istatistikler yalan konuşmaz, yalancılar istatistlik konuşur... Birazcık Tarih okumak lazım hadi okumuyorsunuz bari okuyanları okuyun.. Hadi okuyanları da okumuyorsunuz bari dinleyin.... En azından karşılaştırma yapabilmek için...
Aşk dediğin belki de budur.
Hep acıtır, arkandan vurur.
Belki de bu son sefer olur.
Kalbim durur, dertler son bulur
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati .
bide şu var Çölün Şulesi,...altının değerinide ,altından anlıyan biçer..ve altın her ortamda değerini
muhafaza eder..
Çöl Şule’si
Kuşlar vizesiz tüm dünyayı dolaşır ..
Hudutsuz bir dünya istersen ,ahiretin mührünü taşıyan kefen dikiciler tarafında hudutsuz bir kendini beğenmişliği bulursun karşında ..
Sil
Cenk Caner ...
Filleri tuttukları yanları ile tanımlayan körler gibiyiz ..
Beynimiz düğmelerini pantolonumuz düğmeleri kadar sıkça açmış olsak sanırım bu soru sorulmaz
Ve Rabia Acar ..
Teşekkürler...
Karşılaştığı her olayı derinliğine düşünmeden taşlamayı yöntem edinenlerin çok çok ötesinde bir yerdesin ...
Böyle devam edersen cennete vizesiz girebilirsin :))
İyi bir dostsun ..
Attila İlhan teşekkürler ...
Daha önceleri hakikat nedir sorusu ile düğümlenirdi cümlelerin ..
"Hakikat"kelimesine ..
Halil Cibran'ın aforizmalar ve Elif şafağın kağıt helva kitaplarında sıkça karşılaşabilirsin..
Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim. Tarikat der ki: Seninki senin, benimki de senin. Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki. Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.
Teşekkürler çöl Şule’si ...
Biz ayrık otlarız..hayatı kadere bırakan pasif izleyiciler değiliz ...
Şiirin güzeldi..
Şahirliğin bir meslek değil kader olduğunu anlatıyor ..
Haymatlos
Meclistekiler neden bizi kandırıyorlar... ülke parlamentolarından geçen soykırım tasarılarına “ yok hükmündedir” diye saçma sapan açıklamalar getiren Meclis mebusları hakkında suç duyurusudur... Türkiye Cumhuriyeti aleyhine parlementolarında kararlar alan ülkeler hakkında mütekabiliyet esasına göre karar almayan Meclis suç işlemektedir. Tarih milletlerin meçlislerinde yazılır ve kayıt altına alınır.. TBMM acilen bu ülkeler hakkında soykırımcı ülkeler oldukları hakkında kararlar almalı ve uygulamalıdır...