Kültür Sanat Edebiyat Şiir

gençlik sizce ne demek, gençlik size neyi çağrıştırıyor?

gençlik terimi Güldane Ergin tarafından 05.09.2002 tarihinde eklendi

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 27.01.2013 - 09:47

    dağ başını duman almış diye başlayan gençlik marşının aslı,bir isveç şarkısı olan tre tralllade jantor'dur

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 11.08.2011 - 22:59

    gençlikte yasanmayan seyler.yaslılıkta size hüsran olarak geri döner. e.ü

  • Osman Özütler
    Osman Özütler 31.08.2009 - 15:54

    İçi geçmiş..

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 28.08.2009 - 17:46

    Üniversiteler arası yapılan bir araştırmada,bu kasim gençlerin % 92'sinin yeterince kitap okumadıkları sonucu çıkmıştır.BU gençler neden olarak ta televizyonu göstermişler(!) Okumayan,araştırmayan bir gencin manipülasyonlara,kendine öğretileni papağan gibi yorumlamasına da şaşmamak gerekir.

  • Cevriye Cebiryırtılmaz
    Cevriye Cebiryırtılmaz 15.04.2009 - 17:36

    yazılı, görsel ve işitsel basın tarafından ' kutsanan ' kavram..
    önce gençlik kutsanır itinayla..ardından ilaç ve kozmetik piyasasına omuz verilir..hangi ölçüler ve hangi yaş aralığında insan yerine konacağın dahi cetvelle çizilir birileri tarafından..plastik cerrahisi semirir bu arada.. bu bir döngüdür ülkemde ve benzeri ülkelerde..
    sonra ' ihtiyar ' görünce öcü görür gibi olur akl-ı evvel insanoğlu..Tehlikeli..

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 13.04.2009 - 16:32

    Gençlik, Gen(ç) ilik taze gen....
    ayet bismillahirrahmanirrahim gençlere uymayınız diyerek hatırlatmada bulunur.
    zira gençlik hali ile kendi arzu ve istekleri doğrultusunda hareket ederler bu sebeple gençlere uymak risklidir....

  • Zeynep Yağmur
    Zeynep Yağmur 31.03.2009 - 17:50

    Gençlik bir kitaptı, okuduk bitti;
    Canım bahar geçti çoktan, kış şimdi.
    Hani sevincin, o cıvıl cıvıl kuş?
    Nasıl, ne zaman geldi, nasıl gitti?

  • Yeşil Hazretleri ``
    Yeşil Hazretleri `` 11.12.2008 - 12:25

    Neden gittikçe dibe vuruyoruz?

    Bildikleri ve taptıkları şeylere bakalım: Seks, uyuşturucu ve rock müzik...

    ...

  • T£k Bir
    T£k Bir 02.07.2008 - 22:23

    Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
    'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ' şuurunda bir gençlik...
    Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk ikibuçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal' dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri, yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önündedimdik bekleyen bir gençlik...
    Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir nida kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
    Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik...
    Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...
    N.F.K.
    gençliğe hitabe den alıntıdır..

  • Leyla Şenkal
    Leyla Şenkal 28.09.2007 - 20:39

    ne başlangıcı ne de bitişi birdenbire olmayan tuhaf bi çağ....

  • Elif Sirac
    Elif Sirac 15.09.2007 - 09:48

    Arkadaşlar beni öldürün! .


    Benim yerime;

    hyperactiv, görev bilincine ve

    mesuliyet duygusuna sahip bir

    genç yetiştirin! .

    Benim yerime; günün 24 saati, her saatin 60

    dakikası, her dakikanın 60 saniyesi Allah'ı düşünen bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    Allah için yaşayan, iyiliği emreden,

    kötülüğü yasaklayan bir

    genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    kapı kapı dolaşıp Allah'ı anlatan,

    davasını anlatan, yılmadan

    yıkılmadan koşan bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    ailesine, akrabalarına, komşularına, is

    arkadaşlarına, tüm çevresine Allah’ı anlatan ve

    bununla da yetinmeyip, deniz ötesi, okyanus ötesi diyarlara gidip

    davasını anlatan bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    namazını tam ve doğru kılan, teheccüd

    ve evvabin namazını

    kaçırmayan bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    geceleri Allah'a dua dua yalvaran,

    seccadesini göz yaşları ile

    yıkayan bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    haram nedir bilmeyen, virdini dilinden

    eksik etmeyen bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    işinde çok iyi olan bol rızık kazanan

    ve kazandığının tamamını

    Allah yolunda harcayan bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    az ile yetinen, kirada oturan

    bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    Allah'ı, Resulullah'ı ve davasını;

    annesinden, babasından, ailesinden, çocuğundan çok seven bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    Kurban denince, her şeyini kurban eden,

    o da yetmeyince kendini

    kurban eden bir genç yetiştirin! .

    benim yerime gazetem, dergim, bursum,

    himmetim diyen

    bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    cömert olan bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    'Biz nice hayvanlar yarattık

    rızıklarını yanlarında taşımazlar'

    ayetini anladığını,

    kazandığını biriktirmeyip dağıtarak gösteren

    bir genç yetiştirin! .

    Benim yerime;

    aç gezen, çok gezen bir genç

    Yetiştirin! .

    Benim yerime;

    Allah dostları zulüm altında iken tatil yapmayan,

    eğlenceye gitmeyen,

    televizyon seyretmeyen,

    ………
    Bir genç yetistirin! ..

    Benim yerime;

    Allah dostu bir genç yetistirin! .

    ……………….

    Alıntı

  • Faruk Erturan
    Faruk Erturan 31.03.2007 - 20:55

    Ey bu vatan gençleri! Frenkleri taklide çalışmayınız. Âyâ, Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz?
    Yok, yok! Sefihâne taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip kendi kendinizi ve kardeşlerinizi i’dam ediyorsunuz.
    Âgâh olunuz ki, siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır.»

    Bediüzzaman hz.

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç 25.03.2007 - 01:39

    İMAN VE İRFAN NESLİ

    M.NİHAT MALKOÇ


    Genç demek enerjik, dinamik, aksiyoner, yiğit, korkusuz, açık sözlü, vefakâr, fedakâr ve şeffaf insan demektir. Onların bu hususiyetleri “delikanlı” sıfatıyla tavsif edilmeleri için yeterli bir sebeptir. Kanları kaynayan ve hata yapmaya meyilli olan bu güruhu disipline etmek büyüklerin vazifesidir. Bunu yapmazsak uç noktalara kaymalarına sebep olabiliriz.

    Çocuklukla yetişkinlik arasındaki dönemdir gençlik… Ömrün ilkbaharıdır bu dönem… Fakat manevi sorumlulukların da başlangıcıdır. Gençlik bir ülkenin geleceği ve ümit kaynağıdır. Onun varlığı itici güçtür, fakat bir o kadar da risktir. Onları inanç akidelerimiz etrafında yetiştirebilirsek mesele yoktur. Lakin bir de yoldan çıkmaya görsünler, toparlamak sanıldığı kadar kolay olmaz. Onun için gençliği iyi şekillendirmek mecburiyetindeyiz.

    Gençlik bireyin bedenen ve ruhen hızlı geliştiği dönemdir. Beden gelişimiyle ruh gelişimi muvazeneli yürümezse sıkıntılar baş gösterir. Dinçlik, zindelik, çeviklik, aktiflik, canlılık, heyecanlılık, delikanlılık, yiğitlik, mertlik, duygusallık, hızlılık, acelecilik, acemilik, tecrübesizlik bu dönemin en belirgin özelliklerindendir. Bunlar yerine göre olumlu, yerine göre olumsuz hasletlerdir. Mühim olan, hayatın bu en sorunlu olan devresinde bireyin sosyal ve psikolojik dünyasını kırıp dökmeden, olumsuz davranışları olumluya dönüştürmektir.

    Günümüz dünyasında ve Türkiye’de gençlik adeta akrep kıskacına alınmıştır. Her köşe başında açılan gayya kuyuları gençliğin manevra kabiliyetini ve hareket sahasını kısıtlamaktadır. Onları bu kör kuyulara düşmekten kurtaracak yegâne kılavuz imanla yoğrulmuş, fenle cilalanmış iyi bir eğitimdir. Basiret nazarlarını eşyaya yoğunlaştıranlar yanılmaktan azade olurlar. Vahiyle süslenmiş aklın nuruyla hareket edenler, zorlu kavşaklarda kör istikametlere sapmazlar. Kalple bütünleşen akıl, onları uçurumlara yuvarlanmaktan korur.

    Türk şiirinin tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan Üstad Necip Fazıl Kısakürek özlediği gençliği “Gençliğe Hitabe” isimli veciz yazısında şöyle dillendiriyordu:

    “Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında “Hâkimiyet Hakk’ındır” düsturuna hasret çeken, gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik…“Kim var? ” diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert “ben varım! ” cevabını verici, her ferdi “benim olmadığım yerde kimse yoktur! ” fikrini besleyici bir dava ahlakına kaynak bir gençlik…

    Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, müzahrefat(süprüntü) kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik…

    Tek cümleyle, Allah’ın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlarıyla manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak ve O’ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O’nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik…”

    Müslüman gençlik inançlı, şuurlu, ahlaklı, iffetli, emin, sadık, basiretli, şahsiyetli, medeni, fedakâr, sorumluluk sahibi, hizmet ehli, kültürlü, adaletli, bilgice donanımlı, edepli ve ibadetlerine düşkün olmalıdır. Böyle bir gençlik geleceğe güven ve umut taşır. Merhum Mehmet Akif bu özelliklerle mücehhez gençliğe “Asım’ın Nesli” diyordu. Bu nesil Çanakkale’de yedi düvele karşı ölüm kalım mücadelesi vermişti. Onlar ki ömrün henüz taze baharında tomurcuk gül gibi yaşamak dururken ölümün kollarına atmışlardı kendilerini. Akif bu imanlı ve irfanlı nesli Safahat’taki altın yaldızlı dizelerinde şöyle nitelendiriyordu:

    “Asım’ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek
    İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek”

    Gençlik ömrün en zevkli ve unutulmaz çağıdır. Bu dönemde kendimizi güçlü ve zinde hissederiz. Duygularımız aklımıza galebe çalar. Büyüklerin sözleri ve nasihatleri fazla itibara alınmaz. Zordur gençlerin dilinden ve hâlinden anlamak… Tüm bu zorluklara rağmen onları şefkat kanatlarımızın altına almaya gayret etmeliyiz. Gelecek nesillerimizi maddi ve manevi ilimlerle tam donanımlı yetiştirmeliyiz. Onların ruhlarını üstün ideallerle doldurabilirsek, başıboş adımlarına hedefler tayin edebilirsek gelecekten endişelenmek anlamsızdır.

    İbadetler gençlikte daha değerlidir. Nefsanî arzuların yoğunlaştığı bu dönemde Allah korkusuyla günahlardan uzak durma gayreti içerisinde olan genci Allah da korur. Peygamberimiz, Allah’ın (arşının) gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı o günde yedi sınıf insanın Allah’ın gölgesinde gölgeleneceğini haber vermiştir. Bu hadiste ilk olarak “adaletli yönetici”, ikinci sırada da “Rabbine ibadetle yetişen genç” zikredilmektedir. Başka rivayetlerde ise “Allah, gençliğini Allah’a itaatle geçiren genci sever”; “Allah tevbe eden genci sever” buyrulmaktadır. Gencin sabrı ve tahammülü her şeyden kıymetlidir.

    Dünyada emrimize verilen zaman nimeti iyi kullanılmalıdır. Akıllı insan vaktini hayırlı işlerle geçirir. Çünkü bize bu ömrü bahşeden Allah, günümüzü neyin peşinde geçirdiğimizi soracaktır. Resulullah bunu bir mübarek sözünde şöyle ifade ediyor: “Kıyamet günü Âdemoğlu şu beş şeyden sorgulanmadıkça Rabbinin huzurunda (sorgudan) kurtulamayacaktır: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nereye harcadığından, bildiğiyle ne denli amel ettiğinden…”

    Günümüzde gençlik hiç de iyi bir görüntü çizmemektedir. Küçüklerin büyüklere saygısı ve hürmeti tükenme noktasındadır. Gençler, anne baba dâhil, yaşlı kesimi bir yük olarak görmektedir. Oysa Efendimiz bir hadisinde şöyle buyuruyor: “Yaşından dolayı bir ihtiyara ikramda bulunan genç için, Allah Teala ikram edecek kimseler hazırlar.”

    Günümüz gençliği gününü gün etmenin peşindedir. Bunun için hemen her türlü maceraya atılıp, risklerle dolu bir hayatı tercih etmektedirler. Eğlence ve oyun hayatın merkezinde yer almaktadır. Damarlarda deli kan dolaşmaktadır. Sinelerde dava ve inanç şuuru yer etmemektedir. Dünyaya geliş gayesi hakkıyla bilinmemektedir.

    Günümüzde gençler evlenmeye karşı soğuk durmakta, günübirlik ilişkilerle oyalanıp şehvet bataklığında debelenmektedirler. Kitle iletişim araçları körpe zihinleri bulandırdıkça bulandırmaktadır. Secdede olması gereken alınlar diskolarda kan tere batıp yaratılış gayesinden uzakta, kirli bir hayatın gölgesinde günahlara batmaktadır. Böylelikle neslin devamı da tehlikeye girmektedir. Bu çürümüşlüğe de modern ve Batılı hayat denmektedir. Böyle hareket edenlere ilerici denirken, aksini düşünenlere gerici yaftası yapıştırılmaktadır. Gözler yalan bağcıklarıyla sıkıca bağlanmaktadır. Oysa Peygamberimiz öyle düşünmüyor, bu hususta şöyle diyor: “Ey gençler topluluğu! Evlenmeye gücü yetenler derhal evlensin! Zira bu, gözü haramdan korur, ırzı muhafaza eder. Gücü yetmeyenler ise oruç tutsun! Çünkü onun için o şehevi arzuyu gidericidir.”

    Gençliğin nasıl yetiştirileceği hususunda da modelimiz Hz. Muhammed(sav) ’dir. O öncelikle bir fert olarak yaşadığı mübarek bir hayatla bize iyi bir örnek teşkil etmektedir. Onun muazzez sahabeleri gösterdikleri fedakârlıklarla ve yaşadıkları örnek hayatlarla nurlu abideler olarak bize ışık tutmaktadırlar. Onların atmosferinde soluklanırsak cennetin en mutena köşelerinde yerimizi alarak bolca rızıklanırız. Bunda tereddüt ve şüphe yoktur.

    Aslında dikenlerden arınmış, güle sevdalı bir gençlik yetiştirmek bizim elimizde… Ne ekersek onu biçeriz şüphesiz… Gençlerimizi Kur’an ikliminde soluklandırabilirsek onlara ruhları genişleten ebedilik iksiri sunmuş oluruz. Akif’in ideal olarak sunduğu Asım’ın nesli ile Tevfik Fikret’in oğlunun başını çektiği Haluk’un nesli iki zıt kutuptur. Saflar açık ve sarihtir. İsteyen Asım’ın, isteyen Haluk’un neslinin yanında yer alır. Asım’ın nesli ebedilik iksiriyle ufuklara çengel atarken, Haluk’un nesli alev topuyla oynayarak kendini ateşe atmıştır.

    Geleceğini geçmişin potasında yoğurmuş bir nesli özlüyoruz. Davasını şevk ve arzuyla sırtlamış, yorulma nedir bilmeyen, yolunu ta ruhlara şekil verilirken bellemiş, sözünün arkasında durmayı şeref addetmiş, kılavuzunu hakikat ikliminden seçmiş, Batı’nın ithal fikirlerini boşamış, sesi göğün yedinci katında yankılanan, surda mukaddes gedikler açan, kahpe rüzgârlara karşı yelkenlisini namus bilip koruyan, küfrü ve taklitçiliği patlamaya hazır el bombası hükmünde gören, yüzde yüz yerli malı bir gençlik bekliyor ve istiyoruz. Gayretimiz bu neslin inşası içindir. Bu binada bir tuğlası olanlara ne mutlu! ...

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 07.02.2007 - 02:15

    Zamanı sadece kendi ömründen ibaret bir süreç olarak gören. ' benden sonrası tufan ' diyenlere sözüm... Bir çıkar yol olmalı; gençleri, dolayısı ile dünyayı kazanmalı...Büyüklerin, bizim birinci görevimiz bizden küçüklere örnek olmak...Bilinçli gençlik yetiştirmek...Hem kendini, hem milletini, tüm insanlığı, yaradılan her şeyi sevebilen, potansiyelini ortaya koyabilen, düşünen, araştıran, uygulayan, sorgulayan, çalışkan gençler olmalarına destek olmak...Sorgulamalı, ders çıkarmalı...Biz bilinci aşılamalı...

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 08.01.2007 - 22:14

    bazen kendi geçmiş küçük yaşlarımızı anlatırken kullandığımız kelime..

    bazen de zamane gençlerinin hepsini birden ifade etmek için söyleriz..ah bu gençlik! meselâ... ;)

    ancak ruhumun bir yelkeni var ki.. onu ne zaman rüzgara açsam, sürükler gençliğin denizlerine...

    velhâsılı gençlik her dem bizde var olan ama kullanımı insandan insana değişiklik gösteren bir olgudur efendim...

  • Hamza
    Hamza 08.01.2007 - 22:08

    yavaş yavaş geride birakılan hayatımın en değerli evresi

  • Bir Kara Karga
    Bir Kara Karga 08.01.2007 - 22:06

    ceketimi yağmurlara astığımdan beri tehlikeli şiir okur dünyaya sataşırım

  • Ahmet Kılıçaslan
    Ahmet Kılıçaslan 27.12.2006 - 18:53

    yerden çok uzak göklerde yaşadıımız günahkarlıın en ii dönemi.....

  • Talha Yasin
    Talha Yasin 27.12.2006 - 14:24

    SORU: ilk yürümeye başladıyında dört ayaklı,sonra iki ayaklı daha sonra üç ayaklı olan canlı hangisidir?

    CEVAP: insandır. çünküyse ilk başta yane emeklerkene dört ayaklı yürür biz buna bebeklik dönemi diyoz. soora gençlik döneminde iki ayaklan yürür biz bunada gençlik dönemi diyoz. daha sonra iki ayağa takviye olaraktan bide baston monte ediliyo. biz buna da yaşlılık dönemi diyoz.

  • Şener Ak
    Şener Ak 16.12.2006 - 16:56

    Gençlik bu ise işimiz var.Bakıyorum sokaklara şöyle adam gibi adam dört beş kişi var ne yapıcaz bu gençlerle hiç bilmiyorum.Sanırım nasıl çocuk yetiştirilir unuttuk yada başka bir şey var hadi neyse gençlikle zor

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 01.11.2006 - 18:26

    ' Her şeye karşın kesinlikle bir ışığa doğru koşmaktayız. Bende bu inancı yaşatan güç, yalnız sevgim, ülke ve ulusuma beslediğim sonsuz sevgim değil; bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde salt (sadece) yurt ve gerçek sevgisiyle ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir '
    Mustafa Kemal ATATÜRK...

  • Korkut Orhan
    Korkut Orhan 16.10.2006 - 04:05

    Öğleden Sonra 2 Birası

    hiçbir seyin önemi yok
    bir yatakta debelenmekten baska
    ucuz hayaller ve bir birayla
    yapraklar ölürken ve atlar ölürken
    ve ev sahibeleri koridorlarda dikmis gözlerini bakarken;
    canlidir müzigi çekilmis perdelerin,
    sinek sürüleri
    ve patlamalar sonsuzunda
    son insan'in magarasi;
    hiçbir seyin önemi yok sizdiran lavabodan baska,
    bos siseden,
    keyiften,
    kistirilmis
    biçaklanmis ve tras edilmis gençlikten baska,
    kendisine sözcükler ögretilip
    ölsün diye
    arkasi yastikla desteklenmis
    gençlikten baska.


    Charles Bukowski

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 14.10.2006 - 01:13

    genellemelerden hoşlanmıyorum ama kendi gözlemlerimden yola çıkarak...anı yaşayan,düşünmeyen,'gap'ın ne demek olduğundan bihaber(konuşmalara kulak verip duyuldu..:((() ,yaşama bakışları tüketimden ibaret olan bir gençlik yetişiyor gibi...:(

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 14.10.2006 - 00:59

    biraz önce kurtuluş savaşını anlatan müşvik ve yıldız kenterin katıldığı ve izmir devlet senfoni orkestrasının eşlik ettiği bir konserdeydim..onca zorluğa katlanılarak kazandığımız bağımsızlığı,yapılan devrimi ve bu ülkenin geçmişini dinledim..gencecik bedenlerin yokluk içindeki savaşını..yaşlı kadınların desteğini..bir 'millet' olma yolundaki adımları..peki şimdi...o zorluklara bir kez olsun dönüp bakan var mı acaba..şu anda üzerinde oturduğumuz toprakların neleri feda ederek kazanılıdığını düşünen...ya da bunun bilincinde olan bir gençlik var mı acaba? ? ...

  • Bay Grey
    Bay Grey 13.10.2006 - 18:03

    Nede olsa daha gençsiniz, belli mi olur belkim seneler ilerledikçe sizde doğru yolu bulup, Ademoğlu'nun ne demek olduğunu anlarsınız ;)

  • Ker Men
    Ker Men 04.10.2006 - 10:50

    dulkadiroglu

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 24.08.2006 - 23:22

    I know what it is to be young,
    But you don't know what it is to be old.

    One day,you'll be saying the same thing.
    Time takes away,so the stories are told.

    I have so many questions,to the old man I met.
    After summer comes winter and than the end.

    So my friend,let sing the music,together.
    For all after these years.
    There'll be someone to share it with you.

    Orson Welles

  • Ses Sizlik
    Ses Sizlik 23.07.2006 - 22:52

    içsel devinimin en yoğun olduğu dönem...

  • Murat Ateş
    Murat Ateş 18.07.2006 - 22:17

    Zamanında değerini bilemediğimiz, değerini anladığımızda ise pişmanlığın fayda etmediği bir dönem.

  • Merve Çifcibaşı
    Merve Çifcibaşı 01.07.2006 - 17:38

    Genclık....ne hos bı kelıme,fakat sımdılerde ozunu bozduguna ınanıyorum.tamam devır deıstı belkı ama degısen devırın genclıgıde bu olmayada bılırdı...umut vaad eden öylesıne azınlıktakı,gelecek nesıllere pek cok sey sırke tadı verecek gıbı gelıyo bana.....

  • Erkan Orhan
    Erkan Orhan 17.06.2006 - 01:32

    şu an berbat ve iş bilmez ustalarca işlenmeye çalışılan ' hamur '

  • Sedef Öztürk
    Sedef Öztürk 12.06.2006 - 14:52

    Benimde dahil olduğum familya ama geçici valla kalmıyo öyle ilelebet çok havalara girmeyin genciz biz özgürüz,her haltı yemek hakkımız,biz yaşlanmayacağız demeyin.Kıymetini bilin hakkıyla yaşayın ey gençler...

  • Nisa Nur
    Nisa Nur 25.05.2006 - 21:58

    Gençliğe Hitabe




    Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
    'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ' şuurunda bir gençlik...
    Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk
    asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham
    yobaz elinde sefalet ve hezimet.. Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında 'belhümadal - hayvandan aşağı' dediği cücetaklitçilere ve batı dünyasına
    esaret... Ya dördüncüsü? ....
    Son yarım asır! .. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,madde
    plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet... İşte
    tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören...Bunları,yükseltici aşk, sürün
    dürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve
    şimdi, evet şimdi...
    Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözle
    yen bir gençlik...
    Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'ya
    tay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? '
    diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
    Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı
    bir gençlik...
    Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır'
    düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti
    Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
    Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine
    acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla,
    kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismar
    cılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste
    ise 'Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazıma
    dıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek...
    Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine,
    estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
    Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine
    rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı
    adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı
    adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını,her sistem ve mez
    hebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa
    hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âle
    mine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
    'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben
    varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! '
    fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...
    Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet
    sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik...
    Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün için
    deki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık made
    niyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...
    Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı,dema
    gog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı,takma diş
    fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi,temeli yıkık ailesi,
    hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli
    tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara
    kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu sava
    şı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
    Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün
    eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi cepleri
    nizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu
    hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'na
    sıl' ını ve 'ne idüğü' nü her haliyle gösterecek bir gençlik...
    Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu,hürmetine yarattığı Sevgilisinin
    fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve
    O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düş
    manlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir genç
    lik...
    İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.
    Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların
    viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım,
    paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz,su
    suz, ekmeksiz,başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamın
    dayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz el
    lerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!
    Allahın selâmı üzerine oIsun...

    Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
    Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ..

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Betül Kıs
    Betül Kıs 25.05.2006 - 16:56

    ben olabilirmiyim.....ama şimdilik bi 20 sene sonra hatırlatın.....o zaman kalırmı ki.....

  • Serseri
    Serseri 18.05.2006 - 01:10

    Ah! Neydi Benim Geçliğim




    Nerde böyle hüzünlenmek o zaman;
    İçip içip ağlamak,
    Uzaklara dalıp şarkı söylemek;
    Hafta sekiz ben eğlentide;
    Bugün saz,yarın sinema,
    Beğenmedin Aile Bahçesi;
    Onu da beğenmedin,parka;
    Sevdiğim dillere destan;
    Sevdiğim,
    Meyil verdiğin;
    Ben dizinin dibinde elpençe divan,
    Samanlık seyran.
    Nerde,
    Nerde,
    Nerde böyle hüzünlenmek o zaman!

    Orhan Veli Kanık

  • Ahmet Ata
    Ahmet Ata 19.04.2006 - 16:05

    Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
    'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ' şuurunda bir gençlik...
    Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk
    asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet...İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham
    yobaz elinde sefalet ve hezimet.. Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'an'ında 'belhümadal - hayvandan aşağı' dediği cücetaklitçilere ve batı dünyasına
    esaret... Ya dördüncüsü? ....
    Son yarım asır! .. İşgal ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle,madde
    plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedi helake mahkumiyet... İşte
    tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören...Bunları,yükseltici aşk, sürün
    dürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve
    şimdi, evet şimdi...
    Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilakı yeni bir şafak fışkırışını gözle
    yen bir gençlik...
    Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'ya
    tay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? '
    diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
    Dininin, dilinin beyninin, ilminin, ırzının,evinin, kininin, kalbinin dâvacısı
    bir gençlik...
    Halka değil, Hakka inanan, meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır'
    düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti
    Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
    Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine
    acıyamaz, kendini koruyamazsın.! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla,
    kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismar
    cılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste
    ise 'Allah buyruğunu ve Resul emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazıma
    dıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek...
    Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına,vecdine, diyalektiğine,
    estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
    Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine
    rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı
    adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı
    adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını,her sistem ve mez
    hebe ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa
    hakikatinin,İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âle
    mine ve bütüıı insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
    'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben
    varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! '
    fikrini besleyici bir dâva ahlakına kaynak bir gençlik...
    Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet
    sayacak kadar gözü kara ve o nispette usule, stratejiye uygun bir gençlik...
    Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle zifiri karanlıkta, ak sütün için
    deki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık made
    niyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...
    Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı,dema
    gog politikacısı,çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı,takma diş
    fabrikası, fuhuş albümü gazetesi,mümin zindanı mâbedi,temeli yıkık ailesi,
    hasılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli
    tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara
    kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu sava
    şı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
    Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün
    eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi cepleri
    nizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu
    hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'na
    sıl' ını ve 'ne idüğü' nü her haliyle gösterecek bir gençlik...
    Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu,hürmetine yarattığı Sevgilisinin
    fezâyı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve
    O'ndan başka hiçbir tutamak,dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düş
    manlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir genç
    lik...
    İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum.
    Şekillenmesi,billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbazlık kodamanların
    viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerîmden kan çekerek yırtındığım,
    paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz,su
    suz, ekmeksiz,başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamın
    dayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz el
    lerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil!
    Allahın selâmı üzerine oIsun...

    Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
    Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ..

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Burcuomeroglu
    Burcuomeroglu 20.03.2006 - 16:05

    Genç kimdir? veya kim gençtir?

    Burada, fiziki açıdan değil, rûhİ bakımdan gençlik bahis konusudur. Doğum senesinin gösterdiği yaşı kaç olursa olsun; karşılığını Ahirette göreceği bir hizmet ve iş teklif olunduğunda, tereddüt geçirmeden: 'Yaparım inşaallah' diyen kimse gençtir. Cinsiyet yani erkek veya hanım oluş, hükmü değiştirmez.

    Genç:
    1- Hizmetten kaçmaz, mazeret üretmez ve yüksünmez.
    2- Hizmet için dünyalık düşünmez.
    3- 'Bir yapan bulunur', 'bana mı düştü', 'ben miyim vatan kurtaran aslan' gibi kaytarma bahaneler aramaz.

    'İnşaallah yaparım' deyip, bütün samimiyeti ve gücü ile varını yoğunu ortaya koyar. Hizmeti bizzat yapar, yaptırır ve bu uğurda yıpranmayı, yorulmayı ve hatta gerekirse canını feda etmeyi göze alır. Hizmet esnasında çektiği sıkıntıları ve karşılaştığı müşkilleri; günahlarına keffaret, sağlık ve dinçliğine vesile ve yüksek manevi derecelere ulaşma sebebleri olarak kabul eder.

    İşte bu anlayışla hareket eden herkes; nüfus cüzdanındaki 'yaş' hanesine bakılmaksızın gençtir.

    ____________________________________________________
    Prof. Dr. Osman Öztürk'ün Genç Adam ismli kitabından alıntıdır.

  • Aydinaydin
    Aydinaydin 18.01.2006 - 16:49

    Yozlaşan kültürle kendini kaybeden,maneviyattan uzak öğrenmeye önem vermeyen tüketiciler!

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 29.12.2005 - 17:38

    Yine mi silmişim ben buraya yazdığımı:/
    başka da birşey demiyem artık o zaman :)

  • Vedat Kocakaya
    Vedat Kocakaya 05.10.2005 - 18:16

    nasıl bişi olduğunu unutmuşum hatırlarsam bişiler yazıcam buraya..............:P

  • Tuna Han
    Tuna Han 27.08.2005 - 21:00

    Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik...
    'Zaman bendedir ve mekân bana emanettir! ' şuurunda bir gençlik...
    Devlet ve milletinin büyük çapa ermiş yedi asırlık hayatında ilk iki buçuk asrını aşk, vecd, fetih ve hakimiyetle süsleyici; üç asrını kaba softa ve ham yobaz elinde kenetleyici; son bir asrını Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal' dediği hayvandan aşağı taklitçilere kaptırıcı; en son yarım asrını da İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, Türkü madde plânında kurtardıktan sonra ruh plânında helâk edici tam dört devre bulunduğunu gören... Bu devreleri, yükseltici aşk, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde dimdik bekleyen bir gençlik...
    Gökleri çökertecek ve yeni kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir nida kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
    Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, öcünün dâvacısı bir gençlik...
    Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik...
    Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve yardımcı olduğum kadar sen kendine acıyamaz ve yardıcı olamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! '; Kapitaliste ise 'Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
    Bir buçuk asırdır yanıp kavrulan ve bunca keşfine ve oyuncağına rağmen buhranını yenemeyen ve kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığını, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar hastalık varsa tedavisinin ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa numunelik teşkil edecek bir gençlik...
    'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan fert fert 'ben varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! ' duygusuna sahip bir dâva ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik...
    Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispette strateji ve taktik sahibi bir gençlik...
    Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin bir gençlik...
    Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, fuhş albümü gazetesi, şaşkına dörmüş ailesi ailesi, ve daha nesi ve nesi, hâsılı, güya kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden silkip atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine, telkin ve temmiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, tek başına onlara karşı durabilecek destanlık bir meydan savaşı içinde ve çetinler çetini bu işin destanlık savaşını kazanabilecek bir gençlik...
    Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski nesillerden hiçbirini beğenmeyen, onlara 'siz güneşi ceketinizin astarı içinde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başınıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'ne idüğü'nü ve 'nasıl'ını gösterecek bir gençlik...
    Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin alemleri manto gibi bürüyen mukaddes eteğine tutunacak, O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak, barınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine denk muameleye lâyık görecek bir gençlik...
    Bu gençliği karşımda görüyorum. Maya tutması için otuz küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamıştan borularla ciğerimden kalemime kan çekerek yırtındığım, kıvrandığım ve zindanlarda çürüdüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım.
    Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim manevî babanın tabutunu musalla taşına, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymandır!

    Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
    Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ...

    Allahın selâmı üzerine olsun...


    Necip Fazıl KISAKÜREK

  • Muteber Senol
    Muteber Senol 26.08.2005 - 23:17

    gençlik:bir gün olacaksa geçlik...geçiniz :)

  • Zemheri Asi
    Zemheri Asi 15.06.2005 - 02:26

    VASİYETİ

    ÜSTADIN BİZLERE VASİYETİ

    VASİYETİ
    1- Bu vasiyet,çoluk-çoğumun ve şahsi yakınlarımın dar ve hususi
    kadrosundan ziyade,onların da içinde olduğu geniş ve umumi zümreyi
    muhatap tutuyor.Başta gerçek Türk'ün ruh köküne bağlı yeni gençlik,
    şu kadar yıllık mücadele hayatımda beni okumuş veya dinlemiş her
    fert,kısaca Allah ve Resulüne perçinli herkes...Onlara hitap ediyorum
    ve dileklerimin yerine getirilmesi için gerekli çalışmayı işte bu
    yeni gençliğe ısmarlıyorum! Eğer üzerilerinde bir hakkım varsa,Hesap
    Gününde tek tek sorumludurlar.Emanetim,beni seven ve İslam davasında
    bir hak sahibi olduğumu kabul eden herkese...

    2- Fikir ve duyguda vasiyete lüzum görmüyorum.Bu bahiste bütün
    eserlerim,her kelime,cümle,mısra ve topyekün ifade tarzım vasiyettir.
    Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak
    gerekirse söylenecek söz 'Allah ve Resulü; başka herşey hiç ve batıl'
    demekten ibarettir.

    3- 'Büyük Doğu Yayınları' kitabevi kuruluncaya kadar şunun bunun
    neşrettiği eserlerim arasında mukaddes ölçülere karşı küçük ve hafif
    çapta laubali,dikkatsiz ve ciddiyetsiz,hürmet ve haşyetten mahrum
    ve ne varsa -isterse nokta veya virgül olsun-onları reddediyor,malım
    olmaktan çıkarıyor ve bütün sorumluluğumu,bundan böyle kendi idare,
    murakabe ve firmam altında çıkaracağım eserlere bağlıyorum.İnşallah
    Hak bana onları dünya gözüyle bütünleşmiş ve tamamlanmış gösterir,
    arkamdan gelecekler de bu örneklere göre devam ederler,virgül oynatmaktan
    bile çekinirler.İslama pazarlıksız ve sımsıkı bağlanmadan önceki şiirlerim
    ve yazılarım arasında hatta küfre kadar gidenler ise,çoktan beri eser
    çerçevem dışına çıkarıldığı,herbirinden ayrı ayrı istiğfar edildiği ve
    çöp tenekesine atıldığı için nereden nereye geldiğimi göstermekte bile
    kullanılmamalı ve onlarla müminleri benden çevirmek isteyeceklere
    -çok denenmiştir- şu cevap verilmelidir:
    'Koca Hz.Ömer bile Allahın Resulünü öldürmeye davranmış ve peşinden bütün
    sahabilerin,derecede ikincisi olmak gibi bir şerefe ermiştir.Hiç ona bu
    ilk davranışından ötürü sonradan dil uzatan olmuşmudur? Belki o noktadan
    bu noktaya gelmekte faziletlerin en büyüğü vardır.'
    Eserlerim mevzuunda vasiyetim kısaca şu:İlk yazılarımdan birkaçı asla
    benim değil; sonrakiler de en dakik şeriat mihengine vurulduktan,yani nasip
    olursa tarafımdan bütünleştirildikten sonra benim...Bir kısmını şimdiden
    tamamlamış bulunduğum eserlerim üzerinde bu ölçüyü devam ettirmek ve en titiz
    murakabeyi sürdürmek borcu ise,mirascılarımın ve manevi mirasçım gençliğin...
    Ben öldükten sonra kim ve ne suretle eserlerimin üzerinde gizli bir tasarrufa
    kalkar da ölçüyü hafifçe bile olsa örselerse,tezgahını başına yıkınız!
    En büyük korkularımdan biri,nice müellifin başına geldiği gibi,ölümümden
    sonraki tahriflerdir.

    4-Beni,ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi,İslami usullerin en
    incelerine riayetle gömünüz!
    Burada,umumi vasiyette de belirtilmesi gereken bir noktaya dokunmalıyım:
    1935 yılında,Mürşidim ve Kurtarıcım Esseyyid Abdülhakim Efendi Hazretlerine,
    bir yazımı okumuştum.Bu yazı,kendilerini tanıdıktan sonraki dünya görüşüme
    ait olarak,zamanenin bize aykırı,meşhur bir gazetesinde çıkmıştı ve Türkün
    tarih muhasebesini İslami tefekkür noktası etrafında çerçeveliyordu.
    Yazıyı ellerine aldılar,kalem istediler ve üstüne öz elleriyle 'altın ile
    yazılacak yazı'buyurdular.
    İşte hususi zarfında duran bu kesilmiş makaleyi,bütün eserlerimin tasdiknamesi
    olarak kefenime iliştirsinler...

    5-Nasıl,nerede ve ne şekilde öleceğimi Allah bilir.Fakat imkan aleminde
    en küçük pay bulundukça,biricik dileğim Ankara'da Bağlum nahiyesindeki yalçın
    mezarlıkta,Şeyhimin civarına defnedilmektir.
    Elden gelen yapılsın...

  • Eda Yıldırımtürk
    Eda Yıldırımtürk 23.04.2005 - 21:27

    Gençlik yaz bulutuna benzer pek az zamanda dağılır...

  • Beyza
    Beyza 03.03.2005 - 01:45

    Mevlana der ki,Genclerin aynada göremediklerini, yaslilar bir tugla parcasinda okurlar...

  • Sezen Ardic
    Sezen Ardic 22.02.2005 - 01:43

    Gecip giden, birdaha geri gelmeyen yillarim.

  • Gencay Doyran
    Gencay Doyran 07.11.2004 - 18:03

    insanın severek mutsuz olduğu dönem...

  • Onur Çağlar
    Onur Çağlar 12.10.2004 - 02:09

    (Ezici çoğunluk olarak) Günümüzde YOZLUK ile eşanlamlıdır.. Soru sormasını, sorgulama yapmasını bilmediği için kendi geleceğini de, kendinden sonrakilerin geleceğini de karartmaları çağrışıyor :)

  • Ahmet Çağrı Özsema
    Ahmet Çağrı Özsema 13.09.2002 - 20:12

    Bomba ya elinizde patlar, ya da bir başkasında..

  • Sinem Özdemir
    Sinem Özdemir 11.09.2002 - 20:39

    içinde bulundugum an :) ne mutlu bana