Bakara Süresi sıralama olarak Kur'an-ın ilk suresi olmasının ineklerle alakası Allahın büyüklüğündendir. Allahın ilk ayeti "Oku" dur. Sebebi esnafların da hikmetten nasiplenmesi için dir..
merhabalar, herkesin kürsüsünün cemaati :PİRAMİT Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu, günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uza...klığını verdiğini, Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini, Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını, Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, Piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını,Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini, Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu, Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz? (alıntı)
Helyum un atom numarası iki diye onu Allahın cûzü saymayacakmıyız. Yoksa bulunduğu guruptan dolayı yani gaz olduğu için osuruktan ibaret bir element mi kalacak diğer elementler gibi... Böyle bir cahillik nerede yetişir bilmem ama asıl çarpıtılan mevzu Allahın kusursuzluğudur. Allah bütün eksikliklerden âri değilmidir. Diyelim ki cûz ama anti maddeyi dolduramıyor öyle mi çünkü doldursa evrenin ışıl ışıl olması gerekirdi.. Eksikliğe bak... antimadde bir enerji değildir enerji olsa ışığı yansıtırdı küçük bir çocuğun anlayacağı şekilde anlatayım maddeyi oluşturan elementlerin içinde var olduğu kütle gibi düşünün higgs bozonu gibi. Var ama varlığını ıspatladığınızda yok oluyor.. Oysa benim söylediğim bu antimaddenin neyin içerisinde büyümeye genişlemeye devam ettiği. Yani kainatın kainat olmayan kısmı... Önce bir Gâl-u Belâ ol sonra bana ahkam kesersin..
Hidrojen savsatası: Bilimsel gerçekler onları nasıl algılayıp yorumladığınızla ilgili değişiklik gösterir. Hidrojen kainatın yüzde yetmişini oluşturur! Kainat da maddesel olarak oluşturan elementler en iyi ihtimalle uzayın yüzde yirmibeşini oluşturur ki hidrojenin bu bilinen maddeler içinde ki payını hadi abartıp yüzde yetmiş yaptık diyelim bilinmeyen uzayda karanlık maddenin payı yüzde yetmiş beş madde ve antimadde (karanlık madde) toplamı kainatın tamamını oluşturuyorsa kainatın dışında ki dış uzayı yada varlığı nasıl tanımlayacağız.. Allahı bir element cüzü olarak tanımlamak her halde Hz Nuh un cep telefonu kullandığını iddia etmek kadar komik olsa gerek.. Önce Oktay Sinanoğlu nu okuyun sonra Gazaliyi Sonra tekrar Sinanoğlunu biraz kimya bilginiz olduğunu varsayarak söylüyorum... Yoksa önce temel kimya dan başlayın....
Asgari ücret konusunda 2324 tl lik insanlık tarihinin en büyük artışı konusunda yanlış anlaşılmışım. Bu büyük zam artışı konusunda kimse nankörlük etmesin şükretsin. Açlık sınırının altında bir maaşla ensar millet olmanın gururunu yaşasın.. Nasıl olsa idlib ve Libya da karışacak görünen o... O yüzden şükretmesini bilin nankörlük etmeyin...
Yumurta tavuktan çıkar da tavuk yumurtadan nasıl çıkar anlamadım. Civciv değil mi o ilk çıkan? Hem kuluçkaya kim yattı? Bu arada horozun bahsi hiç geçmiyor. acaip !!
İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir.
Neden orman yangınları ile ilgili yazılar siliniyor.. Ne o sahip istemiyor mu... 68 noktada aynı anda esen poyraz 4 ilde aynı anda yangın mı çıkardı... Bak Allahın işine... Yumurtaya can veren Allah nelere kadir... Zaten Karadeniz de çöl iklimi var. Normal böyle yangınlar...
Referandumlara alışın hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindir (iktidar) İstanbul kanalı projesinde referandum yapalım (muhalefet) Halk o kadar da hakim değil....
Bu arada kapitalizme karşı bir ekonomik modelimiz var "Karma ekonomik sistem" mucidi biz olmaya biliriz ama başarı ile uygulayan ilk ülkelerden biriyiz. Yalnız bir sorunumuz var devlet model yarattıktan sonra sektörden çekilmek istemiyor.. İster siyasi rant deyin ister başarısız serbest teşebbüscüler deyin ne derseniz deyin haklısınız... Ama karma ekonomik model bizim kurtuluşumuz olabilir..
ölümsüz Kırmızı Güller Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı.. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte.. Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi, yumurta kapıya gelmeden...
Gülleri özenle içeri taşıdı.. saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi..
Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı... Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı?
"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz.. Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..."
Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı. Parmakları titreyerek zarfı açtı..
" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen..
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....
Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..
Evet anlaşılan o ki hükümet möntrö yü tartışmaya açmak istiyor... Halbuki uluslararası hukuk uzmanları möntrö anlaşmasının tüm boğazları kapsadığı için İstanbul Marmara ve Çanakkale boğazları ile birlikte düşünülmesi gerekir... Oysa kanal sadece İstanbul boğazında açılacak durduk yere neden dram yaratıldığı tartışma konusudur... Amaç üzüm yemek değilse bağcıyı dövmek zor değil... Zaten böyle bir şeyin yapılıyor olması zaten bağcıyı dövmek maksadı taşır.. İhaleyi alacak şirket bu projenin işletme hakkını da elinde tutacağından istediği gibi at koşturur hele de bir de möntrö de takma uluslararası hukukta tanıma dersen bu iş uçağı fetöcüler düşürdü siz yapamayan demeye benzemez... Öyle hem kel hem fodul yürümez dış ilişkiler...
İstanbul kanalı ile ilgili teke tek programında iki profesörün söyledikleri çok önemli... denizbilimleri profesörünün söylediklerinden benim anladığım kanalın Marmara denizindeki yaşamı kötü ihtimalle kısa sürede, iyi ihtimalle uzun sürede etkileyecek olması... etkileyecekten kastı yok edecek olması... Hukuk profesörünün ise uluslararası kazanımlarımıza bir zarar vermeyeceği tesbiti... Tam da benim söylediğim gibi... Şimdiye kadar ki en seviyeli tartışmaydı.. Beğenerek izledim..
İstanbul kanalı projesine karşı çıkanlar herhalde istanbulun boğazının iki yakasına yaşayan milyonlarca insanı ve tarihi çoğrafyanın kaderinin bir geminin rotasına bağlı olduğunun farkındadırlar.... Üstelik bu boğaz trafiği her geçen gün iki yaka arasında katlanarak büyümektedir... Evet planlanan kanalın bedevi zihniyeti ile uygulamaya konulması bence mevcut durumdan daha büyük bir felaket doğuracağı gün gibi ortadadır..
İstanbul kanalının möntrö anlaşmasını sakatlayacağını ima etmek komedidir.. Möntrö boğazları düzenleyen bir anlaşmadır ve boğazlar İstanbul, Çanakkale ve Marmara olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır bunlardan birine kanal açılması diğer ikisinin hükmünü ortadan nasıl kaldırır çok merak ediyorum....
Aidiyet duygusu ve yetersizlik... Yalnız İslamiyet bu konuda biraz sert çünkü Allah mülkün sahibidir ve yalnız kendisine ibadet edilmesini ve yalnız kendisinden mağfiret dinlenmesini Şahadet olarak emreder... Araya o ya da bu şekilde aracılık koymak Allaha ortak koşmaktır. İnsan neden Allaha ortak koşmak isterse o sebepten dolayı tekke ve tarikatlerin peşine takılır.. İnsan neden Allaha ortak koşar cevabı ise ilgili ayette "İnsan Rabbine karşı çok nankördür, Üstelik nankör oluşuna da şahittir" diye açıklanır...
İki de bir bana ait olmayan ama benim işaretle yazdığım sözler üzerinden yazılarımı silen özgürlü güruha tavsiyemdir önce bu sözleri basım yayımdan silin yiyorsa... Bu ülke de "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diye söz meydanlarda söylenmiştir.. Şehitler için "gerekirse kelleler gider" (şehit olunur değil) sözü meydanlarda söylenmiştir. Gazilerin maaşlarının kesildiği hem gazilerin hem de sgk nın resmi belgeleri ile haberlere konu olmuştur. Neyin kafası... Suç ise bunu söyleyenlere suç.
Bakara Süresi sıralama olarak Kur'an-ın ilk suresi olmasının ineklerle alakası Allahın büyüklüğündendir. Allahın ilk ayeti "Oku" dur. Sebebi esnafların da hikmetten nasiplenmesi için dir..
merhabalar,
herkesin kürsüsünün cemaati :PİRAMİT
Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton
ağırlığında iki buçuk milyon bloktan oluştuğunu, günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında
bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uza...klığını verdiğini, Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini, Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını,
Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, Piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan
yoğurt haline geldiğini, Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki yemek artıklarının
hiç koku yaymadan mumyalaştığını,Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini,
Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu,
Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz? (alıntı)
Helyum un atom numarası iki diye onu Allahın cûzü saymayacakmıyız. Yoksa bulunduğu guruptan dolayı yani gaz olduğu için osuruktan ibaret bir element mi kalacak diğer elementler gibi... Böyle bir cahillik nerede yetişir bilmem ama asıl çarpıtılan mevzu Allahın kusursuzluğudur. Allah bütün eksikliklerden âri değilmidir. Diyelim ki cûz ama anti maddeyi dolduramıyor öyle mi çünkü doldursa evrenin ışıl ışıl olması gerekirdi.. Eksikliğe bak... antimadde bir enerji değildir enerji olsa ışığı yansıtırdı küçük bir çocuğun anlayacağı şekilde anlatayım maddeyi oluşturan elementlerin içinde var olduğu kütle gibi düşünün higgs bozonu gibi. Var ama varlığını ıspatladığınızda yok oluyor.. Oysa benim söylediğim bu antimaddenin neyin içerisinde büyümeye genişlemeye devam ettiği. Yani kainatın kainat olmayan kısmı... Önce bir Gâl-u Belâ ol sonra bana ahkam kesersin..
Hidrojen savsatası: Bilimsel gerçekler onları nasıl algılayıp yorumladığınızla ilgili değişiklik gösterir. Hidrojen kainatın yüzde yetmişini oluşturur!
Kainat da maddesel olarak oluşturan elementler en iyi ihtimalle uzayın yüzde yirmibeşini oluşturur ki hidrojenin bu bilinen maddeler içinde ki payını hadi abartıp yüzde yetmiş yaptık diyelim bilinmeyen uzayda karanlık maddenin payı yüzde yetmiş beş madde ve antimadde (karanlık madde) toplamı kainatın tamamını oluşturuyorsa kainatın dışında ki dış uzayı yada varlığı nasıl tanımlayacağız.. Allahı bir element cüzü olarak tanımlamak her halde Hz Nuh un cep telefonu kullandığını iddia etmek kadar komik olsa gerek.. Önce Oktay Sinanoğlu nu okuyun sonra Gazaliyi Sonra tekrar Sinanoğlunu biraz kimya bilginiz olduğunu varsayarak söylüyorum... Yoksa önce temel kimya dan başlayın....
Asgari ücret konusunda 2324 tl lik insanlık tarihinin en büyük artışı konusunda yanlış anlaşılmışım. Bu büyük zam artışı konusunda kimse nankörlük etmesin şükretsin. Açlık sınırının altında bir maaşla ensar millet olmanın gururunu yaşasın.. Nasıl olsa idlib ve Libya da karışacak görünen o... O yüzden şükretmesini bilin nankörlük etmeyin...
Yumurta tavuktan çıkar da tavuk yumurtadan nasıl çıkar anlamadım. Civciv değil mi o ilk çıkan? Hem kuluçkaya kim yattı? Bu arada horozun bahsi hiç geçmiyor. acaip !!
İnsanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. Yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz. Bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir.
Emily Bronte
Neden orman yangınları ile ilgili yazılar siliniyor.. Ne o sahip istemiyor mu... 68 noktada aynı anda esen poyraz 4 ilde aynı anda yangın mı çıkardı... Bak Allahın işine... Yumurtaya can veren Allah nelere kadir... Zaten Karadeniz de çöl iklimi var. Normal böyle yangınlar...
selam Barut bey,
umarım temenniniz gibi geçer günlerimiz
merhaba Maria,
neylersim ki yaşam,
herşeye rağmen devam ediyor,.. gördüğün gibi.
Selam Deli
hiç olmazsa birini okuyabilseydik derim ben...
Referandumlara alışın hani egemenlik kayıtsız şartsız milletindir (iktidar)
İstanbul kanalı projesinde referandum yapalım (muhalefet)
Halk o kadar da hakim değil....
hoş geldin tekrar aramıza sevgili Maria
Bu arada kapitalizme karşı bir ekonomik modelimiz var "Karma ekonomik sistem" mucidi biz olmaya biliriz ama başarı ile uygulayan ilk ülkelerden biriyiz. Yalnız bir sorunumuz var devlet model yarattıktan sonra sektörden çekilmek istemiyor.. İster siyasi rant deyin ister başarısız serbest teşebbüscüler deyin ne derseniz deyin haklısınız... Ama karma ekonomik model bizim kurtuluşumuz olabilir..
ve aleykümselam Barut Can bey
Koca profesör karısını dayaktan öldürüyor. Tinerci enkazdan çocuk kurtarıyor. Dilenci topladığı parayla sokak hayvanlarını besliyor. Din adamı sapık çıkıyor. Hayat kadını böbreğini bağışlıyor. İnsanları statüleriyle aşağılamak veya yüceltmek yerine kalplerine bakmayı deneyin..
Adem ile Havva yı, Leyla ile Mecnunu, Yusuf ile Züleyhayı, Ferhat ile Şirini, Mem ile Zin i bilmiyorsanız ben ne diyeyim
Çölün Şulesi,
hikayede olsa ,..insan inanmak istiyor işte...
merhabalar herkesin kürsüsünün cemeati :
ölümsüz Kırmızı Güller
Kan rengi, kıpkırmızı güllere bayılırdı. Zaten onlarla adaştı da. Rose... Gül... Kocasının sevgili Rose'u... Her yıl Sevgililer Günü'nü kapının önünde bulduğu enfes fiyonklarla süslü kucak dolusu kırmızı güllerle kutlardı. Hiç aksamadan. Hatta, eşini kaybettiği yıl dahi kapısı çalınmış, gülleri kucağına bırakılmıştı.. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, küçük bir kartla birlikte.. Her yıl güllere iliştirdiği karta aynı cümleleri yazardı:
"Seni, geçen sene bugünkünden, daha çok seviyorum..."
Birden, bunların son gülleri olduğunu düşündü.. Önceden ısmarlanmış olmalıydı.. Öleceğini nasıl bilebilirdi?.. Zaten her seyi önceden planlamayı ve yapmayı severdi, yumurta kapıya gelmeden...
Gülleri özenle içeri taşıdı.. saplarını kesti, vazoya yerleştirdi.. Vazoyu da konsolun üzerine, eşinin kendisine gülümseyen fotoğrafının yanına koydu. Orada kocasının koltuğunda oturup saatlerce güller ve fotoğrafı seyretti sessizce.. Bitmek bilmeyen bir yıl geçti.. Yapayalnız ve hüzün dolu bir yıl.. Sonra bir sabah kapı çalındı.. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi.. Kırmızı gülleri, üzerinde küçük kartıyla birlikte eşikteydi..
Sevgililer Günü'nü kutluyordu. Gülleri içeri aldı. Şaşkınlık içinde doğru telefona gitti. Çiçekçi dükkanını aradı... Onu bu kadar üzmeye kimin hakkı vardı?
"Biliyorum" dedi, çiçekçi.. " Eşinizi geçen yıl kaybettiniz.. Telefon edeceğinizi de biliyordum.. Bugün size yolladığım gülleri çok önceden ısmarlamış, parasını da ödemisti.. Hep öyle yapardı zaten, hiç şansa bırakmazdı. Dosyamda talimat var. Bu çiçekleri size her yıl yollayacağım. Bir de özel kart vardı, kendi el yazısıyla. Bilmeniz gerek diye düşünüyorum.. Ölümünden sonra çiçeklere iliştirmemi istediği kart..."
Rose hıçkırıklar arasında teşekkür ederek telefonu kapattı. Parmakları titreyerek zarfı açtı..
" Merhaba gülüm" diye başlıyordu, kart.. " Bir yıldır ayrıyız. Umarım senin için çok zor olmamıştır. Yalnızlığını ve acılarını hissedebiliyorum. Giden sen, kalan ben olsaydım neler çekerdim kimbilir? Sevgi paylaşıldığında yaşamın tadına doyum olmuyor. Seni kelimelerle anlatılmayacak kadar çok sevdim. Harika bir eştin, sevgilim benim... Sadece bir yıldır ayrıyız. Kendini bırakma. Ağlarken bile mutlu olmanı istiyorum. Onun için bundan sonraki yıllarda güller hep kapımızda olacak. Onları kucağına aldığında paylaştığımız mutluluğu ve kutsandığımızı düşün. Seni hep sevdim.. Her zaman da seveceğim. Ama yaşamalısın. Devam etmelisin... Lütfen..
Mutluluğu yeniden yakalamaya çalış. Kolay değil, biliyorum ama bir yolunu bulacağına eminim....
Güller, senin kapıyı açmadığın güne dek gelmeye devam edecek. O gün çiçekçi beş ayrı zamanda gelip kapıyı çalacak, eve dönüp dönmediğini kontrol edecek. Beşinciden sonra emin olarak gülleri ona verdiğim yeni adrese getirip seninle yeniden ve ebediyyen kavuştuğumuz yere bırakacak..
"SENİ SEVİYORUM GÜLÜM..."
Evet anlaşılan o ki hükümet möntrö yü tartışmaya açmak istiyor... Halbuki uluslararası hukuk uzmanları möntrö anlaşmasının tüm boğazları kapsadığı için İstanbul Marmara ve Çanakkale boğazları ile birlikte düşünülmesi gerekir... Oysa kanal sadece İstanbul boğazında açılacak durduk yere neden dram yaratıldığı tartışma konusudur... Amaç üzüm yemek değilse bağcıyı dövmek zor değil... Zaten böyle bir şeyin yapılıyor olması zaten bağcıyı dövmek maksadı taşır.. İhaleyi alacak şirket bu projenin işletme hakkını da elinde tutacağından istediği gibi at koşturur hele de bir de möntrö de takma uluslararası hukukta tanıma dersen bu iş uçağı fetöcüler düşürdü siz yapamayan demeye benzemez... Öyle hem kel hem fodul yürümez dış ilişkiler...
İstanbul kanalı ile ilgili teke tek programında iki profesörün söyledikleri çok önemli... denizbilimleri profesörünün söylediklerinden benim anladığım kanalın Marmara denizindeki yaşamı kötü ihtimalle kısa sürede, iyi ihtimalle uzun sürede etkileyecek olması... etkileyecekten kastı yok edecek olması... Hukuk profesörünün ise uluslararası kazanımlarımıza bir zarar vermeyeceği tesbiti... Tam da benim söylediğim gibi... Şimdiye kadar ki en seviyeli tartışmaydı.. Beğenerek izledim..
İstanbul kanalı projesine karşı çıkanlar herhalde istanbulun boğazının iki yakasına yaşayan milyonlarca insanı ve tarihi çoğrafyanın kaderinin bir geminin rotasına bağlı olduğunun farkındadırlar.... Üstelik bu boğaz trafiği her geçen gün iki yaka arasında katlanarak büyümektedir... Evet planlanan kanalın bedevi zihniyeti ile uygulamaya konulması bence mevcut durumdan daha büyük bir felaket doğuracağı gün gibi ortadadır..
İstanbul kanalının möntrö anlaşmasını sakatlayacağını ima etmek komedidir.. Möntrö boğazları düzenleyen bir anlaşmadır ve boğazlar İstanbul, Çanakkale ve Marmara olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır bunlardan birine kanal açılması diğer ikisinin hükmünü ortadan nasıl kaldırır çok merak ediyorum....
Aidiyet duygusu ve yetersizlik... Yalnız İslamiyet bu konuda biraz sert çünkü Allah mülkün sahibidir ve yalnız kendisine ibadet edilmesini ve yalnız kendisinden mağfiret dinlenmesini Şahadet olarak emreder... Araya o ya da bu şekilde aracılık koymak Allaha ortak koşmaktır. İnsan neden Allaha ortak koşmak isterse o sebepten dolayı tekke ve tarikatlerin peşine takılır.. İnsan neden Allaha ortak koşar cevabı ise ilgili ayette "İnsan Rabbine karşı çok nankördür, Üstelik nankör oluşuna da şahittir" diye açıklanır...
merhabalar herkesin kürsüsünün cemaati :
biliyormusunuz ki yaşamda en korkyuğum şey,
her yerde,her koşulda ön yargıdır...
belki de uçmak yetmiyecek neşeyle dans da edeceklerdir Gizli Özne..
_Bütün çocuklar gülünce
Kuşlar mutluluktan uçacak
İki de bir bana ait olmayan ama benim işaretle yazdığım sözler üzerinden yazılarımı silen özgürlü güruha tavsiyemdir önce bu sözleri basım yayımdan silin yiyorsa... Bu ülke de "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diye söz meydanlarda söylenmiştir.. Şehitler için "gerekirse kelleler gider" (şehit olunur değil) sözü meydanlarda söylenmiştir. Gazilerin maaşlarının kesildiği hem gazilerin hem de sgk nın resmi belgeleri ile haberlere konu olmuştur. Neyin kafası... Suç ise bunu söyleyenlere suç.