Kültür Sanat Edebiyat Şiir

aşk sizce ne demek, aşk size neyi çağrıştırıyor?

aşk terimi Cengiz Ekrem Teymur tarafından tarihinde eklendi

  • Ahmet Yavaş
    Ahmet Yavaş

    "1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü...
    Ziba ile Muhammed üniversite yıllarında tanışmış, uzun süren bir arkadaşlık döneminden sonra yeni evlenmiş bir çifttir...
    Muhammed, sığır ticaretiyle uğraşmakta,
    Ziba ise bir özel hastanede hemşirelik yapmaktadır.
    Bir aylık evli çift,
    balayına çıkma planları yapmaktadırlar...
    Muhammed, bütün formaliteleri yerine getirerek esine ve kendisine on beş günlük bir balayı programı hazırlar...
    Ve özel otomobilleriyle balaylarını geçirmek için Benderabbas şehrine
    hareket ederler...
    Ziba ile Muhammed yaklaşık 600 km lık bir yol katederler.
    İran devrim muhafızları Pasdar'lar kara yolu üzerinde araçları durdurarak
    kimlik kontrolü yapmaktadırlar.
    Ziba ile Muhammed'in araçlarını da
    durdururlar.
    Ziba'dan evlilik cüzdanı istenir. Ziba çantasını karıştırır, valizlerine bakınır ama evlilik cüzdanı yoktur.
    Cüzdanı evde unutmuştur.
    Muhammed yeni evli olduklarını ve balayına gittiklerini devrim muhafızlarına
    anlatmaya çalışır..
    Devrim kuralları kesindir.
    Evlilik cüzdanı olmayan kadın erkeğin yanında bulunuyor ise fahişedir. Cezalandırılmalıdır.
    Ziba ile Muhammed evli olduklarina dair yeminler eder...
    Yalvarırlar...
    Nafile, Ziba Karakola götürülüp fahişe suçundan seri mahkemeye çıkartılacaktır.
    Muhammed, "Evlerinin 600 km uzakta olduğunu müsade ederlerse karısıyla gidip evlilik cüzdanını getireceğini" söyler.
    Devrim muhafızları Ziba'yi bırakmaz.
    "Evlilik cüzdanını getir kadını götür.." denir..
    Muhammed Evlilik cüzdanlarını almak için geri döner...
    Şoke olmuştur.
    Biran evvel eve gitmeli cüzdanı getirip karısını kurtarmalıdır..
    Yollar uzadıkça
    uzar, viraja suratli giren Muhammed direksiyon hakimiyetini kaybederek
    yol kenarındaki uçuruma yuvarlanır..
    Kazadan üç-dört saat sonra,
    Muhammet ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılır..
    Muhammed yoğun bakımda ölüm ile yaşam arasında gidip gelmektedir...
    On beş gün şuursuzca yatar.
    Kendine geldiğinde ilk Ziba'yi sorar. Kabus bitmemiştir.
    Ziba canilerin elinde kalmıştır.
    "Cüzdanı götürüp karımı kurtarmalıyım..." der.
    Bu düşüncelerle hastaneden kaçar.
    Evine gider...
    Evlilik cüzdanlarını alır...
    Ziba'yı alıkoyan karakola
    gider...
    -"Ziba nerde?... Evlilik cüzdanımı getirdim. Karımı serbest bırakın."
    Buz gibi bir cevap alır....
    "-Seni bir hafta bekledik gelmeyince, kaçtığını düşündük, bu kadının fahişe olduğunu kabul ettik ve astık...."
    Ziba'nin morgdaki cesedini Muhammed'e verirler...
    (1985 yıllarında İran'da yaşanmış gerçek bir yaşam öyküsü )
    Alıntı.

  • Tamer Umut
    Tamer Umut

    Sen orada
    Ben burada
    Göçmen kuşlara mı öykündü
    Sevdamız

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu

    Onu sesinden bildim Aşk dı, ayak tıpırtılarını aynaya tuttum,
    belleğimi suya ve ateşe, gözleri nasıl da parlaktı, nasıl da siyah
    ve masum, onu sesinden bildim Aşk dı, sefih,aciz,ama yüce,
    kendini saklayamayacak kadar ketum, aşka benden daha muhtaçtı,
    ölmeye, ölesiye sevmeye.

    Hüseyin FERHAD, ŞAİR, 1954


    ÇÖKME,

    Diz çökmeden besmeleyle, nasıl anlatılır tufan,
    lal bir o kadar sağır, üstelik içimdeki ben, arkaya
    tara saçlarını, sonra ortadan ikiye ayır, mehil doldu,
    Yulug itili geriye çağır, hecin ve çakal sesiyle, uzun
    yağmurlar yağdı, Balasagunu sel aldı, bahadırlar
    kısrak yerine kendi kadınlarını sağdı, Türkistan, ama,
    eski, çekik ve kibirli gözleriyle, tarihteki yerine ağdı,
    Artık konuşma sırası ondadır, ceylan ve kurt sesiyle,
    arkaya tara saçlarını, sonra ortadan ikiye ayır.

    Hüseyin, FERHAD.

    Şirazı sor, balasagunu, yırtılışını tarihi coğrafyanın
    hadım edilmiş ruhunu, bencileyin bir ateşperestin,
    berberi değilim hayır, borcum yok arap diline,
    özenir imrenirim lakin, çöle kalam üşürenlere,
    kalbimin miadı doldu, çiçek açması yakındır,
    mavi lotus, semire, faslı baharı bile yanıltır.

    FERHAD, 54

  • Ebru Şencan
    Ebru Şencan

    Aklını
    Şüpheden
    Kudurtur

  • Mademoïselle Noïr
    Mademoïselle Noïr

    Kana susamış , vampir kılığında "Aşk "

    :))

  • Tamer Umut
    Tamer Umut

    Siyah beyaz solgun bir resmi
    Çapraz bir fişeklik gibi
    Asar da göğsüne
    Öyle tutar
    Dağ yollarını aşk

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu

    Aşk ölümden doğar, fakat, doğumumuzla birlikte biz bu ölümü terk etmişizdir, bu ölmek ve yeniden doğmaktır,
    - Kadın - der Machado - varlığn öteki yüzüdür - saf şimdi olan varlık çıkar ve kendisini ona sunar, ve ona gömülür ve onda gizlenir, yani aşk aynı zamanda hem varlığın kendini ortaya sermesi de hiçliktir. Edilgen bir kendini ortaya seriş değil, gözümüzün önünde yapılan ve bozulan bir şey. Bizim de katıldığımız, kendimiz için bir şeyler yaptığımız bir tiyatro oyunu gibi, Aşk varlığın yaratılmasıdır, ve o varlık bizim varlığımızdır, biz varlığımızı yaratırken, onu tüketir ve tüketirken onu yaratırız.

    Octavio PAZ, ŞAİR, DAHİ, 1998, ve Nobel Ödülü, 1990

    Çev.. Ömer SARUHANLIOĞLU, - Çeviri de gayet iyi, belirtiyim, teşekkürler emeğine -

    Şimdİ çocuklar Dahi nasıl oluyor, fay kırığına benziyor mu, siz tabii, kırılmayın, ama, aşk o değil, kafanı gözünü
    kırsın diye var, öyle bir yetişme, yetiştirme dönemi o da sınavın bir parçası, ve kallavi, onun çevresinde de
    kendi kozanızı öreceksiniz, ama, her üstünüze gelende, iyisini yapma iradesini göstererek, anlaşıldı mı, o beyazlar giyinmiş Osmanlı Kadını, neden yeni olmüş eşinin üzerine kapanarak hıçkırarak ağlıyordu, işte o Türk Kalitesiydi. Bir de şuna bakalım, İbn Hazm nerdeyse bin yıl önce kayda değer, İslam Filozoflarından, Allahın
    sözlerinden başkasını tanımam diye ilk dile getirenleren, Endülüste, aşk üzerine de döktürüyor, ve herkes gibi
    sizlere ömür eşine haber veriyorlar - onun ölüsünü kitapları kaldırsın - diyor, sen o kadar cambazlık yap, hepsi
    anında çöp. Öyle Aşk deyip geçme, bakmışın içinden geçer, anladın mı Osmanlı Türkü neydi. Geçmiş olsun.

  • Bulutların Esiri
    Bulutların Esiri

    Aşk kaybetmektir. Sevsen de, kavuşsan da, açılamasan da aşk kaybetmektir. Aşkı kazanan olmaz.

  • Asma Yaprağııı
    Asma Yaprağııı

    Aşk yüregin kendini patlatma meselesidir
    Yok olacagını bilse de o heyecan için yokluga razı gelmesıdır

  • Ayrılık Saati
    Ayrılık Saati

    Gönül gözleriyle bakıldığında her şeyin özünde bir ve bütün olduğunu fark etmektir. Aşk, kalbin sınırlarını aşan, ruhu yücelten ve her anı kutsayan bir yolculuktur.

  • Nazlı İnce
    Nazlı İnce

    Senin çiçeğini kopardım, ey dünya!
    Yüreğime bastırdım, dikeni battı.

  • Güliz Ardilli
    Güliz Ardilli

    Sonsuza Kadar

    Mutluyum, seviyorum, seviliyorum.
    İyi ki varsın canım sevgilim,
    Günümü, gecemi güzelleştirenim,
    Yüzümü güldürenim,
    Gönlümü fethedenim,
    Hep iyi ol, hep mutlu ol, hep yüzün gülsün.
    Ateşim, güneşim, kalbim,
    Aşkımız sonsuza kadar sürsün.

    01.05.2024 Çarşamba İstanbul 19:24
    Güliz Ardilli



    Dinlemekten keyif aldığım bu hareketli şarkı da mutluluğumun,
    neşemin bir ifadesi. :))

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan

    Oduna, ruhsuza, hödüğe, halden anlamaza aşık olmayın arkadaş, en önemli mevzu bu.!
    Öyle bir mahluğa aşık olacağınıza gidin dağa, kuşa, çiçeğe, denize, ormana aşık olun daha iyi .

  • Reha Çeviker
    Reha Çeviker

    özleyipte gurur yapmamaktır aşk, sevdikçe ona gurursuzlaşmaktır. hasretiyle yanım tutuştuğun her vakit ona varacağın zamanı düşünmektir. seneler dahi geçse onu gördüğün yerde mıh gibi her şeyin aklında kalmasıdır

  • Abdullah Artaç Arslan
    Abdullah Artaç Arslan

    aşk mı?
    köküne kibrit suyu...
    ne zaman bana denk gelse öldürüyor içimdeki çocuğu.!
    "A.A.A"

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu

    Hepsi de kederden kurtulup yöneliyorlar,
    günlük yaşayışlarına gelişen şafağında
    sesinin, oysa adın onların arasında yasak
    bana. Adın yasaklanınca bana, uzak, uzak
    o uzak bahçelerden, kıpkızıl karanfiller açtırıp,
    Mihriban derim birine, Mihriban derim sana,
    sığınıp sesinin sürekli şafağına. Ve sen bana
    gülerek - gizlice ağlayan biri var her gece
    şafağın yollarını açmak için - diye anlatsan,
    biliyorum ben gerçekte, kimdir ağlayan,
    Yani düşündüğün öluyor mu. Tam ben
    ayrılırken sendeleyip, elimi tutuyorsun...
    ne demektir bu, Ama, bilmek istiyorum
    gerçek mi değil mi, elini tuttuğum....

    Turan, Mistik

    Dillendi mi yürekte yokluğun, sen
    yer alırsın yanımda, bu sayıklamalar
    bu duyduğun, tutsak çocuklar kanımda.
    Astım kara taştan duvarlara, yeşil altın
    süslerini, hazzın lavında benimle ara,
    sonsuzdaki ak yerini.

    Turan, Mistik.

    Ahiret yurdunu kazanmaya gayret edin, ama, dünyadan da nasibinizi unutmayın. - KURAN, KENDİ.

  • Gökhan Oflazoğlu
    Gökhan Oflazoğlu

    Hepsi de kederden kurtulup yöneliyorlar,
    günlük yaşayışlarına gelişen şafağında
    sesinin, oysa adın onların arasında yasak
    bana. Adın yasaklanınca bana, uzak, uzak
    o uzak bahçelerden, kıpkızıl karanfiller açtırıp,
    Mihriban derim birine, Mihriban derim sana,
    sığınıp sesinin sürekli şafağına. Ve sen bana
    gülerek - gizlice ağlayan biri var her gece
    şafağın yollarını açmak için - diye anlatsan,
    biliyorum ben gerçekte, kimdir ağlayan,
    Yani düşündüğün öluyor mu. Tam ben
    ayrılırken sendeleyip, elimi tutuyorsun...
    ne demektir bu, Ama, bilmek istiyorum
    gerçek mi değil mi, elini tuttuğum....

    Turan, Mistik

    Dillendi mi yürekte yokluğun, sen
    yer alırsın yanımda, bu sayıklamalar
    bu duyduğun, tutsak çocuklar kanımda.
    Astım kara taştan duvarlara, yeşil altın
    süslerini, hazzın lavında benimle ara,
    sonsuzdaki ak yerini.

    Turan, Mistik.

    Ahiret yurdunu kazanmaya gayret edin, ama, dünyadan da nasibinizi unutmayın. - KURAN, KENDİ.

  • De Light
    De Light

    götür bizi buradan dedi çocuklar
    götür bu yanık meşe kokusundan
    başımıza yıkılan bu taş evlerden
    bize yasaklı yaban gülü yaylalardan
    götür dedi orman, götür dedi ırmak
    düştüm yola yorulanlar için
    düştüm yolda kalanlar için
    aradım düş dağının ardını
    yolda düşenler için

    aysız geceler geçtim
    kurumuş ırmaklar geçtim
    kendimden geçtim de gittim
    düş yolculuktur dedim gittim
    kaf dağının ardında düş aradım
    titredi içim her bir mazlum için
    aşk yolculuktur dedim de gittim

  • Hamiye Gül
    Hamiye Gül

    İlk metine katıliyorum şairem.
    İkinci metine açıklamam şudur;
    Bireysel şiir ajandadan öteye gidemez.
    Bir şiir yazıldığı an topluma mâl olmuş ve halkındır.
    Sadece şiirin yazımı, imzası şairindir,duygusu halkındır.
    Sonsuz saygı, sevgiyle şairem.

  • Ata Kızı
    Ata Kızı

    Sevgi saygı benden de size gelsin sevgili Hamiye Gül,

    Hamiye Gül; “Hasılında seçimdir ister seçer ister seçmezsin.”

    Elbette öyledir tıpkı hayat gibi, ömür seçimlerimiz doğrultusunda yol almaz mı zaten. Aşk da bunlardan biri. Hoyrattır aşk, yıpratır. Bunu psikolojik sebeplere dayandırırız, hormonlarımız sayesinde oluşan patolojik bir durum olarak açıklıyorum bu duyguyu ve kontrolü de çok zordur. Çoğu zaman pişmanlıklarla sonuçlanır. İşte bu yüzden de denetleme mekanizmamızı yani (irade) hiçbir zaman, zamana ve şansa bırakmamalıyız. Burada duygular ağar basarsa ve sadece kişi o duyguyu yaşamaya karar verirse işte bu seçimdir. Kötü bir şey mi? Burada da ahlak kavramı devreye giriyor. Bu da sorgulanabilir çoğu çevrede makul sayılan bazı yaşam tarzları, bazıları için absürt karşılanabilir. Lakin, kişisel tercihler , diğer kişiler tarafından saygıyla karşılanmalı. Yargılamadan kaçınılmalı. Yine bu ahlak anlayışını benimseyen kişilere de, bu seçimi yapanlar saygı duymalı. Bakın her kural ve seçimler nasıl birbirini bağlıyor ve nasıl birbirimizi etkiliyor değil mi? Ama her seçim sonuçta sevgiye, anlayışa, saygıya bağlanıyor.

    Yazdıklarımıza gelince; yazar dediğimiz kişi kendi duygularını anlatırken, gözlemlerini de anlatır. Yeryüzünde milyonlarca beden, milyonlarca bedel varken normal olan da her türlü duygunun ve gözlemin yazar tarafından dile getirilmesi değil midir zaten? İyi bir yazarın iyi bir gözlemci olması şarttır.
    Sevgilerimle… :)

  • Hamiye Gül
    Hamiye Gül

    Aşk iradedir aslında...
    Mükemmel tespit şairem.
    Hasılında seçimdir ister seçer ister seçmezsin.
    Ama nacizane yazınlarımız duygumuz kanısıma varılıyor ; oysaki şair halkın ortak duygusunu yazar...
    Her yazdiğımızı yaşamayız ;lakin toplumumuz genel çerreye ulaşma seviyesine henüz ulaşmamış.
    Sevgi ve saygıyla şairem.

  • Ata Kızı
    Ata Kızı

    Aşk, legal de olur illegal de olur. Yani Aşkın içinde karaktersizlik de barınır. Mesele aşk değil iradedir aslında.

  • Elif Ecrin Ergül
    Elif Ecrin Ergül

    Aşk bir karakter meselesidir. Karakteriniz bozuksa Aşk sandığınız duygu da bozuk olur.

  • Ata Kızı
    Ata Kızı

    Öz güven en büyük aşktır, ailede kazanılır. Yağmurda ıslanmayı babasından öğrenen kız çocukları pişman olacağı şemsiyeye siper etmez başını. Aşk som altın yağsın isterse.

  • Ayın Seyyahı
    Ayın Seyyahı

    Pişmanlık olduğu kanısına yaş ilerleyince fark ettim acı gerçeklerle yüzleşmek her sevene nasip olmuyor .işi arsızlığa vurup deli gibi sevmek diyesim var ama dedim ya pişmanlık..

  • Farzet Ki Sen Yoksun
    Farzet Ki Sen Yoksun

    Sevmek için “yürek”
    Sürdürmek için “emek” gerek.
    Sevgi ne boğazda, ne mum ışığında yemek yemek, ne de pahalı bir pırlanta demek.
    Sevgi; bir lokmada iki mutlu insan demek.

    Nazım Hikmet

  • Metin Bozbaş
    Metin Bozbaş

    Varlığı ile öldürür , yokluğu ile öldürür
    Aşk bu cihanın en sevimli zehiridir

  • Selda Muhcu
    Selda Muhcu

    aşk iyidir

  • Vezir Pehlevan
    Vezir Pehlevan


    ------Kalbin, düşünebilme ve fikir üretebilme özelliği yoktur. Kalp, kan dolaşımını sağlar.
    Ve natriüretik-peptif salgılama gibi işlevleri haricinde başka bir işlevi yoktur. Bu yüzden
    Kalbin kapakları ve ya tam kendisini yapay olarak değiştirmek mümkündür. İnanç Tüc-
    carları ve kuantumcu sahtekârlar Kalbin duygulardan sorumlu ve bağımsız düşünebilen
    organ olduğu yalanını Halkın içerisin de fısıldayıp durmuşlardır. Günümüz de fetbaz
    sahtekârların yalanları sürüp gitmektedir.
    ------Ayrıca bunu Din ve mezhep adına yapanlar Sübhaneke duasının anlamını bile
    bilmeyenlerdir. Osmanlı geleneğinde Vatandaş kavramı yoktu. Bütün Vatandaşlar
    Padişahın Kullarıydı. Kullar Yaradandan çok Hünkâr ve Dinden korkarlardı. Bu durum
    Payıtahtın işine gelmekteydi. Din ve Mezhepsel korkularla bir çeşit kölelik sistemi
    oluşturmuşlardı. Dönemin Şeyhülislam-ı Devlet-ü Aliyye'nin Zülfükârıydı. Kanuni Sultan
    Süleyman, şehzade Mustafa'yı Şeyhülislam fetvasıyla idam etmiştir.
    ------Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyeti kurunca, beraberinde Hilafeti de kaldırmıştır.
    Laiklik ilkesiyle Din ve Devlet işlerini ayırmıştır. Yüce Türk ulusu kul ve kölelikten
    Vatandaşlığa terfi etmiştir. 1923 ile 1955 yılları arası Ülkemizde Din ve Mezhepler
    usulune uygun icralarına devam etmiştir. Ancak 1955 ten sonra iyice güçlenen Menderes
    Hükümeti seçim kürsülerinde Dini siyasete alet etmiştir. Ve-ve-ve halada devam etmek-
    tedir. Son zamanlarda Siyaset okul ve Cami kürsülerinde yapılır olmuştur...VESSELAM.

  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    kurana göre insan, kalbiyle düşünür, öyle mi...

    yazıklar olsun, yapılır mı bu koskoca bir ümmete, bunca nesle nasıl kıydınız... aklımızı yele verdirdiniz ulema sıfatlarınız altında...

    kalp ile akledilmez, kulak ve gözlerin asistanlığında kalple "düşünülür"... hasılı, müslüman, "pratik" akılla düşünmek zorundadır ve yaptıklarının ya da yapmadıklarının sonuçlarını, iyiyi kötüden temyiz etmeyi\ayıklamayı... işittikleri ve gördüklerinin yardımıyla kalbiyle idrak eden insandır...

    teorik akılla debelenip durmaz... netice; kuranı bir "bilim" kitabı olarak algılatma gayretkeşlikleri, bizi allaha yaklaştıramaz... allaha yaklaşmanın aşktan başka yolu, aramızda kalsın ama; yoktur...

    aşktır evet, allahı kula "bildirecek"... dücane mealine "küçük" bir katkı...

    hay\dan gelenin, hû\ya gitmekten başka hiç bir şeçeneği yoktur ve bu yolda kula "burak" olacak olan aştır... o da sitretul muntehaya kadar... ondan sonraki verayı bilmeyi ise; sadece sevgilisine verdi... du yu andırsssten'd mi... ;)

    kendini tanıyan, rabbini tanır; bilir değil, vesselam... bilmek sadece o\na mahsus... cümleten hayırlı sabahlar...