Yaşamı... 'death is not of afraid the living, but the living abhor death' bence yaşandığı sürece düşünüp hayatı karartmamalı..herkese mutlu yaşamlar dilerim. sevgiler :))
Ölümün bir yokluk girdabı değil, mü’min için buradakinden rasih bir mevcudiyete intikal anı olduğunu bilmek insan mahiyetini serinleten bir iksir etkisi yapıyor, ruhumuzda elem diye bir şey bırakmıyor. Ölümün anımsattığı ürperti ve korku da yavaş yavaş kayboluyor
İleri yaşta belki en önemli stres kaynağı ölüm korkusudur. Kendisini idam sırasını bekleyen bir mahkum gibi gören yaşlının ölümü sorgulaması gerekmektedir. Nitekim Fransa eski Cumhurbaşkanı Mitterant prostat kanseri ve 5-6 ay içerisinde ölebileceği söylendiğinde şu tepkiyi veriyor: “Ölümden sonra ne olacağını” bu konuda bana bir rapor hazırlayın.Hazırlanan raporda ölümden sonrası için “Zaman kırılmasından” söz edilerek hayatın sürdüğünün ima edildiği basına yansımıştı.
Gerçektende gazetelerdeki ölüm ilanlarına bakılırsa “Ebedi istirahatgahına tevdi edildi, rahat uyu “ gibi dileklerde bulunulmaktadır.
İnsan oğlunda ölümden sonra yaşama arzusu muhtemelen kromozomlarında yazılı olarak vardır.Tıpkı midemizdeki açlık hissinin varlığı yiyecekleri gösterdiği gibi, ölmeme isteği de hayatın ölmediğini göstermektedir.İkinci hayata inanan insan ölüm korkusu stresine karşı önemli bir güce sahip demektir.
Ölüm korkusuna iten bizatihi ölüm değil ölümle ilgili duygulardır, ölüme verilen anlamdır.Ölümü kabul edip bedenin öldüğünü ama hayatın devam ettiğini düşünmek yaşlılara güç verir.
Agnostik düşünme tarzındaki insanlar “Sonsuzluğun sonu var mıdır, öldükten sonra ne olacak” sorularına “bilmiyorum” diye cevap verecektir.Bilinmezlikte ölüm korkusunu azaltan bir etki vardır.Fakat belirsizliğin kendiside aynı bir stres kaynağı oluşturur.
İnsanın iyimserlik kapasitesini ölüm konusunda geliştirmesi mümkündür. Hayatın ölmediği, yapılan iyiliklerin boşa gitmediği düşüncesi ile limitli ve huzurlu yaşam elde etmesi çok kolay olacaktır.
Öldük, ölümden bir şeyler umarak. Bir büyük boşlukta bozuldu büyü Nasıl hatırlamasın o türküyü, Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü, Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok; Yok bizi arayan, soran kimsemiz. Öylesine karanlık ki gecemiz, Ha olmuş ha olmamış penceremiz; Akarsuda aks'imizden eser yok.
Eğer inananın, ne din, ne iman olmadığını anlayacak an ise kaç dakika ya da kaç gün sürer bu jeton düşmesi bilemem ama eğer inananmayanın Allah'ın ve gönderdiği dinin olduğunu anlayacaksa vay haline, işe yaracağını bilsem tutsam paçasından, bir şeyler yapsam ama jetonu da hiç düşmeyebilir...
03.12.2000-Akşam Gazetesi ALMANYA'daki bir hayvanat bahçesinde akıllara durgunluk verecek bir ölüm olayı yaşandı. Uzun süre dışarı çıkamadığı için kabız olup hastalanan bir file bakıcısı tam 22 paket müshil verdi. Daha sonra müshillerin işe yarayıp yaramayacağını merak eden adam filin arkasında beklemeye başladı. Kaçmaya Fırsat Bulamadı Ancak talihsiz adam, bağırsakları aldığı fazla müshil sonucu çok hızlı çalışan ve içindekileri birdenbire boşaltan dev hayvanın arkasından kaçamayınca filin pisliğinin altında kalarak feci şekilde can verdi. Olay Almanya'nın ünlü hayvanat bahçelerinden biri olan Paderborn'da meydana geldi. DIŞ HABERLER SERVİSİ
Ölüm, bence iki türlü ölüm vardır. _Birincisi, örnğin çok seversiniz hemde öyle seversinizki sanki ondan ayrılınca öleceğinizi zannedersiniz bu ruhen ölümdür bana göre yaşamında onun için bir anlamı olmaz _ikincisi,ecelle ölmek,böyle ölmek kadar huzur verici hem bu dünya hem öbür dünya içn hesapsız ruhunu teslim etmek EN GÜZELİ ECELİNLE ÖLMEK
17 ile 30 yaş arasında olan gencecik arkadaşlar bile bunalmış bu hayattan. Ölüm kurtuluştur diyor. Ateistler ise dine inananların bir ömür kendilerini kandırdımalarının sonu diyor ölüm için. İyi de o kadar çok araştırma yapmış dine inananlarla uğraşmış ki bir ömür dediği şeyi kendisi de zayi etmiş farkında değil... Daha ölmeden çürümüş bedeni, sanıyorsam 40 yaşında... Ölüm söz konusu olunca pek fazla atıp tutamıyor... Çünkü herkes ittifak halinde: Kurtuluş yok ve ölüm HAK.
Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizdi.Hafteler birbirini izledikçe onlar da geliştiler.Elleri,ayakları,iç organları oluşmaya başladı.Bu arada,etraflarında olup biteni farketmeye başladılar.bulundukları rahat,güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları arttı.Birbirilerine hep aynı şeyi söylüyorlardı: 'Anne rahmine düşmemiz,burda yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel şey be kardeşim! ' Büyüdükçe içinde yaşadıkları hayatı keşfe koyuldular.Öyle ya,hayatın kaynağı neydi? İşte bunu araştırırken,karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıktı.Bu kordon sayesinde,hiçbir zahmet çekmeden güven içinde beslenip büyütüldüklerini tespit ettiller. 'Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan herşeyi gönderiyor.' Artık aylar birbiri ardınca geçiyor,ikizler hızla büyüyor,diğer bir deyişle yolun sonuna hızla yaklaşıyorlardı.Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken,birgün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başladılar. dokuzuncu aya yaklaştıklarında,bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye başladılar.Durmdan telaşlanan ikizlerden biri diğerine sordu: 'Neler oluyor, bütün bunların anlamı nedir? ' Öteki daha sakin ve aklı başındaydı.Üstelik bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir alemi arzuluyordu.Ocevap verdi: 'Bütün bunlar,bu dünyada daha fazla kalamayacağımız anlamına geliyor.' Ve ekledi:'Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz.' 'Ama ben gitmek istemiyorum.'diye haykırdı kardeşi.'Hep burda kalmak istiyorum.' 'Elimizden gelen birşey yok.Hem belki doğumdan sonra hayat vardır.' 'Bize hayat veren o kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki? 'diye cevapladı öteki.'Bize hayat veren o kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz,söylesene bana? Hem bak bizden önce başkalarıda buraya geldi ve sonra da gittiler.Hiçbirisi geri gelmedi ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin.Hayır,bu herşeyin sonu olacak.'Bütün bunları söyledikten sonra ekledi: 'Hem, belki de anne diye birşey de yok! ' 'Olmak zorunda'diye itiraz etti kardeşi.'Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz ki? ' 'Sen hiç annani gördün mü? 'diye üsteledi öteki.'O belki de sadece zihinlerimizde var.Bir annamiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belkide biz uydurduk.' Böylece anna rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçti. Sonunda doğum anı geldi çattı.İkizler dünyalarını terkettilerinde gözlerini başka bir dünyaya açtılar ve sevinçten ağlamaya başladılar.Çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile ötesindeydi.
sadece bir tebdil-i mekan uzun bir yolculukta bir nefes soluklamak kadar kısa olan bu dünya hayatının; soluklandığı yerden kalkıp,edebi aleme olan yolculuğuna devamının bir aşaması....
ağzıma soğuk kurtlar dolacak gözlerime kum
dipsiz kuyu, sürdükçe zaman sürecek uykum.
boyut değiştirmek... özlem... hepsi bu...
ölmek ne garip şey anne
'Ölüm diye birşey yok bu ummanda
Ümitsizlik de yok,hüzün de,kaygı da
Bu umman sonsuz aşk ve sevgi dolu
İyiliğin cömertliğin ummanı bu'
MEVLANA
kaçınılmaz olan son ve başlangıçtır.
fani aleme son, ebedi hayata ilk basamaktır.
varmı ismi ölüm olan bu celladının elinden kurtulabilen?
Yaşamı... 'death is not of afraid the living, but the living abhor death' bence yaşandığı sürece düşünüp hayatı karartmamalı..herkese mutlu yaşamlar dilerim. sevgiler :))
Ölümün bir yokluk girdabı değil, mü’min için buradakinden rasih bir mevcudiyete intikal anı olduğunu bilmek insan mahiyetini serinleten bir iksir etkisi yapıyor, ruhumuzda elem diye bir şey bırakmıyor. Ölümün anımsattığı ürperti ve korku da yavaş yavaş kayboluyor
İleri yaşta belki en önemli stres kaynağı ölüm korkusudur. Kendisini idam sırasını bekleyen bir mahkum gibi gören yaşlının ölümü sorgulaması gerekmektedir. Nitekim Fransa eski Cumhurbaşkanı Mitterant prostat kanseri ve 5-6 ay içerisinde ölebileceği söylendiğinde şu tepkiyi veriyor: “Ölümden sonra ne olacağını” bu konuda bana bir rapor hazırlayın.Hazırlanan raporda ölümden sonrası için “Zaman kırılmasından” söz edilerek hayatın sürdüğünün ima edildiği basına yansımıştı.
Gerçektende gazetelerdeki ölüm ilanlarına bakılırsa “Ebedi istirahatgahına tevdi edildi, rahat uyu “ gibi dileklerde bulunulmaktadır.
İnsan oğlunda ölümden sonra yaşama arzusu muhtemelen kromozomlarında yazılı olarak vardır.Tıpkı midemizdeki açlık hissinin varlığı yiyecekleri gösterdiği gibi, ölmeme isteği de hayatın ölmediğini göstermektedir.İkinci hayata inanan insan ölüm korkusu stresine karşı önemli bir güce sahip demektir.
Ölüm korkusuna iten bizatihi ölüm değil ölümle ilgili duygulardır, ölüme verilen anlamdır.Ölümü kabul edip bedenin öldüğünü ama hayatın devam ettiğini düşünmek yaşlılara güç verir.
Agnostik düşünme tarzındaki insanlar “Sonsuzluğun sonu var mıdır, öldükten sonra ne olacak” sorularına “bilmiyorum” diye cevap verecektir.Bilinmezlikte ölüm korkusunu azaltan bir etki vardır.Fakat belirsizliğin kendiside aynı bir stres kaynağı oluşturur.
İnsanın iyimserlik kapasitesini ölüm konusunda geliştirmesi mümkündür. Hayatın ölmediği, yapılan iyiliklerin boşa gitmediği düşüncesi ile limitli ve huzurlu yaşam elde etmesi çok kolay olacaktır.
ÖLÜMDEN SONRASI
Öldük, ölümden bir şeyler umarak.
Bir büyük boşlukta bozuldu büyü
Nasıl hatırlamasın o türküyü,
Gök parçası, dal demeti, kuş tüyü,
Alıştığımız bir şeydi yaşamak.
Şimdi o dünyadan hiçbir haber yok;
Yok bizi arayan, soran kimsemiz.
Öylesine karanlık ki gecemiz,
Ha olmuş ha olmamış penceremiz;
Akarsuda aks'imizden eser yok.
CAHİT SITKI TARANCI
güzel bi şarkı size
ölümler çıplak gelir
geceyi indirir yavaşça gözlerine
benden geçemek kolay değil
feryad eder ateş sözlerime
vedalar doğru değil
sevgiler yalan değil
koşarım ben sensizliğe
bu son bakışta gitmek hiç mümkün değil
düş sokağından küçücük bir kupleee :))))
Eğer inananın, ne din, ne iman olmadığını anlayacak an ise kaç dakika ya da kaç gün sürer bu jeton düşmesi bilemem ama eğer inananmayanın Allah'ın ve gönderdiği dinin olduğunu anlayacaksa vay haline, işe yaracağını bilsem tutsam paçasından, bir şeyler yapsam ama jetonu da hiç düşmeyebilir...
öleceğiz müjdeler olsun
ölümüde öldürecek rabbe secdeler olsun
03.12.2000-Akşam Gazetesi
ALMANYA'daki bir hayvanat bahçesinde akıllara durgunluk verecek bir ölüm olayı yaşandı. Uzun süre dışarı çıkamadığı için kabız olup hastalanan bir file bakıcısı tam 22 paket müshil verdi. Daha sonra müshillerin işe yarayıp yaramayacağını merak eden adam filin arkasında beklemeye başladı.
Kaçmaya Fırsat Bulamadı
Ancak talihsiz adam, bağırsakları aldığı fazla müshil sonucu çok hızlı çalışan ve içindekileri birdenbire boşaltan dev hayvanın arkasından kaçamayınca filin pisliğinin altında kalarak feci şekilde can verdi. Olay Almanya'nın ünlü hayvanat bahçelerinden biri olan Paderborn'da meydana geldi. DIŞ HABERLER SERVİSİ
Ölüm, bence iki türlü ölüm vardır.
_Birincisi, örnğin çok seversiniz hemde öyle seversinizki sanki ondan ayrılınca öleceğinizi zannedersiniz bu ruhen ölümdür bana göre yaşamında onun için bir anlamı olmaz
_ikincisi,ecelle ölmek,böyle ölmek kadar huzur verici hem bu dünya hem öbür dünya içn hesapsız ruhunu teslim etmek
EN GÜZELİ ECELİNLE ÖLMEK
Öleceğiz, öleceğiz müjdeler olsun
Ölümü de öldüren rabbe secdeler olsun.
Necip Fazıl KISAKÜREK
kimince bir nazariye veya eskatologya..Bence GERÇEK.Korkulması hesap edilmesi gereken mutlak gerçek.
17 ile 30 yaş arasında olan gencecik arkadaşlar bile bunalmış bu hayattan. Ölüm kurtuluştur diyor. Ateistler ise dine inananların bir ömür kendilerini kandırdımalarının sonu diyor ölüm için. İyi de o kadar çok araştırma yapmış dine inananlarla uğraşmış ki bir ömür dediği şeyi kendisi de zayi etmiş farkında değil... Daha ölmeden çürümüş bedeni, sanıyorsam 40 yaşında... Ölüm söz konusu olunca pek fazla atıp tutamıyor... Çünkü herkes ittifak halinde: Kurtuluş yok ve ölüm HAK.
Ebedi gençlik ölüm desem kimse inanmaz,
Taş ihtiyarlar, servi çürür, ölüm yıpranmaz.
Necip Fazıl Kısakürek
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1) Güneş dürülüp ışığı söndürüldüğü zaman,
2) Yıldızlar yerlerinden düşüp dağıldığı zaman,
3) Dağlar yürütüldüğü zaman,
4) Doğurmak üzere olan develer,kıyılımaz mallar terkedildiği zaman,
5) Vahşi hayvanlar diriltilip,toplandığı zaman,
6) Denizler ateşlenip kaynatıldığı zaman,
7) Nefisler eşleştirildiği,ruhlar bedenlere girdiği zaman,
8) Diri diri gömülen kız çocuğuna,
9) Hangi suçtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman,
10) Hesap defterleri açıldığı zaman...
11) Gök cisimleri yerlerinden kaydırıldığı zaman,
12) Cehennem alev alev kızıştırıldığı zaman,
13) Cennet yaklaştırıldığı zaman,
14) İşte o zaman...Her insan hazırladığını,ortaya ne koyduğunu anlayacaktır......
TEKVİR SURESİ
ölüm haktır ahiret baki geçen ömrüm rüya sanki belki sıra sende şimdiölümden haberin var mı
DOĞUMDAN SONRA HAYAT VAR MI?
Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizdi.Hafteler birbirini izledikçe onlar da geliştiler.Elleri,ayakları,iç organları oluşmaya başladı.Bu arada,etraflarında olup biteni farketmeye başladılar.bulundukları rahat,güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları arttı.Birbirilerine hep aynı şeyi söylüyorlardı:
'Anne rahmine düşmemiz,burda yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel şey be kardeşim! '
Büyüdükçe içinde yaşadıkları hayatı keşfe koyuldular.Öyle ya,hayatın kaynağı neydi? İşte bunu araştırırken,karşılarına anneleriyle onları birbirine bağlayan kordon çıktı.Bu kordon sayesinde,hiçbir zahmet çekmeden güven içinde beslenip büyütüldüklerini tespit ettiller.
'Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan herşeyi gönderiyor.'
Artık aylar birbiri ardınca geçiyor,ikizler hızla büyüyor,diğer bir deyişle yolun sonuna hızla yaklaşıyorlardı.Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken,birgün gelip bu güzelim dünyayı terk edeceklerinin işaretlerini almaya başladılar.
dokuzuncu aya yaklaştıklarında,bu işaretleri daha kuvvetli hissetmeye başladılar.Durmdan telaşlanan ikizlerden biri diğerine sordu:
'Neler oluyor, bütün bunların anlamı nedir? '
Öteki daha sakin ve aklı başındaydı.Üstelik bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; duyguları daha geniş bir alemi arzuluyordu.Ocevap verdi:
'Bütün bunlar,bu dünyada daha fazla kalamayacağımız anlamına geliyor.'
Ve ekledi:'Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz.'
'Ama ben gitmek istemiyorum.'diye haykırdı kardeşi.'Hep burda kalmak istiyorum.'
'Elimizden gelen birşey yok.Hem belki doğumdan sonra hayat vardır.'
'Bize hayat veren o kordon kesildikten sonra bu nasıl mümkün olabilir ki? 'diye cevapladı öteki.'Bize hayat veren o kordon kesilirse nasıl hayatta kalabiliriz,söylesene bana? Hem bak bizden önce başkalarıda buraya geldi ve sonra da gittiler.Hiçbirisi geri gelmedi ki bize doğumdan sonra hayat olduğunu söylesin.Hayır,bu herşeyin sonu olacak.'Bütün bunları söyledikten sonra ekledi:
'Hem, belki de anne diye birşey de yok! '
'Olmak zorunda'diye itiraz etti kardeşi.'Buraya başka türlü nasıl gelmiş olabiliriz ki? '
'Sen hiç annani gördün mü? 'diye üsteledi öteki.'O belki de sadece zihinlerimizde var.Bir annamiz olduğu düşüncesi bizi rahatlattığı için onu belkide biz uydurduk.'
Böylece anna rahmindeki son günleri derin sorgulamalar ve tartışmalarla geçti.
Sonunda doğum anı geldi çattı.İkizler dünyalarını terkettilerinde gözlerini başka bir dünyaya açtılar ve sevinçten ağlamaya başladılar.Çünkü gördükleri manzara hayallerinin bile ötesindeydi.
marilyn manson konserine gitmeden ona dokunmadan önce ölmek..iste o zaman gercekten ölürüm.
B) .
Gitmeden önce söylemek istediklerini söyle
Kalmam için başka vaktim yok
Dinlerken güzel şeyler söyle
Cevap verecek başka vaktim yok
Bugün, bilime inat hızlı trene bindirilen insanları çağrıştırıyor ÖLÜM...
sadece bir tebdil-i mekan
uzun bir yolculukta bir nefes soluklamak kadar kısa olan bu dünya hayatının; soluklandığı yerden kalkıp,edebi aleme olan yolculuğuna devamının bir aşaması....
Vedası olmayan ayrılık,
Ölenlerin, ölmüş olduğunu söylemeyin, çünkü onların varlıklarından bir parça, onların çocuklarında yaşamaktadır...
Neylersin ÖLÜM herkesin başında
Uyudun uyanamadın olcak
Kim bilir nasıl nerde kaç yaşında
Bir namazlık saltanatın olcak
taht misali o musalla taşında
Allah'ın emri
ÖLÜM ASUDE BİR BAHAR ÜLKESİDİR..hmm bide bnm hayallerimde ki güzelliktir