Kültür Sanat Edebiyat Şiir

kemalizm sizce ne demek, kemalizm size neyi çağrıştırıyor?

kemalizm terimi Antolojiyi Protesto Ediyorum tarafından tarihinde eklendi

  • Peter Hell
    Peter Hell

    kemalizm
    cumhuriyetcilik
    halkcilik
    laiklik
    inkilapcilik
    milliyetcilik
    devletciliktir.Bunun neresi yannistir.Ayrica Kemalizm terimini ilk defa Turkler
    kullanmamislardir.Ingilizler ve sonar avrupalilar kullanmislardir.Bunlari tatbik etmek icin ugrasanlarada Ataturkcu denilir.
    Dogru veya yannis.Bu memleket iste bu ilkelerle yonetilmektedir.Bu ilkeleri
    benimsemis onlarca uilke vardir

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün

    Kemalizm pragmatik olduğu için elinin altında çeşitli alternatifler,seçenekler bulundırmak ister,ama bunlarında kendi kullanabileceği alternatifler olmasını ister.Mesela Cumhuriyet kurulduktan sonra solun üzerine gidilmiş,zaten bir avuç adam var,bunlar hapislere atılmıştır.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün

    sanılıyor ki,'geriliğin nedeni İslam kültürüdür. Öyle olsaydı,geri kalmışlık sadece Müslüman ülkeler için söz konusu olurdu.O zaman latin Amerika'nın, Afrika ve Asya'daki birçok ülkenin geri kalmışlığını anlamak zorlaşırdı.Doğu kültürnün en katıksız biçimine sahip Japonya'ı açıklamak daha da zorlaşırdı.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün

    Öyle kemalizm tipleri üretildi ki,Nadir Nadi(Cumhuriyet Gazetesi Sahibi) gibi biri 'ben Kemalist değilim diye bir kitap yazma gereğini duydu. Atilla İlhan gibi biri ' Hangi Atatütk' diye sordu.Kemalizm'in bugün özgün bir modelini bulmak mümkün değildir.

  • Önder Kaya
    Önder Kaya

    kemalizm bir düşünce tarzı yada bir devrim ideolojisi olarak tanımlanır.kemalizm 1914 yıllarının sonlarında yani 1. dünya savaşı sonunda ülkenimiz ele geçiren emperyalist güçlere karşı verdiği savaşta ülkeyi kurtarmış ve herşeyi yoluna koymuştu tek kalan şey ülkenin çağdaş medeniyetler düzeyine gelmesiydi mustafa kemal bunu başarmanın zor olduğunu biliyordu ama pes etmek yoktu türk devleti çağdaş medeniyetler seviyesine gelmeliydi diye düşünüyordu bu düşünceyi sağlamak için çok uğraş sarffetii şapka kanunu,harf kanun gibi bir çok devrim yaptı.o sıralarda avrupada kurulması planlanan avrupa ekonomik topluluğu (avrupa birliği) diye adlandırılan topluluk bizi bünyesine almak için istekten bulunuyordu.bunlar 1914-1955 yılları arasında oldu.şimdi 2010 yılındayız ve ab bizi bünyesine almak yerine kullanmayı tercih ediyor....! yani kısacası kemalizm bir ülkeyi kalkındıran bir devrrim ideolojisidir...!

  • Ece Mut
    Ece Mut

    yaşam felsefemmm

  • Deniz İnan
    Deniz İnan

    KEMALİZM Mustafa Kemal ATATÜRK 'ün ilkelerini benimsemiş kişidir...Vatanı, Milleti, Dini için ölümü göze alabilecek kişidir...Kısacası TÜRK MİLLETİDİR

  • Tuğçe Kaya
    Tuğçe Kaya

    kemalizmi kullanıp saçmaladı iice insanlar.. türbanlılara, namazını kılanlara yobaz, gerici deyip asıl yobazlığı kendileri yapanlar çokça arkasına saklanıyor bu kelimenin..

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    atatürk o kadar sevmişti ki! bu terimi, bunu bayraktarlığını yapan kadro dergisini kapattırmış, ekibini de oraya buraya sürmüştü...

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    kafasındaki stereotiple konuşmaya devam eden, hafiften şizofrenik tatlar bırakan muhteremlerin demagojinin dibine vuruşuna tanıklık etmemize olanak sağlaması açısından da eğlencelidir, öğreticidir. söylenecek tek bir şey kalmıştır, o da şudur: 'evladım, cevap verdiklerin yazılanlar değil ön kabullerin ve okşadığın şey egon'.

  • Bora Aslan
    Bora Aslan

    kendi kurduğu cumhuriyetin içinde tarihsel olarak geldiği ağır yenilgi hali, adeta ironik bir bayraktarlıkla iyice ağırlaştırılan, sündürülmesi alay etme noktasına vardırılan, faşizm tarafından kullanılmaya müsait yapısıyla geçirdiği başkalaşım şaşırtan, küçük burjuva kökenli ve anti emperyalist çıkışlı hareket.

  • Yıldız Demirel
    Yıldız Demirel

    Türkiye'de siyasi ve ideolojik bir bağımsızlık anlayışından hareketle, bilim ve aklın ağır bastığı bir toplum yaratmak ve bu yoldan Türk milletine, batı medeniyeti içinde, sosyal ve tarihi kişiliğini kaybetmeden hak ettiği yeri kazandırmak ülküsü, felsefesi ve çabası.....

    İsmet Elçioğlu

    Aslında alıntı yapmayı sevmem pek ama... işyerim dolayısı ile tanıştığım değerli yazar İsmet Elçioğlu'nun armağanı bir kitabını karıştırken rastladığım bu tanımını çok sevdim...

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    KEMALİZM benim yaşama şeklimdir...

  • Yusuf Davut
    Yusuf Davut

    Milyonlarca insana zorla dayatılmaya çalışılan, bence sağlam bir mantıktan yoksun ve toplumu ancak bozulmaya götürebilecek yanlış bir ideolojidir.
    Toleranssız, dayatmacı ve 'her şeyin en doğrusunu yalnızca kendisinin bilebileceğine inanan' insanların ideolojisi.

    .

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Kemalist düsünceye göre:
    “Ulusalcilik konusu,bireysel ve ortaklasa özgürlük sorunudur...Söz konusu özgürlük,toplumsal ve uygar insan özgürlügüdür.”
    Kemalizm, Atatürk Ilke ve Devrimlerinin oluşturduğu, evrensel biryönetim sistemidir...
    Ilkeler 6 adettir... Milliyetçilik (Ulusalcılık) ,Halkçılık,Cumhuriyetçilik
    Laiklik,Devletçilik ve Inkılapçılık (Devrimcilik) ...
    Son yıllarda, kendini bilir bilmez bir takımlar [kişi kurum ve kuruluşlar], Atatürk ilkeleri sayısına eklemeler yapıp bazılarını da değiştirerek sayılarını artırmaya kalktı... Hatta Atatürk'e olan bağlıkık ve sevgilerinden kaynaklanan değişikliği, ADD genel kongre salonunun duvarına uzun bir bez üzerine yazdırarak astırdı da... Bir de açıklamalı gerekçe vardı ağızlarda: “Ilkeler güncelleşmeli! ? ! '...Hadi canım sende...Yok akılcılık eklenmeliymiş, bilimsellik eklenmeliymiş vs.vs.vs.,eklenmeliymis...
    Biliyorum herhangi bir art niyetle hareket edilmedigini...Duygusal bir eylemdi yapılan; ama, Kemalizm duygusallıkla degil ancak bilimsel olarak anlatılabilir... Bilimsellik de “ben yaptim oldu” ya gelmez...
    Atatürk Ilkeleri Kemalizm konusunu açıklayıcı nitelik taşımaktadır... Birinci ve unutulmaması gereken husus Kemalizm Mustafa Kemal’in Samsuna çıkışıyla başlar. (1919) Ve günümüze kadar devam eder...

  • Şener Ak
    Şener Ak

    Herkez kendine göre yorumluyor.

  • Limonî Erz
    Limonî Erz

    KEMALİZM; Türk Kurtuluş Savaşı ve Büyük Türk Devrimi’nin teorisini ve pratiğini ortaya koyan fikirleri, düşünceleri inceleyen ve bunu Türk Ulusu’nun yaşamı ve geleceği açısından ilkeselleştirmiş bilim olarak ele alınmış,uygulanmış ve halen uygulanmaktadır..

    KEMALİZM bu terimin; “dünyaya, topluma ve insana yönelik duygular, tutumlar ve düşünceler sistemi” sayılması bakımından da BİR İDEOLOJİDİR ÇÜNKÜ;
    KEMALİZM; Başta Kurtuluş Savaşımızın ve Büyük Türk Devrimi’nin ölümsüz önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün olmak üzere Laik-demokratik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Ulusunun dünyaya, topluma ve insana yönelik duygularını, tutumlarını ve düşüncelerini temsil eden bir fikir ve eylem sistemidir.

    KEMALİZM, bu terimin en son ve günümüzde de en etkin olarak kullanıldığı anlamda yani; bir kişiye, gruba, topluma ait özel çıkarları haklılaştırmaya (meşrulaştırmaya) yarayan fikirler sistemi olması anlamında da bir İDEOLOJİ’DİR ÇÜNKÜ;
    KEMALİZM, Büyük Türk Devrimi’nin ve Türk Ulusu’nun Ulusal çıkarlarını meşrulaştıran bir düşünce sistemidir.

    Öyleyse Kemalizm’in bir ideoloji olup olmadığı konusunda karşılaşacağımız böyle bir soruya biz göğsümüzü gere gere;
    -EVET! KEMALİZM KÖKLERİ TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI VE BÜYÜK TÜRK DEVRİMİNE DAYANAN,İLKELERİ VE İÇERİĞİ (ORTAYA KOYULMUŞ OLAN BÜTÜN BAŞLANGIÇ TAHLİLLERİ TEORİLERİ VE PRATİĞİ) BU DÜŞÜNCE SİSTEMİNİN TEMEL KAYNAĞI OLAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN BÜYÜK NUTUK’UNDA VE CUMHURİYET DEVRİMLERİ İLE İFADE EDİLMİŞ BİR İDEOLOJİDİR..
    ÜSTELİK GÜNÜMÜZÜN EN ÇAĞDAŞ VE İNSANLIK TARİHİNİN EN KALICI/ÖLÜMSÜZ İDEOLOJİLERİNDEN BİRİDİR diyebiliriz.

  • Cem Sagol
    Cem Sagol

    Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz.

    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK.........
    İzindeyiz......

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Bir yaşam biçimi...

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Her daim var olacağız...Biz bu uğurda, bu yolda asla bıkmadan usanmadan ilerleyeceğiz...Biz ATATÜRK gençliğiyiz...Onurlu, gururlu, haysiyetli, barışçıl...

  • Tolga Mert
    Tolga Mert

    (KE) nya'dan (M) aydonoz (AL) an (İZM) irliler.. :))

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir

    Vatan Bölünmez Tektir.Cumhuriyet Içerisinde Cumhuriyet Kuran Namerttir.
    'Sarışın bir kurda benziyordu.
    Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
    Yürüdü uçurumun başına kadar
    Eğildi, durdu.
    Bıraksalar
    İnce uzun bacakları üstünde yaylanarak
    Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı…”
    ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ; BİR 'DUVAR SÜSÜ' DEĞİL, 'ERKEN UYARI SİSTEMİ'DİR! SÖZ KONUSU VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR...

  • Murat Tuna
    Murat Tuna

    Ulusal Sol İdeoloji

    Güçlü ideoloji, kitleleri peşinden sürükleyen ideoloji, ancak kendi terminolojisini yaratan ideolojidir. Bu bakımdan gerek liberalizm, gerekse Marksizm, kendi kavramlarını yerleştirmeyi başarmıştır. Gerek liberalizmin gerekse Marksizmin ideolojik dünyada da, gerçek dünyada da hakimiyetinin altında yatan asıl sebep budur. Ezilen dünya kendi terminolojisini yaratmadıkça, tüm ezilen dünya aynı dili aynı kavramlarla konuşmadıkça ezilen dünyanın bugünkü durumu devam edecektir.

    Ulusal Sol ideoloji bu anlamda mazlum milletlere has bir ideolojidir. Türkiye’de Ulusal Sol, Atatürkçü, milliyetçi, sosyalist sentezdir. TÜRKSOLU Ulusal Sol’da bu teorik inşayı en tutarlı ve en ileri şekliyle başlatmış ve ilerletmektedir.

    Türk Solu, kapitalizme karşı alternatif olarak sosyalizmi savunur. Ancak tek bir sosyalizm yoktur. Bu sosyalizmler içinde kendimizi tanımlamaktan da ısrarla kaçınırız. Sosyalizm adına milliyetçiliğin yok edildiği, sosyalizm adına dinin yok edildiği, sosyalizm adına ayrıcalıklı bir sınıfın yaratıldığı, sosyalizm adına ezilen dünyanın ihmal edildiği, sosyalizm adına emperyalizm yapıldığı her tür modele karşıyız.

    Türk Solu’nun kurucusu ve lideri Atatürk’tür. Atatürk Türk Devrimi’nin lideri, Türk Solu’nun temel programı 6 Ok’un ideoloğudur. Türk Solu da ideoloji olarak Atatürkçülüğü benimser.

    Türk Solu kapitalizme karşıdır. Kapitalizme karşı olmakla kalmaz ulusal bir kapitalizm olacağı yanılgısına ve önce kapitalistleşip sonra sosyalizme gidilebileceği teorilerine de karşı çıkar. Kapitalizmde simgeleşen özel mülkiyet, Avrupa dışı toplumlara ve Türk toplumuna yabancıdır. Türk toplumunun tarihinde özel mülkiyet yoktur. Mülkiyet, zorla girmiştir ve hâlâ da benimsenmemiştir. Toplumun tarihinde ve benliğinde olmayan bu mülkiyeti ortadan kaldırmak gerekir. Çünkü özel mülkiyet, emperyalizmin ezilen ülkelerde varlığını tesis etmeye yarar.

    Türk Solu, enternasyonalizmi her anlamda reddeder, milliyetçidir. Milletler, tarihsel kategorilerdir. Sınıfların varlığı ve mücadelesi, milletlerin kurgu olduğu anlamına gelmez. Tam tersine, sınıf mücadelesi, milletlerarası bir mücadele şeklinde gelişmektedir. Dolayısıyla milliyetçi olmak bir sınıf tavrıdır. Dünya, ezen ve ezilen dünya olarak ikiye bölünmüştür. Ezme ve ezilme, ya da sömürme ve sömürülme ilişkisi, milletler üzerinden yapılmaktadır.

    Türk Solu, toplumların dinsel aşamasını gayet doğal bulur. Tüm toplumlar bu aşamadan geçer ama sonuçta toplumun din adına baskı altına alınması ve insan düşüncesinin sınırlanması da yaşadığımız bir gerçekliktir.

    Bu açıdan Türk Solu, halkın laiklik yoluyla, idealist ve dinsel düşünüşten, bilimsel ve materyalist düşünüşe geçmesi için çalışır. Ancak Türk Solu, dinsizlik ya da ateizm gibi bir politika benimsemez. Din, halkın kendi tercihidir. Vicdani bir meseledir. Türk Solu buna karışmaz.

    Türk Solu, Türkiye’nin devrimci hareketi Kuvayı Milliye’nin doğrudan devamcısıdır. Avrupa solunun ve diğer ülkelerin sol hareketlerinin yarattığı her tür örgütlenme modeline ve eylem biçimine karşıdır. Tek model, örgütlenme anlamında da eylem anlamında da Kuvayı Milliye’dir

  • Harun İşlek
    Harun İşlek

    Bana bir gurup örümcek kafalı insanları çağrıştırıyor...! ! ! ve malesef yanlış doğrultularda fikirleri anlatılmaya çalışılan ATATÜRK..! !

  • Hakan Akbulak
    Hakan Akbulak

    Eski notlarım arasında buldum.Kimin yazdığını not etmemişim.Kimin yazdığının da bir ehemmiyeti yoktur a!
    Önemli olan yazılandır...
    Mustafa Kemal,en küçük birliklerden,ordu komutanlığına kadar her kademede görev yaparak sayısız zaferler kazanmıştır.Bilgili,özgür düşünceli ve çok hoş görülüdür.
    'Özgürlük benim karakterimdir.'diyen büyük asker,gerçekçi ve cesur karakterini her türlü savaş ortamında kanıtlamıştır.Askeri ve medeni cesareti çok üstündür.Savaş anlayışı,gelmiş geçmiş büyük komutanlardan tamamen farklıdır.Büyük asker şöyle der:
    'Savaş,zorunlu ve hayati olmalıdır.Milleti savaşa getirince vicdanımda acı duymamalıyım.Öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz,diye savaşa girebiliriz.Lâkin millet hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir.'


    'Öldüreceğiz diyenlere karşı ölmeyeceğiz,diye savaşa girebiliriz.Lâkin millet hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir.'
    Bu nasıl bir sözdür? Şaşıyorum ve biliyorum ki,ancak Atatürk söyleyebilir.

  • Yusuf Davut
    Yusuf Davut

    10-15 yıllık ömrü kalmış olan bir ideoloji...
    Artık bir ağırlık halk için... Taşınması da her gün daha ağır bir yük hâline geliyor...
    Çağdaş dünyaya entegre olmamızın önündeki en büyük engel diye düşünüyorum...
    'Özgürlükçü' olduğu iddiasına rağmen, yeryüzündeki en baskıcı ideolojilerden biri çünkü...
    .
    .

  • Bay Grey
    Bay Grey

    Aslında bizim o anlayamadığımız dünyada sadece 5-10 kişinin anlayabildiği manada değilde kelime anlamı olarak kullanılsa oldukça güzel bir ideoloji olurdu. Erdem İdeolojisi... :))

  • Yusuf Davut
    Yusuf Davut

    Taraftarlarına göre pek matah, fakat halkın büyük çoğunluğuna göre hiç de öyle olmayan 'otoriter' bir ideoloji... Aslında benzerlerinin tümü tarihin tozlu raflarında yerini aldı, ama bizdeki hâlâ uzatmaları oynuyor... Neyse, 'Görelim Mevlâ neyler, Neylerse güzel eyler'....

    .

  • Yusuf Davut
    Yusuf Davut

    Yararı pek az, zararı çok fazla bir dünya görüşüdür...
    Bana lâzım değil.. isteyen alsın.. :)

    .

  • Ekim Adalı
    Ekim Adalı

    Kemalist iktidar ilerici reformlarını kurtuluş savaşı sırasında mücadele eden halk yığınlarının baskısı, anti-emperyalist ve anti-feodal eğiliminin zorlaması ile yapmıştır. Yani kurtuluş savaşının ilerici mirası etkisini bir süre daha göstermiştir.
    Bu reformların bir kısmı doğrudan eski feodal iktidarın organ ve üstyapı kurumlarına savaşımı içeriyordu. Bunlara örnek olarak; saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922) , Cumhuriyet'in ilanı (29 Ekim 1923) , Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924) , Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine (Kapatılmasına) ve Türbedarlıklar ile Birtakım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun (30 Kasım 1925) gösterilebilir. Bir kısmı da kapitalizmin gelişmesi ve dünya kapitalist pazarıyla uyum sağlamak için yapılan ileri reformlardı. Bunlara örnek olarak da, Beynelmilel Saat ve Takvim Hakkındaki Kanunların Kabulü (26 Aralık 1925) , Ölçüler Kanunu (1 Nisan 1931) , Lakap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun (26 Kasım 1934) , Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun (3 Aralık 1934) , Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934) gösterilebilir.
    Bütün bu reformlar ilerici niteliktedir. Feodal üst yapı ile savaşır ve kapitalizmin gelişmesinin önündeki engeller kaldırır. Bunlar bütün burjuva devrimlerin görevlerindendir. Ama Kemalist iktidar bu görevleri tam anlamıyla yerine getirmez. Hilafeti kaldırır ama Atatürk camilerde konuşmalar yapmaktan vazgeçmez. Mesela Atatürk bir konuşmasında dinci gericiliğe nasıl göz ‘kırptığına’ bir bakalım:
    “Ey Millet, Allah birdir. Sanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kuran’daki manası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyiz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor.”
    Yine saltanatı kaldırır ama toprak ağalığı düzeninin devam etmesine ses çıkarılmaz. Köylüler ağalık düzenin köleci sömürüsüne zorlanır.
    Daha birçok örnek verilebilir.
    Ölçü, soyadı ve harf kanunları da belirttiğimiz gibi kapitalizmin gelişmesi için zorunlu uygulamalardı. Mesela, batı ile ticarette zorluk çıkartan bir sayı sistemi, alfabe, ölçü sistemi tercih edilemezdi, edilmedi de.
    İlerici reformların diğer bir kısmı da kurtuluş savaşının ilerici mirasıyla yapılan anti-emperyalist nitelikteki reformlardır. Bu reformlara yabancı sermayenin bir miktar sınırlandırılması örnek verilebilir.
    Peki, bu reformların anlamı nedir? Yoksa gerçekten M. Kemal sınıflar üstü bir insan mıydı? Kemalist devlet bütün topluma hizmet etmeyi amaçlayan bir devlet miydi?
    Bütün bu soruların cevabı yukarı bölümlerde açıklanmıştır. Bu reformların büyük kısmı ülke burjuvazisinin ihtiyacı olarak yapılmış ilerici reformlardır. Yani, saltanatın kaldırılması, harf, ölçü vb. kanunlar kapitalizmin gelişimi için, ticaret için zorunlu olan kanunlardı. Bunlar öncelikle anti-feodal içerikli olup, başta burjuvaziye olmak üzere tüm halka hizmet etmiş ve kapitalizmin gelişiminin önünü açmıştır.
    Kurtuluş savaşının ilerici mirası da bu reformlarda etkili olmuştur. Ama bu reformlar, birincisi; öncelikle burjuvaziye hizmet etmektedir, ikincisi; bir devletin niteliği, bir sosyo-ekonomik düzenin niteliği reformlar ile değişmez. Yani ilerici reformları, kurtuluş savaşından sonraki Türkiye’de sistemin kapitalist sistem olmadığının, burjuva diktatörlüğü olmadığının kanıtı saymak çocukçadır. Çünkü bir sistemin niteliğini belirleyen hangi harfi, ölçüyü kullandığı, yöneticilerini nasıl belirlediği değil; üretim araçlarındaki mülkiyetin niteliğidir. Kısacası, özel mülkiyet var olduğu sürece istenildiği kadar ölçüler, harfler değiştirilsin, saltanat, hilafet kaldırılsın; o sistem hala kapitalist sistem ve burjuva diktatörlüğüdür. Bir örnek verelim: İngiltere’de hala saltanat kaldırılmamıştır. Ama İngiltere’nin kapitalist bir ülke olmadığını kimse iddia edemez. Veya Türkiye uluslar arası ölçü ve harfleri değil de Çin harflerini ve ölçü sistemi kullansaydı kapitalist olmayacak mıydı? Şurası inkâr edilemez ki, bütün bu önlemler ilericidir; ancak kapitalizmin gelişmesinin önünü açar ve sistemin niteliğini değiştirmez. Bu konuda boş hayallere ve reformist ‘umutlara’ kapılmamak gerekir.
    Kurtuluş savaşına önderlik eden ulusal burjuvazi, halk yığınları ile birlikte feodalizme ve emperyalizme karşı savaştı. Ama ulusal burjuvazinin (toprak ağalarının bir kısmı ile birlikte) önderlik ettiği bir ulusal hareket ve bunun sonucu ortaya çıkan siyasal iktidar; ulusal burjuvazinin sınıfsal niteliğinden dolayı tutarsızdır demiştik. Emperyalizme karşıdır, ama tutarlı bir karşıtlık değil, feodal-bürokratik Osmanlı sistemine karşıdır, ama tutarlı bir karşıtlık değil. Bir yandan emperyalizmin sınırlandırılmasını savunurken diğer yandan emperyalist şirketlerin ülke içindeki varlığını devam ettirmesine izin verir. Bir yandan feodal-bürokratik düzenin saltanat, hilafet gibi üst yapı kurumlarına karşı savaşırken, işbirlikçi feodal toprak sahiplerinin topraklarına el koyarken, diğer yandan toprak ağalarının topraklarının büyük bir kısmına dokunmaz ve feodal kölelik devam ettirilir. İşte böyle bir tutarsızlık söz konusudur.
    Bu reformlar sadece sosyo-ekonomik sistemin kapitalizm olma özelliğini değiştirmemekle kalmazlar. Siyasal sistemin de giderek faşizme evirilmesi gerçeğini de değiştirmez. Şapka kanunu ile feodal kültürle bir savaşa girilmiştir, doğrudur. Ama aynı zamanda yüzlerce işçi, komünist öldürülmüş, dergi ve gazeteler yasaklanmış, Kürt halkı katledilmiş, siyasal parti ve dernekler yasaklanmış ve daha niceleri. Yani ülkenin faşist diktatörlük olma özelliği değişmemiştir.
    Ama Kemalistler hala şapka, harf, hilafet kanunu vb. ilerici, anti-feodal kanunları öne sürerek, koskoca bir üretim biçiminin, bir sosyo-ekonomik düzenin kapitalist niteliğini, siyasal düzenin faşist olması gerçeğini gözlerden saklamaya çalışıyorlar. Ama sosyalist de diyemiyorlar. Çünkü Atatürk sosyalizm karşıtlığını, özel mülkiyet severliğini defalarca sözleri ve uygulamalarıyla dile getirmiştir. Bu uygulamaları yukarıda inceledik ama bir alıntı daha ekleyelim:
    'Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır.' (Mustafa Kemal Atatürk)
    Atatürk konusundaki gerçeği Lenin de dile getirmiştir:
    'Mustafa Kemal sosyalist degil'(dir) (Lenin)


    Sözü daha fazla uzatmaya gerek yok.

    Kemalist Burjuvazi Kurtuluş Savaşındaki İlerici Niteliğini Kaybetmiştir

    Ulusal burjuvazinin emperyalizm ve feodalizm karşısındaki ikilemine ve tutarsızlığına değinmiştik. Bu sosyal ve nesnel bir olgudur. Kurtuluş savaşı sırasında önderliği elinde tutan ve ilerici bir rol oynayan ulusal burjuvazi ve onun temsilcileri olan M. Kemal ve grubu, Kurtuluş savaşından sonra işçi sınıfı ve emekçiler üzerinde tam bir diktatörlük kurmuş, emperyalizm ve feodalizm ile uzlaşmaya girişmiştir. Bu olgu, bir yanılsama veya tarihten sapma değil, Marksizm-Leninizm’in teorik tespitleriyle tamamen uyuşan bir gerçektir. Marksizm-Leninizm gerçek ve tutarlı bir anti-emperyalist, anti-feodal savaş için işçi sınıfının savaşın önder sınıfı olması gerektiğini söyler. Bu savaşa burjuvazi önderlik ettiği koşullarda işçi sınıfı önderliği eline geçirmeye çalışır. Ama bunu savaşı köstekleyerek değil, tüm güçleriyle anti-emperyalist, anti-feodal savaşa destek vererek yapar. İşçi sınıfı eğer bu mücadeleye önderlik edemez ve önderlik burjuvaziye geçerse, o zaman anti-emperyalist ve anti-feodal savaşın başarı şansı azalır. Başarılı olsa dahi geri dönüş kesindir. Çünkü emperyalizm döneminde burjuvazi gericidir. Emperyalizme karşı verilen savaştan sonra burjuvazi varlığını ve egemenliğini devam ettirmesi için, işçi sınıfı ve halk yığınlarını baskı altına alması gerekir. İşçi sınıfının olası bir devriminden korkusu, emperyalist rekabetin zorlu şartları ve baskısı ulusal burjuvaziyi emperyalizm ile uyuşmaya ve işbirliğine zorlar. Stalin’in dediği gibi işçi sınıfının önderlik etmeği ve sosyalist devrimle taçlandırılmayan bütün anti-emperyalist mücadeleler yeniden emperyalizme bağlanmaya mahkûmdurlar.
    İşte Türkiye’deki süreç de bu teorik tahlile denk düşen bir hat izledi. Kurtuluş savaşına önderlik eden ulusal burjuvazi (ve onun politik önderleri olan M. Kemal ve grubu) , kurtuluş savaşından sonra ilerici niteliğini kaybetti. Halk yığınları üzerinde kendi diktatörlüğünü kurdu, emperyalizm ve feodalizmle uzlaşmaya girdi. İlerici özelliğini kaybetti ve ulusal burjuvazi işbirlikçi, faşist burjuvazi ve onun sözcüleri de faşist, işbirlikçi politikacılar haline geldi.
    İşte M. Kemal’in iki ayrı dönemdeki (Kurtuluş savaşı sırası ve kurtuluş savaşı sonrası) niteliği ve sınıflar mücadelesindeki konumu böyledir. O, tarihten, sınıf mücadelesinden soyut bir kişilik değildir. O, her insan gibi bir sınıfın hizmetindedir. Yalpalayan, tutarsızlıklar sergileyen ve en sonunda emperyalizmle uyuşan burjuvazinin temsilcisidir. Kurtuluş savaşı sırasında bazı eksiklikleri olsa da anti-emperyalist ve ilerici, kurtuluş savaşından sonra ise, emperyalizm ve feodalizmle uzlaşan, faşist bir gericidir.