tum asagidaki romantikliklere ragmen, schopenhauer'in askin metafizigi adli kitabina dikkat cekmek istiyorum....
schopenhauer'e gore ask tur ruhunun bireyi hayal ile kandirmasi ve boylelikle turun devamini ve iyilesmesini saglamasidir....
ayrica bu kitabin nietzsche'yi anlamada da kilit bir rol ustlendigini dusunuyorum...meraklisi alsin okusun, aska farkli belki de sinirinizi bozacak bir yaklasim gorun...
Sevindiğim anda sen üzülürsün. Sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, uzak yalnızlık limanlarına. Aykırı bir yolcuyum dünya geniş, Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki. Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş. Sakın başka bir şey getirme aklına. Aysel git başımdan ben sana göre değilim, ölümüm birden olacak seziyorum, hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim. Aysel git başımdan seni seviyorum
ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ günün birinde çiçekle, su karşılaşmış ve arkadaş olmuşlar.ilk önceleri güzel bir arkadaş olmuş birliktelikleri.gel zaman git zaman çiçek o kadar mutlu olmuş ki, anlamışki suya aşık...ilk defa aşık olan çiçek etrafa kokular saçmış, 'sırf senin hatırın ey su! ' diye.öyle zaman gelmiş kisu da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlamış.zannetmişki çiçeğe aşık; çünkü su da ilk defa aşık . günler aylar birbirini kovalamış.çiçek, acaba su beni seviyor mu? diye düşünmeye başlamış.çünkü su pek ilgilenmezmiş.halbuki çiçek böyle bir sevgiye alışık değilmiş.çiçek suya: -seni seviyorum. -ben, ben de...
aradan uzun zaman geçmiş çiçek yine: -seni seviyorum su. -ben de... çiçek sabırlıymış.beklemiş...beklemiş...beklemiş.artık öyle bir duruma gelmiş ki, çiçek etrafa koku saçmaz olmuş.çiçek son defa: -seni seviyorum. su da ona: -söyledim ya ben de seni seviyorum.
ve gün gelmiş çiçek yataklara düşmüş.artık çiçek hastalanmış.rengi solmuş, çehresi sararmış.su da başında beklemiş yardımcı olmak için sevdiğine...belli ki çiçek artık ölecek.son defa başını döndürerek, zorlukla suya: -seni ben, gerçekten çok seviyorum.
su bu duruma çok hüzünlenmiş.bir doktor çağırmış sorunu öğrenmek üzere.doktor çiçeği muayene etmiş ve demiş ki: -hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden birşey gelmez. su merak edip sormuş: -ölümüne sebep olan hastalık nedir? doktor şöyle bakmış ve suya demiş ki: -çiçeğin bir hastalığı yok dostum.bu çiçek sadece susuz kalmış.ölümü onun için...
ve anlamış artık su.sevgiliye sadece 'seni seviyorum.' demek yetmemektedir.
sevgi fadakarlıktır.marifet fedakarlığı zevk edinebilmektir.
kör olmak. birşey görememek. duyamamak. arabanın camından sarkıp 'seviyorum ulaaan' diye bağırmak. onu görünce bulutların üzerinde süzülmek.... daha da arttırılabilir aslında... ben şimdi yazamayacak kadar süzülüyorum o bulutların üzerinde. ve en acısı da ulaşıldığında gözlerin açılması ve bulutlardan yere inmek...
Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı....
Şimdi size bişey söyleyeceğim. bir sır. gizli. kimseye söylemek yok. hazır mısınız? Güneş bu sabah bulutların arkasından yavaşça gökyüzüne yükselirken sapsarıydı ve boğaz kıpırtısız bir şekilde saygı duruşundaydı tam da o sırada bir kaç martı umursamazca kanat çırpıp uzaklara kaçtı bir de bir kaç gemi sıraya dizilmiş boğazı geçiyordu. bi de sanırım bugün kuş bayramı. hepsi çok sevinçli, çok heyecanlı. avaz avaz kanat çırpıyorlar. Allah Allah bu kuşlar bişey mi anlatmak istiyorlar?
Aşk acıdan başka birşey değil...Gözleriniz ondan başkasını görmez, onun için herşeyi yapar tüm sevdiklerinizden vazgeçersiniz.Ama o ne yapar gözünüzün yaşına bile bakmadan terkeder sizi ya da başka biri daha çekici gelmeye başlamıştır bir saatten sonra.Ya da çoooktan onun kalbi terketmiştir sizinkini haberiniz yoktur.Aşk acımaz, , İçinizdeki kıskançlık yeri gelir bir kor gibi yakar içinizi boğazınıza birşey düğümlenir.Bazen gözleri aklınızdan hiç çıkmaz, ya da onu düşünmekten uyumayı unutursunuz.Hiç birşey duymaz ve görmez ve duymaz olursunuz, o hariç..Yeri geldiğinde arkadaşlarınıza alay konusu olursunuz(Ne bu dalgınlık aşıkmısın nesin gibi) Ama bunların hiç bir karşılığını alamazsınız.Yanlız tüm bunlara rağmen aşkın sağladığı güzel aldatmacalar ve duygular vardır.Daha pozitif bir insan olursunuz aşıkken yanlız bu aşkın ilk safhasında olur.En sinirleneceğiniz şeye bile sinirlenmezsiniz, çevrenizde kelebekler uçuşur dünya toz pembe gözükür.Ama buna rağmen aşk bir hastalıktır...Ve en güzel yanı TEDAVİSİ VARDIR!
“Âşıklara canlar feda olsun! Aşk, hoş bir hevestir! Ey oğul! Aşka bağlan; geri kalan şeyler boştur, hevadır.
Gökyüzünden ta yeryüzüne kadar ateşten bir aşk zinciri sarkıtmışlardır. Eğer Hakk’ı hakikati seviyorsan, o zincire sarıl, yukarılara çık!
Sen; “Aşk, nasıl şeydir? ” diye sorma! Aşk, bir çeşit deliliktir, divaneliktir, insanı, zincire vurdurur! Fakat bu zincir, ahmak ve akılsızlara vurulan zincir değildir! ”
“Ey can! Bu aşk, yağmur gibidir; biz de yapraklar ve otlar gibiyiz! Olabilir ki, bir gün yağmur; çayır-çimene, yaprağa, ota yağar da onları yeşertir, geliştirir! ”
“Aşkı anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, kendim aşka gelince, aşkı hissedince söylediklerimden utanırım.
Her ne kadar, dil ile açıklanması, anlatılması pek parlak ve aydınlatıcı da olsa, aşkın dile düşmemesi, söylenmemiş kalması ve gönülde duyulması daha parlaktır.
Her bahsi yazmakta koşup duran kalem, aşk bahsine gelince dayanamadı, ortadan yarıldı.
Akıl, aşkın şerhinde, açıklanmasında merkep gibi çamura battı kaldı. Aşkın da âşıklığın da ne olduğunu yine aşk açıkladı.” (MEVLANA)
aşk, tarif edilemez, anlatılmaz, yaşanır.
'Aşk' göze almaktır kaybetmeyi ve arınmaktır gururdan.
aşk benim için imkansızlıklar diyarı.hiç bir zaman aşkta mutlu olamadığım için aşk bana çok uzak.ama yaşamaya değer...
Ne zaman rastlanacağı belli olmayan davetsiz misafir
Duygularımızı yeniden canlandıracak bir damla ümit'tir
tum asagidaki romantikliklere ragmen, schopenhauer'in askin metafizigi adli kitabina dikkat cekmek istiyorum....
schopenhauer'e gore ask tur ruhunun bireyi hayal ile kandirmasi ve boylelikle turun devamini ve iyilesmesini saglamasidir....
ayrica bu kitabin nietzsche'yi anlamada da kilit bir rol ustlendigini dusunuyorum...meraklisi alsin okusun, aska farkli belki de sinirinizi bozacak bir yaklasim gorun...
mutlu aşk vardır deselerde inanma,
Fuzuli dese dahi, şair sözü yalandır
Fuzuli
aşk budur :)
Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum
ATİLLA İLHAN
Tanrı rahmet eylesin..
Bu konuda saçmalayıp duruyorum...kusura bakmayn...
:-)
Dün aklıma geldi, yine yazayım bari...
Aşk ateş gibidir...
O ateşi kontrol edemezseniz sizi yakar... ya kül eder yada sadece yaralar....yanık yarası geçer ama izi kalır....
bence aşk:
Bana gözlerini anlat,
Anlat ki gömüleyim derinliklerine aşkın.
Bana saçlarını anlat,
Anlat ki saçların gibi uzun sürsün aşkım.
Bana dudaklarını anlat,
Anlat ki öpmeye doyamayayım onları, aşkım.
Bana tenini anlat,
Anlat ki teninin kokusunu içime doldurayım.
Bana kendini anlat,
Anlat ki bende, bende seni seviyorum diyebileyim,
Aşkım...
Aşk sadakat demektir...
Gözlerinin içine başka hayal girmemesi demektir.....
ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ
günün birinde çiçekle, su karşılaşmış ve arkadaş olmuşlar.ilk önceleri güzel bir arkadaş olmuş birliktelikleri.gel zaman git zaman çiçek o kadar mutlu olmuş ki, anlamışki suya aşık...ilk defa aşık olan çiçek etrafa kokular saçmış, 'sırf senin hatırın ey su! ' diye.öyle zaman gelmiş kisu da içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlamış.zannetmişki çiçeğe aşık; çünkü su da ilk defa aşık
.
günler aylar birbirini kovalamış.çiçek, acaba su beni seviyor mu? diye düşünmeye başlamış.çünkü su pek ilgilenmezmiş.halbuki çiçek böyle bir sevgiye alışık değilmiş.çiçek suya:
-seni seviyorum.
-ben, ben de...
aradan uzun zaman geçmiş çiçek yine:
-seni seviyorum su.
-ben de...
çiçek sabırlıymış.beklemiş...beklemiş...beklemiş.artık öyle bir duruma gelmiş ki, çiçek etrafa koku saçmaz olmuş.çiçek son defa:
-seni seviyorum.
su da ona:
-söyledim ya ben de seni seviyorum.
ve gün gelmiş çiçek yataklara düşmüş.artık çiçek hastalanmış.rengi solmuş, çehresi sararmış.su da başında beklemiş yardımcı olmak için sevdiğine...belli ki çiçek artık ölecek.son defa başını döndürerek, zorlukla suya:
-seni ben, gerçekten çok seviyorum.
su bu duruma çok hüzünlenmiş.bir doktor çağırmış sorunu öğrenmek üzere.doktor çiçeği muayene etmiş ve demiş ki:
-hastanın durumu ümitsiz, artık elimizden birşey gelmez.
su merak edip sormuş:
-ölümüne sebep olan hastalık nedir?
doktor şöyle bakmış ve suya demiş ki:
-çiçeğin bir hastalığı yok dostum.bu çiçek sadece susuz kalmış.ölümü onun için...
ve anlamış artık su.sevgiliye sadece 'seni seviyorum.' demek yetmemektedir.
sevgi fadakarlıktır.marifet fedakarlığı zevk edinebilmektir.
kör olmak. birşey görememek. duyamamak. arabanın camından sarkıp 'seviyorum ulaaan' diye bağırmak. onu görünce bulutların üzerinde süzülmek.... daha da arttırılabilir aslında... ben şimdi yazamayacak kadar süzülüyorum o bulutların üzerinde. ve en acısı da ulaşıldığında gözlerin açılması ve bulutlardan yere inmek...
Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı....
Sezai Karakoc
aşk, kalbin karanlık yüzüdür
yüzüne bile bakmam geri gelme sakın
elini bile tutmam bana dönme sakın! ! ! !
Tanrı'ya duyduğum gerçek aşktan başka bir de bir insana duyduğum aşk var.. Ne hikmettir ki onun da adı kutsal bir ad.. ee Allah büyük..
aşk bence, bir yarımın diğer yarısını bulduğunda hissettiği o tarifsiz güzellikte olan, insanı tamamlayan bir durumun hissiyatıdır.
Şimdi size bişey söyleyeceğim. bir sır. gizli. kimseye söylemek yok. hazır mısınız?
Güneş bu sabah bulutların arkasından yavaşça gökyüzüne yükselirken sapsarıydı ve boğaz kıpırtısız bir şekilde saygı duruşundaydı tam da o sırada bir kaç martı umursamazca kanat çırpıp uzaklara kaçtı bir de bir kaç gemi sıraya dizilmiş boğazı geçiyordu. bi de sanırım bugün kuş bayramı. hepsi çok sevinçli, çok heyecanlı. avaz avaz kanat çırpıyorlar. Allah Allah bu kuşlar bişey mi anlatmak istiyorlar?
Aşk acıdan başka birşey değil...Gözleriniz ondan başkasını görmez, onun için herşeyi yapar tüm sevdiklerinizden vazgeçersiniz.Ama o ne yapar gözünüzün yaşına bile bakmadan terkeder sizi ya da başka biri daha çekici gelmeye başlamıştır bir saatten sonra.Ya da çoooktan onun kalbi terketmiştir sizinkini haberiniz yoktur.Aşk acımaz, , İçinizdeki kıskançlık yeri gelir bir kor gibi yakar içinizi boğazınıza birşey düğümlenir.Bazen gözleri aklınızdan hiç çıkmaz, ya da onu düşünmekten uyumayı unutursunuz.Hiç birşey duymaz ve görmez ve duymaz olursunuz, o hariç..Yeri geldiğinde arkadaşlarınıza alay konusu olursunuz(Ne bu dalgınlık aşıkmısın nesin gibi) Ama bunların hiç bir karşılığını alamazsınız.Yanlız tüm bunlara rağmen aşkın sağladığı güzel aldatmacalar ve duygular vardır.Daha pozitif bir insan olursunuz aşıkken yanlız bu aşkın ilk safhasında olur.En sinirleneceğiniz şeye bile sinirlenmezsiniz, çevrenizde kelebekler uçuşur dünya toz pembe gözükür.Ama buna rağmen aşk bir hastalıktır...Ve en güzel yanı TEDAVİSİ VARDIR!
Gönül ne gök ne ela ne lacivert arıyor
Ah bu gönül, bu gönül kendine dert arıyor....
Dünyada ne ikbal ne servet dileriz
Hatta ne de ukbada saadet dileriz
Aşkın gül açan bülbül öten vaktinde
Yaranla tarab, yar ile vuslat dileriz.
Yahya Kemal Beyatlı
“Âşıklara canlar feda olsun! Aşk, hoş bir hevestir! Ey oğul! Aşka bağlan; geri kalan şeyler boştur, hevadır.
Gökyüzünden ta yeryüzüne kadar ateşten bir aşk zinciri sarkıtmışlardır. Eğer Hakk’ı hakikati seviyorsan, o zincire sarıl, yukarılara çık!
Sen; “Aşk, nasıl şeydir? ” diye sorma! Aşk, bir çeşit deliliktir, divaneliktir, insanı, zincire vurdurur! Fakat bu zincir, ahmak ve akılsızlara vurulan zincir değildir! ”
(MEVLANA)
Aşk derdi ile hoşem
El çek ilacımdan tabib
Kılma bana derman kim
Helakım derd-i dermanındadır..
FUZULİ
Derman arardım derdime
Derdim bana derman imiş.....
Belâ yağmur gibi gökten yağarsa
Başını âna tutmaktır adı aşk
(Eşrefoğlu Rûmî)
Aşkı gizlemek nedir? Ateşi yün içinde, pamuk içinde gizlemek… Sen ne kadar gizlesen o, o kadar meydana çıkar.
Aşkın sırlarını gizlemek istedikçe, o; “İşte ben buradayım.”diyerek sancak gibi başını kaldırır ve kendini gösterir.” (MEVLANA)
“Ey can! Bu aşk, yağmur gibidir; biz de yapraklar ve otlar gibiyiz! Olabilir ki, bir gün yağmur; çayır-çimene, yaprağa, ota yağar da onları yeşertir, geliştirir! ”
(Divan-ı Kebir'den)
“Aşkı anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, kendim aşka gelince, aşkı hissedince söylediklerimden utanırım.
Her ne kadar, dil ile açıklanması, anlatılması pek parlak ve aydınlatıcı da olsa, aşkın dile düşmemesi, söylenmemiş kalması ve gönülde duyulması daha parlaktır.
Her bahsi yazmakta koşup duran kalem, aşk bahsine gelince dayanamadı, ortadan yarıldı.
Akıl, aşkın şerhinde, açıklanmasında merkep gibi çamura battı kaldı. Aşkın da âşıklığın da ne olduğunu yine aşk açıkladı.” (MEVLANA)