Kültür Sanat Edebiyat Şiir

nihal atsız sizce ne demek, nihal atsız size neyi çağrıştırıyor?

nihal atsız terimi Oğuzhan Keskin tarafından 25.02.2003 tarihinde eklendi

  • Mehmet Kaynak
    Mehmet Kaynak25.04.2016 - 21:24

    Gökbilge,türkçü,Türklük adına birçok işkenceler çekmiş davasından taviz vermemiştir.Ona kafatasçı diyenler onun bir tek makalesini bile okumayıp fikir yapısını bilmeyenlerdir.Vaktiyle bir Atsız varmış,VAROLSUN!

  • Erkin Mersault
    Erkin Mersault01.02.2015 - 12:48

    Büyük bir edebiyatçı ve tarihçidir.Ancak bizim ülkede insanlar ideolojiye göre yorum yaptıkları için çok büyük insanlarımız harcanmıştır.Nihal Atsız Bey de bunlardan biridir.
    Tavsiye Eserleri: Yolların Sonu(Şiir Kitabıdır) ,Ruh Adam(Roman) ,Bozkurtlar(Roman)

  • Elif Ef
    Elif Ef20.04.2011 - 12:57

    Bozkurtlar kitabının yazarı

  • Barbaros Alkan
    Barbaros Alkan30.03.2010 - 22:30

    türkçü akımın önderi

  • Ayşe Nur
    Ayşe Nur01.01.2010 - 16:00

    Ben ne ırkını bilmeyen bir soysuz,ne de ülküsüz bir çıfıtım
    Ben ne eğlenceye koşan bir hayvan, ne de yoldaşını satan bir kaltağım,
    Ben ne kimliksiz bir insan, ne de bir et yığınıyım,
    Ben ne çetin yoldan kaçan yufka yürekli, ne de doğayı yenmeye çalışan bir budalayım,
    Ben ne Tanrı'yı görmeyen bir kör, ne de sonunda huri kızlarını bekleyen bir dindrım,
    Ben baştan aşağı HÜSEYİN NİHAL ATSIZ'IM...

    Atsız Atam'ın bu mısrasını her zaman tekrar ediyorum ve edeceğim;
    Dünya denen mezellete dalsın her isteyen;
    Ben ırkımın şeref taşan efsanesindeyim...Seni Hüseyin Nihal ATSIZ olduğun için seviyorum...Ruhun şad olsun...

  • Zeytin Zeytin
    Zeytin Zeytin25.09.2009 - 00:34

    kendisi için yapılan sitenin her sayfasında başka bir marş, başka bir kışkırtma, başka bir palavra olan milliyetçiliği abartmış adam.1.5 yaşındaki oğluna yazdığı vasiyetname de komedidir =)

  • Osman Özütler
    Osman Özütler28.08.2009 - 15:48

    Nihal Atsız'ın oğlu Yağmur Atsız'a bir buçuk yaşındayken yazdığı vasiyeti. Nihal Atsız o vasiyetinde 'Türk'ün düşmanlarını'(!) sıralayarak, adeta 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur' sözünün sağlamasını yapıyor.

    İşte o vasiyette yer alan 'Türk'ün düşmanları':

    Yağmur oğlum!

    Bugün tam bir buçuk yaşindasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
    Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır.
    Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır.

    Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de) ki düşmanlarımızdır.
    Bu kadar çok düşmanla carpışmak için iyi hazırlanmalı.

    Tanrı yardımcın olsun!

    Adam tam bir paranoyakmış valla :))

  • Erkut Ulucan
    Erkut Ulucan12.12.2008 - 08:53

    12 Ocak 1905’te doğan Nihal Atsız’ın, 11 Aralık 1975’e kadar geçen 70 yıllık ömrünün her anı ’milliyetçi’ olmanın bedelini ödeyerek geçti...

    7-8 yaşlarında Deniz Güverte Binbaşısı olan babası Mehmet Nail Bey’in görevi dolayısıyla bulundukları Süveyş’teki İtalyan çocukları, Fransız İlkokulu’ndaki Rum çocukları ona Türk olmasının bedelini ödetmeye kalkıştı... Sonra, Atatürk’ün fikirlerimin babası dediği Ziya Gökalp’in cenaze törenine katıldığı için Askeri Tıbbıye’deki hocaları bedel istedi... Sonra 1932’de Birinci Türk Tarih Kongresi’de Dr. Reşid Galip’e karşı, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’ı savunduğu için Milli Eğitim Bakanlığı bedel ödetti..

    Atsız Mecmua, Orhun, Ötüken... Yazdıkça sürüldü, yazdıkça cezalandırıldı, yazdıkça yargılandı, yazdıkça taşıdı sadece bedenen değil, ruhen de Türk olmanın sorumluluğunu. İşsiz kaldı. Geçinmek için kitaplarını sattı. An geldi kitapları, başkalarının adlarıyla basılabildi.

    10 Aralık 1975’te geçirdği kalp krizinin enfarktüs olduğu anlaşılamadı. Ertesi akşam geçirdiği ikinci kriz sonucu vefat etti. Cenazesi 13 Aralık 1975’te Kurban Bayramının ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii’nde kaldırıldı.
    Güçlü bir Türkolog da olan Atsız Bozkurtların Ölümü, Bozkurtlar Diriliyor, Deli Kurt adlı romanlarıyla Türk tarihinin pek araştırılmamış dönemlerinin perdelerini araladı. Şiirlerinin derlendiği Yolların Sonu kitabı defalarca basıldı ve basılıyor. O’nun kitaplarından sonra bu millet kendi adlarıyla tanıştı; Almıla’lar, Kürşad’lar, Gökçen’ler, Urumgu’lar, Yamtar’lar doğmaya başladı.

    SARAÇOĞLU’NA AÇIK MEKTUP
    Atsız’ı, sadeve Türk fikir hayatında değil, siyasi tarihte de bir milad haline getiren olay Orhun’un 1944 yılı Mart ve Nisan aylarında devrin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na açık mektuplar yazmasıdır. Atsız, bu mektuplarla Ahmed Cevad Emre, Pertev Nâilî Boratav, Sabahattin Ali ve Sadrettin Celâl Antel’in okullardaki Marksist faaliyetlerini ifşa ederek Millî Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel’i istifaya çağırmıştı. Atsız’ın ortaya çıkardığı ‘Rus yanlısı fikri işgal’ o denli tepki çekmişti ki, Yücel kendi partisinde dahi ‘hedefteki adam’ konumuna gelmişti. Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere bir çok şehirde, komünizm aleyhinde gösteriler başlamış, Atsız destek sözleri içeren mektup ve faks yağmuruna tutulmuştu.

    Atsız’ı etkisizleştirmek için Boğaziçi Lisesi’ndeki görevine son verildi. Orhun dergisi ‘bir kere daha’ kapatıldı. Sabahattin Ali, Atsız aleyhinde hakaret davası açtı.

    Bu dava, bir aydının kalemiyle yapabileceklerine muazzam bir örnek oldu.

    Nihal Atsız’ın, davanın ilk duruşması için Ankara’ya gittiğinde, üniversite gençliğinin sevgi gösterileri ile karşılandı. Mahkeme salonuna giremeyen gençler marşlarla Ulus Meydanı’na doğru yürüdü. Bu gösterilerde 165 genç tutuklandı.

    İNÖNÜ’NÜN 19 MAYIS NUTKU VUR EMRİ GİBİ
    Atsız’a destek verdikleri için, Alparslan Türkeş’in ifadesiyle ‘kafaları patlatılan, kaburgaları kırılan’ ve tutuklanan bu gençlerin aileleri ‘Gençlik Bayramı’nda Cumhurbaşkanı İnönü’den ‘müjde’ beklediler, Ama İnönü, dinleyenleri dehşete düşüren şu sözleri söyledi: “ Turancılar, Türk milletini bütün komşularıyla onulmaz bir surette derhâl düşman yapmak için birebir tılsımı bulmuşlardır. Bu kadar şuursuz ve vicdansız fesatçıların tezvirlerine Türk milletinin mukadderatını kaptırmamak için elbette Cumhuriyetin, bütün tedbirlerini kullanacağız. Emin olabilirsiniz ki vatanımızı bu yeni fesatlara karşı da kudretle müdafaa edeceğiz....”

    Dava ”Sabahattin Ali - Nihâl Atsız davası“ olmaktan çok ”Komünizme karşı Türkçülük davası“ halini almıştı. Davanın 9 Mayıs 1944 günü yapılan karar oturumunda, Sabahattin Ali’ye ” vatan haini “ dediği için 6 aya mahkûm edilen Atsız’ın cezası hâkim tarafından ” milli tahrik “ gerekçesi ile 4 aya indirilip, ertelenmesine rağmen Atsız, mahkemenin kapısından çıkarken tutuklandı. Turancılık davasının 7 Eylül 1944 günkü duruşma açıldığında, sıkıyönetim komutanlığının son tahkikat kararı, Savcı Kâzım Alöç tarafından okundu. Kararın başlangıcında yer alan ”vatana ihanetleri sabit olanlar... “ ibaresi sanıkları daha yargılamadan suçlu ilân etti. Alöç işkence iddialarını da şu ifadeleriyle doğruladı: ”Biz bunları huzurunuza vatan hainleri, caniler ve katiller olarak getirdik. Bunları Pera Palas Oteli’nde yatıracak değildik. Onlar müstahak oldukları muameleyi görmüşlerdir. Elbette onlara her nevi zulüm yapılmış ve yapılacaktır “.

    1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesinde, 65 oturum devam eden yargılama sonunda milliyetçiler muhtelif hapis ve sürgün cezalarına mahkûm oldu. Davada on üç sanık beraat etti. Askerî temyiz mahkemesi mahkumiyet kararlarını esastan ve usulden bozarak 23 milliyetçinin tahliye edilmesini sağladı. Davaya 2 nolu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde devam edildi ve milliyetçilerin hepsi 31 Mart 1947 tarihinde beraat etti.

    Okunması dört saat süren beraat kararında ”Bu nümayiş, millî bir ideolojinin millî olmayan bir
    ideolojiye karşı ifadesinden ibarettir “ deniliyordu.

    ATSIZ’IN SAVUNMASINDAN
    Tabutluklarda, tepelerine asılan 500’er yüzlük ampuller altında, Engizisyonu aratmayacak işkencelerden geçirilen Türk aydınları dirayetli tutumlarıyla tarihe geçti.

    Atsız savunmasında, “Atalarımızdan kalan mirasın bizim olması ülküsünü kalbimizde taşıyoruz. Ben buraları şahsım için istemiyorum. Oralarda çiftlik yahut apartman yapacak değilim. Milletim için düşündüğüm haklardan dolayı kimse bana vatan haini diyemez. Bu çirkef iftirayı iadeye tenezzül etmiyorum. Kimin hain, kimin vatanperver olduğunu tarih tayin edecektir. Irkçı ve Turancı olduğum için mahkum olursam bu mahkumluk hayatımın en büyük şerefini teşkil edecektir.” demişti.

    Tarih, O’nu haklı çıkardı. Atsız’ın bütün derde olan, Türk tarihini bir bütün olarak benimsetmek konusunda hala yetersiziz. Bu nedenle tarihimizle yargılanıyoruz.

  • Selçuk Akçaören
    Selçuk Akçaören15.10.2008 - 01:38

    Şekeri kaynatsam olmaz şeker.Cinsine tükürdüğüm cinsine çeker..
    dönmeler için söylenen bu laf ona aittir..

  • Esra Bayrak
    Esra Bayrak24.08.2008 - 16:15

    ' Biz Türkçüler (gerçek ve samimî Türkçülerden bahsediyorum) kanaatlerimizi apaçık söylediğimiz için bazılarına sevimsiz görünüyoruz. Biz siyaset yapmıyoruz. Siyaseti bilmiyoruz. Çünkü bizim davamız bugünün sandalye davası değildir.
    Onun için herkese sevimli gözükmeğe mecburiyet duymuyoruz. Bizim davamız asırlara bakan bir davadır. Bir ülküdür. İnandığımız Türklüğün davasıdır. Bütün Türklerin davasıdır. ' (ATSIZ)

    Türk Milleti'nin bekasını, güçlü olmasını ve birleşmesini isteyen birinin Atsız'ın yanlış fikirler peşinde koştuğunu iddaa edeceğini sanmıyorum. Belki birkaç noktada farklı düşünebilir ama temel olarak fazla bir ayrılık olmayacaktır.
    O'nun hakkında hiçbir fikri olmayanların kulaktan dolma bilgilerle bu şekilde atıp-tutmaları çok komik.