Kültür Sanat Edebiyat Şiir

deprem sizce ne demek, deprem size neyi çağrıştırıyor?

deprem terimi Cem Nizamoglu tarafından 13.02.2003 tarihinde eklendi

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan26.10.2011 - 17:18

    Her deprem gibi Van depremi de insanlık için bir sınavdır.
    Irkçılığı hortlatmak yerine yardıma koşmak zamanıdır.

  • Erdem Ülkün
    Erdem Ülkün08.03.2010 - 19:38

    insanların sadece küçük bir kısmı yaşarlar,diğerleri yaşar gibi yaparlar.

    Oscar Wilde

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan06.10.2009 - 14:12

    Erzincan,
    Dinar
    Adapazarı
    Gölcük
    Varto
    Hendek

  • Kurt Adam Amcayı Yiyen Küçük Kız
    Kurt Adam Amcayı Yiyen Küçük Kız06.10.2009 - 14:11

    17 ağustos

  • Nusret Orhan
    Nusret Orhan06.10.2009 - 14:08

    Bir kaç saniyede,
    yaşam ile ölüm sınır çizgisinde ayakların titreyip durması durumu.

  • Ömer Faruk Toydemir
    Ömer Faruk Toydemir30.06.2008 - 09:54

    Yaşanmadıkça anlaşılamayan bir müthiş bir Felaket..!

  • Mustafa Nihat Malkoç
    Mustafa Nihat Malkoç03.03.2007 - 01:05

    TÜRKİYE’NİN DEPREM GERÇEĞİ

    M.NİHAT MALKOÇ


    Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu sanırım bilmeyenimiz yoktur. Şayet bu ülkede yaşıyorsanız bu gerçeği bilmeli ve kabul etmelisiniz. Korkudan azade yaşamak istiyorsanız hayatınızı ona göre düzenlemelisiniz. Peki, bizi korkutan ve hayatımızı zindan eden deprem gerçekte nedir? Yerkabuğuyla ilgili çalışmalar yapan bilim adamları depremi ‘yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayı’ olarak tanımlıyorlar.

    Bilindiği gibi ülkemiz deprem kuşağının tam üstünde oturuyor. Bunun içindir ki istatistiklere göre son 103 yıl içerisinde ülkemizde 154 yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde 92 bin 250 kişi hayatını kaybetmiştir, 550 bin civarında yapı ya yıkılmış, ya da büyük oranda hasar görmüştür. Jeofizik Mühendisleri Odası’nın bu istatistik verileri aslında söylenmesi gereken her şeyi açıkça söylüyor. Bu rakamlardan sonra fazla söze hacet yoktur.

    Bu ülke insanı tarih boyunca ne depremler gördü… Adana-Ceyhan Depremi’ni 27 Haziran 1998’de, Marmara Depremi’ni 17 Ağustos 1999’da, Düzce Depremi’ni 17 Kasım 1999’da yaşadık. Bu depremlerde çok büyük miktarlarda can ve mal kayıpları verdik, binlerce insanımız yaralanıp sakat kaldı. Yuvalar dağıldı. Çocuklar yetim ve öksüz kaldı. Nice civanlar toprağın kara bağrına gömüldü. Ocaklara ateş düştü. Düzen, yerini keşmekeşe bıraktı.

    Son yaşadığımız deprem hâlâ hafızalarımızdan silinmedi. Onun içindir ki Türkiye’yi alt üst eden ve derinden yaralayan zaman dilimlerinden birisidir 17 Ağustos 1999… Saat 03.02… Türkiye için yeni ve sıkıntılı bir dönemeç.…Merkez üssü Gölcük olmak üzere Marmara Bölgesi 7.4 büyüklüğünde 45 saniye sallandı.. Resmî raporlara göre 17 bin ölü, gerçekte ise en az 30 bin ölü, 25 bin yaralı vardı. Bunların ardından yüzlerce artçı deprem gerçekleşti. Halk ölülerine günlerce ağladı. Ülkece yas tutuldu.

    Bunun ardından üç ay bile geçmeden 12 Kasım 1999 akşamı, saat 18.58’de Bolu’nun Düzce ve Kaynaşlı bölgesinde yeni bir deprem yaşandı. 7,2 büyüklüğünde 30 saniye süreli... Bu depremde toplamda 100 bin konut, 25 bin işyeri yıkılmış ya da hasar görmüş... Halk büyük tedirginlik içerisinde sokaklara dökülmüş… Türkiye makûs talihine günlerce ağlamış.

    Bundan sekiz yıl evvel böyle bir senaryo yaşadı güzel ülkemiz… Bu aslında senaryodan öte bir hakikatti. Son büyük depremden(17 Ağustos 1999) bugüne kadar sekiz yıl gibi uzun sayılabilecek bir zaman geçti. Türkiye olarak o acı günlerden ders alacak yerde, deprem gerçeğini unutur olduk. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmaya başladık. Öyle ki etrafta açıkça gözüken deprem çatlaklarını sıvalarla kapatarak güya acılara set çektik. Yıkılması gereken binaları eğreti kolonlarla ayakta tutmaya çalıştık. Yeni yapılar inşa edilirken eski kör mantığı bir kenara bırakamadık. Pansuman çözümlerle durumu idare ettik, günü kurtardık. Deprem hücrelerini kuranlar çok geçmeden aklanarak(!) hapisten çıktı.

    Son günlerde İstanbul için yeni bir deprem ihtimali üzerinde duruluyor. Gerçi günümüzde depremin ne zaman olacağını bilmek mümkün değildir. Fakat İstanbul’la ilgili deprem ihtimalleri, istatistiklere dayanılarak ileri sürülüyor. Bu haberlerin ortada dolaşması İstanbul halkını huzursuz ediyor. Fakat ileriye dönük önlemler de alın(a) mıyor.

    Mademki deprem bizim bir anlamda kaderimiz, o zaman onunla barışık yaşamaya, ona karşı gerekli tedbirleri almaya çalışmalıyız. Lakin deprem gerçeğini çabuk unutmuş bir halimiz var. Yine müteahhitler bildiğini okuyor, kontroller yetersiz…

    Depreme karşı aslında o kadar da çaresiz değiliz. Yapmamız gerekenler eksiksiz olarak yerine getirilse en az zayiatla işin içinden çıkabiliriz. Onun için öncelikle yerleşim bölgelerinin zemin etütlerini yaptırarak, yerleşim alanlarını bilimsel bir bakış açısıyla ve titizlikle belirlemeliyiz. Binaları deprem etkilerine karşı dayanıklı yapmalıyız. Ev alırken uyanık olmalıyız. Ucuz evlere şüpheyle yaklaşmalı, bunlarla ilgili olarak bir ön araştırma yapmalıyız. Çünkü böyle evler belli ki sağlam değildir, malzemeden çalınarak yapılmıştır. Paranızla aldığınız evin mezarınız olmaması için alınması gerekli acil önlemler öncelikle ve özellikle alınmalı, bu hususta daima uyanık olunmalıdır. Deprem riski zihnimizden silinmemelidir. Her an bu afete hazırlıklı ve uyanık olunmalıdır.

    Dünyada deprem ülkesi sadece biz değiliz şüphesiz… Japonya bizden daha büyük deprem riski altındadır. Fakat onlar buna uygun bir inşaat teknolojisi geliştirmişlerdir. Bizler de söz konusu hadiseye onlar gibi makul ve mantıklı yaklaşmalıyız. Bu hususta bilimi rehber tayin etmeliyiz. Allah ülkemizi deprem gibi büyük afetlerden korusun.

  • Yağmur Bulut
    Yağmur Bulut02.02.2007 - 22:56

    Gece üstümüze mi düştü anne?
    Karanlığa sıkıştım...
    Karanlık beton kokuyor anne,
    Karanık taştan ağır.
    Göğsüm eziliyor.
    Yakmayacak mısın ışıkları?
    Duymuyor musun beni?
    Uyuyor musun?

    Korkuyorum anne.
    Karanlığa sıkıştım anne,
    Korkuyorum,
    Bu karanlık, benim gecelerimden değil.
    Benim karanlığımda;
    Yıldızlar olurdu, ay olurdu.
    Ufukta mavi bir aydınlık olurdu.
    Sabah olurdu uyandığımda.
    Ağlasam yanardı ışıklar.
    Ağlasam sen olurdun yanımda.
    Bu karanlık benim gecelerimden değil.
    Bu karanlık beton kokuyor anne.
    Korkuyorum.

    Duymuyor musun beni?
    Uyuyor musun...?
    Sabah olmayacak mı anne?
    Rüya mıı bu?
    Yalan mı bu karanlık?
    Yalan mı beton kokusu?
    Duymayışın yalancıktan mı?
    Cehennem bu mu anne? ! !
    Hani çocuklar cennete giderdi?
    Hani ışıkları cennetin?
    Göğsümü acıtan ne?
    Uyandırmayacak mısın anne?
    Yakmayacak mısın ışıkları?
    Duymuyor musun beni?
    Karanlığa sıkıştım,
    Korkuyorum!

    Bu amcalar kim anne?
    Bu ablalar kim?
    Bu alkışlar niye?
    Mavi bir ışık dönüyor ambulansın üstünde.
    Evler nerede anne?
    Evimiz nerede?
    Sen.. Neredesin?
    Dışarıdayım anne,
    Depremin orta yerinde,
    Yıkıntılar üstünde,
    Yıkılmışların yanındayım.
    Sessizliği dinliyorum anne.
    Bir amca bağırıyor:
    ^^Duyuyorsan duvara vur! ! ! ^^
    Biliyorum, duvar yok orada.
    Karanlığa vur anne!
    Karanlığa vur..........
    Sessizliği dinliyorum,
    Seni dinliyorum.
    Yağmur yağıyor anne.
    Uyuma,
    Üşüyeceksin.
    Karanlığa vur anne.
    Karanlığın gözlerine.
    Vur anne.......vur.......vur.! ! ! !
    Duyuyorum seni
    Bekliyorum...

    Yaşar TÜRKOĞLU

  • Fatih Yılmaz
    Fatih Yılmaz05.01.2007 - 03:00

    Çin’de bilim adamları yılan çiftliklerine yerleştirdikleri kameralarla 24 saat gözlem yapıyor. Neden mi?
    Çin’de bilim adamları depremleri önceden tahmin etmek için yeni bir yol keşfetti.
    Nanning bölgesindeki deprem bürosunda çalışan uzmanlar bir depremi meydana gelmeden 5 gün önceden hissedebilme yeteneğine sahip olduklarını söyledikleri yılanları gözleyerek olası depremlere karşı önlem almaya başladı.
    Bir yılan çiftliğine yerleştirdikleri kamerayla yılanların hareketlerini 24 saat izlediklerini belirten uzmanlar depremin yaklaştığını hisseden yılanların olağandışı davranışlar sergilediğini söyledi. Deprem Merkezi direktörü Jiang Weisong konuyla ilgili olarak şunları söyledi: ‘Tüm dünyadaki hayvanlar içinde depreme en duyarlı yaratık yılandır. Deprem olacağını hisseden yılanlar mevsim kış olsa da yuvalarından çıkar. Eğer gelen büyük bir depremse kaçmak için duvarlara çarparlar. Yılan yuvalarının üstüne kamera yerleştirerek deprem tahmin yetimizi geliştirdik. Bu sistem daha sonra ülkenin başka bölümlerinde de kullanılabilir’

  • Keremila
    Keremila07.11.2006 - 12:39

    Dünya'daki büyük depremler...
    (1980 sonrası)

    17 Ağustos 1999- Türkiye'nin Marmara bölgesini etkileyen merkez üssü Kocaeli olan 7.4 büyüklüğündeki depremde, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Gölcük, Düzce ile İstanbul Avcılar'da büyük hasar meydana geldi. 5 Eylül 1999 tarihi itibariyle ölü sayısı 15 bini geçti. Bölgede enkaz temizleme çalışmaları devam ediyor.
    30 Mayıs 1998- Afganistan'ın kuzeyini vuran şiddetli depremde 3 bin kadar insan yaşamını yitirirken, Takhar bölgesinde 50 köy yerle bir oldu.
    4 Şubat 1998- İran'da meydana gelen 7.1 şiddetindeki depremde en az 2 bin kişi öldü, binlerce kişi yaralandı. Merkez üssü Afganistan sınırına 150 kilometre mesafede olan depremde 11 köy yok oldu, Kaen ve Birjand kentlerinde büyük hasar meydana geldi.
    28 Mayıs 1995- Rusya'da 7.5 şiddetinde meydana gelen deprem ülkenin kuzeyindeki Sakhalin Adası'nda petrol üretim merkezi Neftegorsk kentinde 1989 kişinin yaşamına mal oldu.
    17 Ocak 1995- Japonya'da merkez üssü liman kenti Kobe kenti olan 7.2 şiddetindeki depremde 6 bin 500 kişi öldü.
    6 Haziran 1994- Kolombiya'da meydana gelen deprem ve depremde Paez Irmağı vadisinde meydana gelen toprak kaymasında bin kişi yaşamını yitirdi.
    30 Eylül 1993- Hindistan'da ilki 6.4 şiddetinde olan bir dizi deprem ülkenin batısı ve güneyinde 36 köyün yıkılmasına 22 bin insanın ölmesine yol açtı. Depremin merkez üssünün Maharashtra, Andhra Pradeş ve Karnataka eyaletlerinin bulunduğu bölgede olduğu tespit edilmişti.

    12 Aralık 1992- Endonezya'da, East Nusa Tenggara bölgesindeki birçok adada meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde 1490 kişi öldü. Babi Adası'nda 700 kişi yaşamını yitirdi.

    20 Ekim 1991- Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'nin kuzeydoğusundaki Uttarkashi bölgesi yakınında meydana gelen 6.1 şiddetindeki depremde 1600 kişi öldü, 2 bin bin kişi yaralandı.

    16 Temmuz 1990- Filipinlerde, merkez üssü Cabanatuan kenti olan 7.7 şiddetindeki depremde en az 2 bin kişi öldü, 3 bin 500 kişi yaralandı. Deprem sonucu 148 bin kişi evsiz kaldı.

    21 Haziran 1990- İran'da 7.7 şiddetindeki deprem Gilan ve Zanjan bölgelerini vurdu, 35 bin kişi yaşamını yitirdi ve 100 bin kişi yaralandı. Deprem, 500 bin kişiyi de evsiz bıraktı.

    7 Aralık 1988- Ermenistan'ın kuzeybatısını vuran 6.9 şiddetindeki depremde 25 binden fazla insan öldü, 18 bin kişi yaralandı. Spitak kasabası tamamen yok olurken, Leninakan kasabasının yarısı göçtü.

    5 Mart 1987- Ekvador Cumhuriyeti'nde merkez üssü El Reventador olan depremde binin üzerinde kişi öldü, birkaç bin kişi kayboldu.

    10 Ekim 1986- El Salvador'da meydana gelen 7.5 şiddetindeki depremde 1500 kişi öldü, 20 bin kişi yaralandı. Deprem 300 bin kişiyi evsiz bıraktı.

    19 Eylül 1985- Meksika'da 8.1 şiddetinde meydana gelen depremde, 6 bin ila 12 bin insan öldü, 40 bin kişi yaralandı.

    30 Ekim 1983- Türkiye'de Erzurum civarında 6.8 şiddetindeki depremde 1155 kişi öldü ve 500 dolayında kişi yaralandı. Deprem 35 bin kişiyi evsiz bıraktı.

    13 Aralık 1982- Yemen'de 6 şiddetinde meydana gelen depremde 3 bin kişi öldü, 2 bin kişi yaralandı. Deprem başkent Sana'nın güneydoğusundaki Dhamar bölgesinin altını üstüne getirdi.

    11 Haziran 1981- İran'da meydana gelen 6.8 şiddetindeki depremde 1027 kişi öldü, 800 kişi yaralandı. Depremde, Kerman bölgesindeki Golbaf kasabası yok oldu.

    23 Kasım 1980- İtalya'da 7.2 şiddetindeki depremde 2 bin 735 kişi öldü, 7 bin 500'den fazla insan yaralandı. Merkez üssü Eboli'de olan deprem en çok Napoli'de geniş bir alanı etkiledi. Deprem sonucu 1500'ün üzerinde kişi kayboldu.

    10 Ekim 1980- Cezayir'de meydana gelen 7.3 şiddetindeki depremde BM verilerine göre 2 bin 590 kişi öldü. Merkez üssü El Asnam kasabası olan deprem sonucu 330 bin insan evsiz kaldı.