Kültür Sanat Edebiyat Şiir

çocuklar sizce ne demek, çocuklar size neyi çağrıştırıyor?

çocuklar terimi Cem Nizamoglu tarafından 25.02.2003 tarihinde eklendi

  • Şinasi Akay
    Şinasi Akay 19.04.2016 - 12:55

    'Benim için çocuklar,benim çocukluğumdur'
    (Bir yerli belgeselde Adı geçen Fotoğrafçının güzel sözü)

  • Öznur Barutçu
    Öznur Barutçu 01.12.2009 - 11:22

    Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları
    Sizin aracılığınız ile geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil
    Çünkü ruhlar yarınlardadır.
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar,
    Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin;
    Çünkü, okçu uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever…



    - Halil Cibran -

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 12.05.2009 - 22:47

    Şeker yiyemeyen,çocukların en mutlu bayramı 23 Nisan değildir.23 Nisan fazla şeker tüketmekten obez olanlarındır.Yaşasın şeker(Ramazan) bayramı oley diyor; Varoşlardakiler

  • Aliye
    Aliye 03.02.2008 - 21:16

    niye beni bu kadar sevdikleri anlayamadığım,
    bir gün hangi hareketimden, davranışımdan dolayı bu abartılı sevgiyi gösterdiklerini çözersem, tersini yaparak
    100 m. den fazla yanıma yaklaştırmamayı sağlamayı planladığım çok sesli, çok canlı böcekler:P

  • Melek Kara
    Melek Kara 09.07.2007 - 15:10

    güzel günler görecekler
    motorları maviliklere sürecekler (!)

  • Ceyda Şirin
    Ceyda Şirin 13.04.2007 - 08:54

    26 yaşında, 188 cm boyunda yaklaşık 104 kilo ağırlığındaki kuzenin, 4 aylık yaklaşık 5-6 kilo olan yeğenini kucağına aldığında; bu görüntüye bakıp bana dönerek 'bak o da insan, o da insan! ' diyen bir diğer kuzenin analizindeki küçük cüsseli canlı :)

  • Ceyda Şirin
    Ceyda Şirin 04.04.2007 - 11:16

    minicik bedenlerindeki dev enerjinin kaynağını çok merak ettiğim canlı.

  • Ekin Demirkaya
    Ekin Demirkaya 24.12.2006 - 20:40

    çoğumuz yetişkin yanlışlarızdır aslında.katı,güvensiz,kibirli çocuklar yaşar yanıbaşımızda gizlice koruyarak güzelim bir sevgiyi.....

  • Nesrin Gelincik
    Nesrin Gelincik 13.12.2006 - 23:50

    Muhteşemler ;))

  • Ece Özdemir
    Ece Özdemir 21.10.2006 - 14:29

    Bir sürüüüüüü olsun...
    Ama evliliği hiç düşünmediğimden evlatlık alacağım.... :)

  • Gül Solmaz
    Gül Solmaz 22.08.2006 - 23:46

    hayatımın en önemli parçalarından biri.....

  • Meral Dağkıran
    Meral Dağkıran 18.08.2006 - 13:17

    başımın tacı,hayatımın anlamı,sınırsız sevgilerimi yolluyorum tüm dünya çocuklarına.

  • Nuri Gamsız
    Nuri Gamsız 23.06.2006 - 10:07

    sabahın o saf, temiz,dingin, halleri beni büyüler. bu güzellikleri duyumsamak için her sabah uykumdan fedakarlıkta bulunup, önceden belirlediğim güzergahtan-tali ve özgün sokaklar-keyifle işime giderim. finalde öyle bir sokak vardırki romanlara,filmlere,şiirlere malzeme; ard arda sıralanmış metruk evler, penceresi fesleğenlerle kaplı bir kütüphane ve bu şehrin kardeşliğine delalet gotik tarzda inşa edilmiş katolik kilisesi.bu yapıların otantikliği yanında,burada yaşanan dramlar,aşklar,sevinçler insanı garip bir merak duygusuna savurur! her sabah bıkmadan, usanmadan bu sokaktan aynı duygularla geçer,giderim…

    bu sabahki yolculuğumda,bu şekildeydi, ta ki yanından geçtiğim çöp konteynırındaki iniltiyi duyana kadar. önce kedidir diye aldırış etmedim, biraz ilerledikten sonra alt perdeden yapılan imdat çağrısıyla,irkildim! bu insan sesiydi, hemen geri dönüp çöp konteynırının içine baktığımda gördüğüm manzara şok etti! ağlamaktan, gözleri kızarmış bir kız çocuğu, elindeki çuvalla, konteynırın dibinden ağlayarak bana bakıyordu,hemen çocuğu çekip aldım.sağ ayak bileği balon gibi şişmiş,yüzünde de ufak sıyrıklar vardı,belli ki konteynırın dibine çöp toplamak için sarkarken, düşmüş, ayağı da kapağın demirli kısmına gelmiş.küçük kız kömür gözlerinden sicim gibi yaşlar akıtarak ağlıyor,kilitlendim,boğazım düğümlendi,ne yapacağımı bilemiyorum.aklıma 112’yi aramak geldi.küçük kıza ailesini soruyorum,şivesinden oralı olduğu,zorunlu göçe maruz kaldığı anlaşılıyor,ismi rojda’ymış(kürtlerin güneş sevgisi!) yan taraftaki sokak çesmesinde yüzünü yıkayıp,çantamdaki krakeri ikram ediyorum.kabul etmiyor”ben dilenci degilem! ”sokağın tedrisatından geçtiği belli.”dilencilikle ne alakası var güzelim,paylaşmak istiyorum,sende olsa bana vermez misin? ”diyorum,susuyor.tekrar 112 ‘yi arıyorum.bu esnada köşeden eski tip pejo motora monte edilmiş üç tekerlekili çöp dolu bir motor üzerimize geliyor.abileriymiş,durumu anlıyorlar.rojda’yı kucaklayıp motora bindiriyorlar.”bekleyin 112’yi çağırdım”uzun boylu pos bıyıklı olanı”gerek yoktur,geçer,hem doktor ilaç parasıda yoktur,sendende yer gök razı olsun,sagolasın”deyip,rojda’yla uzaklaşıyorlar.donuyorum….

    bürodayım; kendimi sorguluyorum; klima,müzik seti,buzdolabı…konformistliğime kızıyorum. ruhu.rspu küçük insanlarla,gereksiz sorunlarla,ıvırla-zıvırla uğraştığım için kendime illet oluyorum…ruhumu terbiye etmem gerektiğine,bilgiyle,akılla daha fazla ihtiyacım olduğuna karar veriyorum.rojda’nın ayağını iyileştirmem gerektiğini hatırlıyorum,sinirlenip,herşeye küfür-küfür…kafamı dağıtmak için tv.ı açıp sabah haberlerini izliyorum; filistin’de, plajda piknik yapan ailenin üzerine atılan füze,çocukların etlerini parçalayarak mangalın üzerine düşmesine sebep oluyor,pişen çocuk eti! dayanılır gibi değil,kusacam! İkinci haber,uydu aracılığıyla belirlenen hedefe b-52 bombardıman uçağıyla atılan 50 kiloluk bombalar…25 kiloluk çocuk bedenlerinde yaptığı tahribatlar geliyor gözümün önüne…üçüncü haber,İstanbul Göztepe hastanesinde ölen çocukların,ortamın hijyen olmadığı,araştırmanın sürdüğü ıvır-zıvır… aklıma, selim demir’in, Çok Büyük Hıncı Kalır Mayonezli Kirenaların,yazısı geliyor: İkinci Dünya Savaşında, bazı emperyalist ülkelerin ordu komutanlarına tepsi içinde çocuk ölüsü sunulurmuş; “mayonezli kirena” işte bu çocuk ölülerine deniyormuş….IMF’nin emri üzerine sağlığın bütçesini 1.4 milyar dolar kıs,temizlik ihalesini taşeron firmalara ver, onlarda temizlik malzemesinden çalsın,çocuklar mikroplara yem olsun…başıma ağrılar saplanıyor…

    bu hissettiklerimi paylaşmak istiyorum, kim ne derse desin, ister popülist,ister gerçek çözümlerden uzak,ister dramatik,ister bölücü vs.vs.nasıl eleştirilirse, eleştirilsin,dilimin döndüğü, aklımın yettiği oranda yazıyorum,yazacağım.

    sevgili kardeşlerim,aşklarım,dostlarım saçını ördüğüm,tenin kokusunu içime çektiğim,altını değiştirdiğim,kulağına türküler fısıldadığım bir çocuğum yok! fakat insan olmanın ön koşulununda vücuduna mikrop,şarapnel saplanan çocukların acılarını, kendi çocuğunmuş gibi hissetmek olduğunuda bilerek; bütün çocukların şeker yiyebilmesini savunup, savaşa,talana,adaletsizliğe hayır demeliyiz,bulunduğumuz her alanda örgütlenerek, çocuklarımıza,geleceğimize ülkemize,dünyamıza sahip çıkmalıyız,çok geç olmadan…

  • Mâi Eflatun
    Mâi Eflatun 19.05.2006 - 14:35

    ilk kelimesi için gözlerinin içine bakılır..konuşmaya ne zaman başlayacakları merakla beklenir..vee önce tek tek sonra sekerek konuşmaya başlarlar.. bu defa da susmayı öğretirler.. ;)

  • Nuri Gamsız
    Nuri Gamsız 29.04.2006 - 13:17

    çocuğun varsa, türünden önermeler hükümsüzdür! yoktur, olmamıştır.

    bu gerçeği derin bir iç çekişle kabüllenip,duygusallaşırsınız,

    merak,özlem,sevgi duyguları eşliğinde hayal kurmaya başlarsınız:acaba

    bana benzermiydi, diş çıkarırkenki sinirliliği,ilk

    kelimesi,inatçılığı,gözünün rengi…bunları düşündükçe hüzünlere gark

    olursunuz fakat somut gerçeklik, bütün çıplaklığıyla karşınızda durur!

    işte bu noktada, imdadınıza biyolojik sorumluluğunuzun olmadığı

    çocuklar gelir. komşunuzun oğlu,arkadaşınızın kızı gibi.

    benimde buna benzer iki kızım var: güneş ve rojda(güneş’..) kızlarımın

    isim babasıyım. sağolsun arkadaşlarım sevdiğim güneş ismini –

    kolumdaki, güneş dövmesi figürüde cabası-çocuklarına vermekle, beni

    anlatılmaz bir şekilde onurlandırdılar. iki kızımın varlığı yaşamdan

    aldığım keyfi katlandırıyor,öfkemi,sinirimi,üzüntümü, bütün olumsuz

    duygularımı yok edip, beni dinginleştiriyorlar,varlıklarıyla gücüme güç

    katıyorlar…..çocuklarım biraz türkiye’ye benziyorlar,birisi türkmen anne-

    babadan,öbürü kürt anne –babadan ama kültürleri,kimlikleri,dilleri

    farklıda olsa evrensel dil olan kardeşlik bağıyla birbirlerine göbekten

    bağlılar.birbirlerini yok saymadan,ezmeden kardeşçe bir arada

    oynuyorlar.kızlarımın bu hali beni uzay-zaman boyutundan fırlatıyor.

    duygusallaşıyorum,işte diyorum,bu çocukların saf,pirü pak yürekleri,mis

    amber kokan tenleri kurtaracak dünyayı.kardeşliği,barışı,

    adaleti,dayanışmayı bu çocuklar geliştirecek, geleceğimizin inşasını bu

    çocuklar kuracak,yapamadıklarımızı onlar yapacak, güneş’im

    yapacak,rojda’m yapacak,çocuklarım yapacak…

    not: dışarıdaki deli baharın kışkırtmasıyla, duygusallaşıp,hiçbir

    edebi,siyasi kaygı gütmeden,klavyenden bu yazı dökülüveriyor…

  • Selin Sonsuz
    Selin Sonsuz 03.03.2006 - 23:09

    beyaz bir sayfaya bir gökkuşağı resmi yapmaya çalışmak çaba ister..
    çaba olmadan....
    hiç bir şey olmaz...

  • 11.10.2005 - 19:36

    Nerde kendini bilmez çocuklar..
    Bir sabah öylece çekip gittiler..
    Çınladı alkışlar kör sokaklarda..
    Yankısı kime kaldı..

  • Tülin Mumcuoğlu
    Tülin Mumcuoğlu 18.04.2005 - 21:27

    Hayatımın anlamı

  • Esra
    Esra 31.03.2005 - 15:22

    DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA


    Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne
    allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar
    oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında
    dünyayı çocuklara verelim
    kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi
    hiç değilse bir günlüğüne doysunlar
    bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı
    çocuklar dünyayı alacak elimizden
    ölümsüz ağaçlar dikecekler

    Nazim Hikmet

  • Onur Umut
    Onur Umut 27.02.2005 - 19:11

    hiç sevmem...

  • Elif B
    Elif B 17.07.2004 - 17:49

    Çocuklar büyükler gibi konuşur sefaletten..Edip Cansever.......

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 26.03.2004 - 16:30

    Hijyenik olmayan pamuklu cocuk bezi ile tahta besik ile buyuduk.
    Cocuklar icin guvenli kapaklar, kilitler, elektirik prizleri yoktu ve bisiklete kasksiz binerdik. Gidecegimiz yere yanimizda bir koruyucu ile degil yalniz giderdik hic bir rizikoyu dusunmeden. Otomobil de cocuk koltugu olmadan ve kemer baglamadan tasirdi bizi.

    Erkek cocuklarin tornetleri vardi. Onlari bir otomobil edasi ile kullanir, bakar ve parkederlerdi. Sonra karsilarina gecip hayran hayran seyrederlerdi. Butun imalati bize aitti. Cesmeden su icerdik..

    Pasta yerdik, ekmek yerdik, sekerli icecekler icerdik ve fazla kilolarimiz yoktu cunku sokakta oynardik. 3-4 arkadas ayni siseden icerdik ve hicbirimiz olmezdik. Oyuncak arabalari haftalarca ugrasip kendimiz yapardik sadece fren yapinca nasil iz kaldigini gorebilmek icin. Problemlerimizi kendimiz cozmeyi ogrendik.

    Sabah evden cikip aksam sokak lambalari yanincaya kadar disarida kalabilirdik. Anamiz gece sokaktan bizi ceke ceke,bagira bagira alirdi. Kimse bize ulasamazdi cep telefonlarimiz yoktu. Akillara zarar! Playstationlar, nintendolar, videolar, PC, 98 kanalli kablo yayini, internet, chat odalari yoktu. Arkadaslarimiz vardi sokaga cikar ve bulurduk onlari. Oynadigimiz oyunlarda bazen canimiz yanardi, agactan duserdik, heryerimiz cizilirdi, cesitli kazalar ve yaralar olurdu. Ama asla haklilik haksizlik kavgasi olmazdi. Doktora giderdik kimse de sucluluk duymazdi.

    Hatirlar misiniz kazalari? Dovusurduk, itisirdik mor lekeler olusurdu ama biz cabucak iyilesmesini ogrendik. Agac dallarindan celik comak oynardik birbirimizin gozunu oymazdik. Komsu bahcesindeki kiraz agacina dalardik. Bilirmisiniz 'dalmayi' meyva bahcesine 'dalmayi'

    dut agaclarinin tepesinde dolasmayi onu sallamayi ve ortunun uzerinden dut yemeyi bilirmisiniz?

    Onceden haber vermeden bisikletle veya yuruyerek bir arkadasimiza gidip zili calardik, iceriye girip saatlerce oynar konusurduk(Dusunebiliyormusunuz habersiz) Eger dogru zamanda gelmediysek iceri giremezdik. O zaman da hayal kirikligini ogrenirdik, herseyin istedigimiz gibi ve istedigimiz zamanda olamayacagini ogrenirdik.

    Ogretmenlerin daha cok zamani vardi ve neseliydiler. Herkes koleje gitmezdi, gitmeyenler aptal sayilmazdi. Kuafor de olunabilirdi. Sans-talih-kader-kismet sattiniz mi sokaklarda.

    Bagira bagira. Sonra kutudaki gofretleri oturup bir kosede gizlice yediniz mi siz?

    Yaptigimiz herseyin arkasinda dururduk ve tutarliydik.
    Okulla veya kanunla celiskide oldugumuzda ailemiz bizi dislar mi dusuncesi yoktu.
    Sorumluluk sahibiydik ve herseyi basardik.! ! ! ..' Evet biz basardik ve cocuklugumuzu yasadik doya doya...

    Evet biz cocuktuk.

    CAN DÜNDAR

  • Perls
    Perls 04.05.2003 - 01:27

    ÇOCUĞUMUZA

    Sürekli meşguldüm o kadar sene,
    Seninle doyasıya oynayamadım.
    Sen beni çağırdın gel oyna diye,
    Ben bir türlü zaman ayıramadım.

    Giydirdim, doyurdum, seni kolladım,
    Sadece bunları yeterli sandım,
    Bana oyuncağını getirdiğinde,
    Ben seni çoğu kez, başımdan savdım.

    Yatağa yatırır seni okşardım,
    Sen uyur uyumaz hemen çıkardım.
    Şimdi o günleri çok özlüyorum,
    Keşke bir dakika fazla kalsaydım.

    Hayat ne kadar kısa, yıllar ne çabuk.
    Ne zaman büyüdü bu küçük çocuk,
    Ona dokunmak için uzandığımda
    Ellerim boş kalır yüreğim buruk.

    Artık ne resimler, ne de oyunlar,
    Ne “İyi geceler”, ne sarılmalar,
    Hepsi çok geride, ulaşmak zor,
    Yaşanmadı sanki o güzel yıllar.

    Artık hiç işim yok, yapayalnızım.
    Günlerim çok uzun, üstelik bomboş
    Keşke isteklerini bir bir yapsaydım
    Küçük arzuların şimdi çok şirin, çok hoş.

    ALICE CHASE

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 25.02.2003 - 15:51

    KOMŞUMUZUN BAHÇESİNDE ÇOCUKLAR ÖLÜRKEN
    KARŞIYIM TÜM BENLİĞİMLE, KARŞIYIM BARIŞ ADINDA YAPILAN HER BOZGUNCULUĞA! ! !
    -- o --
    Kahretsin,

    Güneş gördüm birden,
    Uyandım
    Görmez olaydım olanları
    Bağırdım çocuğa,
    “Geç olmadan yakala”
    “Dikkat et mayınlara! ”

    Çöpçüler vardı çirkinlikleri toplayan
    Bir kuş vardı uçan, uçuyordu…
    Atladım uçurumdan,
    Hissettim uçuşu,
    Düşmeden bağırdım çocuğa,
    “Dikkat et mayınlara! ”

    Bombalar düşüyor
    çocuklar kulaklarını tıkıyor
    Duymuyorlar beni
    Bağırıyorum Cebrail'e
    Eğer gösterirsen bir at,
    Götüreyim bu diyardan çocukları da

    Cereyan ediyor beynim,
    Kurtlar derinliklerinden kemiriyor,
    Alın siz götürün çocukları
    Önemli olan onlar

    nizam 1995

  • Cem Nizamoglu
    Cem Nizamoglu 25.02.2003 - 15:29

    ÇOCUKLAR ÖLEBİLİR YARIN
    ............................
    Çocuklar ölebilir yarın,
    hem de ne sıtmadan ne kuşpalazından
    düşerek te değil kuyulara filân;
    çocuklar ölebilir yarın,
    çocuklar sakallı askerler gibi ölebilir yarın,
    çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında,
    ne bir santim kemik, ne bir damla kan,
    çocuklar ölebilir yarın atom bulutlarının ışığında
    arkalarında bir avuç kül bile değil
    arkalarında gölgelerinden başka bir şey bırakmadan.

    Nazım Hikmet