Aşk, ah aşk! ne de özlem duyulan bişiidir o. Hala çok eşli cinsel devinimlerinden sıyrılamamış insanlar pek de anlayamasalar da bu kavramı, bence özün yüzüdür o. Ruhun, kişiliğin, kendini farkedişin tüm güzelliklerini, tüm en değerlilerini sevgiliye armağan ediştir. Ama sadece sevgiliye, bugün sana yarın ona değil. Bir türlü yollarımızı birleştiremedik -aşk- denilen o yürüyüş ile yollarımızı, bir türlü içine düşemedim o kuyunun, bir türlü o fırtınaları estiremedim. Dediğim gibi aşk bir özlemdir hem de bir bedenin, bir karşı cinsin, sevginin, elele tutunmanın değil sadece yüreğinin, aklının, varoluşunun algılayabildiği, hatta belki de sınırlarıyla bile henüz tanışmamış olduğun tüm çılgınlıklarının en özel '-EN -' leridir aşk. En güzel haykırışlar, en özel sevişmeler, en anlamsız bakışlarıdır kişinin hayata kendinden geçmişcesine. Aşk yaratabileceğin en somut soyutlanmadır hayattan, sevgiliye akarken.... aşk var ya aşk ahhhh ah :)
Başkaları için gayet sıradan olan bir insanla karşılaşınca, onun 'aslında' sıradışı olduğuna 'karar veren' sensin.
Onunla beraberken yüreği delice hareketlenen ve sırtından aşağı derin ürpermeler geçirerek aşka doğru 'yola çıkan' sensin.
Onu hayatının içine almak isteğinin ateşli 'sıtma nöbetlerine' yakalanıp yine de 'şikayet etmeyen' sensin.
O insanda herkesten 'farklı' güzellikler bularak, son derece özel birsi olduğuna 'inanan' sensin.
Onun sesinin, yüzünün ve bedeninin mıknatısına değdiğinde 'kendini bırakan' sensin.
Elin ona değdiğinde ve dudağın dudağıyla buluştuğunda, yaşamın anlamının tümden değiştiğini 'düşünen' sensin.
Teninin 'kuytu' yerleri onun tenine açıldığında, yeryüzünde cenneti bulmuş gibi 'mutlu olan' sensin.
Onun yüzünü, ellerini, tenini hayranlıkla seyredip 'beynine yerleştiren' sensin.
Belki de her yerde duyabileceğin fikirler onun ağzından çıkınca içinde 'keramet' bulan ve bir dergahın çilekeşi gibi acı çeksen bile sevgiliye 'mürit olan' sensin.
Herkesin kullandığı bildik kelimeleri o söyleyince içinden 'şifa' damıtarak sonsuz 'etkilenen' sensin.
Onun geçmiş zaman anlatımlarında, gelecek yıllara ait yorumlarında, ve gündelik olaylara bakışında sanki ''hiç yazılmamış'' bilgiler duyuyormuş gibi dinleyen ve 'önemseyen'' sensin.
Onun yaptığı esprilerde zeka kıvılcımları sezen, yaşadıklarında 'olağanüstü hal' gören, inançlarında 'inanılmaz enerjiler bulan' sensin.
Onun deli öfkesinin içinde alıngan bir sevgi, kırıcı hallerinin altında şiddetli bir tutku, ihmal edişlerinin arkasında ilişkinize dair gizli kaygılar olduğunu 'keşfeden' sensin.
Fazla tekdüze ve geleneksel yaşamasını 'sadelik', kural tanımaz bohem serseriliğini ise 'aydın olmanın sorunu' diye tanımlayan sensin.
Evet sevgiliye duyulan aşkın ve karşı konulamaz isteğin 'yaratıcısı' bizzat kendimiziz. Aşk bizi bulmaz, insanın gönül kanalları aşık olmaya doğru açıldığında kendimiz 'buluruz'. Aşkı hayaller içinde biz 'dölleriz', sancılar içinde biz 'doğururuz', fedakarlıklar içinde biz bakıp besleriz ve ruhumuzu vererek 'büyütürüz'. Aşkı yaratan da yok eden de bizim yüreğimizdir, bizim beynimizdir, bizim dünyaya bakışımızdır. 'Karşıdakinin' değil.
Berrak denizin dalgası sık sık soluyorsa Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk Bağlarda Mayıs akşamı renk renk oluyorsa Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk
Dilberleri cennetteki yıldız gibi parlak Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk Kızlar görünen canlı bulutlar kadar oynak Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk
Şen türkülerin verdiği zevk izleri mutlak Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk Oğlak güden özgür çoban özler yeşil otlak Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk
Erken gelin olmuşsa utangaç küçücuk kız Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk Geç kalmış öpüşten kimi yanlış kimi haksız Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk
Aslen ana bağrında vatan sevgisi varken Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk Kardeş, baba, hep aile kan sevgisi varken Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk
Mehmet Baki aşktan yerinen kimseye söyle Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk Aşk, sevgi, gönül, kalp denilen şey nedir öyle? Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk
Asude = rahat ve sakin Şuh = neş’eli ve oynak Eğreti = muvakkat
Sen ağaçların aptalı Ben insanların Seni kandırır havalar Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün Düşünmeden gelecek karakış.. Açarsın çiçeklerini..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü... Bir güler yüz bir tatlı söz.. Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel Beni karasevda Hemde bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza Kos desinler bize şaşkın Sonu gelmesede hiç bir aşkın Açalım yinede çiçeklerimizi Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini Nasıl açıyorsam yüreğimi Belki bu kez kış olmaz Bakarsın sevdan düş olmaz Nasıl vermişsem kendimi son sevdama Vur kendini sen de bu güzel havaya
aşk için yazılanlar ne kadar içten ve etkileyici... insanlar en çok bu mevzuda samimiler anlaşılan, çünkü aşkın dini, ideolojisi, kavgası, yalanı olmuyor... kimse kimseyle tartışmak zorunda değil, bir şeyleri diğerine kabul ettirme, karşışındakini mat etme derdini taşımıyor... aşkı çeken biliyor.....
aşk çaresizlikti benim anılarımda, kelime anlamı başka ne olabilir ki. mutluluğa olan koşuda çaresizce yerde buluvermek kendini, umursamak, değer vermek; acı çekmek için bütün gereksinim tamamlanmış durumda, bundan sonrasıysa zaman meselesi...
Aşk, meleğin kanadıdır, aşk evliyanın kalbidir, Aşk Allahtan gelen peygamber, aşk Allahın kelamıdır. Aşkın sarhoşluğu çiçeklerin yüzünü parlatıyor, Aşk, ilk şaraptır, aşk kıymetli bardaktır, Aşk, ibadetgahın muhafızıdır, Aşk, orduların reisidir, Aşk, eski yolcudur, binlerce mezilden yorulmaz.
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Hayır sanmayın ki beni unuttular Hala arasıra mektupları gelir Gerçek değildiler birer umuttular Eski bir şarkı belki bir şiir
Aşkın felsefesi, psikolojisi, zamansal geçişleri, tarifleri bir tarafa kadın erkek boyutunda ele alırsak yalın olarak, görünenler;
Galıba gerçekte aşık olan kadın, aşık olan erkekten bitiriş, dönüş ve yeni başlangış açısından daha çabuk kararlar alan, duygusallık boyutunu belki fırtanalı yaşanyan ama çabuk geçen taraf gibi.
Diger taraftan yine gerçekçi, gerçek aşk.ilişkisi açısından kadın düz düşünen, nokta atışlarında saplantılı kalan taraf gibi.
Ve kadında serbest zeka kadar kötü bir şey olamaz. Keşke duyğuları da serbest olsa ;))
Nedeni önemli olmayıp, iki kişi arasında başlayan daha sonra duruma göre evlendirme memuru, boşanma avukatı, çocuk, anne, baba ve tekel bayiilerinin katıldığı garip tanrısal bir oyundur.
aşk sevgilini koluna takıp onunla şehirde parklarda ya da barlarda gezmekte değildir, aşk kalbini kalbiyle kırlara rahatça kimseden çekinmeden salabilmektir! ! !
Şekspirin bir eserinde geçer.
Ben sana ne yaptım ve işte cevap
'sen benim uykularımı kaçırdın ofelya'
aşk budur işte sevdiği için sabahı gözetmektir.
Aşk,
ah aşk! ne de özlem duyulan bişiidir o. Hala çok eşli cinsel devinimlerinden sıyrılamamış insanlar pek de anlayamasalar da bu kavramı, bence özün yüzüdür o. Ruhun, kişiliğin, kendini farkedişin tüm güzelliklerini, tüm en değerlilerini sevgiliye armağan ediştir. Ama sadece sevgiliye, bugün sana yarın ona değil. Bir türlü yollarımızı birleştiremedik -aşk- denilen o yürüyüş ile yollarımızı, bir türlü içine düşemedim o kuyunun, bir türlü o fırtınaları estiremedim. Dediğim gibi aşk bir özlemdir hem de bir bedenin, bir karşı cinsin, sevginin, elele tutunmanın değil sadece yüreğinin, aklının, varoluşunun algılayabildiği, hatta belki de sınırlarıyla bile henüz tanışmamış olduğun tüm çılgınlıklarının en özel '-EN -' leridir aşk. En güzel haykırışlar, en özel sevişmeler, en anlamsız bakışlarıdır kişinin hayata kendinden geçmişcesine. Aşk yaratabileceğin en somut soyutlanmadır hayattan, sevgiliye akarken.... aşk var ya aşk ahhhh ah :)
Aşk sevildiğinin farkında olarak, sevgiyi ve hayatı paylaşmaktır.Her insan aşık olabilir ama her insan sevmeyi beceremez.
Aşk paylaşamıyacağın bir şeyden vazgeçmektir.
Bir de şıpsevdi kağıtlarında yazan şeyler aşk değil :)
AŞK 'SENSİN'
Başkaları için gayet sıradan olan bir insanla
karşılaşınca, onun 'aslında' sıradışı olduğuna 'karar
veren' sensin.
Onunla beraberken yüreği delice hareketlenen ve
sırtından aşağı derin ürpermeler geçirerek aşka doğru
'yola çıkan' sensin.
Onu hayatının içine almak isteğinin ateşli 'sıtma
nöbetlerine' yakalanıp yine de 'şikayet etmeyen'
sensin.
O insanda herkesten 'farklı' güzellikler bularak, son
derece özel birsi olduğuna 'inanan' sensin.
Onun sesinin, yüzünün ve bedeninin mıknatısına
değdiğinde 'kendini bırakan' sensin.
Elin ona değdiğinde ve dudağın dudağıyla buluştuğunda,
yaşamın anlamının tümden değiştiğini 'düşünen' sensin.
Teninin 'kuytu' yerleri onun tenine açıldığında,
yeryüzünde cenneti bulmuş gibi 'mutlu olan' sensin.
Onun yüzünü, ellerini, tenini hayranlıkla seyredip
'beynine yerleştiren' sensin.
Belki de her yerde duyabileceğin fikirler onun
ağzından çıkınca içinde 'keramet' bulan ve bir
dergahın çilekeşi gibi acı çeksen bile sevgiliye
'mürit olan' sensin.
Herkesin kullandığı bildik kelimeleri o söyleyince
içinden 'şifa' damıtarak sonsuz 'etkilenen' sensin.
Onun geçmiş zaman anlatımlarında, gelecek yıllara ait
yorumlarında, ve gündelik olaylara bakışında sanki
''hiç yazılmamış'' bilgiler duyuyormuş gibi dinleyen
ve 'önemseyen'' sensin.
Onun yaptığı esprilerde zeka kıvılcımları sezen,
yaşadıklarında 'olağanüstü hal' gören, inançlarında
'inanılmaz enerjiler bulan' sensin.
Onun deli öfkesinin içinde alıngan bir sevgi, kırıcı
hallerinin altında şiddetli bir tutku, ihmal
edişlerinin arkasında ilişkinize dair gizli kaygılar
olduğunu 'keşfeden' sensin.
Fazla tekdüze ve geleneksel yaşamasını 'sadelik',
kural tanımaz bohem serseriliğini ise 'aydın olmanın
sorunu' diye tanımlayan sensin.
Evet sevgiliye duyulan aşkın ve karşı konulamaz
isteğin 'yaratıcısı' bizzat kendimiziz. Aşk bizi
bulmaz, insanın gönül kanalları aşık olmaya doğru
açıldığında kendimiz 'buluruz'. Aşkı hayaller içinde
biz 'dölleriz', sancılar içinde biz 'doğururuz',
fedakarlıklar içinde biz bakıp besleriz ve ruhumuzu
vererek 'büyütürüz'. Aşkı yaratan da yok eden de
bizim yüreğimizdir, bizim beynimizdir, bizim dünyaya
bakışımızdır. 'Karşıdakinin' değil.
-Anonim-
aşk insanın kendi kendisini sevmesidir bence....
Aşk
Berrak denizin dalgası sık sık soluyorsa
Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk
Bağlarda Mayıs akşamı renk renk oluyorsa
Asude bahar mevsiminin şuh sesidir. Aşk
Dilberleri cennetteki yıldız gibi parlak
Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk
Kızlar görünen canlı bulutlar kadar oynak
Göklerde yüzen bir meleğin cilvesidir. Aşk
Şen türkülerin verdiği zevk izleri mutlak
Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk
Oğlak güden özgür çoban özler yeşil otlak
Köy şairinin duyduğu saz nağmesidir. Aşk
Erken gelin olmuşsa utangaç küçücuk kız
Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk
Geç kalmış öpüşten kimi yanlış kimi haksız
Bir sevgilinin verdiği ilk busesidir. Aşk
Aslen ana bağrında vatan sevgisi varken
Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk
Kardeş, baba, hep aile kan sevgisi varken
Rağbette olan sevgilerin meyvesidir. Aşk
Mehmet Baki aşktan yerinen kimseye söyle
Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk
Aşk, sevgi, gönül, kalp denilen şey nedir öyle?
Sonsuz feleğin eğreti bir neş’esidir. Aşk
Asude = rahat ve sakin Şuh = neş’eli ve oynak
Eğreti = muvakkat
Mefulu Mefailu Mefailu Faulun
/ /.. / /.. / /.. / /
Mehmet Fatin Baki
[email protected]
Bana Aşk'ın resmini çizebilirmisiniz ?
Hadi bakalım buyrun burdan yakın...
aşk odur ki sonradan hiçbirşeye üzülmez insan!
Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar
Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış..
Açarsın çiçeklerini..
Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz..
Açarım yüreğimi hemen
Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hemde bilerek kandırıldığımızı
Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Kos desinler bize şaşkın
Sonu gelmesede hiç bir aşkın
Açalım yinede çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım
Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya
çok güzel bieşy :)) herkes aşık olur dimii
ne gül
ne yarın!
gül,
küle karılmış günlerin tortusunda
yarın,
vurulmuş yatıyor bugünün avlusunda
sakla yamalarını kalbim…
insanlar büyüdükçe günler kısalır
günlerimiz gibi aşklarımız da
yittikleri duraklarda kalırlar
sakla yamalarını kalbim…
kendini bıçak gibi ışıyan yeni güne bağışla
yürü, arkana bakma, ama umursa
bazen anılara en çok yakışan elbise
birkaç damla gözyaşıdır unutma…
_________________ gece ye____________
'aşk hiç pişmanlık duymamaktır'
Biz insanlarin cok az bir bölümünün yasaya bilmeyi basardigi kutsal bir duygudur..........
aşk için yazılanlar ne kadar içten ve etkileyici... insanlar en çok bu mevzuda samimiler anlaşılan, çünkü aşkın dini, ideolojisi, kavgası, yalanı olmuyor... kimse kimseyle tartışmak zorunda değil, bir şeyleri diğerine kabul ettirme, karşışındakini mat etme derdini taşımıyor...
aşkı çeken biliyor.....
aşk yaşadıkça öldüren, öldükçe yaşatan bitimsiz bir şarkı, kelimelerin ifade edemediği duygu, ömür boyunca peşinden koşturulan hayal
aşk çaresizlikti benim anılarımda, kelime anlamı başka ne olabilir ki. mutluluğa olan koşuda çaresizce yerde buluvermek kendini, umursamak, değer vermek; acı çekmek için bütün gereksinim tamamlanmış durumda, bundan sonrasıysa zaman meselesi...
Aşk, zamansızlığın bünyedeki tahribatının zehir yada panzehiri derim.
İşte gidiyorum çeşmi siyahım
Önümüze dağlar sıralansa da
Sermayem derdimdir servetim ahım
Karardıkça bahtım karalansa da
Hayli dolaşayım yüce dağlarda
Dost beni bıraktı ah ile zarda
Ötmek istiyorum viran bağlarda
Ayağıma cennet kiralansa da
Bağladım canımı zülfün teline
Sen beni bıraktın elin diline
Güldün Mahzuni'nin berbat haline
Mervan'ın elinde parelense de
--- yiğit hemşehrim mahzuni şerif.in--
Biliyorsunuzdur Üstadın deyişini aslında... tekrar etmekte ne sakınca var?
'Aşk imiş her ne var âlemde
İlm bir kıyl ü kaal imiş ancak'
Aşk, meleğin kanadıdır, aşk evliyanın kalbidir,
Aşk Allahtan gelen peygamber, aşk Allahın kelamıdır.
Aşkın sarhoşluğu çiçeklerin yüzünü parlatıyor,
Aşk, ilk şaraptır, aşk kıymetli bardaktır,
Aşk, ibadetgahın muhafızıdır,
Aşk, orduların reisidir,
Aşk, eski yolcudur, binlerce mezilden yorulmaz.
Ask, unutulmus bir sanat gibi,
agirbasli bir cileyle ogreniliyor simdi...
Ne kadınlar gördüm zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Aşkın felsefesi, psikolojisi, zamansal geçişleri, tarifleri bir tarafa kadın erkek boyutunda ele alırsak yalın olarak, görünenler;
Galıba gerçekte aşık olan kadın, aşık olan erkekten bitiriş, dönüş ve yeni başlangış açısından daha çabuk kararlar alan, duygusallık boyutunu belki fırtanalı yaşanyan ama çabuk geçen taraf gibi.
Diger taraftan yine gerçekçi, gerçek aşk.ilişkisi açısından kadın düz düşünen, nokta atışlarında saplantılı kalan taraf gibi.
Ve kadında serbest zeka kadar kötü bir şey olamaz. Keşke duyğuları da serbest olsa ;))
Sadece bir iki fikir işte.......
Mezarı görmeden öteye gitmek herhalde.
(Hoş o yangınla cehennemden de bir şey anlaşılmaz ama)
Ben hür bir kulum, aşk benim imanımdır,
Aşk benim imanımdır, akıl benim gulamımdır.
yapmayın....
aşk tüm sıkıntılarına ve tariflerine rağmen insana dair insanca bir şey değilmidir. şiirdeki gibi......
seni benim kadar sevecek olan
başını taşlarda çürütmelidir
yarasına dikenleri sarmalı
kalbinde dağları yürütmelidir
gözleri her sabah başka bir çeşme
her akşam krater, her gece duman
gökleri günboyu alevlenirken
boynunda bir kement olmalı zaman
yollar düğüm düğüm boğmalı onu
ızdırap sızmalı baktığı yerden
kaplan tutuşmalı, kurt inlemeli
saçından bir teli yaktığı yerden
sana benim kadar tutulmak demek
vurulmak demektir kartallar gibi
tâcını, tahtını kaybetse bile
gülümseyebilmek krallar gibi
seni benim kadar sevecek olan
ruhunu kapından kovabilir mi
seni benim kadar sevemeyenler
seni benden fazla sevebilir mi
Nedeni önemli olmayıp, iki kişi arasında başlayan daha sonra duruma göre evlendirme memuru, boşanma avukatı, çocuk, anne, baba ve tekel bayiilerinin katıldığı garip tanrısal bir oyundur.
ancak gerçekçi olmak gerekirse Ask, cinsel birlesmeyle baslar, orgazm ile sona erer. Gerisi hikaye, laf kalabaligi....
aşk sevgilini koluna takıp onunla şehirde parklarda ya da barlarda gezmekte değildir, aşk kalbini kalbiyle kırlara rahatça kimseden çekinmeden salabilmektir! ! !