Maalesef geç kağıdı geçerli değil. Bugün gelemeyen arkadaşlar yarın ceza olarak en az üç gönderi paylaşacaklar. Kamu yararına uygun görülen ceza budur. Bilgilerinize sunulur...
Kardeşlik üzerine çekilen boş nutuklara inat, Nerede bir can ölse yüreği oralı olanlara ve memleketi dünya olanlara... Irk, dil, din, soy, sop, mezhep, meşrep, renk fark etmeksizin herkesi sevebilen herkese mutlu hafta sonları olsun...
Ablacım ben yazıyı yarın okuyacağım. Başlığı dikkat çekici bir başlık. Ki zaten sen paylaştıysan boş bir şey değildir. ;)) Şimdilik hayırlı geceler hepimize...
İnsan bazen de yaşadığı güzellikler sayesinde bilinçaltında birikmiş mayınlardan, üzerine yığılmış tonlarca demirden kurtulur. Işıkları yeniden yanar. Gökyüzünü görür, gökkuşağını izler. Şiir yazar, şarkı söyler, ıslık çalar. Ama en çok ıslık çalar. ;))
Unutabilirsek çok iyi ama, ya unuttuk sandıklarımızı bilinç altımızın derinliklerinde saklıyorsak... En savunmasız zamanımızda karşımıza çıkıp bütün ışıkları söndürebilir.
Rabia abla yazı çok güzelmiş. Yazan kaleme de, buraya taşıyan yüreğe de naçizane teşekkürler. Ve; "İnsan unutandır ve insan unutulmaya mahkum olandır" demiş Didem Madak...
"Fazla bilgiye maruz kaldığımızda verdiğimiz içgüdüsel tepki, ona seçici bir şekilde yaklaşmaktır; bilginin hoşumuza giden kısımlarını alıp kalanını görmezden geliriz ve bizimle aynı seçimleri yapanlarla ittifak olup diğerlerine düşman oluruz. "
Nihayetinde "İnsan kalbinde ne taşıyorsa dünyayı da öyle görür!" demiş Üstat Goethe. Bol bol sevgi biriktirelim yüreğimizde. Daha güzel bir dünya için...
Tebessüm etmek sadakaysa şayet ya tebessüm ettirmek? Bir insanın yüzünde küçücükte olsa bir mutluluk esintisi dokundurmak? İnsana en büyük ödüldür sayesinde birinin mutlu olduğunu bilmek, görmek... Bu da demek oluyor ki; iyiliği yapanın, iyiliğe mazhar olandan daha çok şükretmesi lazım gelir. Zira bu bir nimettir. Gerek maddi gerek manevi anlamda yüz güldürenlerden eylesin Yaradan bizi. Hayırlı geceler, olsun "Hayat size neler öğretti" mektebinin talip ve talebeleri...
Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara.
Bırak bu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemmiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah'ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel.
Ey bahtsız! Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Laboratuvarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok. Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi.
Kucuk cocuklarin yaptiklari hareketler yetiskinler tarafindan konusulur ve inanin acimasizca elestirilir.. 'O yok mu o az degil' 'Bak nasil da gelip ortaligi karistiyor' 'Su olmasa su ikisi iyi anlasiyor' vs.
Ya yetiskinleri ince hesaplari, cirkin didismeleri, karaktersiz hareketkeri, nefsi temize cikarmalari....... Bunlara ne demeli?
Maalesef geç kağıdı geçerli değil. Bugün gelemeyen arkadaşlar yarın ceza olarak en az üç gönderi paylaşacaklar. Kamu yararına uygun görülen ceza budur.
Bilgilerinize sunulur...
“Uçarken görüp de aşık olduğunu, sevdin diye kafese koyma.”
-Alıntı-
Bugün buraya gelmeyen sınıf ahalisinin hepsini yok yazacağım ve devamsızlıklarına işleyeceğim ona göre. Forum sahibi dahil...
Vallaha abla sen de haklısın. ;))
"Her şey incelikten, insan kalınlıktan kırılır"
Nusret Baba /Ekmek teknesi
Günaydın! "Hayat Size Neler Öğretti milletinin insanları." -- Heredot Cevdet'ten ilhamla...
Güne yakışan bir şiirle
Yok abla ben sabah arattım buldum yazıyı okudum da ama değerlendirecek fırsat olmadı.
Kardeşlik üzerine çekilen boş nutuklara inat,
Nerede bir can ölse yüreği oralı olanlara ve memleketi dünya olanlara...
Irk, dil, din, soy, sop, mezhep, meşrep, renk fark etmeksizin herkesi sevebilen herkese mutlu hafta sonları olsun...
Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
Omzunuzdan vaveyla heybesini atın
Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti
Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın . İ. Özel
Pranga vurmayın yüreğinize, sevmek neydi onu hatırlayın... M. Kaya
Günaydın herkese
Neden silindiğine ben de anlam veremedim.
Dikkatlice okudum, silinmesini gerektirecek bir şey görmedim.
Siz yükleyin onlar silsin))
Ablacım ben yazıyı yarın okuyacağım. Başlığı dikkat çekici bir başlık. Ki zaten sen paylaştıysan boş bir şey değildir. ;))
Şimdilik hayırlı geceler hepimize...
İnsan bazen de yaşadığı güzellikler sayesinde bilinçaltında birikmiş mayınlardan, üzerine yığılmış tonlarca demirden kurtulur. Işıkları yeniden yanar. Gökyüzünü görür, gökkuşağını izler. Şiir yazar, şarkı söyler, ıslık çalar. Ama en çok ıslık çalar. ;))
Unutabilirsek çok iyi ama, ya unuttuk sandıklarımızı bilinç altımızın derinliklerinde saklıyorsak...
En savunmasız zamanımızda karşımıza çıkıp bütün ışıkları söndürebilir.
Rabia abla yazı çok güzelmiş. Yazan kaleme de, buraya taşıyan yüreğe de naçizane teşekkürler.
Ve;
"İnsan unutandır ve insan unutulmaya mahkum olandır" demiş Didem Madak...
"Arşı geç, ferşi atla, sidreyi aş,
Gör ne var maverada? ibrethiz."
Ablacım önce ben kendim de bunu çözmem lazım ki senin "ama nasıl" sualine bir cevap verebileyim...
"Fazla bilgiye maruz kaldığımızda verdiğimiz içgüdüsel tepki, ona seçici bir şekilde yaklaşmaktır; bilginin hoşumuza giden kısımlarını alıp kalanını görmezden geliriz ve bizimle aynı seçimleri yapanlarla ittifak olup diğerlerine düşman oluruz. "
Sinyal ve parazit
Nate Silver
Ya derviş ol dedi,
Ya sabretmeyi öğren.
Sabretmek zordu,
Derviş olmak imkansız.
Deli olmayı seçtim bende,
Bana sabretsinler diye...
Eyvallah Sayın Kayıp Zaman. Ayrıca rica ederim, teşekkürünüz naçizane yorumuma değer katmıştır.
Nihayetinde "İnsan kalbinde ne taşıyorsa dünyayı da öyle görür!" demiş Üstat Goethe.
Bol bol sevgi biriktirelim yüreğimizde. Daha güzel bir dünya için...
Tebessüm etmek sadakaysa şayet ya tebessüm ettirmek?
Bir insanın yüzünde küçücükte olsa bir mutluluk esintisi dokundurmak?
İnsana en büyük ödüldür sayesinde birinin mutlu olduğunu bilmek, görmek...
Bu da demek oluyor ki; iyiliği yapanın, iyiliğe mazhar olandan daha çok şükretmesi lazım gelir. Zira bu bir nimettir.
Gerek maddi gerek manevi anlamda yüz güldürenlerden eylesin Yaradan bizi.
Hayırlı geceler, olsun "Hayat size neler öğretti" mektebinin talip ve talebeleri...
Arşı geç, ferşi atla, sidreyi aş,
Gör ne var maverada? ibrethiz."
Aptalca bir konfor aşkından doğduğu halde her biri daha korkunç bir dünya harbi hazırlayan teknik mucizelerinin yanında, senin iç zıtlıklarını elemeye yarayacak ve seni kendi kendinle boğuşmaktan kurtaracak ruh mucizelerini ara.
P. Safa / Yalnızız
Bırak bu maddeyi, boğ şu ölçü dehanı, doy şu fizik ve matematik tecessüsüne, kov şu kemmiyet fikrini, dal kendi içine, koş kendi kendinin peşinden, bul onu, bul kendini, bul ruhunu, bul, sev, bil, an, gör, kendi içinde gör Allah'ını. Kendine dön, kendine bak, kendine gel.
P. Safa / Yalnızız
Geç kaldığım bir okuma...
Ey bahtsız! Tarihinin hiçbir devrinde kendine bu kadar yabancı, bu kadar hayran ve düşman olmadın. Laboratuvarında aradığın, incelediğin, oyduğun, dibine indiğin, sırını deştiğin her şey arasında yalnız ruhun yok.
Onu beyin hücrelerinin bir üfürüğü sanmakla başlayan müthiş gafletin, otuz yıl içinde gördüğün iki muazzam dünya harbinin kan ve gözyaşı çağlayanlarında en büyük dersi arayan gözlerine bir körlük perdesi indirdi.
P. Safa / Yalnızız
Kucuk cocuklarin yaptiklari hareketler yetiskinler tarafindan konusulur ve inanin acimasizca elestirilir..
'O yok mu o az degil'
'Bak nasil da gelip ortaligi karistiyor'
'Su olmasa su ikisi iyi anlasiyor' vs.
Ya yetiskinleri ince hesaplari, cirkin didismeleri, karaktersiz hareketkeri, nefsi temize cikarmalari.......
Bunlara ne demeli?
Dünyaya ait yorgunluklarını alır, geride kalanlara ağır yorgunluklar bırakarak gider...
Ve ölüm gelip alır bütün yorgunluğunu insanın...
Sonra döndüm, zamanın yollarından uzakta olan ovadaki ruhumun yalnız ağacının gölgesine oturdum.
H. Cibran
Zamanı kıymetli kılan ne güneşin doğuş ve batışı ne de akreple yelkovanın yarışıdır. Zamanı kıymetli yapan içeriğinde barındırdığı eylemdir.
"İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz. Çünkü hiçlik zor geliyor." Livaneli
Yüreğinde miskal zerresi kadar sevgi taşıyan herkese günaydınlar.
"herkes birbirinin çaresizliğinin kapanıdır."
Kapana düşen de düşüren de kapanın içerisindedir...