Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Nakşibendi Tarikatı sizce ne demek, Nakşibendi Tarikatı size neyi çağrıştırıyor?

Nakşibendi Tarikatı terimi Cay Keyfi tarafından 20.12.2003 tarihinde eklendi

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 09.10.2017 - 11:31

    bu tarikatlerin liderleri dikkatle incelendiğinde davranış ve sözleri ele alındığında ayet ve sünnete hadise muhalif şeylere bolca rastlanır ki bunların her biri şirktir. sizin amacınız dininizi yaşamaksa orijinalliği hiç bozulmamış kuran yolunuzu aydınlatmak için hep aynı yerde ışıldamaktadır. dahası sevgili peygamberimizin davranışları, hayatı en güzel örnektir. gerisi boştur. rabbimin huzuruna kabul edilmeniz için aracılara ihtiyacınız yoktur.

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 09.10.2017 - 11:26

    tarikatlerin hiç birini kabul etmiyorum edemeyiz etmemeliyiz tek yol hz muhammedin yoludur. bir sürü tarikat türemiş bunların her biri islamı bir yerinden nokta kadar da olsa farklılaştırmıştır. hepsi topluca ele alındığında islamiyete bir hayli zarar vermektedir. bunların arkasında müslümanların birlik olup topluca hareket etmesini ve ezici güç olmasını engellemek içindir. müslümanlar bu tuzaklara düşmemelidir.

  • Azad Penaber
    Azad Penaber 09.10.2017 - 04:51

    Bu coğrafyada şair olmak zordur
    Hangisini yazayım?
    Aşk acısını mı, halk acısını mı?

  • Mehmet Yalçın
    Mehmet Yalçın 29.09.2017 - 22:18

    iktisadi ve para işleri ilede uğraşan tarikat

  • Ensar Demir
    Ensar Demir 17.01.2017 - 08:08

    Nakşibendi-Haznevi tarikatı Nakşibendi-Halidiye kollarından bir tanesidir ve ünümüze kadar olduğu gibi muhafaza edilerek hiç bir değişikliğe gidilmeksizin devam etmektedir.

    Haznevi yolunun en önemli olan iki prensibi şöyledir;

    1. Şeyh Muhammed Muta hiç bir kimseden ne kendi ülkesinde ne de dünyanın hiç bir yerinde asla ve hiç bir sebep ile dünya malı talep etmez,hatta verilse dahi kabul etmez.Bütün hizmetleri kendi öz mallarından karşılamaktadırlar.
    2.İse ne kendi ülkesinde ne de dünyanın herhangi bir yerinde siyaset ile ilgilenmez, siyasi işlere müdahale, yönlendirme veya bir siyasi gruba yakınlık göstermez.

    Şuan ülkemizde yaşıyor sevenleriyle buluşuyor ve vaaz İrşad hizmetleri devam ediyor ve
    suan Gaziantep ilinde inşaati devam etmekte ve inşallah en kisa zamanda ilim irfan yaymak için açılacak olan haznevi Külliyesi büyük hizmetlerinden dir ve yine suan Suriye'de Rabbimin inayeti Büyüklerin duası ile 500 yakın talebe var hizmet orda da ve dünyanin her yerinde devam ediyor

  • Nur Ata
    Nur Ata 08.06.2016 - 17:59

    yol demek..

  • Hulusi Vural
    Hulusi Vural 26.02.2016 - 18:04

    Nakşibendî terbiye okulu, hicri: 791, miladi: 1389 tarihinde vefat eden Hace Muhammed Bahauddin Nakşibend Hz.lerinin temel usullerini belirlediği bir manevi terbiye sistemidir. Onun adına nispet edilerek “Nakşibendîlik” diye anılmaktadır.

  • Melike Atasagun
    Melike Atasagun 16.02.2016 - 23:52

    Dikiş-nakış kursu veya şiir bendi olmadığı kesin. Bu kadarını bilmek yeter. Gerisi külliye alimlerinin işi.

  • Süleyman Sırrı Özsevilgen
    Süleyman Sırrı Özsevilgen 01.02.2016 - 14:26

    yeryüzündeki 11 tarikatın zikri dıştan yapılır...halbuki en efdal zikir kalpten içten yapılan zikirdir.nakşibendilikte de zikr kalpten yapılır. bu yüzden insan kaç sene nakşi olursa olsun zarar değil fayda görür...

  • Kadir Yıldız
    Kadir Yıldız 27.02.2015 - 17:08

    nakşibendi tarikatı yoksa bildiğimiz menzil mi oluyor?

  • Ercan Elmas
    Ercan Elmas 20.05.2014 - 02:14

    Onbir temel esas


    Abdulhalik Gücdevanî k.s., büyük velilerden öğrendiği ve bizzat tecrübe ettiği bu terbiye usullerini onbir temel prensiple ortaya koymuştur. Bu prensipler her müslüman için hedef ahlâklardır. Bütün hak yolcuları için lazım olan usullerdir. Onlar zikrin meyveleridir, güzel terbiyenin sonuçlarıdır. Zikir ayetlerinin tefsiridir. Hz. Rasulullah s.a.v. Efendimiz’in devamlı zikir halinin açıklamasıdır. Halk içinde Hak ile olma sünnetinin her devirde yaşanmasıdır. Her an Yüce Allah ile olmanın ispatıdır.

    Bu usuller Farsça ifade edilmiştir. Arifler, kâmil mürşidler onları bizzat yaşamışlar ve bizlere açıklamışlardır. Biz de bu usulleri ve açıklamaları onların eserlerinden özetle nakledeceğiz. Bu usuller şunlardır:

    Vukuf-i Zaman: Yaşanan her anın farkında olmaktır. Hak yolcusu, her anını kontrol etmelidir. O vakit içinde kendisine gereken en hayırlı amelin ne olduğunu bilmeli ve o ameli yapmalıdır.

    Vukuf-i Aded: Çektiği zikrin farkında olmak, adedi korumaktır. Hak yolcusu zikrin sayısına dikkat etmelidir. Zikri, öğretilen edebe uygun yapmalıdır.

    Vukuf-i Kalb: Kalbi zikirde toplamak ve bütünüyle zikrettiği varlığa bağlanmaktır.

    Nazar ber kadem: Gözün ayağın üzerinde olmasıdır. Hak yolcusu, yürürken devamlı önüne bakmalıdır. Hep kendi işi ile meşgul olmalıdır. Gözünü haramdan ve kalbini karıştıracak şeylerden korumalıdır.

    Huş der dem: Her nefes alış verişte uyanık bulunmak, gaflette olmamaktır. Hak yolcusu her nefesini Allah ile huzur ve uyanıklık içinde alıp vermelidir. Bütün vakitlerini bir çeşit ibadet ve taat içinde geçirmelidir.

    Sefer der vatan: Halktan kaçıp Hakk’a gitmektir. Hak yolcusu, devamlı seyir ve sefer halindedir. “Ben Rabbime gidiciyim” (Sâffât, 99) ayetiyle anlatılan durumda olmalıdır. Gidilecek yer cennettir, aranacak şey ilâhi rızadır.

    Halvet der encümen: Halkın arasında iken Cenab-ı Hak ile beraber olmaktır. Buna, zahiri halk, batını hak ile olmak denir. Hak yolcusunun kalbi ilâhi zikrin tadıyla dopdulu olmalı ve her şeyi zikre vesile etmelidir. Varlıklar kalbe perde yapılmamalı, her şey değerine göre yerine konulmalıdır.

    Yad kerd: Murakabe dersine geldikten sonra lâ ilâhe illallah zikriyle meşgul olmak, tevhin manasına ulaşmak, devamlı Yüce Allah’ı hatırda tutmak, kalb ile dilin zikrini birleştirmektir.

    Baz geşt: Dönüş demektir. Bununla anlatılmak istenen; “Nefy u isbat” yani lâ ilâhe illallah zikrini çekerken, nefesi serbest bırakma anında, bütün hayalini şu cümlenin manasında toplamaktır: “İlâhi ente maksudî ve rızâke matlubî”.

    Nigah daşt: Hak yolcusu zikir esnasında kalbine sahip olmalıdır. Zikir esnasında nefy u isbâtın manasını düşünmeli, kalbini nefsanî düşünce ve endişelerden korumalıdır.

    Yad daşt: Anmak, hiç unutmamak, devamlı zikretmektir. Hak yolcusu her an ve mekanda zevk yoluyla Cenab-ı Hakk ile beraber olmalıdır. İlâhî huzur ve neşeden hiç ayrılmamalıdır. Bütün eşyada ilâhî tecellileri müşahede ile kalbini uyanık tutmalıdır.

    Bütün bu anlatılanlar, salih müminlerin vasıflarıdır. Onlar, yaşanmış ve ehlince yaşanmaya devam edilen hallerdir. Bir mümin için Yüce Allah’ı zikirden ve hayatın her safhasında O’nunla beraber olduğunu fark etmekten daha kıymetli, daha tatlı, daha kârlı hangi iş vardır?

    O halde, neticesi ebedi nimetler olan bu güzel hali elde etmenin yoluna düşmeli, bu yolun esaslarını bilmeli ve yaşamalıyız.

    Dr. Dilaver Selvi

  • Dabbetül-arz-ı Mevud
    Dabbetül-arz-ı Mevud 26.11.2013 - 12:03

    yusuf karaca:
    (yeni mesaj gazetesi yazarı)
    'Şimdi de, Barzani’nin Nakşî olduğunu anlatıyorlar. El-Hak doğrudur! Biz Ali’ye çıkmayan yolların, eskiden İngiliz’e şimdi Amerika ve İsrail’e çıktığını anlattığımız için, bu gruplar tarafından devletin ve askerin adamı olarak suçlanmıştık.'

    Ayhan Aytaç'ın Notları a.a.yazarefendi:'hacı bektaş-ı velinin soyu ebu bekirden geliyormu? ' bir arkadaşım dedi ki:hacıbektaş ebu bekirin soyundan geliyor? ben de şaşırdım.nasıl yani.oda cevap verdi:hacıbektaş imam rızanın torunu değilmi? evet? peki imamrıza musayı kazımdam musada cafer-i sadıktan değil mi? evet.cafer-i sadık ta muhammed bakır ile ümmü ferveden olmadır.ümmü ferve iki cihetten ebubekirin kızıdır? dedi? ? ?

    Ayhan Aytaç'ın Notları a.a.yazarefendi:'hacı bektaş-ı velinin soyu ebu bekirden geliyormu? '...buna göre? cafer-i sadıktan devam eden isna-aşeriyye 12 imamların hepside muhammed mehdiye kadar ebu bekirin neslindendir? dedi o kardeşimiz.evet muhammed bakıra kadar 12 imamlar alidendiler.ama indallahta aziz imam cafer-i sadık ile iş değişti.iki çühetten çtallaştı zülfikar-ı nesebeyn oldu.mehdi o kişidir ki:ulu nakşi ve yüce bektaşi efendimizdir?

    Ayhan Aytaç'ın Notları a.a.yazarefendi:'hacı bektaş-ı velinin soyu ebu bekirden geliyormu? ' bizim kutsal kaynaklarımızada derki:'kulağın biri cafer biri mehdidir? ' öyleki caferi sadıktan mehdiye kadar bir rahman suresi 19 20.ayetlerin ehlibeyttefsiri vardır.iki deryadan kasdedilen caferi sadık ve mehdidir.hem nakşi hemde bektaşilik en nihayet mehdide vasıl olur.hz.sıla odur.imam-ı rabbani ona nisbeten zemin hazırladı gerçeğe hu :)))

    Ayhan Aytaç'ın Notları a.a.yazarefendi:'hacı bektaş-ı velinin soyu ebu bekirden geliyormu? ' halidiyye kolundan bahis açılmıştır.kubilayın kafasını kesende bir halidiyyedendi.atatürk kızdı:'bir halidiyye bir subayımızın başını kesmiş? ' dedi.ayrıca neden alevi ve şii düşmanlığında bir numara olan necip fazıl hiç zikredilmez onu bunu eleştiriken bu yazar ki:maraşta onun isminin bulunduğu bir salonda toplantı yapılmış rahmet okunmuştu heyhat.biz takipteyiz armut toplamıyoruz vesselam :)))

  • Nasip Gökçe
    Nasip Gökçe 30.10.2013 - 00:31

    kardeşim demişsinki bektaşilik değil nakşilik bozuk yanlışın var
    'Mevlevinin kibri, bektaşinin küfrü olmasaydı ererlerdi.'
    Abdülhakim Arvasi Hazretleri

  • Muzaffer Kuş
    Muzaffer Kuş 10.07.2013 - 17:22

    rabıta yaptırıp her gün oralara getirip ve bundan şeyhten nasiplenmemek ve mürşit müride şarttır safsatasıyla kula kulluk yaptırmak ders diye verilen kıssalar ne olduğu belli olmayan uydurmaları sofilere anlatıp paralar toplamak şeyhi yüceltmek ama ondan nasiplenmemek bana ne öğretti dinimi öğretti kuran sünnet güya bana edep denilen şeyle benim beynimi zihnimi GAV_Sköle yaptı bence para tuzağı Allah a ortak koşuluyor buralarda gerçek tarikat dinden çok şey katmalı kaybettirmemeli maazallah şirk de bu yollardadır

  • Dabbetül-arz-ı Mevud
    Dabbetül-arz-ı Mevud 27.05.2013 - 13:56

    'ayhan aytaç yazarefendi:

    'dört kapı kırk makamcı nakşi/bektaşi mesciddergahçıyız? ! ? '

    ((...yavuz sultan selim(?) şah ismail kızılbaşbuğ ile baş edemiyeceğini anlayınca bektaşiliğe güç yetiremedi ama nakşi tarikatı ile uğraştı.bektaşilik gibi öz be öz bir türk tarikatı olan nakşiliği idris bitlisi :) ile devşirmeye kalktı ve bunu başardı.yani siz şimdi mhp'nin liderliğinde bir kürt olmasını kabul edemiyeceğiniz gibi nakşi ve bektaşi kardeş türk tarikatlerinin başında bir kürdü istemezssiniz.bakın kürtler neden şafii mezhebini seçmişlerdir.çünki hem türkler bunu kabul etmemiştir hemde kürtler imam azam ebu hanifi numan bin sabit kufinin atalarının türklüğündendir.birde rivayete göre imam azamın cinler ile insanların izdivacına izin vermediği için kürtlerin melike belkısın seçkin 400 koruması olan kürt-cin taifesinden olması hasebiyledir.cinler ile kürtlerin manevi merkezi şam ve mezopotamya ise türklerin ve canların manevi merkezi horasan ve maveraünnehir yada türkistan diyebiliriz.derlerki:'medinede muhammed türkistanda hace ahmet? ' yahya kemal derki:'türk milletinin millet olma bilincini borçlu olduğu kişi ahmet yesevidir.' halil inalcık derki:'yavuzdan sonra osmanlının türklük ile bir alakası kalmamıştır.' hz.türk atatürk -ra- derki:'milletimizin en müreffeh olduğu dönem hükümdarlarımızın halife olmadıkları dönemdir? ' biz 1.ve2.osmanlı diye 600 yıllık osmanlıyı ikiye böldük.1.osmanlı 1299'da osman gazi ile başlamış 2.ba-yezit-i veli hazretleri ile son buomuştur.bu dönemde devlet karakteride,'türk islam tasavvuf devleti? ' 2.osmanlı ise 1514-17'de yavuz sultan selim ile başlamış ve 6:(altıncı?) mehmet vahideddin ha(i) n ile son bulmuştur.bu dönem devleti karakteri ise; 'arap islam şeriat devleti'dir.bakın bir tarihi not düşmek isterim sizlere:'timurlenk ahmet yeseviden dem almıştır.yılıdırım ba-yezitte eğer hacı bektaştan dem alabilseydi kesinlikle timurlenk ona galip gelemezdi.mesela yavuz ismaile nasıl galip geldi? kendi marifeti ile değildir.yeniçeri sayesindedirki: abdal musa ve hacıbektaştan dua ve gülbenklidir.yeniçeri ocağı hacıbektaş ocağıdır.fetih hadisindede 'ne mübarek askerlerdir? ' diye övülende yine yeniçeridir.ve bir not: fatihin gemisinin tahtalarını tahtacı agaçeri aleviler imal etmiştir.tabi süfyani tarihçiler hiç bunları haber vermezler.onlar şeytanın tarhçisi hukukçusu şairi ve yazarlarıdırlar.' şimdi konuyu nerden nereye getirdik.demekki mevzu çok derin.yine biz sadete gelelim.tasavvufta dört kapı kırk makam esasdır.bütün 12 hak tarikatın gavsları kutupları pirleri ve şeyhleri hep bunu zikretmişitr.ama nerde ve kimde hatmolmuştur.hatemül-evliya kimdir.hünkar hacı bektaş-ı veldir.çünki alinin ayasında yeşil bir beni vardır.ve hacıbektaşta abdulkadiri geylaninin ayakları altında ki boyuna sahiptir.ama en son boyundur.zira hacıbektaş makalat-ı makamat kitabından önce veya sonra yazdığı tamamlayıcı kitabı olan makalat-ı gaybiyyede abdulkadir-i geylaniden bahseder.ama siz onu bırakında şah-ı nakşibendinin şu sözlerine bakın:''eğer hallacı mansur enelhak demese idi biz derdik.ba-yezit-i bistami sübhani demese idi biz derdik.yani peşinen bütün dört kapı kırk makama intisab etmiş üveysilik kanallı abdulhalık goncdivaniden el almış ebubekirin nisbeti ile ulu bir tarikat kurmuştur.ahmet yesevide ki makam ise her ikisidir.hem nakşi hem bektaşidir ahmet yesevi.hem ebubekirin imanı hemde alinin ilmi cafer-i sadıktan gelerek kendisinde hatmolmuştur ve bunun hatmoluşu 400 yıl yaşamış bir sahabeki haydar baba dan kutsal emanetleri hatmülevliya olan hacıbektaşa vermişitir.veya lokman perende aracılığı ile nakletmiştir.kutsal emanetler ise secde alem sorguç gibi şeylerki zanneesem bunlar belki imam aliye aittir.çünki bektaşiliğe göre ahmet yesevi hz.muhammedin hacıbektaşta hz.alinin ikinci gelişleri veya imammetten sonra velayetteki gelişleridir vesselam.hacıbektaş derki:'meşrebim muhammed sırrım alidir? ' burdaki meşrep olan muhammed ahmet yesevidir sırda alidir ki anadoluya hz.aliden sonra gelen ikinci erkişi hacıbektaştır diye bütün padişahlar da kabul etmiştir.battal gaziyi tenzih ederiz.çünki hacıbektaş bu büyük zatın manevi konağını ziyarete gitmiş ve demişki:'esselamualeyküm ey suyun başı? ' oda demişki:'aleykümselem ey ilmin şehri? ' gördüğünüz gibi sırrıhakikat derinliği mevcuttur bu işlerdeki aklen naklen keşfen çok rivayetler vardır.hızır ve ilyas yoludur yesevilik bektaşilik ve nakşilikki ancak bunu peygamberimizin kendilerine selam gönderdiği kardeşleri olan ashabül-ihvan anlar ki onlar hem yesevi hem bektaşi hemde nakşidirler.sureten nakşi sofusu siretende bektaşi sufisi vahdet-i vücutta yesevidirler.ve bu kimseler belki 300 belki 313 belki 360 belki 366 kişidirler ki esas sayısını allah ve resulü ve mehdi aleyhisselam bilir.cemevleri dergah-ı ehlibeyttir.12 imamlar zikredilir.nakşi mescidlerindede 33 altın silsile...? zikredilir.ama yakında imam-ı kebir zuhur ettiğinde ikisinide birleştirir meczeder ortaya mesciddegah çıkar ki 21.yüzyılda olur ashab-ı sufha o ashabül-ihvan ile.her sünni nakşi olur her şiide bektaşi olur bu mesciddergahta buluşurlar.müminler kardeştir çünki....? her dinden mezhepten tarikatten siyasetten mümin olan kişilerde karışır bu cemaat-i müminuna.ama geriye 72 fırka-i dalle kalır onların işi allaha kalmıştır.allahın yeryüzündeki halifesi mehdi aleyhisselam onları belki kılıçdan geçirir.adalet simgesinde bir terazi birde kılıç vardır.adalet terazisinde hile yapılırsa kılıç devreye girerki o kılıç çok keskindir.mehdi kılıç ile gelecektir diye haber verilmiştir.medinedeki vehhabi alimi öldüreceğide haber verlmiştir.hem muhbir-i sadık ile hemde hz.sıla imam-ı rabbani ile.nakşilerin mehdisi imam-ı rabbanidir.bektaşilerin mehdiside pir sultandır.mehdiy-i hakiki ise bunun her ikisidir.sureten imam-ı rabbanidir sireten pir sultandır.ruh-u azam isa vücud-u ekber adem sanki onda hulul ve tecelli eder.mehdi aleyhisselam adem ve isa nın vasıl olduğu bir kutlu şehidir vücud-u şehrindeki ismi çok yücedir.mehdi isa mesihtir.yada mehdi mesih melkisedektir.yerde mehdi gökte isa ikisi arasında melkisedek allahın ism-i azamının tecellisidir.yaşasın mehdi mesih melkisedek.melkisedek ismiyle müsemma sadık meliktir.malikül-mülk olan allahın yeryüzünde en sadık en doğru adalette sözün tamamlanmasıdır.12 havari ile 12 imam dört melek dört halife dört mezhep imamları 12 hak tarikat gavsları kutupları pirleri şeyhleri dastgiri olmuştur mehdi mesih melkisedekin.resuller nebiler imamlar veliler alimler şehitler hak sultanlar cem olmuştur ilim mirasında sırlar hikmetler kerametler mucizeler meczolur heryerde.allah ve resulü kuran ve ehlibeyt kitap ve sünnet mehdi aleyhisselamdır onun en büyük destgiriki ulu yüce büyük ism-i azamdır mehdi mesih melkisedek o zaman hulul eder tecelli eder ve ben bilinmekliğimi istedim ve onun için mahlukatı yarattım hadis-i rabbanisinin hatmoluşudur o demde.iş bitirilmiştir o zaman.fitne ve imtihan tamdır rehavet ve dinginlik zamanıdır artık.kutsal kutsal kutsal rab evrensel egemen rahman.yaşasın mehdi mesih melkisedek...?)) '

    –.................................................?

  • Mehmet Ekinci
    Mehmet Ekinci 09.03.2013 - 03:03

    Tarikatı Nakşıbendiye HAZRETİ ALLAH CELLE CELALÜH'ÜN emirlerini ve yasaklarını bilmek ve yaşamak ve yine HAZRETİ ALLAH'I sevmek için bir araya gelenlerdir.

  • El Harut
    El Harut 21.01.2013 - 01:20

    Tarikatın şeyhi Abdulbaki hazretleridi. Gavs-ül Azam'dır. Şuan cinlerin ve insanların şeyhidir. Ona bu makamı Allah-ü Teâla vermiştir. Şuan adıyaman-menzilde bulunmaktadır gidip ziyaret edebılirsiniz, tabii maneviyatı kaldırabilecek kudretiniz var ise.

  • Dabbetül-arz-ı Mevud
    Dabbetül-arz-ı Mevud 02.01.2013 - 12:59

    AYHAN AYTAÇ YAZAREFENDİ:
    (İSLAMMANTIKÇISI VE TASAVVUFFELSEFECİSİ :)
    ''NAKŞİBENDİLİKTE:BEKRİ, FARUKİ, OSMANİ, ALEVİ ŞİFREYİ ÇÖZÜMLÜYORUZ? ! ? ''
    ((...euzu:'ulu nakşi yüce bektaşi efendimiz mehdi aleyhisselamın'...zuhuru yakındır? diyerek bu önemli makalemize başlıyoruz.zira nanşiliğin altın silsilesinin 4. bektaşiliğin 12 imamlarının 6.olan imam-ı cafer-i sadık hazretleri derki.'...zuhuru yakındır? diyenler kazanmıştır? ' işte bizde bunu anımsatan bir makeleye imza atacağız inşaallah.naşibendiliğin altın silsilesinde 33 zat-ı muhterem yer alır.birçok nakşi alim ve veli zatları şeyhleri bunu fırsat buldukça hatırlatır.ama birde bilinmeyen bir süreci vardır bu silsilenin ki bunu ancak manay-ı marifet ve sırrı-hakikatte ilmel,aynel,hakkel yakin sahibi inayet-i kayra sahibi seçilmiş ve korunmuş kişiler bilebilir.heleki şu ahirzamanın sonlarında kıyametin 112 küçük alametleri bir bir tesbih tanesi gibi hicri 1400'den bu yana çıktığınıda hesaba katarsak geç bile kalınmıştır diyebiliriz bunları zikretmek için.aynı zamanda mehdinin çıkış alametleridir bu küçük alametlerki bunlarında zikredeceğiz yer yer.şimdi bizim esas dikkat çekmek istediğimiz yer neresi oraya bakalım isterseniz.neden nakşibendilikte bir bekri,faruki,osmani,alevi şifre vardır? sorusunu soralım.nedir bu dört anasırrıhakikati ki bizi şimdi çok ilgilendiriyor.elbette ki bu konular ömer çelakıl,harun yahya,cübbeli ahmet, gibi farklı alandaki kişileri aşar hemde fesah fesah aşarki bu gibi kimseler marifetin ne olduğunu bile tam kavramış kimseler değildir.mesela ömer öngüt bunu anlamıştır.hüseyin hilmi ışık bunu anlamıştır.necip fazılda bi nebze anlamıştır ama daha iyi anlamış olan zat-ı muhterem ise seyyid abdulhakim el-arvasi hazretleridir ki ona çok şey borçluyuzdur.zaten bu makalemize başlık olan isimlerden birisi ona aittir.mesela 'alevi' kısmı kendisi ile alakalıdır oraya geleceğiz.tarikat-ı aliyyeden olan nakşibendilik bu ahirzamanda hakkat,hikmet,vede hüccetin cem olmasıyla kadiri ve rufai tarikatlerininde meczolması ile ortaya çıkmıştırki iş sırrıhakikate doğru ilerlemekte ve nihayetinde iki büyük kardeş tarikatın birleşimine vasıl olmasına doğru son sürat gitmektedir.ulu nakşi ve yüce bektaşi tarikatleri dörtkapıkırkmakam ekseninde ahmet yesevi ve abdulhalık goncdivani yanında birleşecektir.bu kutlu birleşim ulu nakşi ve yüce bektaşi efendimiz mehdi aleyhisselam ile olacaktır.rahman suresi 19 ile 20.ayetler bunu bize müjdelemektedir.kuran-ı oku kerim deki:'biz saldık o iki deryayı birbilerine kavuşması için? ' ve...'biri tatlı biri acıdır*' vurgusu nakşilik ile bektaşiliğe işarettir.bu iki tarikatın silsilesi ilimde aliye imanda ebubekire kadar gitmektedir.aziz imam cafer-i sadıkın annesi ferve iki kere cihetten ebubekirin soyundan gelmektedir.babasıda iki cihetten imam aliden gelmektedir sanırız.dolayısı ile azizliği yani her iki tarikat tarafından sevilirliği bundan gelmektedir.imam ali ile imam ebubekirin muhabbetlerine gider.ümminebi/fakirresul derki:'her kim şu dört kişinin muhabbetini gönlünde bulundurmaz ise o kişi münafıktır? o dört kişi şunlardır:'ebubekir,ömer,osman,ali? ''...amenna ve saddakna ya resulallah? aslında bu muhabbetten müteşekkildir o nakşibendilik tarikati ki aynı zamanda sohbetleri ashab-ı kiramdan gelir.imam-ı rabbani derki:'yolumuz ashab-ı kiramın yoludur? ' pir sultanda derki:'yolumuz 12 imamların yoludur? ' yani nakşibendilik ashab-ı kiramın yolu (tarikatı?) bektaşilikte ehlibeytin yolu (tarikatı?) dır.birisi kutsal şeriat bayrağını devralmış diğeride kutsal marifet bayrağını devralmış el ele el hakka yüz yüze yüz hüdaya mehdi aleyhisselama getirmektedirler.aynı kişidir menzilleri ki kulağın biri cafer diğeri mehdidir? caferi sadıktan yola çıkan nakşilik ve bektaşilik 1140 selenik fitne ve imtihandan sonra tekrar mehdi ile buluşur.arada seyri sülukta zaafiyette kalanlar 72 sapık fırkayı meydana getirmiştirki imam-ı rabbaninin babası abdulehat böyle söylemiştir? arap islam sünniliği ile türk islam sünniliği aynı şey değildir.1.osmanlı ile 2.osmanlıda bir değildir.biri türk islam tasavvuf devleti diğeri arap islam şeriat devleti.400 senelik islam elbisesi arapta kalmış son 1000 yıldırda türklerdedir.ve yine türklerde son bulacaktır.yavuz sultan selimin tekrar başa döndürmüş olması bu gerçeği değiştirmez.sonuçta ne yavuz nede şah ismail kazandı.hakikat hikmet ve hüccet kazanmış oldu.bütün bunlara bir delilde maide suresi 54.ayettir.bu ayetin en güzel tefsirinide dr.haluk nurbaki hoca 'anadolu mucizesi' adlı küçük hacimli kitapçığı ile yapmıştırki ona göre maide 54 türklere işarettir.sonuç itibari ile biz başa dönersek vede sırrıhakikatin sırrını faş edersek nakşibendiliğin bekriliği mevlana celalettin rumidir.farukiliği imam-ı rabbanidir.osmaniliği mevlana halid bağdadidir ve aleviliğide seyyid abdulhakim el-arvasidir kendisi ankaradadır.tıpkı hilafet sıralamasındada olduğu gibi rabbül-alemin nakşibendilikte bunu böylece hikmete tabi kılmış iş tamam olmuş ve seyyid abdulbaki el-hüseyninin dediği gibi:'hidayet-i tamme mehdiye kalmıştır? ' dede kokutta ahirzamanda bütün işlerin aslarücu hadisince tekrar türklere vede en faziletli kollarına yani oğuzlara ve kocatürklere geri dönecektir.oğuzlar bektaşilikle kocatürklerde nakşibendilik ile zuhur ederde bayraklılarıyla mehdi aleyhisselam etrafında buluşur tüm dünyanın fethi gerçek olur inşaallah ve elhamdülillah.gördüğünüz gibi biz sırrı en sona bıraktık ki zihin ve kalb gündeminizde bir tutarsızlık olmasın düşünce karanlığınıza bir ışık gönüllerinizin gamına bir tesselli oluştursun diyedir.kuran-ı oku kerim deki:'bekleyin! bizlerde sizinle bekleyenlerdeniz? ' ayetleri bu bekleyişin bir isbat-ı hakikati,hikmeti,hücceti,hidayetidir vesselam :)) _PİRGERÇEKVELİ/DÖRTLÜĞÜ:'AKILLARI GELİN ETMİŞLER/HERKES KENDİ AKLINI BEĞENMİŞ? /NEFİSLERİ PAZARA ÇIKARTMIŞLAR/HERKES KENDİ NEFSİNDEN KAÇMIŞ? '...GERÇEĞE HU HU GERÇEĞE MÜMİNE YA ALİ YA MEHDİ SAHİB-İ AN- ZAMAN? ! ?

  • Firdevs Yaren Oğuz
    Firdevs Yaren Oğuz 14.08.2012 - 23:17

    tarikat mevlaya bir adım daha yaklaşmanın bir yoludur

  • Firdevs Yaren Oğuz
    Firdevs Yaren Oğuz 14.08.2012 - 23:16

    tarikat allaha daha kolay ulaşmanın bir yoludur çayla şeker gibi bence

  • Levent Karakaş
    Levent Karakaş 30.06.2012 - 15:06

    ne kadar berduş aylak varsa onların toplandığı yer... fitne onlarda yalan onlarda dini istismar etmek onlarda.. allah sizlere hidayet versin

  • Cillop Kedi
    Cillop Kedi 24.06.2012 - 16:21

    Devlet büyüklerimizin de üyesi olduğu bir tarikat. Hatta bence en önemlilerinden birisi.

  • Sude Efsa Aktan
    Sude Efsa Aktan 18.04.2012 - 16:06

    Allah'a giden yollar vardır elbet ama en sağlamı nakşibendi tarikatıdır canım feda canlar feda olsun senin yoluna

  • Ekrem Yıldırım
    Ekrem Yıldırım 26.03.2012 - 01:05

    Naki AYDOĞAN, her kelimenin uydur(ukçasını) ulmuşunu yazmanız, yazdığınız metninizi yapay, kokusuz, cansız bir çiçek bahçesine döndermiş. Aklıma 'Güneş Dil Teorisi' akımının verdiği üfürükle çalışan makineleri getirdiniz :)

  • Anlam Yolcusu
    Anlam Yolcusu 16.03.2012 - 19:50

    bu yolun buyukleri eserlerinde usullerinden bahhsederler. lakin bir yerde durur burdan otesi kal ile anlatilamaz hal ile bilinir derler. sanirim oyle. yasamak gerek

  • Naki Aydoğan
    Naki Aydoğan 12.03.2012 - 23:48

    Çağ dışı örgütlenmeyi.

  • Naki Aydoğan
    Naki Aydoğan 12.03.2012 - 23:45

    Canlılar doğal olarak doğar ve ölürler. Doğumla ölüm arasındaki yaşam boşluğu aslolandır. Evrende madde korunur değil mi? Doğan ölenin boşluğuna geçerek hayatını sürdür. Bu döngü doğum ölümle bir bütünsel dönüşümle olurken, anlık ve günlük yaşamsal cerayanda yiyecek ve giyecek vs. gereksinmelerle dolumlanır ve boşalımlanır. İşte bu ortamda mekanızma ne olacaktır? Akıl mı, akılsızlık mı? Akıl, elektirik devresindeki akım gibidir. Potansiyel bir boşluğun değişimini tasaruf eder. Her canlı, her kişi kişsiel yaşam devresinde yaşam boşluğunun zamansal akışıyla hatına güdümlenerek yaşar. Bu mekanızmayı konrtol eden bütünsellik meşruluk, doğal ortamda doğal kanular, maddenin fizik kanunları, canlılar rasındaki meşruluğuda, elamanları arasındaki potansiyel yaş farkının getirdiği hiyararşik durumun, yeti (akıl) sevyeleridir. Bu hiyararşik durumlar, toplumlara ifade kazandıran ülke devlet ve kendi yapısallığı içinde de sivil toplumsal karekterizeleri örgütsellikleridir. Sonuç olarak kişisel ve toplumsal akımı, bütünsel yaşam potansiyelini geçerli doğal konrtrolü, evrensel eşitliğini sağlayacak olan akılsallığın doğal akışıyladır. Bu akılsallığı (bu bilimselliği) inanç durağanlaması oalan, din ve benzeri kutsallıklarla sömümlemeye kalkılırsa eşitlik bozulur. Evrendeki madde korunumu, aktif olmayan durağan olan kutsal inanışlara önceliklenirse, tarikat hiyararşisi ülke ve devlet idaresini ele almaya kalkarsa; o tarikat meşruluğu gereği bütün toplumu kendi inancı doğrultusunda hareket etmeye kalkışacaktır. Kendi içinde, kara madde döngüsündeki haraketinde bir sorun olmaz, o toplumlar laiklik çerçevesi içinde korunuyorsa. Her durağan örgüt potansiyel gücünün doruğuna ulaşınca ülke idaresine el koyacağım derse, ortak akıl ne olacak. Temel gereksinmeler döngüsü nasıl bütünsel sağlanacak. Her inancın yiyecek ve giyecek alışkanlıklarıda farklı farklı. Bu imkansız. Ha herhangi tarikat önderleri belli bir toplumsal potansiyeli elde edince, ben değiştim diyerek ülke yönetimine aday olabilir. Ama bu eşitliğe aykırı olduğu gibi, kendi gari meşru, meşruluğunu dayatmayacağı inandırıcı olmaz. Mazallah ülke santralini patlatarak devlet denen şey ortadan toptan kalkar. Kim doldurur böyle bir boşluğu? Diasporası ve ayrılıkçı hareketi hazır olan akımlar. Dolayısıyla orta çağ zihniyeti tarikat oluşumları, diaspora gözeten akımlara, sırtlanlara bir nevi ortam yaratır. Bu yüzden tarikatların kutsal görünmleri dışsallığına kapılmamak lazım. Doğru akımsal döngü bilim ve fendir. Mustafa Kemal Atatürk'ün yoludur.

  • Adem Demir
    Adem Demir 22.02.2012 - 14:15

    nakşibendi tarikatını yakından tanıyorum şimdiye kadar da faydası hariç bana hiç bir zararı dokunmadı herkesin kendi gözüyle görüp kulağıyla duyması gereken bazı şeyler var inanması için o yüzden vakit kayetmeden araştırın ve adıyamana menzile gidin başkalarını söylediklerinede inanmayın
    herkes kendi dünya görüşüne göre sallıyo bir şeyler bir kişi görüşümü kabul etse kardır diye
    ama bu görüşler kandırmasın seni sen kendin bul doğrunu ve git gör tarikatın merkezini

  • Dabbetül-arz-ı Mevud
    Dabbetül-arz-ı Mevud 22.02.2012 - 12:50

    ŞERİFFAKİH//SEYYİDDEDE:

    KUTSAL KİNDARLIK VE DİNDARLIK:

    SELAM İLMİ RAHMETÜL ALEYKÜM EHL-İ BEYTTEN VESSELAM! ! !

    ...mümin mümine karşı dindardır.ama münkir ve münafıklara karşı kindarlığı vardır.bu doğru kindarlıktır ki,ulu,yüce,büyük rabbimiz kuran-ı nutkullahında cennet ehlinin gönlünden kini çıkaracağım demesindeki kutsal kin o münkir ve münafıklara karşı olan kindir.

    ...vakıa suresinde 'siz üç sınıf olursunuz? ' ayetinden kasdedilende 'mümin,münkir,münafık'tır.bu bütün semavi dinler içinde geçerlidir ki,her dinin,mezhebin,tarikatın vede siyasetin müminleri,münkirleri ve münafıkları vardır.buna görede münkir münkirler karşı dindar ama mümin ve münafıklara karşı kindardır.keza münafık da münafığa karşı dindar ve mümin ile münkire karşı kindardır.

    ...kutsal cemevlerimizde yani degah-ı hanedan-ı ehl-i beyttimizde dedeler ayin-i ceme şöyle başlarlar:'münkir münafık olan girmesin bu ceme? ' demekki bu yol şimdi yaşadığımız asr-ı kıyamete göre değilsede geçmişte hem teorik hemde pratikte olmak üzere 'müminlik'yoludur.yani her kim! pratikten yola çıkarak bu yolun teorisinide içine katarak küfreder ve hakarette bulunursa o kilşi ya münkir yada münafık cepheden olduğu anlaşılır.hak,muhammed,ali yolunun münkir ve münafıklarıdırlar.

    ...bir kişi,siyasette mümin,münkir,münafıksa,,,hiç zihninizi ve kalbinizi yormayın ve düşünce karanlığına da gark olmadan bilinki o kişi tarikattada,mezheptede dindede mümin,münkir ve münafıktır.aynı zamanda mürtedliktede öyle olmak üzere din mürtedliği olanın mezhep,tarikat ve siyaset mürtedliğide söz konusudur bizim dört kapı kırk makam:nakşilikte(şeriat/tarikat) ve bektaşilikte(marifat/hakikat) bu konularda kuranın ilmişeriat,ilmitarikat,ilmimarifet ve ilmihkikat açılımları ve atıfları vardır.bize her sır ayan olmuştur ilmiledünicavidanda dersek 'edipharabi' gibi yeridir.


    ...münafıklığın dört dörtlük dört alameti vardır.günümüzde her kim bu dört dörtlük dört alamete sahipse dört dörtlük münafıktır bilinmelidir.hak söylemek gerekse! ahirzamannebisinin tarif ettiğine göre o dört alamet şunlardır:'konuştumu yalan söyler_söz verdimi yerine getirmez_emanete hıyanet eder_iktidar olduğu zaman adaletten ve hakkaniyetten kaçar tıpkı muaviyenin hz.hasana yaptıkları gibi.ve 2.halife belkide buna dikkat çekerek derki:'başınıza getireceğiniz kişinin çok namaz kılıp oruç tuttuğune değilde siz onun emanete hıyanet edip etmediğine bakın.(...zira münafıklar namaz kılıp oruç tutabilirler ve kelime-i şehadet getirebilirler -münafikun,1.ayete bakınız?) '2.halife bunu o zaman söylemiş şimdi söylemiş olsaydı 'chp'li veya ergenekoncu damgası yerdi herhalde :)

    ...kuran 'ey iman edenler! ' diye bolca hitab ettiği için 'müminlerin' kitabıdır.evrensel akıl ve ahlak anayasasıdır ki tüm beşeri alem bu anayasayı esas alacaktır o büyük imam muhammed mehdi hz.ulul-emrin zuhurundan sonra.hz.meryem oğlu hz.isa incil-i şerifinde derki:'biz dünyanın sonlarında herkesi kendi şeriatıyla yargılayacağız? ' buna göre adaletsizlik yapanlar kutsal şeriata saygısızlık etmiş olurlar hz.mehdide hz.mesihte dört kitap dört mürsel kısas a kısasçı ve dört kapı kırk makam kutsal şeriatçıdırlar.

    ...sonsöz:

    'GERÇEKLER ACIDIR AMA MÜMİNLER İÇİN DEĞİL! ! ! MÜNKİR VE MÜNAFIKLAR İÇİN ACIDIR.GERÇEĞE HU 'ALLAH/ALLAH' HU GERÇEĞE? '

  • İbrahim Konca
    İbrahim Konca 20.02.2012 - 00:07

    Nakşibendi Tarikatına girmek isteyen arkadaşım, eğer o kadar çok istiyorsan girmek, nacizane tavsiyem şudur:
    zamanında tarikatlar haktı, zamanla azaldı, günümüzde yok denilebilir belki...Nakşibendi Tarikatı şimdilerde dahi milyonlarca müride sahip, aynı tarikat bir yerden sonra kollara ayrılıp her biri ayrı şeyh ile idare edilir olmuş durumda, Türkiyedeki Nahşibendi tarikatı Halidiye kolunda devam eder, Yani Mevlana Halidi Bağdadi hz. mücediddir, sonra onun halifeleri dört biryana dağılmış bu kutlu görevi devam ettirmişlerdir. uzunca anlatılr bu, lakin tavsiyeme devam edeersem, işte bu halidi kolundan yetişen ve benimde şeyhim olan Esseyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri bu yolun son tesbih tanesidir, 1943 yılında vefat etmişlerdir kabri Ankara Keçiörene bağlı Bağlum kabristanındadır, ben derim ki bir kere git, muhakkak faydasını görecek yolun açılacaktır zira tecrübeyle sabittir, duaların geri döndüğü görülmüş şey değildir... Allah şefaatlerine nail etsin

  • Ufuk Ali Kaftanlı
    Ufuk Ali Kaftanlı 17.02.2012 - 19:42

    Mevcut durumlar düşmeye başladığında yükselen varlık.

  • Esmanur Güler
    Esmanur Güler 12.02.2012 - 19:56

    Ben de bu yola girmek istıyorum ankarda yaşıyorum ancak bana yardımcı olacak birilerini bulamıyorum.. Sizlerden yardım istiyıyorum Allah rıxası için bana yardımcı olun...

  • Mete Esin
    Mete Esin 05.02.2012 - 03:05

    Şu Belli Olmaktadır…

    Yâhu! .. Eğer Müslüman iseniz, bunun bir kitabı, bir ana-yasası vardır. Alır okursunuz. Anlar veyâ anlamaz, inanır veyâ inanmaz, kabûl eder veyâ etmezsiniz. Burası size kalmış bir husustur. Ancak… Eğer inanmış ve kabûl etmişseniz, Kur’an’da olmayanın da peşinden gitmeyiniz! İslâm birdir; basit ve yalındır. Çeşitlemesi yok, yorumu yoktur, başka yolu (tarîkatı) da yoktur! O’ndan ve ana yoldan ayrılmayınız!
    Dünyâya bakın! Aslında bir olan İslâm, sözde O’na hizmet eden bâzı kafalar yüzünden bin-bir parçaya bölünmüştür. Neredeyse her yerde başka bir doktrindir. Bir din, eğer Allah gibi bir varlık tarafından gönderilmişse, “iki kere iki” gibidir! Yâni… Her yerde ve her zaman “dört” eder! ”
    Aaaah Atatürk, Ahhh! ! ! Şu belli olmaktadır ki, onca zorluğu aştıktan sonra bile eksik bir şeyler daha kalmışmış meğer!

    Mete Esin

  • Mehmet Yalçın
    Mehmet Yalçın 25.12.2011 - 15:45

    Allah vardır 32 farz vardır Kuran vardır öğretiçisi Hz peygamber vardır
    gerisi çok tehlikedir!

  • Mavi Gözlüm
    Mavi Gözlüm 22.12.2011 - 09:31

    tarikatlar müslümanları birleştirmek içindir. kuran yolunda yol göstericidirler. birine katılmakta fayda vardır.

  • Ebru Karasu
    Ebru Karasu 15.12.2011 - 18:11

    yollardan biri imiş..

  • Gülhan İshakoglu
    Gülhan İshakoglu 21.10.2011 - 00:10

    bi arkadasım kuranı kerimde ölene kadar nakşibendi devam edecek.....diye bir ayeti kerime oldugunu söylüyor ama arastırdıgım kadarıyla kuranda tarikatlere dair ayet yoktur.Bu konuda beni bilgilendirirseniz cok sevinirim

  • Aytekin Gökkaya
    Aytekin Gökkaya 09.09.2011 - 12:38

    bu ve benzeri yollar insanları sürüleştirmekten başka bir sonuç doğurmaz.hangi maskeyi takıp hangi takiyeyi yaparsanız yapın çıplak gerçek budur.

  • Vuslat Yolu
    Vuslat Yolu 05.09.2011 - 14:21

    Allah'a yakın olmak,bağlılık,rabıta ve cehennemden kurtuluş demektir.

  • Esra Güler
    Esra Güler 02.04.2011 - 12:33

    Nakşibendi tarikatı,en sağlam istikamettir.Yolu,sohbettir.Bulanlara ne mutlu.Sırlarla doludur.Manevi sofralardan tatmak isteyenler için sonsuz bir hazinedir.Amma zakirin gayreti şarttır.Bu yolda seyr-i sülük edenler,hem kendine hem Hakka yürürler.Yürümek isteyeni yürütürler,koştururlar,kanatlandırırlar :)

  • Beyza Cihan
    Beyza Cihan 14.03.2011 - 13:56

    Nakşilik Nedir?

    Nakşibendi terbiye okulu, hicri: 791, miladi: 1389 taihinde vefat eden Hace Muhammed Bahauddin Nakşibend Hz.lerinin temel usullerini belirlediği bir manevi terbiye sistemidir.


    NAKŞİBENDİLİK NEDİR?
    Nakşibendi terbiye okulu, hicri: 791, miladi: 1389 taihinde vefat eden Hace Muhammed Bahauddin Nakşibend Hz.lerinin temel usullerini belirlediği bir manevi terbiye sistemidir. Onun adına nispet edilerek Nakşibendilik diye anılmaktadır.

    Bu terbiye yolu ve usûlü, Şahı Nakşibend Hz.leri ile başlamış değildir. Kendisi bu yolun usul, adap ve feyzini önceki büyüklerden almıştır. Bu terbiye yolunun usul ve adabı, silsile yolu ile Hz. Ebu Bekir Sıddıka (r.a) ve ondan Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize ulaşmaktadır. Terbiyenin başında ve merkezinde alemlere rahmet olan Hz. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz bulunmaktadır. Bu terbiye yolunun temel özelliği gizli zikir ve ilahi muhabbetir. Bu zikir ve terbiye yolu, tarih içinde gelen mürşidlerin ismiyle farklı adlarla anılmıştır.

    Hz. Ebu Bekir Sıddıktan (r.a.) sonra bu yola Sıddıkiyye ismi verildi. Hz. Beyazidi Bistamîye (k.s) kadar bu isimle anıldı. Ondan sonra Tayfûriyye ismi verildi. Tayfir, Beyazidi Bistami'nin bir diğer adıdır. Hace Abdulhalik Gücdevani Hz.lerine kadar bu isimle anıldı. Ondan sonra, Hâcegâniyye ismi verildi. Bu yol bu isimle İslam alemine yayıldı, meşhur oldu. Diğer kollardaki isimler zamanla unutuldu. Bu yol, Mevlana Halid Bağdâdiden sonra Nakşibendî Hâlidiyye ismiyle de anılıp yayıldı. Bu gün Anadolumuzda yagın olan kol Halidiyye koludur. Bu yol, günümüzde ŞahI Nakşibend Hz.lerine nispet edilen meşhur ismiyle Nakşibendîlik şeklinde anılmaktadır.
    ? ? ? ? : Tevbe ~ Tevbe Edenler'in Sitesi! ! http://www.tevbe.org/forum//showthread.php? t=130326

    Nakşibend, nakş ile bend kelimelerinden oluşmuş bir terkiptir. Bir isim değil sıfattır ancak isim gibi meşhur olmuştur.

    Nakş, bir şeyi bir yere nakşetmek, nakış gibi işlemek, hiç çıkmayacak hale getirmek, mühür gibi kazımaktır.

    Bend, Farsça bir isim olup, dilimizde hem isim, hem sıfat olarak kullanılmaktadır. isim olarak, bağ, kelepçe, baraj, bent, kemer gibi manalara gelmektedir. Sıfat olarak, sıkıca bağlı, iyice bağlayan, kuvvetlice bağlanmış manalarına gelir.
    Kalbe zikrini hiç çıkmayacak şekilde nakış gibi işledikleri ve ondan hiç kopmadıkları için, gizli zikir sahiplerine Nakşibendi denmiştir.

    Tarikat yol ve usul manasındadır. Tarikat bir din ve mezhep değil, dini anlama ve yaşama şeklidir. İnsanı terbiye için kurulmuştur. Tarikatlar terbiye için tercih ettikleri usullere ve zikirlere göre farklı adlarla anılmışlardır. Tasavvufun kaynağı, doğunun felsefesi, batının batıl dinleri değil, Kur'an ve sünnettir.

    Bütün manevi terbiye yollarına kısaca tasavvuf denir.

    Nakşibendi terbiyesi, gizli zikir usulü üzerine kurulmuştur. Bu usulü benimseyen büyük veliler tarafından geliştirilerek günümüze kadar gelmiştir. Bu usul ve adaplar bizzat Kur'an ayetlerinden, rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin sünnetinden ve O'nun şerefli ashabının (r.anhüm) hallerinden alınmıştır. Her şeyi ile Kur'an ve sünnete bağlıdır. Bu yolun usul ve adapları, Kur'an ve sünnette ya açıkca belirtilmiş, ya da işaret, delalet ve sükût yoluyla kabul edilmiştir. Yani, İslamın ruhuna uymayan hiçbir şey yoktur.

    Fakihler nasıl fıkıh alananda içtihat yapma yetkisine sahiplerse kâmil mürşidler de, ahlak ve terbiye alanında içtihat etme, yeni usuller belirleme yetkisine sahiptirler.

    Bu terbiye sistemi yeni bir din değildir; dinin ahlak derslerini talim ve tatbik eden bir okuldur. Hedefi, insanı güzel ahlaka ve rızasına ulaştırmaktır. Metodu, muhabbetle kalpleri Yüce a bağlamaktır Temel usulü gizli, zikir, toplu zikir, muhabbet, sohbet, rabıta, teveccüh, tasarruf, hizmet ve edeple nefsin çirkin sıfatlarını ıslah etmektir.Dinimizin bize öğrettiği amel ve edepler iki kısımda özetlenebilir:

    1) Zahiri Hâller: Vücudumuzun dış azaları ile yaptığı bütün ibadetleri içine alır. Yeme içme, temizlik, alış-veriş, aile hukuku gibi vazifeler de bu kısma girer. Bu vazife ve edepler fıkıh kitaplarında anlatılmaktadır. Hangi vazifeyi yapıyorsakonunla ilgili ilahi emri ve edebi öğrenmemiz gerekir.2) Batıni Hâller: Kalbin gafletten uyanması ve zikirle ihya edilmesi, nefsin manevi hastalıklardan arındırılması, ruhun ilahi huzura yükselmesi, böylece insanın ilahi nur, ilim, aşk, edep ve güzel ahlaka ulaşmasıdır. Zahiren ve batınen terbiye olan insanın elde edeceği en büyük inmet güzel kulluktur. Bu hale kısaca ihsan mertebesi denir. İhsanı yukarıda tarif ettik. Bu yol herkese açıktır. Bütün insanlar bu edeplere ve nimetlere davet edilmiştir.

    Zâhirî ve bâtınî edepleri koruyan kimse ihsan mertebesini elde eder. Bu mertebeyi elde eden kimse Yüce tarafından sevilir, O'nun huzurunda kabul görür. Kalbi ilahi sevgi, huşu, haya ve haşyet ile dolar.

    Bu bölüm Semerkand Yayınları - Arifler Yolunun Edepleri - S. Muhammed Saki Haşimî - Sayfa: 24- 27 den alınmıştır.
    ? ? ? ? : Tevbe ~ Tevbe Edenler'in Sitesi! ! http://www.tevbe.org/forum//showthread.php? t=130326

  • Gaye Akyüz
    Gaye Akyüz 07.03.2011 - 13:38

    İnsanların dini duygularını kullanarak faydalanmak istiyorlar kuranda ve sünnette allahtan bşkasından af ve yardım dilemenin haram olduğu açıkca bldiriliyor bi tarikata bağlanmak yerine allahın emir ve yasaklarına uyarak ibadet etmek daha mantıklı zarara girmek yerine sevap kzanmak daha ii

  • Sevda Yılmaz
    Sevda Yılmaz 22.01.2011 - 22:30

    tarikat demek mevlaya yaklaşma demek ruhunu bedenini maddi ve manevi kirlerden arındırmadır binevi huzur kapısıdır insan kendi başına mevlaya ulaşamazmı diyor gibisiniz ulaşır ulaşırda nefis en büyük düşmadır insana bazen nefsimize yeniliyoruz ama tarikatli olunca biliyosunki o yapmaya meyillendin yanlış oldunuda bildin şeyi ikikere düşünüyosun acaba? diye insanı harama yanlışa karşı eline diline bedenine benine(vs) kelepçe vurmakdır mevla dan dilerimki herkese nasip eylesin tarikate girmeyi kötü bişey deyil arkadaşlar sonuçta kendimiz için kazanç kapısı bu yol ne yaparsan elinle o gider seninle(a e o) esselamınleyküm

  • Didar Seçkin
    Didar Seçkin 14.12.2010 - 00:03

    müslüman ve imanı olan herkesin yolu birdir.
    bunu guruplar yok tarıkatlar sacmalık öğrenmek istiyosan kuranını oku kimsenin hocaya hacıya ihtiyacı yok

  • Şeker Kız
    Şeker Kız 28.09.2010 - 10:36

    Nakşibendi terbiyesi, gizli zikir usulü üzerine kurulmuştur. Bu usulü benimseyen büyük veliler tarafından geliştirilerek günümüze kadar gelmiştir. Bu usul ve adaplar bizzat Kur'an ayetlerinden, rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimizin sünnetinden ve O'nun şerefli ashabının (r.anhüm) hallerinden alınmıştır. Her şeyi ile Kur'an ve sünnete bağlıdır. Bu yolun usul ve adapları, Kur'an ve sünnette ya açıkca belirtilmiş, ya da işaret, delalet ve sükût yoluyla kabul edilmiştir. Yani, İslam'ın ruhuna uymayan hiçbir şey yoktur.

    Fakihler nasıl fıkıh alananda içtihat yapma yetkisine sahiplerse kâmil mürşidler de, ahlak ve terbiye alanında içtihat etme, yeni usuller belirleme yetkisine sahiptirler.

    Bu terbiye sistemi yeni bir din değildir; dinin ahlak derslerini talim ve tatbik eden bir okuldur. Hedefi, insanı güzel ahlaka ve Allah rızasına ulaştırmaktır. Metodu, muhabbetle kalpleri Yüce Allah'a bağlamaktır Temel usulü gizli, zikir, toplu zikir, muhabbet, sohbet, rabıta, teveccüh, tasarruf, hizmet ve edeple nefsin çirkin sıfatlarını ıslah etmektir.Dinimizin bize öğrettiği amel ve edepler iki kısımda özetlenebilir

    1-) Zahiri Hâller Vücudumuzun dış azaları ile yaptığı bütün ibadetleri içine alır. Yeme içme, temizlik, alış-veriş, aile hukuku gibi vazifeler de bu kısma girer. Bu vazife ve edepler fıkıh kitaplarında anlatılmaktadır. Hangi vazifeyi yapıyorsak, onunla ilgili ilahi emri ve edebi öğrenmemiz gerekir.

    2-) Batıni Hâller Kalbin gafletten uyanması ve zikirle ihya edilmesi, nefsin manevi hastalıklardan arındırılması, ruhun ilahi huzura yükselmesi, böylece insanın ilahi nur, ilim, aşk, edep ve güzel ahlaka ulaşmasıdır. Zahiren ve batınen terbiye olan insanın elde edeceği en büyük inmet güzel kulluktur. Bu hale kısaca ihsan mertebesi denir. İhsanı yukarıda tarif ettik. Bu yol herkese açıktır. Bütün insanlar bu edeplere ve nimetlere davet edilmiştir.

    Zâhirî ve bâtınî edepleri koruyan kimse ihsan mertebesini elde eder. Bu mertebeyi elde eden kimse Yüce Allah tarafından sevilir, O'nun huzurunda kabul görür. Kalbi ilahi sevgi, huşu, haya ve haşyet ile dolar.

  • Muzaffer Eray
    Muzaffer Eray 27.09.2010 - 23:24

    Allah'ın sana ulaşmak istiyorum deyip gözlerinizi yaşa bogarsanız ve bunu yürekten isterseniz Allah'ın sizi gönderdiği yoldur.Bu kadar Söylüyorum kimse iftira etmesin bilmeyenler neyi bilmiş bilenlere selam olsun demiş Yunus Emre(K.S) dahada söze gerek yok.

  • Şayler Gafici
    Şayler Gafici 07.09.2010 - 04:43

    bir gün bir tarikata girmeyi düşünürsem nakşibendi tarikatı olur bu

  • Hüseyin Gezer
    Hüseyin Gezer 04.09.2010 - 14:03

    Allah'ın gölgesinde yaşayıpta kendi gölgeniz zannetmeyin! ..

  • Ümit Hoşafcı
    Ümit Hoşafcı 19.07.2010 - 17:19

    nahşibendi adıyamana bağlı öğle bağlıysa bende katılmak isterim kastamonudan msn adresim var sitede ben gercekten katılmak istiyorum

  • Karçagu Ketken
    Karçagu Ketken 30.06.2010 - 12:42

    gelin...girin...görün...
    başkalarının kelimeleri ile tanıyamayacağınız bir dünyayı görmeye çalışmayın..tarikat kelimesinden korkmayın.Tarik Latince'de 'yol' demektir. Tarikat bu kelimenin çoğuludur ve 'yollar' manasına gelir mezhep kelimesi Zehebe (Gitmek) fiilinden türemiş olup anlam olarak benzemektedir tarikat tasavvuf için yol, mezhep ise şeriat için yol demektir. Tarikat keşfe ve ilhama dayanırken, mezhepler nakle (kitap, paygamber) dayanır.Tarikatlar da Mürşit denilen manevi önderler eşliğinde tasavvuf öğretisini uygulamaya istek duyan kişilere (talip) yolun esasları hakkında teorik ve pratik bilgi verilir. Yola giren kimseler (mürid) ve yolda ilerleyenler (salik) tasavvuf öğretisinin esaslarını yaptıkları pratiklerle (zikir, tefekkür, rabıta, murakabe, nafile ibadetler vs.) kendi derunlarında keşf ederler...hadi hintlilerin yogasını kabul eden benim kalbim temiz diyen müslümanlar...gösterin bu temizliği ve yanlı konuşmayın...araştırın öğrenin....