Kültür Sanat Edebiyat Şiir

ali şeriati sizce ne demek, ali şeriati size neyi çağrıştırıyor?

ali şeriati terimi Erhan Aydemir tarafından tarihinde eklendi

  • Ebrar Hasene
    Ebrar Hasene

    YALNIZLIK SÖZLERİ


    O 'en büyük leke'ye takılıp kalmadım, dünyaya
    bulaşmadım. Öğretmenliği ve sessizliği seçtim, hale
    bakıp sözlere aldırmadım diye, ALLAH'a hamdediyorum;
    içim içime sığmıyor. Onlar altın topladılar, ben
    hazine buldum. Onlar saraylar inşa edip bir kaç koltuk
    elde ettiler, ben tapınak inşa ettim ve iyilik
    tanrısının sonsuz iklimlerinde, saltanat tahtına
    kuruldum. Onlar bağ bahçe aldılar, ben ise mucizelerin
    yeşil ülkesine sahibim. Onlar masa başlarında
    gururlandılar, ben aşk tapınağının minaresinde,
    gururumu ayaklar altına aldım. Onlar Kayser'in
    köleleri oldular, ben ise 'Hekim'in sahabesi oldum.
    Onlar yoldan saptılar, el ve avuçlarını doldurdular,
    ben ise kaldım ve elim avucum boş bir halde, inzivayı
    tercih ettim.
    Onlar adlarını ekmeğe sattılar, ben adımı suya verdim.
    Hızır'dan daha çabuk, İskender'den daha önce hedefe
    ulaştım. Onlar lezzet ve zevk aldılar, ben ise gam ve
    keder.. Onlar
    altın ve gümüş sergilediler, ben Mevlana gibi, Şems'te
    açtım ve Şems'te yandım. Gönül sofrasını açtım, dert
    sergisini yaydım. Kandan şarap içtim. Onlar para
    babası oldular, ben dert babası. Onlar yaşamaya
    bağlandılar, ben yaşama. Onlar bakanlık elde ettiler,
    ben saltanat. Onları yalanla övüyorlarsa, birileri
    beni gerçek manada kutsuyoorlar. Onları, içlerinden
    düşman, beni ise kalben dost biliyorlar. Onlara
    işlerini rapor ederlerken, bana hallerini rapor
    ediyorlar. Onlar özgürlüğe ihanet ettiler, ben
    özgürlüğe vefalı kaldım. Onlar gece alemlerinde kötü
    kadınlarla dans ederken, ben tertemiz uzletimde,
    sufilerin temiz güllerini kokluyorum. Onlar
    elbiselerine sığmayacak kadar şişmanlarken, ben içim
    içime sığmayacak kadar aşık oldum. Onların memurları,
    benim dertlilerim var. Onlar hasta ve zayıf
    develerini, zorla, saray kapılarında kurban ederken,
    ben İsmail'imi, şevkle Ka'be yolunda boğazladım.
    Onların içen ve gülenleri varsa, benim de yanan ve
    ağlayanlarım var. Onlar, kalabalıkta birbirlerine
    yabancıyken, biz yalnızlıkta birbirimizi tanıyoruz.
    Onların altını varsa, benim de aşkım var. Onların evi
    varsa, benim de mihrabım var.
    Onlar yükselirken, ben Mi'rac'a çıkıyorum. Onlar
    yeryüzünde sürünürken, ben göklerde uçuyorum. Onlar
    biterken, ben daha yeni başladım. Onlar yaşlanırken,
    ben gençleşiyorum. Onlar vekil oldular, ben ise
    ma'bud. Onlar reis olmuşlarsa, ben de rehber oldum.
    Onların kapıkulları ve fedakar uşakları varsa, benim
    de soylu bir önderim var. Onlar Nuşirevan'ın adalet
    zincirini boyunlarına vurdular ve ahırları bayındır
    kıldılar, ben ise sarayları terkettim. Buda oldum,
    zincirleri kırdım, özgür oldum. Sanatçı oldum,
    üretici- oldum; nübüvvet ve risalet buldum,
    ebedileştim. Alem gazetesinde bekamı sağladım. Onlara,
    bir grup insan dalkavukluk ediyorsa, bu onları mesleği
    olduğu içindir. Bunların yerine başkaları geçse, onlar
    da dalkavukluk eder, yağcılık yapar; ama içlerinden
    nefret duyarlar. Beni ise, dünyaya asla teveccüh
    etmeyen bir kalp över. O, dünyayı bir çöplük olarak
    görür. Bu kalpte güzellikten, imandan ve sevgiden
    başka bir şey yoktur. Dünyadan hiç bir beklentisi
    yoktur. 'Ben nerede onlar nerede, zarar ettim' diye
    yakınır.

    Ali Şeriati

  • Ali Çelik
    Ali Çelik

    valla bana mısır asıllı olan şii bir din adamını hatırlatıyor arastırmacı yazar.öle diyorlar yani :)))

  • Bay Grey
    Bay Grey

    'İnsanın Dört Zindanı' diyorum başkada bişi demiyorum...

  • Renas
    Renas

    ideallerin yenilgisi

  • Mehmet Ali Taş
    Mehmet Ali Taş

    benim hayatımda tanıdıgım en iyi edebiyatçı sanatğı fikir adamı sosyolog.....

  • Mehmet Demirci
    Mehmet Demirci

    Dr. Ali Şeriati

    Ş.1312 yılında dindar, takvalı ve çalışkan bir ailenin bir çocuğu oldu. Babası Muhammed Taki Ehlibeyte olan sevgisinden dolayı çocuğuna Ali adını verdi. Ali ilkokulu bitirdikten sonra, Firdevsi lisesine girdi ve daha sonra öğretmen lisesinden mezun oldu. Ali'yi yakından tanıyan herkes, onun 19 yaşındayken diğer yaşıtlarına nazaran çok farklı olduğunu itiraf ederler. Bilgisi sadece klasik bilgilerle sınırlı değildi. Gerçek ilmi, dindar babasının yanında elde ediyordu ve elde ettikleri klasik bilgilerden çok farklıydı.

    Öğretmen lisesini bitirdikten sonra, öğretmenliğe başlayan Ali bu işi severek yapıyordu ve tüm gücüyle buna devam etmek istiyordu. 1334 yılında, Meied üniversitesi edebiyat ve sosyal bilimler fakültesini kazandı ve Fars dili edebiyatına başladı. 1335 yılı onun yaşamında bambaşka bir anlam taşıyor. Çünkü Ali, sınıf arkadaşı olan Puran Rezavi adlı bir kızla evlendi ve o tarihten itibaren onun yaşamı yeni bir boyut kazandı. Şeriati öğrenim gördüğü yıllar süresince, özel bir ilgiyle tüm sahalarda araştırmaya başladı. Bunun sonucu Ebuzer Gıfari ve Aleksiskarl'ın dua kitabını tercüme etmesiydi. Ayrıca birçok makale yayınladı.

    Batıya yolculuk

    Şeriati 1337 yılında, Fars dili ve edebiyatını birincilikle bitirdikden sonra, Fransa'ya gönderildi. Bu onun için iyi bir fırsat oldu. Çünkü, milli ve islami kültürünü iyi bilen, deneyimli bir insan gibi batı, batı kültürüne eleştri gözüyle bakabilen bir insan olarak, bilmediği şeyleri öğrenmeye başladı. O, bu yolculukta, sahip olduğu sosyoloji, tarih ilminin kaynakları ve islami kültür ve tarihi ile ilgili temel bilgilerini zenginleştirdi. Şeriati batıda olduğu sürece çok iyi hocaların yanında bir çok şeyler öğrendi ve bilgilerini olabildiğince artırdı ve düiüncesini yüceltdi.

    Vatana dönüş

    Şeriati İran'a döner dönmez, tutuklanarak hapse konuldu ve bir kaç ay sonra doğduğu yere yani Meşed'e gitti. Burada onu bekleyen birçok dostları ve hemfikirleri vardı. Dr. Şeriati kısa süre sonra, Meşed üniversitesinde hoca olarak istihdam edildi ve öğrenciler arasında benzeri görülmeyen bir sevinç yarattı.

    Huseyniye'yi irşad yılları

    Ş. 1348 Dr. Şeriati'nin hayatında çok önemli bir tarihtir. Ayrıca, İran'ın son yıllardaki hadiseleri açısındanda önem arzetmektedir. Çünkü islami kültür merkezi olarak Huseyniye'yi İrşad bu sene gençlere ve tüm halka açıldı. Yıllarca sessiz bir şekilde devam eden toplum, bu kültür ve ilim merkezine akın etmeğe başladı. Dr. Ali Şeriati bütün gücüyle burada hergün saatlerce bilimsel ve fikri konuları enine boyuna gençlerle tartışıyodu. O meraklı ve ileriye dönük bir bakış açısıyla ülkesi ve dünya tarihini inceliyordu. Şslamın ünlü şahsiyetlerini halka tanıtıyordu ve anlatırken ülkesinde yönetimi zaafları ve olması gerekenleri çok ince bir şekilde anlatmaya çalışıyordu. Şeriati büyük bir cesaretle halkı, özellikle genç nesli vatanında olan biten olaylardan haberdar ederek onları aydınlatmaya çalışıyordu. O toplumdaki kimlik arayışına dikkat çekerek, tekrar islam kültürüne geri dönüşün yollarını anlatıyorduç.

    Sessizlik ve hapis yılları

    Yorgunluk, gece, gündüz demeden, okumaya, yazmaya ve anlatmaya devam eden Şeriati, yazdıkları ve anlattıklarıyla, halkın sevgisini kazanarak ilgi toplarken, bir yandanda din düşmanlarının kalbine korku saçıyordu. Bu nedenle bir süre sonra, istenmeyen unsur olarak nitelenerek Meşed üniversitesinden atıldı ve Huseyniyeyi İrşad'daki araştırma ve tartışmaları engellendi. Kısa süre sonrada Hüseyniye tatil edilerek halkın ümitleri tamamen boşa çıkarıldı. Halktan ayrı kalmayı hiç i.ine sindiremeyen Drç Şeriati bütün bu zor şartlara dayandı ancak din ve vatan hainleri onu bu şekilde de rahat bırakmadı ve 1353 yılında tutuklanarak 18 tek kişilik bir hücrede hapsedildi. Hapisten çıktıktan sonra, 1356 yılında, İran'ı terkederek Avrupa'ya gitti.

    Hayatının geride kalanını Avrupa'da ailesiyle birlikte araştırma ve kitap yazmayı planlayan Dr. Şeriati kendisinden bir ay sonra Londra'ya gelmesi gereken ailesini almak için dostlarıyla birlikte Londra havaalanına gitti. Arkadaşlarının anlattığına göre o gün çok sevinçliydi ve devamlı bir tebessüm vardı yüzünde. Uçağın geldiği anons edilince onun heyecanı


    daha da artdı. Herkes dört gözle bekliyordu, beklentiler bitti ve kısa süre sonra Şeriati'nin 13 ve 14 yaşındaki iki kızı salonda görüldü, gözleri, eşi ve küçük oğlunu aradı ancak onlardan bir haber yoktu. Rejim eşini ve oğlunu rehin almıştı, belki bu vesileyle onun geri dönmesini sağlar.

    O, kızlarının yanaklarını öperken hala ponların yanaklarındaki göz yaşlarının rutubeti hissetti ve sonunda 29 Hordad 1356 yılında yani Londra'ya gelişinden iki ay sonra, asrarengiz bir şekilde vefat etti ve ilimin ta zirvesine ulaştığı ve vatanına hizmet vereceği bir dönemde sevenlerine veda etti. O söndü ancak fikirleri ve öğretileri hiçbir zaman sönmeyecek.

    http://www.irankulturevi.com/turkce/simalar/sharaiati.htm

  • Aysel Tabak
    Aysel Tabak

    henuz yenı okumaya basladım.fakat ıslamı hurafelerden uzak bılımsel ve gercekcı yorumlaması, onu ve yazılarını arastırmaya ıttı.ıslam dunyasının bu gun ıcınde bulundugu durumu geregı gıbı yorumlayan ve cozum arayn ınsanlara ıhtıyacımız var ve serıatı yol gosterenlerden bırı dıye dusunuyorum.
    kapsamlı bılgı edındıgımde daha genıs yazmayı umuyorum.

  • Seyid Köse
    Seyid Köse

    onlar zayıf ve güçsüz develerini saray önlerinde kurban ederken ben ismail'imi şevkle kabe yolunda boğazladım.diyen ve hayatını buna şahit kılmış biri.

  • Muhammed Yıldız
    Muhammed Yıldız

    bu bölüme bir kaç defa ali şeriati ve yazınlarıyla ilgili birşeyler karalamak istemiştim yorulduğumu duyumdadığım için erteliyordum. şimdi de yorulmaktayım.

  • Ramazan Tekin
    Ramazan Tekin

    Ali Şeriati,bilinç demek uyanış demek ruh demek kıyam demek devrim demektir

  • Fatih Sevim
    Fatih Sevim

    dört büyük sahabeden üçüne göstermesi gereken saygıyı göstermeyen bir şii....

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun

    önce 'medeniyet ve modernizm' ile tanıdım..
    ardından 'yalnızlık sözleri' 'nde kendimden izler buldum...

  • Orhan Kara
    Orhan Kara

    ali şeriati iran islam dewirimi öncesinde yaşamış yazıları ve koferansları sayesinde dewirime katkıda bulunmuş bir sosyolog tur.

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş

    Anlatılanlara göre Muhammed'ten sonra lam cim mim gibi sure başı şifreleri çözen cennetle müjdelenmiş tek insanmış.. O yüzden günah olan herşeyin aslında günah olmadığını keşfedip söyleyince, kolaycı müslümanlar Alevi olmuş...
    Ben anlatılanların yalancısıyım..

  • Halime Kara
    Halime Kara

    Anne baba biz suçluyuz!
    bu kitabı belki 15 kere okumasaydım hayatım bu denli farklı olmazdı..!
    ALLAH senden razı olsun ali şeriati..sen ve senin gibi örnek şahsiyetler hep varolsun..!

  • Sebile Su
    Sebile Su

    benim için, dini eğitim için mutlaka okunup örnek alınması gereken biri demektir.islamda özellikel gençlerimizin sorularını cevaplayacak nitelikte kitapları bulunan sosyolog ve tarih bilimcisidir.sevgilerimle sebile...

  • İdris
    İdris

    20.yy da erken yaşta söndürüen doğu nun, yani mazlumların zalimler karşısında ki güneşiydi.

  • Mesut Turun
    Mesut Turun

    islam devrimini mücadeleyi
    mazlumun yardımcısı

  • Mehmet Aydın
    Mehmet Aydın

    ali şeriati benden sorun onu eşi puran bile benim kadar anlamamıştır.biz hep üç kişiyiz her an birlikteyiz ayrılmadık hiç ben,ali ve ebuzer ama ne diyeyim şimdi nasıl anlatayım onu iki kelimeyle onun içindeki volkanları nasıl dökeyim şimdi kelimelere dilli tutulur kelimelerin anlatmakta figanımızı bize susmak yakışır en iyisi susmak anlatmamak onu

  • Aygün Yarımbıyık
    Aygün Yarımbıyık

    Gerçek anlamda bir İslam düşünürü. Mükemmel tesbitleri ve düşünceleri var. Ama aşırı Şii görüşleri beni rahatsız ediyor. Örneğin, Hz.Ömer için 'gasıp halife' yakıştırması son derece çirkin! ...Yine de severek okuduğum ve kendisinden çok şey öğrendiğim büyük bir insan.

  • Abdurrahim Uslu
    Abdurrahim Uslu

    beni karanlıktan aydınlığa çıkaran adam

  • Osman Ergün
    Osman Ergün

    İranlı bir filozofu,
    İranlı bir Sosyolog'u
    Devrimci bir Müslümanı
    İran İslam Devrimi'nin temellerini atan adamı,
    ve Çağımızın şahit olduğu, tanıdığı, en verimli Şehit'i

  • Ahmet Sevinç
    Ahmet Sevinç

    Burada bu demek şu demek veya bu demeik değil gibi cümleler kurmak istemiyorum sadece hayatımda eksiklikler vardı o bana bu eksikliklerimi tamamlamak için yardımcı olan bir kardeşimdir allah ondan razı olsun

  • Metin Tandoğan
    Metin Tandoğan

    Metin tandoğan
    Muhammed (S.A.V) ......

    Medine

    Vahyin inşa ettiği şehir
    Eflatun’ un düşlediği
    Adem’in baba Havva’nın anne bilindiği
    Her canın Nebi’ye feda edildiği şehir.

    Uhut

    Kılıçların kınlarından çekilip
    Ete değdiği
    Kanın zemine ağır geldiği
    Cihadın nefislere
    Emanetin insana yöneldiği
    Yükü ağır mı ağır
    Bir dağdır

    Habil

    Sınıfsal düzen-ferdi mülkiyet
    Alın teri-üretim/sermaye emek
    Düşerken toprağa ölümle birlikte Habil
    Başladı insanın insan olma süreci


    Ali

    Kıyam neslinin beşiğini salladı
    Susuz Kerbela Çölü’nde yeşerdi fidanları
    Yüreği yanan tüm anneler onu tanıdı










    Müddesir

    Örtülerden sıyrılma zamanı ey Nebi
    ... Kum fe enzir ve rabbeke fe kebbir...
    Elbisesi temiz şirke uzak kul
    Resul
    Ummi resul
    Emret ki açılsın perdeler tek tek
    Güneşin ziyası boğsun karanlığı
    Her akıl tartsın kefesinde mesajı
    Bu yükün altında ne canlar ezilecek
    Canlara karşılık ne rütbe ne pul
    İlla Muhammed
    İlla Muhammed


    Muaz

    Git ve anlat
    Vahyin öğretmenisin,
    Çölün yaşam saklı bahçelerinde
    ve dağ ve taş ve kum
    Devenin ayak bastığınca çöl
    Can bulacak kelimelerinle
    Vahyin öğretmeni Muaz


    Ebu Zer

    Bir duruş ki baştan sona elif
    Rebeze Çölü’nde yalnız gömülene dek
    Her kavgada tekti
    Kimsesiz ve kimliksizdi
    Muhammed ona yeterdi


    Dua

    Gelin canlar selam ile
    Edep ile hü diyelim
    Her niyazda gül derelim
    Muhammed’e
    Muhammed’e (s)

  • Fatime Bindak
    Fatime Bindak

    Yaratılış geceden bir okyanusa boğulmuştu.Gece dünyaya öylesine sinmişti ki görsen bir daha kalkmayacak dersin,görsen ilksizlikten beri buraya sinmiş,kasinlikle ne bir dün olmuş nede bir yarın olacak dersin.Ben de suskun dağların gecelerinde,uyuya kalmış çöllerde,umutsuzluk örenlerinde,yaslı mezarlıklarda,pislik içinde kalmış kirli kentlerde,acı çekercesine korku içinde,amaçsızca her yerden geçip dolanan br karartıymışçasına yaşıyordum.....(Kevir)

  • Jeyhun Israiloglu
    Jeyhun Israiloglu

    Ben Islamı, yaşamı, hayatı Şeriatini tanıdıqdan sonra anladım. Seriati indiki dovrumuzde azadliq ugrunda çalişan bütün haraketleri ruhlandıran böyük bir öyretmendir.

  • Mustafa Adil
    Mustafa Adil

    Ebu Zerr kitabının sonlarına doğru yüreğim dayanmamıştı yarım bırakmıştım.....Ebu Zerr.....Hacc kitabı ve Yalnızlık sözlerinde hüzün ve arzu içerime dolmuş ve yaşadığım eksen den ötürü şükranlarımı sunmuştum ilah a.....

    Ali Şeriati öyle yahut böyle çağımızın önde gelen hatiplerinden bir mana, bir önderdir.....

  • F
    F

    YALNIZLIK SÖZLERİ nden...

    O 'en büyük leke'ye takılıp kalmadım, dünyaya
    bulaşmadım. Öğretmenliği ve sessizliği seçtim, hale
    bakıp sözlere aldırmadım diye, Allah'a hamdediyorum;
    içim içime sığmıyor. Onlar altın topladılar, ben
    hazine buldum. Onlar saraylar inşa edip bir kaç koltuk
    elde ettiler, ben tapınak inşa ettim ve iyilik
    tanrısının sonsuz iklimlerinde, saltanat tahtına
    kuruldum. Onlar bağ bahçe aldılar, ben ise mucizelerin
    yeşil ülkesine sahibim. Onlar masa başlarında
    gururlandılar, ben aşk tapınağının minaresinde,
    gururumu ayaklar altına aldım. Onlar Kayser'in
    köleleri oldular, ben ise 'Hekim'in sahabesi oldum.
    Onlar yoldan saptılar, el ve avuçlarını doldurdular,
    ben ise kaldım ve elim avucum boş bir halde, inzivayı
    tercih ettim.
    Onlar adlarını ekmeğe sattılar, ben adımı suya verdim.
    Hızır'dan daha çabuk, İskender'den daha önce hedefe
    ulaştım. Onlar lezzet ve zevk aldılar, ben ise gam ve
    keder. Onlar paraperest oldular, ben putperest. Onlar
    altın ve gümüş sergilediler, ben Mevlana gibi, Şems'te
    açtım ve Şems'te yandım. Gönül sofrasını açtım, dert
    sergisini yaydım. Kandan şarap içtim. Onlar para
    babası oldular, ben dert babası. Onlar yaşamaya
    bağlandılar, ben yaşama. Onlar bakanlık elde ettiler,
    ben saltanat. Onları yalanla övüyorlarsa, birileri
    beni gerçek manada kutsuyoorlar. Onları, içlerinden
    düşman, beni ise kalben dost biliyorlar. Onlara
    işlerini rapor ederlerken, bana hallerini rapor
    ediyorlar. Onlar özgürlüğe ihanet ettiler, ben
    özgürlüğe vefalı kaldım. Onlar gece alemlerinde kötü
    kadınlarla dans ederken, ben tertemiz uzletimde,
    sufilerin temiz güllerini kokluyorum. Onlar
    elbiselerine sığmayacak kadar şişmanlarken, ben içim
    içime sığmayacak kadar aşık oldum. Onların memurları,
    benim dertlilerim var. Onlar hasta ve zayıf
    develerini, zorla, saray kapılarında kurban ederken,
    ben İsmail'imi, şevkle Ka'be yolunda boğazladım.
    Onların içen ve gülenleri varsa, benim de yanan ve
    ağlayanlarım var. Onlar, kalabalıkta birbirlerine
    yabancıyken, biz yalnızlıkta birbirimizi tanıyoruz.
    Onların altını varsa, benim de aşkım var. Onların evi
    varsa, benim de mihrabım var.
    Onlar yükselirken, ben Mi'rac'a çıkıyorum. Onlar
    yeryüzünde sürünürken, ben göklerde uçuyorum. Onlar
    biterken, ben daha yeni başladım. Onlar yaşlanırken,
    ben gençleşiyorum. Onlar vekil oldular, ben ise
    ma'bud. Onlar reis olmuşlarsa, ben de rehber oldum.
    Onların kapıkulları ve fedakar uşakları varsa, benim
    de soylu bir önderim var. Onlar Nuşirevan'ın adalet
    zincirini boyunlarına vurdular ve ahırları bayındır
    kıldılar, ben ise sarayları terkettim. Buda oldum,
    zincirleri kırdım, özgür oldum. Sanatçı oldum,
    üretici-yaratıcı oldum; nübüvvet ve risalet buldum,
    ebedileştim. Alem gazetesinde bekamı sağladım. Onlara,
    bir grup insan dalkavukluk ediyorsa, bu onları mesleği
    olduğu içindir. Bunların yerine başkaları geçse, onlar
    da dalkavukluk eder, yağcılık yapar; ama içlerinden
    nefret duyarlar. Beni ise, dünyaya asla teveccüh
    etmeyen bir kalp över. O, dünyayı bir çöplük olarak
    görür. Bu kalpte güzellikten, imandan ve sevgiden
    başka bir şey yoktur. Dünyadan hiç bir beklentisi
    yoktur. Öyle bir kalp ki, Allah'ı bile ısrarlarımla
    över. 'Ben nerede onlar nerede, zarar ettim' diye
    yakınır.

    Ali Şeriati

  • F
    F

    Türkçe'ye Çevrilen Kitapları

    'Ademin varisi huseyin' turkcesi: … ? istanbul-Akademi yayinlari.

    'Ali siasi safevi siasi' turkcesi: feyzullah artinili istanbul-yonelis yayinlari. 2. Baski: 1990, 269 sayfa.

    'Anne baba biz sucluyuz' turkcesi: kerim guney istanbul-seckin yayinctilik. 1. Baski: 1987 …? Baski: 1993, 138 sayfa.

    'Ask ve tevhid' turkes: ali rehavi istanbul-teblig yayinlari 1. Baski: 1986, 61 sayfa.

    'Aydin' turkcesi: ibrahim agacan istanbul-dunya yayincilik 1. Baski: 1990, 58 sayfa.

    'Aydinlara umut cagrisi (rom suresinden dersler) . Turkcesi: ejder okumus istanbul-inkilab yayinlari 1. Baski: 1990, 93 sayfa.

    'Ayet yorumlari (I) ' turkcesi: sabah kara, ankara-liyam yayincilik 1. Bski: 1990, 190 sayfa.

    'Ayet yorumlari (II) ' turkcei: sabah kara, ankara-kiyam yayincilik.

    'Ayet yorumlari (III) ', turkcesi: sabah kara, ankara-kiyam yayincilik.

    'Bekleyis karsi tepki dini' turkcesi: ramazan karaburcak, ankara-nuans yayinevi 1. Baski: 1991, 73 sayfa.

    'Bilinc ve eseklestirilme' turkecesi: …? Istanbul-endulus yayinlari.

    'Bir onunde sonsuz sayda sifirlar' turkcesi: ramazan karaburcak, ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1991, 47 sayfa.

    'Biz ve ikbal' turkcei: ergin kilictutan, istanbul-bir yayincilik 2. Baski: 1988, 173 sayfa.

    'Cagin musluman kadindan bekledigi' turkcesi …? Ankara-endise yayinlari + istanbul-objektif yayinlari.

    'Dine karsi din' turkcesi' prof. Dr. huseyin hatemi, istanbul-inaret yayinlari 4. Baski: 1993, 95 sayfa.

    'Dinler tarihi (I) ' turkcesi: abdullah sahin, istanbul-yedigeckitaplari 1. Baski: 1988, …? Baski: 1992, 398 sayfa.

    'Dinler tarihi (II) ' turkcesi: abdulhamit uzer, istanbul-yedigecekitaplari + istanbul-seckin yayincilik 1. Baski: 1990, 280 sayfa.

    'Ebuzer-I gifari' turkcesi: …? Istanbul-teblig yayinlari.

    'Fatima fatimadir' turkcesi: ismail babacan istanbul-dunya yayincilik 2. Baski: 1990, 199 sayfa.

    'Hacc', turkcesi: [fatih selim] istanbul - sura yayinlari 7. Bask: 1991; 198 sayfa.

    , 'Her gicret bir inkilaptir:, turkcesi: Hasan elmas, ankara-ihtar yayincilik 1. Baski: 1991, 95 sayfa.

    'Hur dusunce mektebi', turkcesi: ali seyidoglu, ankara birlesim yayin-dagitim 1. Baski: 1989, 111 sayfa.

    'iki sure iki yorum', turkcesi: s. naci karaarslan ankara-endise yayinlari 1. Baski: 1990, 104 sayfa.

    'insan', turkcesi: samil ocal, ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1990, 432 sayfa.

    'insanin dort zindani', turkcesi: prof. dr. huseyin hatemi, istanbul-isaret yayinlari 4. Baski: 1992, 80 sayfa.

    'islam bilim (I) ', turkcesi: faruk alptekin, istanbul-nehir yayinlari 1. Baski: 1992, 577 sayfa.

    'islam bilim', turkcesi: …? , ankara-endise yayinlari.

    'islami anlamak', turkcesi: [orhan oguzhan] ve …? , istanbul-objektif yayinlari, 1. Baski: 1991, 51 sayfa.

    'islam nedir (I) ', turkcesi: ali seyidoglu, istanbul-bir yayincilik 2. Baski: …? , 156 sayfa.

    'islam sosyolojisi uzerine', turkcesi: kamil can istanbul - zafer matbaesi 1. Baski: 1980.

    'islam ve insan', turkcesi: opgan oguzhan sivas-seyran yayinlari 1. Baki: 1986, 47 sayfa.

    'kapitalizm uyaniyor mu', turkcesi: fikret yalcinkaya, istanbul-dunya yayincilik 3. Baski: 1990, 79 sayfa.

    'kendini bilmek', turkcesi: … ankara-endise yayinlari.

    'kendini devrimci yetistirmek', turkcesi: malik ejder istanbulcizgi yayinlari 1. Baski: 1991, 249 sayfa.

    'kendini yetistirmek', turkcesi: guseyin sahin ankara - sahra yayincilik 1. Baski: 1989, 205 sayfa.

    'Kevir', turkcesi: muhammed nayif sayir, ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1992, 384 sayfa.

    'kurana bakis', turkcesi: ali seyidoglu, ankara-fecr yayinevi 3. Baski, 1992, 124 sayfa.

    'kultur ve ideoloji etrafinda konusmalar', turkcesi: orhan bekin, istanbul-bir yayincilik 1. Baski: 1986, 174 sayfa.

    'makaleler', turkcesi: serdar islam istanbul-objektif yayinlari 1. Bask: 1993, 174 sayfa.

    'marksizm ve diger bati dusunceleri', turkcesi: fatih selimistanbul-bir yayincilik 4. Baski: 1988, 149 sayfa.

    'medeniyet tarihi (I) ', turkcesi: ibrahim keskin ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1987, 312 sayfa.

    'medeniyet tarihi (II) ', turkcesi: ibrahim keskin ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1987, 320 sayfa.

    'medniyet ve modernizm', turkcesi: ahmet yuksekoglu istanbul-bir yayincilik 4. Baski: 1985 5. Baski: …? , 211 sayfa.

    'mektuplar', turkecesi: muhammed said isjanbul-sura yayinlari 1. Baski: 1991, 222 sayfa.

    'muhammed I taniyalim (islam nedir-II) ', turkcesi: ali seyidoglu, ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1988, 175 sayfa.

    'muhammed kimdir (islam nedir -II) ', turkcesi: ali seyidoglu ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1988, 343 sayfa.

    'ne yapmali, turkcesi: muhammed hizbullah, istanbul-bir yayincilik 3. Basi: 1990, 183 sayfa.

    'oze donus', turkcesi: kerim guney, istanbul - yedigecekitaplari 2. Baski: 1991, 461 sayfa.

    'papa ve marx olmasaydi', turkcesi: ali iskenders, konyayakin yayinlari 2. Baski: 1983, …?

    'siret', turkcesi: kerim guney, istanbul-yedigecekitaplari 1. Baski: 1991, 198 sayfa.

    'sehadet', turkcesi: kerim guney, istanbul-yedigecekitaplari 1. Baski: 1991, 198 sayfa.

    'sia', turkcesi: …? Ankara-endise yayinlari.

    'toplumbilim uzerine', turkcesi: kenan sokmen, istanbul-bir yayinctlilk 2. Baski: 1988, 128 sayfa.

    'ummet ve imamet', turkcesi: ahmet sait, ankara-fecr yayinevi 1. Baski: 1990, 128 sayfa.

    've cevap veriyorum! ', turkcesi: m. emin cimendag intanbul-yedigecekitaplari 1. Baski: 1991, 191 sayfa.

    'yarinin tarihine bakis', turkcesi: orhan bekin, istanbul-akabe yayinlari 1. Bask: 1988 2. Baski: …? , 98 sayfa.

    'Islam Sosylojisi, Uzerine', Turkcesi, Kamil Can (Zafer Matbaesi Istanbul, 1980) .

    'Medeniyet Ve Modernizm', Turkcesi, Fatih Salim (Islam Inkilabini Dunyaye Teblig Komitesi, Tehran, 1981) .

    'Papa Ve Marx Olmasaydi', Turkcesi, Ali-Sabaheddin Yakin (Terran, 1982)

  • F
    F

    Ünlü düşünür J.P.Sartre şöyle demiştir:

    ' Bir dinim yok, fakat birini seçseydim, bu Şeriatî 'nin ki olurdu '