Kültür Sanat Edebiyat Şiir

sadakat sizce ne demek, sadakat size neyi çağrıştırıyor?

sadakat terimi tarafından 05.05.2001 tarihinde eklendi

  • Necmettin Yılmaz
    Necmettin Yılmaz30.11.2012 - 23:44

    Mesafeler sevmeye engel degildir
    Be Sevgili
    Sen yeter ki SADIK OL..

  • Yitikler Sokağı
    Yitikler Sokağı02.08.2012 - 19:40

    aşk; sokağın köşesinde akortsuz bir dilenci şimdi, zırlayıp duruyor 'allah rızası için biraz sadakat'

  • Yitikler Sokağı
    Yitikler Sokağı11.11.2011 - 13:51

    sadece kendime

  • Kuyudaki Cin
    Kuyudaki Cin10.11.2011 - 14:20

    insanı insan yapan değerlerin tutkalı.

  • Eyup Gulum
    Eyup Gulum05.05.2011 - 21:30

    kalbin başkaya körelmesi... Bu yüzdendir sadakat görmeyen kalpler ölür

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind13.02.2011 - 14:36

    Sevgiliye verilen en büyük hediye ' SADAKATTİR'..

  • Bekir Şahin Duran
    Bekir Şahin Duran23.10.2010 - 14:35

    sadakat ihanettir.
    isterim ama yapmam
    yani sadık kalırken kendime ihanet ederim

  • Elvanı Seba
    Elvanı Seba03.07.2010 - 18:27

    IMAN VE SADAKAT

    İbni Abbas’tan Atâ şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (s.a.s.) Mirac’da Mescid-i Aksa’ya götürüldüğünde Allahu Teala bütün peygamberleri (as) orada topladı. Cebrail (as) ezan okudu, kamet getirdi. Ve:
    -Ya Muhammed! Geç öne bunlara namaz kıldır, dedi.
    Resulullah (s.a.s.) namazı bitirince Cebrail (as) :
    -“Senden evvel gönderdiğimiz peygamberlerden sor ki, Biz Rahmandan başka ibadet olunacak ilahlar yapmış mıyız? ” Mealindeki ayeti okudu ve:
    -“Ya Muhammed! Sor bakalım” dedi. Efendimiz de (s.a.s.) :
    -“Sormam; çünkü: şüphelenmiyorum,” buyurdu.
    İşte tevhid budur. İşte tevhid akidesi yani iman ve itikad buna denir. Ve işte sadakat ve sebat budur…

  • Elvanı Seba
    Elvanı Seba03.07.2010 - 18:25

    SAHABİDEN SADAKAT ÖRNEKLERİ

    Hz. Hubeyb Mekke’de şehit edilmek üzere iken müşriklerin kendisine:
    -“Ne dersin, Şimdi O peygamber burada olsa idi de, senin yerine O’nu öldükse idik olmaz mı idi? ”
    Tüyler ürpertici bu teklife karşı:
    -“O’nun benim yerime öldürülmesi şöyle dursun, O’nun ayağına bir diken batacaksa, O’nun yerine benim gibi binlerce Hubeyb feda olsun” demişti ve sadakatini göstermişti.
    Hz. Sa’d bin Rebi uhudda şehit olarak vefat etmek üzere iken, Allah Resulünden selam getirip halini soran sahabiye, ölüm heyecanı taşıdığı o demlerde; cemaatime git söyle:
    -“Eğer göz açıp kapayıncaya kadar nefesleri olur da bu müddet zarfında Allah Resulüne her hangi bir şey olursa ahirette iki elim yakalarındadır”
    vasiyetinde bulunuyor ve sadakatini gösteriyordu.
    Uhud da Allah Resulü (s.a.s.) ’in dişinin kırıldığını duyan bir sahabi, bir kenara çekilmiş, eline bir taş almış “Resulallah’ın dişinin kırıldığı bir dünyada ben diş taşıyamam” diyerek bütün dişlerini kırmıştı.
    …Her türlü değer ölçüsünün sarsıldığı zamanımızda, insanımızın işbu sadakat meselesine ne kadar da çok ihtiyacı var.

  • Elvanı Seba
    Elvanı Seba03.07.2010 - 18:17

    İLİM SADAKATİ

    Ahmet Şahin Hoca, herşeyin ölçülerinin maddeye endekslendiği ve değer yargılarının alt-üst olduğu günümüz dünyasında gerçek bir âlimin nasıl olması gerektiğini, bizzat yaşadığı akıllara durgunluk veren şu hâtırası ile nazarımıza arz ediyor:
    O devrin âlimlerinden Hüsrev Efendi vardı. Ben bunlar gibi insanları görünce 'Böyle insanlar daha gelmemiştir' diye düşünüyorum. Bu âlimleri zamanımızın profesörleriyle kıyaslamak bile yanlıştır.
    Hüsrev Efendi Çengelköy'de oturur, her sabah oradan yürüyerek sahile iner, vapura binip Sirkeciye gider, oradan da otobüsle Fatih'e geçerdi. Öyleden ikindiye kadar dersini okutur, aynı yoldan geri dönerdi. Bütün bu zahmetli iş karşısında çok maaş almasını beklersiniz yanılırsınız. Çünkü değil normal maaş, bir kuruş bile almazdı. Sadece üzerine düşen Hak vazifesini yerine getirmek için bunu yapardı.
    Birgün dersini anlatıyor, ama her zamankinden farklı olarak çok neşesiz ve hareketsizdir. Biz de dayanamayıp;
    - Hocam bugün çok durgunsunuz, nedir bu hâl? diye sor¬duk.
    'Yok birşey' gibilerinden birşeyler söylese de, biz çok ısrar edince söyledi:
    - Tüberküloz olan kızım bugün vefat etti. Onun cenaze işleri vardı. Sonra 'Cenaze şöyle de olsa böyle de olsa kalkacak, ama dersi aksatırsam mesul olabilirim' diye düşündüm ve buraya geldim. Geldim ama onun verdiği bir sıkıntıyla da durgunum, dedi.
    Bu ne vazife şuuru Allah aşkına! Bu ne ilim sadâkati!
    İnsanoğlu için gerçek hayat,ilim ve irfanla kabil olacağından, öğrenip öğretmeyi ihmâl edenler, hayatta dahi olsalar ölü sayılırlar. Zira, insanın yaratılışının gayesi, görüp bilmek ve öğrendiklerini başkalarına bildirmekten ibarettir. (M. FETHULLAH GÜLEN)