Kültür Sanat Edebiyat Şiir

deprem sizce ne demek, deprem size neyi çağrıştırıyor?

deprem terimi Cem Nizamoglu tarafından 13.02.2003 tarihinde eklendi

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 26.10.2011 - 17:18

    Her deprem gibi Van depremi de insanlık için bir sınavdır.
    Irkçılığı hortlatmak yerine yardıma koşmak zamanıdır.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün 08.03.2010 - 19:38

    insanların sadece küçük bir kısmı yaşarlar,diğerleri yaşar gibi yaparlar.

    Oscar Wilde

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 06.10.2009 - 14:12

    Erzincan,
    Dinar
    Adapazarı
    Gölcük
    Varto
    Hendek

  • Kurt Adam Amcayı Yiyen Küçük Kız
    Kurt Adam Amcayı Yiyen Küçük Kız 06.10.2009 - 14:11

    17 ağustos

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan 06.10.2009 - 14:08

    Bir kaç saniyede,
    yaşam ile ölüm sınır çizgisinde ayakların titreyip durması durumu.

  • Ömer Faruk Toydemir
    Ömer Faruk Toydemir 30.06.2008 - 09:54

    Yaşanmadıkça anlaşılamayan bir müthiş bir Felaket..!

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç 03.03.2007 - 01:05

    TÜRKİYE’NİN DEPREM GERÇEĞİ

    M.NİHAT MALKOÇ


    Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu sanırım bilmeyenimiz yoktur. Şayet bu ülkede yaşıyorsanız bu gerçeği bilmeli ve kabul etmelisiniz. Korkudan azade yaşamak istiyorsanız hayatınızı ona göre düzenlemelisiniz. Peki, bizi korkutan ve hayatımızı zindan eden deprem gerçekte nedir? Yerkabuğuyla ilgili çalışmalar yapan bilim adamları depremi ‘yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayı’ olarak tanımlıyorlar.

    Bilindiği gibi ülkemiz deprem kuşağının tam üstünde oturuyor. Bunun içindir ki istatistiklere göre son 103 yıl içerisinde ülkemizde 154 yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde 92 bin 250 kişi hayatını kaybetmiştir, 550 bin civarında yapı ya yıkılmış, ya da büyük oranda hasar görmüştür. Jeofizik Mühendisleri Odası’nın bu istatistik verileri aslında söylenmesi gereken her şeyi açıkça söylüyor. Bu rakamlardan sonra fazla söze hacet yoktur.

    Bu ülke insanı tarih boyunca ne depremler gördü… Adana-Ceyhan Depremi’ni 27 Haziran 1998’de, Marmara Depremi’ni 17 Ağustos 1999’da, Düzce Depremi’ni 17 Kasım 1999’da yaşadık. Bu depremlerde çok büyük miktarlarda can ve mal kayıpları verdik, binlerce insanımız yaralanıp sakat kaldı. Yuvalar dağıldı. Çocuklar yetim ve öksüz kaldı. Nice civanlar toprağın kara bağrına gömüldü. Ocaklara ateş düştü. Düzen, yerini keşmekeşe bıraktı.

    Son yaşadığımız deprem hâlâ hafızalarımızdan silinmedi. Onun içindir ki Türkiye’yi alt üst eden ve derinden yaralayan zaman dilimlerinden birisidir 17 Ağustos 1999… Saat 03.02… Türkiye için yeni ve sıkıntılı bir dönemeç.…Merkez üssü Gölcük olmak üzere Marmara Bölgesi 7.4 büyüklüğünde 45 saniye sallandı.. Resmî raporlara göre 17 bin ölü, gerçekte ise en az 30 bin ölü, 25 bin yaralı vardı. Bunların ardından yüzlerce artçı deprem gerçekleşti. Halk ölülerine günlerce ağladı. Ülkece yas tutuldu.

    Bunun ardından üç ay bile geçmeden 12 Kasım 1999 akşamı, saat 18.58’de Bolu’nun Düzce ve Kaynaşlı bölgesinde yeni bir deprem yaşandı. 7,2 büyüklüğünde 30 saniye süreli... Bu depremde toplamda 100 bin konut, 25 bin işyeri yıkılmış ya da hasar görmüş... Halk büyük tedirginlik içerisinde sokaklara dökülmüş… Türkiye makûs talihine günlerce ağlamış.

    Bundan sekiz yıl evvel böyle bir senaryo yaşadı güzel ülkemiz… Bu aslında senaryodan öte bir hakikatti. Son büyük depremden(17 Ağustos 1999) bugüne kadar sekiz yıl gibi uzun sayılabilecek bir zaman geçti. Türkiye olarak o acı günlerden ders alacak yerde, deprem gerçeğini unutur olduk. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladık. Öyle ki etrafta açıkça gözüken deprem çatlaklarını sıvalarla kapatarak güya acılara set çektik. Yıkılması gereken binaları eğreti kolonlarla ayakta tutmaya çalıştık. Yeni yapılar inşa edilirken eski kör mantığı bir kenara bırakamadık. Pansuman çözümlerle durumu idare ettik, günü kurtardık. Deprem hücrelerini kuranlar çok geçmeden aklanarak(!) hapisten çıktı.

    Son günlerde İstanbul için yeni bir deprem ihtimali üzerinde duruluyor. Gerçi günümüzde depremin ne zaman olacağını bilmek mümkün değildir. Fakat İstanbul’la ilgili deprem ihtimalleri, istatistiklere dayanılarak ileri sürülüyor. Bu haberlerin ortada dolaşması İstanbul halkını huzursuz ediyor. Fakat ileriye dönük önlemler de alın(a) mıyor.

    Mademki deprem bizim bir anlamda kaderimiz, o zaman onunla barışık yaşamaya, ona karşı gerekli tedbirleri almaya çalışmalıyız. Lakin deprem gerçeğini çabuk unutmuş bir halimiz var. Yine müteahhitler bildiğini okuyor, kontroller yetersiz…

    Depreme karşı aslında o kadar da çaresiz değiliz. Yapmamız gerekenler eksiksiz olarak yerine getirilse en az zayiatla işin içinden çıkabiliriz. Onun için öncelikle yerleşim bölgelerinin zemin etütlerini yaptırarak, yerleşim alanlarını bilimsel bir bakış açısıyla ve titizlikle belirlemeliyiz. Binaları deprem etkilerine karşı dayanıklı yapmalıyız. Ev alırken uyanık olmalıyız. Ucuz evlere şüpheyle yaklaşmalı, bunlarla ilgili olarak bir ön araştırma yapmalıyız. Çünkü böyle evler belli ki sağlam değildir, malzemeden çalınarak yapılmıştır. Paranızla aldığınız evin mezarınız olmaması için alınması gerekli acil önlemler öncelikle ve özellikle alınmalı, bu hususta daima uyanık olunmalıdır. Deprem riski zihnimizden silinmemelidir. Her an bu afete hazırlıklı ve uyanık olunmalıdır.

    Dünyada deprem ülkesi sadece biz değiliz şüphesiz… Japonya bizden daha büyük deprem riski altındadır. Fakat onlar buna uygun bir inşaat teknolojisi geliştirmişlerdir. Bizler de söz konusu hadiseye onlar gibi makul ve mantıklı yaklaşmalıyız. Bu hususta bilimi rehber tayin etmeliyiz. Allah ülkemizi deprem gibi büyük afetlerden korusun.

  • Yağmur Bulut
    Yağmur Bulut 02.02.2007 - 22:56

    Gece üstümüze mi düştü anne?
    Karanlığa sıkıştım...
    Karanlık beton kokuyor anne,
    Karanık taştan ağır.
    Göğsüm eziliyor.
    Yakmayacak mısın ışıkları?
    Duymuyor musun beni?
    Uyuyor musun?

    Korkuyorum anne.
    Karanlığa sıkıştım anne,
    Korkuyorum,
    Bu karanlık, benim gecelerimden değil.
    Benim karanlığımda;
    Yıldızlar olurdu, ay olurdu.
    Ufukta mavi bir aydınlık olurdu.
    Sabah olurdu uyandığımda.
    Ağlasam yanardı ışıklar.
    Ağlasam sen olurdun yanımda.
    Bu karanlık benim gecelerimden değil.
    Bu karanlık beton kokuyor anne.
    Korkuyorum.

    Duymuyor musun beni?
    Uyuyor musun...?
    Sabah olmayacak mı anne?
    Rüya mıı bu?
    Yalan mı bu karanlık?
    Yalan mı beton kokusu?
    Duymayışın yalancıktan mı?
    Cehennem bu mu anne? ! !
    Hani çocuklar cennete giderdi?
    Hani ışıkları cennetin?
    Göğsümü acıtan ne?
    Uyandırmayacak mısın anne?
    Yakmayacak mısın ışıkları?
    Duymuyor musun beni?
    Karanlığa sıkıştım,
    Korkuyorum!

    Bu amcalar kim anne?
    Bu ablalar kim?
    Bu alkışlar niye?
    Mavi bir ışık dönüyor ambulansın üstünde.
    Evler nerede anne?
    Evimiz nerede?
    Sen.. Neredesin?
    Dışarıdayım anne,
    Depremin orta yerinde,
    Yıkıntılar üstünde,
    Yıkılmışların yanındayım.
    Sessizliği dinliyorum anne.
    Bir amca bağırıyor:
    ^^Duyuyorsan duvara vur! ! ! ^^
    Biliyorum, duvar yok orada.
    Karanlığa vur anne!
    Karanlığa vur..........
    Sessizliği dinliyorum,
    Seni dinliyorum.
    Yağmur yağıyor anne.
    Uyuma,
    Üşüyeceksin.
    Karanlığa vur anne.
    Karanlığın gözlerine.
    Vur anne.......vur.......vur.! ! ! !
    Duyuyorum seni
    Bekliyorum...

    Yaşar TÜRKOĞLU

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 05.01.2007 - 03:00

    Çin’de bilim adamları yılan çiftliklerine yerleştirdikleri kameralarla 24 saat gözlem yapıyor. Neden mi?
    Çin’de bilim adamları depremleri önceden tahmin etmek için yeni bir yol keşfetti.
    Nanning bölgesindeki deprem bürosunda çalışan uzmanlar bir depremi meydana gelmeden 5 gün önceden hissedebilme yeteneğine sahip olduklarını söyledikleri yılanları gözleyerek olası depremlere karşı önlem almaya başladı.
    Bir yılan çiftliğine yerleştirdikleri kamerayla yılanların hareketlerini 24 saat izlediklerini belirten uzmanlar depremin yaklaştığını hisseden yılanların olağandışı davranışlar sergilediğini söyledi. Deprem Merkezi direktörü Jiang Weisong konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ‘Tüm dünyadaki hayvanlar içinde depreme en duyarlı yaratık yılandır. Deprem olacağını hisseden yılanlar mevsim kış olsa da yuvalarından çıkar. Eğer gelen büyük bir depremse kaçmak için duvarlara çarparlar. Yılan yuvalarının üstüne kamera yerleştirerek deprem tahmin yetimizi geliştirdik. Bu sistem daha sonra ülkenin başka bölümlerinde de kullanılabilir’

  • Keremila
    Keremila 07.11.2006 - 12:39

    Dünya'daki büyük depremler...
    (1980 sonrası)

    17 Ağustos 1999- Türkiye'nin Marmara bölgesini etkileyen merkez üssü Kocaeli olan 7.4 büyüklüğündeki depremde, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Gölcük, Düzce ile İstanbul Avcılar'da büyük hasar meydana geldi. 5 Eylül 1999 tarihi itibariyle ölü sayısı 15 bini geçti. Bölgede enkaz temizleme çalışmaları devam ediyor.
    30 Mayıs 1998- Afganistan'ın kuzeyini vuran şiddetli depremde 3 bin kadar insan yaşamını yitirirken, Takhar bölgesinde 50 köy yerle bir oldu.
    4 Şubat 1998- İran'da meydana gelen 7.1 şiddetindeki depremde en az 2 bin kişi öldü, binlerce kişi yaralandı. Merkez üssü Afganistan sınırına 150 kilometre mesafede olan depremde 11 köy yok oldu, Kaen ve Birjand kentlerinde büyük hasar meydana geldi.
    28 Mayıs 1995- Rusya'da 7.5 şiddetinde meydana gelen deprem ülkenin kuzeyindeki Sakhalin Adası'nda petrol üretim merkezi Neftegorsk kentinde 1989 kişinin yaşamına mal oldu.
    17 Ocak 1995- Japonya'da merkez üssü liman kenti Kobe kenti olan 7.2 şiddetindeki depremde 6 bin 500 kişi öldü.
    6 Haziran 1994- Kolombiya'da meydana gelen deprem ve depremde Paez Irmağı vadisinde meydana gelen toprak kaymasında bin kişi yaşamını yitirdi.
    30 Eylül 1993- Hindistan'da ilki 6.4 şiddetinde olan bir dizi deprem ülkenin batısı ve güneyinde 36 köyün yıkılmasına 22 bin insanın ölmesine yol açtı. Depremin merkez üssünün Maharashtra, Andhra Pradeş ve Karnataka eyaletlerinin bulunduğu bölgede olduğu tespit edilmişti.

    12 Aralık 1992- Endonezya'da, East Nusa Tenggara bölgesindeki birçok adada meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde 1490 kişi öldü. Babi Adası'nda 700 kişi yaşamını yitirdi.

    20 Ekim 1991- Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'nin kuzeydoğusundaki Uttarkashi bölgesi yakınında meydana gelen 6.1 şiddetindeki depremde 1600 kişi öldü, 2 bin bin kişi yaralandı.

    16 Temmuz 1990- Filipinlerde, merkez üssü Cabanatuan kenti olan 7.7 şiddetindeki depremde en az 2 bin kişi öldü, 3 bin 500 kişi yaralandı. Deprem sonucu 148 bin kişi evsiz kaldı.

    21 Haziran 1990- İran'da 7.7 şiddetindeki deprem Gilan ve Zanjan bölgelerini vurdu, 35 bin kişi yaşamını yitirdi ve 100 bin kişi yaralandı. Deprem, 500 bin kişiyi de evsiz bıraktı.

    7 Aralık 1988- Ermenistan'ın kuzeybatısını vuran 6.9 şiddetindeki depremde 25 binden fazla insan öldü, 18 bin kişi yaralandı. Spitak kasabası tamamen yok olurken, Leninakan kasabasının yarısı göçtü.

    5 Mart 1987- Ekvador Cumhuriyeti'nde merkez üssü El Reventador olan depremde binin üzerinde kişi öldü, birkaç bin kişi kayboldu.

    10 Ekim 1986- El Salvador'da meydana gelen 7.5 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü, 20 bin kişi yaralandı. Deprem 300 bin kişiyi evsiz bıraktı.

    19 Eylül 1985- Meksika'da 8.1 şiddetinde meydana gelen depremde, 6 bin ila 12 bin insan öldü, 40 bin kişi yaralandı.

    30 Ekim 1983- Türkiye'de Erzurum civarında 6.8 şiddetindeki depremde 1155 kişi öldü ve 500 dolayında kişi yaralandı. Deprem 35 bin kişiyi evsiz bıraktı.

    13 Aralık 1982- Yemen'de 6 şiddetinde meydana gelen depremde 3 bin kişi öldü, 2 bin kişi yaralandı. Deprem başkent Sana'nın güneydoğusundaki Dhamar bölgesinin altını üstüne getirdi.

    11 Haziran 1981- İran'da meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde 1027 kişi öldü, 800 kişi yaralandı. Depremde, Kerman bölgesindeki Golbaf kasabası yok oldu.

    23 Kasım 1980- İtalya'da 7.2 şiddetindeki depremde 2 bin 735 kişi öldü, 7 bin 500'den fazla insan yaralandı. Merkez üssü Eboli'de olan deprem en çok Napoli'de geniş bir alanı etkiledi. Deprem sonucu 1500'ün üzerinde kişi kayboldu.

    10 Ekim 1980- Cezayir'de meydana gelen 7.3 şiddetindeki depremde BM verilerine göre 2 bin 590 kişi öldü. Merkez üssü El Asnam kasabası olan deprem sonucu 330 bin insan evsiz kaldı.

  • Keremila
    Keremila 07.11.2006 - 12:35

    1902'den buyana 83.818 ölü ve 68.866 yaralı demek

  • Korkut Orhan
    Korkut Orhan 28.10.2006 - 18:20

    iki dakika önce yalova'da oldu...ama hafif şiddette..

  • Harun Bircan Cat
    Harun Bircan Cat 24.10.2006 - 17:03

    bazı salakçalar ırkından olanlarca.....
    bazı yerlere bağlanan kavram....
    yok şu sebebten oldu yok bu sebebten oldu...

  • Vera Tunahan
    Vera Tunahan 24.10.2006 - 17:02

    elinizi duvarlara dokundurun.

    izleyin etrafınızı.

    paniği bırakın.

    aslında o büyük güç sahibi istese beşik gibi sallar da elden birşey gelmeyiverir.

    Azametini hissettirdin yine.unutmamıştım oysa ki.

    kaçacak yer yok.
    teslimiyetin pozunu verdim ve bekledim.
    Allah'ım sen ne büyüksün!

  • Harun Bircan Cat
    Harun Bircan Cat 24.10.2006 - 17:01

    hiper aktif faylardan kaynaklanıyo :))

  • Harun Bircan Cat
    Harun Bircan Cat 24.10.2006 - 17:00

    dünyanın bazı bölgelerinin yerinede duramaması :))

  • Vera Tunahan
    Vera Tunahan 24.10.2006 - 16:51

    bir saniye önce yaşanan.

  • Bay Grey
    Bay Grey 20.10.2006 - 21:41

    5,2 balıkesir, epey uzakmış...

  • Bay Grey
    Bay Grey 20.10.2006 - 21:20

    var öyle bi tevatür ama ben hissetmedim.

  • Harun İşlek
    Harun İşlek 20.10.2006 - 21:12

    şu anda bilgisayar başında yazı yazarken hissettiğim sarsıntı....

    arkadaşlar teorileriniz buna nasıl bir cevap veriyor...

    bakimmmm...hımmmmmm! ! ! ! !

    toprak altında düğün var sanırsam.....çorum halayı çekiyorlar... :))))

  • 30.09.2006 - 06:52

    zil zal

  • Sevda Aytaç
    Sevda Aytaç 23.09.2006 - 11:51

    Z-el-Z-ele

    Sallanıyor yer ve sallıyor bizi
    uyandıracak mı acaba hepimizi?

    Gece oturması ve gündüz uykusu
    bunlar çare mi; deprem korkusu!

    Yürekler sallanmıyor, gönüller uyanmıyor,
    aynı sarhoşluk ve aymazlık devam.
    Bu kadar didaktik olmak istemezdim
    ama beynimi sıkıştırıp dökülüyor kelam.

    -Aç bakalım Semra Hanım eski kocasına dönecek miymiş?
    -Sözde güzellik kraliçesi ama bak meğer ne rüküş şeymiş!
    Bahçede zeytin ağacının dibinde otursan ve düşünsen bir,
    o zaman diyeceksin, yaşamak gerek, televizyon neymiş!

    Sallanıyor yeryüzü, uyan ey insan!
    dünya cennet olacak eğer yaşarsan

    Korkuyla büzülürsen durduğun yerde
    ve saklanırsan popüler olan şeylerde
    görememek var cennet yeryüzünü
    ama bil ki O unutmaz sözünü!

    Gül Ozan

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 25.07.2006 - 13:40

    'boş ol, boş ol, boş ol! ' dedirtirsek belki karısı denebilecek fayları terkeder...

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz 22.07.2006 - 15:33

    Böcek ve hayvan davranışları (1 saat-3 gün öncesi) :

    *At, eşek, inek: iplerini koparırlar. Ahır kapılarından dışarı çıkmak isterler. Tepelere doğru koşarlar.
    *Tavşan ve fare: Binaların üst katlarına kaçışırlar. Direklere tırmanırlar. Yere inmek istemezler.
    *Domuzlar: Hızla yukarıya doğru koşarlar. Toprağı delicesine eşelerler.
    *Kediler: Kutu ya da çöp bidonu içine atlarlar. Top gibi sıkışıp, şiddetle titrerler.
    *Köpekler: Korku dolu hiç durmadan havlarlar.
    *Balıklar: Göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzerler. Yılan balıkları ortadan kaybolur.
    *Ölü balık: Balıklar nedensiz bir şekilde ölür ve karaya vururlar.
    *Ördek, kaz, kuğu: Göle girmek istemezler. Göldekiler ölebilir.
    *İpek Böcekleri: Arka arkaya dizilirler.
    *Yengeç: Plajda yengeçler dolaşır.
    *Martılar: Gruplar halinde karaya doğru uçarlar. Karada gürültülü bir şekilde bağırarak çembersel olarak uçarlar.
    *Büyükbaş hayvanlar: 3-4 gün önce elektromagnetik ışınlardan etkilenmeye başlarlar.
    *Karıncalar: Deprem öncesi hayvan davranışlarında belki de en önemlisi 'Karıncalardır'. Eğer eviniz 3. katın üstünde ise ve dairenizde karınca sayısında büyük bir artış oluşmuşsa, onların davranışlarını izlemek akıllıca olabilir;
    a) Yuvalarını terk ederler,
    b) Yürüyüşlerinde değişiklik olur (ateş üstünde gibi yürürler)
    c) Zincir oluştururlar
    d) Küme küme toplanırlar
    e) Kümelerde kendiliğinden ölüm sayısının artması magnitude'un büyüyeceği anlamına gelir. (M6.5-7.0 gibi depremlerin hemen öncesinde bütün kümelerin %80'i ölür)


    Gökyüzündeki değişimler (1 saat - 1 hafta öncesi) :

    *Deprem ışıkları: Güneşin yeni doğup batışı gibi ışık huzmeleri görülür.
    *Alev topları: Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu görülür.
    *Deprem Sisi: Kırılacak bölgeyi ani bir sis kaplar.
    *Yıldırımlar: Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli oluşumlar görülür.
    *Gökkuşağı: Açık havada kısa gökkuşağı oluşur. Bunda yeşil, siyah, mavi renk egemendir.
    *Hava sıcaklığı: Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana gelir.
    *Ay, yıldızlar: Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elde tutulacak kadar yakın görünür.
    *Uğultu: Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyulur.


    Bitki ve ağaç değişimleri (1 - 3 ay öncesi) :

    *Meyve ağaçları: Erken çiçek açar ve erken meyve verir.
    *Ot ve ağaç dalı: Yüzeyleri kızarır, yanar.


    Deniz ve göl değişimleri (1 saat - 2 hafta öncesi) :

    *Su basması: Bir iki hafta önceden kıyıları deniz basar.
    *Su çekilmesi: 1 ile 5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir.
    *Dalgalar: 1 ile 5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur.
    *Düz deniz: Deniz çarşaf gibi düzgün olur.
    *Hava kabarcığı: Deniz, kuyu ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür.
    *Isınma: Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.


    Yeraltı suları değişimleri (1 saat - 3 ay önceden) :

    *Su verimi: 1 ile 4 litrelik verim artışı olur.
    *Basınç artışı: Su basıncında 1-1.5 barlık artış olur.
    *Su sıcaklığı: Olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınır.
    *Yeni kaynak: 1 ile 2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşur ya da var olan kaynak kuruyabilir.
    *Su gazları: Karbondioksit, metan ve özellikle radon gazı içeriği artar. Kuyuyu sis kaplar.
    *Su tadı: Su acılaşır ya da tatlılaşır.
    *Suda koku: Çürük yumurta ve kükürt kokusu gelir.
    *Su kimyası: İletkenlik, radon, cıva, helyum, karbondioksit artışı gözlenir.
    *Kabarcıklar: Su içinde hava kabarcıkları oluşur.
    *Dere suları: Kesilir, kurur ya da çoğalır.

  • Halil İbrahim Yiğit
    Halil İbrahim Yiğit 23.02.2006 - 17:56

    selam bence deprem bir devletin ekonomik çöküşüdür biz bunu marmara depreminde yaşadık ben k.maraşın bir ilçesinde ikamet etmeme rağmen en az onlar kadar üzüldüm.Ama biliyorum ki biz türk halkın ne deprem nede savaş yok edemez.Ben depremi önceden bilecek bir alet yapmak isterim ama elimde imkanım yok.Vatan için çalışmak isterim bu imkanı verirsenin sizsde sevinirsiniz bende çünkü ben 20 yaşındayım hayatım boyunca hep bu aleti yapmak istedim aban yarım ederseniz sevinirim

  • Sezgin Yeşiltaş
    Sezgin Yeşiltaş 28.11.2005 - 09:23

    Hayatta hiç sarsılmadım sarsılmam diyenlerin sarsıldığı anlar..

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 26.11.2005 - 01:50

    ama doğrular yanlışı götürsün...

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 26.11.2005 - 01:50

    evet evet, yanlış doğruyu götürmesin...

  • Hatice Yavuzdurmaz
    Hatice Yavuzdurmaz 26.11.2005 - 01:48

    ben testlerde iyiyim..yeter ki ters köşe yapmasın :))

  • Didar Egeli
    Didar Egeli 20.11.2005 - 14:48

    OLMADIĞI SÜRECE SORUN YOK.OLURSA NERDE OLURSA OLSUN YERYÜZÜNDE, YÜREKTE VE BEYİNDE İŞTE O ZAMAN FENA.

  • Sevda Aytaç
    Sevda Aytaç 18.11.2005 - 23:19

    Sallanıyor yer ve sallıyor bizi
    uyandıracak mı acaba hepimizi?

    Gece oturması ve gündüz uykusu
    bunlar çare mi; deprem korkusu!

    Yürekler sallanmıyor, gönüller uyanmıyor,
    aynı sarhoşluk ve aymazlık devam.
    Bu kadar didaktik olmak istemezdim
    ama beynimi sıkıştırıp dökülüyor kelam.

    -Aç bakalım Semra Hanım eski kocasına dönecek miymiş?
    -Sözde güzellik kraliçesi ama bak meğer ne rüküş şeymiş!
    Bahçede zeytin ağacının dibinde otursan ve düşünsen bir,
    o zaman diyeceksin, yaşamak gerek, televizyon neymiş!

    Sallanıyor yeryüzü, uyan ey insan
    dünya cennet olacak eğer yaşarsan

    Korkuyla büzülürsen durduğun yerde
    ve saklanırsan popüler olan şeylerde
    görememek var cennet yeryüzünü
    ama bil ki O unutmaz sözünü!

    (Z) EL(Z) ELE

  • Zeliha Bicer
    Zeliha Bicer 17.11.2005 - 23:36

    Deprem,ben bizzat depremi yaşadım 17 ağustosta anlatılması güç hemde çok güç. İnsanın çaresizliği hiçbirşey yapamaması yalnızca kaderinize boyun eğmek var o sallantıda. Ondan sonrası deprem tedbirleri, kişisel çabalarınız vs geliyor.
    Tek kelimeyle çaresiz. Ve bir kaç saat öncesine kadar tanıdığınız bir çok kişinin cesedi günler sonra çıkarılabiliyor.

    Umarım bir daha böylesi bir yıkım olmaz ve insanları belki birşeylere daha duyarlı ve biraz daha sevgi dolu oluruz. Hep almayı değil vermeyi de denemek gerek.

    En güzel şey bu.

    Saygıyla..

  • Huseyin
    Huseyin 17.11.2005 - 20:43

    ben 9.0 şiddetindeki depreme kadar tedbirli davranabilirim
    beni depremden Allah korusun
    Şüphesiz Allah yerin ve göğün tek sahibidir...

  • Fatih Dönmez
    Fatih Dönmez 17.11.2005 - 18:11

    kalbimde her gün yaşanan bir afet 9.9 10 a 0.1 kaldı beni öldürecek

  • Yildiz Demir
    Yildiz Demir 15.11.2005 - 21:36

    Ürkütücü,korkunç,felaket,acı,çaresizlik,gözyaşı.

  • Vural Cankurt
    Vural Cankurt 13.11.2005 - 02:14

    yaşadıgım ülkenin buna nekadar kayıtsız oldugunu ve
    ölüm ü hatırlatıyor

  • Erdoğan Sevim
    Erdoğan Sevim 12.11.2005 - 18:48

    Deprem 13 saat enkazda kalan,2 ay yoğun bakımda yatan benim için çaresizlik,muhtaçlık,çığlık,sakatlık,ölüm,kızılay,ambulans,trafik,karanlık,,ağlayanlar,çocuklar,yıkılan yuvalar,basiretsiz yönetimler saymakla bitmeyecek Allah kimseye yaşatmasın.

  • Gülden Benal
    Gülden Benal 12.11.2005 - 17:19

    Deprem,
    çaresizlik,yitiris,kaybolus,ölümdür bizim için.
    Deprem;
    doganin bizden aldigi intikamdir.

  • Zekeriyya Bican
    Zekeriyya Bican 11.11.2005 - 16:34

    Deprem; kelime olarak toplumdaki yozlaşmayı çağrıştırıyor. Kadına, aileye, insanlığa, küçüklere, büyüklere, şefkat ve sevgilerin yitirilmesini çağrıştırıyor. Malatya Çocuk Yuvasındaki o çirkin görüntülerin, bence deprem etkisinden farkı yoktu.Dünyada en uzun süren depren yarım saati geçmez ama Malatya'daki o görüntüler, hala bedenimi ve duygularımı sarsıp duruyor. Televizyonlardaki kadın proğramlarında, gösterilen ve kadınlara yapılan o lanet şiddet görüntüleri, bir şair olarak ruhumuzda derin yaralar açan birer depremdir. Yoksa, fiziki olarak yerin hareketi insanı o kadar etkilemese gerek.Çünkü sarsıntısı geçicidir. Zekeriyya BİCAN

  • Semiramis
    Semiramis 10.11.2005 - 23:39

    deprem; yerküredeki en sıradan ve olağan doğal olaylardan biri olmasına rağmen, ilkel çağlarda bilgisizlikten, günümüzde ise başa gelineceklerin fazlaca bilinmesinden dolayı korku yaratmaktadır. insanların ve yapıların güvenliği sağlandığı taktirde ihtişamı hayranlıkla seyredilebilecektir..

  • Yusuf Tayfur
    Yusuf Tayfur 07.11.2005 - 03:58

    insanların bildiği duaların tümünü okuduğu andır deprem anı....... ve doğma büyüğme aynı mahallede oturmama ramen hiç görmediğim tanımadığım insanları bir arada gördüğüm andı deprem anı....

  • Şenel Sete
    Şenel Sete 06.11.2005 - 21:24

    korku,ölüm,sakat kalma,sevdiklerimi kaybetme,sokakda kalma,çaresizlik

  • Melek Altun
    Melek Altun 03.11.2005 - 21:45

    Depremı yaşayanlardan bırıyım..gölcükte yaşadım depremı..deprem anı uzun bır bekleyış..belırsızlık,çaresızlık..ımkansızlık,korku,

  • Veysel Akyurek
    Veysel Akyurek 01.11.2005 - 19:15

    insan oğlunun ölüm ve korkuyu yaşadığı mükemmel organizasyon

  • Goa Head
    Goa Head 01.11.2005 - 04:18

    6:30 yatıp 7:26da Beni Yataktan Fırlatıp Uykusuz Kalmamı Ve Projektörü Projection Okumamla Sonuçlanan Acaip Stres Verici 1 Olay

  • Meliha Yüceaktaş
    Meliha Yüceaktaş 31.10.2005 - 10:52

    bir doğa harikası.. ama işin içine insan eli değdiği için doğa nın gazabı..

  • Ahmet Atmaca
    Ahmet Atmaca 30.10.2005 - 15:52

    Deprem



    Eli ellerimde daha sımsıcak
    Elimden gelmiyor birşey yapacak
    Gözleri gözünde kala kalacak
    Depremi görüp hiç ağladınmı.

    Üçkatlı beş katlı yerden enkazlar
    Enkazın altında cansız yatanlar
    Tükenen umutlar,sönen ocaklar
    Depremi görüp hiç ağladınmı,

    Afişler asılmış kaybolanlar çok
    Kurtuldu demişler görüp bilen yok,
    Açlık sınırında açlar bile tok
    Depremi görüp hiç ağladınmı.

    Bir çocuk ağlıyor feryat ve figan
    Geriye bir tek kendisi kalan,
    Yardım bekleriken yardımı çalan
    Depremi görüp hiç ağladınmı,

    Kimisi anasız,kimi babasız
    Kimisi gardaşsız,kimi bacısız
    Dil telefuz etmez, öyle imkansız
    Depremi görüp hiç ağladınmı.

    El bilekten kopmuş,vücutlar yarım
    Oy benim evladım,oy benim canım
    Seni topraklara nasıl koyarım
    Feryadını duyup hiç ağladınmı.

    Baktıkça yüzlere yürek dağlıyor
    Hertaraf yaralı,yardım bekliyor
    Enkazın altında binler inliyor
    Depremde görüp hiç ağladınmı.

    Hastaneler enkaz,servisler enkaz
    yaralı çok fazla,doktorsa çok az
    Sağdan soldan gelen yardımla biraz
    Tedaviyi görüp hiç ağladınmı.

    Yığın -yığın, ekmek ve israf
    Herkes kendince haklı bir taraf
    Karışmış duygular,duygular tuhaf,
    Depremi görüp hiç ağladınmı.


    Kadermi böyleydi, ihmalmi vardı
    Mütahit demirden, harçtanmı çaldı
    Velhasıl bu deprem çok canlar aldı
    Depremde görüp hiç ağladınmı.




    yazan:Ahmet Atmaca

  • Nisan Gider
    Nisan Gider 25.10.2005 - 09:48

    Depremin bilimsel anlatımını burada yapmak bence çok yanlış.Çünki onu bilim adamları yapıyor bence DEPREM; acizlik,eğitimsizlik ve insana değer vermemnin sonucunu ortaya koyan bir öz eleştiridir....yıllardır var olan deprem neden bukadar önemli? ? ? ? ÇÜNKİ kaçak,eksik,ve plansız yapılaşma....
    DEPREM e engel olmak yerine korkuya ölümlere ve faciaya engel olmalıyız......

  • Esra Karabudak
    Esra Karabudak 24.10.2005 - 17:21

    insanların doğaya karşı acizliği, yeryüzündeki dipsiz bir çukur, üzerimizdeki beton ağırlık........ ağıt, gözyaşı, çaresizlik, beklenti, sıcak yuva özlemi........

  • Gülçin Yilmaz
    Gülçin Yilmaz 24.10.2005 - 09:12

    pazar günkü kahramanımız erol abinin tekrar olmasını istediği jeolojik olay, sonucunda dağ neyim oluşsa da kahramanımızı batırdığı gerçeği de çok acı...üzülme erol abi:(