Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Ümraniye Belediyesi Şiir Yarışması

necip fazıl kısakürek sizce ne demek, necip fazıl kısakürek size neyi çağrıştırıyor?

necip fazıl kısakürek terimi Çç tarafından tarihinde eklendi

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Güzel Allah'ım, senden ne gelecekse gelsin;
    Sen ki; rahmetinle de, kahrınla da güzelsin...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü.
    Bende tek aziz eşya annemin baş örtüsü...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Su çekildi, göründü sanki zamanın dibi;
    Korkuyorum, bu akşam kıyamet varmış gibi...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Garip geldik gideriz, rafa koy evi barkı!
    Tek, dudaktan dudağa geçsin ölümsüz şarkı...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    "Var"ın altında yokluk, yokun altında varlık;
    Başını kaldırda bak, boşluk bile mezarlık..

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Sebil sebil sunanlar, ölümsüzlük tasını;
    Çizenler, nokta nokta ebed haritasını...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Şemdinli dağlarının içtim nur çeşmesinden;
    Kurtuldum akreplerin ruhumu deşmesinden...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Su kesiksiz kareket, zikir, ahenk, şırıltı;
    Akmayan kokar diye esrarlı bir mırıltı..

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Bu yük senden Allah 'ım, çekeceğim, naçarım!
    Senden sana sığınır, senden sana kaçarım!

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    "Zehirle pişmiş aşı yemeğe kimler gelir? "
    Dilsizce, yalnız Allah demeye kimler gelir?

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Şimdi İzmir'de sabahın sekizi
    Karşıyaka'da, Alsancak'ta, Güzelyalı'da
    Bir ağ dolusu balık gibi gençliğimizi
    Daha yeni çektik denizden, rüyalarımızı da...
    Türküler övüyor sevgimizi
    Şimdi İzmir'de sabahın sekizi
    Şu deniz, şu gemiler, bizim malımız
    Altın saçar gibi
    ..........
    ..........

    Cahit Külebi

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    İstanbul'da bir sevdiğim vardı
    Keçi yavrusuna benzer,
    Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde
    Halden anlardı.

    Bütün Şehzadebaşı bilir hikayemizi,

    ..........
    ..........

    Cahit Külebi

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin,
    Yitirmişsin ne varsa birer birer.
    Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
    On
    ..........
    ..........

    Cahit Külebi

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Bir nagant tabancam olsa benim
    İnce bilekli yar!
    Dünyaya
    ..........
    ..........

    Cahit Külebi

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Sen yokken gittim
    Korkularımın üstüne
    Hiç ardıma bakmadım
    Gümüş şiirler yazdım sen yokken
    Çok yangın çıktı yüreğimde
    Küllerini bile savurmadım
    Irak denizlerin fırtınasıydım
    Uzak iklimlerin sert rüzgarları
    Kulaçlarken denizinde gurbeti
    Kanlı savaşlarım,
    Belalı sevdalarım olmadı hiç
    Ama hep sustum,
    Hep ağladım, hep yandım sen yokken.
    Bekliyorum dönüşünü yeniden,
    Bir gelsen,
    ..........
    ..........

    Cahit Külebi

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Duygusuz olmak kadar dünyada lakin derd yok;
    Öyle salgınmış ki me'lun: Kurtulan bir ferd yok!
    Kendi sağlam... Hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin!
    İşte en korkuncu hüsranın, helakin, haybetin!

    Mehmet Akif Ersoy

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile
    Alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile
    Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir
    Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir

    Varsa şayet söyleyin bir parçık insafınız
    Böyle kansızmıydı haşa kahraman eslafınız
    Böyle düşmüşmüydü herkes ayrılık sevdasına
    Benzeyip şirasesiz bir mushafın eczasına
    Hiç görülmüşmüydü olsun kayd ı vahdet tarumar
    Böyle olmuşmuydu millet can evinden rahnedar
    Böyle açlıktan bogazlarmıydı kardeş kardeşi
    Böyle adetmiydi bi perva yemek insan leşi

    Irzımızdır çiğnenen evladımızdır doğranan
    Hey sıkılmaz ağlamassan bari gülmekten utan

    Kurt uzaklardan bakar dalgın görürmüş merkebi
    Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi
    Lakin aşk olsunki aldırmazda otllarmış eşşek
    Sanki tavşanmış gelen yahud kılıksız köstebek
    Kar sayarmış bir tutam fazla olsun yutmayı
    Hasmı derken çullanırmış yutmadsan son lokmayı

    Bir hakikattır bu bildiğin usluba sok
    Halimiz merkeple kurdun aynı asla farkı yok
    Burnumuzdan tuttu düşman biz boğaz kaynındayız
    Bir bakın halamı hala ihriras ardındayız
    Saygısızlık elverir bir parça olsun arlanın
    Vakti çoktan geldi hem geçmektedir arlanmanın
    Davranın haykırmadan nakus-u izmihlaliniz
    Öyle bir buhrana sapmıştırki zira haliniz
    Zevke dalmak şöyle dursun vaktiniz yok mateme
    Davranın zira gülünç olduk aleme
    Bekleşirken gökte yüzbinlerce ervah intikam
    Yerde kalmış naşa benzer kavm için durmak haram
    Kahraman ecdadınızdan sizde bir kan yokmudur
    Yoksa istikbalinizden korkulur pek korkulur

    Mehmet Akif Ersoy

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
    Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
    ' Tarih ' i ' tekerrür ' diye tarif ediyorlar;
    Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?

    Mehmet Akif Ersoy

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
    Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.

    Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
    İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:

    Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’
    Davransana… Eller de senin, baş da senindir!

    His yok, hareket yok, acı yok… Leş mi kesildin?
    Hayret veriyorsun bana… Sen böyle değildin.

    Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
    Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?

    Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
    Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!

    Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
    Tek bir ışık olsun buluver… Kalma yolundan.

    Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
    Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!

    Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
    Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?

    Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
    Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!

    Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
    Me’yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar

    Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez…
    En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!

    Mâdâm ki alçaklığı bir, ye’s ile sirkin;
    Mâdâm ki ondan daha mel’un daha çirkin

    Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
    Nevmid olarak rahmet-i mev’ûd-u Hudâ’dan,

    Hüsrâna rıza verme… Çalış… Azmi bırakma;
    Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!

    Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş…
    Sesler de: ‘Vatan tehlikedeymiş… Batıyormuş! ‘

    Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
    Tek kol da demiyor bir tarafından!

    Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
    Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

    Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar…
    Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.

    Feryâd ile kurtulması me’mûl ise haykır!
    Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!

    ‘İş bitti… Sebâtın sonu yoktur! ‘ deme, yılma.
    Ey millet-i merhûme, sakın ye’se kapılma.

    (14 Mart 1913)

    Mehmet Akif Ersoy

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.
    Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

    Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
    Meğer ki harbe giden son nefer şehid olsun.

    Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,
    Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

    Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar
    Taşıp da kaplasa âfakı bir kızıl sarsa,

    Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;
    Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

    Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,
    Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

    Mehmet Akif Ersoy

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Kimbilir nerdesiniz,
    Geçen dakikalarım
    Kimbilir nerdesiniz?

    Yıldızların,korkarım,
    Düştüğü yerdesiniz;
    Geçen dakikalarım?

    Acaba tütsü yaksam
    Görünür mü yüzünüz?
    Acaba tütsü yaksam?

    Siz benim yüzümsünüz
    Eğilip suya baksam,
    Görünür mü yüzünüz?

    Gitti bütün güzeller;
    Sararmış biri kaldı,
    Gitti bütün güzeller.

    Gün geldi,saat çaldı,
    Aranızda verin yer;
    Sararmış biri kaldı!

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Kafesli evlerde ağlar çocuklar,
    Odalarda akşam olurken henüz.
    O zaman gözümün önünde parlar,
    Buruşuk buruşuk, ağlayan bir yüz.

    Ne vakit karanlık kaplasa yeri,
    Başlar çocukların büyük kederi;
    Bakınır, korkuyla dolu gözleri:
    Ya artık bir daha olmazsa gündüz?

    Gittikçe kesilir derken sedalar,
    Gece; bir siyah el gözümü bağlar;
    Duyarım, içime sığınmış, ağlar,
    Bir ufacık çocuk, bir küçük öksüz...

    1924

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
    Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
    İstersen dünyayı çağır imdada;
    Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

    Seni korkutacak geçtiğin yollar,
    Arkandan gelecek hep ayak sesim.
    Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
    Enseni yakacak ateş nefesim.

    Kimsesiz odanda kış geceleri,
    İçin ürperdiği demler beni an!
    De ki: Odur sarsan pencereleri,
    De ki: Rüzgâr değil, odur haykıran!

    Göğsümden havaya kattığım zehir,
    Solduracak bir gül gibi ömrünü,
    Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir,
    Bana kalacaksın yine son günü.

    Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
    Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
    Varılmaz hayale işaret diye,
    Toprağında bir taş olur, beklerim...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Her şey, her şey şu tek müjdede;
    Yoktur ölüm, Allah diyene
    Canım kurban, başı secdede,
    İki büklüm, Allah diyene

    Akıl, kırık kanadı hiçin;
    Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...
    Bağlı, perçin üstüne perçin,
    Benim gönlüm Allah diyene...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Eve dönmez bir akşam;
    Ve gün yüzlü çocuğu,
    Sorar: Nerede babam?

    Bakarlar, oldu, bitti;
    Gelir, derler çocuğa,
    Baban attaya gitti.

    Uzar gider bu atta;
    Ve neler neler olmaz
    Ve kim bilir ve hatta;

    Bir mahşer gerisinde;
    Babası döner bir gün,
    Oğlunun derisinde...

    Necip Fazıl Kısakürek

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Balmumundan bir şehir arkadaşlar ülkesi
    İçinde yanar durur yalanın lambaları
    Benim hakkımda yalan, senin hakkında yalan
    Kapadılar sonunda sana çıkan yolları

    Yine de suç benimdir, onların değil benim
    Karanlıkları delen bir ışık olamadım
    Akıtamadım ayağına gönlümün pınarını
    Senin gönül kentine bal ve sütten bir nehir

    ...

    Köle diye mi sattın ayrılık ateşine
    Sana köle olmanın değerini bilmeyen
    Kendini dev saymanın sonsuz cehennemini
    Benliğinde taşıyan gurur sarhoşu beni

    Artık yolun uğramaz bilirim toprağıma
    Ömrüm yanıp yıkılmış harap ölüm sayfası
    Sen orda hakikata çevirirken yalanı
    Ah, yalana çevirdim ben burda hakikatı

    Sezai Karakoç

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Sen bana yeni yılsın her dakika
    Her dakika bir yaşıma daha giriyorum

    Sen benim üstüne titrediğim güzel ve yeni
    Saatim kadar saadetimin gözbebeği zamansın
    Ben bin parçaya bölündüm her parçasında
    Her parçasındayım kırkayak sesli boğuk arkadaşlığın
    Çalkantısız Üniversitenin yalnızlığın ve ağlamanın
    Erkek ağlar mı diyeceksin
    Hayberin kapısı ağlar mı erkek ağlar mı
    Ben yel gibi erkekler ağlar diyorum
    Bir dakika ağlar yılbaşı dakikasında
    Daha gözlerimin gerçek yaşları belirmeden
    Ağlamak diye bir şey yoktur diye bir şey
    Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya
    Çürük ve havada asılı tahtalar üstünde
    Hafif kedi ayaklarıyla yürür gerçekten yürür ya
    Sen benim ağlamamı erkeklığıme
    Uyanan ölmeyen yenilenen
    Azgın kışlar içinde keskin baharlar bulan
    Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekliğime say

    Bütün bir yıl bütün bir yaşama boyu
    Gizli heybelere binbir gece eşyası doldurduğuma say

    Ben otomobilleri böylesine yankısız sağır komam
    Öyle bir isyan şiiri var ki ben onu yakalayacağım
    Bu yunan şehrinin düzenini öper ve yalvarırım
    Şehrin ölümünü yanlış anlama
    Gözleri kör oldu doğrudur ama o kadar
    Ve şehrin gözlerini geri verme dakikalarıdır bu yılgın çanlar

    Senin odan günışığı en güzel müzik bana
    Farklılıklar odası
    Giden tren buharları içinde örümcek ağı
    Sen güzel örümcek ağı yaşamakla yaşamamak
    Doğduğumuz şüpheyle öldüğümüz şüphe arasına gerilmiş
    Garip bulut farklı müzik güzel örümcek ağı

    Ben bir yabancı buğunun kokusunu alıyorum
    Bu kokuyu alıyorsam onulmaz kıskançlık yaramdandır
    Benim garipliğime bakma benim kıskançlığıma bakma benim
    İncilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum
    Bu inciler denizlerin en karanlık noktalarında bile yoktur
    Benim ak ve kara kayalar içinde bulduğum inciler
    Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur
    Oldukları yerde bile

    Sezai Karakoç

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Uçurtmamı rüzgâr yırttı dostlarım!
    Gelin duvağından kopan bir rüzgâr...
    Bu rüzgâr yüzünden bulutlar yarım;
    Bu rüzgâr yüzünden bana olanlar...

    O ceviz dalları, o asma, o dut,
    Gül gül, mektup mektup büyüyen umut...
    Yangından yangına arda kalmış tut.
    Muhabbet sürermiş bir rüzgâr kadar.

    (1951)

    Sezai Karakoç

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
    Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
    Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
    Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
    Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
    Kuklalar titremesin ne yapsın
    Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın
    Kuklaların kukla olmadığı besbelli
    Lilinin çekip gideceği besbelli
    Lilinin dönüp geleceği besbelli

    Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'nin
    Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
    Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
    Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
    Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
    Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
    Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil

    -Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
    Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
    Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
    Sen istesen de taş yürekli olamazsın
    Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
    Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
    Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
    Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
    Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
    Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
    Demek sen gidiyorsun Lili
    Bizi öpmeden mi gideceksin Lili

    Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
    Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
    Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
    Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
    Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
    Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
    Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
    Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
    Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
    Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu

    Ben konuşmasını bilmem Lili

    Sezai Karakoç

  • Üzeyir Çelen
    Üzeyir Çelen

    Bir merhamettir yanan, daracık odaların,
    İsli lâmbalarında, isli lâmbalarında.

    Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kalmış,
    Küflü aynalarında, küflü aynalarında.

    Atılan elbiseler, boğazlanmış bir adam,
    Kırık masalarında, kırık masalarında.

    Bir sırrı sürüklüyor, terlikler tıpır tıpır,
    İzbe sofalarında, izbe sofalarında.

    Atıyor sızıların, çıplak duvarda nabzı,
    Çivi yaralarında, çivi yaralarında.

    Kulak verin ki, zaman, tahtayı kemiriyor,
    Tavan aralarında, tavan aralarında.

    Ağlayın, âşinasız, sessiz, can verenlere,
    Otel odalarında, otel odalarında!...






    Necip Fazıl KISAKÜREK