Kültür Sanat Edebiyat Şiir

kabe sizce ne demek, kabe size neyi çağrıştırıyor?

kabe terimi Yakup Cagdas tarafından 10.05.2003 tarihinde eklendi

  • Bahtinur Cano
    Bahtinur Cano 13.05.2016 - 19:41

    İlk kıblemiz Mescd-i Aksa. Boynu bükük, gönlü kırık şimdi. Mahzun bakışlı,gözleri yaşlı.:(
    İkinci ve son kıblemiz Kabe-yi Muazzama. Sade ve güzel. Seyrine doyum olmayan her daim kalınmak.istenilen yer.
    İnanan ve inanmayanları ayırt eder kıble. Kıble, yöndür de.
    Gönüllerde kabe olsun ve her daim gönüllerde.

  • Gökyüzünün Rengi
    Gökyüzünün Rengi 13.05.2016 - 19:04

    Şu an akşam namazı vakti kalbimiz orada

  • Kontak Yarım
    Kontak Yarım 05.05.2012 - 23:09

    eğer bir kalp kırdın ise
    bu kıldığın namaz değil
    yetmiş iki millet dahil
    elin yüzün yumaz değil

    (asıl kabe, gönül kabesidir,önemli olan oraya ulaşmak)

  • Elif Huuu
    Elif Huuu 09.02.2012 - 20:55

    Dünyanın gözbebeği...

  • Nevfel Denizel
    Nevfel Denizel 17.12.2011 - 13:34

    Bütünü güzel gösteren parçadır. Sadelikteki ihtişamdır. Pozitif enerji merkezidir ki; bir kez gittikten sonra tekrar gitme isteği, ihtiyaca dönüşür.

  • Kadir Yüksel
    Kadir Yüksel 14.10.2011 - 11:38

    beytullah mukaddes ev

  • Merwe Ak
    Merwe Ak 30.03.2010 - 14:42

    ADI BİLE İNSANIN KALBININ TITREMESINE SEBEP OLAN EN BUYUK ASKIN DOGUM YERİ

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 14.04.2009 - 21:21

    Kabe,putperestler dahil bir çok insan tarafından defalarca tamir edilmiştir.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 14.04.2009 - 21:17

    İlk kıble Mescid-i-Aksa'dır.Daha sonra kıblenin yönü Kabe'ye doğru çevrilmiştir.Nuh Tufanı Mezopotamya'da meydana gelmiştir. Mekke ve kabe'yle ilgisi yoktur.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 18.12.2008 - 17:02

    Kabe, Mekke'de yer almaktadır. İlk olarak Adem tarafından yapıldığı daha sonra
    Nuh Tufanı'nda zarar gördüğü için İbrahim ve oğlu İsmail tarafından tekrar onarıldığı bildirilen müslümanların kutsal mekanı.

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 18.12.2008 - 17:00

    Dünyanın merkezi.
    Dünya üzerindeki tüm müminlerin günün her saniyesinde onun yönüne dönerek namz kıldıkları kıbleyi belirleyen yapı.

  • Leyla Gül
    Leyla Gül 03.10.2008 - 18:42

    Siy/âh aşk..


    ..

  • Leyla Gül
    Leyla Gül 27.09.2008 - 12:24

    Kalbimin dudakları siyâhını özledi.

    ..

  • Kara Dut
    Kara Dut 10.09.2008 - 16:33

    gitsemde sürsem yüzümü KABEye......ALLAH tüm müslümanlara gitmeyi nasip etsin

  • **gel Ya Muhammed Dünya Yanıyor sav
    **gel Ya Muhammed Dünya Yanıyor sav 15.03.2008 - 12:46

    gitmek istediğim yer ALLAH nasip ederse
    gidipte orda ölmek varsa giderim ne olursa olsun

  • Lale Gül
    Lale Gül 09.07.2007 - 09:59

    müslümanların en mukaddes ibadethanesi yada yeri

  • Mustafa
    Mustafa 30.06.2007 - 14:43

    Görüntüsü ile cümle kafiri yola getirecek inşalardan biridir...kabe yar değildir yare açılan kapının ilkidir...

  • Ali Öztürk
    Ali Öztürk 23.06.2007 - 23:17

    kabe mekke'de deyil kabe kalptedir

  • Home Of Salsa
    Home Of Salsa 19.03.2007 - 01:56

    Gençken gidin de günah işlemeye yüzünüz olmasın.

  • Ayşe Solunay
    Ayşe Solunay 22.01.2007 - 00:11

    kabe yeryüzünün merkezidir.arş ile kabe arasında nurdan bir bağ vardır.dünya henüz mağma iken ilk soğuyan yerdir

  • Bon Jovi
    Bon Jovi 29.11.2006 - 19:51

    -hem kıble dir hem kabe dir yar banaaaa.....bana bananaaaaa..bana bananaaa ..bir bananaaa...banaaa.....

    cem karaca.....

  • Şener Ak
    Şener Ak 12.10.2006 - 08:49

    Döndüm kabeye

  • Harun İşlek
    Harun İşlek 12.10.2006 - 08:34

    arapların ordan gelecek paralara ihtiyacları yok

  • Oguz Kalan
    Oguz Kalan 22.09.2006 - 01:43

    Kabe yani 'Beytullah' diye bildigimiz kutsal mekan.....
    Dünyada elbise giyen tek Abide,yapit,ev,vs.......
    Hic düsündünüzmü neden örtüsü vardir? ? ? ? ,Allah Kabe'ye bir giysi giydirmistir,manasi bence Yaraticinin insanlara bir isaret ve sinyal yoluyla asli tas olan Beytullah bile örtü giyerken,sizler ey insanlar nasil avret yerlerinizi gösterebilir acik sacik gezebilirsiniz, ibret alin ve kapanin cünkü insan yaratilan varliklarin en sereflisi ve en degerlisidir
    bunun kiymetini bilin.....
    Günümüz Dünyasinda Bas örtüsünü tartisan insanlar hergün Resimine baktiginiz Beytullah'a bir daha bakinda ibret alin! ! ! ! ! ! ! ! ! ,Allah müslümanlari sasirtmasin insallah......
    oguz yener kalan www.yelpazeler.com

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 21.09.2006 - 02:10

    Prof. Dr. OSMAN ÇAKMAK

    Kâbe tarih boyunca garip tecellilere mazhar olmuş bir mekan. Onun kutsallığı ve merkez rolü, ta Hz. Âdem ve öncesine kadar uzanır. Hz. İbrahim tarafından imar edilmiş, Hz. Muhammed'in (a.s.m.) doğum yeri, bütün hak dinlerin kıblesi olması yanında, birçok peygamberle alakası ile şimdiye kadar ona denk, Allah evi denebilecek bir bina görülmemiştir yeryüzünde.

    İnsanların günün yirmi dört saatinde devamlı bağlantı halinde olduğu ve ziyaret ettiği Kâbe'ye denk başka bir yer var mıdır yeryüzünde?

    Manevi hayatımızın merkezinde duran kalp gibi Kâbe de yeryüzünün kalbi olarak mı yaratıldı? İbadetlerde yöneldiğimiz Kâbe'nin manevi esrarından ne kadarına vakıfız?

    Kâbe, Eski Dünya'nın (Avrupa, Asya ve Afrika) merkezinde bir konumda yer alıyor ve bu üç kıtaya hemen hemen aynı uzaklıkta bulunuyor. Ama siz en iyisi elinize bir Dünya haritası alıp, Kuzey Amerika'dan Avustralya'ya, Kuzeydoğu Asya'dan Güney Amerika'ya doğru birer çizgi çekiniz ve bu çizgilerin kesiştiği yere bakınız. Kâbe'nin Dünya karalarının merkezinde kalan bir konumda yer aldığını görürsünüz.



    Kâbe Dünya'nın merkezinde

    Coğrafyacılar, yeryüzünün herhangi bir noktasını kolaylıkla bulabilmek ve en pratik yoldan, en doğru biçimde gösterebilmek için, Dünya'yı enlem ve boylam adı verilen çizgilerle, sembolik olarak küçük karelere bölmüşlerdir. Ancak, bu çizgilerin başlangıç noktaları, bilimsel bir temele değil, farazî bir kabule dayanır. İngiltere'de Greenwich'ten geçtiği kabul edilen boylam çizgisi 0 (sıfır) kabul edilir. Yuvarlak olduğu iddia edilen Dünya'mızın, aslında kutuplarının basık ve ortasının şişkin olduğu bir gerçektir. Bu şişkin bölgenin, tam ortasından geçen en büyük enleme ise, '0' enlemi denmektedir. Bu enlem, bilinen adıyla Ekvator'dur. Ekvator'un da nispi olarak, Dünya'yı tam ortadan ikiye ayırdığı kabul edilir.

    Kutup noktaları, Ekvator'un oluşturduğu dairenin tam merkezinden geçen bir eksenin iki uç noktasıdır. Ancak bunlar gerçek kutuplar değildir; coğrafi kutuplardır. Gerçek kutuplar ise manyetik özellikleri ile dikkat çeken, mıknatıs ibrelerinin yöneldiği esrarlı özellikleri ile dikkat çeken manyetik kuzey ve güney kutuplarıdır. Kuzey kutbu, coğrafi kutbun yaklaşık 1290 km güneyinde kalır. Bu da Kanada'nın kuzey batısında Ellef Ringnes adalarının kıyısına tekabül eder. Güney kutbuna gelince Antarktika kıtasında, Adelie Land denilen bir bölgede yer alır.

    Bir pusulaya Dünya'nın neresinden bakarsanız bakın, daima kuzey yönünü gösterir. Eğer bu yönü takip ederseniz, sonunda manyetik kuzey kutbuna varırsınız. Pusula ibreleri bu bölgedeki manyetik alanın tesirinde kalarak sürekli olarak buraya yönelir, bu yöneliş sayesinde bizler de karada, denizde ve havada yönümüzü kolayca buluruz.

    Enlem ve boylamların gösterdiği kutup noktaları ile pusulanın gösterdiği manyetik kutup noktaları neden birbirinden farklı yerlerdedir? Dünya'nın ekliptik olarak 27o 27'lık eğime sahip olduğunu biliriz. Dünya'nın başı böyle eğdirilmeseydi tek bir mevsimi, mesela hep yazı yahut kışı yaşayacaktık. Günler, buna göre uzar ya da kısalır. Işte bu eğim, kutupların yerini de değiştirmiş olur. Gerçekte; enlem ve boylamları çizerken Dünya'nın bu eğimini, yani mıknatısların sürekli yöneldiği manyetik kutupları dikkate alırsak, yeni bir Ekvator çıkar. O zaman '0' (sıfır) no'lu en büyük enlem olan Ekvator, bu yeni haliyle, Mekke kentinden geçecektir. Bu da Kâbe'nin, Dünya'nın ortasında bulunduğu gerçeğinin başka bir teyidi sayılabilir.

    Öte yandan, bu düzeltilmiş şekilde çizilen, Oğlak ve Yengeç dönenceleri de, yine Mekke'nin bulunduğu bloktan geçmektedirler. Bu mantığa göre çizilen boylam ise (iki kutbu birleştirerek) , yine aynı blok içerisinde, dönenceleri ve Ekvator'u keser. Bu kesişme noktası yine Mekke'dir. Bu enlem ve boylamların Mekke'de kesişmeleri, Kâbe'nin yerinin çok özel olarak belirlendiğinin bir ifadesi kabul edilebilir ve yine insanların ibadetlerinde niçin oraya yöneldiklerinin sırlarını taşır.

    Dünya'nın manyetik kuzey ve güney kutuplarına göre çizilen yeni ekvator çizgisinin, yani Kâbe'den geçen Ekvator çizgisi üzerinde, birisi Kâbe'ye göre doğu, diğeri ise batıda iki adet manyetik kutuplar bulunmaktadır. Batı kutbunu esrarengiz olayları ile 'Bermuda' üçgeni teşkil ederken, doğusunu ise Japonya'da bir körfez bölgesi teşkil eder. Bu körfez de Bermuda gibi kaybolmaları ile meşhur olmuştur. Kâbe'nin bu iki noktanın tam ortasında yer alması da Kâbe'nin yerinin özel olarak seçildiğini düşündürmektedir.



    Nurdan Direk

    İbn-i Abbas'tan gelen hadis rivayetinde 'Göklerin en önde geleni, kendisinde arş olandır. Yerlerin en önde geleni de bizim üzerinde olduğumuz Arş'tır' ifadesi yer alır. (Suyuti, ed-Dürer el-Mensur, VI/239) Bilindiği gibi âlemler sadece bizim içinde yaşadığımız fizik evren ile sınırlı değildir. Yedi farklı uzay-zamanın bulunduğunu Kur'an'da geçen seb'a ve semâvât ifadelerinden anlamak mümkün.

    Havada, yerin altında her nerede bulunursak bulunalım Kâbe'nin bulunduğu mekana yönelmek, istikbal-i kıble için kafi gelmektedir. Bediüzzaman gibi maneviyat büyüklerinin de ifade ettiği gibi kıbleyi, sadece Kâbe'nin bulunduğu mekan olarak değil, Kâbe'den Arş'a uzanan nuranî bir sütun ve manevî bir direk olarak düşünmek gerekir. Bu nurdan sütun, ferş denen arzımızı cennetin de üstünde kalan ve âlemin çatısı hükmündeki 'Arş'a bağlar. Kâbe'de hissedilen ve solunan apayrı bir maneviyat ve ruhî atmosferin Arş'a uzanan bu nuranî sütunla ilgisi nedir? Dünya'mızı en üst semaya bağlayan 'göbek bağı' diyebileceğimiz nurdan bağın taşıdığı sırlar henüz meçhulümüz. Sürekli kutba yönelen mıknatıs misali insan kalbi de bu ilahî nurun devamlı çekim etkisi altında mı bulunmaktadır? İnsanların pervane oldukları bu ilahî nur, tefekkür-dua-tespih-hamd gibi manevi hâsılatın toplandığı ve oradan Arş'a ulaştırıldığı bir tür uydu misal toplama-dağıtım ve nakil üssü fonksiyonu mu görmektedir? İbadetlerde kıbleye yönelmekle, tıpkı antenlerini uyduya çeviren haberleşme vasıtaları gibi, kalp ve beyinden neşrolunan mana dalgalarının önce bu nurdan sütuna geldiğini ve oradan da ilahî dergaha ulaştığını düşünebilir miyiz?



    Kâbe'de rahmet zirveye çıkar

    Acaba namaz gibi ibadetlerde kıbleye yönelmekle, o nurla bağlantıyı en üst noktaya mı çıkarıyoruz? Öyleyse, namaz sırasında yapılan hareketlerde bu nurun, insanın ruhî ve fizikî varlığının tüm unsurlarına nüfuzunun sağlandığı; Kâbe'de tavaf yapıldığında ise, yani nurun odak noktasının çevresinde dönüldüğünde, bağlantı ve rezonansın en üst seviyeye çıkarıldığı an olmalıdır. Bu soru ve ihtimallerin gerçek cevaplarını maneviyat ve hakikat kâşiflerine bırakarak şu ayetin ifade ettiği manaya bakalım:

    'Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan ev Mekke'de o kutlu ve bütün insanlar için hidayet yeri olan Kâbe'dir. Burada apaçık deliller vardır. Ibrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse emniyet içinde olur.' (Âl-i Imran, 3/96-97)

    'Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe'yi tavaf etmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır' İlahî fermanı, her sene mübarek bir zaman dilimi içinde, Beytullah'a teveccüh edip, belirli mekanları, hususi bir kısım usullerle ziyaret etmesini farz kılar.

    Oraya gidenlerin, bilaistisna herkesin ayrı bir atmosferi solumaları, orada ayrı bir iklim ve fiziki anlamda ifadesi mümkün olmayan apayrı bir havayı hissetmeleri de Kâbe'deki sırların sözle anlatılamayan fakat hissedilebilen tecellileri olmaktadır.

    Bir çekirdekten yüz binlere, milyonlara varan sümbül ve tane alınması gibi, Allah'ın rahmetinin zirveye çıktığı bu mekanda kullar, yüz binler, milyonlar sevaplara ulaşır; günahlarının sıfırlanacağı bir fırsatla tanışırlar. Dünya'nın merkezine, aslında adeta Arş'a uzanan bu nurlu yolculukta insan yepyeni gerçeklerle tanışır. Bir yaratılış gösterisine şahit olur. Bembeyaz ihramlar içinde kefenleri her türlü farkın ve sınıfın ortadan kalktığı, aynı anda yeniden dirilmenin, mahşerin hatırlandığı, İslam'ın bilfiil yaşandığı, cemaat şuuru ve sırrının en azim şekilde tecelli ettiği bir gösteriye tanık olur. Hac ibadetiyle, arzın Arş'a bağlanıldığı, nuranî dairenin yoğun dezenfekte etkisiyle kullar bir bir günahlardan temizlenir. Allah'a kulluk şuurunun yeniden kazanıldığı, ahd-i peymânın yenilendiği bir ibadet seremonisinde kul, Allah'a doğru sonsuz bir hareketin içine girer.

  • Nisa Gül
    Nisa Gül 01.08.2006 - 19:46

    kabe hayalim,rüyam,umudum herşeyim.insanı heyacanlandırıyor hayata yeni,bomboş,tertemiz bir sayfayla devam edebilme imkanı.

  • Sonra Sonra
    Sonra Sonra 05.04.2006 - 01:38

    Sana edilen iftiralara mı kara bağladın ey mabed,
    Yoksa seni anlayamayanlara mı, o zaman sabret...

  • Sonra Sonra
    Sonra Sonra 11.03.2006 - 12:40

    Kabe... Çölde açan bir gül...

  • Aslıhan Demirci
    Aslıhan Demirci 03.03.2006 - 20:45

    kabenin örtüsü kara
    açtı yüreğime yara

  • Sonra Sonra
    Sonra Sonra 17.02.2006 - 02:47

    Kabe, yürektir... Öyle bir yürek ki; ırk, dil ayrımı yapmaksızın hepsini aşk potasında eritmiş kerameti kendisi olandır...

  • Sonra Sonra
    Sonra Sonra 29.01.2006 - 13:30

    İnsanın Kabes'si olmadıkça insan değildir...

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 20.01.2006 - 14:14

    dünya üzerinde kurulan ilk mescit..ilk mabed..o diyarlara gidip de ilk görüldüğü an edilen dualar makbul dualardandır..bembeyaz mermerler üzerinde sıcak rüzgarın eşliğinde heyecanla ilerlersiniz harem-i şerifin kapısına doğru..devasa kapılardan içeri girer girmez serin rüzgarlar karşılar sizleri..heyecanla arar gözleriniz her dem hayalinizde silüetini koruyan yapıyı.yaklaşır yaklaşırsınız..merdivenin basamaklarında yığılr kalırsınız..selamlarla hasret son bulur..visaldir yaşanan..gül kokuları değer ruhunuza..
    *Rabbim misafirliğimizden hoşnut isen tekrar davetine talibiz..

  • Fırat Karahan
    Fırat Karahan 17.01.2006 - 11:50

    Ali İmran(3) 96. ve 97. ayetlerin tefsiri:

    80. 'Beyt' (Ev) kelimesinde, Allah'ın onu kabul ettiğini ve 'Kendi Evi' olarak tayin ettiğini gösteren birçok ayetler vardır. Çok verimsiz bir yerde yapılmış olmasına rağmen, Allah orada yaşayanlara rızıkları için vesile kılmıştır. Bunun yanısıra, İslâm'ın gelişinden önce tüm Arabistan'da 2500 yıldan beri süregelen karışıklık ve düzensizliğe rağmen, Kâbe ve çevresinde barış ve güvenlik hüküm sürüyordu. Sadece bununla da kalmıyordu; Kâbe'nin varlığı nedeniyle yılda dört ay Arabistan'da barış yapılıyordu. Bir başka işaret de Kâbe'yi yıkmak için, Mekke'ye 50 yıl önce saldırdığında Ebrehe ve ordusunun Allah'ın azabına uğramasıydı. Bu ayeterin nazil oluduğu dönemde, her Arap bu olayı bütün ayrıntıları ile biliyordu; olayı bizzat yaşayanlar da vardı.
    81. Kâbe'nin kutsiyeti cehaletin en karanlık günlerinde bile o kadar saygı uyandırıyordu ki, kana susamış iki düşman bile onun içinde birbirlerine dokunmuyorlardı.
    97. Ayette geçen kefere kelimesi, Allah'ın emrine uymayan ve maddi imkânı olduğu halde hac ibadetini yapmayan kişinin, teknik anlamıyla kâfir olacağı anlamına gelmez. Bir kişinin Allah'a ve peygamberine inanıp şehadet getirdikten sonra bile, bir kâfirin davranışını benimsediği anlamına gelir. Bu çok açıktır; çünkü, hac emri kâfirlere değil, müslüman olduğunu ilân edenlere hitapetmektedir. O halde bir müslüman hâkim bu kimsenin İslâm'dan çıkıp, bu nedenle kâfir ve mürted olduğu hükmüne varamaz.
    'Allah... âlemlerden müstağnidir'. Allah'ın mümin olsun, kâfir olsun insanlardan hiçbirinin yardımına ihtiyacı yoktur. İhlaslı müminler olmak kulların kendi yararınadır. Diğer taraftan, Allah'ın emirlerini sözle veya fiille reddedenler, mümin olduklarını söyleseler bile, Allah tarafından mümin olarak kabul edilmeyeceklerdir

    Mevdudi

  • Gokhan Darlı
    Gokhan Darlı 10.01.2006 - 22:15

    ELLERİN KABESİ VAR
    BENİM KABEM İNSANDIR
    KURAN DA KURTARAN DA
    DÜNYAYI İNSANLARDIR...

  • Depeche Mode
    Depeche Mode 21.12.2005 - 01:10

    onlar dönüdönü versin kasalar doludolu versin..arkadaslar birakin artik su karacahil araplara para kazandirmayi..

  • Abdülbaki Kavlakoğlu
    Abdülbaki Kavlakoğlu 26.11.2005 - 21:33

    İmansızlara eğer islamı anlamaları nasip olsa zaten Hz.Muhammed yeter başka söze ne hacet var.
    ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ, ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ.

  • Abdülbaki Kavlakoğlu
    Abdülbaki Kavlakoğlu 26.11.2005 - 21:31

    Demogoji yapanlara rağmen dimdik ayakta duran bir kutsal merkez. İman öyle bir nimetki herkese nasip olmaz.

  • Merve Koçak
    Merve Koçak 05.09.2005 - 22:35

    senin kâben neresiydi
    nevyork mu moskova mı?

  • Emresaid
    Emresaid 21.07.2005 - 17:23

    görmek nasip olur inşallah...

  • Zilzal Zelzele
    Zilzal Zelzele 24.06.2005 - 03:15

    http://www.murathanhat.com/fotograf.asp

    bakınız! ..

  • Alperen Musa
    Alperen Musa 13.06.2005 - 10:57

    verdıgınız degerlı bılgıler ıcın ALLAH c.c. hepınızden razı olsun.rabbım gormeden canımı alma o mubarek mekenları.

  • Fatih Öztütüncü
    Fatih Öztütüncü 02.12.2004 - 17:09

    [ 2. Mescid-i Haram ]


    'Mescid-i Haram', Mekke’de ortasında Kâbe’nin bulunduğu büyük bir mabettir. Buna 'Harem-i Şerif' de denir. Mescid-i Haram, Hz. Peygamber döneminde, Kâbe’nin etrafındaki küçük bir alandan ibaret iken ilk olarak Hz. Ömer tarafından genişletilmiş ve etrafı bir duvarla çevrilmiştir. Daha sonraları Mescid-i Haram günümüze kadar pek çok defa genişletilmiştir.


    Bugün Mescid-i Haram, yüz binlerce insanın içinde ibadet edebileceği genişlikte bir alana sahiptir.



    Resim-1 Bugünkü Mescid-i Haram’dan bir görünüş


    Mescid-i Haram’ın içinde, Kâbe’den başka 'Makam-ı İbrahim' ve 'Zemzem' kuyusu bulunmaktadır.


    'Makam-ı İbrahim', yaygın görüşe göre, Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken iskele olarak kullandığı ya da insanları hacca çağırırken üzerine çıktığı taşın bulunduğu yerdir. Burası 'Kâbe Kapısı' nın bulunduğu duvarın karşısında Kâbe’ye yakın bir yerde bulunmaktadır.


    'Zemzem', Allah’ın Hz. Hacer ve oğlu Hz. İsmail’e ihsan ettiği suyun adıdır. Zemzem suyunun ortaya çıkışı şöyle olmuştur: Hz. İbrahim, Allah’ın emriyle eşi Hacer ve süt emmekte olan oğlu İsmail’i zemzemin bugünkü yerinde bulunan büyük bir ağacın altına yerleştirmişti. O sırada Kâbe yapılmamış ve Mekke şehri kurulmamıştı. Etrafta ne bir insan, ne su, ne de bir hayat belirtisi vardı. Bu şartlar altında yaşamaya devam eden Hacer, nihayet su ve yiyeceği bitince çaresiz kalmış, bir can yoldaşı görebilmek ve birkaç yudum su bulabilmek umuduyla önce 'Safa Tepesi' ne, sonra da 'Merve Tepesi' ne çıkmış ve bunu yedi defa tekrarlamış.(12) Merve Tepesi’ne son gelişinde oğlunu bıraktığı taraftan bir ses duymuş. Oğlunun yanına geldiğinde orada Cebrâil tarafından zemzem suyunun çıkarılmış olduğunu görmüş.


    Yeryüzündeki suların en üstünü olan 'Zemzem', halen Kâbe’nin 20 m. kadar doğusunda, 'Makam-ı İbrahim' e yakın bir yerde bulunan kuyudan çıkmaktadır. Bu kuyu tavaf alanının altındadır. Kuyuya biri bayanlara diğeri erkeklere ait olmak üzere iki ayrı yerden merdivenlerle inilmektedir. Zemzem suyu, içildiği gibi abdest ve gusülde de kullanılabilir.


    Hz. Peygamber zemzem hakkında şöyle buyurmuştur: 'Zemzem hangi niyet için içilirse o niyet içindir.'(13) Bu itibarla zemzem içerken dilek ve niyeti belirterek içmek uygundur.


    Zemzem içerken, 'Allah’ım! Senden yararlı ilim, bol rızık ve her türlü dert için şifa istiyorum.' diye dua edilir.


    Mescid-i Haram, yeryüzündeki tüm mescidlerden üstündür. Burada kılınan namaz da diğer mescidlerde kılınan namazlardan fazilet bakımından kat kat üstündür.(14)

  • Fatih Öztütüncü
    Fatih Öztütüncü 02.12.2004 - 17:05

    [ 1. Kâbe ]


    Haccın sebebi ve namazlarda kıblegâhımız olan Kâbe, yeryüzünde alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk binadır. Allah'ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Mekke'de yapılmıştır.(11)

    1. Kâbe


    Haccın sebebi ve namazlarda kıblegâhımız olan Kâbe, yeryüzünde alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk binadır. Allah’ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından Mekke’de yapılmıştır.(11)


    'Mescid-i Haram' denilen mabedin ortasında bulunan Kâbe, kuzeydoğu duvarı 12.63; kuzeybatı duvarı 11.03; güneybatı duvarı 13.10; güneydoğu duvarı 11.22 ve yüksekliği 13 m olan 145 m2 alan üzerine kurulmuş taş bir binadır. Üzeri siyah bir örtü ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.


    Kâbe’nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır.


    Doğu köşesine 'Hacer-i Esved' veya 'Şarki', kuzey köşesine 'Irakî', batı köşesine 'Şâmî' ve güney köşesine de 'Yemânî' denir.



    Kâbe ölçüleri ve köşeleri


    'Hacer-i Esved', Kâbe’nin doğu köşesinde yerden 1.5 m yükseklikte bulunmaktadır. 'Hacer-i Esved' siyah taş demektir. Hz. İbrahim tarafından tavafa başlanacak yere işaret olmak üzere konulmuştur. Başlangıçta çevresi 18-19 cm olan bu taş, çeşitli yıkımlar sebebiyle birkaç defa kırılmıştır. Şimdi, ilk olarak konulduğu köşede, gümüş muhafazalı kurşun içine gömülü yedi parça halinde bulunmaktadır.


    Kâbe’nin, kuzeydoğu duvarında (Hacer-i Esved ile Irakî köşeleri arasında) Hacer-i Esved köşesine yakın ve yerden 1.97 m kadar yükseklikte bulunan altın kaplı bir kapısı vardır. Kapı 1.8 x 3.5 m boyutlarındadır. Kapı ile Hacer-i Esved köşesi arasında kalan bölüme 'Mültezem' denir.


    Kâbe’nin kuzeybatı duvarının (Irakî ile Şamî köşelerinin) karşısında, yerden 1.25 m yükseklikte yarım daire şeklinde bir duvar bulunur. Bu duvara 'Hatim' denir. Tavaf bu duvarın dışından yapılır. Bu duvar ile Kâbe arasında kalan boşluğa da 'Hicr-i Kâbe', 'Hicr-i İsmail' veya 'Hatîra' denir. Bu boşlukta Kâbe’ye yönelerek namaz kılınabilir, dua edilebilir. Ancak Kâbe’ye yönelindiği gibi buraya yönelip namaz kılınmaz.


    Kâbe’nin 'Hatîm'’e bakan duvarının üst ortasında altından yapılmış bir oluk bulunmaktadır. Halk arasında 'Altın Oluk' diye bilinen bu oluğa 'Mizab-ı Kâbe' denir.

  • F
    F 18.08.2004 - 17:29

    Kur'an-ı Kerim'de adı geçen tek binadır.

    Kâbe'nin Hz.İbrahim'den önce inşa edilmiş olduğu hususunda hiçbir sahih rivayet yoktur. Kur'an-ı Kerim'deki
    'Hani bir zamanlar İbrahim'e Kâbe'nin yerini hazırlamış ve ona şöyle demiştik:...' (Hac, 26) ayetini; veya:
    'Hani bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Kâbe'nin temellerini yükseltiyor ve:...' ayetini (Bakara, 127) bu konuda delil olarak ileri sürenlerin kastettiği mana şudur:
    Kâbe'nin yeri Allah'ın ezeli ilminde takdir edilmiştir, dolayısıyla yeri bellidir; ancak Kâbe'nin inşası, Hz.İbrahim ile oğlu Hz.İsmail tarafından gerçekleştirilmiştir. Tarihi olarak bu zaman diliminden öncesine ait bilgi ve rivayetler Yahûdi ve Hristiyan kaynaklarından nakledilmektedir ki, kural olarak, İslam bunları ne doğrular ne de yalanlar.

  • F
    F 15.06.2004 - 14:24

    Kâbe, kuzeydoğu duvarı 12.63; kuzeybatı duvarı 11.03; güneybatı duvarı 13.10; güneydoğu duvarı 11.22 ve yüksekliği 13 m olan 145 m2 alan üzerine kurulmuş taş bir binadır. Üzeri siyah bir örtü ile örtülüdür. Örtüsü her sene hac mevsiminde yenilenmektedir.

    Kâbe’nin köşeleri yaklaşık olarak dört ana yönü gösterir. Köşelerden her birinin ayrı ismi vardır. Doğu köşesine 'Hacer-i Esved' veya 'Şarki', kuzey köşesine 'Irakî', batı köşesine 'Şâmî' ve güney köşesine de 'Yemânî' denir.

  • F
    F 15.06.2004 - 14:23

    Müslümanların kıblesidir. Mekke şehrinde Harem-i Şerif Camii'nin ortasında bulunur. Yapılış tarihi hakkında kesin bir bilgi yoktur. Hz. İbrahim tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe'de birçok put bulunmaktaydı. Mekke'nin fethinden sonra Kabe putlardan temizlenmiş ve onarılmıştır (630) .

    Kabe'nin duvarları siyah taşlardan yapılmıştır. 25 cm yükseklikte ve 30 cm kadar çıkıntılı bir mermer kaide üzerinde bulunmaktadır. Bu duvarlar yere kadar inen ve yer hizasında kaideye bakır halkalarla bağlanan siyah bir örtü ile örtülüdür. Tek parça olup her yıl yenilenen örtünün yalnız kapı ve damdaki oluğun hizasına gelen kısmı kesiktir. Örtü ipekli bir kumaştan dokunmuş olup, üzerine kelime-i şehadet işlenmiş, dama yakın kısmında çevresine altın işlemeli bir şerit geçirilmiş; kemer biçiminde olan bu şeride de Kur'an ayetleri işlenmiştir. Kabe'nin kuzey-batı duvarında yerden 2 m. kadar yükseklikte, yer yer yaldızlı, gümüş kaplı bir kapı bulunmaktadır. Kapıya özel olarak yapılmış tekerlekli bir merdivenle çıkılmakta ve kapı öyle açılmaktadır. Kabe'nin içinde tavana çıkmak için bir merdiven ve üç ağaç sütun bulunmaktadır. İç duvarlar ve yerler mermer kaplıdır. Tavanda altın ve gümüş kandiller asılıdır. Kapıya yakın bir yerde Hacer-i esved yerleştirilmiş ve gümüş bir çemberle çevrilmiştir. Hacer-i esved'in tam karşısında Zemzem kuyusunun bulunduğu bina vardır. Kabe'nin çevresindeki tavaf yeri mermer döşelidir.

    Kanuni Sultan Süleyman tarafından tavanı onarılan Kabe, beşinci onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde çıkan sel baskını sonucunda üç cephesi yıkılmış ve yine aynı padişah tarafından onarılmıştır.