Sen şiirleri sevmeye devam et,yalan olduklarını bile bile sev onları. Çünki onlar sana hiçbirşey vermeyecektir.Onlar insanın bir parçasının kaybolurken,sanden kopup giderken kazandığı bir anlamdır.Duygularımızın en usta hırsız tarafından sömürülüken söylediği baş döndürücü yalanları karşısında seve seve feda etmektir içeriğimizi.okadar güzel bir yalan ki bu,feda ettiklerim için hiç pişman olmadım. Bu nedenle 'seni unutursam,bil ki kendimden vazgeçmişimdir' diye başlayan her şiirde,aslında çaresizlikler sesinin boğukluğundan bülbüle sataşıyor demektir.Aslında çaresizlikler bu denli ucube görünümlü olduğu için bülbül kibirlidir.Nilüfer bu kadar güzel olduğu için dertlerin adı cüzzamlı bir yaşlı kadını anımsatır.Şiirler bunun için bataklık güzelidir.Dert,hastalık,yalnızlık,yoksulluk,sefillik vs. vs. denilen 72 yaşındaki çirkin yaşlı cadının,17 yaşındaki taze dudaklarıdır,şiir. Mutluluğun şiiri yok.Var diyenler şiirden daha büyük yalan söylemiş olurlar. Yalan dünyada herşey ancak bukadar gerçek olabiliyor.
İŞTE BÖYLE YAZILIR: Maskelerimi layık olduğu yere gönderirken,yani cehennemin ateşine atarken nelerden vazgeçtiğimi çok iyi biliyordum.Ama kendi yüzümü görmek zorundaydım.Ben buyum,o kadarda kötü değil yüzüm diyerek herkese göstermekten çekinmedim.Artık yazı yazarken dinimi,milletimi,hatta kendimi bile bir kenara koyarak oturuyorum masaya.Masanın sağında tanrı,solunda şeytan oturuyor ve ben ikisinin arasında yazıyorum,anlıyacağın çapraz ateş altında çıkıyor bu yazılar.sadece tanrı daha olgun ve şeytan daha çoşkulu.yazarken şeytan elleriyle sırtımı belimden omuzlarıma kadar sıvazlıyor ve tanrı saçlarımı okşuyor.Tanrı kulağıma eğilip 'sakin ol,daha büyüyeceksin,hırçınlaşmana gerek yok,tatlı tatlı yaz bakayım kalbinin döküntülerinden,içinde hala masum bir çocuk var,onu incitme.' diyor,şeytan ise 'ateşini at ortaya,yansın kalemin kağıdın,parçala göğsünü ki çıksın ortaya feryadın,aksın asi kızıl kanın,içinde hala vahşi bir canavar var,çıkart onu,yıksın her yeri,her düzeni.' diyor.
Huzuru kim ister ki.Huzur hep huzursuzluğun geleceğini beklemek demektir,çaktırmadan içten içe bir endişedir huzur.İçimdeki sesler olmasa ben ne yapardım.Sence ben hep doğru şeyler yapmak istiyormuyum sanıyorsun.Allah sadece seyreder,çünki bunlar onun için çok önemsiz,basit ama olması gereken şeylerdir.Arada sırada konuşuyorum ben onunla,her nekadar bana pek kulak asmasada.Zaten ben ispat çabası içerisinde olmadığım için,duğalarım yakarma olmadığı için benimle konuşmak onunda hoşuna gidiyordur eminim.Ben kırıp dökerim ama asla çevremi değil,kendimi. O kadar korkma en azından düşünürken sınırsız ol.ben Allahtan da,şeytandanda kopamam.
Ben buyum,okyanusun ortasında,suyun içinde inanılmaz bir alev topu saklıyorum.ne buzulları eritiyorum,nede ateşi söndürüyorum.Keşke yakınımda olsan da oturup muhabbet etsek.Aslında ben fazla konuşkan biri değilim,hatta gayet sessizimdir.Ama masanın başına oturunca birden dilim kalemime kenetleniyor.Görsen burada gökler nasıl iç içe,bilsen insanlar nasıl dipdibe artı ve eksi gibi ruhları kayıp bir bilsen ve tabiki birde sen... Sevdalar nasıl park yerinde unutulur bir anlasan,her gece eski yaralar nasıl kanar bir görsen,ılık ılık bedenimin çukurluklarında birikir,bir dokunsan... Güç yetmez el işine,en ağır yüklerin altına girer,gece gündüz çalışırsın,uyku gözlerini bürür,soğukta ellerin tutmaz,güneşin altında yanarsın,bir terlesen.Koşturmaktan ayak tabanların sızlar,sen her şeye eyvallah derken arkanda seni sevenler senden daha çok üzülür sen acıyı hisedemezken,bir sızlasan.Her otobüs penceresi senin yitirilmesi beklenen hayal perdendir,bir duraklık ömrü varken sen telaş içinde kiremitlerini dizmeye koyulursun belki daha sonra yeniden hatırlarım diye,bir yıkılsan.Baharla yeşerir heveslerin,yazın terlersin,son baharla hüzünlenir ve kışta üşürsün,bir donsan.Su beklersin kara bulutlardan,üstüme ağlasın dersin,kapitalizmin içinde sevdanı bir çırpıda silersin,matik dizayn edilmiş yeni sevgilerine ayak uydurur,aşkını nakite çevirirsin,yetmediği yerde bozdurursun,eklersin,birde makbuz alsan. Yani uzun lafın kısası,sen benim gönül köşkümde tek bakiye msin.Haa unuttum,herzaman yaptığım gibi,birde ben varım,sigaramı söndürdükten sonra kalavyenin başından kalkan.
__________________ Sanki mahşer yerinde,Tanrının huzurunda sorguya çekilen bir günahkarın,Tanrının dudaklarından sızan af dözcüklerini pür dikkat dinler gibi dinliyorum yüreğinizin sesini.
Siz her gün ıspanak yemeği yemekten her ne kadar yakınsanızda,başka bir yemeğin lezzetinden korkan insanlarsınız. Size tavsiyem; Sanki başka bir lezzet çeşidine damağınızda yer varmış gibi lütfen ıspanak yemeğinden yakınmayın. Çünki Acılı kebap sizin ağzınızı yakar ve künefe ise korkusuzca doyasıya şekeri sevmenizi gerektirir,ardından bir bardak soğuk su içmeyi göze alacak kadar.Suyla ağzınızı çalkalatıp,lezzeti hafızanızda yaşatabilecek kadar cesur olmak gerek.
Bulutlar yağmurunu benden esirgediği vakittir,şimşeklerimin kurak topraklarımda huzura yol aldığı an.Hangi bedenin şehvet yağmurları hayat verecek kıraç tenime bilinmez.Tohumlarım kifayesizce yeşerir günahkar topraklarda ve ben hangi pişmanlığın koynunda bir gece yarısı izdivaya çekilsem,döşeğim olur cehennem ateşi.Izdıraplar içinde her Tanrıya sığınışımda,beni sırdaşı bilen şeytanımı sırtından bıçaklayışımdır.Nezaman in'ime dönsem,şeytan güleç bir yüzün perdelediği,intikam dolu yüreğinden beslenen heyecandan parlayan gözleriyle yüzüme bakar ve sana kucağım hep açıktır der. Benim Tanrı ve şeytan arasında bukadar rekabet meselesi olmamın sebebi ise,fazla özgür ve ikisinede şah damarları kadar yakın olmamdır.Hiçbir zaman tam olarak ikisininde olmadı ruhum.İkisindende sakladığım hep bir in'im var benim,yanlızca benim çünki ben insanım. insan olmanın en avantajlı yönüde budur belkide,Özgür iraden var ve herzaman seçim hakkı senin. İnanılmaz bir kudret ile herşeye kafa tutabilirsin.seni yaratana bile,bile belkide ona en çok sen inandığın halde inat olsun diye inanmıyorum diyebilirsin. Kötü bir huy olsa gerek.
Orhan veli'nin serseriliği üstüme düşmüş iken,hangi efkar beni susturur.Ben birazda sen iken,tanrı bukadar sessiz iken,şeytan bukadar zeki iken,beni hangi şanslı ve salak,iyi roldeki baş aktör kurtarabilir?
Gidiyorum, yarım kalan sözlerin merakına düştükten sonra belki yaşanacak aşkların gizlisinde kalırım belki kavgalara bilemem düşlere bulaşırım meraklanma sen yinede bir tutam güneş olacak koynumda
yeterki yeterki leke değmesin gül tenli ellerimize sevdalar yaşamak içindir ölümde yakışır bize ----- -Ahmet Can Akyol
Sabahın yeline kapıldık Uyku gözlerde, ölüm pusuda Beklemeye başladık Soğuk ölüm meleğini
Merhaba ümit güneşi Belki bugünde Gün batımını görebileceksin Ağlama bebe, annen Kaybolup gitti Diğer anne ve babalar gibi Yarınlar senin diyemiyorum Çünkü biliyorum ki Sen ölmeden, Vampirler usanmayacak kan emmeğe Ve..... Anılacaksın anma günlerinde Lanetler edilecek bu günlere Tıpkı Naziler gibi İnsanlar Ben bu filmi gördüm diyecek .... Aynı senaryolar tekrarlanacak Dünya döndükce Ta ki Son insan kalıncaya kadar Tarih tekerrür Yüzüne tükürür Ders almayanların
Kapalı kapılar ardına sıkıştırdığım dünyam Kayıp gittin benle birlikte habersizce Yaş 10 ve daha erkendi yarına Yaş 20 ve daha geçmemişti serdeki delilik Yaş 30 ve daha vardı arayışların bitişine Yaş 40 ve kim derdi bu kadar hızlı geçeceğini Yaş 50 ve koca kurt kimleri devirdi
Ölüm sadece başkaların talihidir Ben sonsuz hayatla yoğruldum
Yaş 60 ve nedir bu belimin hali Neden toprağa eğiliyorum her geçen gün Hey koca kurt sen kimleri devirdin Defol git başımdan ölüm meleği Senin gücün yetmez bana
Caminin minaresine çıkmıştı hoca Bir öğle vakti Kalabalık toplanmıştı avluda Kimi şadırvanda abdest alıyor Bu abdest alan benim oğlan değil mi Ne zaman namaza başladı kerata ........ Kimi ağlıyor Aa! Sevgili karım da burada Neden ağlıyorsun hanım Neden siyahlar giydin Başını da kapatmışsın Çıkart onu bilirsin sevmem ... Kimi mırıldanıyor Neler söyleniyorsunuz öyle Türkçe söyleyin anlayayım Nedir inna lillahi ve inna lillahi raciun .... Bir taş var caminin sağ tarafında Musalla taşı diyorlar Sanırım Erzurum mermeri Üzerinde yeşil bir örtüyle kaplı Bir tabut var Kimin cenazesi acaba
Ölüm sadece başkalarının talihidir Ben sonsuz hayatla yoğruldum Defol git başımdan ölüm meleği Senin gücün yetmez bana ......... ..........
Hey neden geldik buraya Ne işimiz var mezarlıkta Ama manzarası da güzelmiş hani Boğazı görüyor İyi ki geldik buraya Şöyle Ortaköy’e uzanırız Bir tek atarız denize doğru
Hey neden beni bu çukura koyuyorsunuz Üzerime o pis toprağı atıyorsunuz Ki ben pantolonumun ütüsü bozulmasın diye Eğilme bile eğilmezdim Ki ben hep lüks semtlerde oturdum Bunca yıl toprak dokunmamışken bana Neden bunu yapıyorsunuz şimdi. .... ...
Hey! hey! Nereye gidiyorsunuz beni bırakıp Sevgili karım Biricik kızım can oğlum Nereye gidiyorsunuz Beni bu pis toprağa bırakıp .... ... Ölüm sadece başkalarının talihidir Ben sonsuz hayatla yoğruldum Defol git başımdan ölüm meleği Senin gücün yetmez bana
Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, mevt, irtihal, vefat: 'Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var.'- Y. Z. Ortaç.
sıradan bir olay sadece ne zaman geleceği bilinmiyor bazıları ölümden korkar neden korkulur ki kaçış yok ister sizlerin dediği yere ister başkalarının dediği yere sonuçta gidilecek
geceler indiğinde, feryat eder yaşlar gözlerime dağlar bedenimi bi ateş nerden geldiğini bilmediğim,nerden kimden aldığımı bilmediğim bi ateş yakar bedenimi... hayaller doğru değil tüm umutlar yalan koşarım ben bensizliğe... koşarım geceyi yarıp bensizliğe...
ÖLÜM...
Baska bir dünyanin giris kapisinin TEK anahtari.
Sen şiirleri sevmeye devam et,yalan olduklarını bile bile sev onları.
Çünki onlar sana hiçbirşey vermeyecektir.Onlar insanın bir parçasının kaybolurken,sanden kopup giderken kazandığı bir anlamdır.Duygularımızın en usta hırsız tarafından sömürülüken söylediği baş döndürücü yalanları karşısında seve seve feda etmektir içeriğimizi.okadar güzel bir yalan ki bu,feda ettiklerim için hiç pişman olmadım.
Bu nedenle 'seni unutursam,bil ki kendimden vazgeçmişimdir' diye başlayan her şiirde,aslında çaresizlikler sesinin boğukluğundan bülbüle sataşıyor demektir.Aslında çaresizlikler bu denli ucube görünümlü olduğu için bülbül kibirlidir.Nilüfer bu kadar güzel olduğu için dertlerin adı cüzzamlı bir yaşlı kadını anımsatır.Şiirler bunun için bataklık güzelidir.Dert,hastalık,yalnızlık,yoksulluk,sefillik vs. vs. denilen 72 yaşındaki çirkin yaşlı cadının,17 yaşındaki taze dudaklarıdır,şiir.
Mutluluğun şiiri yok.Var diyenler şiirden daha büyük yalan söylemiş olurlar.
Yalan dünyada herşey ancak bukadar gerçek olabiliyor.
İŞTE BÖYLE YAZILIR: Maskelerimi layık olduğu yere gönderirken,yani cehennemin ateşine atarken nelerden vazgeçtiğimi çok iyi biliyordum.Ama kendi yüzümü görmek zorundaydım.Ben buyum,o kadarda kötü değil yüzüm diyerek herkese göstermekten çekinmedim.Artık yazı yazarken dinimi,milletimi,hatta kendimi bile bir kenara koyarak oturuyorum masaya.Masanın sağında tanrı,solunda şeytan oturuyor ve ben ikisinin arasında yazıyorum,anlıyacağın çapraz ateş altında çıkıyor bu yazılar.sadece tanrı daha olgun ve şeytan daha çoşkulu.yazarken şeytan elleriyle sırtımı belimden omuzlarıma kadar sıvazlıyor ve tanrı saçlarımı okşuyor.Tanrı kulağıma eğilip 'sakin ol,daha büyüyeceksin,hırçınlaşmana gerek yok,tatlı tatlı yaz bakayım kalbinin döküntülerinden,içinde hala masum bir çocuk var,onu incitme.' diyor,şeytan ise 'ateşini at ortaya,yansın kalemin kağıdın,parçala göğsünü ki çıksın ortaya feryadın,aksın asi kızıl kanın,içinde hala vahşi bir canavar var,çıkart onu,yıksın her yeri,her düzeni.' diyor.
Huzuru kim ister ki.Huzur hep huzursuzluğun geleceğini beklemek demektir,çaktırmadan içten içe bir endişedir huzur.İçimdeki sesler olmasa ben ne yapardım.Sence ben hep doğru şeyler yapmak istiyormuyum sanıyorsun.Allah sadece seyreder,çünki bunlar onun için çok önemsiz,basit ama olması gereken şeylerdir.Arada sırada konuşuyorum ben onunla,her nekadar bana pek kulak asmasada.Zaten ben ispat çabası içerisinde olmadığım için,duğalarım yakarma olmadığı için benimle konuşmak onunda hoşuna gidiyordur eminim.Ben kırıp dökerim ama asla çevremi değil,kendimi. O kadar korkma en azından düşünürken sınırsız ol.ben Allahtan da,şeytandanda kopamam.
Ben buyum,okyanusun ortasında,suyun içinde inanılmaz bir alev topu saklıyorum.ne buzulları eritiyorum,nede ateşi söndürüyorum.Keşke yakınımda olsan da oturup muhabbet etsek.Aslında ben fazla konuşkan biri değilim,hatta gayet sessizimdir.Ama masanın başına oturunca birden dilim kalemime kenetleniyor.Görsen burada gökler nasıl iç içe,bilsen insanlar nasıl dipdibe artı ve eksi gibi ruhları kayıp bir bilsen ve tabiki birde sen... Sevdalar nasıl park yerinde unutulur bir anlasan,her gece eski yaralar nasıl kanar bir görsen,ılık ılık bedenimin çukurluklarında birikir,bir dokunsan... Güç yetmez el işine,en ağır yüklerin altına girer,gece gündüz çalışırsın,uyku gözlerini bürür,soğukta ellerin tutmaz,güneşin altında yanarsın,bir terlesen.Koşturmaktan ayak tabanların sızlar,sen her şeye eyvallah derken arkanda seni sevenler senden daha çok üzülür sen acıyı hisedemezken,bir sızlasan.Her otobüs penceresi senin yitirilmesi beklenen hayal perdendir,bir duraklık ömrü varken sen telaş içinde kiremitlerini dizmeye koyulursun belki daha sonra yeniden hatırlarım diye,bir yıkılsan.Baharla yeşerir heveslerin,yazın terlersin,son baharla hüzünlenir ve kışta üşürsün,bir donsan.Su beklersin kara bulutlardan,üstüme ağlasın dersin,kapitalizmin içinde sevdanı bir çırpıda silersin,matik dizayn edilmiş yeni sevgilerine ayak uydurur,aşkını nakite çevirirsin,yetmediği yerde bozdurursun,eklersin,birde makbuz alsan.
Yani uzun lafın kısası,sen benim gönül köşkümde tek bakiye msin.Haa unuttum,herzaman yaptığım gibi,birde ben varım,sigaramı söndürdükten sonra kalavyenin başından kalkan.
__________________
Sanki mahşer yerinde,Tanrının huzurunda sorguya çekilen bir günahkarın,Tanrının dudaklarından sızan af dözcüklerini pür dikkat dinler gibi dinliyorum yüreğinizin sesini.
Siz her gün ıspanak yemeği yemekten her ne kadar yakınsanızda,başka bir yemeğin lezzetinden korkan insanlarsınız.
Size tavsiyem; Sanki başka bir lezzet çeşidine damağınızda yer varmış gibi lütfen ıspanak yemeğinden yakınmayın.
Çünki Acılı kebap sizin ağzınızı yakar ve künefe ise korkusuzca doyasıya şekeri sevmenizi gerektirir,ardından bir bardak soğuk su içmeyi göze alacak kadar.Suyla ağzınızı çalkalatıp,lezzeti hafızanızda yaşatabilecek kadar cesur olmak gerek.
Bulutlar yağmurunu benden esirgediği vakittir,şimşeklerimin kurak topraklarımda huzura yol aldığı an.Hangi bedenin şehvet yağmurları hayat verecek kıraç tenime bilinmez.Tohumlarım kifayesizce yeşerir günahkar topraklarda ve ben hangi pişmanlığın koynunda bir gece yarısı izdivaya çekilsem,döşeğim olur cehennem ateşi.Izdıraplar içinde her Tanrıya sığınışımda,beni sırdaşı bilen şeytanımı sırtından bıçaklayışımdır.Nezaman in'ime dönsem,şeytan güleç bir yüzün perdelediği,intikam dolu yüreğinden beslenen heyecandan parlayan gözleriyle yüzüme bakar ve sana kucağım hep açıktır der.
Benim Tanrı ve şeytan arasında bukadar rekabet meselesi olmamın sebebi ise,fazla özgür ve ikisinede şah damarları kadar yakın olmamdır.Hiçbir zaman tam olarak ikisininde olmadı ruhum.İkisindende sakladığım hep bir in'im var benim,yanlızca benim çünki ben insanım.
insan olmanın en avantajlı yönüde budur belkide,Özgür iraden var ve herzaman seçim hakkı senin.
İnanılmaz bir kudret ile herşeye kafa tutabilirsin.seni yaratana bile,bile belkide ona en çok sen inandığın halde inat olsun diye inanmıyorum diyebilirsin.
Kötü bir huy olsa gerek.
Orhan veli'nin serseriliği üstüme düşmüş iken,hangi efkar beni susturur.Ben birazda sen iken,tanrı bukadar sessiz iken,şeytan bukadar zeki iken,beni hangi şanslı ve salak,iyi roldeki baş aktör kurtarabilir?
Gidiyorum,
yarım kalan sözlerin
merakına düştükten sonra
belki yaşanacak aşkların gizlisinde kalırım
belki kavgalara bilemem düşlere bulaşırım
meraklanma sen
yinede bir tutam güneş olacak koynumda
yeterki yeterki leke değmesin
gül tenli ellerimize
sevdalar yaşamak içindir
ölümde yakışır bize
-----
-Ahmet Can Akyol
ölenler ölür kalan sağlar bizimdir dermişim de ya sağ kalmazsa
Ölüm kapını çalınca
Kaçacak delik arama.
Bulamazsın ne fayda
Gir azrailin koluna.
siz hiç kafesi açılan bir kuşun ağladığını gördünüz mü?
ölüm işte o kafesin açılışıdır.
...................................haluk nurbaki
en az doğum kadar gerçek..
mide kanaması geçiren canözüm babamın soluk bakışları....
tansiyonum 160/110 a çıktığında kulaklarımda duyduğum ney sesi...
ılık nefesini boynuma üfledi bugün.....
..babamın sonsuzluğa gidişi...
Sabahın yeline kapıldık
Uyku gözlerde, ölüm pusuda
Beklemeye başladık
Soğuk ölüm meleğini
Merhaba ümit güneşi
Belki bugünde
Gün batımını görebileceksin
Ağlama bebe, annen
Kaybolup gitti
Diğer anne ve babalar gibi
Yarınlar senin diyemiyorum
Çünkü biliyorum ki
Sen ölmeden,
Vampirler usanmayacak kan emmeğe
Ve.....
Anılacaksın anma günlerinde
Lanetler edilecek bu günlere
Tıpkı Naziler gibi
İnsanlar
Ben bu filmi gördüm diyecek
....
Aynı senaryolar tekrarlanacak
Dünya döndükce
Ta ki
Son insan kalıncaya kadar
Tarih tekerrür
Yüzüne tükürür
Ders almayanların
m.k
18 mart 2005
06.12
Ölüm sadece başkalarının talihidir
Kapalı kapılar ardına sıkıştırdığım dünyam
Kayıp gittin benle birlikte habersizce
Yaş 10 ve daha erkendi yarına
Yaş 20 ve daha geçmemişti serdeki delilik
Yaş 30 ve daha vardı arayışların bitişine
Yaş 40 ve kim derdi bu kadar hızlı geçeceğini
Yaş 50 ve koca kurt kimleri devirdi
Ölüm sadece başkaların talihidir
Ben sonsuz hayatla yoğruldum
Yaş 60 ve nedir bu belimin hali
Neden toprağa eğiliyorum her geçen gün
Hey koca kurt sen kimleri devirdin
Defol git başımdan ölüm meleği
Senin gücün yetmez bana
Caminin minaresine çıkmıştı hoca
Bir öğle vakti
Kalabalık toplanmıştı avluda
Kimi şadırvanda abdest alıyor
Bu abdest alan benim oğlan değil mi
Ne zaman namaza başladı kerata
........
Kimi ağlıyor
Aa! Sevgili karım da burada
Neden ağlıyorsun hanım
Neden siyahlar giydin
Başını da kapatmışsın
Çıkart onu bilirsin sevmem
...
Kimi mırıldanıyor
Neler söyleniyorsunuz öyle
Türkçe söyleyin anlayayım
Nedir inna lillahi ve inna lillahi raciun
....
Bir taş var caminin sağ tarafında
Musalla taşı diyorlar
Sanırım Erzurum mermeri
Üzerinde yeşil bir örtüyle kaplı
Bir tabut var
Kimin cenazesi acaba
Ölüm sadece başkalarının talihidir
Ben sonsuz hayatla yoğruldum
Defol git başımdan ölüm meleği
Senin gücün yetmez bana
.........
..........
Hey neden geldik buraya
Ne işimiz var mezarlıkta
Ama manzarası da güzelmiş hani
Boğazı görüyor
İyi ki geldik buraya
Şöyle Ortaköy’e uzanırız
Bir tek atarız denize doğru
Hey neden beni bu çukura koyuyorsunuz
Üzerime o pis toprağı atıyorsunuz
Ki ben pantolonumun ütüsü bozulmasın diye
Eğilme bile eğilmezdim
Ki ben hep lüks semtlerde oturdum
Bunca yıl toprak dokunmamışken bana
Neden bunu yapıyorsunuz şimdi.
....
...
Hey! hey!
Nereye gidiyorsunuz beni bırakıp
Sevgili karım
Biricik kızım can oğlum
Nereye gidiyorsunuz
Beni bu pis toprağa bırakıp
....
...
Ölüm sadece başkalarının talihidir
Ben sonsuz hayatla yoğruldum
Defol git başımdan ölüm meleği
Senin gücün yetmez bana
m.k.
16 mart 2005
12: 45
ünlem Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz.
mecaz Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.
mecaz Çok büyük sıkıntı, üzüntü:
'Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu.'- R. N. Güntekin.
Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, mevt, irtihal, vefat:
'Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var.'- Y. Z. Ortaç.
bir vakit gelecek olan ve yeniden varoluşun başlangıç noktası aslında ölüm uyanıştır şu an uykudayız
ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm
ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm...
kavuşmaktır...
Ölümden korkulacak ne var.
Azraïl'de olsa, gelen melek degilmidir.
sıradan bir olay sadece ne zaman geleceği bilinmiyor bazıları ölümden korkar neden korkulur ki kaçış yok ister sizlerin dediği yere ister başkalarının dediği yere sonuçta gidilecek
geceler indiğinde, feryat eder yaşlar gözlerime
dağlar bedenimi bi ateş nerden geldiğini bilmediğim,nerden kimden aldığımı bilmediğim bi ateş yakar bedenimi...
hayaller doğru değil tüm umutlar yalan koşarım ben bensizliğe...
koşarım geceyi yarıp bensizliğe...
hep bana ait olduğunu hissettim,benimdi sanki yanlız paylaşamamazcasına...yanlız benim
ölüm-üm...
Ölüm ırmağının girecek yerleri çoktur ama çıkacak yeri yoktur...
Kuss bin Saide
yokolma müziğim.
dert edene dermansızdır ölüm, HAK diyene bulunmaz düğündür ölüm...
Bir yosun tarlasinda dinlenirken gördüm ölümü kac kez,gülümseyerek selam verip gecti...
inna lillahi ve inna ileyhi raciun
yani Allah dan geldik ona döneceğiz
Bir kac gün daha...
ister inan, ister inanma o seni bulur..ne bir saniye önce nede sonra tam vaktinde.korkmamaya devam et