Kültür Sanat Edebiyat Şiir

şiir sizce ne demek, şiir size neyi çağrıştırıyor?

şiir terimi Cengiz Ekrem Teymur tarafından 01.05.2001 tarihinde eklendi

  • Bahar Ada
    Bahar Ada 17.11.2018 - 01:04

    çekirdek

  • Scarlett Ohara
    Scarlett Ohara 31.10.2018 - 15:57

    Sabah değilim, akşam değilim
    Sunaklarda ipince
    Belirsiz bir çiziğim
    Yüreğim kanda parlar
    Kan kadar yerde parlar
    Toprakla iç içeyim
    Biri kazıp bozmasa
    Alıp gitmese beni
    Batmadan yakalanmış çok eski bir güneşim
    Öyleyim

    edip cansever

  • Annabel Lida
    Annabel Lida 18.10.2018 - 01:44

    İçimde beni saran
    Ve hiç olan
    Bir özlem var hiçliğe
    Bir istek belirsiz bir nesneye.

    Sanki sis gibi
    Sarıp sarmalamış beni
    Ve küllükteki cıgaramın ucunda
    Parıltısını görüyorum son yıldızın.

    Duman duman tükettim hayatımı
    Ne kadar belirsiz gördüklerim, okuduklarım.
    Bilinmeyen bir dilde bana gülümseyen
    Açık bir kitap dünya.


    Pessoa

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 16.10.2018 - 13:45

    „ Cok Yorgunum Kaptan, seyir defterini baskasi yazsin, cinarli kubbeli beni o limana cikaramazsin“ ..satirlara yorgun bezgin bitik söz yazip dizen veya „Yoldaslar, ölürsem o günden önce yani öylece de gibi görünüyor, Anadoluda bir köy mezarligina gömün beni ve de uyarina gelirse tepemde bir de cinar olursa tas mas da istemez hani..“ ….söz ve satir dizeleriyle bütün ömrü boyunca sapkanin icinden tavsan cikarmak kadar yalan yanlis asilsiz ve GIZLI ÖZNESI bulunan Fiil ve Faaliyetler edilgenligini kimi zaman yumusak geciskenli ROMANTiK esintileriyle kimi zaman dünya karma karisigi IYIMSERLIK GÜZELLEYEN evrensel giyim kusam kostümcülügüyle ve kimi zaman da-aslinda her sartta kendini zorlayip sürtünerek heybetli kivilcimlar söktüren- ASiLiK ve IHTILALCiLiK sosyalcililigi koz ve pozuyla ota cöpe dalgaya ayriliga isiga korkuya aglamaya raylara trene mapusa…herseye yazip dizip süsleyip söyleyecek lakirtisi olan HiKMet Ran Nazim, topraginda siginmaci olarak yasadigi yillar boyunca neredeyse gördügü kabulün karsiligini haketmenin özel siparis verilmis PROPAGAN AJANI gibi adanmis ve kodlanmis görevliligin hizmetkari gibi yasam sürdürdü. Ayni yillar boyunca dünyanin binbir hallerine lafi lakirtisi ve söz süsleyiciligi tevatür tikirinda olan Nazim, sözde Esitlik, Hukuk, Hak, Insanca Yasam ve ÖZGÜRLÜK diye kapilip gittigi büyülenmisligin adresini SOVYET MOSKOVASI olarak aldanip kanarken,icinde yasadigi yasam gercekligine tek cümlelik SORGULAMA YAPMAYA hicbir tavir tutum cesaret özgürlük ve özgür iradelilik göstermeksizin-tek bir cümlelik dahi olsa elestirel bakista bulunup gercekci tutarlilikta bulunmaksizin- kendi tapindigi aldanmisliklarini hic filitrelemeden ve oldugu gibi yeryüzünün cenneti olarak- sovyet sosyalistliginin ic yüzündeki yalan yanlislari bilse bile susarak- kendine HAYRANLIK besleyenlere afyonlayip ARIZALI INSAN YETISTIRME tapinakciligi sunup sergilendi. Aslinda `Cok Yorgunum Kaptan` ve `Anadoluda Bir Köy Mezarligina Gömün Beni` dipten derinden inandigi tüm aldanmisliklarin NAZim Ran Namina ENKAZ ve Fiyasko Bildirimi`nden baska hicbirsey degildi.
    Yirminci Yüzyil`in karakteristik SOGUK SAVAS kalibina uygun egitimi kültürü inanci bilimi ulasimi teknolojiyi beslenmeyi barinmayi bütün sosyolojik ve siyasal etkenleriyle beraber kusursuz kullanim araci haline hacizleyip gömen gerilim bozgun yikim yagma isgal ve catisma egilimi; özellikle özellestirip dokudugu Ayrismalar, Kutuplasmalar toplumsal parcalanmisliginin dergilerle, mecmualarla, kitaplarla basin yayin ve diger ilan baski yahut reklam ünitelriyle tüm sanat kollarini bu egilimin KIRALIK TETIKCISI kivaminda dosyalayip definini dürdü. Türkiye de NAZIM RAN karsitligini sürekli NECip Kisakürek Fazil ile devsirip dengede tutarken, degisen dünya kosullarindan tamamen kopuk ve INSAN degiskenligini ve duruma göre kaliba giren karakteristik özelligini hep gözardi eden HAYALPERESTLIGIN ne TURAN, ne de KOMINIZM devrim veya ülküsünü asla tamama erdiremeyen güdümlülügün –dünya ve insanlik gercegiyle hicbir ilgisi ve samimiyeti olmayan- esir ve TUTSAK ameleleriydi.
    Bundan ötürüdür ki Edebi Hayatinin büyük bir bölümünü NaZiM `in karsit kutubuna kondurulup konuslandirilan NECip FAZIL :
    O da Nazim gibi gittigi YURTDISI (Fransiz-) Edebiyat vesair etkilesimini kendince karman corman ederek ve daha ziyade Hece Vezni ile yazip yayinlayarak tipki Nazim gibi hem kendi zamane devrini hem de kendinden sonra gelecek olan günümüz dahil tüm kusaklari yönlendirip yönetmenin adeta TAPINAKCILIGINI tarikatlastirdi.
    Erdem Beyazit, Cahit Zafiroglu, Mustafa Özcelik, Sezai Karakoc,Alaaddin Soykan, Abdurrahman Karakoc,Ismail Killioglu, Atasoy Müftüoglu, Bahattin Karakoc, Mehmet Nazif Gürdogan, Hasan Seyithanoglu, Osman Sari, Turan Koc, Ramazan Dikmen, mehmet Ocaktan, Cumali Ünaldi, Berat Demirci, Necip Tosun, Ali Haydar Haksal, Ibrahim Sadri, Nabi Avci, Ilhan Kutluer, Mehmet Atilla Maras, Mustafa Ruhi, Necati Polat, Ismet Özel, Kadir Tanir, Cemal Sakar, Hasan Aycin, Senol Demiröz, Ebubekir Eroglu, Edip Gönenc, Mustafa Ruhi Sirin,Ramazan Dikmen, Mustafa Islamoglu, Akif Inan,Nureddin Topcu,Nurullah Genc, Senai Demirci, Arif Nihat Asya, Dursun Ali Erzincanli, Fethi Gemihlioglu, Hüseyin Alkan, Mustafa Celik, Asim Gültekin, Serdar Tuncer, Rasim Özdenören…….gibi öne cikip isim yapmis sair yazar yayinci veya dergici veya sosyal siyasiler, Necip Fazil örneginden kendini benzestirme gayreti güdenlerden bazilaridirlar.
    Okudugu hic bir dal veya kolu sonuna kadar tamamlayamayan Fazil Necip, Burslu olarak devlet tesvikiyle gittigi Fransa`dan Felsefe okumak icin gittigi okulu da yarida birakip geri dönmüs. Sonra degisik bankalarda degisik zaman araliklariyla memur veya müfettis olarak calismis.Dil Tarih, Güzel Sanatlar, ve Devlet Konservatuarinda mögretmenlikler yapmis.degisik dergi gazete ve mecmualarda yazilar yazip siirler yayinlamis. Roman, Oyunlar yazip ve Agac, Büyük Dogu adiyla uzun süreli fikir ve edebiyat dergileri cikarmis. Sayisiz ödüller sahibi oldugunun yanisirasina `kaldirimlar sairi`Üstad`veya `sairler sultani `gibi degisik zamanlarda ün ve ünvan sahibi olmus.
    Cikardigi Büyük Dogu`da Nazim Hikmet`e karsitlik olarak iki kutuplu dünyanin BATI EKSEN söz sav niyet unsur etki düs duyum yol ve düsüncelerini kavrayip toparlama görevlendirilmisligine kendini adayan Fzil Necip, Nazim Hikmet`ile KOMINIST FiKiR karsitligina TURANCILIK ve hayatinin bir döneminde tanistigi NAKSIBENDi Seyhine kopmaz baglarla eklendikten sonra bugünün ILIMLI ISLAMCILIGI evveliyatini bütün edebi ve düsünsel yazilarinin kavram kapsamiyla yayinlayip duyururken, aslinda hic karsitligi olmayan TÜRKIYE CUMHURIYETI`ni imha edip yerine kendilerini kodlayici yikim ittifakcisi gibiydilr. Ki tüm Büyük Dogu fikirsel yayimciligi boyunca bugünlerin cokca dilden düsürmedigi `Ulu Hakan Abdülhamit Han` söylemi onun kaleminden cikmis ve Saltanat ve Hilafete yakin duran din agirlikli gelenekselciligi esas itibarla, Türkiye Cumhuriyeti degerlerine yegleyen söz yazi eylem tavir ve tutum sergilemistir.
    Sairligiyse Fazil Necip`in tipki Nazim Hikmet gibi paramparca, evveli ve sonrasi diye kendinden kopuk, celiskin ve kendi yazdigini reddedecek kadar karamsarlik yap boz gel-gitleriyle örülü ve örgütlüdür. En iyisini, daha iyisini ve hic erisilmez ulasilmazini kutsanmak adina süsleyip kaliplastirdigi özün ve esasin ana konusu; agirlikli olarak ölüm ve daha sonrasidir.

    ………..Devam Edecegim……

  • Ömer Gökçe
    Ömer Gökçe 28.09.2018 - 10:46

    Kelimelere yüklene anlam ve kelimelere verilen candır; şiir. İçinde anlam ve duygu olanı anlatandır;şiir. Olmasaydı; olmazdıktır şiir. Yaşam biçimi, algılama ve anlatma zekasıdır; şiiir. Şiir her şeydir ama her şey şiir değildir. Uzun da değil, kısa da değil; tam bir değirmidir şiir.

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.09.2018 - 15:20

    Yine onlarin kaleminden düsüp dökülen SIYASAL POLEMIKLILIGIN icinde her türlü kavga kir cöküs gecimsizlik ayrisma sogulma yilginlik yanilginlik belirsizlik bilinmezlik karamsarlik kargasa kopus cöküs kusku cinnet girdap cikmaz saplanti bela ilgisizlik itibarsizlik sorunlar yigan yumak sariminda, TELIF HAKKI kendilerinin olmayan akil fikir duygu düsünce kavrayis anlayis ve aliskanliklari kendilerine hayranlikla baglanan kitle kütlelerine fazlalastirarak aktarmanin arac gerecleri olarak, etraflarina dolusmus ve donanmis herseyin DILE GETIREN ICRACISI olarak kendilerini ve kendilerinden baska hickimseyi görüp bilmenin AHKAM KESIMIYLE; kendilerini hakli cikarmanin yönetip yönlendirdikleri sandiklari hayatin dizginini elde tuttmak saplantisinin `simdi sira sende acil susam acil` veya `gelip yeserebilirsin bahar müsade senin` veya `hadi simdi Turan olsun ` yahut `kiskirip koptugu yerden Devrim cikip kapiya dayansin` gibi yasadigi dünyada, kiside, toplumda hicbir öznel ve nesnel karsiligi olmayan HAYAL PERESTLIGIN alim –satim tüccarligini yaparlar.
    `Angina Petrokis`de Hikmet Nazim :
    „ Yarisi burdaysa kalbimin/ yarisi cindedir doktor /Sari nehre dogru akan/ ordunun icindedir/ Sonra,her safak vakti, doktor,/her safak vakti kalbim/ Yunanistan da kursuna dizilir / sonra, bizim burada mahkumlar uykuya varip revirden el ayak cekilinc kalbim camlicada bir harap konaktir her gece doktor „
    ……….`kalbinin iman tahtasinda en uzak yildiza carptigina SOSYAIST ENTERNE bir gezegen aygiti gibi, bazan kendini güden kosullandirmalara ister istemez ispatlamak zorunda hisseder ki bu BEKLENTIYE GÖRE veya USULÜN ICABINA dair igretiligin satir dökümlerini daha sonraki devirlerde Dogu Alman, Cekoslavakya, Macaristan. Yugoslavya gezip turlayan REKLAM TABELASI niteliginde radyo yayinciligindan tut ki konferans kompozisyonculuguna varincaya kadar, ne denli ULUSLARARASI bir büyüklügün varlik sahibi oldugu arka pilanindan, ögütülüp ufalanmis seylerdir Angina Petrokis`i Nazim Hikmet`in.
    `Karli Kayin Ormaninda`ysa Hikmet Nazim :
    „ Memleket mi yildizlar mi / Gencligim mi daha uzak / Kayinlarin arasinda/ Bir pencere, sari, sicak /…………..Eski takvim hesabyle / Bu sabah basladi bahar/Geri geldi Memedime /Yolladigim oyuncaklar / Kurulmamis zemberegi/ Küskün duruyor kamyonet / Yüzdüremedi legende/ Beyaz kotrasini Memet „
    ………hic kuskusuz üzüldügüne agit yakan nitelikte bir duyumsamadir bu siir. Fakat yine de kendini baskasiymis gibi göstermenin Istanbul Bayramoglu`ndan kahir yüklü hesap sorarcasina ayni siir icinde `ölümü bile bile ve ölümü hic düsünmeden` hemen ilk soseden sapinca yasamanin PIRIL PIRIL görünen yerinin MOSKOVA oldugunun, siyasi kimligine ADANMIS poz veren zirhli suvariligi istifi hic bozulmams fiyakalarda (feodal agitlara sarilarak sanki MOSKOVA dedigi yerin hic derdi belasi karanligi öfü püfü kokusmuslugu batagi zulümü ölümü zorbasi diktasi gericiligi saplantisi hüznü veya cilekesligi yokmus gibi saplantili bir körü körünelige kendini kaptirip götüren aldanip inanmislikla, soyut sahteliklige sosyalist manevralar ceken ) serkeslikler satip savutturmakta.
    „ Hapiste Yatacak Olana Bazi Ögütler`de Hikmet Ran :
    “ icerde mektup beklemek /yanik türküler söylemek bir de/ bir de gözünü tavana dikip sabahlamak / tatlidir ama tehlikelidir / Trastan trasa yüzüne bak / unut yasini/ koru kendini bitten /bir de bahar aksamlarindan/ bir de ekmegi son lokmasina dek yemeyi/ bir agiz dolusu gülmeyi unutma hic bir zaman /bir de kim bilir / sevdigin Kadin sevmez olur / ufak is deme /yemyesil bir dal kirilmis gibi gelir /icerdeki adama “
    ……hayata hicbir tutar dali kalmamisliktan sonra, küslüge yokluga baharsizliga ayda yilda kendi yüzüne dahi ve üstündeki MAHPUS DAM AVANINA bakmaktan kendini BITTEN SAKINIR GIBI sakinmasi gereken kisiye `assalar da kendimden kurtulsam` fena fikirliligini yerip yasaklarken, `yeter ki kalbindeki cevher sönmesin, düsmana karsi inadina yasayacaksin ` dopinginden motor gücü cok yüksek enerji depolamaya calisik; ne ugruna bilinmezleriyle dolu DÜSMAN GÜDÜMLÜLÜGÜNÜN yolu hapisten gectikce dogrusunu kanitlamis olan bir algiyla ve ayda yilda bile olsa disardaki son yapraga, yukardaki tavana ve kendi yüzüne dahi bakamamayi YASAMAK`tan sayan siradanlik gibi receteleyip sifa niyetine her kapilan hastasina yudumlatir.
    `Severmisim Meger`deyse Nazim Hikmet :
    Yil 1962 mart 28 /Prag-berlin treninde pencerenin yanindayim /aksam oluyor /dumanli islak ovaya aksamin yorgun bir kus gibi inisini severmisim /meger / aksamin inisini yorgun kusun inisine benzetmeyi severmisim „
    ………uzuun satirlarla siralayip dizin ettigi bu siirindeyse neredeyse hayatinin son yillaridir Hikmet Nazim`in. Ne tuhaftir ki bütün ömrü boyunca ÖZGÜRLK ve Dünya Güzelligi diye kendinden cikip gittigi ve insan konusup yazan dilliligi tümüyle Siyasal saplantililigin esaretine tutsak ettigi sürüklenis, itis, kakis, mapus, kacak kovulma, yorulma, yilma ve kovalasmalarindan bezgin bitkin ve en cok da HAYAL ve HÜSRAN kiriklarina ugramis olarak; büyük yanilmisliklardan son derece bsit ve kendi olmayi deneyen ITIRAF Icerikliligin adres tarifidir. Siirin devaminda :
    „ Meger irmagi severmisim/ ister böyle kimildamadan aksin kivrila kivrila tepelerin üstünde „…..
    „ Gökyüzünü severmisim meger/ kapali olsun acik olsun/ Borodino savas alaninda Andireyìn sirtüstü seyrettigi gök kubbe / hapisteki Türkceye cevirdigim iki cildin Savasla Baris`ini/ Gök kubbeden degil meydan yerinden / gardiyanlar birini dövüyor yine „
    „ Agaclari severmisim/ cirilciplak kayinlar Moskova dolaylarinda Peredelkino`da kisin /cikarlar karsima alcak gönüllü ve kibar “
    „ Yollari severmisim meger/ asfaltini da/ Vera direksiyonda Moskova`dan Kirim`a gidiyoruz Koktebel`e /asil adi Göktepe ili/ Bir kapali kutuda ikimiz / Dünya akiyor iki yandan dilsiz uzak „
    „ Cicekler geldi aklima /gelincikler kaktüsler fulyalar /Istanbul`da Kadiköy`de Fulya tarlasinda öptüm Marika`yi / agzi aci badem kokuyor / yasim on yedi / kolon vurdu yüregim salincak bulutlara girdi cikti /Cicekleri severmisim meger / üc kirmizi karanfil yolladi bana hapishaneye yoldaslar / yildizlari hatirladim „
    „ Gözümün önüne kar yagisi geliyor / agir agir kusbasisi da buram buram tipisi de/ meger kar yagisini severmisim/ Günesi severmisim meger / simdi su visne receline bulanmis batarken bile/ günes Istanbul`da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batar „
    „ Ay isigi geliyor aklima en aygin baygin en yalancisi en kücük burjuva /severmisim / yagmuru severmisim „
    „ Zifiri karanlikta gidiyor tren / zifiri karanligi severmisim meger / kivilcimlar ucusuyor lokomotiften / lokomotifi severmisim meger / meger cok seyi severmisim de altmisinda farkina vardim bunun / Prag-Berlin treninde pencerenin yeryüzünü dönülmez bir / yolculuga cikmisim gibi seyrederek „
    …..Sirrin burasina kadar gecmisin kimi Bolu`da kimi Kadiköyde kimi hayal kimi essah serpilmis dagilmis kirik dökük NOSTALJiSI`yle birlikte o günün VERA`si ve Moskova merkezli yasam calkantilarini tüm heyecan vericiligini yitirmis SIYASI tutsakliktan gizli ve sessizce kaip kurtulmayi dileyen bir ruh halini ele veren, fakat yanildigi yeri aciga verme cesaretini gösterememenin de ezikligi altinda kivranan, mecburi SLOGANIST laf serpintilerini rast gele konuslandirirken bile tüm bikkinligini ve yitirdigi inancini ucundan kenarindan duyurup ilan eden siralanmis satirlar silsilesidir. Final ise ap acik ve saklanamayacak derecede TÜM NAZIM HIKMET SAIRCILIGININ hayatini kendini dürtüp güden SAPLANTILARA ezip harcayarak dünyayi kainati ve insani yokluk ve yoksunluklar icinde ISKALAYAN Enkaz bildirimidir. Söyle ki :
    „ kirmizi yesil sari balonlarda cocuk cigliklariyla günes / gökyüzü mavi isiklariyla /kim derdi ki hikayem böyle biter /yagmurlar mevsimine girdim kederli siirler mevsimine / bir seyler bekliyorsun benden degil / sözler duruyor aramizda birbirimize ulasamadan/ cocuk cigliklariyla günes kirmizi sari yesil balonlarda / yorgun ve umutsuz bakiyoruz sözlerimize „
    ……yakin uzak hic farketmeksizin icinde boguldugu Ayrilik, Aldanmislik, Yokluk ve YENILMISLIK duygusunun cöküp cullandigi yogunluga kendi drenci olan hic birseyle karsilik verememenin ICE GÖMÜLÜ Yaniksamalarini ve SAYRILARINI kimseye pay edemedigi YALNIZLASMAYA devirip döken NAZIM DiLLI bu sartir dizinelerini, yine tam buradan kaynaklanip ona özenen bütün müridleri kopyalayip cogaltrak EFKAR ISYANKAR günümüze kusatan bütün kaliplasmisliga ambarlayip defin etti. Devamla ayni siirde Ran Hikmet :
    „ Dünyayi verelim cocuklara hic degilse bir günlügüne / alli pullu bir balon gibi verelim oynasinlar / oynasinlar türkü söyleyerek yildizlarin arasinda / dünyayi cocuklara verelim / kocaman bir elma gibi sicacik bir ekmek somunu gibi / hic degilse bir günlügüne doysunlar „
    …..aslinda anasiz babasiz bir dünya cocuklugu, olmaksizin kesinlikle olamayacagi sosyolojik veya bilimselligiyle hepten herseyden vazgectigi ve umudunu her türlü sorunsuz dertsiz TOPLUM ÜRETME atölyeciiginde artik ERGiN ve Yetiskin insanlarin üstesinden gelecegi is olmadigina kendini bozup dagitarak; büyüklerin hayatina ve yetkisine son veren COCUKLUGA siginarak; yarin anne ve babalarindan cok da farkli bir varlik gösteremeyecek olan kurtulusu hayal edinmekte.
    „ Yoruldun agirligimi tasimaktan / ellerimden yoruldun / gözlerimden gölgemden / sözlerim yanginlardi / kuyulardi sözlerim / birgün gelecek ansizin gelecek birgün / ayak izlerimin agirligini duyacaksin icinde / uzaklasan ayak izlerimin / ve hepsinden dayanilmaz bu agri olacak „
    ……satirlariysa siirin tüm umut, inanc, beklenti, egilim, fikir, duygu, düsünce, tutum, davranis, bilgi, ilgi ve iletisimini YIKILDIGI YERDE yigilip kalan boslukta kendini bulmusluga ören veran eden; yilgin yorgun bezgin cökmüs bitip tükenmisligin insan hayatindan gelip gecen kaplanmisligiyla; TOPYEKÜN Nazim Hukmet adina kendine son veris halidir.
    Kocalmaya Alisiyorum `daysa artik kendine Elvedalardadir Nazim :
    „ Kocalmaya alisiyorum dünyanin en zor zanaatina / kapilari calmaya son kere / durup durmadan ayriliga / saatler akarsiniz, akarsiniz, akarsiniz../ Anlamaya calisiyorum inanmayi yitirmenin pahasina „
    ……….siiriyse ortaliklarda kalan akil fikir hayal düs duygu düsünce taraf yan siyaset ileri geri…Nazim Hikmet Naniyla olmus bitmis IKILIKTEN idaasi ve israri bulunan dünya tekligine dair tüm ufak tefekleri silip süpürüp FAFLANMA veya kenara konma durumudur.
    `Cenaze Merasimim`deyse Nazim Hikmet Ran :
    „ Bizim avludan mi kalkacak cenazem / Nasil indireceksiniz / Asansöre sigmaz tabut / merdivenlerse daracik …..“ Bakacak arkamdan mutfak penceremiz/ Balkonumuz gecirecek beni camasirlariyla/ Ben bu avluda bahtiyar yasadim bilemediginiz kadar / Avludaslarim, uzun ömürler dilerim hepinize..“
    …satir dizininindeyse soran hayata ne Sosyalist, ne Kominist, ne ideal bir dünya ne feodal bir iliski bagi, sadece gelmekte olan ebedi göcün en son ugurlayanlari merakli cocuklar, belki ucarken ugur nisanini birakacak lan güvercin fakat avludaki yalniligi kesin olacak olan, dünyadan hatirladigi yasanmisligin toplam özti niteligindedir, son sözlerini söyler gibisine Hikmet Nazim Ran.

    …………Devam Edecegim……..

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 16.09.2018 - 15:18

    Roman Sinema Resim Mimari Sergi Sunum veya Siir`i siradan, dolaysiz, önkosulsuz, engelsiz, vizesiz, filitresiz hicbir HÜKÜMRANLIK SULTASININ özel keyfine bagli ve bagimli birakmayan ÖZGÜRLÜGE ve ÖZGÜNLÜGE inanip güvenemeyen Necip-Nazim ORTAK KAFADARLIGI, siradan insanlarin toplumsal gercekligiyle ele alinmasi durumunda kendilerini BÜYÜK Sair-Yazar olmaktan alip cikaracagi icgüdüsellikleriyle hep KILISE TAVANI veya SARAY YAVRUCUGU duvari `yüksek sanat yapma` egilim düskünlügüne bulasiklayip boyayan, asli esasi yoklugun kendi kafalrindakine varolan insan ve toplum gercekligini ayarlayip UYDURMA tipinde olay ve insan modeli yontup tiplestirirler.
    `Davet` siirinde Nazim :
    “ Kapansin el kapilari bir daha hic acilmasin/ yok edin insanin insana kullugunu,/ bu davet bizim/ Yasamak bir agac gibi tek ve hür/ ve bir orman gibi kardescesine “
    ……..dizelerine söz yazip dilek tutarken, sadece kaliplasmis ve tekrari bol dilden dile süprülüp dökülen fakat yasadigi TÜKETIM dünyasina sürüklendikce de hic kimsede karsiligi olmayip hic bir yere hicbirsey ifade etmeyen SLOGAN SOYUTLASMASI; senligi samatasi bol, asvalti süsleyen tabela gibi agzinda kurcalayip dolandirana anlik ve saniyelik gelip geciciligi adreslendirir. Oysa ki siirin yazildigi yillarda SOSYALIST diye bilinip taninan dünyanin bir yarisinda, Nazim Hikmet`in tüm hayatini adadigi sözümona dünya kardesligi ve esitligi yasanmasi gereirken, sayisiz kimlikte insan toplum ve topluluklari, EL KAPILARINDAYMIS gibi SOSYAL MASKE altinda esir hayatlar yasiyordu…
    `Memleketimi Seviyorum` siirindeyse Nazim Hikmet :
    „ Memleketim /Memleketim ne kadar genis :/ dolasmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana/ Edirne, Izmir, Ulukisla, Maras, Trabzon,Erzurum/ Erzurum yaylasini yalniz türkülerinden taniyorum/ ve güney/ pamuk isleyenlere gitmek icin/ Toroslardan bir kerre olsun gecemedim diye/ utaniyorum“
    ….hakkinda ucun kiyin ancak gercekligini bildigi MEMLEKET TÜRKIYE` sinin, dop dolu ve gezip dolasmakla bitmeyen toprak ve insan zenginligi kaynaklarini tamamen buraya ait olmayan yapay YOKSUL bir SIYASI DÜSÜNCE kadrolasmasiyla rehin olarak en uzak ve en yabancil yaklasimlarla yasamsal eksigini düzeltmeye kalkismak, tanik oldugu ülke gercekligini sevdigini idda ettigi kadar, ayni zamanda umursamayip es gecmekten baska bir sey degildi.
    Bu yüzden `kasalariniz,vurgunlariniz,hesaplariniz cüzdanlariniz ve it gibi sokakta titreyip acliktan ölmekse vatan, Nazim Hikmet vatan hainligine devam ediyor ` dedigi siirinde her hangi söz dolambacindan dönderip kivirirsa kivirsin üstüne yaftalanani günlük algilarla agip dönen yasan güncesinde oldugu gibi nakaratlayip üstlenen Nazim; `Gezi`baslikli kurgusal kalabaliklasmalarin da üstlerine bindirilip yaftalanan `Capulcu` lugu harfiyyen benimseyip kendilerine markalastirmalari, birebir ayni atölye icadi, siyaseten cok kullanisliga elverisliligin ürünüydü.
    `Sekizyüzotuzbes satir kapsamiyla Salkim Sögüt`te Nazim Ran :
    „ Rüzgar kanatli atlilar gibi gecti hayat / Akar suyun sesi dindi / Gölgeler gölgelendi / renkler silindi / Siyah örtüler indi / mavi gözlerine / sarkti salkimsögütler/ sari saclarinin/ üzerine / Aglama salkimsögüt / aglama / kara suyun aynasinda el baglama/ el baglama / aglama !“
    ……daha ziyade etkilendigi Yahya Kemal Beyatli`nin yalinkilinc ve atlilarla cenge tutusan Gecmis Tarihe Iz Düsümü siirlerinden cok sey alip koparan NAZIM, oradan alip kopardiklarini nal sesleri ve toz duman yikinisleri dahil tüm olus bitisiyle kendi kafasindaki HAYALPERESTLIGIN cephesine ve cengine eyerleyip ordugahlastirarak, hic o güne kadar yasanmamis ve bu güne kadar da yasanmamis olan birden biresine SOSYAL PATLAYISIN kendinden ibaret olus bitisini yaz-bozlar.
    `Yasamaya Dair` baslikli dizelerdeyse Hikmet Ran:
    “ Yasamayi ciddiye alacaksin/ yani, o derecede. öylesine ki/mesela kollarin bagli arkadan, sirtin duvarda, /yahut kocaman gözlüklerin, /beyaz gömleginle bir labaratuarda,/ insanlar icin ölebileceksin / hem de yüzünü bile görmedigin insanlar icin/ hem de hic kimse seni buna zorlamamisken,/ hem de en güzel, en gercek seyin/ yasamak oldugunu bildigin halde,/ yani öylesine ciddiye alacaksin yasamayi “
    …..her kosulda ve hicbir sorgulamasini yapmaksizin vara yoga gerekli veya gereksiz kendinden beklenmedigi halde bile ve bulasip ilistigi durumun hicbir ihtiyac bildiren talebi olmasa dahi, kendine SERÜVENCI bir yasam öznesi giydirmeyi HASTALIKLI ve TAKINTILI zor duruma sokmuslugu karsilayip cevap vermek icin, hayatini harcayip FEDA ETMEYE saplayip sabitlestirmislige kurdele keser ve madalya takar gibidir bu siirinde Nazim Ran..
    Oradan devamla da:
    “ Diyelim ki hapisteyiz / yasimiz da elliye yakin / Daha da onsekiz sene olsun acilmasina demir kapinin / Yine de disariyla beraber yasayacagiz/ Insanlari, hayvanlari, kavgasi ve rüzgariyla, / yani, duvarin arkasindaki disariyla / Yani, nerde olursak olalim/ hic ölmeyecekmis gibi yasanacak “
    …..icinde bulundugu yokluga cirasiz isiksiz carpip dönen gel-gitler savrulusunu daha cok karamsarlikla bunalmis ve bulanmis bir yerden dik ve diri tutmaya cirpinan, halen bir yerlerden parlayip gelecek olan GÖKSEL bir ayin ilahiligi gibi SIYASAL SÜSLÜ tabloya kendini kotarilmis KAHRAMAN müneccimliginde hic esirgemeksizin; zalimin celladin sömüücünün yagmacinin katilin ajanin hainin …en azgin insanlik sapkini bile olsa, eger isminde` insan`kütügü yaziyors üstünde durup egildigi insan tipine hicbir sorumluluk irade secim ve hüküm hakki tanimaksizin ugruna HAYAT HARCAMAYA DEGER vaiz ve akildanelikler esip üfürüyor, `Yasamaya Dair`de Ran Hikmet Nazim.
    `Günesi Icenlerin Türküsü`nde Hikmet Nazim :
    „ Ben de ictim toprak canaklarda günesi /Ben de söyledim o türküyü !/ Yüregimiz topraktan aldi hizini;/altin yeleli aslanlarin agzini/ yirtarak/ gerindik !/Sicradik; /simsekli rüzgarlara bindik ! /Kayalardan/ kayalarla kopan kartallar/ cirpiyor isikta yildizlanan kanatlarini /Alev bilekli suvariler kamciliyor/ saha kalkan atlarini/ Akin var / günese akin !/ Günesi zaptedecegiz/ günesin zapti yakin !“
    ……biraz m Mozart, biraz Sekspir, biraz Odeseus Ilyada…icine karistirmadigi hicbir DÜS KURUMU erzak ve maleme birakmaksizin kendi toplumuyla uzaktan yakindan ilgi, bagi, yakinligi, samimiyeti ve alakasi olmayan UCUK-KACIK tiyatral bir kokteyli hamurkarlayip yalnizca kendi kafasinda pariltisini bulan CERYAN ALTINDA depozit olmusluga Fiyaka sunan asilsiz-gerceksiz SAFSATA`yi kuvvetle inanip baglandigi ve kendine bakildigini sandigi siyasal panayira, hurrasi cok aferinlesmek icin suni ve yapay toplum hali sergileyip sunma derdindedir bu siirinde Ran Nazim.
    `Kiz Cocugu` dizelerinde :
    „ Hirosimada öleli/ oluyor bir on yil kadar/ Yedi yasinda bir kizim/ büyümez ölü cocuklar/ …………….“Caliyorum kapinizi / teyze amca bir imza ver/ Cocuklar öldürülmesin/ seker de yiyebilsinler „
    ………..ne ilginctir ki Amerikan sömürgeciliginin Ikinci Dünya Savasi`ndan sonra oturup basbasa anlasarak kendilerinin de birebir dahli olduklari ve HITLER`den kalan savas ve ölüm mirasini paylasip bölüsürlerken JAPONYA`da felaketin ne büyük bir cehennem derinligi oldugunu sinandi ve denendi. Ortaya salinan KORKU salgini aslinda icat edilmis silahlarin en büyügüydü ve hic savasmadan tüm dünyayi IKIYE BÖLEN isgalciligin talan taciz kusatma dayatma sürgün vahset dehset yoksulluk sefalet saldiri bölünme parcalanma ve catismalarini kendiliginden kabule zorlayan BLOKLASMASININ ikisinden birini NAZIM, körükörüne adanmis militani olaraktan YERYÜZÜNÜN KURTULMASI GEREKEN CENNETi olarak görüyordu. Yukardaki siiri yazdigi siradaysa kiyaslanamayacak derecede icinde sayisiz isgalleri barindiran SOVYET; en cok da yeryüzünde yürütülen IKILIKLIGIN Soguk Savasi`na gerekli gereksiz ÖLÜM kiskirtiyor ve amansiz derecede ATOM üretip deniyordu. Nitekim Cernobil`de hususi atilmis bir Atom bombasi yoktu ama, oradan sürüklenip gelen ve insanligi hice sayan laf calkantisindan ibaret SOSYAL icerikli sahtekarligin kücük kiyametinden patlayip püsküren HURDA`liga dair tek kelimelik ne söz etti, ne de siir süslediydi oralarda görüneni görmezden gelerek ömrü gezip tozan RAN NAZIM.

    ……..Devam Edecegim…….

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 07.09.2018 - 18:26

    Onlarin edep veya edebiyat dünyasinda TOPLUMUMUZ veya Milletimiz diye hic dilden düsürmeyip görsel ve sekilsel DEM VURDUKLARI siradan insan hayatinin hicbir sanatsal degeri olmayacagi icin emmi dayi hala teyze bakkal berber irgat amele dede ebe…giller hic yoktur. Oysa yeryüzünün en güzel insan diliyle ve büyük bir hos görüyle kendini cgaltip dünyaya büyüten TÜRK TOPLUMU; bütün tarihsel siyasal veya kültürel kazanim deneyim ve birikimleriyle kendine özgün farkliligini saymakla bitmeyen sevgi saygi ahlak adalet onur paylasim…gibi saglam ve sarsilmaz INSAN TOPRAKLILIGINA künyeleyip sicillerken, asla vazgecemeyecegi; her vazgecisinde korkunc yabancilasma yalnizlasma cürüme yozlasma kokusma ve yitiklik yikim ve bozulmalar yasayacagi ; dede ebe dayi emmi konu komsu ve hic tanimadigina bile kanatlanip kucaklayan Hala, Gardas, Abi.. hatir-gönüllü kavrayip kucaklayan insan dilliligi vardi.
    Hal böyleyken `Dünyanin En Tuhaf Mahluku`nda Nazim Hikmet :
    „ Koyun gibisin kardesim/ Gocuklu celep kaldirinca sopasini/ sürüye katiliverirsin hemen/Ve adeta magrur/kosarsin salhaneye/ Dünyanin en tuhaf mahlukusun yani/ Hani su derya icinde olup/ Deryayi bilmeyen baliktan da da tuhaf/ Ve bu dünyada, bu zulüm/ senin sayende/ Ve acsak, yorgunsak, alkan icindeysek eger/ ve hala sarabmizi vermek icin üzüm gibi eziliyorsak / kabahat senin/-demege de dilim varmiyor ama-/ kabahatin cogu senin canim kardesim „
    ….yasadigi hayati SOSYALIST ARANJMANDAN derleyip toparlamadigi sebebiyle akreplesip süründügüne tanimlayip tespitleyerek, sosyal sorun halindeki her gidisi merdiven basamaklayan satirlariyla söylemek istediginden fazlasiyla söyledigi halde `demeye de dilim varmiyor amma `yla ahmakligin dibinde gezinen sosyal MAHLUK olarak görüp tanimlayan Nazim, sanki dünyanin birbaska yerinde bambaska ve daha bir INSAN GEZEGENi tipli yasam dolasiminin varlik MELIKESI gibi, ÖTE bir kainattan güpgüzel cennet müjdelercesine `bana takil, hayatini yasa ` parolali kendinden emin olmuslugun Artiz Afisini reklam etmekte. Oysa kendinin hayal güdümünde paril paril parlattigi asilsiz bir IDEALISTLIGIN kurtulusu olmayan kancasina takilip giderken, cok degil yarim asir bile dayanma gücü bulamayip catirdayip cökeceginden ne özgün ileri görüslüüge sahipti, ne de duyumu sezgisi duygusu yahut haberi vardi. Cünkü varolan toplumsal veya breysel sorunlara ilgilenip bakan sorun veya cikmazlari yerinde gören tespitlerde bulunmak isin bir yarisiysa, diger yarisi isaret edilen kurtulus care yol ve yöntemlerin varolandan daha büyük derin ve kalici yikimlara-kisiyi kendi hayatindan söküp soyutlayan hiclik cabasiyla- kundaklayip sebep veren elalem akil güdümlüsü ve bagnazligin pesin hükümlüsü; cok bilinmezlige keyfi klavuzlugundan kisilik ve karakter takinmamasi gerekirdi.
    `Kerem Gibi`deyse :
    „ Deeert / cok/ hemdert yok/Yüreklerin/ kulaklari /sagir../ Hava kursun gibi agir/ Ben diyorum ki ona : / Kül olayim/ Kerem / gibi/ yana / yana / Ben yanmasam / sen yanmasan / biz yanmasak, / nasil cikar karanliklar aydinliga/ Hava toprak gbi gebe,/ Hava kursun gibi agir /Bagir/ bagir/ bgiriyorum, / Kosun/ kursun / eritmege/ cagiriyorum„
    …..kizmis köpürmüs sorunlar birikiminin cok seyredilmis ve defalarca PROLETER kostümlülüge uyarlanmis sahne giris cikisi gibi, koyu kivama oldukca eren yüksek patlamaya müsait mevcut durumun kadrolasmis görevlendirilmisliginden kendine göre yazilmis roller ve görevler üstlenen PIYES`in soyut TiYATRAL figuraninini canlandirmaya sahne gürüldetip costururken bu siirinde Hikmet Nazim, olsun diye diriltip canlandirmaya calistigi kalabaliklarsa hem icat olmus seyirci, hem de yapay görsellige bileti kesik kuru gürültüler koparan icabin oyun istirakcisidir.
    `Seyh Bedrettin Destani``nda Nazim Ran :
    „ Yagmur ciseliyor/ Gecenin gec ve yildizsiz bir saatidir/ Ve yagmurda islanan / Yapraksiz bir dalda sallanan seyhimin / cirilciplak etidir/Yagmur ciseliyor/ serez carsisi dilsiz/ serez carsisi kör /Havada konusmamanin görmemenin kahrolasi hüznü/ve serez carsisi kapatmis elleriyle yüzünü/ Yagmur ciseliyor „
    ……….celladiyla basbasa bir idam sehpasini okuyup yazarken bir taraftan acinin tarifsiz dokunan yerinden yasanilmis bir tarihsel iz düsümüne kayit düserken, diger taraftan cekip götüren kasvetin agirliginin hic bir yere sigamayip sergilenmis olan sahneyi bütün yogunluguyla pusulasi ve cikisi olmayan karanliklarin icinde birakan; acidan aci yontup; kahirla kederle kabusla hüzünle korkuyu karanligi cileyi zulümü tüm toplumsal ve breysel sancilariyla KUTSAYIP mutsuz ve kederli ögününe yasam katigi saydirir gibidir siir boyuncasindaki sonuna kadar izlenim ve gelisim süreci.
    `Karima Mektup``taysa Hikmet Ran :
    “ Bir tanem /Son mektubunda : / “ Basim sizliyor/ yüregim sersem” /diyorsun /” Seni asarlarsa / seni kaybedersem “ / diyorsun / “ yasayamam “/ Yasarsin karicigim,/ kara bir duman gibi dagilir hatiram rüzgarda /yasarsin kalbimin kizil sacli bacisi /en fazla bir yil sürer /yirminci asirda ölüm sancisi “
    ….hem ugrunda ölünesi sapasaglam inancli idaaler ugruna hayati YASANILACAK tarifsiz degerlein hem öznesi hem de nesnesi saymak; hem de hemen öldükten sonra inandigi yasanilasi hayata kendini feda eden kisiyi EN FAZLA BiR YIL süreyle hatira ve degerlilige esdeger görmek veya görmeyi KABULLENMEK, Nazim Hikmet kalipli gel-gitlerin kendine has celiskin savrulmalaridir..
    Ayni Siire Devamla :
    “ Karim benim / Iyi yürekli,/ altin renkli / gözleri baldan tatli arim benim: ne diye yazdim sana/ istendigini idamimin/ daha dava ilk adiminda / ve bir salgam gibi koparmiyorlar/ kellesini adamin /Haydi bunlara bos ver/ Bunlar uzak bir ihtimal/ Paran varsa eger/ bana fanila bir don al / tuttu bacagimin siyatik agrisi/ ve unutma ki/ daima iyi seyler düsünmeli/ bir mahpusun karisi “
    …….siirin burasinda GARIBANLIGA MAHKUM papatya fali ceker gibinin, durumuna ortak olmasini istedigi yakinligi acinin hisse paydacisi olarak deneyip sinarken, ahdine yemin icmis ASIRET kumanyciliginda izine oldukca rastlanan hemsericilik, bölgecilik, civarcilik, soyculuk, sülalecilik de dava dosyasi kabarik FEODAL bagliliga kosullayip, her olumsuz durumu `ACIDAN ONURLANAN ` avuntu, tahammül, dayaniklilik ve teselliye kaynatip kulplamakta Hikmet Nazim.
    `Piraye Icin Yazilmis Saat 21 –22 Siirlerinden`de Hikmet Nazim :
    „ Ne güzel sey hatirlamak seni : / ölüm ve zafer haberleri icinden / hapiste/ ve yasim kirki gecmisken / Ne güzel sey hatirlamak seni: bir mavi kumasin üstünde unutulmus elin/ ve saclarinla/ vakur yumusakligi canimin ici istanbul topraginin / seni sevmek saadeti/ parmaklarinin ucunda kalan kokusu sardunya yapraginin/ günesli bir rahatlik/ ve etin daveti / kipkizil cizgilere bölünmüs / sicak/ koyu bir / karanlik /
    ……yorulup yiprandigi IDEALISTLIKTEN kisa devre arizalari yapip herseyi oldugu yerden birakan ve hicbirseyi umursamayan kusursuz bir yanilmisligin zaman zaman aslinda BIR INSANA yasam ortakligi etmekten gecen TOPLUMSALLASMASINI en basit ve en yalin halde bulup görmenin degerini, HAYATTAN TÜMÜYLE el cekmis bir yerden KACAMAK YAPARAK hayaline hayran kaldiginin süslü nakisli fakat basitce resmi itirafini dallandirip dile getirir.
    Siirin 23 Eylül 45`ligindeyse Ran Hikmet :
    „O simdi ne yapiyor/ su anda, simdi/ Evde mi / sokakta mi/ calisiyor mu, uzanmis mi, ayakta mi, ? / kolunu kaldirmis olabilir /-hey gülüm /beyaz kalin bilegini nasil da circiplak eder bu hareketi../ „..
    26 Eylül 45 `inde :
    „Bizi esir ettiler/ bizi hapise attilar: beni duvarlarin icine / seni duvarlarin disinda/ Ufak is bizimkisi/ asil en kötüsü: / bilerek, bilmeyerek/ hapisaneyi insanin kendi icinde tasimasi „
    1 Ekim 45`inde :
    „Dagin üstünde: / aksam günesiyle yükü olan bir bulut var dagin üstünde/ Bugün de: / sensiz, yani yari yariya dünyasiz gecti bugün de: / birazdan acar / kirmizi kirmizi/ gecesafalari birazdan acar kirmizi kirmizi / tasir havamizda sessiz, cesur kanatlar/ vatandan ayriliga benzer ayriligimizi „
    5 Kasim 45`inde :
    „ Islak saclarini güneste kurut/ Olgun meyvelerin bayginligiyla parildasin/ nemli/ agir kiziltilar/ sevgilim/ sevgilim/ mevsim sonbahar“
    4 Aralik 45`inde :
    „ ilk göz göze geldigimiz günkü elbiseni cikar sandiktan / giyin, kusan / benze bahar agaclarina/ Hapisten / mektubun icinde yolladigim karanfili tak saclarina/ kaldir, öpülesi cizgilerle karisik beyaz, genis alnini/ böyle bir günde yilgin ve kederli degil/ ne münasebet / böyle bir günde bir isyan baragi gibi güzel olmali Nazim Hikmetin kadini“
    12 Aralik 45`inde :
    „Havada serin/ havada is kokusu gibi bir sey : / havada kar kokusu var ../ Simdi disarda olmak, dörtnala sürmek daglara dogru ati/ „ ata binmesini de bilmezsin“ diyeceksin ama / sakayi birak ve kiskanma/ yeni bir huy edindi hapiste : / seni sevdigim kadar degilse de / hemen hemen ona yakin seviyorum tabiati/ ve ikiniz de uzaktasiniz „
    14 Aralik 45`inde :
    „ Camlarin kiyisina gazete kagidi yapitir/ gece erkenden gir yataga/ Evde de satilacak bir sey kalmamistir/ Yari ac, yari tok üsümek: / dünyada, memleketimizde ve sehrimizde/ bu iste cogunluk bizde „
    ….disarda, ardinda görünmez ulasilmaz ve dünyadan uzakta biraktigi hayata dair daha inanilir ve daha güvenilir daha yasanilir HAYAL GÜDÜMLÜLÜGÜNÜN eder deger karsiligi diye kendinden kaynaklanmayan ve hicbir tanikligina sahit olmadigi IDEOLOJIK DUYGULANMAYI dönüp dolasirken; insanligi ve dünyayi iyimserlikle dekorlayip donatmanin BÜYÜK ADAMI olma düs kurumunun bir türlü yerini bulmayan atip götürdügü YASAMIN DISINA CIKMA engel noktasina cakilip kalinca; kendini yine kendisiyle karmakarisik eden degisik durumlarin sürekli yalpalanan ve en olan haliyle kendini disa vuran karamsarlik, hüsran, cikmaz, keder,kusku, kahir, hüzün, kirilganlik, yilginlik, yanilmislik, eskimislik, derbederlik, caresizlik …bulanip calkalanan ve kabul etmekte zorlandigi siradanliga YÜKSEK ITiBAR ( Nazimin Karisi..) giyinip kusanmayi dik tutarak DAVA ADAMI olmayi elden birakmamaya egilip dogrulan; ayni zamanda gayet kendi olmaya özlem duyan carpikligin darmadaginik halli kadin ve erkege rol kesen ROMANTIK hissesini bölüsüp paylastiran Ara-Besk`ligin hem perisanini; hem ilerdeki yillarda kendine kosulladigi sayisiz imrenip tapinaklasan sira- dizimi müridine ( Atilla Ilhan`dan Ahmet Arif`e,Enver Gökce`den Edip Cansever`e, Ilhan Berk`ten Can Yücel`e, Arif Damar`dan Mehmet Basaran`a, Özdemir Ince`den Refik Durubas`a, Hilmi Yavuz`dan Ümit Yasar Oguzcan`a, Ercüment Ucari`dan Süreyya Berfe` ye, Ahmet Oktay`dan Cemal Süreya`ya, Sabahattin Ali`den Mehmed Kemal`e, Yusuf Hayaloglu`ndan Murathan Mungan`a, Sabahattin Kudret Aksal`dan Turgut Uyar`a, Ataol Behramosu`ndan Sunay Akin`a, Hasan Hüseyin Korkmazgil`den Nevzat Üstün`e ve Gülten Akin`dan Nülgün Marmara`ya kimi digerinden daha mülayim kimi digerine göre daha darmadaginik isyankar ve derbeder fakat hepsi de üc asagi bes yukari özellikle HIKMET RAN karisina yollanmis mektuplar traji jilet kesici ve DAMAR ruh hali hüzün makamindan dem süzerek, PISIKO –SOSYOLOJI´si ancak aciyla ve yasamin olumsuzluklarini yücelten beslenislerle olgunlasip erginlesen feryat-figan bir DEVREMÜLKLÜGÜ, kurulacak olan HAYAL dünyasinin POLITIK CEREZi kivaminda Edebiyatin vazgecilmez erzagi sayanlara ) ILHAM KAYNAKLIGI topraklayip, hem de sosyal söylemli militanligini güne yorar, günlügünü tutanaklar. Kisakürek Necip`se bu tür EDEBIYAT TARiKATCILIGININ Milli-Manevi markali tarafini özeyip bezeyen ajans ve sponsorlugunun önde gidip ILERi GELENLiGiNI doyurup karsilar.

    …………Devam Edecegim………..

  • Esra Kaya
    Esra Kaya 03.09.2018 - 00:31

    Şiir şairin katili okurun sığındığı liman

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 27.08.2018 - 14:39

    Kaldi ki eskiyen yipranmisliklar ve dagilip devrilen kesintisiz yikimlar kadar ihtiyat ve itibar sahipliligini yine ayni akil fikir bilinc bellek dayanak ve duyarliliklariyla daima uyanik tutarak, ugratildigi tüm saldiri taciz tecavüz isgal yagma talan vurgun soygun sömürü ve yikimlarin icat insani ve OYUNCAK HAYATLAR tüketim - takipci tutsagi olmamanin tavir ve tepki koyan direncine dipdiri tutabilsin. Bu yasamsal hayati temel ilke dayanagini izleyip yol alirsak eger, varilan eski zaman buluntu kazilarinda bir de ne görürsüne ayak basan yerden hortlayip beliren NeciP –NaZim ikilikliligine dayali döseli muazzam bir PARAMPARCALASMA dolup bosalmasidir, tarafa bölüsülmüs alanlariyla sonsuz sinirsiz bir dünya hayatini olabileceginden cok fazlasiyla felaket denecek düzeyli hiclige yorulmanin akil fikir mantik vicdan ahlak ve onur disi ihmale, geri kalmisliga, bagnazliga, dayatmaya, üstünkörülüge, önyargiya, üst üste cikmaya, üstünlük taslamaya, bogusmaya, sonucsuzluga, karamsarliga, didismeye, catismaya, nefrete, anlasamamaya….varan SENLiK-BENLiK`liligin insanlik harici saplantilarla catisip calkalanarak beden büyüten kuraklasmalarin cöl ve coraklasma kayitsizlik seyri ve sicil sökümüdür.
    Ister `Ben Bir Ceviz Agaciyim Gülhane Parkinda ` desin, ister `Yasamak Güzel Sey Be Kardesim` veya `Karli Kayin Ormaninda` veya `` Benerci Kendini Nicin Öldürdü` veya `Taranta Baba` ya Mektuplar` veya `Varan 3` veya `Jakond ile Si-ya-u ` veya `Gece Gelen Telgraf `veya 1+1= 1 siirleri yanisirasina, `Kan konusmaz ` gibisine Roman; `Unutulan Adam`, `Inek`, Òcak Basinda`, `Yusuf ile Menofis `gibisine Oyun; `It Ürür Kervan Yürür `gibisine Fikra; `Kemal Tahir`e Hapishaneden Mektuplar,`Vala-Nulara Mektuplar`, `Nazim ile Piraye` gibisine yazilmis yollanmis Mektup; `Sevdali Bulut `gibisine Masal….kime neye nicin nezaman nerde ne yazar okursa okusun Ran Nazim; TANRISI ÖLDÜGÜNDE iki dünyasi birden yikilan ve cöküp yikildigi yerde bir daha kendini kolay kolay düzeltip dogrultamayacagi CÜRÜMELERE TERK edecegi düs ve hayal kkirikliklarinin ADANMIS PESINATCISI olarak kendi hayatinda kendini hicbir zaman ugrayip kullanmayan UZAK BAKISLILIGIN düsünce safsatacisi ve Edebiyat DÜRBÜNCÜSÜDÜR. Varligini ikilesmislik üzerine arzedip nizama koyarak duyurup bildiren Necip`se, Nazim Koordinatlaniyla kendini kavrayip kesin KARSITLIK DÖNEM tarikatlasmasina Erken Rezervasyonu yapilmisligin herseyi yasadigi toplum gercekligiyle hicbir bagintisi olmayana birebir kosullanmis siyasal kutup basligidir.
    Bu baglamla Bahri Hazer`de Hikmet Ran :
    „ Ufuklardan ufuklara/ Ordu ordu köpüklü mor dalgalar kosuyordu;/Hazer rüzgarlarin dilini konusuyordu balam/ Konusup cosuyordu.!/ Kim demis cört vazmi !/ Hazer ölü birg göle benzer/ Ucsuz bucaksiz basi bos tuzlu bir sudur Hazer ! /Hazerde dost gezer e..y/ Düsman gezer !/Dalga bir dagdir / kayik bir geyik !/ Dalga bir kuyu / Kayik bir kova !/Cikiyor kayik/ iniyor kayik/Devrilen / bir ata/ sirtindan inip/ sahlanan/ bir ata/ biniyor kayik ! ….
    ….diye sürükleyip cekip götürdügü siirselinde herseyin basini sonundan kapip kacan MUTLAK ve KACINILMAZ varislarin cok gürültülülügünü mahmuzlayip kirbaclar gibi, tüm dünyayi SIYASAL BIR KAPANIN kusattigi abidesel duvarlasmisligin yogun bakim üniteliligine mahkum sanatsal bir kompozisyon olarak görüp, herseyin ve herkesin hic kacari olmaksizin bu dizginlenmis idareye bagli ve bagimliligini yöneterek sahneye koyan yumusak huylu, sosyalist arsivci ve komintaci MILITANCILIGIN agiz dilliliginin söz yazarciligini yerlesir ve yayimlanir. Necip`se ona zidden tersi kutupta aynisinin aynisiyla varlik gösterime sunum sergilesir.
    Yine Kiyamet Sureleri`n de Hikmet Nazim :
    “Cok alametler belirdi vakit tamamdir/Duyuldu kim ölüm satilip kar edile/ Kendi kendilerin red ü inkar edile/ Ve duyuldu kabuguna tik ettigi civcivin/ Duyuldu uykusundan uyandigi/ Zincirinden baska kaybedecek hicbirseyi olmayan devin”
    …..yontulmus aklin cebine konan kadarindan bozdurup harcayan bu ve serbest nazim boyunca tüm hayatini örtüp kaplayan ufaltip ögütmelerinin toplam özeti sayilan yukardaki KALIPLASMIS satirlar dolusu sayisiz maksist boyali güzellemeler ögütüp kesip kirpan Ran Nazim, siyasal din tapinaginda egilip boyun büken yakarislara dilek tutar gibi, hem hayatin heran büyük degiskenliklere gebe ilmini tasarimlayan sosyal terzicilikten sivanmis bezenmis –hazir kalipli- kostümler giyinirken, bir diger taraftan hemen saniyesi sonrasina OLUSUMU KESiN ve MUTLAK Dogmaciligin beton kalipli DEVRIM kivamini müjdeleyip haber etmekte. Ki bu yanilgi o gün bugün ayni korkunc celiskinligin en basta kendi kendine denge düzen ayar tutmaz SOSYAL INFILAKLI ve kendine hayran-baygin körü körüne ve kökten güdümlenenleri aldatip avutan AFYON EMPOZESIYDI. Bu yüzden zaten kendine ait özgünlükte dünya topragi ve insanlik temeli bulunmayan bu sosyolojik siyasal ahlaki ve sosyal bozuklugu izleyip kosulsuz takip eden bugünün adanmis müridligi, dünün Necip-Nazim Edebiyat tarikatlasmasi hükümranliginda artarak cogalan asilsiz ve samimiyetsizligin toplumuyla hicbir ilgisi bagi gercekligi olmayan sürüklenip gidise adanmis kul kurbanligin bütün sorun dert salgin gerilim bunalim sogukluk ayrisma ve catismalarini büyük bir MUTSUZLUK ve HAYAL KIRIKLIGIYLA dolup tasarlarken, kendilerini oraya devirip döken tetikleyici sebebi asla Necip-Nazim `Tanrilasmasindan kaynaklandigi` yetebilen akil fikir duyum ve düsünceye cesaret edememektedirler. Cünkü her bagimlilik kapsadigi oranda kisi hayatini etkisiz itibarsiz iletisimsiz ve degersiz kilacagi icin, hayattan etkinligi silinen ve sönen her TANRISAL yüceltilisin de yikimi, üstünde sürükleyip tasidigi tüm hayati ucurumsal bir bosluga ve anlamsizliga koparip atan kisiliksizlige ortada kalmisligiyla tüm yalin ciplakligiyla muhatap olma korkusnu tasimaktadirlar.

    …………Devam Edecegim…….

  • Selahattin Özmen
    Selahattin Özmen 27.08.2018 - 03:58

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.08.2018 - 15:15

    Iyiyiye güzele bilgiye özgürlüge huzura güvene ilgiye sagliga egitime saygiya hakka ve hukuka asama artirip gelismis ve ilerlemis düzeyli seviye kaydetmek, kendiliginden yuvarlanip gelen hayal ürünü veya kuruntu kaynakli olup bitiveren sihirbazligin hüner-marifet eser muammasi sunum sergisi degildir.
    Üreten esitleyen örgütleyen bölüsen paylasan düsünen danisan gören duyan yoran soran sorgulayan deger bilen ve deger katan özgür ve ÖZGÜN iradeliligin kendi akil fikir idrak deneyim birikim duygu mantik denge INSAN KAYNAKLILIGINA dayanan ve inanip güvenen israri ve inanciyla ancak bütün yasamsal varligini bozmaksizin ileri bir hayata gelistirip güzellestiren asamayi daim kilar ve kayda gecirir.
    NeciP`i karsisina kondurtarak edebiyata yaz-boz dengesi kuran NaZim`dan devamla:
    AGA CAMI´ basligiyla Hece veznini yazarken neredeyse ` Bu ezanlar ki sahadetleri dinin temeli/ Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli`..Mehmet Akif Ersoy beyitlerine cok da farklilik göstermeyen his ve duyumsamalari dillendirirken :
    „ Ey bu Cami`nin ruhu : Bize mucize göster/ Mukaddes huzurunda el baglamayan bu yer/ Bir gün harap olmazsa Türkün kilic kiniyla,/ Bastanbasa tutussun göklerin yanginiyla „…
    Muhtemeldir ki herseyini kaybetmisligin öldürücü aci kahir hüzün ve sancilarini ezilen ve üzülen kederlilige tutsak duyarliliklarla duygusal tepki verip hissi payda hissedarlik yaparken Aga Cami`sinde Ran Nazim, ayni Mehmet Akif `in ASIM´daki :
    „ Üc bucuk soysuzun ardinda zagarlik yapamam/ Hele, hak namina haksizliga ölsem tapamam/ Dogdugumdan beridir asikim istiklale /Bana hic tasmalik etmemistir altin lale „…kendi toplumsal toprak damarliligindan kaynaklanan ÖZGÜRLÜGÜN ve Öz Güvenliligin kisilik bildirimiyle hayatin yazan söyleyen EDEBIYATCISI degildir ne yazik ki..
    Cünkü herseyini kaybetmisken ( ugradigi isgaller ve parcalanmalar ajkibetindeki ülke toplum ve insan yerle yeksanligi sirasindaki ) ancak ÖZ KAYNAGINA dönüp oradan davranan,fakat kazanilmis ve kurtulusa ermislige vardiktan sonra YONTULMUS akil fikir idrak duygu ve düsünceler kodlanmisliginin kiskirtip kamciladigi KUKLA gösterisli soyutlasmalarda kendine disardan bakip gözetenligin muntazam MIKROP TASIYICI araci ve vasitasini gecemeyen süslü söz ve yazi bulasikciligini kimseye kaptirmak istemez adeta Nazim Hikmet Ran. Fazil Necip`se onun tam dikey ve yatay diger karsi kutubuna yerlestirilmis cereyanlarina carpilip duran ANTi AKIM atölye calistiricisidir.
    Günesi Icenlerin Türküsünde Ran Nazim :
    „ Ben de ictim toprak ccanaklarda günesi/ Ben de söyledim o türküyü ! /Yüregimiz topraktan aldi hizini/ altin yeleli aslanlarin agzini/ yirtarak/ gerindik/ Sicradik/ Simsekli rüzgara bindik…“….
    …derken, her ne yazarsa yazsin buyrulmus doktrinsel DOGMALARA görünen veya görünmeyen saha alani muntazam calisilmis HAYAL ORDULARI silahlandirip sürü halinde ve DIKTA düzeni biciminde kirbaclayan ROMANTIK görselli kendi kendini oynatip kudretlenen sinema gibidir. Ister ilk karisi Feraye`ye, Ister Oglu Memede, Ister Hazar Balikcisina ister kafasinda kurup kurcaladigi sucsuz günahsiz anadan kutsanmis üryan KOMiN Topluluguna veya ikinci Hayat arkadasi Vera`ya; her kime nezaman neyi nasil söyleyip yazip bildirirse bildirsin, YUMUSAK DAVRANISLI ve cok alt baslikli Kibar Edebiyat kalibiyla kendini örtüp bambaskaliga kabuklastirirken, bütün yazip söylediklerini hartaraftan POLITIZE olmuslugun KOMINIST GÜDÜMLÜ yedek ilah veya EDEBIYAT TARIKATI hükümdarligini galeyana getirtir. Necip Fazil ise onun diger karsi kalibina DÖKÜMANLANDIRILMIS gel-gitleri isletip calistirmakla kendine dükkan sahipciligi bulan varlik bildirimini yider ve güdümlesir.
    „ Senin adini / Kol saatime tirnagimla kazidim/Malum yya, bulundugum yerde/ Ne sapi sedefli bir bicak var(bizlere alat-i katia verilmez)/ Ne de basi bulutlarda bir cinar/ Belki avluda bir agac bulunur amma/ Gökyüzünü basimin üstünde görmek/ bana yasak“..
    ….derken hayatim tümü siyasi icerikliligin bogan bitiren yutan ve kapsayan, kacisi olmayan bir dehset verici KARA DELIK`tir. Hic mümkünü yoktur ki bütün yollar eninde sonunda siyasete, siyasetin bütün yollari MARXìn tanrilik edip buyurdugu üzere olgun bir anini bulur bulmaz SOSYAL-KOMINCILIGE cikacaktir. Bu yüzden bu yolda cekilmis olan her cile , Hikmet Ran Nazim`a göre bütün katlanilacak degerlerin en karsiligini bulan fedakarligin kutlu meyveleridir. Mapusane tutsakligini bile Siir`e boyar badanalarken sanki herkesin mutlak tatmasi gereken aci SIFA RECETESI gibisine pür-romantikleyip izleyip takip eden müridini gözü kapali orda olmayi dileyen imrenti ile özendirip bezendirir…
    „Saat bes karicigim/ Disardasusuzlugu/Acayip fisiltisi toprak dami/Ve sonsuzlugun ortasinda kimildamadan duran / bir saat ve bir siska atiyla/Yani kederden cildirtmak icin icindeki adami/Disardaki bütün ustaligi, bütün takim takavatiyla/Agacsiz bosluga kipkizil gün inmkte bir bozkir aksami „….satirlarken,
    Üstüne yazilmis bir nöbeti savustururken kurguladigi dünyanin ESAS OGLANI olma günlügünü tutan , fakat coktan yazilmis okunmus ve ciltlenmis bir FOTO-ROMANTIGI hangi sartlarda ve nerde neaman olursa olsun MUTLAK ve MUTLU sonla bitirecegine kesin gözüyle bakip kamasan FILMTRAKLIGI döner agarken, sahnesini hep kalabalik bir yerin bakip gözettigi el kol kafa hayal ve düs hareketleriyle FIGURANLAYIP, her kurgulanmis oyunsalligin kacinilmaz ESAS KIZINI dansa davet eder gibi siirsel lafa ve söze yazip mermerlestirip mozaíkler. Nitekim ayni Bir Cezaevinde, Tecritteki Adamin Mektuplari`nda devamen Ran Nazim :
    „ Bugün Pazar/ Bugün beni ilk defa günese cikardilar/ V eben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak/ Bu kadar mavi/ Bu kadar genis olduguna sasarak/Kimildamadan durdum/ Sonra saygiyla topraga oturdum/Dayadim sirtimi duvara/ Bu anda ne kavga, ne hürriyetne karim/Toprak günes v eben/Bahtiyarim/“
    …..söz dizelerini siralarken kendinden önceki GARIBANLIGIN külliyatinda ne kadar poz ve gösterim cekim cikarimlari varsa her eskici bazarindan kalinti döküntüleri toplayip gardoraplayan EDEBIYAT YÖVMIYECILIGININ yanisirasina, kendinden kacarak ÖZGÜRLESMEYI uman akil fikir idrak deneyim birikim emek duygu his ve düsünce HARCANMISLIGINA yorulup yipranmis olarak, düstügü kiyassiz DENGE BOZUKLUGU kör karanliklarini itiraf eden BUNALIMLILIGIN ezici sorgulamasi cukur dibinden artik TOPRAGINDA OLMADIGI dünyaya kendini duyurup bildiren ZAVALLI bir imdat PAYDOSU gibidir. Bu haliyle de halen günümüze kadar hayatina yenik her türlü ZAVALLILIGI en gelismis TEKNOLOJIK haliyle SÜPERLIGE DÜKKANLASAN Nazim-NeCip müridciligi, adeta tapinarak özenip imrendiklerinden el kol kafa yön usül yordam saplanti agiz güdüm dürtü yaz boz dil tutum davranis sunup sergileyen SEFIL GARIBANCILIGIN sinemasini, resimini, iletisimini, algisini, ilgisini, siyasetini,ahlakini, merakini, aliskanligini, mimarisini, egitimini….ve EDEBIYATINI özene bezene giyinip süslenip; kul-lanip tüketen ÖREN VERANLIGA eskiyip harcanip gitmekte..

    …….Devam Edecegim……..

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 11.08.2018 - 14:44

    Namik Kemal ile baslayan `Divan` a sekilsel olarak baglilikla beraber; derinlik, anlam, öz ve icerik olarak Divan ile hicbir ilgi bagi ve iliski benzerligi olmayan YENiLESMECi Sair-Yazarciligin tam aksine NeCip-NaZim; PUTLARI YIKIYORUZ baslikli boyanmis bezenmis YONTMA CAGI dekoratif saha calismasinin Nazim tarafini sosyal hizaya getirip breysel nizama sokarken, diger boslukta kalan tarafini NeCip dolgusuyla tüme ve tamama erdirmenin GAYRETKESLIGINI soyunup giyindi.
    Kendi zamanina kadar hic el gönül emek gayret sarfiyat ve kalem degdirilmemis olan sosyal, siyasal, kültürel tüm INSAN genis kapsamliligini yazin hayatina kazandirirken Namik Kemal, zaten DiVAN yazmanin önemi de hic yok denecek kadar Türk Edebi hayatini coktan terk etmisti bile. Fakat `bu ögretmenlik beni kesmiyor`diye, ayni kafa kiyagi Vala Nureddin ile sinir disina gittigi Sovyet`lerden MARKSiST olarak boyanmis terbiye görmüs ve badanalanmis olarak dönerken, beraberinde NEWTON´un bulunca sokaklari doncak cildirip EVEREKA ettigi sevindirikligin aynisinin kendini tapinacak kadar hayran birakan tek omurgali MAYKOVSKi siirciligini de kapip gelmisti.
    `SERBEST NAZIM sekizyüz otuzbes satiri` diye adlandirilan bu KAPTI-KACTICILIK; özü ve esasinda her ne kadar `Putlari Yikiyoruz ` yüksek sükseli tantanayla süslenip carmihlastirilmis olsa da, bütün eski devir siir kalipciligindan hicbir farki olmayan,hatta cok fazlasi bile yapisal imalatinda mevcut bulunan soyut silikliligin mal ve mülkü olup, anlam öz derinlik esas ve icerik olarak da kendini ait görmedigi henüz yeni kurulmus olan Türkiye Cumhuriyet`inden kacak ve kopuk `disardan iceriye`bakarak toplumu hic olmadigi HAYAL DÜNYASINA ucurup isinlayacagi iddasinda bulunan sosyal kilifli SAPLANTI batakcisiydi. NeCip ise ondan arta kalan TURA kirinti ve döküntülerini yazip kayda gecen DiGER TARAF adamligin arac gerecliligini besleyip doyuruyordu.
    Adandigi saplantilara sürüklendigine hicbir özgün katilimciligi olmayan kapilmisligi Türkiye`ye sinayip denekleyen DOGMALAR YENiLiKCiSi Nazim Hikmet meselasi;
    `Sekizyüz Otuzbes Satir`a `kadar Nazimdan önce ve Nazimdan sonra miladi tarihcesi günlügü tutar gibi ( tipki Necibin Kaldirim`lardan önce ve Kaldirim`lardan sonraciligi tarz ve türcülügü benzer misali ) Hece Vezin`liyorken :
    „ Zeybek, sendeliyorsun ! O ne? Soluyor benzin ! / Yere, eskisi gibi, hizli vurmuyor dizin „ …….Yarali Hayalet
    Türkiye Cumhuriyeti gercekligini kendine denk görmeyip sahsina kifayetini esas ve yeterli bulmayan hayranlik hevesiyle Sovyet afyonlasmasina varini yogunu teslim etmis uluslararasi EDEBiYAT korkulugu tasiyiciligini henüz bütün yikimlardan yeni kurtulmus olanTürk Toplumsal hayatina bosaltip defin ederken, gittigi yerin insan perisanliligini da her türlü TABUT sogukluguyla Türk insanina takas eden tercüman kekemeligi yapmistir. Nitekim `Aclarin Gözbebekleri` bu tercümanligin ürün esyasi niteligindedir.
    „ Degil birkac/ degil bes on/ otuz milyon/ ac / bizim !”…” Onlar/ bizim !/ Biz/ onlarin !/Dalgalar / denizin/ deniz / dalgalarin !/ ……
    ..“ Aclar dizilmis aclar ! /Ne erkek, ne kadin, ne oglan, ne kiz /siska ciliz/ egri bügrü dallariyla/egri bügrü agaclar…“ Ne erkek, nekadin, ne oglan, ne kiz/ aclar dizilmis aclar ! / Bunlar !/ Yürüyen parcalari/ o kurak / topraklarin..!“
    Serbest Nazim seferberligi heves ve heyecanina cereyan veren carpilmis catlakliklara pörsüyüp, aklini fikrini duygusunu düsüncesini KULKUYRUKCULUGU ettigi Evrensel kafa dolgulariyla vucut bulan sarsintilardan icsellesip, artik kendi kisilik degerinde ve özgün karakterinde idrakiyla v iradesiyle hicbir denge tutturamayan; özgürlügünü hice heba etmisligin kurcaladikca dibinden yoksunlugu didikleyip derinlesen yeralti insan defineciliginin MERDiVEN BASAMAKLI kalibin külliyat nesreden Nazim`a, dergilerin, gazetelerin, basim ve yayin evlerinin yol ve yön verdigi yariyariyaligin yarisan kizisan Necibi, ortaya konan külliyatin son kapak kismiydi.
    Yerli ve Milli olmayi hic dilden düsürmedikleri halde Necip-Nazim, aslinda Ingiliz adabi muaseret sosyetesine veya Fransiz saray yavrucugu dekor düzenegine veya Alman usullü Serbest-Veznik karmakarisimi özel calisilmis tamirhanecililikle insan hal dil ve yazimini her ikisi birden, BEGENSiNLERE sunup aferin tavina titreyip duran donuk dekor gibiydi. Amerikan Gringo salonuna seslenir gibi mesela Nazim :
    „ Hey bana bak ! Hey ! Avanak / Elindeki o ziriltiyi biraksana/ Sana üc tellinde üc siska bülbül öten/ üc telli saz/ yaramaz..!...“
    …cigligini pörtletip bagittirirken sahnesini hic görmedigi yabanci bir filmin makas yemis tarafini Türkiye`ye seyrettiren siyah-beyaz makinist daresi gibidir. Ayrica:
    „ Hey !/ Hey !/ Daglara daglara, dag gibi dalgalarla,dalga gibi/ dag-larla/ basladi orkestram ! „ ..
    El kol ciglik hal hareketleri ceker cevirtirken, ilerde yazacagi Kuvai Milliye ve Kurtulus Destan`lari dahil, kendi kafasinda kurdugu sinemasal sahnenin enini sonunu mutlak SOSYALIST isyan ve DEVRIMLERiYLE asil yerini bulacak olan kurmacalari yapip yöneten, düzenli donatilmis TEK HiZA kalabaliklarini her türlü aci, yokluk,perisanlik, teslimiyet, sefillik, caresizlik ve baska yolu yoklugun yapim ve yöneticiligini idare eden emir komuta merkezi durumundadir. Bugün hic konusmayip birbiriyle ancak catisarak bogusarak siddetli gerimlimler bagimlisi ayar ve dengini bulan ikilikligin ve ayrismanin kirli iltihapli ve hastalikli dip kaynagi NaZim-neCip`lesmesinin, dirligi düzeni bozulmus kahiri rüsvayi hukuksuzlugu talani yalani yanlisi ölümü rezilligi dogrusuna-dürüst bilip itibarina alan insan tipini, dünden enkaz eden sözden özgürlükten onurdan idrakten ahlaktan yazidan kopuk ve uzak sair-yazarciliginin kendini TAPINAKLASTIRAN sorgusuz sualsiz kul-kuyrukculugundan izlenilen KUYRUK takipciliginin eser ve mü-esseseciligidir.
    ………Devam Edecegim……

  • Scarlett Ohara
    Scarlett Ohara 25.07.2018 - 12:24

    ''şiir bir uçağı düşüremez ama pilotun kafasını karıştırabilir'' filistinli şair Mahmud Derviş söylemiş bunu...sanırım şiir hakkında duyduğum en güzel tanımlama:)

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 13.07.2018 - 01:35


    Ben sana rastladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
    Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
    Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
    Geldin masa'ya oturdun ve hayatımı böldün bir milat gibi...
    Cemal
    Cemal Süreya

  • Halil İbrahim Orhan
    Halil İbrahim Orhan 12.07.2018 - 01:49


    Ne kadar da darmış bu şehir
    Yüreğin gibi
    Bi ben sığamadım içineGözümde harabe bu şehir
    Gördüm dibi
    Bi ben çıkamadım yüzeyeDarmadağın bu şehir
    Bu gece ben gibi
    Yine de güzel bu şehir
    İçindeki sen gibi
    Sen gibi güzel ve de müptezel

  • Eylül Geldi Sonra
    Eylül Geldi Sonra 10.07.2018 - 21:59

    Bir ellerin bir ellerim,
    yeter belleyelim,
    Yetsin...
    Seni aldim kendime ayirdim
    durma kendini hatirlat.
    Durma kendini hatirlat
    Durma goge bakalim...

    Turgut Uyar

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 28.06.2018 - 15:22

    Ilkesiz tutarsiz özgürlügü ve özgür iradeliligi olmayan gelisimsizligin kisiyi kendi yapan bütün donanimlarindan yoksun kalarak, yücelttigi yasam eksikliklerini ve yoksulluklari hic bir sartta kurtulup kopamayacagi köktenciligin saplanti katinda kutsayip, ve bizzat yüceltip kutsadigi toplum kalabaliklarina kendini hayran birakan adanmisliga misliyle tanrilasirken hayalini seklini icabini kendine kodlanan güdümler soyutlulugunda yazip bozdugu TOPLUM VARSAYIMI`ni da bütün hayati gerceklerden uzaklarla bulanmis boyanmis ve süslenmis, sayisini ve yogunlugunu yoktan kalabaliklastirip cogalmasini umunmanin sahne sergisi olarak yönetir ve yönlendirir Nazim –Necip siir sanat edep yahut edebiyatciligi.
    Icinde bogdugu toplumun soyut silik sürgün veren nesilleri sürekli kokusmus cürümüs ayrisimlarla birbirini geren yoran desen didikleyen bunalimlar gecirip birbiriyle bozulan ve bogusan siddetli gecimsizligin baskisini, korkusunu, kaygisini, dehsetini, siddetini, kinini, öfkesini, karanligini, kuskusunu, sevgisizlgini, bilgisizligini, ice kapanmisligini, bagnazligini, önyargisini, karamsarligini, liyakatsizligini, idraksizligini, kisiliksizligini ve karakter yoksunlugunu yasadigi hayatin tümüne yüklenip bosalarak, yaziklara düskün caresizlik yövmiyesine bel baglayan tavri-durusu belirsizligin MECHUL CIGLIKCISI Nazim Hikmet-Necip Fazil birlikteligine ayni mechul mecrada tarz iz yol ve duvarlar sürükleyen VAROS tasraciligi veya kent karmasasi insan gercekligine aykiri SEHIR HARABESI `Grafiti` beton boyama bulasikciligi; Robi Wiliams, Madonna, Angelina Jodi, Roky, Terminatör, Rihanna,Kim Kardesyan, Pamela Anderson, Laydi Gaga, Christine Aggulere, Britney…neresini nasil hangi azami sapkin ve azginlikta pazar piyasasi edecegine demir yalayip kazmaya kürege kerkinen yüksek vurgun getirisi porno –müzik medya marketciliginin, devamli HAYATIN KENARINDA KALANLARINI ören kuran sahneleyen yöneten yönlendiren ve yutan, toplumsal bataklik ve sosyal girdap TANRICILIGIYDI.
    Hem dedesinin hem babasinin ortak isim bileseni olan Nazim Hikmet, hemen karsitin karsisina konulan ve amansiz bir ayrismanin bütün saglayan olumsuzluklariyla birlikte sözü yaziyi anlami icerigi itibari ifadeyi sadece birbirine sövüp sayisarak BIAT ETTiGI kulluk ve köleligin birincisi olma ve tek basina KAZANANI ugruna bütün insanligini kul kurban eden TAKMA KAFALILIGIN kosulsuz güdümünü itirazsiz ve tepkisiz yüklenip hayati boyunca tasimayi onur, iffet, yasama bahanesi ve vakit oyalama ÖLDÜRGESI bilen bugünümüzü, adim adim; soluk soluga; hinca hinc; kiran kirana;icinde her türlü öfke barindiran siddet unsur arac ve gerecleriyle; hic durmak dinlenmek bilmeyen cabanin diger yorup kurup kotaraniydi Necip Fazil …
    Isadan Önce Isadan Sonra gibi..Necipten Önceki Necip veya Nazim öncesi Nazim akil fikir sapkinligini insanlik cölünde ac susuzluga mumla imdat aranirken dünya, Ürdün`de ki irmaga girip ciktiktan sonra Petrus`a kendini yudurup `artik senden baska bu alemin ilahi ve ilahisi yoktur` kalibina giydirip kutsatarak eskisi olan bizzat kendini taninmayacak kadar yasam seyrini ayiran bölen parcalayan INSAN DOGALLIGINI her cesit `Sahtekar`liligin sihirbazligiyla birden bire yeryüzüne öngörülerek indirilmis öncesi ve sonrasi ancak TANRILARA mahsus yüklemine öznelestirildigi gibi, Nazim` dan sonra Nazim…sekizyüz otuzbes satir`la meskenini ve miladini söze yaziya edebe romana ve edebiyat denen sanata ve siire yontup kazidi. Bu kabristan kralliginin diger tabutunda ise `kaldirimlar ` la meskenini ve miladini bulan Necip`ten önceki Necip ve Necip`ten sonraki Fazil Necip; siir sanat söz yazi yönelim egilim söylem roman edep ve edebiyat adina, mayasinda IDEOLOJIK SAPLANTILAR ve SIYASI DOGMALAR biat ve tarikatciligi bulandirip bulasiklandigiyla kenikendini ilahlastiran milada isim yontu, söhret kazidi, insanlik gömdü ve tüm gelecek zamanlari kurdugu ve kotardigi tutsakligin kurtulusssuz izleyip itaat eden kesin KARSITLIKLILIGIN amansiz ayrisan bölünen catisan cürüyen kokusan ve yozlastikca yozlasan korkuya karanliga siddete nefrete sapkinliga acimasizliga talana vurguna soyguna sömürüye yikima yagmaya tereddütsüz tecavüze isgale kaniksayip boyun egen kulluk köleligini tanrilasti.

  • Rumeysa Ekinci
    Rumeysa Ekinci 23.06.2018 - 17:01

    annem ki, hüzünden bir dağ,
    o sabah bir dağ devriliverdi onca gürültüde. öyle bir masa değil devrilen koca bir dağ.
    solu gürültü sağı gürültü
    öyle ki etrafın gürültüsünden kendi devrilişini duyamadı.
    ben ki o sabah bir dağın boğuluşunu gördüm kendi gözyaşlarında
    halbuki onca saat bekledi de tufanda, bir Nuh'un gemisi gelmedi yanıbaşına
    damlaya damlaya göl oldu da, kendi gözyaşını silecek bir mendil bulamadı koca gürültüde
    gürültü kocaydı, fırtına koca. Bir annem küçük heybetine rağmen onca
    küçük bir dağdı lakin kesinlikle bir tepe değil.
    o gün belki devrildi ama eteklerini tutup da yine de öpmedi.
    o gün belki devrildi ama yine de alnını yere dayamadı.
    şimdi söyleyin bir dağ mıdır anne yoksa tepe mi?
    Heybetine sığındığım bir dağ mı tepe mi?
    yamacında göz yaşlarından oluşturduğu göl şahit ol,
    şahit ol annem seni de yutabilirdi yapmadı.
    şahit ol, burnunu havaya dikip kibirlenebilirdi yapmadı.
    ağladı için için ağladı.
    sıktı yumruğunu, onu devirenlere sallayabilirdi. yapmadı. havada kaldı eli
    sonra yumruğunu açıp gözyaşlarını sildi
    devam etti süpürdü eteklerini, yaptı yapması gerekenleri
    ama yapmadı yapmak istediklerini.
    annem ki etraflıca tepelerin kıskandığı güzellikteydi. yara bereydi her yanı
    taşlıktı yamaçları. ama annem güzeldi.
    Annem doruklarına düşen yıldırımlara da hiç küsmedi, darılmadı onlara
    yıldırımlar negatifti, annem pozitif ondan olsa gerek çekiyorlardı birbirlerini.
    annem bunu biliyordu, annem o yıldırımlara rağmen güzeldi
    annem gürültüye rağmen güzeldi, annem gürültüde gülerdi
    gülerdi , yıldırımlara bakıp gecemi aydınlatıyorsunuz derdi,
    günümüz pollyanna'sı ete kemiğe bürünmüş olmuş benim annem.
    içini açsak çürüktü, yara bere böcek. çünkü dışına kusmazdı biz bilmezdik
    annem çokça çürüyen bir dağdı. Ağaç değil dağdı. Dağlar da çürürmüş o sabah anladım.
    dağlar da çürür bilmezsiniz siz. ben de bilmem, bilemedim
    dağlar güzel oyun oynarmış, dıştan gülüp içten güzel ağlarmış. biz görmeyelim diye ne çok çürümüş
    kim bilir daha ne çok çürür? çürüye çürüye küçülür. Ama ben yine gelir onun eteğinde dinlenirim.
    onun çiçekli eteklerinde dinlenirim.
    anne olmak dağ olmakmış. lakin bir tepe kesinlikle değil.
    doruğuna hayran kalıp yavaş yavaş koştuğum bir dağ annem
    ama onun doruğuna ben ulaşamam .
    ağrırdı eli kolu, ağrırdı başı ama en çok ağrırdı kalbi.
    o bir ağrı dağı, ağrırdı ağrı dağı. inlerdi geceleri. lakin şehrin hiçbir vatandaşı duymazdı çığlıklarını
    annem ağrı dağı, ağrıdan bir ağrı dağı. Hem çok uzakta hem yakınca bir dağ ağrı dağı.
    gövdesi büyük sesi küçücük, bu da ona verilmiş bir ceza olmalıydı.
    hayır yanılıyorum ceza değil annem bunla sınanıyordu.
    sınandığı yerden kazandı annem, isyan değil sabretti.
    dağlar da sabredermiş o sabah anladım.
    ağrır ağrır da yine de sabredermiş.


  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.06.2018 - 15:29

    Isigin daha öncesi gölgenin daha sonrasi zamanin daha sonsuzu yansimanin daha koyusu yankilanmanin daha vurgunu kivilcimin daha sargini caglayanin daha girdabi dalganin daha uc ve uzak boyutlusu, esyanin tabiatin nerde baslar nerde biterliligine dair kapsam genisligi kainat ve insan kadar anlam, deger, emek,fikir, düsünce, hayal, fedakarlik, sevgi, ahlak, bilgi, saygi, aidiyet, idrak, samimiyet, itibar ve sorumluluklarla tanimlanabilmenin bütün kazanim, deneyim ve birikimleriyle sayginligini bularak kendi öz kaynagindan devamliligini saglayan seydir hayat..
    Aksi takdirde gözle görülür elle duyulur akilla idrak edilir fikir ve düsüncelerle yolu yordami ahlaki onuru hakki ve hukuku gönül seckisiyle süzülüp akil-mantik vicdaniyla muhasebe ve muhakeme edilen SOMUTLULUGUN olanca belirgin ve bilinen dünyasi terkedilerek, olmayan yere olmaz insanlar sesler renkler sezgiler varsayimlar suretler olaylar krgular hayal kirikliklari ve düssel kabuslar doldurup bosaltan; sanat, müzzik, siyaset, egitim, sosyete, moda, gida, algi, aliskanlik, tezgah, teknoloji, hüner, entrika, sihirbazlik, edebiyat, insan veya insana benzer uyusumu müsait carsi- pazar yorar ve yozlasir.
    Bu yüzden, nasil ki ille yeni söz iz yol söylem eylem sanat siyaset ve siir-roman bulup bulusturmalara yasadigi hayatin bütün tanikliligiyla bir ve ait oldugu SOMUT toplumun hayat gercekliginden cikarak sanki hic bilinmeyenlerin icadiymis gibi hususi arayisa gittigi yerden beynini bilincini yüklenerek sevindirik bir hallerde Türkiye`ye dönen fal bakiciligi, yikim pahasi nereye varirsa varsin cok ilgi duyulup en cok gözde kalmalarin begenilmelerine yasamin gerceklliginden akil fikir vican ve sorumluluk yorarak degil, hayatin hep kenarinda kalanlarini icine dolduran ve karsiliginda hicbir sorumluluk ve yükümlülük almayan, gittigi kacaklardan karakter ayarlayip kisilik teminli dolgululugun piyasa uygunu verimliliklere göre insan uydurdu ve hayalini düsünü ezip bozdu isigin, gölgenin, sesin, siirin, sözün, yazinin ve diger diger hayat denen sanatin..
    Bu yüzden kipkirli boya bulasigi duvar yazilariyla bütün kokusmus cürümüs gerilimini disa vuran sanayi merkezli süper METROPOL`lere tutsak uyusmus kalmis batakligin Madonna`si, Castin Timbirleyk`i, Leydi Gaga`si, CHrISTINE AGGULERASI ve daha nice nicesi, azgin sapkinlikta sinir tanimayan soyut toplum tutsaklik tezgahinda sürekli yasam KENARINDA KALANLARI icine doldurarak yigilmis yozlasmisliklara kendilerini yepyeni, cildirasiya ciplak, azami sapkin ve devamli deplek degisik pornog-grafiklik numaralar karisimlayip sergileyerek, örüp sergiledikleri viraneye tapinanlar üstünden kendilerini adeta dünyanin bugününe TANRILASTIRDILAR.
    Icinde yasadigi ve yasadikca alisip kaniksadigi amansiz savaslara, silahlasmalara, yikimlara, talanlara, tecavüzlere, ihanetlere, isgallere, ölümlere ve zulümlere kayitsiz ilgisiz ruhsuz ve duyarsiz kala kala, kendine dolaysiz yönelen bütün sapkinlastirici ve canavarlastirici kafesleyip kusatmalara hicbir tepki vermeksizin benimseyip benzesen insan avlanmisligini her ülke özelinde kopyalanip cogaltilmis ORJINLERI bulunan Madonna`giller ve piyasasi pazari uygun uygun sair yazar siyasetci müzisyen yahut diger afyon arac gerec vesairleri vardi.
    Solun yanina sagi koyarak bugünü isaretleyen büyük toplumsal parcalanmisliginin, Nazim namiyla henüz yenice kurulmus cicegi burnunda imar ve insaat halindeki Türkiye Cumhuriyeti`ni kendine yetersiz bularak gittigi yerden siire ancak merdiven dayayarak cikilabilen KALIPSIZ KAIPLAR cakmayi `sekizyüz otuzbes satir`la kapip kamyonlayip Türkiye`ye sevindirik bir sevindirik hallerde dayayip döseyenliligin, yeter ki adanmis tapinmislari cok olsun fakat sözkonusu kurdugu fantaziye göre `Toplum Kodlama` tanriciligi taslamasini anlayip kavrayani olarak isterse hic kimse olmasin niyet ve mantik güdümüyle, hayatin bütün kenarda kalanlarini adeta bütün aciya kesik sorunlariyla birlikte kutsayip yücelterek, her türlü ayrismis kopmusluga en cok da birbiriyle nispet yaristirici TARIKATLASAN ve SIYASALLASAN söz yazi sanat edebiyat cevrim carki atesleyip tutusturarak, yücelttigi kuyuyu kendine ilahlastiran zaman-mekan firsatcisiydi. Ve mevcut durumun asagidaki bütün yasam kenarinda kalanlari avlayip afyonlayarak depoladigi insan tutsakligina yukaridan daha yukarilara yükseldikce,` bize dükkan mi kapattiracaksin` din tüccarlarinin karsilikli pay hisse ve koz kapistigi Madonna`gillerden, Ne Ran Nazim`in farki vardi ne de Fazil Necip`in..

    ………….Devam Edecegim……….

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 08.06.2018 - 15:07

    Kimse en yavan ve yalin oldugu kendinde hayat bulan INSAN halini dünsüz yarinsiz ve sagsiz solsuz donmus buzullasmalara GÜZELLEYiP sürgün sakine sorutturmaya kalkismamalidir.
    Cünkü konusup dinlemekten gecen iletisim dilli saglikli ve güzel sanat, hic bir zorlama kaliplarinin delik desik eden mutlak ve muazzam basmakaliplarindan soyutlasarak süzülüp gecen, gecerken de ACINASI cigliklar cikaran ve bu sayede kurdugu iliskiyi yerinden kimildayamaz dikkatlerin dipsiz derinlerine cekip bogarak kurtulusu olmayan iflah kesikligine nufuz artirmaya calisan agir yüklü yasam batakciligi gibidir.
    Vebalini hep bilinmez kimliksizlige yüklenen cinfikirli böylesi parlak ve piriltili laf söz sekil kalip süslemeciligi, saplandikca kendinden vazgecen büyülenmisligin ( sanat görünümlü afyon hipnozu ) sayi kalabaligi artirimina odaklanarak kendine hayatini adamislarin üstün ve tapinan nitelikli tanri veya tanricasi kesilir. Ilimin bilimin aklin vicdanin huzurun soran sorgulayan ÖZGÜVENLILIKTEN uzak ve zayif oldugu dip karanliklarda sinip sirayet etme firsati diger zamanlardan cok daha fazla olan bu tüm bunlar yoksununa ullanan tecavüz, hele hele yikilmaya yüz tutmus ahlak felsefe tutarlilik sorumluluk siyaset egitim inanc sevgi saygi güvenlik ekonomi vicdan ve karakteri kaypak bencil –bagnaz siddet bagimlisi kisiliksizlikler yozlasmisliginda tüm dogru dürüst yalin dolaysizliklari garipseyen yaygin ve yerlesik yasam bicimine cöreklenip konuslanir..
    Sinasi ve Agah Efendi`nin sanat siir söz ve edebiyat adina yikilip düsen derinlikleri tam BATILILASARAK birebir fosforlayip tamir etmeye güttügü niyet her ne idiyse, Nazim Hikmet`in kendi küllerinden yasamin ocagini ve insan horantasini buldugu CUMHURiYET´i azimsayip yetmez ytismeze sayarak KALIPSIZLIKTAN kalip cakip atölyeledigi ve gittigi yerden sanki hic bilinmedik hayat iksiri yahut cin lambasi bulmuscasina –tipki batiya gidenlerin kendilerini tavlayip hayran birakan herhangi bir icadi sürükleyip sinirdan sokarak gümrüksüz getirmenin onuruna söhret olmayi büyük kazanc ve övünc sayan kabarip kubardiklari gibi- `sekizyüz otuzbes satir`la AYDIN markali Nazim Hikmet, icerdeki Türkiye`yi disardan bakip görmenin haczine memur kesilirken, tüm gelecek zamanlari bugün ve ayni kapsayip kusatan TANRISINA adanmis gidisata bakilirsa her türlü karsitligi amentüsü sayan, muglak sülü soyut sabit kopuk dar bogunuk sekilsel Nazim solu yaninda ayni dolayli söz yazi ve dilliligin Necip`liligin sagini bütün batak ve cikmaziyla topluma millete donatti dayatti ve diretti.

    ……….Devam Edecegim……..

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 05.06.2018 - 03:28

    Demedim mi bu hasret bitirir seni
    Ay dolanır gider, yalnız kalırsın.
    Demedim mi yüreğim sevme!
    İşte ne gözyaşı, ne yemin, ne söz
    Geri dönen hangi güvercinin var?
    Senin hangi çiçeğini sakladı bahar?
    Demedim mi aklım sakın inanma !

  • Nida Başpınar
    Nida Başpınar 17.05.2018 - 10:15

    Can Yücel'in dediği gibi
    Şiir, gürültüden müziğe geçmektir.

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 11.05.2018 - 18:27

    Maviye,
    Maviye çalar gözlerin.
    Yangın mavisine,
    Körsem,
    Senden gayrısına yoksan
    Bozuksam
    Can benim, düş benim
    Ellere nesi?
    Hadi gel,
    Ay karanlık
    ...

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 26.04.2018 - 18:24

    Seçkin
    Bir kimse değilim
    İsmimin baş harfleri acz tutuyor
    Bağışlamanı dilerim
    Sana zorsa bırak yanayım
    Kolaysa esirgeme

    Hayat bir boş rüyaymış
    Geçen ibadetler özürlü
    Eski günahlar dipdiri
    Seçkin bir kimse değilim
    İsmimin baş harflerinde kimliğim
    Bağışlanmamı dilerim
    Sana zorsa yanmaya razıyım
    Kolaysa affı esirgeme

    Hayat boş geçti
    Geri kalan korkulu
    ...

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 26.04.2018 - 10:56

    ve sevda darağacında,
    elimi çeksem senden olacağım, çekmesem kendimden…

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 25.04.2018 - 12:46

    Yazmak için ilham,
    yaşamak için aşk lazım...

  • Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
    Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim 25.04.2018 - 00:26

    ben şiire şiir demem, benim için yazılmamış ise......

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 20.04.2018 - 23:10

    Dolsun çiçekleri, gülleri sensiz,
    Sussun bülbülleri istemem ihsan,
    Kapımı çalıyor elleri sensiz,
    Ne yüzle çıkacak karşıma NİSAN !
    ...

  • Bahar Ada
    Bahar Ada 19.04.2018 - 01:16

    .... Ne güzel bir gece,
    Ne kadar da harmanli yürek...
    ...Duman doldurmus gökyüzünü,
    Korkarim da, cekemem icime...

    ...Yazma desinler bana
    Yine de degisemem...
    ...Olmadi ellerimle kanatir actiklari yarami
    Kirmiziyla yazarim sakin dik duvara;

    ASK diye...

    ...Saniyorlarki budalalar,
    Ki onlar icin lütfen El-insaf...
    ...Aptallik makaminin
    Yedek oyuncularidir onlar...

    ...Saniyorlar ki budalalar,
    ASK bir gaib körebe oyunudur...
    ...Karada, derede, bayirda, dagda
    Halbuki Ask afet,
    her vakit zelzele,
    he vakit kiyamet....

    ...Kendini Ask'a sebep sananlar
    Esiridir ancak siirlerin,
    Onlar asla Ozan olamaz...

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 18.04.2018 - 17:43

    Bilinir dışarıda zemheri vardır.
    Ama barış için,
    Aşk için,
    Yine de her mevsim bahardır
    ...

  • Ali Özgür Ortaeri
    Ali Özgür Ortaeri 13.04.2018 - 17:41

    ŞİİR KALBİN MUSİKİSİDİR

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 12.04.2018 - 01:53

    Bana bir şeyler yaz kadın..
    Gerek yok şiir olmasına.
    Havadan, sudan bahset yeter.
    Ben uzun uzun okurum,
    yokluğuna her uzanışım da...!

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 11.04.2018 - 21:36

    Nerde kaldı o anlar ki,
    Analar Kurt doğururdu
    Hilkat insan çamurunu
    Destanlarla yoğururdu
    ...
    Arif Nihat Asya

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 10.04.2018 - 00:42

    Yazmak, sonsuz olmak gibi.. Düşünsene hiç birşey bırakmamışsın senden geriye. Sanki hiç yaşamamış gibi.

  • Mirii Mirann
    Mirii Mirann 02.04.2018 - 12:40

    "Fişekler patlıyor güneş tutuk hilal berrak
    Dağ taş can evinden tekbir tekbir çağlayarak
    Sultanım seni uğurlar bu ebedi bayrak
    Sen ki kevseri namluyla içtin ırmak ırmak
    Sen bir köprü, düştün de geçit verdi uçurum
    Al kanlar içinde boyuna kurban olduğum
    Şehidim, ruhum, melekler katında alptuğum"

    Ömer Lütfi Mete

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 27.03.2018 - 00:41

    Mağlup mu desem, mahçup mu?
    Ama ikisi de değil..
    Ben garip, sen güzel..
    Dünya umutlu.

  • Ümit Tiryaki
    Ümit Tiryaki 25.03.2018 - 04:13

    "yıldız yıldız bir hayaldir hayat" der 
    Her şafak vakti çarmıha gerilen karanlık....

    Ve karanlığa sebep;

    Güne?in doğu?una çok uzaktan bakan çocukları, "kimiyle" yargılayan
    Koku?mu? insanlık!...

  • İlyas Kırlı
    İlyas Kırlı 23.03.2018 - 20:05

    Vatandır Atan
    BeğenAntolojimYorumlarPaylaşTweetlePaylaş
    bir garip hikaye bu
    yazar kaç kalemi çakıyla
    ucunu sivrilte sivrilte saman kokulu
    o cizgisiz sayfalara
    yazdıkça bir bahanein eteğinden
    tutuna tutuna el pençe
    ve düşdükçe cümlelerden
    kalınlaşan kara bir yazıyı
    iyi oku ve uyuma ey gafil
    nidasıyla
    haykırıyor satırlarda
    duyuyormusun şimdi
    okurken bir garip hikayeyi!

    sadece lisanım peltek
    gözlerimde tablo sayarım, resmini
    hiç bir kavgada yırtmadım silüetini
    ve daha ezberlerimi bozmadım
    dalgalanan al yanlarım yalpa yalpa
    tüfenk gibiyim kulesinde vatanımın
    hiş bir leş kokutamaz toprağımı
    sen rahat uyu anam
    belasıyım dünyanın
    yedi düveli peşime takmışlar
    bilmezler ölüm sadece bir kağıttır cebimde
    .......

    şafak diz çökmüş efelerin yemenilerinde
    kan kokar gökler ,kelebekler çiçeksiz
    aşklar alınırda meşkler satılmaz
    bir fidan diken bağrına vatanın
    ölmez çınardır
    filizi kaç katman derindeyse
    anaların göz damlaları serin pınardır
    kurutmaz toprağını
    çünkü vatandır atan

    İlyas Kırlı

  • Fırat Aydil
    Fırat Aydil 21.03.2018 - 13:33

  • Okan Korkmaz
    Okan Korkmaz 19.03.2018 - 23:53

    Bazen bahar,
    Bir insanı tanımakla başlar.
    Ve...
    Her kış yüreğinde,
    Baharı saklar
    ...

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 25.02.2018 - 17:22

    Cumhuriyet kurulur kurulmaz muazzam bir yikim ve yenilisi derleyip toplamaya dönük yenileme imar ve insaasi sürerken, öteden beri getirdigi bir yere BAGLI OLMA ve bir yere BAGIMLI olmaksizin varlik gösterememe aliskanligini elden birakmayan akil-fikir güdümlülügü, DISARDAN BAKIP, baktigi dar ve kör sartlanmisligin kendini her kosul ADANMISI olarak ordan gördügü soyutluga TÜRKIYE´yi benzeten akil, bilinc, algi ve zihin bulanikligina gitti.
    Ayni yolun yolcusu olarak sanat, kültür, egitim,ahlak, bellek, mantik, duygu, düsünce, ilgi, iletisim ve EDEBIYAT da, hic tereddütsüz adina SERBEST tür denemesi olarak disirilip Türk toplum hayatina servis edildi. Cumhuriyetin özgün, özgür, özgüvenli, tüm ilgi gayret caba cirpinis ve ilkeleriyle hicbir bagintisi olmayan bu Para`nin tersi Tura TANZIMATCILIGI, evvelisiyle yenisinin hicbir farki olmayan yabancilasmayi her türlü süslü soyut ve sekilselliklerle donatip süsleyen DIS KAYNAKLILIGIN, iceriyi abluka altina yüklenislerinden baska birsey degildi.
    Toplumun hayatina hizla hazirliksiz giren SEHIRLESME`ye tümüyle uzak ve yabanci tanimsiz ve tarifsizligi solun yanina sag koyarak veya devrimciligin hemen karsisina milliyetciligi saplayarak, sürekli sinirsiz kontrolsüz ve sonsuz ayrismanin hep birbiriyle catisip kazanilmis olan hayatin tüm zenginliklerini yerle bir edip itibarsiz islevsiz hale muazzam sekilde söz,sekil, tür ve yazi süslemeciligiyle mahvetmeye Nazim Hikmet Ran`lastirildi ve onun hemen karsisina Fazil Necip Kisakürek`lendirildi.
    Bu siirden söz hakki isteyerek tipki hayatin tüm diger yasamsal alanlarinda oldugu gibi yasadigi toplumla hicbir duyarliligi olmayan SOYUT YAKLASIMLI uzaktan bakma yikim iflasi, neye dokunursa onu mahveden IFLAS salgini gibi söz aldigi kaynaktan EDEBIYAT´i ören veran hurdasina cevirdi.
    Tarafli olmakk zorundaliginin hep yikim malzemesi mütahitleyen ve tarafli olmaksizin hicbirseyi bakip görüp duyamayan ve icat ettigi yeniligi benzerleri cogaldikca bizzat icat edenin kendi hükmüne son veren silsilelerle, EDEBIYAT AKIMCILIGI, solun zit karsisina sagi, Nazim`in karsisina Necip`i kundaklayarak sürdevam edip;caresizligi aciyi cöküsü yalvarisi sinmisligi ezilmisligi körlügü tarafgirligi kahiri laneti karamsarligi özgüvensizligi bunalimi acimasizligi doyumsuzlugu bencilligi degersizligi kopuklugu en ünlüsünden ünsüzlük kopyalayarak döküle devrile bugünlere geldi.

    …………Devam Edecegim……….

  • Gökhan Şimşek
    Gökhan Şimşek 21.02.2018 - 10:53

    Şair ve şiir

    Gönül efkarlanır el tutar kalemi
    Sıkar yüreğini ve damlar elemi
    Şifa bulur sanki derdi veremi
    Şair yaralı hasta şiir merhemi

    Efkarlı başında gündüz rüyası
    Sık sık dolaştığı kayıp adası
    Çalışmaz pusula yok haritası
    Şair kayıp bir sandal şiir deryası

    Dökülür satırlar dolar sayfası
    Görünür manalar uyak cabası
    İşler sanatını ilham aynası
    Şair acemi çırak şiir ustası

    Yazmazsa sıkılır ağrır kafası
    Kemirir içini derdi tasası
    Böyledir hep bu şair yasası
    Şair sevdalı Mecnun şiir Leyla'sı

  • Mahur Beste
    Mahur Beste 21.02.2018 - 10:25

    Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
    Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
    Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
    Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
    Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
    Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
    Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
    Damla damla birikiyor insan.
    Damla damla sevgili...
    Bir gün akıp gideceğiz hayata...
    Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
    Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
    Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
    Yılmaz Güney

  • Aşkın Romansı
    Aşkın Romansı 09.02.2018 - 14:42

    Seni bulmaktan önce aramak isterim.
    Seni sevmekten önce anlamak isterim.
    Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
    Sana hep, hep yeniden başlamak isterim.

    Özdemir Asaf

  • Merve Demir
    Merve Demir 09.02.2018 - 11:03

    ELVEDA
    Elveda ey dünya
    Ayak izlerim kalsın sokaklarında
    Elveda büyüdüğüm ev, hüzünlü eşya
    Yaşadıklarımı bırakıyorum duvarlarında

    Elveda içimi ısıtan güneş
    Her gece hayal kurduğum yıldızlar
    Elveda aşklarımı paylaştığım deniz
    Sana da elveda yakınlaşmayan uzaklar

    Elveda dizlerimi kanatan kaldırımlar
    Ayak izlerim kalsın sokaklarında
    Elveda yarım kalmış her söz
    Ağzımda parlayan karanlıklar

    Elveda ölümün öte yüzü
    Beni bu yanda unutsa
    Birgün gelecek bugünde
    Elveda ey hayat
    Bir anı olacağım nasılsa


    BU ŞİİRİ ÇOK BEĞENDİM. OLCAY ARSLAN ADLI ÜYENİN ŞİİRİ. KENDİMİ BULDUM BU ŞİİRDE. ŞİİR ASLINDA KENDİNİ BULMAK DEMEK SATIRLARDA. BİR ŞİİRİ OKURKEN KENDİMİZDEN BİRŞEYLER BULDUĞUMUZ ZAMAN ŞİİR ŞİİR OLMUŞTUR

  • Seyfi Karaca
    Seyfi Karaca 23.01.2018 - 14:16

    Yalnizca ezilmis örselenmis iflahi kesik acilardan özünü itibarini kazanarak, aciya yayilip acidan yayginlasmayi özümseyen duygu duyum ve SIIR yanilsamasi, aldigi terbiyeden DOGMALASAN saplantinin sürekli kendi körüneigini dogurganlastiran ve sürekli olmak zorunda kuraklastigi ACIYLA SINIRLILIGIN insan hayatina son veren dogurdugu acilar üzeri –saf ve som aglak- salginlara yayilip kendini cogaltan süslü söz tezgahtarciligindan baska ne sansi vardi, ne görgüsü, ne de ettigi bildigi.
    Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmazin hemen bir ayak sonrasi DÜNYANIN güzelini arayacagim diye kendine disardan bakarak deger bicenlikli her buluntudan süsü püsü tam tekmil SERBEST PISYASA türlüsü Siir disirip dilenmeler, günümüzün AGLAK damarini bile ölü defile mezarligina dirliksiz huzursuz tahammülsüz saygisiz sevgisiz yazisiz sözsüz ilgisiz ve iletisimsiz her yollu ayri gayriliga dönük, topyekün toplumsal terkedislerin defterini yazip bozan mezarligina dönüstürdü.
    ……….Devam Edecegim…….

  • Kenan Aydın
    Kenan Aydın 17.01.2018 - 15:23

    Şiir:
    sayfalarca kelimeler kullanarak bilgi deposu oluşturup basit yada daha karmaşık sununlar yerine,belli bir duygu yoğunluğunu yakalamış,kendi içerisinde seromonik,ayrıca içinde zeka ürünü kıvrak hamleler olan ,kulağa ve göze hoş gelen az sözle çok anlam ifade eden en azından bütünsel manada uyumlu kelimeler dizisidir.

  • Deniz Ercivan
    Deniz Ercivan 12.01.2018 - 20:03

    I.
    bazen şiir üşümüş bir kağıda
    apak bir örtü olabilir
    kurak ve denizsiz haritalarına
    turkuaz renginde bir okyanus da

    II.
    yapraklarını dökmüş bir ağacın
    gölgelenmiş eteklerine bir şiir
    yemyeşil ormanlar da yürüyebilir
    ve bir çocuğun yüzünü
    gecenin buhranlı boylarından

    III.
    tutup çevirebilir de sabahın o tutsak yüzünü
    aniden güneşe
    ve günün üzerine birdenbire bol gelir
    o kaygılı umutzuluk kaftanı

    IV.
    bazen bir şiirle vurursun kendini sen
    yaşam denilen o soylu kavgaya
    onun kılıçtan daha keskin yüzü ise
    seni uluorta ve teninde hiç
    kurşun izi bırakmadan

    V.
    bir imgenin sivri diline
    hazırlıksız yakalanırsın
    incecik bir ağıtla deşilir yüreğin
    ellerin ki yörüngesini yitirmiş bir pusula
    bulamaz kan akıtan olukları da

    VI.
    aniden maviyi tarif et de diyebilir bir şiir
    bir göğü çoktan susmuşken
    senin hummalı çıkmazların

    VII.
    bazen acıyan kıyılarını sardığın merhemdir şiir
    bazen zamansız açan bir gökkuşağı

    içinin sepya resmine...

    Deniz Ercivan

  • Sümeyra Altın
    Sümeyra Altın 12.01.2018 - 00:26

    Bir fikrin duygularla harmanlandığı,bir huzur kavramı,bir aşk bahanesi...