Kültür Sanat Edebiyat Şiir

can yücel sizce ne demek, can yücel size neyi çağrıştırıyor?

can yücel terimi Simge Şahin tarafından 12.08.2003 tarihinde eklendi

  • Sondraktaki Şaşkınyolcu
    Sondraktaki Şaşkınyolcu30.01.2017 - 23:23

    Kırılmasın diye üzerine titredim o hep üşüyorum sanırdı...

  • Müjgan Kızıleniş
    Müjgan Kızıleniş12.08.2012 - 18:37

    BULUŞMAK ÜZERE

    Diyelim yağmura tutuldun bir gün
    Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
    Öbür yanda güneş kendi keyfinde
    Ne de olsa yaz yağmuru
    Pırıl pırıl düşüyor damlalar
    Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
    Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
    İşte o evin kapısında bulacaksın beni

    Diyelim için çekti bir sabah vakti
    Erkenceden denize gireyim dedin
    Kulaç attıkça sen
    Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
    Ege denizi bu efendi deniz
    Seslenmiyor
    Derken bi de dibe dalayım diyorsun
    İçine doğdu belki de
    İşte çil çil koşuşan balıklar
    Lapinalar gümüşler var ya
    Eylim eylim salınan yosunlar
    Onların arasında bulacaksın beni

    Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
    Çakmak çakmak gözleri
    Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
    Herkes orda sen de ordasın
    Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
    Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
    Özgürlüğe mutluluğa doğru
    Her işin başında sevgi diyor
    Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
    Bi de başını çeviriyorsun ki
    Yanında ben varım

  • Öznur Barutçu
    Öznur Barutçu16.07.2012 - 20:44

    Uğruna fedakarlık yapmadığın sevgiyi, yüreğinde taşıyıp da kendine yük etme.
    -Can Yücel-

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind28.06.2012 - 12:51

    'Sen yine de bana, 'nasılsın? ' diye sorma..'iyiyim' desem yalan olur, 'kötüyüm' desem inancıma dokunur. En güzeli, şükre vurayım..'

    ~CAN YÜCEL~

  • Candle In The Wind
    Candle In The Wind30.05.2012 - 17:17

    çok güzel.. :)



    Hayata Tersten Başlamak

    CAN YÜCEL'den

    Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir...

    Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel, hatta mükemmel olurdu.

    Nasıl mı?
    ...
    Cami'de uyanıyorsunuz.

    Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun, ve ağırbaşlı olarak.

    Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.

    Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.

    Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.

    Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...

    Altmışlı yaşlara kadar garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.



    Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.

    Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz...

    ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz.

    Herkes karşınızda el pençe divan...

    Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.

    Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.

    Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....aman ne güzel günler başlıyor...

    derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.

    Bu arada babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor 'artık eve dön, işi bırak, okumaya başla, harçlığın benden olsun...'

    Keyfe bakar mısınız?

    Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.

    Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor.

    Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık....

    Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, 'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna' diyorlar.

    Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.

    Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
    dönem başlıyor.

    Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır.

    Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.

    Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.

    Veeeeee....

    En güzeli deeee......

    Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatınız bitiyor...Devamını Gör

  • Can Fezaa
    Can Fezaa23.02.2012 - 02:28

    ‎ 6 milyar insα nın içinden yalnızca birini seversin. Sonra onun sevilmeye layık olmadığını anlarsın, Bütün dünyayı suçlarsın...

  • Çirkin Betty
    Çirkin Betty12.07.2011 - 22:22

    Sevmek seviyorum demek değil, yüreğinde hissetmektir. Ve aşk yanında olanı sevmek değil, bazen gelmeyecek birini beklemektir...

  • Canan Özyürek
    Canan Özyürek01.02.2011 - 18:53

    Yazılarında 'göt' kelimesini açık açık kullandığı için mahkemeye verilen Can Yücel,
    mahkemedeki ne diyeyim hakim bey. Bizim köyde göte göt derler
    sözleriyle bitirdiği sözlü savunmasının öncesinde
    bir de fıkra anlatır mahkemede. Mahkemeye anlattığı fıkra şöyledir:
    'Bir köyde ateşli bir hasta vardır.. kasabaya doktora götürür hastayı kö...ylüler koca devletin koca doktoruna.. Doktor hastaya fitil verir ve köye donduklerinde hastaya fitili anüsten sokmalarını söyler köylülere..Köylüler tabi 'tamam dohtor bey' diyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir. Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret dimi doktoru arayacak bi köylü. Neyse durumun vahameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, 'biz ne yapacaamızı bilemedik dohtor bey' falan der işte. Karşıdan doktor bişiler söyler. Muhtar döner arkasına: 'makattan verin dedi dohtor' der. Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar falan, ama makat ne bilen yoktur yine. Hasta ise gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyo baya. İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar varılır. Yine kimse aramak istemez doktoru. Nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bi yandan söylenmektedir: 'çok kızacak dohtor çok! ' diye. Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bişiler söyler yine.

    Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner:
    'çok kızacak demiştim size; götüne sokun dedi işte'

    (Can Yücel bu davadan beraat etmiştir)

  • Ebedi Köle
    Ebedi Köle16.09.2010 - 05:05

    Sıradan insan zihniyetine en uygun düşecek şair. Sevenlerin yaş ortalaması 15-16 olduğunu düşünmekteyim. %90'ının ise kız olduğunu. 'Aşk' şudur, 'aşk' budur gibi tanımlarından dolayı çok severler rahmetliyi. Gel gelelim bir Ömer Hayyam'ın, bir Fuzuli'nin, bir Aşık Veysel'in çırağı olamaz.

  • Nuray Parlak
    Nuray Parlak06.12.2009 - 16:41

    Boşver Be Yaşı Başı
    Boşver be yaşı başı!
    gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver? ....
    şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
    sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna,ondan haber ver?
    koyma bir kenara yüreğini,aç kapılarını,
    gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
    gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
    Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
    ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında,
    bırak aksın yollarına.
    yağ geç.yık geç,kimse inanmazsa inanmasın.
    sen inan yüreğine,
    hem ona geçmezse kime geçer sözün?
    büyü büyü...
    bak ellerin ayakların kocaman,
    aklında maşallah yerinde,
    e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
    akıllı ol yüreğin gelir peşinden,
    boşver yaşı başı,
    aşk var mı aşk,sen ondan haber ver?

    takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
    o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
    atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü.
    öl gitsin...
    parayı pulu savurup,
    bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin,
    savrul gitsin...
    boş ver be yaşı başı,
    kim tutar seni kim,
    kendi yüreğinden başka kim?
    aklını alda öyle git,
    ister bir duvara,ister bir odaya,ister kıra bayıra vur da git.
    dert etme ellerini,onlarda gelir seninle bırakmadıkça birine.
    O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
    seveceksen ve öleceksen uğruna....
    yaşa be,yaşa da öyle git,gireceksen toprağa...

    yaş 70'e gelse bile,hayat daha bitmemiş,
    sen mi biteceksin?
    çekeceksen bile bayrağı,
    YAŞADIM ULAN DİBİNE KADAR diyemiycek misin?


    Hayatı dibine kadar yaşamak için.....