Kültür Sanat Edebiyat Şiir

evrim sizce ne demek, evrim size neyi çağrıştırıyor?

evrim terimi Evrim İşeri tarafından 24.03.2002 tarihinde eklendi

  • Metin Bedir
    Metin Bedir16.04.2014 - 01:37

    maden iken öldüm, bitki oldum/ bitki iken öldüm, hayvana dönüştüm/ hayvan olarak öldüm, İnsan oldum./Öldüğümde yok olmayacağıma göre, neden korkayım? / İnsan gibi ölünce, melek olacağım/ Ve meleklikten vazgeçtip/hiç bir aklın ermediği o şey olacağım/Hiç şüphesiz biz O’nunuz ve O’na döneriz.
    mevlana

    muhittin arabi de derki: ezeli olan sonradan olma insandır.ebedi olan daimi-oluşumdur.

    bakınız yukarıdaki satırları islam dininin iki önemli alimi iki önemli piri yazmış.bu satırlar sizce evrimle çelişiyormu.yoksa evrimi destekliyormu?
    hem evrim olmazsa ölümden sonraki hayatın varlığını nasıl bi bilginin üzerine inşa edicez. diye düşünüyorum.

  • Prometheus Desmotes
    Prometheus Desmotes19.12.2012 - 17:15

    nuh gemisine bir çift kaplumbağa aldı diyenlerin, yeryüzünde ki 200 kaplumbağa türünü açıklamak için mecburen kabullenecekleri, mantıksal gerçek...

  • Êdî Rabın
    Êdî Rabın02.09.2010 - 01:30

    ...anne ve babalarına bile benzemeyen
    Tikky, Emo, Gothic ve benzeri türleri görüp
    hâlâ
    evrime inanmaz mısınız?

    şüphesiz bunda
    düşünebilen insanlar için
    gerçekten ibretler vardır..



    (farkındayım.. fazla bilimsel oldu..)

  • Hüdai Çakmak
    Hüdai Çakmak02.07.2010 - 16:01

    Evrim Teorisi karşıtı teoride bir Türk yazarından.

    Türk yazarlarından Hüdai ÇAKMAK varoluşun neden, niçin, nasıl sorularını cevaplayan bir teori geliştirdi ve sekiz ciltle kitaplaştırdı. Yazarın yayınlanmış ve yayınlananacak yirmi kitabı var. Yazar TERSİNİM ismini verdiği teorisi hakkında şunları söylüyor:
    -Varoluş insanoğlunun var edildiği ilk anlardan beri ilgisini çekmiş, konusunda pek çok teoriler üretilmiştir. Bu teoriler çok ve çeşitli olmasına rağmen varoluş bir yaratıcının eseridir ya da varoluş bir yaratıcı iradenin eseri değildir, rastlantılarla oluşmuştur cevaplarına uygun olmak üzere iki büyük grupta toplanır.
    Bir teori gerçek olduğu kuvvetle inanılan bir varsayım üzerine kurulur, ayrıntılanır ve kanıtlanmaya çalışılır. Ulaşılan bilimsel sonuçlar genelde doğru olduğu kuvvetle inanılan varsayıma uygun olarak yorumlanır. Temel varsayımın yanlış olabileceği hiç bir zaman düşünülmez. Bu da bilimin olması gereken tarafsızlığına gölge düşürdüğü gibi pek çok hata ve yanlışlara yol açar, teorileri bilim dışına iter.
    Tersinim teorisinin kurgulanma yöntemi bu uygulamanın tamamen tersidir. Önce bilmsel sonuç sonra bu sonuca göre varsayım ilkesine dayanır. Bu nedenle bilimin ortaya koyduğu tüm kanun ve ilkelerle uyumludur, hiç biriyle çelişmez.
    Tersinim teorisi özet olarak şu esasları temel alır.
    1) -Tersinim teorisi maddenin sakımı, entropi, yapmanın zor bozmanın kolay olduğu ilkesi gibi tüm doğal kanun ve ilkeleri temel alır. Karşıtı olan diğer teorilerin bilimsel yöntemlerle doğruluğu onaylanmış esaslarını temel almaktan çekinmez. Bu nedenle tersinim bilim dışına kaymadığı gibi konusundaki tüm teorilerin bilimle doğrulanmış temellerinin birleştiği bir sentez durumundadır.
    2) -Tersinim teorisine göre Varoluş kompleks bir bütündür. Canlılık ve cansızlık olarak ayrılmaz.
    3) -Varoluşun kompleks bir bütün oluşu bir Yaratıcı iradenin eseri olduğunu gösterir.
    4) -Varoluş canlılığın oluşum ve devamlılığı amaçlıdır. Her şey bu amaca uygun planlanmış ve var edilmiştir.
    5) -Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Tersinim, entropi kanunu gereği canlılık gibi kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir.
    6) -Her canlı türünün mükemmel ve eksiksiz yaratılmış bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkların tersinimi sonuçlarıdır. Örneğin insanlar maymunların evrimi sonucu oluşamaz. Bu entropi, kalıtım, yaşamsal uygunluklar gibi doğal kanun ve ilkelere aykırıdır. Fakat maymunlar insanların tersinimi sonucu oluşmuş olabilir.
    7) -Varoluş sorusuna verilen cevaplar insan hayatlarını yönlendirir. Bu nedenle tersinimin çok geniş ve derin sosyal etkileri vardır.
    Yazar, yukarıda yazılanlarla diğerlerinin bilimsel verilerin sonuçlarıyla ulaşıldığını bir kez daha hatırlatıyor.
    Tersinim teorisinin kurgulayıcısı durumunda olan yazar Hüdai ÇAKMAK bilimsel tarafsızlığı gereği yapıcı olma kaydıyla her türlü öneri ve eleştiriye açık olduğunu, isteyenlerin:
    tersinim-teorisi@hotmail.com hudaicakmak@hotmail.com e.mail adreslerinden yazara ulaşabileceklerini söylüyor.

  • Zülkarneyn Osmanli
    Zülkarneyn Osmanli03.12.2009 - 16:53

    Selamün aleyküm
    Rahman ve Rahim olan Allahin adiyla baslarim bugünkü söyleyisime insallah,

    1) Canlılık tesadüfen meydana gelemez...
    Proteinler hem canlı hücrelerinin yapıtaşlarını oluşturan hem de hücre içinde çok çeşitli görevler üstlenen kompleks moleküllerdir. Ortalama bir protein molekülünün tesadüflerle ortaya çıkma ihtimali hesaplandığında “10 üzeri 950’de 1” gibi insanın hayal gücünün ötesinde bir rakam çıkmaktadır. Bu sayı matematiksel olarak pratikte “0 ihtimal” anlamına gelir.

    (2) Tek bir tane bile ara fosil yoktur…
    Bugüne kadar 250 bin ayrı türe ait yaklaşık 100 milyon fosil çıkarılmasına rağmen bunlardan biri bile Darwinizm’i desteklememektedir. Bulunan fosillerin her biri tam ve eksiksiz canlılara aittir. Oysa evrimcilerin iddiaları gerçek olsaydı bu denli fazla fosilin çok büyük bir bölümü “ara canlılara” ait olmalıydı, oysa bir tane bile yoktur.

    (3) “Yaşayan fosiller” evrim masallarına cevaptır...
    Yaşayan fosiller, evrim teorisinin 'kademeli gelişim iddiası'nı son derece çarpıcı şekilde yalanlayan kanıtlardır. Bu fosillere “yaşayan fosil” ismi verilmesinin sebebi, yüz milyonlarca yıllık yaşlarına karşın, günümüzde yaşayan örnekleriyle tamamen aynı olmalarıdır. Karıncalardan ağaçlara, yarasalardan köpek balıklarına kadar çok çeşitli türlere ait yaşayan fosiller mevcuttur. Bu durum, doğa tarihi boyunca hiçbir evrimleşme yaşanmadığının kesin bir belgesidir.

    (4) DNA’daki akılalmaz bilgi…
    Bir insanın dış görünümünden iç organlarının yapılarına kadar bütün özelliklerinin bilgisi DNA'nın içinde özel bir şifre sistemiyle kayıtlıdır. Eğer DNA'daki bu genetik bilgiyi kağıda dökmeye kalksak, yaklaşık 500'er sayfalık 900 ciltten oluşan dev bir kütüphane oluşturmamız gerekir. Ama bu akılalmaz hacimdeki bilgi, DNA'nın 'gen' adı verilen parçalarında şifrelenmiştir. DNA’nın tesadüflerle ortaya çıkamayacağı kesin bir gerçektir.

    (5) İndirgenemez kompleksliğe sahip organlar...
    İndirgenemez komplekslik, evrim teorisinin temelindeki kademeli gelişim iddiasını geçersiz kılan bir özelliktir. Örneğin göz ve kanatlarda indirgenemez komplekslik özelliği mevcuttur. Biraraya gelerek gözü oluşturan gözyaşı bezi, retina, iris gibi yapıların aşamalarla teker teker oluşmaları mümkün değildir. Çünkü gözü oluşturan tüm parçalar ancak eksiksiz olduğunda görme gerçekleşecektir. Aynı şey kanatlar için de geçerlidir.

    (6) Tüm canlı çeşitliliği 530 milyon yıl önce yeryüzünde aniden belirmiştir…
    Canlılardaki ana beden yapılarının (yumuşakçalar, kordalılar vb. kategoriler) neredeyse tamamı, günümüzden yaklaşık 530 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Kambriyen öncesinde sadece bir-iki ana kategori varken, Kambriyen’de 50’den fazla ana kategori, dünyanın çeşitli bölgelerinde aniden ortaya çıkmıştır. Kambriyen öncesi canlılar sade bir beden yapısındayken, Kambriyen’dekiler bunlarla kıyas edilemeyecek derecede komplekstir. Örneğin bu devirde ortaya çıkmış olan trilobitlerin sahip oldukları gözler ile bugünkü canlıların göz yapıları arasında hiçbir fark yoktur.

    (7) Sürüngenler kuşların atası değildir...
    Evrimciler artık Archaeopteryx’i sürüngenlerle kuşlar arasında ara form olarak gösterememektedirler. Bu fosil üzerinde yapılan incelemeler, bu canlının bir ara geçiş formu olmadığını, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunu göstermektedir. Güçlü uçuş kaslarının olduğunu kanıtlayan göğüs kemiğinin varlığı ve günümüz kuşlarınınkinden farksız olan asimetrik tüy yapısı, bu canlının mükemmel olarak uçabildiğini göstermektedir.
    (8) Balıklar karaya çıkmamışlardır...
    Evrimciler bir zamanlar sudan karaya geçiş hikayesine delil olarak Cœlacanth isimli balığın fosillerini delil gösterirlerdi. Coelacanth o dönemde balıklar ve amfibiyenler arasında yaşamış bir ara canlı zannedildi. Ancak 1938’de Hint Okyanusu’nda Coelacanth'ın 'canlı' bir örneği bulundu. Ardından günümüze kadar 200’den fazla örneği yakalandı. Canlı Coelacanth’lar üzerindeki incelemeler, bunun kusursuz yapıda bir balık olduğunu, daha önce fosilleri üzerinde yapılan yorumların tamamen hatalı olduğunu ortaya koydu.

    (9) Mutasyonlar yeni türler oluşturmaz...
    Mutasyonlar, canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Dolayısıyla bu molekül üzerinde oluşan herhangi rastgele bir etki ona ancak zarar verir. Mutasyonlar çoğu zaman hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda birtakım hasarlara, sakatlıklara ve hatta ölümlere sebep olurlar. Hiroşima, Nagazaki veya Çernobil facialarına maruz kalmış insanlar bunun canlı göstergeleridir. Mutasyonların evrimsel bir mekanizma olduğunun iddia edilmesi evrim teorisinin içinde bulunduğu çıkmazın bir kanıtıdır.

    (10) Doğal seleksiyon evrime yol açmaz…
    Doğal seleksiyon, güçlü ve çevre şartlarına uygun yapıdaki canlıların hayatta kalışını ifade eder. Ancak bu durum yeni türler ortaya çıkarmaz. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir zebra sürüsü içinde, hızlı kaçabilen zebralar hayatta kalacak, zebra sürüsü zamanla daha hızlı koşabilen zebralardan meydana gelecektir. Ancak bu süreç sınırlıdır ve zebraları bir başka canlı türüne dönüştürmeyecektir. Çünkü zebraların iskelet kas yapısı ve fizyolojisi DNA’larında kayıtlıdır ve yırtıcılarla olan mücadele bu bilgiyi değiştiremez, zebraya yeni genetik bilgi kazandıramaz.

    (11) İnsan evrim geçirmemiş, insan olarak yaratılmıştır...
    İnsanın soy ağacının sadece evrimcilerin hayalgücü doğrultusunda kurgulanan bir şema olduğu ortaya çıkmıştır. Evrimciler insanın, sırasıyla 'Australopithecines ] Homo habilis ] Homo erectus] Homo sapiens' canlılarından kademeli olarak türediğini öne sürmüşlerdir. Bu sıralamadaki canlıların her birinin, bir sonrakinin atası olduğu izlenimini vermişlerdir. Oysa evrimcilerin birbirlerinin atası olarak gösterdikleri bu canlılar gerçekte yanyana bulunmakta, bu da insanın hayali soyağacını yıkmaktadır. Paleoantropologların son bulguları, Australopithecines, Homo habilis ve Homo Erectus'un dünyanın farklı bölgelerinde aynı dönemlerde yaşadıklarını göstermektedir.

    (12) İnsanın hayali evrimi için öne sürülen tüm kafatası fosilleri sahtedir...
    Sahte evrime delil olarak öne sürülen fosillerin tümü ya maymuna ya da insana aittir. Bu canlıların hiçbiri ara form özelliği göstermemektedir. Darwinistlerin fosiller üzerinde yaptıkları kategorilendirmeler, soyu tükenmiş maymun ya da insan fosillerini ve bu fosiller üzerinde yapılmış spekülasyonları temel alır. Gerçekte, Australopitecus ve Homo habilis olarak sınıflandırılan canlıların tümü soyu tükenmiş maymun, Homo erectus ve Homo Neandertalensis olarak sınıflandırılan canlıların tümü de soyu tükenmiş insandır.

    (13) Evrim tarihi sahtekarlıklarla doludur...
    Darwinistler, tek bir tane bile ara fosil olmadığı gerçeğini ilan etmek yerine, çözümü sahte fosiller üretmekte bulmuşlardır. Tüm insanlığı aldatabilmek için bu sahte fosilleri, dünyanın en büyük müzelerinde sergilemişlerdir. İnsan kafatasına orangutan çenesinin yapıştırılmasıyla oluşturulmuş ve British Museum’da 40 yıl sergilenmiş Piltdown Adamı, tek bir domuz dişinden ailesi resmedilen Nebraska adamı, farklı canlıların kemiklerinin birbirine yapıştırılmasıyla oluşturulmuş olan ve National Geographic Müzesinde sergilenen sahte tüylü dinozor Archaeoraptor, Haeckel’in sahte embriyo çizimleri, ağaç kütüğüne tutkalla yapıştırılan sanayi devrimi kelebekleri, farklı dönemlerde farklı yerlerde yaşamış birbiriyle ilgisiz canlıların bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş olan ve hala İngiltere Doğa Tarihi müzesinde sergilenen sahte atın evrimi senaryosu bunlardan en ünlüleridir.

    (14) Darwinistler çözümü tek bir ara fosil elde edemedikleri fosil kayıtlarını saklamakta bulmuşlardır...
    Darwinistler fosilleri saklarlar. Bunun nedeni, milyonlarca örneğin bulunduğu fosil kayıtlarında evrimi destekleyen TEK BİR TANE BİLE fosil bulunmayışıdır. Tüm canlı çeşitliliğinin, hiçbir evrimsel ataları olmaksızın yaklaşık 530 milyon yıl önce aniden ortaya çıktığını ilan eden Kambriyen fosilleri, evrimci bir bilim adamı tarafından tam 70 yıl saklanmıştır. 65 milyon yıllık en eski papağan fosili, günümüz papağanlarından farksız olduğu ve evrimi reddettiği için 40 yıl saklanmıştır. Şu an halen, yeraltından çıkarılmış bulunan ve canlıların mükemmel kompleks görünümleriyle yaratıldıklarını ve değişmediklerini gösteren 100 milyon fosil Darwinistler tarafından saklanmaktadır.

    (15) Hücrenin Kompleksliği Darwin’in Evrim Teorisine Büyük Bir Darbedir...
    Hücre, Darwin’in yaşadığı dönemde hayal edemeyeceği kadar kompleks ve mükemmel yapıda bir mucizedir. Hücrenin içinde enerji üreten santrallerden, protein üreten fabrikalara, hammaddeleri taşıyan kargo sisteminden DNA'yı tercüme eden şifre çözücülere, haberleşme sistemine kadar birçok yapı, kusursuz bir organizasyon içinde sürekli faaliyet halindedir ve henüz bunların çok az bir kısmı anlaşılabilmiştir. Tek bir hücreyi oluşturan yüzlerce proteinden tek bir tanesinin bile tesadüfen oluşamayacağı gerçeği dikkate alındığında, Darwinistlerin hayali ilk hücre iddialarının bir aldatmacadan oluştuğu daha iyi anlaşılmaktadır.

    (16) Darwinistlerin Körelmiş Organlar İddiası Bir Aldatmacadır...
    Darwinist kaynaklar, canlılardaki bazı organların işlevsiz olduğunu ileri sürmüşler ve bu organların o canlıların hayali atalarından miras kalmış olduğunu iddia etmişlerdir. Örneğin insan vücudundaki apendiks veya kuyruk sokumu gibi bölümler yıllarca Darwinistler tarafından körelmiş organ sayılmıştır. Fakat gelişen bilim, bu çürük Darwinist iddiayı tamamen ortadan kaldırmış durumdadır. Körelmiş organ olarak nitelendirilen yapıların tümünün bugün işlevlerinin olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde, evrimcilerin öne sürdükleri 'hurda DNA' kavramı, yani DNA'nın büyük bölümünün işe yaramaz olduğu iddiası da yapılan yeni keşiflerle çürütülmüştür. DNA’nın söz konusu parçalarının vücutta önemli işlevlerinin olduğu ortaya çıkmıştır.

    (17) Maddenin yalnızca görüntüsü ile muhatap olduğumuz gerçeği Darwinist felsefeyi ortadan kaldırır...
    Yüzyılımızda bilimsel olarak da kanıtlanmış olan gerçek, maddenin dışarıdaki aslı ile hiçbir zaman muhatap olmadığımız gerçeğidir. Bize yalnızca duyularımız vesilesiyle elektrik sinyalleri ulaşır ve beynimizde bizim için oluşan görüntü bu elektrik sinyallerinden ibarettir. Fakat bizler, son derece renkli, hareketli, canlı, üç boyutlu ve kusursuz netlikte olan görüntüler görür, mükemmel netlikte sesler duyar, kusursuz bir dış dünya algılarız. Fakat bunlar yalnızca birer algıdan ibarettir. Bütün bunları algılayan, gören, düşünen, anlayan, idrak eden, sevinen, neşelenen, özleyen ise Allah’ın insana bahşettiği ruhtur. Bu büyük gerçek, her şeyin maddeden ibaret olduğu iddiasında olan materyalist ve Darwinist mantığı tümüyle ortadan kaldırmıştır.

    - Bilim Araştırma Vakfı’nın düzenlemekte olduğu “EVRİM TEORİSİ NEDEN GEÇERSİZ” başlıklı bilim yarışması ile ilgili olarak yarışmacı arkadaşlar, Darwinizm’in açmazları çok fazla olduğu için hazırladıkları çalışmaların 15 sayfaya sığmadığı ve vaktin de yetersiz olduğu konusunda haklı taleplerde bulundular.

    evet Evrim yalan bir Pagan dinidir ve yok olmaya mahkumdur artik zamanimizin tecnolojisiyle gercekler ortaya cikti ve evrim teorisi sona erdi,buna inanmayan olsada artik bu inanc bitti sadce gülün bir durumda,insallah bu günleride hatlatiriz ve güzel islam ahlakini bütün dünyaya yayariz insallah,bsaka konularda yazismak üzere insallah
    Zül-Karneyn Osmanli

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün24.09.2009 - 20:48

    Evrilebilmek için,gerekli potansiyel zaten evrilen canlının evrim öncesi yapısında varsa evrim onun kendini gerçekleştirmesi olarak mı? Anlaşılmalıdır.Yani,evrimin sonucu diye gördüğümüz şey aslında onun öngörülmüş amacı mıdır?

  • Osman Özütler
    Osman Özütler07.09.2009 - 10:14

    Bülent Ersoy'un başından geçmiş olduğu durum :))

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan17.06.2009 - 13:06

    EVRİM

    Madem ki aşamaydı, insan maymundan türedi,
    Al sana bir maymun, hadi yap bir insan sureti.
    Dersen ki insan geçiş yaşadı, adım adım evrimleşti,
    Peki bu ara geçişte ki örnek fosiller nerede ki?

    (Nusret ORHAN /2008/İZMİR)

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün02.06.2009 - 22:37

    Bütün canlılar içinde bulunduğu koşullardan etkilenerek yeni hallare bürünmüşlerdir. Değişerek ilerlemişlerdir.Bir canlının ne olduğunu anlamak için onun zamanlar içindeki değişim seyrine bakmak gerekir.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün15.05.2009 - 12:40

    Evrilebilmek için,gerekli potansiyel,zaten canlının, evrim öncesi yapısında varsa,evrim onun kendini gerçekleştirmesi olarak mı anlaşılmalıdır? Yani,evrimin sonucu diyr gördüğümüz şey aslında onun ön görülmüş amacımıdır?