Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Metin Bedir
Metin Bedir

allah ım beni benden koru ya rabbim.

  • eter04.09.2019 - 23:17

    İlk Çağlardan itibaren esir(ether) ile ilgili en önemli görüş ve sözler şu şekildedir.
    Aristo Toprak, hava, su ve ateş bu dört unsura esir adını verdiği beşincisini eklemiştir. Aristo’ya göre esir, göklerin ana maddesiydi. Böylece Aristo yerle göğü felsefi olarak birbirinden ayırmış oluyordu. Bilim ve felsefede olduğu kadar dinler için de önemli bir ayrımdı bu. Buna göre yer, yani Dünya, dört elementten oluşmuştur; ancak gökler bu dört elementten farklı olan esirden yapılmıştır. Böylece yer ve gök, kendisini oluşturan unsurlar nezdinde birbirinden ayrılmış oluyordu. Daha sonra da açıklayacağımız gibi Aristo’nun kozmolojisinde bu ayrım önemlidir. Çünkü onun Evren görüşünde yer ile göğün davranışları birbirinden farklıydı; o halde, onları oluşturan unsurlar aynı olamazdı.

    Aristo’nun öğretmeni olan Platon’un felsefesinde bu cisimler önemli bir yer tutuyordu. Platon, dört ana unsurun atomlarının Platonik katılar biçiminde olduğuna inanıyordu. Buna göre toprağın atomları küp, havanınki düzgün sekizgen, suyunki düzgün yirmiyüzlü, ateşinki ise düzgün dörtyüzlü biçimindeydi. Platon’a göre beşinci katı olan düzgün onikiyüzlü, takımyıldızların inşasında kullanılmıştı.
    Newton, esir maddesini uzaktan etkiyi açıklamak için kullanıyordu. Mükemmel kuramının tek eksiği, boşlukta gök cisimlerinin birbirine nasıl etki yapabildiği sorunuydu. Newton, gezegenlerin hareketini yer çekimi kuvvetiyle matematiksel olarak açıklamıştı ama, boş uzaydaki onca büyük mesafelerden nasıl olup da bu kuvvetlerin hissedilebildiğini, bir başka deyişle bir cismin bir başka cismi uzaktan nasıl etkileyebildiğini açıklayamamıştı. Esir, kuvvetlerin aktarımını sağlayan bir ortam görevi görmekteydi. Aksi taktirde kuramının eksik olacağını hissediyordu.

    Micheal Faraday 1846’da manyetizma ile ışık arasında bir ilgi olduğunu gösterdi ve esirin hem manyetik kuvvetler, hem de bir ışık ortamı olabileceği tahmininde bulundu. Faraday, esirin farklı türdeki kuvvetleri bağlayabileceği görüşünden etkilenmişti; 1851’de şunları yazıyordu:

    “Eğer bir esir varsa, bunun ışınların iletilmesinden başka yararlarının da olabileceği hiç de ihtimal dışı değildir.”

  • eter04.09.2019 - 23:17

    Esir Ether Nedir?
    Esir maddesi (ether, aether), eski çağlardan beri maddenin özü olduğuna, evreni doldurduğuna inanılan ve ilk madde (materia prima) olarak varlığına inanılan bir kavramdır. Evrenin oluşumundan önce ilk cevher halini ifade etmek için kullanılırdı. Maddenin katı-sıvı-gaz hallerinden farklı olarak duyu organlarımızca algılanamadığı düşünülen, bildiğimiz anlamdaki maddeden çok daha seyrek olduğu varsayılan ve boşluğu, maddeyi, havayı, yeri doldurduğu farzedilen bir ortam olarak tanımlanıyordu. Tıpkı denizdeki balıkların suyun varlığını idrak etmelerinin imkansız olduğu gibi, bizim de esir’i algılamamız imkansızdı.

    Einstein’in izafiyet teorisinin fizikçiler arasında kabul görmesinden sonra pek sıcak bakılmayan bu görüşü savunanlar arasında Newton, Michael Faraday, James Clerk Maxwell, William Crookes, Albert Michelson (1852-1931) Edward Morley (1838-1923) ve Nikola Tesla sayılabilir.

  • eter04.09.2019 - 23:15

    Nikola Tesla, Dinamik Gravite Teorisi hakkında şunları söylemiş: Aydınlık eter, tüm uzaydaki boş alanı dolduruyor. Eter, yaşamı veren yaratıcı güç tarafından etkiliyor ve ışığın hızına yakın bir hareket sergiliyor, sonsuz küçük kıvrımlarla düşünülebiliyor ve madde haline geliyor. Kuvvet kaybolduğunda ve hareket kesildiğinde, madde tekrar etere dönüyor (bir nevi atomik bozulma şekli).

    Tesla’nın Eter konusunda sözleri;
    Ben tüm detaylarda çalıştım ve çok yakında dünyaya umut verecek gelişmeleri duyuracağım. Çalışmam bu kuvvetin nedenlerini ve gökyüzündeki cisimlerin onun etkisindeki hareketlerini o kadar tatmin edici bir şekilde açıklıyor ki, boş spekülasyonlara ve sahte kavramlara son verecektir. Sadece bir güç kaynağının varlığı cisimlerin hareketlerini açıklayabilir ve varsayımla uzay eğriliği teorilerini ortadan kaldırır. Bu konuda tüm literatür boşunadır ve unutulmaya mahkumdur. Çünkü, tüm eterin varlığını ve olaylarda oynadığı vazgeçilmez rolü tanımadan evrenin işleyişini açıklamaya çalışırlar. ”
    Tesla’ya göre insan bu maddeyi anlarsa şunları gerçekleştirebilecekti:
    İstediği maddeyi etere dönüştürebilir
    Maddi ve sürekli türeyen enerji oluşturabilir
    Dünya’nın boyutunu değiştirebilir
    Mevsimleri kontrol edebilir
    Evrenin sınırları boyunca seyahat edebilir
    Gezegenlerin çarpışmalarını yeni güneş, yeni yıldız, ısı ve ışık kaynağı üretmek için kontrol edebilir
    İnsan kendisini sonsuz biçimlerde canlandırıp geliştirebilir.

  • siret04.09.2019 - 23:05

    kütle suret se nikola teslanın bahsettiği eter de maddenin kütlenin siret i olmalı .

  • şu an ne dinliyorum12.01.2019 - 22:15

  • gizem07.01.2019 - 01:16

    evrenin gizemini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim yasaları ile düşünün. nikola tesla

  • frekans07.01.2019 - 01:08

    sırlar dünyasına açılan kapı

  • ateist07.01.2019 - 01:04

    kutsal kitapları okuyup anlamayanlar dindar .okuyup anlayanlar ateist olur. nikola tesla

  • şu an ne dinliyorum08.10.2018 - 00:07

    Victory - Andre Rieu & BOND

  • estonya feribotu sendromu18.08.2018 - 21:03

    Estonya Feribotu Sendromu

    Modern deniz tarihinin en büyük kazası 28 Eylül 1994 yılında Baltık Denizi’nde yaşandı. 1980 yılında Almanya Mayer Werft tersanesinde inşa edilen Estonya Feribotu’nun batmasıyla 852 yolcu öldü.

    137 kişi bu kazadan kurtuldu. Kıyıya yakın bir mesafede su alması nedeniyle yatarak batan feribot, sadece gemi mühendisleri tarafından değil aynı zamanda kazada ölümlerin nedeni açısından davranış psikolojisi uzmanlarınca da yıllarca incelendi.

    İnsan davranış psikolojisi uzmanları bu kazada ölen 852 yolcunun neden kurtulamadıklarını araştırdı. Aileleriyle görüşüp geçmişlerini incelediler. Ölenlerin yüzde 98’inin çok iyi yüzme bildiklerini belirleyen uzmanlar son olarak kazadan kurtulanlarla görüştüler.

    Ortaya çıkan sonuç şuydu: Feribot 28 Eylül’de gece saat 00.50’de sert dalgalar nedeniyle su almaya başladı. Feribota giren sular 50 santim yüksekliğe ulaştı ve feribot yan yatmaya başladı. Su miktarının artmasıyla birlikte tahliye işlemi başladı. Ancak 987 yolcudan sadece 137’si su almaya başlar başlamaz hemen feribotu terk etti. Geri kalan 852 yolcu ise, gemi kaptanının “panik yapmayın dünyanın en güçlü feribotundasınız” sözlerine kanarak su boşaltma işlemini izlediler. Saatler ilerledikçe feribot daha da yan yattı ama 852 yolcu izlemeye devam etti. Sonunda saatler 01.50’yi gösterirken tamamen yan yatarak sulara gömüldü.

    Feribotun su aldığını ve yan yatmaya başladığını görmelerine rağmen son saniyeye kadar rahat rahat batışı izleyenler psikoloji ders kitaplarında “Estonya Feribotu Sendromu” olarak yer almıştır. Halen o insanların davranış şekillerine psikoloji ilmi mantıklı bir izah getirememişlerdir. İşte Türkiye’de de bugün Estonya Feribotu Sendromu yaşanıyor.

    Gerek Türkiye’deki gerekse dünyadaki ekonomi uzmanları Türkiye’de bir krizin geldiğini, şu an yaşanmaya başlandığını örneklerle anlatıyor.Faizlerin yükselmesi, dövizin Merkez Bankası’nın çabalarına rağmen düşmemesi, işsizliğin artması, her yıl katlanarak artan dış borç, 70 milyonluk ülkenin 60 milyonunun borç batağında olması ve daha bir çok kriter, Türkiye’de yaşanması muhtemel bir ekonomik faciayı işaret ediyor. Ekonomiden Sorumlu Bakan Ali Babacan, halka adeta yalvarıyor; Ne olur borçlanmayın, kötü günler geliyor!

    Bakanın bu sözlerinden bir hafta sonra açıklanan verilerde görüyoruz ki, tüketici ve konut kredilerinde rekor kırıldı. Halk, bankalardan sanki bedava veriliyormuş gibi kredi çekip, 200 bin liralık evi 400 bin liraya aldı. Evinde 1 televizyonu olan ikincisini 12 ay taksitle aldı. 5 yıldızlı tatil köyünde 5 gün tatil için 12 ay borçlandı. Bir tarafta sıcak paranın artık gelmemesi nedeniyle ekonomiyi bir türlü derleyip toparlayamayan bir hükümet, diğer tarafta felaketi görüp de, “bize bir şey olmaz” diyerek izleyen kahraman(?) Türk halkı.

    Türkiye’ye yönelik en son uyarı Deutsche Bank stratejisti Alan Ruskin’den geldi. Türk ekonomisinin kırılganlığına dikkat çekerek tüm yatırımcılarını Türkiye’ye karşı uyardı.

    Uyarı sadece Ruskin’den değil daha onlarca ekonomistten geldi.

    Hepsinde verilere dayalı karamsarlık ve felaketin tarifi var.

    En büyük korku ise inşaat sektöründe.

    Yabancılar bir gün sonrasını bile karanlık görüp, gemiyi terk ederken, bizim halkımız tıpkı Estonya Feribotu’ndaki 852 kişi gibi batışı seyrediyor. Üstelik can yeleğini takmadan, yani harcamalarını kısıp tasarruf yapmadan.

    Belki de bir gün Estonya Feribotu Sendromu’nu inceleyen davranış psikolojisi uzmanları, Türk insanının bu kadar rahatlığını ve cesaretini de analiz ederler.

    Kaynak Yeniçağ: Estonya Feribotu Sendromu - Remzi ÖZDEMİR