Kültür Sanat Edebiyat Şiir

bektaşilik sizce ne demek, bektaşilik size neyi çağrıştırıyor?

bektaşilik terimi Gökhan Yılmazlar tarafından 04.01.2004 tarihinde eklendi

  • Şaban Mortaş
    Şaban Mortaş 14.07.2017 - 19:13

    Eline diline beline ( edeb) hakim ol...

  • Cansın Arda
    Cansın Arda 13.04.2014 - 20:27

    BEKTAŞÎLİK

        Bektaşilik, Hoca Ahmed Yesevi Ocağı’nın yenileştirilmiş uzantısı olarak, 13. yüzyıl başlangıcında Horasan’dan Pir Hacı Bektaş Veli tarafından Anadolu’ya getirilerek temelleri atılan, dini kavramların sadece dış manalarını değil iç manalarını sezmeye yönelen, ilahi aşka değer veren, geniş ve evrensel düşünce anlayışını temsil eden, ruhani bir yoldur.

        Bektaşi Allah, Muhammed, Ali ve Ehlibeyt sevgisinden başka muhabbetleri gönlünden çıkarır. Bektaşiler Kuran-ı Kerim’in bütün emirlerine gerçek anlamları ile uyan kimselerdir.

        Bektaşiliğin aslı doğruluktur, cevheri yumuşak huylu olmaktır, hazinesi bilgi, kemali marifet sahibi olmak, meyvesi dostluk ve sevgidir.

    Bektaşiler eline diline beline aşına eşine işine bağlı kalmak zorundadır. Diğer dinsel yollar insanı dünyadan ahrete götürmeye çalışırken Bektaşilik ahretten dünyaya açılan penceredir. İnsanı karanlık bir ahiretten aydınlık bir dünyaya getirir. Korku, kuşku, tasa, gam ve keder yok olur. Dinsel inançlar yüce bir zevk, kutsal bir neşe hali alır. Eğitimin temeli; akıl, aşk, sohbet ve muhabbettir.

        Bektaşilik Alevilik değil, Hz Ali ve Ali ilmini sevmektir.

        Nazenin olarak da bilinen Bektaşiliğin ve Bektaşilerin özel bir duyuş, anlayış, görüş, düşünüş ve inanışları vardır. Bektaşi deyince; esprili, zarif, nükteli konuşan, sevimli, kendine has bir edası olan, kalender insan akla gelir. İşte bu hal içinde, sınırı olmayan bir hoşgörülük ile, son derece insani bir görüş vardır. Din, mezhep, ırk, milliyet farkı gözetmeden, muayyen inanışları kabul eden her ferdi çatısı altına kabul eder. Her dine her millete her mezhebe her düşünüş inanış ve görüşe derecesine göre kıymet verir ancak bunların hiçbiriyle kendisini bağlı görmez. Tutuculuk, gericilik ve bağnazlık bu yolda yer edememiş, tutunamamıştır.
           
        Bektaşi müziğinde kuşku, karamsarlık gibi temalar bulunmaz. Ezgiler, pırıl pırıl ve aydınlık bir neşe içinde, Allah sevgisi, Muhammed ve Ehli Beyti’nin muhabbeti ile doludur.

        Hacı Bektaş Veli, dört kapı kırk makam doktrini ile Bektaşi tasavvuf eğitimini olgun ve yetkin duruma getirdi. Dolayısıyla eğitimi akılcı yaptı. Hedefler ve aşamalar saptandı. 16. Yüzyıla gelindiğinde Balım Sultan’ın dergâh organizasyonu ile Bektaşilik mükemmel bir kurum halini aldı. Uygar bir yol olarak ileriki kuşaklara armağan edildi.

    Bektaşilik Allah’ı sevmenin gereği onun kullarını sevmek olduğu inancını benimsemiştir. Başka bir değimle insanları sevme sanatıdır. Bektaşilikte herkese karşı sevgi ve saygı öğütlenir. Hiç kimse vicdani kanaatinden ve dinsel düşüncesinden dolayı kınanmaz ve ayıplanmaz.

        Bektaşiler özel giysilerini sadece ibadet sırasında giyinmişler, kutsal törenleri dışında çağdaş ve uygar giysiler kullanmışlardır.

        Bektaşi, fıkralarında da görüldüğü gibi dini ve Allah’ı eleştirmez. Allah’ı ve İslam’ı yüceltmeyi amaçlar. Ancak yanlış yorumları eleştirir.

    Bektaşilik Atatürk inkılâplarının güvencelerinden bir tanesidir.

    Bektaşi toplumunda kadın daima saygın olmuş, toplumdan soyutlanmamıştır. Bektaşi tasavvufu açısından kadın erkeğin eşidir. Eş demek, eşitlik demektir. Kadınlar da erkekler gibi kutsal törenlere katılmıştır. Bektaşilik birden çok kadınla evlenmeye izin vermemiştir. Ailede boşanmayı kesinlikle yasaklamıştır.

    Bektaşiler Hacı Bektaş Veli’nin orduyu kutsayıp askere dua ettiği için askerliği kutsal bir kurum olarak görür. Her zaman ordunun yanında yer almayı Pir emaneti olarak kabul eder. Askere büyük bir sevgi ve saygı göstermeyi kutsal bir görev sayar. Hacı Bektaş Veli’nin ruhaniyeti ile kurulmuş olan Yeniçeri adıyla anılan Türk askerleri ve öncü olarak gönderilen Bektaşi Dervişleri Avrupa’nın fethinde önemli bir rol oynamıştır.

        Bektaşilik, Türk ruhlu, Türk duyuşlu, Türkçe konuşan, Türkçe yazıp okuyan, şiirinde, müziğinde, özel ve resmi toplantısında, ibadetinde Türkçe’yi ana dili olarak kullanan bir anlayışa sahiptir. Bektaşilik Türk’ün keskin zekâsı, Türk’ün has malıdır.

    Pir Hacı Bektaş Veli’nin bazı sözleri:

    Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde. Hakk’ın yarattığı her şey, yerli yerinde. Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok. Noksanlık da, eksiklik de; senin görüşlerinde.

    Hararet nardadır, sacda değildir. Keramet baştadır, tacda değildir. Her ne ararsan kendinde ara. Kudüs'de Mekke'de Hac'da değildir.

    İncinsen de incitme

    Nefsine ağır geleni başkasına uygulama,

    İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.

    Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız.

    Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayınız.

    Benim Kâbem insandır.
       

    Gönül çalabın tahtı
    Çalab gönüle baktı
    İki cihanın bedbahtı
    Kim gönül yıkar ise

    Yunus Emre (Bektaşi ereni)

        Kaynakça:

    Bektaşilik Alevilik nedir Bedri Noyan (Dedebaba)
    Pir Nefes Üstad Turgut Koca (Halifebaba)
    Gül Deste Turgut Koca

  • Selim Kaya
    Selim Kaya 18.02.2013 - 22:58

    Fu_zu_li
    Bay, 39

    'Haci Bayram-i Veli'yi sevmeyen Alevi tanimadim ama Haci Bayrami-i Veli gibi namaz kilan Alevi de görmedim, bu ne celiskidir sizce? ... (16.11.2008 22:42) '
    MERHABA FUZULİ KARDEŞ BURDA GEÇEN NAMAZ KELİMESİ ARAPÇADAN GELMEDİR VE ANLAMI İBADET ETMEK DEMEKTİR KUR'AN'DADA BU ŞEKİLDE GEÇER.O NEDENLE ÇELİŞKİ YOK,SADECE KÜLTÜREL ANLAMDA YOZLAŞMIŞ ZAMANLA

  • Tolga Özkoc
    Tolga Özkoc 24.07.2011 - 13:24

    öyle büyük bir tarikat yoludur ki keşke her kula bu yol nasip olsa gerçi şu anda bende nasip almış bir can dehilim ama gerçekten kurallarını bild
    ihim için bana çok büyük bir mutluluk veriyor nasip olursa en kısa zaman içerisinde bende bu yola başlamak istiyorum inanın ihşallah bu isteklerim bana nasip olur şunuda belirtmek isterim ben ve bu yoldaki gerçek ten bu yolu yapabilen insanların şanslı olduhunu düşünüyorum

  • Osmanlim Osmanlim
    Osmanlim Osmanlim 16.11.2008 - 22:42

    Haci Bayram-i Veli'yi sevmeyen Alevi tanimadim ama Haci Bayrami-i Veli gibi namaz kilan Alevi de görmedim, bu ne celiskidir sizce? ...

  • Osmanlim Osmanlim
    Osmanlim Osmanlim 12.11.2008 - 01:45

    YENICERILERIN TAMAMINA YAKINI BEKTASIYDI diyorsun. Bunu hangi nufüs memurundan ögrendin arkadasim?

  • Selahattin Aykurt
    Selahattin Aykurt 19.03.2008 - 21:23

    BEKTAŞİLİK

    Hacı Bektaşı Veli adına kurulan, Hz. Ali ve On İki İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır/örgütlenmesidir.

    Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler.

    Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Hz. Ali, On İki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve Anadolu inançlarının bazı olumluluklarını da alarak gelişmesini tamamladı.

    Bektaşiliği kurumlaştıran kişi Balım Sultan’dır. Bektaşilik idare bakımından iki kola ayrılır. Babaganlar ve Çelebiler. Babaganlar kendilerinin Hacı Bektaş’ın 'yol evladı' olduklarını belirtirler. Babaganlar daha çok kentlerde örgütlendiler. Çelebiler kendilerini Hacı Bektaş’ın 'bel evladı' olduklarını belirtirler. Çelebiler daha çok kırsal alanda örgütlendiler. Bütün bu çelişkilere rağmen Bektaşilik gelişmesini sürdürdü. Osmanlı ordusunun özel birlikleri olan Yeniçerilerin tamamına yakını Bektaşiydi. Padişah II.Mahmud Yeniçeri ocağını kaldırırken Bektaşiliği de yasaklamayı ihmal etmedi (1826) .

    Bektaşilik günümüzde Alevi inancının en önemli öğesi niteliğindedir. Bir çok Bektaşi kuralı Alevi inancı içinde kabul görmüştür. Hacı Bektaşı Veli’nin Türbesi de bulunan Nevşehir ilinin Hacıbektaş ilçesi bu anlamda sadece Bektaşiler için değil, bütün Aleviler için önemli bir merkez konumundadır.


    PATİKAYOLU@MSN.COM

  • Zaza
    Zaza 15.01.2008 - 14:17

    bu basligi biran besiktaslilik diye okumustum, rezalet diyecekytim :)

  • Savaş Hacıoğlu
    Savaş Hacıoğlu 14.01.2008 - 16:03

    Bektaşilik Takdir-i Ali dir.Bektaşiliğin ne olduğunu bilenin,Bektaşiliğinden dolayı Bektaşiyi bilmesidirki,Marifet sahibinin Marifetini bilme Marifetidir.Ben Bektaşiyim demek ciddi seviyesizliktir.Gerçek hüner Futbolundan dolayı kendisine sen futbolcusun dedirtenlerindir.Buna er meydanı derler,bunda söz olmaz.Hiç Bektaşiliğiyle konuşanla,ben Bektaşiyim diye konuşan bir olurmu.Bektaşilik Bektaş tan doğar.Bilme Marifetine sahip olan,Dem devran sahibi Pir in lütfettiği,kendisini bildirttiği kadarını bilir.

  • Hû
    06.10.2007 - 10:51

    Yeryüzün en akılcı ve en gerçekçi tarikati BEKTAŞİLİKTİR...
    Bu şuradan bellidir ki; yine yeryüzünde *Gerçeğe Hu* diyen tek tarikat vardır oda BEKTAŞİLİKTİR...

  • Cemal Tan
    Cemal Tan 13.06.2007 - 08:54

    BEKTAŞİLİK ŞEHİRDE YAŞAYAN ALEVİLER DEMEKTİR. ÖZÜ DOĞRULUK DÜRÜSTLÜK VE ÇALIŞMAKTIR.TANRI İLE KENDİSİ ARASINA BİR BAŞKASINI SOKMAMAK DEMEKTİR.TÜM İNSANLARI SEVEN SAYGI DUYAN ANLAYIŞTIR.BUGÜN ÖZET OLARAK BUNLARDIR.CEMAL TAN

  • Salih Celık
    Salih Celık 30.12.2006 - 02:57

    Bu devirde ASLINDAN saptırılan, Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin tasavvuf yoludur. Şimdi Bektaşi geçinenler hakkında kendisi kıyamette davacı olacaktır. Müslüman uyanık olur, şimdikilere aldanmayınız.

  • Hasan Huseyin Yılmaz
    Hasan Huseyin Yılmaz 10.12.2006 - 19:46

    muslumanligi yumusak yorumlamakk demek istedigim yane burda yumusakk pek duzgun durmadi ama dine baska bi boyuttan bakmak

  • Bay Grey
    Bay Grey 31.10.2006 - 21:14

    Şimdi buda bi yorum ne diyeceksiniz ki, herkes yorum yapabiliyorda da sıda var işte...

  • İnci Yeşildağ
    İnci Yeşildağ 31.10.2006 - 21:11

    şeriat ve aleviliğin buluşma noktası.

  • Salih Celık
    Salih Celık 18.07.2006 - 04:36

    Bu devirde ASLINDAN saptırılan, Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin tasavvuf yoludur. Şimdi Bektaşi geçinenler hakkında kendisi kıyamette davacı olacaktır. Müslüman uyanık olur, şimdikilere aldanmayınız.

  • Sidar Cam
    Sidar Cam 04.07.2006 - 18:19

    Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
    Edip Harabi

    Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
    İnsan Ol Cihanda Bu Dünya Fani
    Ehline Helaldir, Na Ehle Haram
    Biz İçeriz Bize Yoktur Vebali

    Sevap Almak İçin İçeriz Şarap
    İçmezsek Oluruz Düçar-ı Azap
    Senin Aklın Ermez Bu Başka Hesap
    Meyhanede Bulduk Biz Bu Kemali

    Kandil Geceleri Kandil Oluruz
    Kandilin İçinde Fitil Oluruz
    Hakkı Göstermeye Delil Oluruz
    Fakat Kör Olanlar Görmez Bu Hali

    Sen Münkirsin Sana Haramdır Bade
    Bekle Ki İçesin Öbür Dünyada
    Bahs Açma Harabi Bundan Ziyade
    Çünkü Bilmez Haram İle Helali

  • Şekerrîz
    Şekerrîz 30.06.2006 - 04:41

    Acaba bu dörtlük onları anlatır mı?

    'Aşkınla dolmuşum, zühdümü yakmışım
    Mest-i müdâm olmuşum, çağırırım, dost! dost!
    Mescid ü meyhânede, hânede, vîrânede,
    Kâbe'de, puthânede çağırırım, dost! dost! '

    Pek çok sevdiğim, içimde olduğu gibi bulduğum, varlığından kuvvet aldığım,ve lâkin kadehinden iç(e) mediğim şey..

    Nokta..

  • Mayıs
    Mayıs 28.04.2006 - 08:56

    Hacı Bektaşı Veli adına kurulan, Hz. Ali ve On İki İmam sevgisine dayanan Anadolu ve Balkanlarda yayılan günümüzde de varlığını sürdüren önemli bir Alevi tarikatıdır/örgütlenmesidir.

    Bektaşiliğin doğuşu 1240 yılına dayanır. Babailer isyanının bastırılmasından sonra Baba İshak’ın halifesi olan Hacı Bektaşı Veli etrafında toplananlar Hz. Muhammed’i mürşit, Hz. Ali’yi rehber, Hacı Bektaşı Veli’yi de pir olarak kabul ettiler.

    Bektaşilik genel anlamda Alevi inancını oluşturan Hz. Ali, On İki İmamları esas almasının dışında eski Türk kültürünü ve Anadolu inançlarının bazı olumluluklarını da alarak gelişmesini tamamladı.

  • Hüseyin Yaltırık
    Hüseyin Yaltırık 20.04.2006 - 10:59

    Bektaşîlik öyle kolay yenilir yutulur bir yol değildir. Tam tersine 'demirden leblebi, ateşten gömlektir ' diye tanımlanmıştır bu yolun ehillerine göre. Bu yolla ilgili yapılan en büyük yanlışlık ilgisi olmayanların atıp tutmaları, kulaktan dolma modası geçmiş bilgileri ısıtıp ısıtıp ortaya koymalarıdır.Meselâ Babagân kolu Bektaşîlikte sırasıyla şu mertebeler (aşamalar) vardır: 1-âşık:(yola ilgi-sevgi duyan talip, istekli (Er-bacı farketmez) 2-muhib: (Yola törenle kabul edilmiş, Bektaşî olmuş) nasip almış kişi (Er-bacı farketmez) 3- Derviş: Muhibler arasından istekli, istidatlı görülerek hizmet makamında törenle aşama verilen kişi 4- Baba: Dervişler arasından liyakatli ve istekli olup erkân yürütebilecek kapasitede olduğuna canların da muvafakat vererek kabul ettikleri, Halifebaba veya Dedebaba tarafından babalık erkânı gösterilen kişi 5- Halifebaba: Sadece Dedebaba tarafından en çok 11 kişi olmak kaydı ile dünyanın her tarafında ihtiyaca göre babalar arasından atanan ve halifebaba erkânı gören kişi 6- Dedebaba:Dünyada aynı zamanda sadece 1 tane olur. Ölünce (Hakk'a yürüyünce) icazetli Halifebabalar tarafından seçimle en çok oyu alan kişi Halifebabalar tarafından atanır. Nitekim bu seçimin sonuncusu 1997 yılında İzmir'de önceki Dedebaba Doç. Dr. Bedri NOYAN'ın vefatı üzerine 40 gün içinde halifebabalar arasında yapılmış ve bu halifebabalardan Haydar Ercan Halifebaba Yeni Dedebaba olarak kayd-ı hayat şartıyla ve imzalı tutanakla açıklanmıştır.

    Bektaşîlik bir Türk tasavvuf yolu olarak Ahmet Yesevî'ye dayanan bir ekoldür. Yesevîliğin Anadolu şubesidir. Bektaşilik olarak zamanla Balkanlara ve dünyaya az da olsa yayılmış bir yoldur. HER ŞEYDEN BİR PARÇADIR. Nasıl ki Adem Alemi temsil ederse, Fatiha Ümmül kitapsa bu yol da bütün dinlerin ve ipek çok inancın BİLEŞKESİDİR.

    eski Türk Töresinden, Kamlık inancından, Asyadan Anadoluya bir inanç, felsefe ve yaşayış biçimidir. Ellerin, bilmeyenin attığı taş gibi değil, âşık gözlerden inen yaş gibidir.İçeri girmeyen bilmez, bilen haber vermez, konuşan susar, susayan kanar... Kur'andır vesselam. Şatafatlı yazı değil, yazının manasıdır yaşanan. Akıllı işi değil, deli işidir... Natık işi değil, veli işidir... Aşk yoluna baş koyan alp-erenler yoludur, içilen kevser provası, bazen boş bazen doludur. Bunu yazan da Allah'ın bir kuludur!

  • Hüseyin Yaltırık
    Hüseyin Yaltırık 20.04.2006 - 10:53

    Bektaşîlik öyle kolay yenilir yutulur bir yol değildir. Tam tersine 'demirden leblebi, ateşten gömlektir ' diye tanımlanmıştır bu yolun ehillerine göre. Bu yolla ilgili yapılan en büyük yanlışlık ilgisi olmayanların atıp tutmaları, kulaktan dolma modası geçmiş bilgileri ısıtıp ısıtıp ortaya koymalarıdır.Meselâ Babagân kolu Bektaşîlikte sırasıyla şu mertebeler (aşamalar) vardır: 1-âşık:(yola ilgi-sevgi duyan talip, istekli (Er-bacı farketmez) 2-muhib: (Yola törenle kabul edilmiş, Bektaşî olmuş) nasip almış kişi (Er-bacı farketmez) 3- Derviş: Muhibler arasından istekli, istidatlı görülerek hizmet makamında törenle aşama verilen kişi 4- Baba: Dervişler arasından liyakatli ve istekli olup erkân yürütebilecek kapasitede olduğuna canların da muvafakat vererek kabul ettikleri, Halifebaba veya Dedebaba tarafından babalık erkânı gösterilen kişi 5- Halifebaba: Sadece Dedebaba tarafından en çok 11 kişi olmak kaydı ile dünyanın her tarafında ihtiyaca göre babalar arasından atanan ve halifebaba erkânı gören kişi 6- Dedebaba:Dünyada aynı zamanda sadece 1 tane olur. Ölünce (Hakk'a yürüyünce) icazetli Halifebabalar tarafından seçimle en çok oyu alan kişi Halifebabalar tarafından atanır. Nitekim bu seçimin sonuncusu 1997 yılında İzmir'de önceki Dedebaba Doç. Dr. Bedri NOYAN'ın vefatı üzerine 40 gün içinde halifebabalar arasında yapılmış ve bu halifebabalardan Haydar Ercan Halifebaba Yeni Dedebaba olarak kayd-ı hayat şartıyla ve imzalı tutanakla açıklandı.

    Bektaşîlik bir Türk tasavvuf yolu olarak Ahmet Yesevî'ye dayanan bir ekoldür. Yesevîliğin Anadolu şubesidir. Bektaşilik olarak zamanla Balkanlara ve dünyaya az da olsa yayılmış bir yoldur. HER ŞEYDEN BİR PARÇADIR. Nasıl ki Adem Alemi temsil ederse, Fatiha Ümmül kitapsa bu yol da bütün dinlerin ve ipek çok inancın BİLEŞKESİDİR.

    eski Türk Töresinden, Kamlık inancından, Asyadan Anadoluya bir inanç, felsefe ve yaşayış biçimidir. Ellerin, bilmeyenin attığı taş gibi değil, âşık gözlerden inen yaş gibidir.İçeri girmeyen bilmez, bilen haber vermez, konuşan susar, susayan kanar... Kur'andır vesselam. Şatafatlı yazı değil, yazının manasıdır yaşanan. Akıllı işi değil, deli işidir... Natık işi değil, veli işidir... Aşk yoluna baş koyan alp-erenler yoludur, içilen kevser provası, bazen boş bazen doludur. Bunu yazan da Allah'ın bir kuludur!

  • Hüseyin Yaltırık
    Hüseyin Yaltırık 20.04.2006 - 10:45

    Bektaşîlik öyle kolay yenilir yutulur bir yol değildir. Tam tersine 'demirden leblebi, ateşten gömlektir ' diye tanımlanmıştır bu yolun ehillerine göre. Bu yolla ilgili yapılan en büyük yanlışlık ilgisi olmayanların atıp tutmaları, kulaktan dolma modası geçmiş bilgileri ısıtıp ısıtıp ortaya koymalarıdır.Meselâ Babagân kolu Bektaşîlikte sırasıyla şu mertebeler (aşamalar) vardır: 1-âşık:(yola ilgi-sevgi duyan talip, istekli (Er-bacı farketmez) 2-muhib: (Yola törenle kabul edilmiş, Bektaşî olmuş) nasip almış kişi (Er-bacı farketmez) 3- Derviş: Muhibler arasından istekli, istidatlı görülerek hizmet makamında törenle aşama verilen kişi 4- Baba: Dervişler arasından liyakatli ve istekli olup erkân yürütebilecek kapasitede olduğuna canların da muvafakat vererek kabul ettikleri, Halifebaba veya Dedebaba tarafından babalık erkânı gösterilen kişi 5- Halifebaba: Sadece Dedebaba tarafından en çok 11 kişi olmak kaydı ile dünyanın her tarafında ihtiyaca göre babalar arasından atanan ve halifebaba erkânı gören kişi 6- Dedebaba:Dünyada aynı zamanda sadece 1 tane olur. Ölünce (Hakk'a yürüyünce) icazetli Halifebabalar tarafından seçimle en çok oyu alan kişi Halifebabalar tarafından atanır. Nitekim bu seçimin sonuncusu 1997 yılında İzmir'de önceki Dedebaba Doç. Dr. Bedri NOYAN'ın vefatı üzerine 40 gün içinde halifebabalar arasında yapılmış ve bu halifebabalardan Haydar Ercan Halifebaba Yeni Dedebaba olarak kayd-ı hayat şartıyla ve imzalı tutanakla açıklandı.

    Bektaşîlik bir Türk tasavvuf yolu olarak Ahmet Yesevî'ye dayanan bir ekoldür. Yesevîliğin Anadolu şubesidir. Bektaşilik olarak zamanla Balkanlara ve dünyaya az da olsa yayılmış bir yoldur. HER ŞEYDEN BİR PARÇADIR. Nasıl ki Adem Alemi temsil ederse, Fatiha Ümmül kitapsa bu yol da bütün dinlerin ve ipek çok inancın BİLEŞKESİDİR.

    eski Türk Töresinden, Kamlık inancından, Asyadan Anadoluya bir inanç, felsefe ve yaşayış biçimidir. Ellerin, bilmeyenin attığı taş gibi değil, âşık gözlerden inen yaş gibidir.İçeri girmeyen bilmez, bilen haber vermez, konuşan susar, susayan kanar... Kur'andır vesselam. Şatafatlı yazı değil, yazının manasıdır yaşanan. Akıllı işi değil, deli işidir... Natık işi değil, veli işidir... Aşk yoluna baş koyan alp-erenler yoludur, içilen kevser provası, bazen boş bazen doludur. Bunu yazan da Allah'ın bir kuludur!

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 28.11.2005 - 08:24

    Tasavvufa göre şarap, mey, meyci, meyhane farklı anlam taşımaktadır.

    Mesela, Tayyip geçen gün berduşlarına kokain partisi verdi derken anlatılmak istenen dünyasından vazgeçmiş tanrıyla buluşmak isteyen aşk sarhoşlarına(berduş) yolun güzelliklerinden bahseden konuşma (kokain partisi) yapmış demektir. Ne gereği var şimdi aleni tarikat toplantısı yapıldı demenin şimdi değil mi yani?

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.07.2005 - 19:11

    Haci Bektas Velî tarafindan kuruldugu kabul edilen tarikatin adi. Bu tarikatin kurulusu her ne kadar Haci Bektas Velî'ye nisbet ediliyorsa da esas tesekkülü daha sonraki dönemlere rastlar. Bektasî tarikatinin silsilesini Bektasîler su sekilde naklederler: 'Hz. Ali, Hasan-i Basri, Habib el-Acemi, Davud et-Tai, Ma'ruf el-Kerhi, Seyh Sirri es-Sakatî, Cüneyd-i Bagdâdî, Ebû Ali Merâgî, Seyh Ebû Ali Hasan, Seyh Ebu Osman Magribî, Seyh Ebu Kasim Gürganî, Seyh Ebû Hasan Harkânî, Seyh Ebû Farmidî, Fazl Ibn-i Muhammed et-Tusi Hoca Ahmed Yesevî, Hoca Yusuf Hemedâni, Seyh Lokmanü'l-Horasanî, Pir-i Tarikat Es-Seyyid Muhammed Bektas-i Velî Ibn-i Ibrahimü's-Sânî.'

    Haci Bektas-i Velî'nin neseplerini de söyle gösterirler: Imam Ali, Imam Hüseyin, Imam Zeynelâbidin, Imam Muhammed Bakir, Imam Musa el-Kâzim, Imam Ali Riza, Imam Muhammed Nakî, Imam Hasan el-Askerî, Imam Muhammed Mehdî, Seyyid Ibrahimü'l-Mükrimü'l-Hicap, Seyyid Hasan, Ibni Seyyid Ibrahim, Seyyid Muhammedü's-Sânî, Seyyid Mehdi, Ibni Seyyid Muhammedü's-Sani, Seyyid Ibrahim, Ibn Seyyid Hasan, Seyyid Muhammed, Ibn Ibrahim, Ibn Seyyid, Elhak Ibn Seyyid Muhammed, Seyyid Musa Ibn Seyid Ishak, Seyyid Ibrahimü's Sani, Ibn Seyyid Musa, Seyyid Muhammed es-Sehir Haci Bektasî Velî, Ibn Seyyid Ibrahimü's-Sânî.

    Haci Bektasî Velî'nin annesi Seyh Ahmed Nisâbûri'nin kizi Hâtem Hatun'dur. Bektas-i Velî hicrî 645 yilinda Nisâbur'da dogdu. 680'de Ahmed Yesevî'nin tavsiyesiyle Anadolu'ya geçti. Kirsehir yakininda 'Karabük'e yerlesti, 738 de vefat etti.

    Bektasîlik, Anadolu'nun ortasinda issiz bir köyde dogmustur. Âlimlerden uzak kaldigi gibi sehirlilerden çok köylüler ve yörükler arasinda yayildi. Hatta çogu kez göze bile çarpmadi. Ancak tamamiyla kurulduktan ve dal budak saldiktan sonra anlasildi. Bektasilik her tarikat gibi batinîdir. Bâtina ait birtakim tasavvufî esrar ile içli dislidir. Fakat bâtinilik meselelerinde öbür tarikatlardan ayrilir. Mâlum olan 'Bâtinî'lere yaklasir. Bektâsîler her seylerini gizli tutarlar. Her türlü teskilatlari saklidir. Birtakim isaretler ve remizler kullanirlar. Buna binâen tarihte meshur olan 'Bâtinî'lerle alâkalari vardir. Tarikatlarin birçoklarinda bulunan 'seyr-i sülûk' Bektasilik'te yoktur. Muayyen 'evrad ve ezkâr' bile mevcut degildir. Ancak 'inâbe' ve 'ikrar' ile 'âyin-i Cem' vardir.

    Bektasîlik'te Ehl-i Beyt'e fazla sevgi gösterilir. Bu muhabbet ifrata kadar varir. Hatta Bektasiligi mezhep itibariyla 'Ca'feri'; irfan ve felsefe itibariyla 'Hurûfi' diye tanimlayanlar vardir. Gerçekten Anadolu Bektasîleri (Alevîler) Ca'feri mezhebinde olduklarini açiktan açiga söylerler. Mezhepte Ca'feri, tarikatte Bektasî ve Alevî bulunduklarini itiraf ederler.

    Bektasîler, Ca'ferî fikhini kabul ettikleri gibi Imamiyye mezhebini de kabul etmislerdir. Oniki imami takdis ederler. Hz. Ebû Bekr, Osman, Ömer ile Hz. Âise'yi pek sevmezler. Bektâsîlik'te az çok tasavvuf, büyük miktarda Hurûfilik, Ahilik, Bâbailik,* Bâtinilik, Hulûl* ve Tenâsuh*, Ca'ferilik, Siî'lik, Imami'lik, Sâmani'lik, Lama'lik hatta teslis gibi eski ve yeni bir çok unsurlar vardir. Onun için içinden çikilmaz bir sekil almistir.

    Yeniçeri Ocagi'nin kurulusunda Haci Bektas Velî dua etmis, bu nedenle Yeniçeriler onu pir olarak tanimislardir. Yeniçeri Ocagi'na 'Haci Bektas Ocagi' denmesi bundan dolayidir. Bu tarikatin Türkler arasinda tutunmasinin, yayginlik kazanmasinin sebeplerinden birisi Yeniçerilerle ilgisinin bulunmasidir. Çesitli gruplari ve cereyanlari bünyesinde barindirmasi, toleransi, tarikat mensuplarinin halkla içli disli olmasi; özellikle Bektasî edebiyatini olusturan eserlerin Türkçe ile ve halkin rahatlikla anlayacagi bir üslupla yazilmasi, Bektasîligin yayginlik kazanmasini saglayan baslica hususlardir.

    Bektasîlik Anadolu sinirlari içinde kalmamis; Bulgaristan, Romanya, Sirbistan, Misir, Arnavutluk ve Macaristan'a kadar yayilmistir.

    Sünnî bir yapiya oturan Osmanli devletinde, Siî-Bâtinî unsurlarin karistigi Bektasîlik, ayni tempo ile yürüyemedi. Yeniçeri Ocagi'nin etkisi azalinca, hatta Sultan II. Mahmud'un Yeniçeri Ocagi'ni ilgasiyla Bektasîlik de ilga edildi. Ancak Sultan Abdülaziz zamaninda yeniden canlandi, gelisimini sürdürmeye basladi. 30 Kasim 1925'te tekkelerin kapatilmasiyla Bektasîlik resmen son buldu.

    Bektasîlik baslica iki kola ayrilmaktadir. Bunlardan birincisi Haci Bektas Veli'nin evli oldugunu kabul eden Çelebiler koludur. Bunlar, kendilerini Haci Bektas Veli'nin neslinden sayarlar. Bu nedenle bunlara 'bel oglu' adi verilir. Bu kol Anadolu'da yayginlik kazanmistir. Ikinci kol mensuplarina Babagân kolu denilir. Bunlar tarikat yoluyla Haci Bektas Veli'ye bagli olduklari için 'yol oglu' adiyla anilirlar. Bu kola mensup olanlar Haci Bektas Velî'nin bekâr oldugunu kabul ederler. Bu anlayis Istanbul, Rumeli ve Avrupa'nin çesitli ülkelerinde yayginlik kazanmistir. Zaman zaman bu iki grup birbirlerine karsi düsmanca tavir takinmislardir.

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.07.2005 - 19:10

    Bektasîlige girecek olan kisi belirli bir müddet denenir. Sonra 'ikrar âyini' denilen bir törenle tarikata girer.

    Bektasîlik'te müridler bes dereceye ayrilir: 1-Muhiblik, 2-Dervislik, 3-Babalik, 4-Mücerredlik, 5-Halifelik.

    Muhib'in iki Bektasî'nin kefâletiyle tarîkata intisabi kabul edilir. Buna 'el almak' veya 'nasib almak' da denilir. Dervisligi isteyen erkek muhib tekkeye alinir. Hizmetleriyle bunu isbata çatisirsa dervislige kabul edilir ve dervislik taci giydirilir. Üçüncü derece babaliktir. Babalik dervise halife tarafindan verilen bir mertebedir. Yetenegini ispat eden dervise bizzat halife tarafindan bu pâye verilir. Halîfenin icâzetiyle bundan sonra muhib ve dervis yetistirebilir. Babalarin Hz. Peygamber soyundan geldiklerini kabul edenler yesil sarik sararlar.

    Dördüncü derece mücerredliktir. Bu dereceye yükselmek için evlenmemis olmak gerekmektedir. Mücerredlige seçilen aday dervislerden ve babalar arasindan seçilir. Bu derece halifeye en yakin olanidir. Belirli bir merâsim yapilir. Adayin sag kulagi delinir; Mengûs adi verilen bir küpe takilir. Bunlar kendilerini tarikata adadiklari için evlenemezler, çocuk sahibi olamazlar.

    Bektasî babasi halifelik makamlarindan birine müracaat eder. Eger halifelige gerek varsa ve müracaati da kabul edilirse ona halifelik icazeti verilir. Bunun disinda bir baba, üç mücerredin imzasiyla da halifelik makamini elde edebilir. Bektasîlik dört temel üzerine oturur. Bu dört temele dört kapi denir. Serîat kapisinin mensuplari Serîata ve Ehl-i Beyt'in yoluna uymak zorundadir. Tarikata giren 'yol oglanlari' da bu yolun gereklerine uymaga mecburdur. Hakikat kapisinin mensubu, evrenin sirrini ögrenecek, marifet kapisinin mensubu da nefsini mâsivâdan temizleyecektir.

    Bektasîlikte ana ilke Hz. Muhammed (s.a.s.) 'in soyunu ve oniki imami sevmek ve Ehl-i Beyt düsmanlarindan uzak olmaktir.

    Bektasî tarikatinin kendine özgü gelenekleri vardir: Biyiklarini ve sakallarini uzatirlar. Karsilastiklari zaman sag ellerini kalplerinin üstüne koyarlar. Birbirinin ellerini öperler. Baslarina oniki dilimli taç giyerler. Gögüslerine 'teslim tasi' adini verdikleri oniki dilimli bir taç takarlar. Hirka giyerler, kemer kusanirlar.. Birbirlerine ömür boyu yardimci olmak amaciyla:'yol kardesi' adini verdikleri bir arkadas edinirler. Evfi Bektasîler bosanmazlar. Nasib kapanmasin diye kasigi sofra üzerine yüzüstü birakmazlar. Kapinin esigine basmazlar. Hulûl, tenâsuh ve hattâ teslis anlayisi, inanç olarak Bektasîlige hakim olmustur.

    Bektasîlik alevîlikle iç içe girmis bu nedenle özellikleri bozulmustur. Bazi âdetler degisiklige ugramistir- Çelebiler ile Babagân arasindaki mücadeleden sonra evlenmemek âdet haline getirilmeye çalisilmistir. Daha önceleri serbet içilirken, sonralari bunun yerini sarap ve içki içme âdeti almistir. Allah'in yasakladigi bazi haramlar mübah sayilmaya baslanmistir. Namaz kaldirilmis, yerine niyaz ikame edilmistir.

    Bektasî tekkeleri genellikle dag eteklerinde, issiz, sakin yerlerde kurulmustur.

    Bektasî edebiyati halk siirinden yararlanmis, genellikte halk siirindeki vezin, kafiye vb. özelliklere sadik kalinmistir.

    Bektasî tekkelerinde ve dergahlarinda icra edilen musîki genelde halk musîkisine çok yakindir. Bektasîlik zengin bir tekke musîkisine sahiptir

  • Elif Cevahir
    Elif Cevahir 07.05.2005 - 14:03

    Tüm vakitleriniz ask olsun ah bu cümle ah! !