Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Şiir Yarışması
  • ismet özel06.07.2006 - 23:25

    yılbaşı gecesi, şiirlerini okuma etkinliği için 'alternatif bir yılbaşı etkinliği olsun diye değil, yerin boş olmamasından kaynaklı bu gece şiirler okunmuştur.' demiştir. gecenin sonunda da, of not being a jew adlı kitabı, bütün dinleyicilere ücretsiz olarak dağıtılmıştır. kitabın içindeki boşlukların zamanla doldurulacağı meselesi de, ilginç bir meseledir. bu açıdan metis'in murathan mungan kitaplarında yaptığı yayın politikalarını çağrıştırmaktadır. yanılmıyorsam, şule yayınları dışında bir tek, adam yayınları'ndan şiirlerinin bir seçki olarak sunulduğu 'çatlıycak kadar aşkî' kitabı vardır. bir de en son bir kitapçıda rastlamış olduğum üzere, 'bir masal ismet özel'i' adlı bir kitap çıkmıştır onun hakkında.

    internette de okuduğum üzere, hakkında inanılmaz zıtlıklarda görüşlerin olduğu enteresan bir şahsiyettir kendisi. şu anda yazıyor olan ve adları 'genç şair' nitelemesini barındıran birçok şairi etkilediği aşikardır. şiiri, şiire götürür bence. dizelerinin karmaşıklığı ve çarpaşıklığı anlaşılmaz oluşundan değil, içindeki anlam katmanlarından bazılarının kendini zamanla ifşa ettiğindendir. şiirlerini okumak için referans alınacak kelimelerden biri, bana kalırsa, 'algı'dır. ilk okuyuşta taklit edilebilir gibi görünen bu zor ve sert şiir, şiir denilen dünyanın içine girdikten sonra, bir tokat hatta şaplak misali yüzünüze çarpar. bir yerden okudum ve çok sevdim bu benzetmeyi; turgut uyar'ın uzaktan öğrencisidir. bu, ne turgut uyar'dan bir şey götürür, ne ismet özel'den. bahsettiğim öğretmen-öğrenci ilişkisi şiiri için düşünülürse, 'öğrenen-öğreten' meselesinden başka bir yere kayacaktır ve şimdilerde metinlerarasılık diye tabir edilen şeye oldukça güzel malzemeler hazırlar.

    siyasi duruşundaki meselelerin değişkenliğine bakıldığında, bence şu anda gelmiş olduğu yer en vahim yerdir. marksistlikten islamcılığa geçiş sürecinde, söylemlerinde ve fikirlerinin özünde aslında çok büyük değişikliklere rastlanmaz. marksistken söylediği birçok şeyi, sadece başka bir inanç sistemiyle (burada marksizmi bir inanç sistemi yapmıyorum, tabir ettiğim yer islam) yorumlamış ve bunun üzerinden fikirlerini inşa etmiştir. ama islamcılıktan (müslümanlıktan demek daha doğru olacak sanırım) türklük-müslümanlık gibi bir yere kayması, bence onun fikir dünyasında önemli gediklere yol açmıştır. ama, röportajları ve düzyazıları okunduğu vakit, ismet özel'in sesinden ve aslında savunduğu fikirlerden çok da vazgeçmemiş olduğunu görebiliyoruz. ismet özel; taraf olmaktan çekinmeyen ve 'karşı' olmayı bir nevi görev addeden bir figür olarak çıkıyor karşımıza.

    ne olursa olsun, ismet özel'in gelişimini-değişimini-söylemlerini onunla aynı dönemde yaşıyor olarak görmek, bence bir şanstır. türkiye şiiri için de, uzun yıllar vazgeçilmez bir şair-figür olarak kalacaktır. (buradaki figür kelimesi de, duruş kelimesiyle yan yana okunabilir.)

  • yasemin göksu08.03.2006 - 03:48

    seyhan müzik'ten 'ateş oldum' adlı bir albümü yakın zamanda çıkan ve sesinin 'oralar'da akan bir ırmağa benzediğini düşündüğüm müzisyen. değeri/kadri popüler kültür kavramıyla harman bir toplum tarafından bilinmiş midir, orası meçhul. ama yetenek ve yeterlik gidip asıl bekleyenini bulur mu, bunun cevabı muğlak değil. evet, gider ve bulur. bir insan, hayatının bir yerinde yasemin göksu'nun sesine çarpmalıdır. bu kadar da net konuşuyorum.

  • şükrü saraçoğlu21.07.2004 - 18:37

    vedat türkali'nin romanlarında, kahramanlarına şükrü haraçoğlu diye söylettiği zamanın başbakanı ve bir dönem fenerbahçe başkanlığı yapmış despot kişilik.

  • yabancı07.07.2004 - 20:35

    zeki demirkubuz'un izleklerinden biri olan (belki de en önemlisi) albert camus romanının adı... roman birebir uyarlanırsa bence mersault karakterini dünyada iki kişi çok iyi oynar: ilki barfly'da bukowski'yi de oynayan mickey rooke ve duvara karşı'nın cahit'i birol ünel.

  • ayrılık şarkıları06.07.2004 - 16:10

    'varsın böyle geçsin yalancı günler
    varsın canımı alsın yine yalnızlık
    seninle doluyken baktığım dünler
    yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık? '
    (bir ahmet kaya şarkısı.)

  • salvador dali27.06.2004 - 17:23

    yaşamış birinin bana rüya çizebilme yetisi olabildiğini kanıtlamış dahi-deli ressam.

  • galatasaray lisesi23.06.2004 - 19:14

    okuduğum okulun sonu üniversite diye bitmesine rağmen bahar şenliklerinde onların etkinliklerini kendi etkinliklerimize tercih ettiğim lise... ön bahçe konserleri her ne kadar biraz rahatsızsa da ortamı çok güzeldir ve hele liseyi taşrada okumuşsanız orda olduğunuz saatler boyunca iç geçirirsiniz. bu sene laço tayfa, mor ve ötesi, bülent ortaçgil ve erkin koray konserlerini orada büyük bir zevkle dinledim.

  • erkan oğur21.06.2004 - 16:43

    perdesiz gitarın mucidi, uzun yıllar bülent ortaçgi'in grubunda çalan müzisyen, ismail h. demircioğlu ve djivan gasparyan gibi müzisyenlerle ortak kaset çıkaran şarkıcı-besteci ve üstün bir gönül adamıdır. bütün telli çalgıları kendi yorumuyla dönüştüren ve nefis çalan, sesi oldukça iç deşici nev-i şahsına münhasır bir insandır. konserine bir giden bir daha bir daha gitmek isteyecektir.

  • Raskolnikov02.06.2004 - 16:16

    tanıdığım herkesten daha canlı, daha var olduğunu hissettiğim hayatımın iç sesidir. herkesten daha çok ete kemiğe bürünmüştür benim için. bir dehanın elinden çıkmış bir karakterdir ve belki de dünya edebiyatının en çok öykünülmüş kahramanıdır. aslında hiçbir şeyin kahramanı değildir, kendi hayatı dahil.
    raskolnikov candır...

  • quentin tarantino02.06.2004 - 16:12

    bütün filmleri büyük bir iştahla izleyen bir sinefil.