Kültür Sanat Edebiyat Şiir

sait faik abasıyanık sizce ne demek, sait faik abasıyanık size neyi çağrıştırıyor?

sait faik abasıyanık terimi Oğuzhan Keskin tarafından 06.04.2003 tarihinde eklendi

  • İrem Başar
    İrem Başar 14.08.2017 - 23:41


    bana su, bana ekmek, bana zehir;
    bana tad, bana uyku
    gibi gelen çirkin kızım.
    sensiz edemem!

  • Melisa Doğan
    Melisa Doğan 06.02.2014 - 23:06

    'Edebi eserler insanı yeni ve mesut, başka iyi ve güzel bir dünyaya götürmeye yardım etmiyorlarsa neye yarar? ' diyen Sait Faik, eserlerinde daha da fazlasını yapıyor ve insanlara sevgi dolu bir dünya sunuyor. Sait Faik öykülerinin bunca sevilmesi onun insanı olduğu kadar, doğayı, hayvanı, denizi,çiçeği, böceği kısaca yaratılan her şeyi sevmesinden ve bu sevgisini öykülerinde nakış gibi işlemesinden değil midir?

    Saf, katıksız,arı,duru bir sevgidir bu. İçten, pazarlıksız,koşulsuz... 'Her şeyin fakir elbiseleri gibi lime lime,nem almış sıvalar gibi parça parça döküldüğü zaman yalnız sen varsın insan. Yalnız sen varsın! (...) Hiçbir şey seni sevmekten beni alıkoyamaz.'

    İnsan onun için bir öykü malzemesi değildir sadece: 'Baktım durdum insanların yüzüne. Hani, hikaye yazmak, onlara dair düşünmek için sanma. Sevmek için! '
    Diyor da bir türlü sevdiremiyor kendini insanlara...

  • Feride Turan
    Feride Turan 06.09.2011 - 14:46

    “BİR İNSANI SEVMEKLE BAŞLAR HER ŞEY”

    Küçük bir adımla başlar büyük yolculuklar ve sadece bir insanı sevmek bütün insanları sevmek için büyük bir adımdır aslında. Sevmek yetenektir ve bu yeteneği geliştirmek tek bir insanı sevmekle başlar.

    Sait Faik “Bir insanı sevmekle başlar her şey.” diyerek insanı hikâyelerinin merkezine oturtmuştur. Hem de her an, her yerde görebileceğimiz insanları… Sait Faik’in gözlem gücü, ayrıntılardaki estetiği yakalaması ve dilinin sadeliği onu Cumhuriyet’in akla ilk gelen yazarlarından biri yapıyor.

    Sait Faik’i okumadıysanız hikâye okumuş sayılmazsınız. Bir bildiğimiz var…

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 03.09.2009 - 13:12

    Bir bahar günü Sait Faik,Oktay Akbal boğaz turuna çıkarlar.Yanaştıkları her iskelede,takılır Oktay Akbal’a Sait Faik!
    “Şu iskeleyi anlatmak gerekirse neresinden başlarsın Şöyle bakalım?
    Oktay Akbal duvardaki Mustafa Kemal ve İran şahının renkli resimlerine bakar”bu resimleri belirtirdim der öykümde” Sait Faik’e
    Kızar bu yanıta Faik! “Ulan o kenarda tek başına oturan ihtiyar sakallı var ya? Asıl öykü o be?
    Gerçekten denize doğru,bir küçük ihtiyar oturmuş,yalnız,sıkıntılı.Vapura değil,denize değil,Kahvehanenin önünden akan pis suya bakıyordur!

  • Beste Negâr
    Beste Negâr 04.03.2009 - 21:35

    Bir insanı sevmekle başlar her şey... yalın bir insan duygusu.. şiirsellik ve imgelem.. kırgınlıklar, acılar ve umut.. Sonsuz bir deniz tasavvuru… balıkçılar ve özellikle de rumlar… bir çıkıp bir kaybolan hayali kahramanlar… bir uçtan bir uca İstanbul.. Sait Faik zengin bir dünya sunmuştur insanlara Burgaz adadaki köşkten bakarak insanın hikayesini anlatmıştır… türk öykü yazarlığının bu yenilikçi ismi bir ara ticarete bulaşırsa da yapamaz, işinin yalnızca yazmak olduğuna karar verir…


    “Söz vermiştim kendi kendime: Yazı bile yazmayacaktım. Yazı yazmak da bir hırstan başka ne idi? Burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim; hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye kağıt kalem aldım. Oturdum. Adanın tenha yolarında gezinirken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. Kalemi yonttum.. Yonttuktan sonra tuttum öptüm. Yazmasam deli olacaktım.”

  • Tuğçe Balaban
    Tuğçe Balaban 02.02.2009 - 21:07

    çoçukluğumda beyaz saçlarıyla kendisini dedem yerine koyup kitaplarıyla onun şehirlerinde yaşayabildiğim ğüsel insan

  • Hasan Yıldırımlı
    Hasan Yıldırımlı 24.12.2007 - 22:15

    Hayran olunacak insan Türkiye edebiyat tarihinin 5 parmagından biridir Sait Faik...

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 16.10.2007 - 15:57

    'O, tam seksen yaşında bir adamdır. Kimseye fena muamele etmemiştir. Ömrünü balık ağı ile örmüştür. O, denizden yiyeceğini çıkarmıştır. İki gün balığa çıkmasa aç kalır ama yetmiş senedir her gün balığa çıkar. Her gün tuttuğu balık, yarının ekmeğine yetişecek kadardır. O, öylece bir hazine bulmuştur ki, o defineden her gün aldığı şey o kadardır.

    Bu kadar almak da kimsenin hakkını yememektir.'

    Yazar: Sait Faik.
    Kitap: Lüzumsuz Adam.

  • Gül Solmaz
    Gül Solmaz 12.07.2007 - 23:58

    ismini gördükçe ''saaait faaaik abasıyanıııık'' diye tempo tutasım geliyor

  • Nadir Gür
    Nadir Gür 12.07.2007 - 23:12

    Edebiyat bölümünü bana sevdiren ve seçtiren kişidir. Sadri Ertem ekolü çevresinde Memduh Şevket Esendal ile birlikte yetişen fakat tamamiyle çevresinden etkilenmeden kendine göre bir bir üslup belirleyen Sait Faik, siroz hastalığını ve az bir ömrü kalacağını öğrenmesinden sonra halka karışıp onların iç dünyalarını, panoramik bir çerçevede kaleme almayı başarabilmiş ender insanlardan biridir. Nur içinde yatsın...

  • Hakan Akbulak
    Hakan Akbulak 26.11.2006 - 19:06

    'Küçük şeyleri hayal etmemeliyiz.Büyük hayaller kuralım sevgilim.Ben şimdi böyle yapıyorum.Tertemiz bir şehirde,asfalt caddelerüstünde,dibinden metrolar geçen,üstünden kolosal otobüsler uçan,muazzam,eğlenceli bir şehirde seninle yaşamak istiyorum.Yazılarım bize yaşamak için lâzım olanı getiriyor.Büyük kahvelerde çay içiyor,temiz lokantalarda kolalı peşkirlerle yemek yiyor,l^tif rahiyalı şaraplar içiyor,tertemiz bir yatakta seni kollarımın arasına alıyor sana -bütün mesut şehir uyudu,uyuyalım sevgilim- diyorum.Sabahleyin bitlilerle dolu,kimsenin kimseye hürmet etmediği,kimsenin kimseyi hürmete lâyık bulmadığı,istismar edenin,çalanın zengin ve bahtiyar olduğu esnafının azgın,zengininin deli,haris,egoist,gaddar fakirinin kayıtsız,sersem olduğu bir şehirde,işin kötüsü sensiz,oldukça kirli bir yatakta uyanıyorum.Ama sevgilim olacak,büyük hayaller kuruyorum! '

    Oktay Akbal'ın dediği gibi,Sait Faik'in öykülerini okumamış olmak,büyük bir mutluluğu tadmamış,duymamış olmaktır.Onun öykülerini okursanız,yaşamayı seversiniz.Bir anlam,bir sevinç,bir gizli hüzün,bir yalnızlık duyarsınız.Hepsini birden yaşarsınız,yaşam duygularının.
    Acırım Sait Faik'in tadına varamayanlara!

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 16.10.2006 - 06:32

    'SIKI DUR

    On yıl var çıkmadım Beyoğlu'na.
    Bugün çıkıyorum Sait Faik'le buluşmaya.
    Sıkı dur, yürek!
    Yaralı kuş! '

    A. Kadir

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 24.09.2006 - 07:58

    Bir arkadaşımız aynı alıntıyı yapmış ama ben bir kez daha söylemeden geçemeyeceğim. Sait Faik'in 'Haritada Bir Nokta' öyküsünden:

    'Yazmasam deli olacaktım.'

  • Saliha Yadigar
    Saliha Yadigar 28.08.2006 - 21:01

    Ne diyeyim? Duygularımın tercümanı. Kendisini mi anlatıyor, başkalarını mı, belli değil. Öykü dediğin böyle bir şeydir.

  • Mathilda Loren
    Mathilda Loren 10.08.2006 - 02:27

    Orhan Veli ile arkadaşları şiirin biçimini yenileştirirken aynı yıllarda Sait Faik'de ses,sessiz sedasız hikayenin biçimini yenileştirmiştir.Yıllar sonra Havada Bulut'ta şöyle diyecektir ' Güya muharririm ya sevgilim,benim yazılarımın hiç biri hikaye değiL,röportaj değiL,nedir bende bilmem'
    Sait faik kendinden önce gelen hiç bir hikayecimizden yararlanmadan gerçekleştirmiştir Hikayecilikteki yerini....

  • Meral Dağkıran
    Meral Dağkıran 26.03.2006 - 13:18

    Söz vermiştim kendi kendime:Yazı bile yazmayacaktım.
    Yazı yazmak da, bir hırstan başka ne idi?
    Burada, namuslu insanların arasında sakin, ölümü bekleyecektim;
    hırs, hiddet neme gerekti? Yapamadım. Koştum tütüncüye, kalem, kağıt aldım.Oturdum.
    Adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak
    için cebimde taşıdığım çakımı çıkarttım. Kalemi yontuktan sonra tuttum öptüm.
    YAZMAZSAM DELI OLACAKTIM...
    Sait Faik Abasıyanık

  • Gunes Demirci
    Gunes Demirci 24.03.2006 - 21:16

    denızı

  • Gizem Duman
    Gizem Duman 28.11.2005 - 15:45

    inanılmaz halkulade şahane süper TEK
    belki bi gün seni gibi yazmaya çalışabiliriimmm

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 20.06.2005 - 19:31

    yalın

  • İrem
    İrem 02.02.2005 - 19:55

    Gözlerimin içine bakan bir köpek; az konuşan hareketleri ağır, elleri çabuk abalar giymiş bir balıkçı,yırtık bir muşambalar beraber küpeşte tahtaları kararmış,boyası atmış ağır ve kaba bir sandalı peşini bırakmayan bir kuş,ağ balık,pu, sahilde harikulade güzel çocuklar namuslu kulübeler kırlangıç ve dülger balığı haşlaması kereviz kokusu buğusu tüten kara bir tencere ufukarı dar sisli bir deniz...
    Sait Faik ABASIYANIK

  • Ayca Şen
    Ayca Şen 16.01.2005 - 14:17

    deniz kokusu..

  • Sait Diyapoğlu
    Sait Diyapoğlu 03.05.2004 - 18:39

    ece ayhan yönetmen fellini ve amarcord için 'dipte bir şair' der... sait faik de 'dipte şair'dir benim için.. 'harita üzerinde bir nokta' öyküsünü hayatımın anlamını bulmuşçasına kendime ait bulmuştum... 'yazmazsam, deli olacaktım' diye bitirir öyküyü sait faik... ismi bile deniz, balıklar, rakı ve burgazada kokuyor... nevzat yalçın ölümünden sonra şu muhteşem şeyleri yazar: 'sana oktay rifat'ın orhan veli'ye teklif ettiği şeyi rahatça teklif edebilirim: al benim ciğerimi kullan, yüreğimi tak, bunda hilafım varsa namussuzum. ağlıyorum sait...'

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 07.04.2003 - 03:08

    hişt hişt

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 07.04.2003 - 03:07

    O ve Ben

    Sana koşuyorum bir vapurun içinden
    Ölmemek, delirmemek için...
    Yaşamak; bütün adetlerden uzak
    Yaşamak...
    Hayır değil, değil sıcak:
    Dudaklarının hatırası;
    Değil saçlarının kokusu
    Hiçbiri değil.
    Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde
    Ben onsuz edemem.
    Eli elimin içinde olmalı,
    Gözlerine bakmalıyım,
    Sesini işitmeliyim.
    Beraber yemek yemeliyiz.
    Ara sıra gülmeliyiz.
    Yapamam, onsuz edemem.
    Bana su, bana ekmek, bana zehir;
    Bana tad, bana uyku
    Gibi gelen çirkin kızım,
    Sensiz edemem!

    Sait Faik

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 06.04.2003 - 19:53

    Sait Faik öyle bir insan ki çıkar İstanbul'un sokaklarına; Beyoğluna dolaşır; her türden insanlarla tanışır, sohbet eder.. büyük olayları basit insanların yaptığını gösterdi.. Öyküleri insanı anlattı... Herşeyiyle insanı..

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 06.04.2003 - 19:51

    Sait Faik'in bir eserini örnek vermek istiyorum; sait faik anlaşılsın biraz daha diye; en bilinen şiiri:

    ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ

    Çıplak heykeller yapmalıyım
    Çırılçıplak heykeller
    Nefis rüyalarınız için.
    Ey önünden geçen ak sakallı kasketli
    Yırtık mintanından adaleleri gözüken
    Dilenci.
    Sana önce
    Şiirlerin tadını
    Aşkların tadını
    Kitaplardan tattırmalıyım
    Resimlerden duyurmalıyım. Resimlerden.

    Şu oğlan çocuğuna bak.
    Fırça sallıyor
    Kokmuş manifaturacının ayağına
    Dörtyüzbin tekliğinden
    On kuruş verecek.

    Seni satmam çocuğum
    Dörtyüzbin tekliğe.
    Ne güzel kaşların var
    Ne güzel bileklerin
    Hele ne ellerin var, ne ellerin.

    Söylemeliyim.
    Yok
    Yok... meydanlarda bağırmalıyım
    Bu küçük
    Güllerin buram buram tüttüğü
    Anadolu şehri kahvesinde
    Kiraz mevsiminin
    Sevişme vakti olduğunu.

    Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.
    Baygınlık getiren şiirler.
    Kiraz mevsimi, kiraz
    Küfelerle dolu pazar.
    Zambaklar geçiriyor bir kadın
    Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor.
    Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını.
    Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
    O biçimsiz Bizans şarkısı.

    Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
    Nasıl etsem nasıl yapsam da
    Meydanlarda bağırsam?
    Sokak başlarında sazımı çalsam
    Anlatsam şu kiraz mevsiminin
    Para kazanmak mevsimi değil
    Sevişme vakti olduğunu.

    Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını
    Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
    Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere.
    Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğun
    Oğlu bir şiir okusa
    Karacaoğlan'dan
    Orhan Veli'den
    Yunus'tan, Yunus'tan...

  • Oğuzhan Keskin
    Oğuzhan Keskin 06.04.2003 - 19:50

    23 Kasım 1906'da Adapazarı'nda dünyaya geldi. İstanbul Erkek Lisesi'nin sonuncu sınıfında iken Bursa Lisesi'ne geçti, buradan mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. Ekonomi öğrenimi için İsviçre’ye gitti. Kısa süre kaldı ve Fransa’ya geçti.3 yıl Fransa'da yaşadı. Yurda dönüşte ticaretle uğraştı. Bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi'nde Türkçe grup dersleri öğretmenliği yaptı. Hikayeleriyle tanındı. Yaşamını Şişli'de Bulgar Çarşısı'ndaki apartman ve Burgaz Ada'daki köşklerinde annesi ile geçirdi. Evlenmedi. Ölümünden sonra Burgaz Ada'daki evi müze haline getirildi.11 Mayıs 1954'te sirozdan öldü. Annesi, ölümünden sonra 'Sait Faik Hikaye Ödülü' oluşturdu. Olayı temel alan geleneksel öykü kalıplarını yıkarak Türk öykücülüğünde yeni yollar açtı. Şiirsel bir anlatım, gerçeği çeşitli durumlarıyla görünür kılan bir gözlem ve izlenim gücüyle kendisinden sonraki öykücülere önderlik etti. Çağdaş edebiyata katkılarından dolayı Amerika'daki Uluslararası Mark Twain Derneği'nin onur üyeliğine seçildi.