1990 YILINDA KÜÇÜK BİR ÇOCUK İKEN MASAL VE HİKAYE YAZARAK BAŞLADIĞIM SANAT HAYATIMDA OTUZ YILI GERİDE BIRAKTIM. MASAL VE HİKAYEDEN SONRA ŞİİR VE KURGULAR YAPARAK SANAT ALANIMI GENİŞLETTİM. SANATI MADDİ GELİR İÇİN YAPMADIM. TELEVİZYONDA SEYRETTİĞİM ÇİZGİ FİLMLER, SUSAM SOKAĞI PROGRAMI VE OKUDUĞUM KELOĞLAN MASALLARI BENDE SANAT YAPMA İSTEĞİ UYANDIRDI. SONRA DA BU İSTEK HEMEN UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜ. BUNDAN SONRA DA FIRSAT BULABİLDİĞİM SÜRECE SANAT ÇALIŞMALARIM DEVAM EDECEK. BAŞTA SANAT CAMİASI OLMAK ÜZERE TÜM MİLLETİMİZE VE İÇİNDE İNSANLIK DUYGUSU TAŞIYAN TÜM İNSANLARA SAYGILARIMI SUNUYORUM. MASUM CANLILAR ÖLMESİN. SAVAŞA VE TERÖRE HAYIR ( WEB ADRESİM acfanku.tr.gg ) )))))))))))))))))))))))
Rockefeller Mendresi çok severdi. Aralarında güzel bir dostluk vardı. Türk filmi tadında yıllarca sürecek bir miras bıraktılar arkalarında. Tontiş Turgut bayrağı devredip direği ortaya dikti. Iste böyle böyle biz de hırsızı hala sokakta arıyoruz. Yahu sen bi banka kasasına baksana önce.
Çok saf bir milletim mi var yoksa katıksız salak mı işte onu çözemedim.
Dipten bir uğultu koptu Bir çığlık yükseldi topraktan, Saniyelere sığdı onbinlerce ölüm Sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı Ben buradayım, sesimi duyan var mı?
Doğru oturalım doğru konuşalım.. terörle mücadele edip başarılı olan bu başarının arkasına saklanmadan bütün tevazusu ile hizmet eden ordu komutanlarını sürgün eder gibi süründürmek vatanhainliği değilse nedir.. Siz Hakikate küfür ediyorsunuz diye Hakikatı görmezden gelmeyeceğiz... Bu ülke o komutanlar gibi çok değerli insanlar yetiştirdi... keser döner sap döner gün gelir hesap döner biz de bu hesabı sorarız...
Bu arada çok merak ediyorum maden konunu ne zaman değişti de ingiliz şirketi başta olmak üzere yabancı şirketler ülkede madencilik faaliyeti gösteriyorlar... Bu madencilik faaliyetlerine göz yumanlar Uğur Mumcu Necip Haplemitoğlu gibi bu konuda kafa yoran aydınlık insanların katillerinin azmettiricisidir... Ülkenin doğal güzellikleri ne zamandan peri talan edilebiliyor...
Bodrumda yedi şiddetinde deprem oldu ve Adalardan geçen fay kırıldı.. Sadece bir kişi adada minarenin üstüne yıkılması sonucu öldü... Planlı şehirleşmenin insan hayatını kurtarmada yaşamı kolaylaştırmadaki ibretlik örneği gözardı edildi ve kimse Bodrumda yaşanan depremden kendi şehircilik anlayışına ders çıkarmadı. BODRUM günahkar bir şehirdi ve helak olması gerekirdi türünden haberler sosyal medya ve haber bültenlerinde konu oldu... Ne diyelim Allah ıslah etsin...
Dün bir İngiliz şirketinin Fatsa da Karadeniz yağmur ormanlarını katlederek 10 yıl daha siyanürle altın arayacak olmasını hakaret kabul edip silenlere tavsiyemdir "Karadeniz yağmur ormanlarının katledilmesi bir milli güvenlik meselesidir" daha dün ebedi istirahatgahına gönderdiğimiz Hayrettin Karaca'nın kitapları makaleleri demeçleri programları bu konuda emek verenlerin özeti gibidir. Benden söylemesi... Yine kan-dı-rıl-ma-yın.
Ögretmenin adi bayan Thompson'du ve 5.sinif ögrencilerinin önünde ayakta durdugu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çogu ögretmen gibi, onlara bakti ve hepsini ayni derecede sevdigini söyledi. Bu mümkün degildi, çünkü orada en önde, sirasina adeta çökmüs gibi oturan küçük bir ögrenci vardi.
Adi Teddy Stoddard. Bir önceki yil, bayan Thompson, Teddy'i gözlemis, onun diger çocuklarla oynayamadigini; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapmasi gereken bir halde oldugunu görmüstü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.
Çalistigi okulda bayan Thompson, her ögrencinin geçmisteki kayitlarini incelemekle de görevlendirilmisti ve Teddy'nin bilgilerini en sona birakmisti. Onun dosyasini incelediginde sasirdi. Çünkü; birinci sinif ögretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazir. Ödevlerini düzenli olarak yapiyor ve çok iyi huylu...Ve arkadaslari onunla olmaktan mutlu..." diye yazmisti.
Ikinci sinif ögretmeni: "Mükemmel bir ögrenci, arkadaslari tarafindan sevilen, fakat evde annesinin amansiz hastaligi onu üzüyor ve sanirim evdeki yasami çok zor.." diyordu.
Üçüncü sinif ögretmeni: "Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babasi ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eger bir seyler yapilmazsa evdeki olumsuz yasam onu etkileyecek." diye yazmisti.
Dördüncü sinif ögretmenine gelince: "Teddy içine kapanik ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadasi yok ve bazen sinifta uyuyor." demisti.
Simdi bayan Thompson sorunu çözmüstü ve kendinden utaniyordu. Ögrenciler ona güzel kagitlara sarilmis süslü kurdelelerle paketlenmis yeni yil hediyeleri getirdiginde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armagani kaba kahverengi bir kese kagidina beceriksizce sarilmisti. Bunu diger ögrencilerin önünde açmak ona çok aci verdi.
Bazilari, paketten çikan sahte taslardan yapilmis, birkaç tasi düsmüs bilezigi ve üçte biri dolu parfüm sisesini görünce gülmeye basladilar, fakat ögretmen, bilezigin ne kadar zarif oldugunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayi bilegine damlatarak onlarin bu gülmelerini bastirdi.
O gün okuldan sonra Teddy ögretmenin yanina gelerek; "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
Çocuklar gittikten sonra ögretmen yaklasik bir saat kadar agladi. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik ögretmekten vazgeçerek onlari egitmeye basladi. Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalisirken zekasinin tekrar canlandigini hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelisiyordu. Yilin sonuna dek, Teddy sinifin en çaliskan ögrencilerinden biri olmustu.
Ögretmenin, hepinizi ayni derecede seviyorum yalanina karsin Teddy, onun en sevdigi ögrenci olmustu.
Bir yil sonra, kapisinin altinda bir not buldu. Teddy'dendi. Tüm yasantisindaki en iyi ögretmenin kendisi oldugunu yaziyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yil geçti. Notunda liseyi bitirdigini ve sinifindaki üçüncü en iyi ögrenci oldugunu ve bayan Thompson'un halâ hayatinda gördügü en iyi ögretmen oldugunu yaziyordu. Dört yil sonra, bir mektup daha aldi Teddy'den. O arada zamanin onun için zor oldugunu çünkü üniversitede okudugunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarf etmesi gerektigini yaziyordu. Ve bayan Thompson halâ onun hayatinda tanidigi en iyi ögretmendi.
Daha sonra dört yil daha geçti ve bir mektup daha geldi. Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun oldugunu ama daha ileriye gitmek istedigini yaziyordu. Ve halâ bayan Thompson onun tanidigi ve en çok sevdigi ögretmendi. Bu kez mektubun altindaki imza biraz daha uzundu. Theodore F.Stoddard Tip Doktoru.
Bu hikaye burada bitmedi. Ilkbaharda bir mektup daha aldi bayan Thompson. Teddy hayatinin kiziyla tanistigini ve evlenecegini yazmisti. Babasinin birkaç yil önce öldügünü, bayan Thompson'un dügünde damadin anne ve babasi için ayrilan yere oturup oturamayacagini soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.
Tahmin edin ne oldu? Bayan Thompson törene giderken özenle sakladigi birkaç tasi düsmüs olan o bilezigi takti, Teddy'nin ona verdigi ve annesi gibi koktugunu söyledigi parfümden sürmeyi de ihmal etmedi. Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulagina "Bana inandiginiz için çok tesekkürler bayan Thompson, kendimi önemli hissetmemi sagladiginiz için ve beni böyle degistirdiginiz için de..." diye fisildadi.
Bayan Thompson gözünde yaslarla ona karsilik verdi: "Yaniliyorsun Teddy... Ben degil, sen bana ögrettin. Seninle karsilasincaya kadar ben ögretmenligi bilmiyormusum.. (alıntı)
OKUMA SAKIN . Sınırlar sınırsızlar Haritalar ve su : deniz gökyüzü ve damarlar Zaman anarşist , zaman saat ve anlar Kuru bir can değil ki insan İnsan insan olmadan önce MÖ ve MS yoktu Zaman start verdiğinde Çöktü dünya ve insanlık Sınırlar oluşturdular da teslim alabildiler mi Sınırsızlar vardı karşılarında tam bir anarşi Güçlü güçlü beyin teorileri silahlar Sıçtı batırdı canım dünyanın içine dışına Kolomb un küstahlığı atilla nın çözgüsü Mu dan sonrası nuh un tufanı İlahlar ilaheler sardı insanları Sözde ilahi düzen kurdularda Özde bir şey yapamadılar Maya mısır Mezopotamya Dahası gökten inen ışık asya göbeğinde Kuruldu tengrici kuram kural Yetmedi eller havalandı yapıldı totemler Ağaç taş toprak yetmedi et kemik ve kan Çöktüler canlılara seçtiler insanı Tüm günahları yüklemek için Şeytanları kucaklayıp aşarak sistemleri Su ateş ve maddenin çözümüyle zaman Yerleri gökleri ve toprağın derinliklerini Hadi hadi uzatma , dön dolaş kürkçü ye Hepsi yalan dolan inan yok edilen insan efes // 35..22012020
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı. Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu. 5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı. mutlulukKonuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu. Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”
Yaşlı bir adama sokakta yürürken araba çarpmış ve yaşlı amca hafif yaralanmış. Etraftakiler hastaneye götürmüşler. Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler. Yaşlı adam huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söylemiş. …Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar. “Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” demiş. Hemşire “Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince; Yaşlı adam üzgün bir ifade ile: vefa“Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş. Hemşireler hayretle: “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar. Adam cevaplamış: “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum..”
Rüzgara saçlarından bahsetmedin ki Güneşe ateşin sıcaklığını Denize maviyi anlatıyorsun Geceye karanlığmı dökmeyi bırak Yaraya tuzdan bahsedecegim Diyeceğim ki güneş hepimizin gölgesini bilir Ben yaralarıma alıştım Cebimden yalanlarını çıkar
Sayın Cumhurbaşkanının törenle hizmete açtığı yeni Bodrum hastanesi tuvaleti ışıkları gece de çalışmaktadır.... Umarız hastahane de gelecek 18 yılda hizmete girer...
İnternete telefondan bağlanıyorum ve su an bu satırları yazarken ekranında sadece antoloji.com sitesinin biraz daha zengin olması için almış olduğu reklamı görebiliyorum. İmleci bile göremiyorum. Yuh diyorum başka da diyeceklerimi site yönetimi irtibata geçerse bizzat onlara diyeceğim. Okura üyeye bu kadar da saygısızlık olmaz!!!!!!!
Bir Cumhuriyet çınarı HAYRETTİN KARACA yı kaybetmenin derin üzüntüsü içinde başta ailesi ve ülkemiz olmak üzere bütün insanlığa başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet arkadaşları peygamberler ve Allah olsun... Nur yüzlü insan nurlar içinde kal...
Nedim Şener i ırkçılıkla suçlamak.... Bir kafatası çetesi varsa işte Nedim Şener gibi nerde durduğu geçmişten geleceğe belli olan insanları, elbise değiştirir gibi düşünce değiştiren değiştirdiği düşünceleri ile binlerce insanın kanına girip kanına girdiği insanların kafataslarından su içer gibi kan içip barış edebiyatı yapan insanların başka düşünen herkesi ırkçılıkla suçlaması. Nedim Şener az bile söylemiş "utanmaz" diye.. Çünkü nezaketi ancak bu kadarına müsade etmiş. İktidarı arkasına alıp kim kimi hedef gösteriyor o ayrı soru... Üstelik hiç kimsenin cesaret edemediği zamanlarda Hırant Dink in katledilmesi üzerine yine aynı tayfanın neler çektirdiği herkesin malumu iken.. İşte bu tayfa Uğur Mumcu, Necip Haplemitoğlu, Gaffar Okan ve Doğu ve Güneydoğuda vatandaşları sırtında taşırken şehit edilen insanların katillerinin azmettiricisi hatta o teröristlerin barış güvercini adı altındaki avukatlarıdır. Nedim Şener az bile demiş "aklımızla dalga mı geçiyorsunuz" Kırkyıldır kuzu postuna bürünmüş aydın görünümlü çakma bir çete bu ülkenin düşünce ikliminde terör estiriyor.. Kimse yemiyor haberiniz olsun...
1990 YILINDA KÜÇÜK BİR ÇOCUK İKEN MASAL VE HİKAYE YAZARAK BAŞLADIĞIM SANAT HAYATIMDA OTUZ YILI GERİDE BIRAKTIM. MASAL VE HİKAYEDEN SONRA ŞİİR VE KURGULAR YAPARAK SANAT ALANIMI GENİŞLETTİM. SANATI MADDİ GELİR İÇİN YAPMADIM. TELEVİZYONDA SEYRETTİĞİM ÇİZGİ FİLMLER, SUSAM SOKAĞI PROGRAMI VE OKUDUĞUM KELOĞLAN MASALLARI BENDE SANAT YAPMA İSTEĞİ UYANDIRDI. SONRA DA BU İSTEK HEMEN UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜ. BUNDAN SONRA DA FIRSAT BULABİLDİĞİM SÜRECE SANAT ÇALIŞMALARIM DEVAM EDECEK. BAŞTA SANAT CAMİASI OLMAK ÜZERE TÜM MİLLETİMİZE VE İÇİNDE İNSANLIK DUYGUSU TAŞIYAN TÜM İNSANLARA SAYGILARIMI SUNUYORUM. MASUM CANLILAR ÖLMESİN. SAVAŞA VE TERÖRE HAYIR ( WEB ADRESİM acfanku.tr.gg ) )))))))))))))))))))))))
Gardaş gelmiş, can gelmiş.... Hiç Arap uçağı, arap askeri, arap yardım ekibi gören oldu mu? Katar uçağı nerede kaldı acaba?
Rockefeller Mendresi çok severdi. Aralarında güzel bir dostluk vardı. Türk filmi tadında yıllarca sürecek bir miras bıraktılar arkalarında. Tontiş Turgut bayrağı devredip direği ortaya dikti. Iste böyle böyle biz de hırsızı hala sokakta arıyoruz. Yahu sen bi banka kasasına baksana önce.
Çok saf bir milletim mi var yoksa katıksız salak mı işte onu çözemedim.
:)))
Ülkelerin çıkarları çocukların düşlerine baskın gelir !
Allah yar ve yardımcıları olsun hem depreme yardıma koşanların hemde depremden zarar görenlerin...
Dipten bir uğultu koptu
Bir çığlık yükseldi topraktan,
Saniyelere sığdı onbinlerce ölüm
Sonra çığlıklar ağıtlara, ağıtlar çığlıklara karıştı
Ben buradayım, sesimi duyan var mı?
k i m n e r d e deli
ben geldim siz nerdesiniz?????????¿
Doğru oturalım doğru konuşalım.. terörle mücadele edip başarılı olan bu başarının arkasına saklanmadan bütün tevazusu ile hizmet eden ordu komutanlarını sürgün eder gibi süründürmek vatanhainliği değilse nedir.. Siz Hakikate küfür ediyorsunuz diye Hakikatı görmezden gelmeyeceğiz... Bu ülke o komutanlar gibi çok değerli insanlar yetiştirdi... keser döner sap döner gün gelir hesap döner biz de bu hesabı sorarız...
Bu arada çok merak ediyorum maden konunu ne zaman değişti de ingiliz şirketi başta olmak üzere yabancı şirketler ülkede madencilik faaliyeti gösteriyorlar... Bu madencilik faaliyetlerine göz yumanlar Uğur Mumcu Necip Haplemitoğlu gibi bu konuda kafa yoran aydınlık insanların katillerinin azmettiricisidir... Ülkenin doğal güzellikleri ne zamandan peri talan edilebiliyor...
Bodrumda yedi şiddetinde deprem oldu ve Adalardan geçen fay kırıldı.. Sadece bir kişi adada minarenin üstüne yıkılması sonucu öldü... Planlı şehirleşmenin insan hayatını kurtarmada yaşamı kolaylaştırmadaki ibretlik örneği gözardı edildi ve kimse Bodrumda yaşanan depremden kendi şehircilik anlayışına ders çıkarmadı. BODRUM günahkar bir şehirdi ve helak olması gerekirdi türünden haberler sosyal medya ve haber bültenlerinde konu oldu... Ne diyelim Allah ıslah etsin...
Dün bir İngiliz şirketinin Fatsa da Karadeniz yağmur ormanlarını katlederek 10 yıl daha siyanürle altın arayacak olmasını hakaret kabul edip silenlere tavsiyemdir "Karadeniz yağmur ormanlarının katledilmesi bir milli güvenlik meselesidir" daha dün ebedi istirahatgahına gönderdiğimiz Hayrettin Karaca'nın kitapları makaleleri demeçleri programları bu konuda emek verenlerin özeti gibidir. Benden söylemesi... Yine kan-dı-rıl-ma-yın.
BAYAN ÖGRETMENIN
HIKAYESI
Ögretmenin adi bayan Thompson'du ve 5.sinif ögrencilerinin önünde ayakta durdugu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çogu ögretmen gibi, onlara bakti ve hepsini ayni derecede sevdigini söyledi. Bu mümkün degildi, çünkü orada en önde, sirasina adeta çökmüs gibi oturan küçük bir ögrenci vardi.
Adi Teddy Stoddard. Bir önceki yil, bayan Thompson, Teddy'i gözlemis, onun diger çocuklarla oynayamadigini; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapmasi gereken bir halde oldugunu görmüstü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.
Çalistigi okulda bayan Thompson, her ögrencinin geçmisteki kayitlarini incelemekle de görevlendirilmisti ve Teddy'nin bilgilerini en sona birakmisti. Onun dosyasini incelediginde sasirdi. Çünkü; birinci sinif ögretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazir. Ödevlerini düzenli olarak yapiyor ve çok iyi huylu...Ve arkadaslari onunla olmaktan mutlu..." diye yazmisti.
Ikinci sinif ögretmeni:
"Mükemmel bir ögrenci, arkadaslari tarafindan sevilen, fakat evde annesinin amansiz hastaligi onu üzüyor ve sanirim evdeki yasami çok zor.." diyordu.
Üçüncü sinif ögretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babasi ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eger bir seyler yapilmazsa evdeki olumsuz yasam onu etkileyecek." diye yazmisti.
Dördüncü sinif ögretmenine gelince:
"Teddy içine kapanik ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadasi yok ve bazen sinifta uyuyor." demisti.
Simdi bayan Thompson sorunu çözmüstü ve kendinden utaniyordu. Ögrenciler ona güzel kagitlara sarilmis süslü kurdelelerle paketlenmis yeni yil hediyeleri getirdiginde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armagani kaba kahverengi bir kese kagidina beceriksizce sarilmisti. Bunu diger ögrencilerin önünde açmak ona çok aci verdi.
Bazilari, paketten çikan sahte taslardan yapilmis, birkaç tasi düsmüs bilezigi ve üçte biri dolu parfüm sisesini görünce gülmeye basladilar, fakat ögretmen, bilezigin
ne kadar zarif oldugunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayi bilegine damlatarak onlarin bu gülmelerini bastirdi.
O gün okuldan sonra Teddy ögretmenin yanina gelerek; "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
Çocuklar gittikten sonra ögretmen yaklasik bir saat kadar agladi. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik ögretmekten vazgeçerek onlari egitmeye basladi. Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalisirken zekasinin tekrar canlandigini hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelisiyordu. Yilin sonuna dek, Teddy sinifin en çaliskan ögrencilerinden biri olmustu.
Ögretmenin, hepinizi ayni derecede seviyorum yalanina karsin Teddy, onun en sevdigi ögrenci olmustu.
Bir yil sonra, kapisinin altinda bir not buldu. Teddy'dendi. Tüm yasantisindaki en iyi ögretmenin kendisi oldugunu yaziyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yil geçti. Notunda liseyi bitirdigini ve sinifindaki üçüncü en iyi ögrenci oldugunu ve bayan Thompson'un halâ hayatinda gördügü en iyi ögretmen oldugunu yaziyordu. Dört yil sonra, bir mektup daha aldi Teddy'den. O arada zamanin onun için zor oldugunu çünkü üniversitede okudugunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarf etmesi gerektigini yaziyordu. Ve bayan Thompson halâ onun hayatinda tanidigi en iyi ögretmendi.
Daha sonra dört yil daha geçti ve bir mektup daha geldi. Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun oldugunu ama daha ileriye gitmek istedigini yaziyordu. Ve halâ bayan Thompson onun tanidigi ve en çok sevdigi ögretmendi. Bu kez mektubun altindaki imza biraz daha uzundu. Theodore F.Stoddard Tip Doktoru.
Bu hikaye burada bitmedi. Ilkbaharda bir mektup daha aldi bayan Thompson. Teddy hayatinin kiziyla tanistigini ve evlenecegini yazmisti. Babasinin birkaç yil önce öldügünü, bayan Thompson'un dügünde damadin anne ve babasi için ayrilan yere oturup oturamayacagini soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.
Tahmin edin ne oldu?
Bayan Thompson törene giderken özenle sakladigi birkaç tasi düsmüs olan o bilezigi takti, Teddy'nin ona verdigi ve annesi gibi koktugunu söyledigi parfümden sürmeyi de ihmal etmedi. Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulagina "Bana inandiginiz için çok tesekkürler bayan Thompson, kendimi önemli hissetmemi sagladiginiz için ve beni böyle degistirdiginiz için de..." diye fisildadi.
Bayan Thompson gözünde yaslarla ona karsilik verdi: "Yaniliyorsun Teddy... Ben degil, sen bana ögrettin. Seninle karsilasincaya kadar ben ögretmenligi bilmiyormusum.. (alıntı)
OKUMA SAKIN .
Sınırlar sınırsızlar
Haritalar ve su : deniz gökyüzü ve damarlar
Zaman anarşist , zaman saat ve anlar
Kuru bir can değil ki insan
İnsan insan olmadan önce MÖ ve MS yoktu
Zaman start verdiğinde
Çöktü dünya ve insanlık
Sınırlar oluşturdular da teslim alabildiler mi
Sınırsızlar vardı karşılarında tam bir anarşi
Güçlü güçlü beyin teorileri silahlar
Sıçtı batırdı canım dünyanın içine dışına
Kolomb un küstahlığı atilla nın çözgüsü
Mu dan sonrası nuh un tufanı
İlahlar ilaheler sardı insanları
Sözde ilahi düzen kurdularda
Özde bir şey yapamadılar
Maya mısır Mezopotamya
Dahası gökten inen ışık asya göbeğinde
Kuruldu tengrici kuram kural
Yetmedi eller havalandı yapıldı totemler
Ağaç taş toprak yetmedi et kemik ve kan
Çöktüler canlılara seçtiler insanı
Tüm günahları yüklemek için
Şeytanları kucaklayıp aşarak sistemleri
Su ateş ve maddenin çözümüyle zaman
Yerleri gökleri ve toprağın derinliklerini
Hadi hadi uzatma , dön dolaş kürkçü ye
Hepsi yalan dolan inan yok edilen insan
efes // 35..22012020
Mutluluğun Peşinden Gitmek
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
mutlulukKonuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”
Tiffany Moore
Ama ben onun kim olduğunu biliyorum
Yaşlı bir adama sokakta yürürken araba çarpmış ve yaşlı amca hafif yaralanmış.
Etraftakiler hastaneye götürmüşler.
Hemşireler, röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini söylemişler.
Yaşlı adam huzursuzlanmış; “acelesi olduğunu, röntgen istemediğini” söylemiş.
…Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
“Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” demiş.
Hemşire “Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz” deyince;
Yaşlı adam üzgün bir ifade ile:
vefa“Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor,hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor” demiş.
Hemşireler hayretle:
“Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sormuşlar.
Adam cevaplamış:
“Ama ben onun kim olduğunu biliyorum..”
(alıntı)
Rüzgara saçlarından bahsetmedin ki
Güneşe ateşin sıcaklığını
Denize maviyi anlatıyorsun
Geceye karanlığmı dökmeyi bırak
Yaraya tuzdan bahsedecegim
Diyeceğim ki güneş hepimizin gölgesini bilir
Ben yaralarıma alıştım
Cebimden yalanlarını çıkar
Sayın Cumhurbaşkanının törenle hizmete açtığı yeni Bodrum hastanesi tuvaleti ışıkları gece de çalışmaktadır.... Umarız hastahane de gelecek 18 yılda hizmete girer...
İnternete telefondan bağlanıyorum ve su an bu satırları yazarken ekranında sadece antoloji.com sitesinin biraz daha zengin olması için almış olduğu reklamı görebiliyorum. İmleci bile göremiyorum. Yuh diyorum başka da diyeceklerimi site yönetimi irtibata geçerse bizzat onlara diyeceğim. Okura üyeye bu kadar da saygısızlık olmaz!!!!!!!
Bir Cumhuriyet çınarı HAYRETTİN KARACA yı kaybetmenin derin üzüntüsü içinde başta ailesi ve ülkemiz olmak üzere bütün insanlığa başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet arkadaşları peygamberler ve Allah olsun... Nur yüzlü insan nurlar içinde kal...
Nedim Şener i ırkçılıkla suçlamak....
Bir kafatası çetesi varsa işte Nedim Şener gibi nerde durduğu geçmişten geleceğe belli olan insanları, elbise değiştirir gibi düşünce değiştiren değiştirdiği düşünceleri ile binlerce insanın kanına girip kanına girdiği insanların kafataslarından su içer gibi kan içip barış edebiyatı yapan insanların başka düşünen herkesi ırkçılıkla suçlaması. Nedim Şener az bile söylemiş "utanmaz" diye.. Çünkü nezaketi ancak bu kadarına müsade etmiş. İktidarı arkasına alıp kim kimi hedef gösteriyor o ayrı soru... Üstelik hiç kimsenin cesaret edemediği zamanlarda Hırant Dink in katledilmesi üzerine yine aynı tayfanın neler çektirdiği herkesin malumu iken.. İşte bu tayfa Uğur Mumcu, Necip Haplemitoğlu, Gaffar Okan ve Doğu ve Güneydoğuda vatandaşları sırtında taşırken şehit edilen insanların katillerinin azmettiricisi hatta o teröristlerin barış güvercini adı altındaki avukatlarıdır. Nedim Şener az bile demiş "aklımızla dalga mı geçiyorsunuz" Kırkyıldır kuzu postuna bürünmüş aydın görünümlü çakma bir çete bu ülkenin düşünce ikliminde terör estiriyor.. Kimse yemiyor haberiniz olsun...
İçelim kuzum :)
bi kahve içseydikmaria :))) sonrada berabergezerdik :))
Ben de senin proflinden geliyorum.Tesadüfe bak :))
"...günaydınyıldıztozları.. tektek p r o f i l l e r i n i z i i n c e l i y o r u m..çoktatlısınız"
Zirvesine göz koyduğum dağlara bak.
Koşup takıldığım çitlere bak.
Cahit Zarifoğlu
şeytanı bilememde,
en büyük deli ben...