Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza...
BIR MARTI MASALI Bir sırrım vardı benim, Kimselere diyemediğim Bir martı yaşardı kaçak.. En kuytusunda yüreğimimim.. İzin almamıştı benden orada yerleşmek için Vurdum kilidi üstüne, Ne su verdim, ne besledim, ölsün diye bekledim! Gün oldu, Çok ağladı.. Özgürlüğe yalvardı Biraz tuhaftı Git dedim, Kaldı.. Tek isteği sana doğru uçmaktı Olmazdı..olmamalıydı Vurdum kilidi üstüne, Ölsün diye bekledim! .. Bir gün. Sana gelirken aleleacele, Açık unuttuğum kapıdan sızıverip gizlice Hiç beklemediğim bir anda Dudaklarımın arasından kanatlandı aniden.. Bir çığlık attı; Öyle bir çığlıktı ki, Sen irktün, Ben utandım.. Yıldızlar ayağımın altında Birer birer ufalandı Başımdan aşağı dökülen, Kaynamış sular değil, Düpedüz hayatımdı Ah işte o martı, Bana ne yaptığını hiç anlamadı. Çünkü o da dünyadan en güzel şeyin, Sevilmek olduğunu sandı Bense hayatımda ilk defa, Sevmeyi tatmıştım yeni. Sana hissettiğim aşkta! Hesapsız kitapsız..hiç karşılıksız Sevmeyi öğrenmiştim Bir martı..bir hata.. Seni kaybettim! Martıya ne mi oldu sonra? Suçluydu..kızgındım Bir kurşun sıktım alnının ortasına Vurdum kilidi üstüne, Ölsün diye bekledim! Son bir gayret seslendi Bir garip baktı yüzüme 'Tamam dedi..özür dilerim Bir hataydı kabul..affet ölmek üzereyim Fakat hemen şimdi söyle..merak ederim.. Madem sevilmek değil, sevmekti istediğin, Onu kaybettin diye sevemez misin? ' Sustum cevap veremedim. Açtım kilitleri Sardım yaralarını.. Yaşasın diye dua ettim. Bir sırrım var hala benim, Kimselere demediğim. Bir martı yaşıyor hür, En kuytusunda yüreğimin!
Bu konuda pek deneyimli biri değilim... Aşkın ne olduğu bence kişiden kişiye değişir... Beklentilerimizle alakalı değişkenlik olabilir, yani aşk şudur budur denilemez.Aşk bence şudur denilebilir...
Benim kendi açımdan ulaştığım nokta: Aşk kesinlikle karşılıksız sevgidir...Bir çiçek, bir şarkı nasıl seviliyorsa öyle sevmektir...Seven eğer samimiyse aşkının doruk noktası visal değil hicran olmalıdır yada olabilmelidir... Sevgilinin saadeti herşeyin üstünde değilse bu aşk olabilir mi?
Bencilce seviyoruz.... benim olsun demek aşk değildir...Benimle mutlu olcaksa demek başka....mutlu olsun yeter diyebilen gerçek aşıktır...
Aşkın ihtiras değil sadakat olguduğuna inanıyorum...seven nasıl sadık olmaz ki? ....
Aşıkın kulağına başka ses, gözlerinin içine başka hayal nasıl girer? ...
Biz aşkı mazide bir nostalji olarak arıyan modern toplumun zavallı fertleriyiz.... terimlerin sıralanışı aşkın ızdırabının anlatmaya yatmez mi?
Aşk yaşanır anlatılmaz diyen şair aslında özetlemiş ama birşeyler yazmaya çalıştım....
Daha uzun yazmak isterdim ama ruh halim müsait değil....beli yazmak değil yanmak gerekti....
Aşk sevdiğini gözünden bile kıskanmaktır, belki bir yerde bencillik.Her buluşmaya gittiğinde ilk günkü kadar heyecanlanman, onun gördüğünde kalbinin çarpması, onu düşünekten uyuyamadığın gecelerdir.Aşk acıdır, acımasızdır.Oyunun kuralıdır bu çünkü.Severken acı çekmektir.....
aşkı tarif etmek yaşamamış bizlere düşmez ama mecaz aşktan biraz bahsedebilirim..üçe ayrılır.. birinde tenle seversin ben belden aşağı diyorum birinde kalple en sonuncusu da ruh laa.. aaahh ruhla sevebilsem.. ondan sonra Allah aşkına kavuşursun işte.. her yerde onu görürsün. mutasavvıflar hakkında allahı gülde görürler filan derler ya... ben onlara niye papatya da veya necasette görmezler diye sorarım.. allah aşıkları nereye baksalar allahı görürler..aynaya bakınca dahi.. çünkü bu dünya da yaratılmış ne varsa allahımın bir parçasıdır. O bütündür biz parça O aslıdır biz suret
Öyle Bir ilişkiye tutulursunuz ki Ne sevebilir ne terkedebilirsiniz Kör kütük bağlanmışınızdır aslında En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin nedeni; yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur. Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkalarınızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca öptüğünüz bir bayrak... Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz; “Ölmek var, dönmek yok”tur. Gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını... Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya Şurasından, burasından eleştirmeye başlarsınız; “Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa... ” Başkalarını örnek göstermeye, “Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını arasınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık yanlışını görür düzeltmek istersiniz. “Eskiden böyle miydi ya...” diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirilerin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından... Böyle sürmeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz. O sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür. “Ya sev böyle ya da terk et” diye gürler... Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ısıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze... Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar, mahkum eder; mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden... “İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için...” dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız, yaşayamayacağınızı bilirsiniz, ama öyle de sevemezsiniz. İhanetten kırılmıştır kaleminiz; severek terk edersiniz... “Madem öyle...”nin çağı başlar ondan sonra... Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde “Günah sizden gitmiştir” Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz. Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece... Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre... Ne var ki unutamazsınız, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Delikanlılar, elikanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini... Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye... Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla... “Bana ne... kendi seçimi” diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre... Ama sonra... Ansızın kulağınıza çalan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden... Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi... Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye... dönüp “Seni hala seviyorum” diye bağırmak geçer içinizden... dönemezsiniz. Görmedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız. Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla, ne de onsuz... Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, Hem “Ne olacak sonunda” kuşkusu... Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz, sürünür gidersiniz.
Aklın gücü, cennetteki sırlarla ulu: Aşktan deliren, akıllıdır, sağduyulu. Sevdaya kapılmış yüreğin zorlu yolu, Görkemli yabancılıkla, özlemle dolu. ******* Gitsin, güzelim, hepsi de, tek sen gitme. Ey dost, ey gam ortağı-bizden gitme. Ey gülbeşeker, şarap koy, iç, doldur, gül. Dünya süsü saki, allasen gitme. ******* Bir gün şu çiçekli dal, dolar meyvayla; Bir gün döner istek adlı şahin, avla... Aşk imgesi, şimdi, bir gelip gitse bile, Bir gün gelir... artık hiç gitmez-asla! ******* Bir tane canım var ama, yüz bin bedenim. Can neymiş? Neymiş ki beden? İşte ben’im. Bir başkası var ya: işte ben, ben! O, beni Sevsin diye bir başkası oldum kendim. ******* Cennet gelecek, derler, içersin bade, Çevrende gülüp oynar huriler de... Madem sonumuz bu, şimdiden hem içeriz, Hem ellerimiz sevgilinin üzerinde. ******* Biz aşkta reziliz: Bize hep yanlışlar, Sarhoşluk, cinnet ve günah yazmışlar. Sensin yaşamak, amaç, zaman sen-bu budur; Ey dost, madem sen varsın, her şey var. ******* Ben aşıkım aşka; aşk da sevdalı bana. Aşık tene can-ten ise sevdalı cana. Bazen dolarım boynuna ben kollarımı, Bazen de sürükler beni canan yanına. ******* Ben, işte dağım: sesim sözüm sevglimin. Ben, işte resim: ressamı sensin resmin. Benden geliyor sanma bu sözler-asla: Ses, işte, anahtarla açılmış kilidin. ******* Aşk, özge ateştir: ısınır onda ayaz; Yandıkça o, taşlar yumuşar, sert kalamaz. Varsın aşık günaha girsin, hoş gör: Sevda şarabından içmiş-arlanmaz. ******* Dön aşkın çevresinde: gün işte bu gün. Dön. Dön. Çılgın kalbini yermez dönüşün. Yangınla sınav-ölüm kalım-özge savaş: Vuslat bu, kucaklaşma, zifaf, mutlu düğün. ******* 'Aşk bir kuru ses, ' derler.-Sunturlu yalan. 'Aşk umdun, 'derler, 'buldun, var oyalan.' Bizlerde saadet hep can içre olur... 'Cennet yedi kat arşta' mı derler? Bu yalan. ******* Aşkın gönlümle cenkleşirken-tam o an- Çırçıplak, yalnayak kaçıp gitti bu can. Kim bende akıl var sanmaktaysa deli... Benden sakınan: işte odur aklı olan.
AŞKI ARAYAN ADAM güneşin toplandığı grup vakti aşkı grubun kızıllığında aradı nihavent bir sevda yağmuru okşardı saçlarını o saçlara ulaşmak için kırmızı ışıkta bile sağına soluna bakmadan nihavent bir sevdanın notasına kürek çekti... aşkı nihavent bir sevda yağmuru altında aradı aşkı arayan adam...
gecenin ar damarı yırtıldığında aşkı namusun namlusunda aradı. narsist yürekli fincanlar dolaşırdı falcı kadınların ellerinde. balıkçılar sevda ağlarını serperdi kan gölüne, kleopatra fotokopili sarışın mavi gözlü deniz kızlarını yakalayabilmek için. aşkı fallarda ve ağlarda aradı aşkı arayan adam...
yalnızlık bakireliğini kaybettiğinde aşkı mısralarda aradı aşkı arayan adam ne acının vergisini verdi ne de gülün haracını ödedi. hele hele hüznü demirbaş defterinden düşmeye hiç yanaşmadı aşkı mısralarda aradı aşkı arayan adam
sevgi aşka secde edip, rükuya varınca sevgi eriyip aşkla karışınca aşkı aramaya çıktı adam...
türkü yüklü gemiler aşk taşırdı kanserli yüreklere kefen yerine giymişti adam aşkını afyon tadında bir melodi dinliyordu aşkı arayan adam kanserli yüreklerde arıyordu aşkı arayan adam...
ve birden adamın darağacındaki sureti düştüğünde gebe güneşin yüzüne, aşkı aramaya çıktı adam.kanla beslenen zorba yalnızlıklar sevginin ateşini süpürüyordu darağacına.idama koşardı türküler.ve adam tutuklu kalırdı sazının perdelerinde.son perdede aşkı idama hazırlardı göğsündeki çığlıklarla.rüzgar, yağmurun ıslak tarafından ölümü taşırdı bayat idam ağacına.aşkı darağacında arıyordu aşkı arayan adam....
denizin susuzluktan dudakları çatladığı gün aşkı aramaya çıkardı adam fırat ile dicle sevişirken çırılçıplak. aşkı suda aradı aşkı arayan adam...
hiç bir alfabede olmayan seslerle şiirin kalbini kırmayacak kelimelerle ulaşılacak aşk neredesin? ? ? hangi cami avlusunda abdest alır, hangi katedralde günah çıkartırsın?
nerede olursan ol, seni ilk defa o nihavent sevda yağmuru altında ararım...
alevler şehrinden aşk yüklü bir gemi demir alır tutuklu bir sevda eşliğinde bendekıi tüm aşkları yaktılar sanıyorum.
mısralar aşkı tamir ediyor. aşk çok yorgun düşmüş ama aşk henüz bitmedi.....
Gerçek AŞK, daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.
AŞK en tehlikeli inançtır.Aşk çok cesur olmayı gerektirir ve cesareti daima sınar, hep zorlar.Bu yüzden herkez aşık olamaz.Tehlikeye duyulan ilgi, gençlik yıllarında daha yoğundur. Kimileri her zaman tehlike içinde yaşamayı seçer ve kimileri hep genç kalır.
Varlık sezginin, duygunun ve aşkın bir sırrıdır.Bu kişi, bu sey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız aşkta mutlak bir degere sahiptir.Sonlu ve sonsuz orada bulunur.Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir.En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır.Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesne varoluşun gerçek ve antolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.
Aşk iradenin ereğidir.Her türlü dışsal emir ve baskılardan çok usa uymak gerekir.İradenin ereği olan bu aşktan başlayıp tutkuda sona eren bir yaşam mutludur.Bizler aşk karekreri ile doğarız.Aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye götürür.Bundan sonra bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır ki..?
Şayet ilişki bizleri kendi kendimize karşı gerçekçi olmak adına eğitmek ise değişiklikler otamatiktir.
AŞK karşılıklı oturup birbirinin gözünün içine bakmak değil, el ele verip ileride aynı noktaya bakmak ve gene el ele o noktaya doğru ilerlemektir.
AŞK, yanındakinin bir şeyler yapma hakkını teslim etmektir, saygıdır.
AŞK zaaflarımızın olduğunu ortaya çıkarır, kabullenmektir
AŞK korumaktır, sorumluluktur
AŞK sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır.mutluluktur.
AŞK kocaman yatağın üçte birine sığmaktır yakınlıktır
AŞK uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.düşlerin gerçek olmasıdır.
AŞK tanıdığını zannettiğin insanın yeni yanlarını keşfetmektir tazeliktir
AŞK asla anlatılmayacak özel bir hikayedir
Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz...!
Ask cesaret ister, kocaman bir yürek ister. Ask hayata karsi islenilen en dogru suç ortakligidir, Ask hayatin tekdüzeligine, bütün siradanligina en soylubaskaldiridir. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz. Ve elbette Aski suçlamak, yargilamak, karalamak inkar etmek de asla yakisik olmaz Niçin ask? Nedir bu ask denilen sey, elle tutulmaz gözle görülmez bir seyse nedir bu yasanan somut acilar, güzellikler? Tek basina aski tanimlamak herseyden soyutlamak mümkün mü? Hayir! Ask bugünlerde bazilarina göre plastikten bile yeniden yapildi.Dünyada yasanan sunilige dogru gidis askin etrafini sardi. Nedir su ask...? Ask hayatin bize hazirladigi en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçirecegi hiç belli degildir. Daha ne oldugunu bile anlayamadan onun hükümdarligina giriverirsiniz. Ask; en yalin biçimde anlatilan tek kavramdir o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmaniza gerek yoktur, 'Asik oldum' dediginiz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlikla anlayabilir, çünkü askin dili tektir. Askin zamanini biz ayarlayabilseydik eger ve kime neden asik oldugumuzu anlayabilseydik, askin sirrini da çözerdik herhalde. Ama o zaman da askin insani alip götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Ask hayata karsi islenen en güzel ve en dogru suç ortakIigidir, ask hayatin bütün tekdüzeligine, bütün siradanIigina en soylu baskaldiridir. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz. Ve elbette yasanilan aski suçlamak, yargilamak, karalamak, inkar etmek de aska yakisik kalmaz. Bu önce haksizlik, kendinize saygisizlik olur. Insan sonuna kadar savunmali askini, karsilik görmesede, aci çekecegini hissetsede, yarin terkedilecegini bilsede, ailesini karsisina alacagini bilsede taviz vermemeli askindan, 'Seni Seviyorum' diyebilmeli gögsünü gere gere. Ask iste o zaman asktir. Ve bunun dogrusu yanlisi yoktur, zaten askin kendisi dogrudur, kime karsi duyuluyorsa bu ask, dogru insanda isteodur. Askin zamani yoktur, hep hazirliksiz yakalar insani. Evli olmaniz, sevgilinizin olmasi, bir ayriligin taze yaralarini kurutmaya calismaniz, bagliliktan korkmaniz, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda degildir. Iste ask bütün bunlara tek basiniza karsi gelebilme yurekliligidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu... Askin ne zaman gelebilecegi belli olmadigi gibi, ne zaman gidecegi de hiç belli degildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir baska göze bakmaya, bir baska tene dokunmaya baslamasi o kadar da zor degildir...Asktan degil, onun kaçmasindan korkun ve dogruluguna yanlisligina bakmadan sonuna kadar savun askini. Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve dogru olan tek guzellik ASK.! ! . Lütfen ona haksizlik etmeyin.. Askina sana asik olana sahip çik ve onu kaybetme ' SENI SEVIYORUM ' Demek Için Geç Kalma; Sevgiyle Kal...
----------
Ask delicesine flört ederken yanindakinin hiç bir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir. Ask zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir. Ask simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir. Ask saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir. Ask 'Seviselim' demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir. Anlasmaktir. Ask baglandigini sandiginda, karsindakine 'hayir' deme sansini tanimaktir. Inceliktir. Ask korumaktir. Sorumluluktur. Ask ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir. Ask 'Durma yoksa seni öldürürüm' lafini duymaktir. Sehvettir. Ask evinizdeki herseyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir. Ask sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir. Ask saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Nesedir. Ask sizi kucaklayan kollarin gittikçe daha çok sarilmasidir. Mutluluktur. Ask gecenin bir vaktinde 'Sen uyu benim gitmem gerek' dediginizde 'Uyanik kalip seni biraz daha görmeyi tercih ederim' cevabini almaktir. Sicakliktir. Ask tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir. Ask uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir. Ask kocaman yatagin üçte birine sigismaktir. Yakinliktir. Ask evin anahtarindan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir. Ask 'Hosçakal' dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir. Kaderdir. Ask 'gerindiginde sizlayan vücut' lafinin anlamini bilmektir. Derstir. Ask ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur. Ask pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir. Ask rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina hayiflanmaktir. Yalnizliktir. Ask asla anlatilmayacak hikayelerdir. Özeldir
Aşk, sevginin şiddetli hale gelmesi...Sevgi de sevdiğinin rızası için mücadele edersin.Onun sözü senin için daha bir geçerlilik taşır ve her zaman sevdiğinin yanında olmasını istersin.Aşkta ise yanında olmasına ve söz söylemesine bile gerek yoktur. Gerçek aşkta ne vefa vardır ne de cefa....(Mevlana) Dua ve Muhabbetle
elinde bir çiçek
sevecek sevmeyecek
ulan eşoğlu eşek...(söz meclisten dışarı)
çiçek nerden bilecek....
seviyor...sevmiyor....
fal bakarsın...
Artık ne pencerem var seni koyacak
Ne masam
Sevgilim de yok bu şehirde
Çiçek, seni alıp ne yapsam? ...
Cahit Külebi
Erik ağaçlarının çiçek açmasıyla baharın geldiğinin farkına varmaktır aşk....
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım uymaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza...
Sezai Karakoç - Mona Roza
eser mahsulü...
BIR MARTI MASALI
Bir sırrım vardı benim,
Kimselere diyemediğim
Bir martı yaşardı kaçak..
En kuytusunda yüreğimimim..
İzin almamıştı benden orada yerleşmek için
Vurdum kilidi üstüne,
Ne su verdim, ne besledim, ölsün diye bekledim!
Gün oldu,
Çok ağladı..
Özgürlüğe yalvardı
Biraz tuhaftı
Git dedim,
Kaldı..
Tek isteği sana doğru uçmaktı
Olmazdı..olmamalıydı
Vurdum kilidi üstüne,
Ölsün diye bekledim! ..
Bir gün.
Sana gelirken aleleacele,
Açık unuttuğum kapıdan sızıverip gizlice
Hiç beklemediğim bir anda
Dudaklarımın arasından kanatlandı aniden..
Bir çığlık attı;
Öyle bir çığlıktı ki,
Sen irktün,
Ben utandım..
Yıldızlar ayağımın altında
Birer birer ufalandı
Başımdan aşağı dökülen,
Kaynamış sular değil,
Düpedüz hayatımdı
Ah işte o martı,
Bana ne yaptığını hiç anlamadı.
Çünkü o da dünyadan en güzel şeyin,
Sevilmek olduğunu sandı
Bense hayatımda ilk defa,
Sevmeyi tatmıştım yeni.
Sana hissettiğim aşkta!
Hesapsız kitapsız..hiç karşılıksız
Sevmeyi öğrenmiştim
Bir martı..bir hata..
Seni kaybettim!
Martıya ne mi oldu sonra?
Suçluydu..kızgındım
Bir kurşun sıktım alnının ortasına
Vurdum kilidi üstüne,
Ölsün diye bekledim!
Son bir gayret seslendi
Bir garip baktı yüzüme
'Tamam dedi..özür dilerim
Bir hataydı kabul..affet ölmek üzereyim
Fakat hemen şimdi söyle..merak ederim..
Madem sevilmek değil, sevmekti istediğin,
Onu kaybettin diye sevemez misin? '
Sustum cevap veremedim.
Açtım kilitleri
Sardım yaralarını..
Yaşasın diye dua ettim.
Bir sırrım var hala benim,
Kimselere demediğim.
Bir martı yaşıyor hür,
En kuytusunda yüreğimin!
Bu konuda pek deneyimli biri değilim... Aşkın ne olduğu bence kişiden kişiye değişir... Beklentilerimizle alakalı değişkenlik olabilir, yani aşk şudur budur denilemez.Aşk bence şudur denilebilir...
Benim kendi açımdan ulaştığım nokta: Aşk kesinlikle karşılıksız sevgidir...Bir çiçek, bir şarkı nasıl seviliyorsa öyle sevmektir...Seven eğer samimiyse aşkının doruk noktası visal değil hicran olmalıdır yada olabilmelidir... Sevgilinin saadeti herşeyin üstünde değilse bu aşk olabilir mi?
Bencilce seviyoruz.... benim olsun demek aşk değildir...Benimle mutlu olcaksa demek başka....mutlu olsun yeter diyebilen gerçek aşıktır...
Aşkın ihtiras değil sadakat olguduğuna inanıyorum...seven nasıl sadık olmaz ki? ....
Aşıkın kulağına başka ses, gözlerinin içine başka hayal nasıl girer? ...
Biz aşkı mazide bir nostalji olarak arıyan modern toplumun zavallı fertleriyiz.... terimlerin sıralanışı aşkın ızdırabının anlatmaya yatmez mi?
Aşk yaşanır anlatılmaz diyen şair aslında özetlemiş ama birşeyler yazmaya çalıştım....
Daha uzun yazmak isterdim ama ruh halim müsait değil....beli yazmak değil yanmak gerekti....
Muhabbetle
kalp ağrısı..
acı..
gözyaşı..
ama güzel bir sızı..
mutlu aşka inanmıyorum..
en azından şu an için..
ışıl.
Aşk sevdiğini gözünden bile kıskanmaktır, belki bir yerde bencillik.Her buluşmaya gittiğinde ilk günkü kadar heyecanlanman, onun gördüğünde kalbinin çarpması, onu düşünekten uyuyamadığın gecelerdir.Aşk acıdır, acımasızdır.Oyunun kuralıdır bu çünkü.Severken acı çekmektir.....
Bana her dokunuşunda, yüreğimden beynime yükselen ateştir aşk. Beraberken gerçeklerin, bizim dışımızdaki herşeyin üstüne çöken sistir.
aşkı tarif etmek yaşamamış bizlere düşmez ama mecaz aşktan biraz bahsedebilirim..üçe ayrılır.. birinde tenle seversin
ben belden aşağı diyorum birinde kalple en sonuncusu da ruh laa.. aaahh ruhla sevebilsem.. ondan sonra Allah aşkına kavuşursun işte.. her yerde onu görürsün. mutasavvıflar hakkında allahı gülde görürler filan derler ya... ben onlara niye papatya da veya necasette görmezler diye sorarım.. allah aşıkları nereye baksalar allahı görürler..aynaya bakınca dahi.. çünkü bu dünya da yaratılmış ne varsa allahımın bir parçasıdır.
O bütündür biz parça
O aslıdır biz suret
Aşk; günaydın diyebilmek için sabahı beklemektir.Bir gündüzün geceyi beklediği gibi...
Yeraltına çekilme günü..
Taşımalı doğanın coşkun gizini,
Yaşamın tedirginliklerini de.
Aşksa..
Mutlaka yasadışı olmalı.
ucmak! ! ! !
Aşk... yıldızları kıskanmaktır....
aşk benim için TATLI bir ACI ve sonsuz bir İNTİHARDIR....
Aşka ve Terke Dair
Öyle Bir ilişkiye tutulursunuz ki
Ne sevebilir ne terkedebilirsiniz
Kör kütük bağlanmışınızdır aslında
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır;
iç çekişmelerinizin nedeni;
yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Göz yaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkalarınızdadır.
Korkunca saklandığınız bir sığınak,
coşunca öptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır.
Sınırsız ve nihayetsiz;
“Ölmek var, dönmek yok”tur.
Gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını...
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya Şurasından, burasından eleştirmeye başlarsınız;
“Şöyle görünse, öyle demese, değişse
biraz ya da eskisi gibi olsa...
” Başkalarını örnek göstermeye,
“Bak onlar nasıl yaşıyor” demeye başlarsınız
Hem birlikte yaşayıp, hem özgür olmanın yollarını arasınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık yanlışını görür düzeltmek istersiniz.
“Eskiden böyle miydi ya...” diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirilerin kapısı;
açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...
Böyle sürmeyeceğini bilirsiniz.
Değişsin istersiniz.
O sevgisizliğinize yorar bunu...
İhanete sayar.
Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.
“Ya sev böyle ya da terk et” diye gürler...
Bir zamanlar bir gülücüğüyle
alacakaranlığı ısıtan o rüya,
bir kabusa dönüşür birden...
Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size...
Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar,
mahkum eder; mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden...
“İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için...”
dersiniz, dinletemezsiniz.
Ayrılırsanız, yaşayamayacağınızı bilirsiniz,
ama öyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmıştır kaleminiz;
severek terk edersiniz...
“Madem öyle...”nin çağı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken,
o hep başkalarını seçmiştir,
madem ki kıymetinizi bilmemiştir,
o halde “Günah sizden gitmiştir”
Lanet ederek bu karşılıksız aşka,
çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece...
Daha özgür olacağınız limanlara demirlersiniz bir süre...
Ne var ki unutamazsınız, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni...
Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş,
kurda kuşa yem olmuştur.
Delikanlılar, elikanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini...
Gurur duyar onlarla, koynunda besler,
gözünü oysunlar diye... Uğruna kan dökenleri sever,
yoluna gül dökenlerden fazla...
“Bana ne... kendi seçimi” diye
omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...
Ama sonra...
Ansızın kulağınıza çalan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülüp gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi,
yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh şarap içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız,
sular kulağına fısıldasın diye...
dönüp “Seni hala seviyorum” diye bağırmak geçer içinizden... dönemezsiniz.
Görmedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu,
ne onunla, ne de onsuz...
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu,
Hem “Ne olacak sonunda” kuşkusu...
Böyle sevemezsiniz,
terk de edemezsiniz,
sürünür gidersiniz.
Can Dündar
AŞK; YAŞAMAYI SEVDİREN, YAŞATIRKEN ÖLDÜRENDİR
Aşk benim felsefi görüşüm , sonsuzluktur.kitaplar, şiirler ve yazılar yetmez, Aşk ebedidir....
aşk ülkesi herkesin kendi bildiğincedir mevlana
Üstüme lapa lapa kar yağıyordu yeniden
Yeniden yüreğim beyaz bir lale
Berrak sular, ışıklar, çiçekler, renkler
Yeniden karşımda birer şelale
Artık benim için ne ekmek, ne su
Sağımda, solumda vehim ordusu.
Ve hep onu, bulamamak korkusu
Soyundum yeniden büyük melale.
Bana alev gibi bir şeyler yazdı
Sanki baştan başa şiirdi, nazdı...
Kırk yıl bile düşünsem olmazdı
Gelmezdi bu sevda akla, hayale.
Bitmiş tükenmiştim, efkarım çoktu
Salkım söğütlerden bir farkım yoktu
Yar beni yeni bir yarışa soktu
Şu halime bir bakın: deli-divane!
Gönlüm nakış nakış renkli bir kilim
Bir kınalı-güzel türküdür dilim
Yeminle anlatsam kim inanır kim
İçine düştüğüm bu çılgın hale.
Karışıp gitsem mi ebabillere
Adını versem mi karanfillere
Seslenip dursam mı sahillere
lale! lale! lale!
AŞK,
Aşk Rubaileri / Mevlana
Aklın gücü, cennetteki sırlarla ulu:
Aşktan deliren, akıllıdır, sağduyulu.
Sevdaya kapılmış yüreğin zorlu yolu,
Görkemli yabancılıkla, özlemle dolu.
*******
Gitsin, güzelim, hepsi de, tek sen gitme.
Ey dost, ey gam ortağı-bizden gitme.
Ey gülbeşeker, şarap koy, iç, doldur, gül.
Dünya süsü saki, allasen gitme.
*******
Bir gün şu çiçekli dal, dolar meyvayla;
Bir gün döner istek adlı şahin, avla...
Aşk imgesi, şimdi, bir gelip gitse bile,
Bir gün gelir... artık hiç gitmez-asla!
*******
Bir tane canım var ama, yüz bin bedenim.
Can neymiş? Neymiş ki beden? İşte ben’im.
Bir başkası var ya: işte ben, ben! O, beni
Sevsin diye bir başkası oldum kendim.
*******
Cennet gelecek, derler, içersin bade,
Çevrende gülüp oynar huriler de...
Madem sonumuz bu, şimdiden hem içeriz,
Hem ellerimiz sevgilinin üzerinde.
*******
Biz aşkta reziliz: Bize hep yanlışlar,
Sarhoşluk, cinnet ve günah yazmışlar.
Sensin yaşamak, amaç, zaman sen-bu budur;
Ey dost, madem sen varsın, her şey var.
*******
Ben aşıkım aşka; aşk da sevdalı bana.
Aşık tene can-ten ise sevdalı cana.
Bazen dolarım boynuna ben kollarımı,
Bazen de sürükler beni canan yanına.
*******
Ben, işte dağım: sesim sözüm sevglimin.
Ben, işte resim: ressamı sensin resmin.
Benden geliyor sanma bu sözler-asla:
Ses, işte, anahtarla açılmış kilidin.
*******
Aşk, özge ateştir: ısınır onda ayaz;
Yandıkça o, taşlar yumuşar, sert kalamaz.
Varsın aşık günaha girsin, hoş gör:
Sevda şarabından içmiş-arlanmaz.
*******
Dön aşkın çevresinde: gün işte bu gün.
Dön. Dön. Çılgın kalbini yermez dönüşün.
Yangınla sınav-ölüm kalım-özge savaş:
Vuslat bu, kucaklaşma, zifaf, mutlu düğün.
*******
'Aşk bir kuru ses, ' derler.-Sunturlu yalan.
'Aşk umdun, 'derler, 'buldun, var oyalan.'
Bizlerde saadet hep can içre olur...
'Cennet yedi kat arşta' mı derler? Bu yalan.
*******
Aşkın gönlümle cenkleşirken-tam o an-
Çırçıplak, yalnayak kaçıp gitti bu can.
Kim bende akıl var sanmaktaysa deli...
Benden sakınan: işte odur aklı olan.
AŞKI ARAYAN ADAM
güneşin toplandığı grup vakti
aşkı grubun kızıllığında aradı
nihavent bir sevda yağmuru okşardı saçlarını
o saçlara ulaşmak için
kırmızı ışıkta bile sağına soluna bakmadan
nihavent bir sevdanın notasına kürek çekti...
aşkı nihavent bir sevda yağmuru
altında aradı aşkı arayan adam...
gecenin ar damarı yırtıldığında
aşkı namusun namlusunda aradı.
narsist yürekli fincanlar dolaşırdı
falcı kadınların ellerinde.
balıkçılar sevda ağlarını serperdi kan gölüne,
kleopatra fotokopili sarışın mavi gözlü deniz kızlarını yakalayabilmek için.
aşkı fallarda ve ağlarda aradı aşkı arayan adam...
yalnızlık bakireliğini kaybettiğinde
aşkı mısralarda aradı
aşkı arayan adam ne acının vergisini verdi
ne de gülün haracını ödedi.
hele hele hüznü demirbaş defterinden
düşmeye hiç yanaşmadı
aşkı mısralarda aradı aşkı arayan adam
sevgi aşka secde edip, rükuya varınca
sevgi eriyip aşkla karışınca
aşkı aramaya çıktı adam...
türkü yüklü gemiler aşk taşırdı kanserli yüreklere
kefen yerine giymişti adam aşkını
afyon tadında bir melodi dinliyordu aşkı arayan adam
kanserli yüreklerde arıyordu aşkı arayan adam...
ve birden adamın darağacındaki sureti düştüğünde gebe güneşin yüzüne, aşkı aramaya çıktı adam.kanla beslenen zorba yalnızlıklar sevginin ateşini süpürüyordu darağacına.idama koşardı türküler.ve adam tutuklu kalırdı sazının perdelerinde.son perdede aşkı idama hazırlardı göğsündeki çığlıklarla.rüzgar, yağmurun ıslak tarafından ölümü taşırdı bayat idam ağacına.aşkı darağacında arıyordu aşkı arayan adam....
denizin susuzluktan dudakları çatladığı gün
aşkı aramaya çıkardı adam
fırat ile dicle sevişirken çırılçıplak.
aşkı suda aradı aşkı arayan adam...
hiç bir alfabede olmayan seslerle
şiirin kalbini kırmayacak kelimelerle ulaşılacak aşk neredesin? ? ?
hangi cami avlusunda abdest alır,
hangi katedralde günah çıkartırsın?
nerede olursan ol,
seni ilk defa
o nihavent sevda yağmuru altında ararım...
alevler şehrinden aşk yüklü bir gemi demir alır tutuklu bir sevda eşliğinde
bendekıi tüm aşkları yaktılar sanıyorum.
mısralar aşkı tamir ediyor.
aşk çok yorgun düşmüş
ama aşk
henüz bitmedi.....
AŞK insanın yaşadığının farkına varmasıdır
Gerçek AŞK, daima kişisel yarar duygusundan vazgeçme temeli üzerinde yükselir.
AŞK en tehlikeli inançtır.Aşk çok cesur olmayı gerektirir ve cesareti daima sınar, hep zorlar.Bu yüzden herkez aşık olamaz.Tehlikeye duyulan ilgi, gençlik yıllarında daha yoğundur. Kimileri her zaman tehlike içinde yaşamayı seçer ve kimileri hep genç kalır.
Varlık sezginin, duygunun ve aşkın bir sırrıdır.Bu kişi, bu sey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız aşkta mutlak bir degere sahiptir.Sonlu ve sonsuz orada bulunur.Aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir.En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır.Böylece genel olarak başımız dışında bulunan bir nesne varoluşun gerçek ve antolojik belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.
Aşk iradenin ereğidir.Her türlü dışsal emir ve baskılardan çok usa uymak gerekir.İradenin ereği olan bu aşktan başlayıp tutkuda sona eren bir yaşam mutludur.Bizler aşk karekreri ile doğarız.Aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye götürür.Bundan sonra bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır ki..?
Şayet ilişki bizleri kendi kendimize karşı gerçekçi olmak adına eğitmek ise değişiklikler otamatiktir.
AŞK karşılıklı oturup birbirinin gözünün içine bakmak değil, el ele verip ileride aynı noktaya bakmak ve gene el ele o noktaya doğru ilerlemektir.
AŞK, yanındakinin bir şeyler yapma hakkını teslim etmektir, saygıdır.
AŞK zaaflarımızın olduğunu ortaya çıkarır, kabullenmektir
AŞK korumaktır, sorumluluktur
AŞK sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır.mutluluktur.
AŞK kocaman yatağın üçte birine sığmaktır yakınlıktır
AŞK uyandığınızda rüyanızı yanınızda bulmanızdır.düşlerin gerçek olmasıdır.
AŞK tanıdığını zannettiğin insanın yeni yanlarını keşfetmektir tazeliktir
AŞK asla anlatılmayacak özel bir hikayedir
Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz...!
Nedir Bu Ask?
Ask cesaret ister, kocaman bir yürek ister.
Ask hayata karsi islenilen en dogru suç ortakligidir, Ask hayatin
tekdüzeligine, bütün siradanligina en soylubaskaldiridir. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz. Ve elbette Aski suçlamak, yargilamak, karalamak inkar etmek de asla yakisik olmaz
Niçin ask?
Nedir bu ask denilen sey, elle tutulmaz gözle görülmez bir
seyse nedir bu yasanan somut acilar, güzellikler?
Tek basina aski tanimlamak herseyden soyutlamak mümkün mü? Hayir! Ask bugünlerde bazilarina göre plastikten bile yeniden yapildi.Dünyada yasanan sunilige dogru gidis askin etrafini sardi.
Nedir su ask...?
Ask hayatin bize hazirladigi en güzel sürprizdir, bu yüzden de kalpleri ne zaman ele geçirecegi hiç belli degildir. Daha ne
oldugunu bile anlayamadan onun hükümdarligina giriverirsiniz.
Ask; en yalin biçimde anlatilan tek kavramdir o, adi kendisidir zaten. Onu anlatmak için sonu gelmez cümleler kurmaniza gerek yoktur, 'Asik oldum' dediginiz an akan sular durur, küçücük çocuk bile sizi rahatlikla anlayabilir, çünkü askin dili tektir.
Askin zamanini biz ayarlayabilseydik eger ve kime neden asik oldugumuzu anlayabilseydik, askin sirrini da çözerdik herhalde. Ama o zaman da askin insani alip götüren büyüsü tamamen kaybolurdu. Ask hayata karsi islenen en güzel ve en dogru suç ortakIigidir, ask hayatin bütün tekdüzeligine, bütün siradanIigina en soylu baskaldiridir. Ondan korkup kaçmak hiç kimseye yakismaz. Ve elbette yasanilan aski suçlamak, yargilamak, karalamak, inkar etmek de aska yakisik kalmaz. Bu önce haksizlik, kendinize saygisizlik olur. Insan sonuna kadar savunmali askini, karsilik görmesede, aci çekecegini hissetsede, yarin terkedilecegini bilsede, ailesini karsisina alacagini bilsede taviz vermemeli askindan, 'Seni Seviyorum' diyebilmeli gögsünü gere gere. Ask iste o zaman asktir. Ve bunun dogrusu yanlisi yoktur, zaten askin kendisi dogrudur, kime karsi duyuluyorsa bu ask, dogru insanda isteodur. Askin zamani yoktur, hep hazirliksiz yakalar insani. Evli olmaniz, sevgilinizin olmasi, bir ayriligin taze yaralarini kurutmaya
calismaniz, bagliliktan korkmaniz, ailenizden çekinmeniz, hatta sevilenin hapse girmesi bile onun hiç mi hiç umrunda degildir. Iste ask bütün bunlara tek basiniza karsi gelebilme yurekliligidir, belkide yeni hayata geçebilme yolu...
Askin ne zaman gelebilecegi belli olmadigi gibi, ne zaman gidecegi de hiç belli degildir. Fazla vakti yoktur onun, uzun süre beklemeye ve bekletilmeye tahammülü de yoktur. Bir baska göze bakmaya, bir baska tene dokunmaya baslamasi o kadar da zor degildir...Asktan degil, onun kaçmasindan korkun ve dogruluguna yanlisligina bakmadan sonuna kadar savun askini. Biliyor musunuz, hayat zaten kocaman bir yalan, bu kadar sahteligin içinde gerçek ve dogru olan tek guzellik ASK.! ! . Lütfen ona haksizlik etmeyin..
Askina sana asik olana sahip çik ve onu kaybetme
' SENI SEVIYORUM ' Demek Için Geç Kalma; Sevgiyle Kal...
----------
Ask delicesine flört ederken yanindakinin hiç bir sey yapmama hakkini teslim etmektir. Saygidir.
Ask zaaflariniz oldugunu ortaya çikarir. Kabullenmektir.
Ask simdi zamani degil diye beklemeyi bilmektir. Sabirdir.
Ask saçlarda baslayip topuklarda biten bir gezintidir. Kesiftir.
Ask 'Seviselim' demeden sevismek, yanindakinin ne istedigini bilmektir. Anlasmaktir.
Ask baglandigini sandiginda, karsindakine 'hayir' deme sansini tanimaktir. Inceliktir.
Ask korumaktir. Sorumluluktur.
Ask ciddi bir tokalasmayi kikirdamaya dönüstürmektir. Mizahtir.
Ask 'Durma yoksa seni öldürürüm' lafini duymaktir. Sehvettir.
Ask evinizdeki herseyin yerinin degistirilmesini kabullenmektir. Teslimiyettir.
Ask sevgilinizin ne oldugunu bütün çiplakligiyla görmektir. Gerçektir.
Ask saatin kaç oldugunu bilip aldirmamaktir. Nesedir.
Ask sizi kucaklayan kollarin gittikçe daha çok sarilmasidir. Mutluluktur.
Ask gecenin bir vaktinde 'Sen uyu benim gitmem gerek' dediginizde 'Uyanik kalip seni biraz daha
görmeyi tercih ederim' cevabini almaktir. Sicakliktir.
Ask tanidiginizi zannettiginiz insanin yeni yanlarini kesfetmektir. Tazeliktir.
Ask uyandiginizda rüyanizi yaninizda bulmanizdir. Düslerin gerçek olmasidir.
Ask kocaman yatagin üçte birine sigismaktir. Yakinliktir.
Ask evin anahtarindan bir kopya daha yaptirmaktir. Güvendir.
Ask 'Hosçakal' dedikten sonra tekrar karsilasacagini bilmektir. Kaderdir.
Ask 'gerindiginde sizlayan vücut' lafinin anlamini bilmektir. Derstir.
Ask ecza dolabini açtiginda, dismacunu kapagini kapatilmamis bulmaktir. Uyumdur.
Ask pencereden disariya baktiginda kiminle oldugunu hatirlamaktir. Düsüncedir.
Ask rüzgarin agaçlarin arasinda dolasirken çikardigi sesi dinleyip sevgilisinin yaninda olmadigina
hayiflanmaktir. Yalnizliktir.
Ask asla anlatilmayacak hikayelerdir. Özeldir
Aşk, sevginin şiddetli hale gelmesi...Sevgi de sevdiğinin rızası için mücadele edersin.Onun sözü senin için daha bir geçerlilik taşır ve her zaman sevdiğinin yanında olmasını istersin.Aşkta ise yanında olmasına ve söz söylemesine bile gerek yoktur. Gerçek aşkta ne vefa vardır ne de cefa....(Mevlana)
Dua ve Muhabbetle