Makberler mahveylemese gerdiş-i devran Bir ev yapacak yer bulamaz hane-nişinan Taş zannederek kullanıyor da onu insan Mevta kemiğinden oluyor bir nice eyvan Sağlarla dolu bir makberdir alem-i bi-sud Feryad ez in nev vucud-ı adem alud
Namık Kemal
(Zamanın geçmesi mezarları belirsiz hale getirmeseydi evlerde oturanlar ev yapacak yer bulamazdı.İnsanın taş zannedip ev yaptığı nice saraylar ölü kemiğindendir.Aslında bu boş dünya sağlarla dolu bir kabristandır.Sonu yoklukla neticelenecek varlıktan feryad!)
Yanan mumu söndürdü hastanin son nefesi, Can kusunu basi bos birakti ten kafesi: Mesihin mucizesi, Tevratin felsefesi, Araplarin cenneti artik birer masaldi!
herhalde şu kısacık hayatımda en çok korktuğum şeydir ölüm... insanların geleceklerini yaşayamadan ölmeleri çok acı bence.. bazen en yakın dostumun veya sevdiğim insanın öldüğünü düşünüyoum... yok yok hiç de ii bişey diil ölmek.... bu dünyadan göçmek çok kötü bişey ya! arkanda acılı insanlar bırakmak...ağlatmak ağlatmak... tanrımdan herkese hayallerini gerçekleştirme fırsatı istiyorum... Ölüm acıların en ağırı geleceğimizi çalan bir hırsızdı...
Bi aralar Geçici Bir Süre Ölümü Yaşayanlar'ın kurduğu bi derneğe sırf meraktan gitmiştim.Kimine göre beyaz ışığı bulmak, kimine göre ölen bir akrabanın çağırması....İyide esas olan o ışığın sonrası yada ölen akrabamın beni çağırdıktan sonra bana neyapacağı. Sonra dedimki kendime neyse ne nasılolsa bigün sende tanışacaksın ölümle şimdi bilsem neye yarar, başıma gelince bilsem neye yarar.İnandığım bişey var aslında şimdi ölüyüz ve orda canlanacağız.
OLUM Insanda dahil butun organizmalarin,yasamsal karakterinin farklilasmasi olayina olum adini vermisiz,haraket,konusma çevreyi tanima,suurlulugun kaybolmasi,butun duygusal ve fiziksel baglamdaki edilgen ve etken olusun sonudur olum.Oysa biyolojik anlamda bir farklilasim olarakta yorumlayabiliriz olumu,Ornegin çurume basladiginda bir takim mikro organizmalarin dogumunada neden olmaktadir,o halde organizma metamorfaza ugrayip,farklilasmaktadir. Oldu dedigimiz yaratiktan baska bir takim yaratiklar uremektedir.Onceki yaratiktan canli bir takim seyler yasamaktadir. O halde onceki olen yaratik baska bir yasam birimine hatta bir çok yasam birimine donusmus olarak hayata devam edebilmektedir.O halde olum degilde baskalasimmi dememiz gerekir? Sprituel anlamda soylenecekte bir yigin sey olacagindan olen organizmadan ayrilan enerjinin ne oldugu hakkinda ise bir yigin tartisma soz konusudur.Fiziksel olume baska bir objektiften baktigimizda farkli yaklasimlarida goz ardi edemeyiz sevgiler UGUR KESIM
Ölum bazen halaylarla karsilariz, bazen isyanlarla, bazense eylemlerle. Ölumun ben icin var olus nasil genis kavramsa. ÖLumde ben icin genis ve derindir. Öldugum gun kendimi gercek anlamda özgur ve bir butun hisederim dogamla topragimla.Ondan belki Atesin ve Topragin Kiziyim
soğuk nefesimi kulaklarımda hissederken ürperen bedenimin titreyişi, gözlerimdeki hüzün,bileğimden akan kan, damarlarımdaki alkol... ölümün kıyafeti... giyisilerini giyinmiş hazır bedenim cengi bekler durumda...sürgün olmuş, ruhum nasır tutmuş pas tutmuş ağlamaktan bedenim hissetmez küçük dokunuşları çakılmazsa bir kazık bu kalbe... bir selam gönder hayalet bakışlarından, dönülemeyen geri imkansızlar şehrinden...şehri istanbul...bir selam gönder hayalet bakışlarından donuk gözlerime...bir selam gönder çatlamış dudaklarıma...özledim seni daha ne kadar uzaktasın bana...göz yaşlarımın tadı hala aynı dudaklarımdan akar...daha ne kadar sürer bu acı...
.... Bir gün ölümü beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla Kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin Ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu Tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha Ya da her sabah Göğe bir yüz metre kollarınızla. Edip Cansever
Zavallı kız... Daha çok gençmiş... Küçücük elleri var... Küçücük bir burnu ve küçücük göğüsleri var... Bugüne dek binlerce değişik ölü bedeni yıkadım... Parçalanmış cesetler gördüm; erimiş,derisi kemiklerine yapışmış, daha yaşarken çürümüş cesetler yıkadım... Ama hiç biri düşlerime girmedi... Umursamadım bile tek bir tanesini.... Ama şimdi asil bir genç kız yüzü çıkmıyor hiç düşlerimden; başı bedeninden ayrılmış bir genç kız yüzü...
aklımdan çok uzaktasın, aslında bana hiç olmadığın kadar daha yakın...adımlarım daha temkinli, yoluna çıkmamak için daha ürkek... korkar oldum artık senden, karşına geçip dikilemez oldum,meydan okuyamıyorum artık ne sana ne kardeşin olan hayata,boyun eğiyorum... tüm yasaklara kabul, tüm kurallara razı, tüm şartları yerine getiriyorum... asi çocuğu öldürdüm içimdeki, hep baş kaldıran, karşına dikilen o çocuğu... düşlerimden ve düşüncelerimde uzaktasın artık, ama bana hiç olmadığın kadar daha yakın...
Buraya ilk geldiğim zaman kendimi çok yalnız hissettim. Çok kederliydim ve bana anlayış gösterilmesini bekliyordum. Bu olmadı. Sadece vücutları benim kadar kötü berelenmiş binlerce başka insan gördüm. Bana bir numara verildi ve 'trafik kazasından ölümler' bölümüne gönderildim. Kazanın nasıl olduğu önemli değil. Avarelik ediyor, hızlı gidiyor çılgın hareketler yapıyordum. Hatırladığım en son şey çok yavaş ilerleyen yaşlı bir kadının önüne geçtiğimdi. Sonra bir çarpışma sesi duydum ve müthiş bir sarsıntı hissettim. Her yer cam ve çelik parçaları ile dolmuştu. Bedenimin sanki içi dışına çıkmıştı. Birisi haykırıyordu. Bu galiba bendim. Sonra birden uyandım. Etraf çok sessizdi. Bir polis memuru basımda duruyordu. Derken bir doktor gördüm. Bedenim paramparçaydı. Her tarafım kan içindeydi. Bir suru yerime cam parçaları saplanmıştı. Çok tuhaftı, çünkü hiç bir şey hissetmiyordum. Ay yy, durun neden o çarşafı yüzüme örtüyorsunuz? Ölmem mümkün değil. Daha henüz 17 yaşındayım. Bu gece bir kızla randevum var. Önümde upuzun bir hayat var. Daha ben ne yaşadım ki? Hayır, ölmüş olamam. Sonra beni uzun bir çekmeceye yerleştirdiler. Ailem beni teşhis etmeye geldi. Neden beni böyle görmek zorunda kaldılar? Neden, annem hayatında başına gelen en zor şeyi yasarken onun gözlerine bakmak zorundaydım? Babam birdenbire ihtiyarlamış gibiydi. Sorumlu kişiye, 'Evet bizim oğlumuz' dedi. Cenaze töreni çok garipti. Butun akrabalarım ve arkadaşlarım tabutumun yanına geldiler ve bana hiç görmediğim kadar üzgün gözlerle baktılar. Arkadaşlarımın bazıları ağlıyordu. Lütfen birisi beni uyandırsın. Beni buradan çıkarın. Annemi ve babamı bu kadar üzgün görmeye dayanamıyorum. Büyükannem ve büyükbabam o kadar bitkinler ki yürüyemiyorlar. Kız ve erkek kardeşlerim hayalet gibi dolaşıyorlar. Herkes bir şaşkınlık içinde. Herkes beni dinlesin. Kimse buna inanamıyor. Ben de inanamıyorum. Lütfen beni gömmeyin! Ben ölmedim! Benim daha yapacak çok şeyim var. Tekrar gülmek koşmak istiyorum. Lütfen beni toprağa vermeyin. Tanrım, sana söz veriyorum, bana bir şans daha verirsen, dünyanın en dikkatli sürücüsü ben olacağım. Tek istediğim bir şans daha verilmesi. Lütfen tanrım
Ölüm yeniden doğmaktır.1.si annemizin karnından 2.si dünyadan. Bir yazarın dediği gibi insan öleceğini bilerek yaşayan en mükemmel varıktır. Ölüm görüntüdedir fakat ölümbirsürü noktayı da beraberinde getirir ve yaşam devam eder biz çoğoldıkça
Bakma bana öyle derin İşim olmaz senle benim Hiç bu kadar sevilmedin Gözlerinden okuyorum Haberin yok ölüyorum Sorma bana nerelisin Ne içersin ne giyersin Derdim sana derman osun Ben gönülden okuyorum Haberin yok ölüyorum Azdı yine deli gönül Üzerine geliyorum Geçti yine boş bir ömür Ellerinden öpüyorum Haberin yok ölüyorum Haberin yok ölüyorum Sen gelirken ben gidiyorum Dermanım yok ölüyorum Ayrılırken ben içiyorum
Al beni, al beni Götür burdan uzaklara Al beni, al beni Uçur yukarılara Biliyorum sende farkındasın Çok zor Gözlerin yalan söylemiyor Biliyorum sende farkındasın Çok zor Al beni, al beni Götür burdan uzaklara Al beni, al beni Uçur yukarılara
Asla yaşanmayacak olan an
Ama herkesin üzerinde anlaştığı tek gerçeklik
Asıl doğum
Montaigne'nin deyimi ile,ölmek için doğduk
ölmeye geldik.. ölmemek için..
hepimizin sonu.....
Makberler mahveylemese gerdiş-i devran
Bir ev yapacak yer bulamaz hane-nişinan
Taş zannederek kullanıyor da onu insan
Mevta kemiğinden oluyor bir nice eyvan
Sağlarla dolu bir makberdir alem-i bi-sud
Feryad ez in nev vucud-ı adem alud
Namık Kemal
(Zamanın geçmesi mezarları belirsiz hale getirmeseydi evlerde oturanlar ev yapacak yer bulamazdı.İnsanın taş zannedip ev yaptığı nice saraylar ölü kemiğindendir.Aslında bu boş dünya sağlarla dolu bir kabristandır.Sonu yoklukla neticelenecek varlıktan feryad!)
Anlımızın çatına vurduk...
ölüm ölümsüzlüktür....öyle bir kelimeki içinde mefhumu mualifinide barındırıyor....
ölüm dediğin nedir gülüm...ben senin için yaşamayı göze almışım...
vayy be ne söz ama bu kurtlar vadisindede fena replikler yokmuş...
diğer tarafla göbek bağını koparmış bir insan ya intihar eder ya isyan...
bknz: ben...
ölümden korkacak ne var.
Azrail de olsa, gelen melek degilmi! !
Yanan mumu söndürdü hastanin son nefesi,
Can kusunu basi bos birakti ten kafesi:
Mesihin mucizesi, Tevratin felsefesi,
Araplarin cenneti artik birer masaldi!
herhalde şu kısacık hayatımda en çok korktuğum şeydir ölüm... insanların geleceklerini yaşayamadan ölmeleri çok acı bence..
bazen en yakın dostumun veya sevdiğim insanın öldüğünü düşünüyoum... yok yok hiç de ii bişey diil ölmek....
bu dünyadan göçmek çok kötü bişey ya! arkanda acılı insanlar bırakmak...ağlatmak ağlatmak...
tanrımdan herkese hayallerini gerçekleştirme fırsatı istiyorum...
Ölüm acıların en ağırı
geleceğimizi çalan bir hırsızdı...
her gecen gün biraz daha yaklasiyoruz birbirimize......
birgün kavusuruz elbet,hangi hasret bitmedi ki.......
Bi aralar Geçici Bir Süre Ölümü Yaşayanlar'ın kurduğu bi derneğe sırf meraktan gitmiştim.Kimine göre beyaz ışığı bulmak, kimine göre ölen bir akrabanın çağırması....İyide esas olan o ışığın sonrası yada ölen akrabamın beni çağırdıktan sonra bana neyapacağı. Sonra dedimki kendime neyse ne nasılolsa bigün sende tanışacaksın ölümle şimdi bilsem neye yarar, başıma gelince bilsem neye yarar.İnandığım bişey var aslında şimdi ölüyüz ve orda canlanacağız.
Bir kac gün daha! !
Bekleyelim o bizi bulacak
OLUM
Insanda dahil butun organizmalarin,yasamsal karakterinin farklilasmasi olayina olum adini vermisiz,haraket,konusma çevreyi tanima,suurlulugun kaybolmasi,butun duygusal ve fiziksel baglamdaki edilgen ve etken olusun sonudur olum.Oysa biyolojik anlamda bir farklilasim olarakta yorumlayabiliriz olumu,Ornegin çurume basladiginda bir takim mikro organizmalarin dogumunada neden olmaktadir,o halde organizma metamorfaza ugrayip,farklilasmaktadir. Oldu dedigimiz yaratiktan baska bir takim yaratiklar uremektedir.Onceki yaratiktan canli bir takim seyler yasamaktadir. O halde onceki olen yaratik baska bir yasam birimine
hatta bir çok yasam birimine donusmus olarak hayata devam edebilmektedir.O halde olum degilde baskalasimmi dememiz gerekir?
Sprituel anlamda soylenecekte bir yigin sey olacagindan olen organizmadan ayrilan enerjinin ne oldugu hakkinda ise bir yigin tartisma soz konusudur.Fiziksel olume baska bir objektiften baktigimizda farkli
yaklasimlarida goz ardi edemeyiz sevgiler UGUR KESIM
Vuslat...
Ölum bazen halaylarla karsilariz, bazen isyanlarla, bazense eylemlerle. Ölumun ben icin var olus nasil genis kavramsa. ÖLumde ben icin genis ve derindir. Öldugum gun kendimi gercek anlamda özgur ve bir butun hisederim dogamla topragimla.Ondan belki Atesin ve Topragin Kiziyim
varoluş...ölüm...ikiside aynı şey değil mi zaten....
kondurduğu bir öpücüktü ensemde...
soğuk nefesimi kulaklarımda hissederken ürperen bedenimin titreyişi,
gözlerimdeki hüzün,bileğimden akan kan, damarlarımdaki alkol...
ölümün kıyafeti...
giyisilerini giyinmiş hazır bedenim cengi bekler durumda...sürgün olmuş, ruhum nasır tutmuş pas tutmuş ağlamaktan bedenim hissetmez küçük dokunuşları çakılmazsa bir kazık bu kalbe...
bir selam gönder hayalet bakışlarından, dönülemeyen geri imkansızlar şehrinden...şehri istanbul...bir selam gönder hayalet bakışlarından donuk gözlerime...bir selam gönder çatlamış dudaklarıma...özledim seni daha ne kadar uzaktasın bana...göz yaşlarımın tadı hala aynı dudaklarımdan akar...daha ne kadar sürer bu acı...
Bir gün akşam olur, biz de gideriz,
Kalır dudaklarda şarkımız bizim...
....
Bir gün ölümü beğenmeyecekseniz dikkat! ölmeyin kolayla
Kadınlara sarkıntılık edin, hoşa giden bardaklar satın alin
Ya da bir aptalın yalnızlığını secin, çiçek sulamakla olsun bu
Tıkır da tıkır isleyen apartmanlar vardır ya, sakin ha
Ya da her sabah
Göğe bir yüz metre kollarınızla.
Edip Cansever
Zavallı kız... Daha çok gençmiş... Küçücük elleri var... Küçücük bir burnu ve küçücük göğüsleri var... Bugüne dek binlerce değişik ölü bedeni yıkadım... Parçalanmış cesetler gördüm; erimiş,derisi kemiklerine yapışmış, daha yaşarken çürümüş cesetler yıkadım... Ama hiç biri düşlerime girmedi... Umursamadım bile tek bir tanesini.... Ama şimdi asil bir genç kız yüzü çıkmıyor hiç düşlerimden; başı bedeninden ayrılmış bir genç kız yüzü...
Başını bedenine ben diktim...
Çaresizin, güçlüye boyun eğişi gibi kabullendim her şeyi, başım yere eğildi... Sanırım ölmüştüm...
suç yok,suçlu
yok
hayat böyle
anladım
aşk yok artık
yok ama
zamanla alıştım
senle ben hep böyle
kalacağız
gitgide eriyip
yok olacağız
yavaş
yavaş
sorma neden
niçin
herşey yalnızlıktan
bak güzel bir gün
ölmek için
düş yok, gerçek yok
bak sonunda anladım
yaz yok
kış yok
artık zamanı
karıştırdım
sorma neden
niçin
herşey yalnızlıktan
bak güzel bir gün
ölmek için
Teoman / Lyrics
aklımdan çok uzaktasın, aslında bana hiç olmadığın kadar daha yakın...adımlarım daha temkinli, yoluna çıkmamak için daha ürkek...
korkar oldum artık senden, karşına geçip dikilemez oldum,meydan okuyamıyorum artık ne sana ne kardeşin olan hayata,boyun eğiyorum...
tüm yasaklara kabul, tüm kurallara razı, tüm şartları yerine getiriyorum...
asi çocuğu öldürdüm içimdeki, hep baş kaldıran, karşına dikilen o çocuğu...
düşlerimden ve düşüncelerimde uzaktasın artık, ama bana hiç olmadığın kadar daha yakın...
Buraya ilk geldiğim zaman kendimi çok yalnız hissettim. Çok kederliydim ve bana anlayış gösterilmesini bekliyordum. Bu olmadı. Sadece vücutları benim kadar kötü berelenmiş binlerce başka insan gördüm. Bana bir numara verildi ve 'trafik kazasından ölümler' bölümüne gönderildim. Kazanın nasıl olduğu önemli değil. Avarelik ediyor, hızlı gidiyor çılgın hareketler yapıyordum. Hatırladığım en son şey çok yavaş ilerleyen yaşlı bir kadının önüne geçtiğimdi. Sonra bir çarpışma sesi duydum ve müthiş bir sarsıntı hissettim. Her yer cam ve çelik parçaları ile dolmuştu. Bedenimin sanki içi dışına çıkmıştı. Birisi haykırıyordu. Bu galiba bendim. Sonra birden uyandım. Etraf çok sessizdi. Bir polis memuru basımda duruyordu. Derken bir doktor gördüm. Bedenim paramparçaydı. Her tarafım kan içindeydi. Bir suru yerime cam parçaları saplanmıştı. Çok tuhaftı, çünkü hiç bir şey hissetmiyordum. Ay yy, durun neden o çarşafı yüzüme örtüyorsunuz? Ölmem mümkün değil. Daha henüz 17 yaşındayım. Bu gece bir kızla randevum var. Önümde upuzun bir hayat var. Daha ben ne yaşadım ki? Hayır, ölmüş olamam. Sonra beni uzun bir çekmeceye yerleştirdiler. Ailem beni teşhis etmeye geldi. Neden beni böyle görmek zorunda kaldılar? Neden, annem hayatında başına gelen en zor şeyi yasarken onun gözlerine bakmak zorundaydım? Babam birdenbire ihtiyarlamış gibiydi. Sorumlu kişiye, 'Evet bizim oğlumuz' dedi. Cenaze töreni çok garipti. Butun akrabalarım ve arkadaşlarım tabutumun yanına geldiler ve bana hiç görmediğim kadar üzgün gözlerle baktılar. Arkadaşlarımın bazıları ağlıyordu. Lütfen birisi beni uyandırsın. Beni buradan çıkarın. Annemi ve babamı bu kadar üzgün görmeye dayanamıyorum. Büyükannem ve büyükbabam o kadar bitkinler ki yürüyemiyorlar. Kız ve erkek kardeşlerim hayalet gibi dolaşıyorlar. Herkes bir şaşkınlık içinde. Herkes beni dinlesin. Kimse buna inanamıyor. Ben de inanamıyorum. Lütfen beni gömmeyin! Ben ölmedim! Benim daha yapacak çok şeyim var. Tekrar gülmek koşmak istiyorum. Lütfen beni toprağa vermeyin. Tanrım, sana söz veriyorum, bana bir şans daha verirsen, dünyanın en dikkatli sürücüsü ben olacağım. Tek istediğim bir şans daha verilmesi. Lütfen tanrım
Ölüm yeniden doğmaktır.1.si annemizin karnından 2.si dünyadan. Bir yazarın dediği gibi insan öleceğini bilerek yaşayan en mükemmel varıktır. Ölüm görüntüdedir fakat ölümbirsürü noktayı da beraberinde getirir ve yaşam devam eder biz çoğoldıkça
Bakma bana öyle derin
İşim olmaz senle benim
Hiç bu kadar sevilmedin
Gözlerinden okuyorum
Haberin yok ölüyorum
Sorma bana nerelisin
Ne içersin ne giyersin
Derdim sana derman osun
Ben gönülden okuyorum
Haberin yok ölüyorum
Azdı yine deli gönül
Üzerine geliyorum
Geçti yine boş bir ömür
Ellerinden öpüyorum
Haberin yok ölüyorum
Haberin yok ölüyorum
Sen gelirken ben gidiyorum
Dermanım yok ölüyorum
Ayrılırken ben içiyorum
Al beni, al beni
Götür burdan uzaklara
Al beni, al beni
Uçur yukarılara
Biliyorum sende farkındasın
Çok zor
Gözlerin yalan söylemiyor
Biliyorum sende farkındasın
Çok zor
Al beni, al beni
Götür burdan uzaklara
Al beni, al beni
Uçur yukarılara
İnsan son nefese hazır gerekmiş:
Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş.
Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz:
Böylece dirilirsek işimiz iş.
hayyo