ölümler çıplak gelir... geceyi indirir yavaşça gözlerime... benden geçmek kolay değil, feryat eder ateş sözlerime... yayılır nefesin çiçeklere... ay ışıldar soğuk bedeninde... günah bana hiç el değil... feryat eder dilim hüzünlere... Vedalar doğru değil... Sevgiler yalan değil... Koşarım ben sensizliğe... Bu son bakışsa gitmek... Hiç mümkün değil... Görünür bana senden kalan... Bilirim ki vardır şarkımı duyan... Boşunadır yakarış çizilene... Geçer zaman aşk sevilince... Ölümler çıplak gelir... Geceyi indirir yavaşça gözlerine... Senden çıkmak kolay değil... Beterdir hayat acılar çekenlere... Vedalar doğru değil... Sevgiler yalan değil... Koşarım ben sensizliğe... Ağlarım yağmur düşürür seni... Kapı açık gir içeri...
mutluluk yok belki sonunda ama hüzünde yok, kederde, acıda...mutlu olamayacağım belki, ama artık hiç bi zaman mutsuzda olmayacağım... hüzünlenmeyeceğim...acı - artık - yok...
kahpe bi gecenin çığlığı var kulağımda...başıma geçirdiğim tırnaklarımın arasında kafamın derisi,gözlerimde devrilmiş şarapların alkolleri akıyor...nerden aktığını bilemediğim kan ellerimi ve kollarımı kapladı, dudaklarıma geçirdiğim jiletin arasından akan kanlar boğazımı yakıyor...vücudum üşümeye başladı... şimdi akan kanın sıcaklığını daha rahat duyuyorum...kanın aktığı yerdeki bıraktığı sıcaklıktan kanadığı yeri hissedebiliyorum...tadını alıyorum ağızımda... boğazımı yakıyor... artık acıyı duymuyorum...üşüyorum sadece ama biliyorum biraz sonra oda geçecek...uykum var...artık uyumalıyım sanırım..zaman geldi...yüzümdeki kanla karışıp akan son göz yaşı geride kalanlara acıdığım için...
-cenin pozisyonunu almış yatağında sessiz bi uykuya dalışı bi bebeğin rahimden çıktıktan sonraki ilk uykusu gibi...yüzünde hiç bir zaman anlayamayacağınız mutlu bi tebessüm...hiç bi zaman öğrenemeyeceğiniz...nedenini hiç bilmeyeceğiniz hatta merak etmeyeceğiniz bi tebessüm...nedenini bilmekten korktuğunuz için aynı nedene sahip her insandan biri olduğnuza inanmadığınız için hiç öğrenmeyeceğiniz bi tebessüm...-
taş olarak ölmüştüm,bitki oldum.bitki olarak öldüm wehaywan oldum.haywan olrak öldüm o zaman insan oldum öyleyse ÖLÜMDEN KORKMAK NİYE? hiç bir sefer daha kötüye dönüştüğüm yada alçaldığım görüldü mü? bir gün insan olarak ölüp ışıktan bir yaratık rüyaların meleği olacağım.fakat yolum dewam edecek ALLAHtan başka herşey kaybolucak hiç kimsenin görüp duymadığı bir şey olcağım.yıldızların üzerinde bir yıldız olup doğum we ölüm üzerinde parlayacağım...
hepimiz onun için geldik zaten bir sonu wer herşeyin we oda sonların sonu yaşamın bir diğer boyutu (bir gün gideceğim bu diyardan ellerim yalnız seni tutacak sana sarılacak)
(..) (..) -O L U M... noktaları avuçlarımda...ellerimin arasında sımısıkı saklanmakta...yanlızca sesli harflerin üzerinde duran 4 adet nokta...ona ait bi parça...bütününü bozmadan ondan alabileceğim 4 adet parça... OLUM...sana ait olup senden çaldığım noktaları geri getiriyorum sana... bekle...az daha bekle........
Diyelim ki yatıyorsunuz yatağınızda! .. an be an tükenmekte olduğunuzu farkediyorsunuz. Kâh dalıyorsunuz rüya gibi bir görüntü. Kâh eski hatıralar, kâh yeni umutlar.
Sonra bir an geliyor. Kolunuzu kaldırmak istiyorsunuz, kalkmıyor! .. O ne? .. kumanda edemiyorsunuz kolunuza! .. Felç mi geldi ne! ? .. 'Hey', demek istiyorsunuz ama diyemiyorsunuz! ..
Kızınız bir anda üstünüze kapanıyor, haykırıyor!
-Öldü! Annem öldü! .. Anne, bırakma bizi!
Bağırmak istiyorsunuz.
-Hayır! .. Hayır ben ölmedim.
Ne çare! .. Ne ağzınızı oynatabiliyorsunuz, ne de sesiniz çıkıyor! ..
Bu arada odaya doluşuyor yakınlarınız. Hepsi gözü yaşlı, hepsi kederli, hepsi göğüslerinde yumru yumru düğümler! ..
Onlara demek istiyorsunuz, 'ben ölmedim, aranızda dolaşıyorum, yavrum kızım ne olur ağlama! ' Ama boş! .. İrtibat kesik! ..
Kızınız, yakınlarınız perişan halli; ağlayış-haykırışları sizi de oldukça perişan ediyor! ..
Bir şeyler yapmak, onlara ulaşmak istiyorsunuz, mümkün değil! .. Ne dokunabiliyorsunuz; ne konuşabiliyorsunuz; ne de herhangi bir eşyayı oynatabiliyorsunuz! ..
Oturuyorlar, başucunuzda dualar etmeye başlıyorlar. Hakkınızda konuşmaya koyuluyorlar, şöyle iyiydi, böyle iyiydi! ..
Sonra bu fasıllar bitiyor. Sizi yıkıyorlar ve tabuta koyuyorlar. Bunları hep görüyorsunuz! ..
Ve sizi yüklenip mezara getiriyorlar. Açılmış bir mezar ve...
Şu andaki mevcut aklınızla, idrâkınızla duygularınızla yaşayan biri olarak! .. Ve üstünüze atılan toprakla beraber orada toprağın içinde hapis kalmanın korkunç ızdırabını tatmaya başlıyorsunuz! ..
Hatırlayalım şu meşhur hadîs-i şerîfi:
-İNSANLAR UYKUDADIRLAR; ÖLÜMÜ TADINCA UYANIRLAR! ..’
Hazreti Osman radıya’llâhu anh bir kabrin başında durduğu zaman sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine, “Cennet cehennem anılınca ağlamıyorsun da, burada mı ağlıyorsun? ” denildiğinde ise şu cevabı verirdi:
Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
-Kabir, âhiretin konak yerlerinden ilk konak yeridir. Eğer ondan kurtulursa kişi, gerisi daha kolaydır! .. Şâyet kurtulmazsa, gerisi daha ağırdır! .. Her ne (korkunç) manzara gördüm ise, kabir ondan daha korkunçtur'! .. (Tırmizî)
Kişi beden üzerindeki tüm tasarrufundan kesildi; beyin durdu; ve bozulmaya yüz tutan beden mezara konuldu. Sonra.
İbn-i Ömer radıya’llâhu anh’tan şöyle naklolunuyor:
-Ölünün dünyadan alâkası kesildiği zaman, oturma yeri kendisine gösterilir; cennet ehli ise cennet ehlinden olarak; ve cehennem ehli ise cehennem ehlinden olarak. Ve sonra 'Allah seni kıyâmet gününde yeniden mahşere kaldırıncaya kadar oturma yerin işte burasıdır' denilir.
AHMED HULUSİ 'İnsan ve Sırları' adlı kitabından alıntıdır. Yazarın bütün eserlerine ücretrsiz okumak ve indirmek için tıklayın: www.ahmedhulusi.com
Ölümün ne hızla yaklaştığını anlamak için saatimin kronometresine bakmak yeterli oluyor, Ölümü hatırladıktan sonra bir insanın Tüyleri diken diken olmuyorsa ya geçmiş yaşamına güveniyordur yada çoğu şeyden gafildir.. Kısaca ölüm Ruhun bedenden ayrılmasıdır.. Ölüm anında acı tüm ruha hucum eder. Çünkü Damarların arasından, tüyün altından tepeden tırnağa kadar derinin altından çekilen Ruhtur.. En çok korktuğum; kılıç darbelerinden, bıçkıların biçmesinden, makasların kesmesinden daha şiddetli olan Ölüm şeklini tatmaktır. Bu ölüm şeklinde kişi bağırmak, inlemek, yardım dilemek ister ki rahata kavuşsun fakat buna gücü yetmez (ağızdan köpük gelmesi anı) . Eğer kişinin kendinde kuvvet kalmışsa ruhun çekildiği anda bir horlama, gırtlağından ve göğsünden hırıltı işitilir. Halbuki rengi bozulmuş, dudakları köpük tutmuştur. Göz çanakları yukarı fırlamış, dudakları büzülmüş dil köküne doğru çekilmiştir....:-(
' Büyük randevu bilsem, nerede saat kaçta, Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta? ' Necip Fazıl
ölümler çıplak gelir...
geceyi indirir yavaşça gözlerime...
benden geçmek kolay değil, feryat eder ateş sözlerime...
yayılır nefesin çiçeklere...
ay ışıldar soğuk bedeninde...
günah bana hiç el değil...
feryat eder dilim hüzünlere...
Vedalar doğru değil...
Sevgiler yalan değil...
Koşarım ben sensizliğe...
Bu son bakışsa gitmek...
Hiç mümkün değil...
Görünür bana senden kalan...
Bilirim ki vardır şarkımı duyan...
Boşunadır yakarış çizilene...
Geçer zaman aşk sevilince...
Ölümler çıplak gelir...
Geceyi indirir yavaşça gözlerine...
Senden çıkmak kolay değil...
Beterdir hayat acılar çekenlere...
Vedalar doğru değil...
Sevgiler yalan değil...
Koşarım ben sensizliğe...
Ağlarım yağmur düşürür seni...
Kapı açık gir içeri...
Yanmam
Gönlüm yansa da
Ecel kapımı çalsa da
Gözlerim kapansa da yıldızların altında
Böyle etlerin çürür, toprak kurtları falan gezinir, çürük, kokuşmuş peltemsi eti yer, bir süre sonra sadece kemik ve toprak kalır.
Dikkat! Dikkat! Ölmek isteyenler icin son vapurumuz kalkiyor birbirinizi ezmeyniz..
bknz:ilerde kiyidan uzak bir yerlerde denize dökecegiz :))
her ölüm bi kıyametin sonudur...
allaaa canım nasıl çekti bak şimdi....
mutluluk yok belki sonunda ama hüzünde yok, kederde, acıda...mutlu olamayacağım belki, ama artık hiç bi zaman mutsuzda olmayacağım...
hüzünlenmeyeceğim...acı - artık - yok...
kahpe bi gecenin çığlığı var kulağımda...başıma geçirdiğim tırnaklarımın arasında kafamın derisi,gözlerimde devrilmiş şarapların alkolleri akıyor...nerden aktığını bilemediğim kan ellerimi ve kollarımı kapladı, dudaklarıma geçirdiğim jiletin arasından akan kanlar boğazımı yakıyor...vücudum üşümeye başladı...
şimdi akan kanın sıcaklığını daha rahat duyuyorum...kanın aktığı yerdeki bıraktığı sıcaklıktan kanadığı yeri hissedebiliyorum...tadını alıyorum ağızımda... boğazımı yakıyor...
artık acıyı duymuyorum...üşüyorum sadece ama biliyorum biraz sonra oda geçecek...uykum var...artık uyumalıyım sanırım..zaman geldi...yüzümdeki kanla karışıp akan son göz yaşı geride kalanlara acıdığım için...
-cenin pozisyonunu almış yatağında sessiz bi uykuya dalışı bi bebeğin rahimden çıktıktan sonraki ilk uykusu gibi...yüzünde hiç bir zaman anlayamayacağınız mutlu bi tebessüm...hiç bi zaman öğrenemeyeceğiniz...nedenini hiç bilmeyeceğiniz hatta merak etmeyeceğiniz bi tebessüm...nedenini bilmekten korktuğunuz için aynı nedene sahip her insandan biri olduğnuza inanmadığınız için hiç öğrenmeyeceğiniz bi tebessüm...-
Mâzi yaşarken ölüm hâlde giyilmiş kefen
Hareketsiz tabutta süzülür hisse gelen
Önüm sır ardım sır akıl bağ oyuncak fen
Bilirsin bilinmezi bekle kalbim o ânı
...
'Hasta olduğun için değil,hayatta olduğun için öleceksin.'
Lucius Seneca
'Tehidest avdet olmasın memat! '
(Eli boş dönüş olmasın ölüm)
taş olarak ölmüştüm,bitki oldum.bitki olarak öldüm wehaywan oldum.haywan olrak öldüm o zaman insan oldum öyleyse ÖLÜMDEN KORKMAK NİYE? hiç bir sefer daha kötüye dönüştüğüm yada alçaldığım görüldü mü? bir gün insan olarak ölüp ışıktan bir yaratık rüyaların meleği olacağım.fakat yolum dewam edecek ALLAHtan başka herşey kaybolucak hiç kimsenin görüp duymadığı bir şey olcağım.yıldızların üzerinde bir yıldız olup doğum we ölüm üzerinde parlayacağım...
hepimiz onun için geldik zaten bir sonu wer herşeyin we oda sonların sonu yaşamın bir diğer boyutu (bir gün gideceğim bu diyardan ellerim yalnız seni tutacak sana sarılacak)
Uykunun ciddi versiyonu :))
(..) (..)
-O L U M...
noktaları avuçlarımda...ellerimin arasında sımısıkı saklanmakta...yanlızca sesli harflerin üzerinde duran 4 adet nokta...ona ait bi parça...bütününü bozmadan ondan alabileceğim 4 adet parça...
OLUM...sana ait olup senden çaldığım noktaları geri getiriyorum sana...
bekle...az daha bekle........
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
ölüm yalandan gercege dönüş...ölüm gercek sevgiye ulaşmak.mümin için sevinc.kafir için ızdıraptır.göz kapanır bakiye sonsuz acılır.
Cüneyd- Bagdadi ölüm hakkinda söyle der; Ölüm, Hakk´in seni senliginden öldürmesi ve kendisiyle ihya etmesidir.
Hadi degince ne geliyor ki...
Ölümü tanisaydiniz yasamayi ne cok arzu edersiniz..
Socrates
senden korkan senin gibi olsun...
Hiç durmadan, hayat öğtür devreden bu çark,
Ölmek sırayladır, sıralanmakta varsa fark.
Yahya Kemal Beyatlı
Form değiştirmek
DİRİ DİRİ GÖMÜLECEĞİNİZİ BİLİYOR MUSUNUZ? ..
Diyelim ki yatıyorsunuz yatağınızda! .. an be an tükenmekte olduğunuzu farkediyorsunuz. Kâh dalıyorsunuz rüya gibi bir görüntü. Kâh eski hatıralar, kâh yeni umutlar.
Sonra bir an geliyor. Kolunuzu kaldırmak istiyorsunuz, kalkmıyor! .. O ne? .. kumanda edemiyorsunuz kolunuza! .. Felç mi geldi ne! ? .. 'Hey', demek istiyorsunuz ama diyemiyorsunuz! ..
Kızınız bir anda üstünüze kapanıyor, haykırıyor!
-Öldü! Annem öldü! .. Anne, bırakma bizi!
Bağırmak istiyorsunuz.
-Hayır! .. Hayır ben ölmedim.
Ne çare! .. Ne ağzınızı oynatabiliyorsunuz, ne de sesiniz çıkıyor! ..
Bu arada odaya doluşuyor yakınlarınız. Hepsi gözü yaşlı, hepsi kederli, hepsi göğüslerinde yumru yumru düğümler! ..
Doktor? .. Ne yararı var? ! ..
Başınızda toplananlara karşılık, kendinizde bir serbesti hissediyorsunuz! .. Ayağa kalkıp odada dolaşmaya başlıyorsunuz! ..
Onlara demek istiyorsunuz, 'ben ölmedim, aranızda dolaşıyorum, yavrum kızım ne olur ağlama! ' Ama boş! .. İrtibat kesik! ..
Kızınız, yakınlarınız perişan halli; ağlayış-haykırışları sizi de oldukça perişan ediyor! ..
Bir şeyler yapmak, onlara ulaşmak istiyorsunuz, mümkün değil! .. Ne dokunabiliyorsunuz; ne konuşabiliyorsunuz; ne de herhangi bir eşyayı oynatabiliyorsunuz! ..
Oturuyorlar, başucunuzda dualar etmeye başlıyorlar. Hakkınızda konuşmaya koyuluyorlar, şöyle iyiydi, böyle iyiydi! ..
Sonra bu fasıllar bitiyor. Sizi yıkıyorlar ve tabuta koyuyorlar. Bunları hep görüyorsunuz! ..
Ve sizi yüklenip mezara getiriyorlar. Açılmış bir mezar ve...
DİRİ DİRİ MEZARA KONUYORSUNUZ! . DİRİ DİRİ GÖMÜLÜYORSUNUZ! ..
Şu andaki mevcut aklınızla, idrâkınızla duygularınızla yaşayan biri olarak! .. Ve üstünüze atılan toprakla beraber orada toprağın içinde hapis kalmanın korkunç ızdırabını tatmaya başlıyorsunuz! ..
Hatırlayalım şu meşhur hadîs-i şerîfi:
-İNSANLAR UYKUDADIRLAR; ÖLÜMÜ TADINCA UYANIRLAR! ..’
Hazreti Osman radıya’llâhu anh bir kabrin başında durduğu zaman sakalı ıslanıncaya kadar ağlardı. Kendisine, “Cennet cehennem anılınca ağlamıyorsun da, burada mı ağlıyorsun? ” denildiğinde ise şu cevabı verirdi:
Rasûlullah salla’llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
-Kabir, âhiretin konak yerlerinden ilk konak yeridir. Eğer ondan kurtulursa kişi, gerisi daha kolaydır! .. Şâyet kurtulmazsa, gerisi daha ağırdır! .. Her ne (korkunç) manzara gördüm ise, kabir ondan daha korkunçtur'! .. (Tırmizî)
Kişi beden üzerindeki tüm tasarrufundan kesildi; beyin durdu; ve bozulmaya yüz tutan beden mezara konuldu. Sonra.
İbn-i Ömer radıya’llâhu anh’tan şöyle naklolunuyor:
-Ölünün dünyadan alâkası kesildiği zaman, oturma yeri kendisine gösterilir; cennet ehli ise cennet ehlinden olarak; ve cehennem ehli ise cehennem ehlinden olarak. Ve sonra 'Allah seni kıyâmet gününde yeniden mahşere kaldırıncaya kadar oturma yerin işte burasıdır' denilir.
AHMED HULUSİ
'İnsan ve Sırları' adlı kitabından alıntıdır.
Yazarın bütün eserlerine ücretrsiz okumak ve indirmek için tıklayın:
www.ahmedhulusi.com
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber.
Hiç güzel olmasaydı ölürmüydü Peygamber.
N.F.K.
Ölümün ne hızla yaklaştığını anlamak için saatimin kronometresine bakmak yeterli oluyor, Ölümü hatırladıktan sonra bir insanın Tüyleri diken diken olmuyorsa ya geçmiş yaşamına güveniyordur yada çoğu şeyden gafildir..
Kısaca ölüm Ruhun bedenden ayrılmasıdır.. Ölüm anında acı tüm ruha hucum eder. Çünkü Damarların arasından, tüyün altından tepeden tırnağa kadar derinin altından çekilen Ruhtur.. En çok korktuğum; kılıç darbelerinden, bıçkıların biçmesinden, makasların kesmesinden daha şiddetli olan Ölüm şeklini tatmaktır.
Bu ölüm şeklinde kişi bağırmak, inlemek, yardım dilemek ister ki rahata kavuşsun fakat buna gücü yetmez (ağızdan köpük gelmesi anı) . Eğer kişinin kendinde kuvvet kalmışsa ruhun çekildiği anda bir horlama, gırtlağından ve göğsünden hırıltı işitilir. Halbuki rengi bozulmuş, dudakları köpük tutmuştur. Göz çanakları yukarı fırlamış, dudakları büzülmüş dil köküne doğru çekilmiştir....:-(
' Büyük randevu bilsem, nerede saat kaçta,
Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta? ' Necip Fazıl
Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil
Ne niza eyleyelim ol ne senindir ne benim...
Hiçbirşey...
Ölüm yeniden doğmak, sonun getirdiği bir başlangıçtır.
Rüyadan uyanıp gerçek hayata başlangıç.
bazilari icn bayramdir....
ölüm ölene bayram,bayrama sevinmek var,
oh ne güzel bayramda tahta ata binmek var...
Necip Fazil Kisakürek,1982