Bir doğuş başlar.
Işık
sert düşer
gözlerine.
Önce
tatlı bir emzikle
sustururlar seni.
Sonra
sokak aralarında
tozla, taşla
birkaç oyun öğrenirsin.
Dizlerin yarılır.
Avuçların kirlenir.
Güneş
tenine değer.
Bir sabah
eline kalem verirler.
Silgi.
Defter.
Sayfalar doldukça
içinden bir şeylerin
sessizce eksildiğini
kimse söylemez.
Sıralarda otururken
gökyüzü
yavaş yavaş
pencerenin dışında kalır.
Akan suyun berraklığı,
çiçeğin kokusu
avuçlarından çekilir
usulca.
Önüne
başkalarının çizdiği
yollar serilir.
Seç, derler.
Hangisinde
daha uzun
yorulacaksan.
Omuzlarına
birer birer
yük bırakırlar.
Taş bile
mevsim dönünce
çatlar.
Ama senden
dimdik kalmanı
isterler.
Keskin kolonya kokan
bir ömrün içinde
bir gün durur,
aynaya bakarsın.
Yüzün
oradadır.
Ama ruhunu
hangi sırada,
hangi kapıda,
hangi telaşta
unutup geldiğini
çıkaramazsın.
Kayıt Tarihi : 6.11.2026 21:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!