Kültür Sanat Edebiyat Şiir

televizyon sizce ne demek, televizyon size neyi çağrıştırıyor?

televizyon terimi Erkan Tekin tarafından 19.09.2003 tarihinde eklendi

  • Ters Tepki
    Ters Tepki 03.10.2017 - 23:04

    Zeki müren de bizi görecek mi?

  • Barış Sevgi Özgürlük
    Barış Sevgi Özgürlük 19.02.2011 - 21:13

    Kitle iletişim aracı değildir. Kendinizi kandırmayınız. Kim kimle iletişiyor yahu? !
    Artık o bir aptal kutusudur! Haberler bile yandaştır. Objektif birşey bulana kadar canınız çıkar. Bu da zaman kaybı demektir. Belgesel ya da tarihi bir yerin tanıtımı gibi birşeyler olmadıkça koca bir hiçtir. Bu tarz programlar da her kanalda yok zaten. Bir tek National Geographic var.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 11.01.2010 - 13:06

    Televizyonlar bir kaç kanalın dışında reyting yükseltmek için adeta çöp üretiyor.halkın gündemini kendisinden çalarak gerçeği gizlerken,salt para amaçlı suni bir gündem yaratıyor.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 30.04.2009 - 03:31

    3 F'en sonra görsel yalan rüzgarı,bazen olumsuz insani duyguları kışkırtan insanları tatlı tatlı uyutan etkili bir antideprasan

  • Şerife Duman
    Şerife Duman 23.04.2009 - 12:56

    Doğru değerlendirildiğinde faydalı öğretici....

  • Sevgi Sevgi
    Sevgi Sevgi 17.08.2008 - 20:55

    'TELEVİZYON ALACAK MISIN BABA'? DEDİ ÇOCUK
    'ALACAĞIM YAVRUM' DEDİ BABA.
    'NE ZAMAN ALACAKSIN'? DEDİ ÇOCUK
    'AYBAŞINDA ALACAĞIM' DEDİ BABA.
    ÇOCUK KOŞTU SEVİNÇLE ARKADAŞLARININ ARASINA
    'BİZİM DE TELEVİZYONUMUZ OLACAK'
    'BABAM ALACAK AYBAŞINDA' DEDİ ARKADAŞLARINA..
    'GELMEZ AYIN BAŞINDA MI'? DİYE
    GÜLDÜ ARKADAŞLARI ONA..
    GELMEZ AYIN BAŞI NEYDİ BİLMİYORDU ÇOCUK
    HANGİ AYA GELİYORDU
    BABASI AYBAŞINDA ALACAM DEMİŞTİ
    ARKADAŞLARI 'GELMEZ AYIN BAŞINDA MI'? DİYE SORMUŞTU
    GELMEZ AYIN BAŞINI ÇOK DÜŞÜNDÜ ÇOCUK....
    SONRA BÜYÜDÜ ÇOCUK..
    TELEVİZYONLARI OLMADAN BÜYÜDÜ.
    KAÇ AYBAŞI GEÇTİ AMA TELEVİZYON ALMADI BABA.
    BÜYÜDÜ ÇOCUK...
    'GELMEZ AYIN BAŞINI' BÜYÜYÜNCE ANLADI..
    ÇÜNKÜ TIPKI TELEVİZYONLARININ GELMEZ AYIN BAŞINDA ALINACAĞI GİBİ
    HAYATINDA BİR ÇOK ŞEY DE HEP GELMEZ AYIN BAŞINA KALIYORDU
    'GELMEZ AYIN BAŞINI ANLADI ÇOCUK'
    GELMEZ AYIN BAŞININ NE DEMEK OLDUĞUNU ANLADI...
    BÜYÜYÜNCE ANLADI..
    ŞİMDİ BÜYÜYÜP BÜYÜMEDİĞİNİ KENDİ DE BİLMİYOR..
    AMA TELEVİZYONUN EN GÜZELİNE BAKARKEN KENDİ EVİNDE..
    BABASININ AYBAŞINDA ALACAĞI TELEVİZYONU DÜŞÜNÜP GÖZLERİ DOLUYOR....
    BÜYÜMENİN BEDELİ BU..
    GEÇMİŞİ DÜŞÜNMEK SULANMAK..AĞLAMAK....

  • Bora Aslan
    Bora Aslan 12.08.2008 - 23:14

    man have become the tools of their tools.' aletlerimize alet oluyoruz. gündönümlerinde hala ekran başında reytingcilik oynuyoruz. arenalarda boğalar bizimle eğleniyor, yeşil sahalarda meşin yuvarlaklar bilinçsizleşimizle onlardan oluşumuzu tavaf ediyor, kuklalarımız ipleri boynumuza doluyor, oynuyor bizimle...

  • Can Cimsit
    Can Cimsit 11.11.2007 - 19:37

    Tutsaklık

  • Melisa Dikmen
    Melisa Dikmen 03.11.2007 - 02:52

    faydasından cok zararı olan teknoloji urunu.ozellikle siddet icerikli yayinlarin gencleri ozendirdigi silahli mafyali goruntuler yuzunden.

  • İsmail Tuna
    İsmail Tuna 19.02.2007 - 22:57

    21. yy da insanları köleleştirmek ve dünyaya onların gözü, anlayışıyla bakmayı ögreten abtallar kutusu. Yüz yılın toplumları mankurtlaştıran teknolojisidir

  • Nevi Gazel
    Nevi Gazel 31.12.2006 - 11:25

    o kadar çok reklamlarını yaptı ki bütün kanallar; midem bulandı.

    şu ünlüüü şu kanalda, ulan zaten yıl boyunca o ünlü dediğin insan hep o kanalda değil miydi? !

    izlemeyeceğim hiçbirini!

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 14.12.2006 - 18:40

    Üstelik diğer televizyon seyretmeyen dedemin
    3 tane çocuğu vardı..

  • Nade Smith
    Nade Smith 14.12.2006 - 18:39

    dogum kontrol diye birseyi ogreten aptal kutusu

  • Nade Smith
    Nade Smith 14.12.2006 - 18:37

    cinayeti televizyondan ogreniyon da

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 14.12.2006 - 18:36

    Valla benim dedem hiç televizyon seyretmezdi
    Safta değildi..
    Üstelik 12 tane çocuğu vardı..
    sen televizyondan öğrenmeye devâm et..
    Hatta
    Televizyonunuda al git.. :)

  • Nade Smith
    Nade Smith 14.12.2006 - 18:33

    sonunda herkesin nasil cinayet islenebildigini gorebildigi kotu icat

    yozlastirma bombasi

    nasil sex yapilabildigini
    nasil savas yapilabildigini gosteren kutu
    olmasaydi saf saf dolanicaktik simdi

  • Sultan Fatih Yağcı
    Sultan Fatih Yağcı 14.12.2006 - 18:28

    İcad edilmeden önce
    bir insanın öldürülüşünü hayatında ya 3 ya da 4 kez görmüş olan insanlar bir yanda,
    icâdından ve popüler olmasından sonra
    bırakın nasıl öldürüldüğünü
    nasıl parçalara ayrılacağını ezberleyen
    ve cinayet işlerkenki psikolojiyi çok iyi tanıyan insanlar bir yanda..

  • İsmail Evren
    İsmail Evren 20.10.2006 - 14:12

    televizyon bana günlük haber ve reytingleri bilgi edinmemizi çağrıştırıyor

  • Dilek Yıldız
    Dilek Yıldız 03.10.2006 - 13:17

    ruhu zaman labırentınde kıstırıp,kemıren,yozlaştıran sahte tebessumuyle,tatlı dıllı canavar......

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 03.08.2006 - 16:07

    samimiyeti ilerletemediğimiz teknolojik iletişim kutusu...

  • Ses Sizlik
    Ses Sizlik 31.07.2006 - 10:47

    misafir odaların da televizyon olmayan insanları hep taktir etmişimdir...sohbete engel teşkil edilmemesi adına bilerek yapılan....ama neden se benim evimin her odasın da bulunur...farklı markaların farklı boyutların da,o ahmak kutuların dan.....(adam utanmasa banyoya bile koyduracak yaa.)

  • Mehmet Uyanır
    Mehmet Uyanır 19.07.2006 - 13:01

    Bu gün insanlığın mübtelası olduğu bir tutku, bir uyuşturucu var ki, onun adı televizyon (kanalizasyonlarında istirahat!) Bir ibret levhasıdır, kulak verin yaşayan insanlara. Bir binanın, dairelerinden birinde bir hayat kadını oturuyormuş...

    herkes rahatsız olmuş, onun varlığından, gizli gizli fuhuş yaparmış isbat edememişler ve kanûnen atamamışlar kadını binadan. Bu bina sakinleri çıldıracak kadar rahatsız olmuşlar bu işten ve bir gün baskına varmışlar kadının evine. Demediklerini komamışlar ve “bu binadan taşınmazsan” diye; adam akıllı tehdit etmişler. Kadın demiş ki onlara: “Yarın taşınacağım komşular, yalnız bir çift sözüm var size; “ben hayatın pisliğinde kendimi kaybettim ve bu güne kadar bu binaya hırsız gibi girdim, çıktım, kimseye ilişmedim, kimsenin ahlakını bozmadım, dışarıda bile hep ahlakı bozuklar buldu beni. Hatta az önce aranızdan, binanın namusu diye bağıranlar, kaç kez kapımı çaldı, açmadım. Benim anlamadığım; hepinizin evinde başköşeye kondurduğunuz televizyonlarda, beni bu hayata düşüren ve beni kullanan ahlaksızları yetiştiren proğramlar hergün yayında. Allah aşkına söyleyin bir gün karşınıza çıkıp dansözlük yaptım mı? Bir gün açık saçık giyinip birinizi tahrik ettim mi? Karınızı, kızınızı yoldan çıkarmak için yakışıklı erkeklerle tanıştırdım mı? Sizin aklınızdan bir an için bile cinselliği çıkarmanızı engelleyen televizyondan daha mı ahlaksızım ben? ! ! Arkası yarın pembe dizilerde kimin karısı kimin kocasıyla senaryolarını ve yatak odalarını karınız, kızınız, oğlunuz ve siz seyretmeye tahammül gösterebiliyorsunuz da, herkesin gözünden uzak benden rahatsız oluyorsunuz öyle mi? ! Sizi benim kapıma baskına getiren iblistir. Size evinizdeki meyhaneyi, kerhaneyi unutturup, benim gibi aldatılmış bir nesil yetiştiresiniz diye sizi bir araya toplamıştır. Şeytan hedef saptırmıştır. Şeytan sizi sivri sineklerle oyalamak istiyor. 'BANA KALIRSA SİZ BATAKLIĞI KURUTUN.”

  • Nihan Aydın
    Nihan Aydın 11.05.2006 - 20:08

    bgn biras tv izledim.
    çok uzun süreden beri ilk defa.
    garip bir duyguydu.
    ; P

  • Ercaneski
    Ercaneski 20.03.2006 - 22:38

    teknoloji

  • Semihtiryaki
    Semihtiryaki 15.02.2006 - 21:02

    televizyon u etkim icat ti

  • Semihtiryaki
    Semihtiryaki 15.02.2006 - 21:01

    televizyon u etkim icat ti

  • Burak Çuvaş
    Burak Çuvaş 14.02.2006 - 14:33

    lan bana gönderin televizyon nediri

  • Merve Koçak
    Merve Koçak 28.01.2006 - 23:47

    bu kanaldan sıkıldık nolur uzatma
    kumandayı ver..

  • Bahar Canbakış
    Bahar Canbakış 28.01.2006 - 10:42

    walla bi cnbc-e bide ntv.... :))

    arada beyaz yada zaga olabilir veya bilgi yarışmalarııı
    gerisii boşşşşşş

  • Fatma Sena Gündüz
    Fatma Sena Gündüz 12.01.2006 - 05:27

    :)

  • Fatma Sena Gündüz
    Fatma Sena Gündüz 12.01.2006 - 05:20

    bak fakiriz ama gururluyuz tamam mı
    tv dandik olmuyo diyorum,olsa denemem mi güzel kardeşim.hem tv benim bilem değil.emanet.=)
    zaten tabutta rövaşata da bitti...şimdi napcam biliyon mu
    en yakın cd ci benden 1 saat uzakta arabayla.müsait bi zamanda gitcem paşa paşa ucuzundan korsan bi cd alcam.
    oldu bitti.)

  • Ahmet Turan Keles
    Ahmet Turan Keles 21.12.2005 - 16:48

    Televizyonculuk ve basin ne demektir tarihcesini yazabilirmisiniz?

  • Beteros Böcekos
    Beteros Böcekos 01.10.2005 - 17:37

    uff bööle hani çok izleyince bi hoş oluyosun ya miden bulanıyo,başın bi hoş oluyo,bunlar salaklaşma emareleriymiş.misal; 2 saat tv seyredince beyninin seyretmeden önceki durumuna dönebilmesi için 3 gün beyin egzersizi yapmak gerekirmiş.düşünün artık,kendi elimizle kendimizi gerizekalılaştırıyoruz..

  • Selin Pamuk
    Selin Pamuk 25.09.2005 - 18:40

    aptal kutusu diye hakaret edilen zavallı bir alet neresi aptal kutusu canım...Eleştirenler bile eminim bunu tv'nin karşısında yapmışlardır...

  • Tuba Koçak
    Tuba Koçak 02.09.2005 - 13:37

    televizyonda hırslı cocuklar bırakınız koşsunlar
    zincir yettiği yere kadar

    c.t

  • Mehmet Akat
    Mehmet Akat 31.08.2005 - 17:43

    ne seninle ne sensiz bu aşk inan çaresiz. Televizyon işte böyle bişey!

  • Camaaaa
    Camaaaa 31.08.2005 - 14:10

    geçen yaz karşısında uyuyakaldığımda kendisini ve evimi yakan bi kutu....

    (dumandan zehirlenme arifesinde yerlerde sürünürken,evden çıkan dumanı görüp gelen ve beni dışarı çıkartan komşularıma minnet borçluyum.)

  • Yavuz Balcı
    Yavuz Balcı 14.07.2005 - 22:03

    Gereksiz İcat
    İçinde hiçbişey olmayan
    anlamsız kşilerin çıktıgı
    insanlığa faydalı hiçbir hizmet sunmayan
    insanoğlu yapısı

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 14.07.2005 - 20:48

    Karizması olan bir kanal şart. Öyle herkesi konuk etmeyecek, her sulu gündemi ekrana taşımayacak, damgalı öküzlere (c. yılmaz, m.a. erbil vs) tiplere asla yer vermeyecek, seyredilince insanlar arasında konuşulan, seyredilmeyince o günlük bir noksanlık duygusu, sohbetlerde dışarda kalma duygusu yaratacak bir kanal olmalı...

    TRT tam bir osmanlı öküzü olma yolunda gidip en hafif tipleri ve geri zekalıları da baş köşeye koyarak ağırlığını çoktan çizdirmiştir..

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 19.02.2005 - 19:55

    Şiddet,Şehvet,Şöhret,Şatafat..

  • Bilhan Erden
    Bilhan Erden 18.02.2005 - 17:33

    çobanın kavalı...

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 18.02.2005 - 12:15

    Toplumun her tarafında aynı anda başlayan boşanmalar, hırsızlıklar, cinnetler, sinirlilik, sindirilmişlik, mafya korkusu... ve yine aynı anda başlayan dirilme çabası, kendine güven, umut, pozitiflik, evlilikler...

    Bütün bunlar aynı anda başlayınca aklıma hep TV geliyor..

  • Aslı Sibel
    Aslı Sibel 16.01.2005 - 22:09

    TELEVİZYON

    Televizyon, gazete, dergi, radyo gibi iletişim araçlarının olanaklarını kullanmakla birlikte, bunların tümünden farklı ve üstün bir araçtır.

    Kitle iletişim araçları arasında etkisi en çok tartışılan televizyondur. Kimilerine göre televizyon insanların dünyasını bir örnekleştiren, onları sahip oldukları değer yargılarından uzaklaştırıp ahlaksızlığa, şiddete, tüketime, tek boyutlu düşünmeye iten amansız bir canavardır; kimilerine göreyse, insanlığın bugüne kadar gerçekleştirdiği en önemli araçtır. Bu sayede, insanlar dünyanın, hatta evrenin ulaşılabilen en uzak köşelerinde olup bitenlerden, görüp işiterek saniyesi saniyesine haberdar olur; izlerken eğlenir, eğlenirken öğrenir. Televizyon için sıralanan bütün olumsuz etkiler, televizyon olmasa da söz konusudur. Teknolojinin diğer alanlarında kaydedilen gelişmelerle yer ve zaman kavramları anlamını yitirmiş, gündelik hayatın kazandığı ivme insanı değiştirmiş, değer yargıları altüst olmuştur. Bu koşulların oluşmasında televizyonun katkısı çok azdır. Hatta yayınlanan programlarla televizyon, yaşanmakta olan olumsuzlukları sergileyerek insanın arınmasına yardımcı bile olmaktadır. Televizyonun birey ve toplum üzerindeki etkilerini ölçen araştırmaların sonuçları, televizyon öncesi dönemin değer yargılarını temel aldığından, çelişkili sonuçlar vermektedir. Televizyonun etkilerinin türü, içinde bulunduğu toplumun yapısıyla da bağlantılandırılır. Dolayısıyla olumlu ve olumsuz etkilerin aynı toplum içinde bir arada yer alması olağan sayılır.

    Yayın teknolojisindeki gelişme, televizyon sanayiinde de bilgi ve program üretiminde merkezileşmeyi doğurmuştur. Uydu yayınları coğrafi sınırları ortadan kaldırırken, belli merkezlerde üretilen programlarla da ulusal kültür farklılıkları anlamını yitirmeye başlamıştır.

    Tüketim, eğlence ve bilgilenmede birörneklik gösteren toplumlar oluşturduğu için, bu dönemi “televizyon çağı” olarak adlandırmak mümkündür.

  • Onur Umut
    Onur Umut 29.12.2004 - 17:27

    başlangıçta cüzi miktar verip.onun karşısına geçip kıçımızı yaya yaya.burnumuzu oyarak bedavadan seyredebiliyoruz.niye gidelim ki sinemaya,operaya,tiyatroya daha ucuzu nerde var? .dedirten şey

  • Alp Tanhu
    Alp Tanhu 27.12.2004 - 13:30

    mükemmel bi buluş...görüntünün ve sesin transferi...
    en bilgisayar monitörünü seviyorum..hehe...

  • Düşünmüyorum Yine De Varım
    Düşünmüyorum Yine De Varım 09.11.2004 - 13:38

    Uyumak isteyenler için büyük bi beşik.

  • Arthas
    Arthas 02.06.2004 - 11:58

    Kaynak: Sızıntı Dergisi, Şubat 2004 - Yazar: Hasan AYDINLI

  • Arthas
    Arthas 02.06.2004 - 11:56

    Tv'nin zararları çok fazla olmakla birlikte, bazılarını sıralayalım:

    1- Şiddet görüntüleriyle şiddet uygulamaya meyelan hasıl etme,
    2- Gayri ahlâkî görüntülerin çocuğa ve aileye menfî tesirleri,
    3- Seviyesiz eğlence kültürünün özendirilmesi,
    4- Oluşturulan modellerdeki kişiler arası münasebetlerin sığ ve menfaat kaynaklı olması,
    5- Kültürel değerlerin yozlaştırılması ve başka kültürlerin özendirilmesi,
    6- Aile fertlerinin birbirleriyle olan münasebetini azaltması ve yalnızlığa sebep olması,
    7- Mühim hâdiselere karşı sistemli bir hissizleşme,
    8- Korku kültürünün yaygınlaştırılması ve bundan menfaat elde etme,
    9- İnsanları çaresizliğe ve karamsarlığa iten konuların reyting malzemesi yapılması,
    10- Çalışarak kazanma yerine, ‘Çalışmadan köşeyi dön! ’ anlayışının yerleştirilmesi,
    11- Tüketim ve kazanç uğruna her türlü değerin çiğnenmesi,
    12- İnsanlara yalancı cennetler oluşturularak, gerçeklerden koparılması.

    Buna benzer daha birçok zararlı tesiri saymak mümkündür. Kişinin; şiddet ve gayri ahlâkî sahnelerin, sigaraya ve alkole özendirici, doğruluğu enayilik olarak tasvir eden görüntülerin tesiri altında kalmadığını söylemesi, kendini kandırmasından başka bir şey değildir.


    Tv hakkındaki bu kadar aleyhteki ifadelerden sonra bu âlete düşman olma veya bu teknolojiyi toptan reddetme gibi bir durumun anlaşılmaması için, bu âletin hayırda ve insanı yüceltme yolunda da kullanılabileceğini söylememiz gerekir. Ancak bu yol daha zordur. Zaten bütün tahripler, yakıp yıkmalar, bozmalar hep kolay olmuştur. Faydalı, iyi, güzel ve hayırlı işler ise, muhakkak zor olacaktır. Kâinat kitabından tefekkür tabloları, tabiattan insanı düşündüren ve güzel mesajlar sunan belgeseller, tarihimizden ders çıkarılacak ve gençlerimizi eğitme maksadıyla hazırlanmış filmler, çocuklarımıza insan ve vatan sevgisini, çevre koruma hassasiyetini, güzel ahlâkı, mânevî ve millî değerlerimizi tanıtma adına hazırlanmış çizgi filmler sunma, tabii ki, zor, masraflı ve vakit alıcı işlerdir. Ancak nesillerimizin mankurtlaşmasını engellemek, onları tv'nin zararlı tesirlerinden kurtarmak ve kendi öz değerlerimize sahip çıkmak istiyorsak, bu âletin iyi yönde ve şuurlu kullanılması için de gayret bizlere düşmektedir.

  • Arthas
    Arthas 02.06.2004 - 11:55

    Televizyon, icat olduğu günden beri, insan hayatı üzerindeki tesirini devam ettirmektedir. Onu icat eden(ler) , muhtemelen insan hayatına bu kadar güçlü tesir edeceğini bilmiyordu. Albert Einstein'in atom bombasının tesirinin ne olacağını önceden bilemediği gibi... Başlangıçta önemsiz gibi görünen bu teknolojik âlet, 20 ve 21. yüzyılda dikkate alınması gereken bir güç olmuştur. Tv karşısında oturan milyonlarca kişi, aynı anda tesir altına alınabilmektedir. Bazı programları milyarlarca kişi aynı anda izleyebilmekte ve bu programlardaki kişiler, hadiseler ve mesajlar evimize girmektedir. Evlerimizin başköşesine kurulmuş bu kutunun tesirinde kalmadan yaşamak, 21. yüzyıl insanı için neredeyse imkânsızdır. Tv'nin kişi, aile ve toplum hayatına tesirleri, şimdilerde daha çok konuşulmaya başlandı. Ancak bu gücü elinde bulunduranlar, ne yazık ki, onun tesirleri hakkındaki bilgileri kamuoyuna aktarmamaktadır.

    Tv'nin tesirlerini; kısa, orta ve uzun vadede olmak üzere üçe ayırabiliriz. Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombalarının tesirleri ile bu tesirler daha iyi izah edilebilir. Atom bombası ilk atıldığında 100 bin insan öldü. Bu, katliamın kısa vadedeki en şiddetli tesiri olmuştu. Orta vadede o şehirler yaşanamaz hale geldi ve Japonya, savaşı kaybetti. Uzun vadede ise, radyasyon sebebiyle kolsuz-bacaksız çocuklar dünyaya gelmeye, başta kanser türleri olmak üzere çeşitli hastalıklar ortaya çıkmaya başladı. Kısacası atom bombasının tesirleri yıllar sonra bile hissedilmekteydi.

    Televizyonun kısa, orta ve uzun vadede nasıl ortaya çıktığını fark edemediğimiz vahîm neticeleri, tarihin derinliklerinde kalmış; fakat birilerinin hâlâ birçok topluma uyguladığı Mankurt Efsanesi’ni hatırlatmaktadır. Tv'nin Mankurt Efsanesi’ne benzeyen yönlerini okuduğumuzda onun zararlarını fark edip, ona daha mesafeli olacağız.

    Efsaneye geçmeden önce, tv'nin niçin bu kadar tesirli olduğunu cevaplamaya çalışalım. Bunun için ilk olarak, 'Acaba kaç saat tv karşısında kalmaktayız? ' sorusunun cevabını arayalım. Yapılan çalışmalar, birçok kişinin saatlerce tv karşısında kaldığını veya tv bulunan bir ortamda çalıştığını göstermektedir. Birçok yerde hayat, tv'nin görüntüsü veya sesi ile devam etmektedir. Çocuklarımız tv karşısında saatlerce çizgi film veya farklı programlar izlemektedir. İnsanın gördükleri ve duydukları şuuraltında bir tesir bırakır. Şuuraltı beslenmesi ise, insan hayatına çok mühim neticeleriyle derinden tesir eder. Öyleyse tv görüntü ve seslerinin hayatımıza tesiri var mıdır? Sağlıklı düşünen her insan bu soruya 'evet' diye cevap verecektir. Bir kişi tv seyretmese bile, çevresinde tv seyredenler olduğu için, dolaylı bir tesir altında kalmaktadır. Televizyon, bilhassa çocuk ve gençlerin şuuraltına, davranışlarına ve zihnî fonksiyonlarına tesir etmekte ve onların hayatı algılamalarını ve davranışlarını değiştirmektedir. Kısacası hayatın her köşesinde tv ve buna bağımlı olan insanları bulmak mümkün olmaktadır.

    Mankurt Efsanesi tarihin derinliklerinde Türk kavimlerine uygulanan bir işkence ve asimilasyon şekli olarak bilinmektedir. Bu efsaneye göre kafasına ıslak koyun derisi geçirilen kişi, güneşin altında günlerce bekletilmekte, ıslak deri yavaş yavaş kurumakta ve kişinin kafasına müthiş bir basınç yapmaktadır. Güneşin altında kafası gittikçe sıkılan kişi, yapılan işkencenin dayanılmaz tesiriyle kendisini, geçmişini, ideallerini ve şahsiyetini şekillendiren birçok değeri kaybetmektedir. Bu şekilde mankurtlaşanlar, şuuru kaybolmuş, yönlendirilmeye açık, kendi geçmişine ve benliğine hissiz, duygulardan yoksunlaşmış, sahibine şartsız olarak bağlı birer robot haline gelmektedir.

    Mankurt haline getirilenlerin maruz kaldığı değişme ile, tv kıskacındaki kişilerin yaşadığı değişme arasında büyük benzerlik vardır. Tv karşısındakilerde, belki koyun derisinin yaptığı ağrı ve işkence hali yoktur; ama bu iki hadise karşısındaki değişme tarzı benzerdir. Tv karşısında saatlerce savunmasız bir şekilde kalan kişiler, gördüklerinin tesiri altında kalmakta, hayat ve olaylara tv’nin istediği gibi bakmakta, ekranda gördüklerini model alarak giyinmekte, buna göre eğlenmekte ve yaşamaktadır.

    Sistemli değişme ve zamana yayarak değişme önemli kavramlardır. Bugün gelinen durum çok kısa zamanda olsaydı, herkes değiştiğini fark edebilecekti. Ancak değişmenin zamanla ve yavaş yavaş olması, kişinin değiştiğini fark etmemesi sonucunu getirmektedir. Tv'nin yıllar içinde yaptığı değişme şahsın şuuraltı ile birlikte değişmesi ve bu şuuraltı değişmenin kişinin günlük davranışlarına aksetmesini doğurmaktadır. Tv'nin insana tesirini şu örnek ile daha iyi açıklayabiliriz. Elinize beyaz bir kâğıt alın ve üzerine her gün bir nokta koyun. Bir yıl sonra o kâğıt simsiyah olacaktır. Başka bir örnek verecek olursak; yurdundan ve içinde yetiştiği toplumdan uzakta yaşayan kişiler, zamanla içinde yaşamayı sürdürdükleri yeni toplumun değer ve normlarına maruz kalarak, farkında olmadan değişirler. Değişmeler yavaş olmaktadır. Televizyon seyircisinin de şuuraltı zamanla değişir ve bu değişme günlük konuşmalara, davranışlara, ideal ve düşüncelere aksederek, kişiler âdeta mankurtlaşırlar.

    Devletler, kültürlerini yaymayı ve asimilasyonu bugün, belki tank ve top ile gerçekleştirmiyorlar; ama bunu tv ile sistemli bir şekilde ve yavaş yavaş yapıyorlar. 'Globalleşme' sloganıyla artık tek tip konuşan, tek tip giyinen, tek tip yiyen, tek tip yaşayan, sun'î ve sığ idealleri olan, sadece maddiyata kilitlenmiş kitleler oluşmaktadır. Çünkü tv'lerde çocukluktan itibaren uygulanan değişim programı sonucu; kişiye daha iyi hayat, daha çok para, daha çok konfor, var olmak için yok etmek, her hâdiseden cinsî mevzulara girizgâhlar, menfaat için aldatma, bencillik ve israf gibi insanı değersizleştiren mesajların binlercesi verilmektedir. Artık, evin kızı bir mankeni model almakta, delikanlısı sevdiği bir sanatçı gibi giyinmekte, küçük çocuğu ise; tesirinde kaldığı filmin çocuk kahramanı gibi konuşmakta ve davranmaktadır. Katliamlar, özgürlük için savaş; haksızlıklar, adalet; yanlışlıklar, doğru gibi aktarılabilmektedir. Dolayısıyla toplumlar değerlerinden zamanla uzaklaşmakta, yabancı kültür gittikçe yaygınlaşmaktadır. Mankurtlaşan insanların, değerlerine yapılan saldırılara hissiz kalması gibi, tv karşısında erozyona mâruz kalan insanlar da, giderek bazı olaylara duyarsızlaşmakta ve birer 'teknolojik mankurt' haline gelmektedir. Bu şekilde kendine göre farklı kültürel kimlik taşıyan, ama kişiliği olmayan içi boşaltılmış topluluklar, hemen her ülkede boy göstermektedir.

    Hiroşima ve Nagasaki'de atom bombasının kısa vadedeki tesirine karşılık tv'nin kısa vadedeki tesiri, bir günde binlerce insanın ölümü değil, milyonlarca insanın yavaş yavaş ölmesidir. Tv'nin tesiri daha çok orta ve uzun vadede görülür. Orta vadede mânevî köklerinden kopuk ve kıymet hükümleri olmayan çocuklar yetişirken, uzun vadede fertlerin tek tek değişmesi neticesinde, bütün bir toplum ve kültürün yozlaşması gerçekleşir.

    Günümüzün çaresiz ailesi, kendini bu tehlikeden nasıl koruyacak? Bu sorunun cevabı oldukça önemlidir. Bu konuda en güzel cevap alternatif malzemeler ve metotlar oluşturarak tv'ye olan ihtiyacı azaltmak olacaktır. Şu an için bir muhasebe yapalım: En son ne zaman bütün aile bir arada gezinti yapabildik? En son, çocuklarımız ile ne zaman ve ne kadar süre oyun oynadık? En son hangi akrabamızı ziyaret ettik? Ailemiz ile birlikte en son ne zaman kitap okuduk? Acaba tv'ye ayrılan vaktin kaçta kaçını çocuklarımız ve ailemiz için ayırıyoruz? Günlük tv seyrettiğimiz süre içinde kitap okusak, şu an kaç kitap okumuş olurduk? Bu soruları çoğaltmak mümkündür. Bu sorulara açık yüreklilikle cevap verdiğimizde, tv'nin hayatımızdaki yeri daha iyi anlaşılacaktır.

  • Fatih Karakartal
    Fatih Karakartal 17.04.2004 - 14:24

    zaman öldürmek için bire bir........