Zor oldu seni kabul etmek,
İlk zihnimden çıkardım.
Ulaştırdım seni en derinlere.
Orada değil, önce benliğimde tuttum.
*
İstemediğimden değil,
Aşktı bulutların şanı,
Sardı bütün asumanı,
Zavallı kuşlar düşerken,
Aşktı fırtına zamanı.
*
Fırtına bulutlarında,
Soğukluğunu gizleyen kuytuluklara, serilmiş kar taneleri,
Gizliden gizliye, birleşip ayrışan.
Kim kimi gözetler,
Kim kimi yener,
Kim kimi avlar, söz oyunlarıyla.
Oyunbozanın, son sözünü daima,
Bir fısıltı dolaşır, kulaktan kulağa sessizce,
Haber gelir yüreğe, düşer damlalar usulca,
Bekleyiş diner mi hiç, bilinmez bu sırça,
Akılda dolaşır her an, her köşede usulca...
Gümüşi beyaz hayalde, fısıltı rüzgarında,
Dinliyorum seni, anlat bana her şeyi.
Kayboldum, dağıldım ve gideceğim.
Tüm o dar sokaklardan.
Benimle şişti yelkenler, yandı gemilerim,
Bıraktılar kendilerini, kendi rüzgarlarına.
Yükseliyor motorların uğultusu,
Elektrik şafağı, krom baharı, fabrika ağzı
Parlak bir makine gövdesi, çelikten yoksun!
Kıvılcımlar, saçılıp dökülüyor,
Her nasılsa, veriler devrelerimde,
Ben hangi koordinattayım, tespit et beni?
Fiziksel çekimin girdabına, düşmenin umutsuzluğu,
Sıkıştırılmış anılar, buharlaşmış görüntüler,
Duygu yüklü, fısıltıların yankısında,
Hatıralar beynimde canlanıyor bugün,
Yolumu, hangi yöne çevireceğimi kestiremiyorum.
Ve zihnimde, bitmek bilmeyen sorgular,
Gözden akıyor fukaranın yaşı,
Ocakta pişmiyor garibin aşı,
Sırtı eziyor geçim denen taşı,
Eğildi toprağa kimsesiz başı,
Patronlar varlığa varlık kattılar.
*
Zalimlerin füzeleri atıldı,
Bağdat yandı alevlere katıldı,
Tarıkların kaşları mı çatıldı?
Şanlı millet küllerinden dirilir,
Hainlerin cesetleri serilir.
Irmağı, engine akıtıp giden,
Ruhlara, bereket şefkat nakşeden,
İkilik formunu, zirveye çeken,
Sonsuza yaşasın, ulu Fuzuli.
*
İslamın izinde, ufuklar yardın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!