Eski binaların avlusunda,
birikmiş gölcükler,
Gökyüzünün tüm ağırlığını,
taşıyan kaldırım taşları.
O an anladım,
ıslak bir bankın ahşabında,
Duyulmalı mıydı öyleyse,
Yağmurun her damlasında,
Özlemimin, her hayalimi yakması
Kaderdi belki de...
Sana göstermeyi arzulardım,
Gözlerinin gördüğü, her rengi,
Cömertliğin adını verdim hep,
Elimden gelenin, fazlasını verirken,
Dostlarım, benden uzaklaşmaz sandım,
Ama onlar yoktu, onlar beni görmedi.
*
Şimdi ise, tek başıma kaldım,
Sana dair sesler, hepten kesildi,
Yüreğim hep, seni soruyor canım.
Sen yoksun, ortam loş ve de kirlendi,
Yüreğim hep, seni soruyor canım.
*
Görev verilse, hemen girişmezdin,
Olmadı bizim,
birbirine doyan hikâyelerimiz.
Varken konuşacak,
çök şeyimiz.
Eksik kaldı belki de,
bitişinin yazıldığı bir oyunun,
İrfanı tut aklında,
Esirgeyip korursun,
İlimi,
Büyüt zihninde,
Işığında,
Sen yükselirsin,
Kara tren kalktı, duman sardı her yanı,
Bir anlık duraksadı, o garip kervanı,
Titredi raylar, sanki inleyen bir sazdı,
Gönlümde, memleketin kaderi bembeyazdı,
Aşıyorum dağları, hasretle yanarak,
Bozkırın ortasından, güneşe bakarak.
Sen bu aşkı hiç, derinden anlamadın ki.
Oysa ben, seni istediğim için yaşamımda,
Davet ettim seni, kalbimin içine.
Değerini kendinden biliyordun sanma,
Sevdiğim için, bu kadar güzeldi her şey.
*
Pencereden bakan güzel kız,
----sen misin o,
Kır çiçeği gibi açıp,
----gülen,
Nergis gibi gülümseyen,
----o mor nevruzda,
Bir şeyler dinlemeye başladım,
Veda etmek yok temalı.
*
Bugün daha az hissettiğimde, fark ettim,
Okuduğum onlarca kitaptan, yalnızca birkaçını anladığımı,
Diğerleri dengi dengine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!