Kim ister sisler içinde kalmayı?
Daha kaç sonbahar var,
o da meçhul.
Perdeyi sonuna kadar açtım.
Camın kenarında kahvem sıcacık,
masaya herkesi bıraktım artık.
Yıktım üzerime kapanan putları.
Ayaklarıma döküldü,
mermer tanecikleri.
Sarsıntısı titretti tenini.
Çıplak dala bir serçe kondu,
konuşmak ister gibiydi,
ama ürkekti.
Fısıldayarak sordum:
"Kaç bahar daha göreceğiz?"
Dedi ki serçe;
"Ömür bir nefes...
İçinde kanatların yoksa eğer,
yaz güneşini göremezsin teninde."
Eski bir coğrafya çözülüyor,
şimdi masada,
kelimelerin kamburu sızıyor toprağa.
Gölgesi ağır siluetler,
birer mürekkep lekesi;
kurudukça hafifleyen,
hafifledikçe silinen birer hece.
Çıplak dalların gökyüzünü yırtan duruşunda,
eski bir ağrının dikişleri sökülüyor.
Tam da bu eşikte
döndüm sırtımı sislere,
susturdum içimin hırçın,
yetim uğultusunu.
Kim ister sonsuza dek
gölge kalmayı?
Yüzümü hayata çevirdim,
birer birer kilitlerin pasını sildim.
Kireçli kuyusundan çıktı içimdeki kuş,
kendi uçurumunu,
mavi atlas gibi giydi.
Bir serçe telaşıyla perdeden sızdı hayat.
Anladım ki yaşamak,
kanat çırpmakmış heyhat!
Rifat Uçar
Kayıt Tarihi : 6.11.2026 21:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!